161.
yapmaya çalıştım, olmadı. çöpe döktüm gitti.

çöpe giden yemeğin anısı mı olurmuş.
devamını gör...
162.
suyu şekeri ve şekerpareleri aynı anda atıp taş elde etmek.
ben sevmem bir de arkadaşıma sürpriz yapacaktım. *
devamını gör...
163.
başlık anı olunca kendimi durduramıyorum. tesadüfen az önce çamaşır suyu ve tuz ruhu karıştırdığımda başıma gelenleri yazmıştım. üstüne bu başlığı görünce anı perilerim kulağıma yine ancak yaykadınını bulacak bir şey hatırlattı. yazacağım mecburen.

yeni evli olduğum zamanlar. çorba bile pişirmeden evlenmişim zaten. yemek yapmakla aramdaki ilişki volvo ile doğan görünümlü şahin arasındaki kadar.

kocam bir akşamüstü telefon etti, başka bir şehirde yaşayan arkadaşı karısı ile geliyormuş, onları evde yemeğe davet edebilir miymiş?
kurban olduğum, yatıya bile çağırabilirsin, senin arkadaşını misafir etme gururunu bana yaşattığın için aslında benim teşekkür etmem lazım sana diyerek kapattım telefonu. yeni gelinlik zor zanaat.
telefonu kapatır kapatmaz annemi aradım. iki saat sonra yemeğe misafir var, ne yapabilirsin diye sordum. annem hiçbir şey demesin mi, meğer babamla beraber bir saatlik mesafede oturan bir ahbabımıza gitmişler, şimdi çıksalar bile yemek yetiştiremezmiş.
hay bin kunduz, annem yoksa ananem var nasılsa dedim. ama ananemin ev telefonu cevap vermiyor. ölene kadar cep telefonu hiç olmayan ananemden de aldım mı darbeyi, aldım.
kayınvalidemi aramayı kendime yediremiyorum. ona yemek yapmayı bilmediğimi henüz söylemediğim için hemen kendisini eledim.
karşı komşunun kapısını çaldım, onun da kapısı duvar.
hızlıca düşündüm ve aklıma kardeşim ve kuzenim geldi. kardeşim 16-17 yaşında yemek yapamaz ama ufak tefek işleri becerir. kuzenim de bize makarna yapardı aç olduğumuzda.
kızlar geldiler. hızlıca menüyü oluşturduk. menü diyorum da siz anlayın diye, sadece yapabileceklerimizin listesini yaptık aslında.
misafire sunmayı planladığımız yemekler şöyleydi, mercimek çorbası, tavuk sote, makarna, salata, puding.
öğrenci evi menüsü karşınızda.
tavuk soteyi yaktık, makarna önce dipdiriydi sonra lapa oldu, çorba eh işte ama salata ve puding on numara oldu.
eldeki malzeme bitti, vakit daraldı, misafirin gelmesine az zaman kaldı, kara kara düşünürken kapı çaldı.
canım anam eli kolu paketlerle kapıda beliriverdi. benim şahane yemek bilgimle misafir ağırlayamayacağımı bildiğinden telefonu kapatır kapatmaz yola düşmüşler babacığımla.
derin dondurucuda neyi var neyi yok almış gelmiş. yaprak sarması, börek, içli köfte gözüme görünüyor sandım.
yoldan teyzemi aramış, etle pilavı da ona yaptırmış. babam da onları getirmeye gitti, geri dönerken de baklava almış.
annem hızlıca mercimek haşlamasını elden geçirdi, sihirli bir dokunuşla çorbaya çevirdi. salatamız zaten vardı.
bir sofra kurduk ki akıllara ziyan. kocam eve gelip de masayı gördüğünde şaşkınlıktan bayılacaktı neredeyse.
o gün ağırladım misafirleri. yıllar içinde kim bilir kaç kez daha geldiler. pandemiden önce son geldiklerinde adam demesin mi, ilk seferdeki sofranın lezzetini yirmi yıl sonra ancak yakaladın diye.
aşırı çok pişmiş, yer yer kararmış tavuk sote, mercimek haşlaması ve lapa makarnanın tarifini isteyen olursa dün gibi aklımda.
devamını gör...
164.
tamda bugün işte. büyük bir hevesle kendi elcazımla sokak simidi yapayım dedim. nasıl bir iştah nasıl bir heves aman nasıl nasıl..... görüntü herşey çok güzel ama fiyasko. lastik gibi uzadıkça uzuyor. çiğnerken yorulduk, doyduk. sütlü tarifle yapmak daha mantıklı olacak galiba. hala bekliyor mutfakta isteyen varsa kargolayayım hemen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
165.
makarnam tamamen tencerenin kenarlarına yapışmıştı. tencereyi atmak zorunda kaldım.
yaptığım tuzlu çöreklerde su yerine bira kullandım. maya iyi çalışmamış. elde ettiğim çöreklerle "daş" savaşına gittim.
devamını gör...
166.
işlerin çok yoğun olduğu bir ara kimsenin oturup çay içecek zamanı bile yokken, koca bir tencere sütlü irmik helvası yapıp 8 10 kişi gömdük.inanılmaz lezzetli olmuştu. helvalar bitti 2 dk geçmeden herkes gözümün içine bakmaya başladı. 5 dk umursamadım sonra mecburen bir tencere daha yapayım mı? cümlesini bile bitirmeme fırsat vermeden evet evet evet evet evet.....
girdim haydi baştan. tekrar koca bir tencere yaptım. fakat bir matlık var bir aksilik var tam tabaklara koyacağım bir tadına bakayım dedim. ama o da ne. şeker değil tuz koymuşum. kapıdan çıktım. herkes bana bakıyor. ık mık şey ooo eee ıııı. o gün büyük ihtimal çok ağır küfür yedim ama duymadım.
devamını gör...
167.
böyle bir anım olduğunu bile unutmuştum. sağ olsun kardeşim bugün hatırlattı.

kardeşimin okulunda herkes bir şey yapıp getirecekti ve hep beraber yiyeceklerdi. ben de çok güzel kurabiye yaparım. ama o kurabiyelere ne olduysa olmamışlar. olmamış kurabiyeler okula nasıl gitti orası da ayrı bir merak konusu ama hatırlamıyorum. neyse okulda kurabiyeler ortaya çıkınca bakmışlar ki diş izi bile çıkmıyor kurabiyelerde. taş devrinde bile böyle sertlik olmamıştır. mermi diye silaha koysan adam ölür. canım kardeşim o gün ne kadar rezil olduğunu ve utandığını asla unutmaz ve bana da unutturmaz.
devamını gör...
168.
nedense yok aklımda çünkü yemek konusunu ciddiye alırım. bilmiyorsan karışma.
devamını gör...
169.
benim günlük halim . eserlerim henüz toplumda kabul görmüyor.
devamını gör...
170.
yeni evliyken birkaç tane biriktirilen anılardır.

elim yatkın diye erkek olarak mutfak sorumluluğunu aldım.

daha öncesinde de iyi yemek yaparım, ancak profesyonel anlamda aşçı olmayan her erkek gibi, dar bir portföyü çok iyi becerme şeklinde bir yemek becerisi var.

bir gün dedim ki mücver yapayım. aslında biliyorum kabaklar irice rendelenmesi lazım ama yeni evliyiz, eve halılar yeni gelmiş; rendemiz de yok. kulpunu iple çektiğimiz manuel blender var.

aldım bunu içinde kabakları çekip çekip koydum kaba. tüm malzemeyi karıştırdım ettim ama malzemeler acayip cıvık ve ayrık kaldı.
ne yapsam olmadı. evde malzeme de az, bir yumurta daha kırdım biraz daha un koydum nafile. yine de deneyeyim dedim.

attım bir parça yağa, darmadağın oldu. burada insanın uslanması ve olayı kesmesi gerek işte, ama yok.

düşündüm dedim ki ben tüm malzemeyi metal süzgece dökeyim, süzgeci tavaya batırayım, yekpare bir mücver olur.

bunu da denedim. süzgece doldurdum malzemeyi bastım tavaya.
ne oldu? malzeme piştikçe ayrılıp süzgeçten dışarı doğru çıkmaya başladı.

günün sonunda bir kevgir alıp, mücver partiküllerini iyice çektiği yağıyla birlikte bir çukur tabağa doldurdum. bir de yenir yenir bu diyip üzerini yoğurtladım.

tabak ikişer çatal alındı ve olduğu gibi çöpe gitti.

siz siz olun, kabak denen zımbırtıyı rendelemeyin. olur da rendelediyseniz de kızartmayı düşünmeyin.
devamını gör...
171.
kakaolu kek yapıcaktım 12 yaşlarında falandım ve evde kakao kalmadı diye içine süte karıştırılarak içilen kakaodan atmıştım.gayet mantıklı bir çözümdü bence.ama kek asla pişmedi içi su gibi kaldı sonrada üstü yanmaya başladı.ve tümünü dökmek zorunda kaldım.
devamını gör...
172.
ağır depresif ataklarımdan birini geçiriyorum. öyle ki uyuyamıyorum, yemek yiyemiyorum, banyo yapamıyorum o dönem. pencere kenarında sigara içip ağlıyorum sonra üşüyüp ikili koltuğa tüneyip ağlıyorum. kafam çorba gibi hiçbir şey izleyemiyor ve okuyamıyorum. günlerim nasıl geçiyor kendim bile anlamıyorum çünkü insan hiçbir şey yapmadan onca saati nasıl geçirir?

işte öyle günlerden birinde büyük bir inanç ve kararlılıkla ev arkadaşıma döndüm ve kurabiye yapacağım. dedim. evet, tam olarak mrs dalloway'in çiçekleri kendisinin alması gibi. kendiliğinden ve aniden ve bütün bir yaşam buna bağlıymışçasına.

ellerimi yıkadım, internette gözüme bir tarif kestirdim ve gerekli malzemeleri bir kabın içinde karıştırdım. yoğurdum. yuvarlak şekiller verdim ve yağladığım tepsiye dizdim. gururla fırına yolladım tepsiyi ve yere oturup kurabiyelerimi izlemeye başladım.

bir süre sonra burnuma yanık kokuları gelmeye başladı. bir baktım üstü henüz kızarmaya bile yaklaşmamış kurabiyelerimin altı yanmış. oturduğum yerde ağlamaya başladım. ev arkadaşım koşa koşa geldi. bir yandan kurabiyeleri gözümün önünden uzaklaştırmaya, bir yandan beni teselli etmeye çalışıyor.

güller, diye düşündü alayla. hepsi çöpe güzelim. yeme-içme, çiftleşme, iyi günler, kötü günler derken hayatın hiç de ilgisi yoktu güllerle- izninizle kurabiyelerle de...
devamını gör...
173.
kurbanda gelen eti televizyondaki sefler gibi yapmaya çalışmıştım ve lastik gibi bir şey olmuştu tava da kötüydü salakça bir denemeydi. birtakim anılardır evet.
devamını gör...
174.
öğrencilik zamanlarımda, aşçılar gibi tavayı yakmaya çalıştım. sonuç evde olan davlumbaz alev içinde kaldı.
üstüne çok zeki arkadaşım suyu boca edince, ocakta olan tava içindeki yağa denk geldi ve tahmin edersiniz her yer alev aldı.
az daha istanbul'un göbeğinde patlama diye 3. sayfa haberlerine konu olacaktık.
devamını gör...
175.
ilkokulda arkadaşım gelmiş bir heyecanla spagetti yapacağım diye mutfağa koşmuşum. suya yağ yerine sirkeyi boca etmişim afiyetle yemişiz. mis.
devamını gör...
176.
kadın budu köfte yapmaya çalışmıştım. o zaman yaşım 16'ydı. sanki yılların aşçısı gibi hedef yemeğimi bu seçmiştim, büyük bir saçmalık. neyse efendim, tam olarak ne yaptım nasıl yaptım hatırlamıyorum, tarifini de asla bilmiyorum ancak bu yemeğin kıymaları tam olarak pişmemişti. kardeşim ve babam 'güzel olmuş, güzel güzel' diyerek yediler sağolsunlar. yani gerçekten sağ olsunlar çünkü kıymalar yeterince pişmemişti. ertesi gün köfteleri fırınladık ancak ne moral ne motivasyon kalmadı bende, böyle de pes etmeye meyilliymişim.
bundan daha fail bir anım var lakin onu prime üyelere anlatmayı uygun gördüm.
devamını gör...
177.
benim değil de kız kardeşimin var bir tane. annem yok o gün, kız kardeşim yemek yapıyor (taze fasülye) tipik güneyli bir aileyiz, acıya bayılırız, salça kavanozları yan yanaymış, biri normal çarliston biber salçası, diğeri süs biberi salçası ...renkleri aynı, koku aynı, süs biberi salçasını basmış yemeğe salça diye. (normalde bir şeker kaşığı koysan adamı havaya uçurur) neyse geldik sofraya aldık dolu dolu ilk kaşığı...kaşığı alan evi tavaf ediyor...
sonuç: ne yapıp yapıp yedik o yemeği, pilavla falan seyrelterek.
devamını gör...
178.
şeflere özenip içi az pişmiş yumuşak et yapmayı denerken kayış gibi bir lastik elde etmektir. ondan sonra bir daha böyle bir şey denemedim.
devamını gör...
179.
başarısız yemek diye bir şey yoktur, "bu benim yeni tarifim" vardır.
devamını gör...
180.
hangisini anlatayım?
pilav yaparken şehriyelerden yangın çıkardığımı mı, köfte kızartırken tavayı yakıp tüm binayı kokuttuğumu mu, kalıptaki keki soğumadan çıkardığım için mahvedip çöpe attığı mı, limonatayı şeker ve su eklemeden yapıp okula götürdüğümü mü*?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"başarısız yemek yapma anısı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim