161.
arkadaşlar bu rahatsızlıkla yaşanmaz hayatınız boyunca insanlar tarafından ezilir, hiç bir şey yapamaz ve içine kapanık bir asosyal olarak ölürsünüz. gidin güzel bir terapi görün kendinize gelin. evet.
devamını gör...
162.
dünyanın en ezik hastalığı.
devamını gör...
163.
sosyal anksiyete bozukluğu, tıp literatüründeki ismi.
utangaçlıkla karıştırılmakla birlikte , sosyal ortamlarda yoğun kaygı duyulması şeklinde baş gösterir. bu hastalığa mensup kişiler , mümkün olduğu sürece sosyal ortamlardan kaçınmaya, bulunması durumunda ise dikkat çekmemeye, ilgi odağı olmamaya çalışırlar. karşıdaki insanın gözünün içine bakamama en büyük belirtilerden biridir. alay edilme, aşağılanma, reddedilme, olumsuz eleştiri gibi durumlarda aşırı hassas ve tahammülsüz olurlar.
bu olumsuz duygulardan kurtulmak için de kendilerini rahatlatacak ve özgüven sağlayacak maddelerden medet umarlar; alkol, uyuşturucu gibi. bu hastalığa dahil olan kişilerde bağımlılık oranı yüksektir.
bu hastalık sahibi kişiler korku duyulan olaylardan, ortamlardan kaçma eğilimindedirler ve dikkat çekmemeye çalışırlar. yanlış bir hareket veya sözde alay edileceği, küçük düşürüleceklerinden korkarlar. kalabalık önünde konuşamama da bu hastalığın belirtilerindendir. yeni ortamlara girmekten korkma, alıştığı ve kendisine zarar vermeyeceğini düşündüğü insanlardan oluşan küçük bir toplulukla idare etme, kimseyle çok samimi olamama, verilecek cevaplardan korktuğu için kendiyle ilgili soru sormama; aşağılandığı ortamda bulunmak istememe( bu iş ortamı bile olsa) ve kaçıp o duygudan kurtulmak isteme gibi davranışlar sergilerler.
bu hastalıkta gerçekte ne olduğu değil, korkulan durumun kendilerinde yarattığı duyguya odaklanırlar. sonrasında gelsin depresyon.
bu hastalık genetik özellikler göstermektedir. beyinde bazı kimyasal bozulmalar ve dengesizliklerden oluşur.ama ortaya çıkışı genelde travmatik etki yaratan dalga geçilme, dışlanma veya küçük düşürülme durumlarında ortaya çıkar.
bir dönem bu hastalıkla mücadele eden ünlüler: einstein, adele, david bowie, neil armstrong.
bu hastalığın kesin bir tedavisi yoksa da ilaçlarla ve psikoterapi ile iyileşme olasılığı artıyormuş.
devamını gör...
164.
4 senedir kahrını çektiğim illet hastalık. belli bir yaştan sonra hafiflediği söylenmektedir ancak sorun şu ki sosyal fobi en dinamik, en genç dönemlerinizde vücudunuza giren ve bir daha geri gelmeyecek yıllarınızı ot gibi yaşamanıza sebep olan bir hastalıktır.

yani özetle gençken yaşayamadığınız onlarca olaydan sonra 30 yaşından sonra sosyal fobinizin geçmesi size tek bir sonuç verir. boşa yaşanmış, iyi değerlendirilmemiş bir gençlik, bomboş bir hayat. bu yüzdendir ki kişisel gelişim düşmanıdır.

çoğu insana komik gelir ama başa gelmeyen cidden anlamaz.

kendi hayatımdan en basit örnekleriyle:

-eksik para üstünü isteyememek
-otistik bir yürüyüş şekli (baş öne eğik, kollar hareketsiz, mahcup bir surat ifadesi)
-tek başına bir kafede bir lokantada yiyip, içememek.
-yabancılara soru soramamak (bir keresinde soru sormaya korktuğumdan kaybolmuşluğum vardır)
-insanlar bana mı bakıyor bana mı gülüyor hissi.
-sunum yaparken, konuşurken ki sürekli söylenecekleri tartma, düşünme, hesaplama eylemi sonucunda ağlamaklı, titrek bir ses tonu ve üzerine keban barajı boşalmış gibi terden ve utangaçlıktan gelen terleme izleri.
-karşı cinsle konuşamama, sıkılma hali bunun surat ve beden hareketlerine yansıması vesaire.

içine kapanıklık veya asosyallikle karıştırılmamalıdır. çünkü bu iki kişilik modeli yalnızlıktan, çevresinde az insan olmasından mutludur. sosyal fobikler ise bunların aksine içten içe çok sıcakkanlı, sempatik, sürekli birileriyle tanışmak, arkadaş olmak, eğlenmek isteyen ama bunu yapamayan insanlardır.
devamını gör...
165.
berbat bir şey. daha önce bin kez söylediğim gibi hemen her kişi için oldukça basit bir eylem olan yürümeyi bile işkence haline getirebiliyor bu.
devamını gör...
166.
arkadaşı olmayan insanlarla diyaloğu sıfır olup dış dünyadan kendini soyutlamış kişidir. evet.
devamını gör...
167.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

allah kahretmesin.
devamını gör...
168.
konuştuğun kişinin gözlerine bakmaya engeldir. grup ortamında konuşmana engeldir. topluluk önünde konuşmak işkencedir. bazen telefonu bile açmaya cesaret edemezsin.
devamını gör...
169.
okumuş olduğum en etkili tanım şuydu; "kalabalık bir sınıfa girdiniz ve birden çırılçıplak olduğunuzu farkettiniz, tam olarak ne hissederdiniz? yüzünüz kızarır, herkes size bakıyormuş gibi gelir, vücudunuz stresten kasılır, kalp atışınız hızlanır ve oradan derhal çıkmak istersiniz. işte sosyal fobili bireyler de buna benzer bir durum içerisindeler."
sosyal anksiyete bozukluğu olarak da bilinen duygudurum bozukluğudur ve ülkemizde de sıklıkla görülmektedir. genellikle çekingenlikle karıştırılır ancak durum bu kadar da basit değildir. hastalığın oluşumunda genetik faktörlerin de etkili olduğu söylenmektedir. genellikle baskıcı, kıyaslayan, kontrolcü, eleştirel ebeveyn davranışları sebebiyet vermekle birlikte çevresel ve psikolojik faktörler de bu rahatsızlığın meydana gelmesinde etkilidir.
iki türü vardır: ilki duruma bağlıdır, belirli durum ve olaylarda görülür; diğeri genel sosyal fobidir ve kişinin tüm yaşam alanlarında etkilidir.
belirtileri genellikle göz teması kuramama, sosyal ortamlarda bulunmaktan kaçınma, sosyal ortamlarda terleme-titreme-nefes alamama, telefonla dahi konuşmaktan kaçınma, kaygılı zihne engel olamama, herkesin kendisini izlediği ve yargılayacağı düşüncesi hakimiyeti şeklindedir. aslında kişiden kişiye de farklılık gösterir.
çekingenlikten farkı aslında şöyle örneklendirilebilir; çekingen kişi sosyal bir durum karşısında ilk adım atan ve girişken davranışlar sergileyen birisi değilken bir süre sonra kendisini biraz zorlayarak o sosyal durum içerisine girebilir fakat sosyal fobisi olan birisi için bu durum kaçınılabilecek son noktaya kadar ertelenir ve sosyal durum içerisinde de gittikçe rahatlama, açılma olmaz- istemeden dahil olduğu 'şey'den biran önce kurtulmak ister.
tedavisinde ise psikoterapi ve/veya psikiyatristinizin belirlediği seçici seratonin geri alım inhibitörü grubunda yer alan uygun ilaç ve dozlar öngörülmektedir.
sosyal fobisi olan bir birey bu durumdan hiç sıyrılamayacak hissine kapılıyor, çünkü gerçekten büyük bir karanlık içerisinde hissediyor, yalnız hissediyor bazen de farklı hissediyor ancak durum bu kadar spesifik değil arkadaşlar, beynin kimyası bozuluyor ve yeterli seratonine sahip olmama bu dehlizleri çıkmaz gibi gösteriyor.
ilk farkettiğiniz an en erken andır. lütfen hafife almayın, geçer diye bakmayın, ben de çekingendim gibi kıyaslamalara kulak asmayın; bırakın psikiyatristiniz 'bu durum geçer, senin bir şeyin yok' desin. çünkü günden güne karanlık ve umutsuzluk içerisine çekildiğinizi farketmeniz zaman alıyor ve bunun ciddi bir sorun olduğunu gördüğünüzde aynı umutsuzluk tedaviye yönelik inancınızı azaltıyor.
devamını gör...
170.
bir zamanlar otobüste inmek istediğim yeri söyleyemediğim için birkaç durak fazla gider, birisi inince onunla iner ve eve yürürdüm. aynı şekilde otobüsü durdurmak için birisinin gelip durdurmasını beklerdim. şimdilerde daha iyiyim, en azından otobüsü durdurup inmek istediğim yeri söyleyebiliyorum ama hâlâ devam eden garip takıntılarım var. illet bir şeydir.
devamını gör...
171.
sosyal fobi ve asosyallik aynı değildir.sosyal fobi asosyalliğin aksine bir hastalıktır.insanlar ile iletişiminiz düşük seviyede olur,kendinizi yeterince ifade edemezsiniz.dışarıdan çekingen sanılırsınız ama öyle değildir.arkadaşlarımın yanındayken rahatça konuşurum,kendimi diğer insanlara olana kıyasla daha iyi ifade ederim ama tabii ki üzerimde yine bir tutukluk olur.
devamını gör...
172.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
173.
geçen hafta bende olabileceğini öğrendiğim fobi türü. ya jfknckdjfk üzülünce yemek yiyorum diye çıktığım bu yolda ne borderline kişilik bozukluğu kaldı ne sosyal fobi. herkes mabadından teşhis uyduruyor. hayır hepsi haklıysa problem yumağıyım, zannetmiyorum ki problem yumağı olup da sessiz sedasız (?) bu yaşıma geleyim...

kişilerin sosyalleşme, insan içine çıkma hatta ortalıkta olma gibi durumlarda kaygı duymaları ve bazen bedensel reaksiyonlar da vermeleri hali. tabi her psikolojik problem gibi, bunun da seyri kişiden kişiye değişiyor. herkes aynı şekilde kaygılanacak değil. kimisinde dışarıda lavabo kullanamama, toplu taşıma kullanamama, birileri varken yemek yiyememe gibi (bence baya) zorlayıcı hallerde görülürken kimileri de işte okulda sunum yaparken ne bileyim bir iş görüşmesine gidecekse falan kaygı yaşıyormuş ama bu spesifik durumlar dışında yaşamını nispeten rahat (bence) sürdürüyormuş.

bana bir kitap söylemişti psikolog. al ille de oku demedi ama seviyorum araya psikoloji ile alakalı bir şeyler sokuşturmayı, o yüzden ben kendime dedim al ille de oku diye*. üçte birini de okudum. hem genel bir fikir veriyor, hem yalın ve akıcı, hem de içinde alıştırma gibi şeyler var galiba. kendinde olduğundan şüphe eden veya sadece merak eden varsa okuyabilir, tavsiye ederim. ancak kitapta da uyardığı gibi kendinize teşhis koymaya kalkmayın, şüphelerinizi arttırırsa okuyacaklarınız, gidin bir bilene sorun. * kitabın ismi sosyal fobiden hayata yolculuk, yazarı kadir özdel.
devamını gör...
174.
nasıl yenicez bunu ya?

bugün 60 kişi önünde drama çalısması yaptım. az kalsın ölüyodum. gözlerim karardı, kalbime çarpıntı girdi, diyeceklerimi unuttum, bildiğin kekeledim. zorda olsa bitirdim ama sonunda yüzüm kıpkırmızı olmuştu.

aslında daha önceden de böyle şeyler yaşadığım için yani korkumu yenmek için dramaya katıldım ama ne yaparsam yapayım hiç iyileşme yok, hep daha kötüye gidiyor.
devamını gör...
175.
hayatımı mahvetme noktasına getiren bir ilettir . genel olarak genetik , ama yetiştirme ile ilgisi olduğunu düşünüyorum. nitekim eğer anne ya da babanız sosyal fobiyse sizde aslında bu hastalığa maruz kalmış bir kişi oluyorsunuz.

kendi sürecimden size biraz bahsetmek isterim. eğer bu süreci okumak istemiyorsanız , şimdi başka başlıklara girip , tanım girebilirsiniz. malum benim derdim kimsenin zamanını alacak kadar değerli değil .

efendim bu hastalıkla ilk karşılaşmam ortaokul yıllarında oldu. kurulan arkadaşlıklar , insanlarla iletişimde bir sorun olduğunu fark etmiştim. mesela sözlüye kalkmak demek benim için ölüm gibi bir şeydi. zaten ne zaman tahtaya kalksam , yüzüm kızarıyor ve kalbim hızlı hızlı atıyordu. bu nedenle bildiklerimi de unutuyordum.

bununla birlikte başka bir hastalıkla mücadele ettiğimi fark etmiştim. (bkz: dikkat eksikliği). ikisi bir araya gelince derslerimin berbat olması kaçınılmaz bir durum oluyordu. derslerin vahim durumları neticesinde veli toplantı zamanları benim için bir zulümden başka bir şey olmuyordu.

işinin ehli olmadıklarını düşündüğüm öğretmenlerimin benim başarısızlığımı çalışmamamdan kaynaklandığını peder beye iletmesi ve bu iletimi yüksek sesle belirtmeleri durumunda akşam ev yangın yeri oluyordu.

tabi hala benim psikolojik bir hastalıkla uğraştığımın bilincinde olmayan hem ailem hem de öğretmenlerim beni acımasızca eleştirmeye devam ediyordu.

başarısızlıklarla geçen ortaokul serüveninden sonra artık liseye geçişim olacaktı. bu süreçte düşük puanlarla birlikte yerim meslek lisesi olmuştu. liseye başlayınca hastalığımın boyutunda büyük bir artış olduğunu gözlemlemiştim.

bunu da okulda hoşlandığım kız yüzünden anlamıştım. kızın yanından geçerken kendim bir tuhaf hissediyordum. aşık gibi düşünebilirsiniz ama tam olarak daha farklı bir duyguydu. sebepsiz bir şekilde yüz kızarması , kızın yanına gidip konuşamamak gibi saçma şeylerdi. nitekim zaten kızın benim ondan hoşlandığımı söylememe gerek kalmadan yüzümün kızarması sebebiyle anlayabiliyordu.

evre olarak artık fobi ilerlemeye devam ettiği için yavaş yavaş yalnız kalmaya başlamıştım. çevremde kimse kalmayacak kadar bu devam etti. diğer arkadaşlar hafta sonlarında birlikte vakit geçirirlerken ben evde bilgisayarda oyun oynuyordum. bir nevi onlar yaşarken ben kaybediyordum.

zaman içinde artık bu şekilde devam edemeyeceğimi anladığım için peder beye açılmaya karar verdim. bütün olanları , yaşadıklarımı anlattım . üzüldü . birlikte ağladık falan. sonra ertesi güne bir psikologdan randevu olarak çözüm için bir başlangıç yaptık.

psikolojim iyi olmadığı için anne ve babayla gitmenin doğru olacağını düşündüm ve onlarla birlikte kliniğe gittik.

psikolog ilk önce anne ve babamı içeri alarak görüştü. ardından en son beni odaya çağırarak görüştü. konuşma arasında klasik şeyler oldu. ben dertlerimi söyledim o akıl verdi. sonra biraz test gibi şeyler yaptı ve eve gönderdi.

bu arada 2004 yılında 50 tl gibi bir ücret ödemiştik. bu yüzden 8 yıl kadar psikolog yüzü görmedim.

sözün özü psikolog pek işe yaramamıştı. sosyal hayatın içinde olabilmek o kadar kolay değildi. bir kere fiziksel olarak bile akranlarıma meydan okuyamıyordum. aralarında sürekli ezilen kişi bendim. bu durum bir süre sonra büyük boyutlara ulaşmıştı ve çığırından çıkmıştı.

gelen tokatlıyor , giden tokatlıyor. işte hakkımı arayamadığımın farkına o zaman varmıştım. boğazıma kadar gelen küfür yada hak aramakla alakalı cümleler bir şekilde geri gidiyordu. bu yüzden hep içime atmakla yetiniyordum .

okuldan sonra eve gelince , tüm sinirimi haliyle ev ahalisinden çıkarıyordum. sanırım benimde gücüm onlara yetiyordu. bu kötü bir durum ama benim yaşadığım durumda kötüydü.

"okulda melek , evde şeytanı oynuyordum ."

bununda sosyal fobi belirtisi olduğunu o zamanlar bilmiyordum , ama maalesef öyleymiş . bu durum böyle devam ederken tüm zorbalıkla geçen lise dönemi bitmişti. sonuç olarak bozuk olan psikolojim daha fazla bozulmuştu.

bu durum ailem için pek fazla dert değildi. onlar için gerekli olan tek şey başarılı olmamdı. ama ben başarılı olmaktan ziyade daha basit bir şey olan toplumla iletişime geçemiyordum. hani başta demiştim ya dikkat eksikliğim de var . bu hastalık yüzünden lisede de başarısız bir şekilde mezun oldum ve üniversite sınavında güzel bir şekilde çakıldım.

neyse bir şekilde üniversiteye girdik. ama hastalık hep devam etti. sanırım kendileri beni yok etmek için görevlendirilmiş bir şeydi. belki de doğal seçilim böyle istiyordu.

son olarak çevrenizde benim gibi kişiler varsa ,onları fazla sorgulamayın . onlar böyle istemezdi , hastalık böyle istiyor. . .

the and
devamını gör...
176.
doktoruma göre aşırı yoğun yaşadığım ve tedavisi için uzun yıllar çabalamam gereken hastalığım. hastalık demek yerine kişiliğim diyebilirim aslında. yaşamak bu durumda çok zor geliyor arkadaşlar
devamını gör...
177.
tam olarak geçmiyor ancak asla eskisi gibi de kalmıyorsunuz. çok çirkin bir durum, içinde bulunduğunuzda azıcık dahi geçeceğine inanamıyorsunuz, hep böyle yaşayacağım diye düşünüyorsunuz.
azalıyor güzel insanlar, epey azalıyor. umutsuz olmayınız, kendinizi huzura teslim ediniz.
eppur si hatipoğlu
devamını gör...
178.
şöyle bişey olabili'r
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
179.
#1174057
1 yıl sonra bir güncellemek istiyorum.

öncelikle dönem dönem olsa da ömür boyu devam edecek bir psikolojik desteğe ihtiyacınız olduğunu kabullenmek işleri kolaylaştırıyor. destek almak ayıp ya da korkunç değil. susadıkça su içmek gibi düşünün. "ihtiyacım var ve alıyorum."

aptallığı içinde boğulanların "abartıyorsun" demesine aldanmayın. ne hissediyorsanız o, ne eksik ne fazla.

bakımlı olunca her şey buhar olup uçmuyor. "ayh böyle pasaklı gezsem ben de kendimden utanırım" diyenlerin ağzının ortasına bir tane patlatın, hak etmiştir, günahı benim boynuma.

bir gün bir şey olacak ve hayatınızı bu fobiyle geçirmekten sıkılacaksınız. bayağı bayağı varlığı canınızı sıkacak ve işlevsiz bir uzvunuzu amputasyon etmek istemek gibi bir duygu yaşayacaksınız. ne onunla ne onsuz hissi. tam o noktada psikolojik destek alın.

sizinle benzer hissi yaşayan ve bunu atlatan insanlarla birlikte olun. sizi en iyi onlar anlar. çok heveslendiği, sabırsızca beklediği işin sabahında korkusundan yataktan çıkamayan ve vazgeçen ya da vazgeçmeden sürüne sürüne evden çıkan insanlar... bu hissi yalnızca yaşayan bilir. kaç imza gününe, kaç konsere tek başına bu şekilde gittiğimi bilmiyorum.

kendinize bu insanlardan bir arkadaş grubu oluşturun ve birbirinizi asla zorlamadan, sabır ve anlayışla etkinlikler düzenleyin. birbirinizi davet etmekten asla vazgeçmeyin. bir kere gücü olmaz, iki kere gücü olmaz, üçüncü de olur o güç. ne sizin ne onların "ben bu sefer katılmayayım" ile "ben geliyorum" arasında bir yargısı olmasın. geliyorsa gücü vardır, ne güzel; gelmiyorsa gücü yoktur, zorlamayın. kimseye de bu yüzden sitem etmeyin. sitem edenle de bağlantınızı kesin. çok biliyorlar maşallah. *

birlikte bir etkinliğe karar vermişseniz ve onlar katılma gücünü bulamadıysa siz sürünerek de olsa tek başınıza gidin. "onlar yok, ben de tek başına gitmeyeyim", "yalnız hiçbir şey anlamam" demeyin. ısrarla devam ederseniz böyle böyle içinizde güç bulmaya başlayacaksınız. buraya birileri ile planlayıp sonunda tek başına yaptığım etkinliklerin listesini bırakıyorum. (2 tanesi gece yarısı biten toplam 3 konser, 1 milli bayram yürüyüşü, 2 müze gezisi + sergi)

bunları hallettikten sonra noktayı şöyle koydum sosyal fobiye #2189596
devamını gör...
180.
toplumda ezik ve silik bir imajınız olmasına yol açar. kötüdür.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sosyal fobi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim