iyi kadınların yanındalar merak etmeyin.
devamını gör...

değdi mi?
devamını gör...

aynı zamanda "beni neden sevmediniz" diyen yazardır. yalnız üzgün biçare hissetmiştir. montunu alıp gitmiştir.
devamını gör...

'91 yapımı nevermind albümünden bir nirvana şarkısı.
devamını gör...

insanı en zaaflı hale getiren şey, sevgi, ilgi, onay bağımlılığıdır. paradoksal olan ise, ne kadar sevgi, ilgi ve onaya muhtaç değilsek, o kadar sevilebilir hale geliyoruz. muhtaçlık enerjisi, insanı itici hale getiriyor. insan kendini sevdiği ve olduğu gibi kabul ettiği zaman, zaten etrafında ya onu olduğu gibi sevenler oluyor ya da kabul edemeyenler, hayatından bir şekilde çıkıyor...
devamını gör...

hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını her hatırlayışımda:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevgilisinin isteği üzerine arkadaşlığınızı bitirdiği andır.
devamını gör...

1935 istanbul doğumlu gazeteci. babası selim ragıp emeç demokrat partinin kurucuları arasında olan eski bir milletvekilidir.
çetin emeç hayat ve ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğünün yanı sıra hürriyet ve milliyet gazetelerinde bir süre genel yayın yönetmenliği yapmıştır.

kendi zamanının duayen gazetecileri arasında yer alan çetin emeç, 7 mart 1990 yılında evinden işine giderken şoförü ile birlikte suikaste kurban gitti. mezarı zincirlikuyu mezarlığındadır.

çetin emeç suikasti 90'lı yılların ilk faili meçhul cinayetlerindendir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransızca daki pastanın karşılığı biz de makarnadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bulutlara dokunmaya çalışırken
devamını gör...

kitap okuduğunuz zaman gözlerinizle okumanız gerektiğinin ıspatı niteliğinde golding romanı.

türkçeye mina urgan çevirmiştir.

peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.

kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.

vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.

"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.

ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.

bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.

iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.

sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.

gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



ama tabii, leyla yetişkin bir kadın olduğunda, zaman zaman, bir gömlek ütüler ya da çocuklarını salıncakta
sallarken, önemsiz, küçücük bir şey, belki sıcak bir günde tabanına değen halının ılıklığı ya da bir
yabancının çıkık alnı, malum ikindiye ilişkin bir ayrıntıyı, bir anıyı fitilleyiverecekti. ve her şey, bütün anılar
doludizgin dönecekti. nasıl ansızın kendiliğinden oluverdiği. akıl almaz tedbirsizlikleri. beceriksizlikleri.
birleşmenin acısı, zevki, hüznü. sarmaş dolaş bedenlerin yaydığı ısı.
anılar içini bir sel gibi kaplayacak, soluğunu çalacaktı.
fakat sonra, geçip gidecekti. o an bitecekti. geride, kendini sönmüş bir balon gibi, havası boşalmış gibi
hisseden, belli belirsiz bir huzursuzluk dışında hiçbir şey hissetmeyen leyla'yı bırakarak.


khaled hosseini
bin muhteşem güneş

yıllar önce okumuştum bu kitabı. bugün yeniden başladım. bu bölümü bulup yapıştırdım. burada bir yerde kalsın istedim. yıllar önce de çok sarsmıştı beni bu hüzün. yine kendimi gözlerim dolu dolu buldum. insan aynı kitaba 2 kez ağlayabilirmiş demek ki.
devamını gör...

erkek değildir.
devamını gör...

(bkz: the killing) sigaraya özendiren dizidir. o kadar çok sigara içerler ki dizi de insanı sigaraya bile başlatabilir. polisiye seven insanlara tavsiyemdir.
devamını gör...

belki o gün doğar kalbim yine küllerinden.
devamını gör...

kartal başına ve kanadına, aslan gövdesine ve pençesine sahip, antik yunan ve pers mitolojisinde yer bulmuş tuhaf bir yaratık.
bu arada antik yunan ve perslerin griffonlarını ayırmak mümkün, yunan griffonlarının başında bir diken mevcut.
devamını gör...

çubuk kraker bilek, parmak meraklısı bir arkadaşın hoşuna gidecektir*
devamını gör...

ben çok gözlüyorum yahu. bana, "kendimi kirlenmiş hissediyorum. çıkın artık profilimden" diye bir mesaj gelmediğine göre yok böyle bir bildirim. korkmayın, zevk alınan bu ufak sapıklığa devam edin dostlar. hem okunsun diye yazılmıyor mu onca şey. okuyoruz biz de, başka bir şey mi yapıyoruz alla alla ya.*
devamını gör...

demekki varmış. bi yazara nickaltı girdiğimde bana şey demişti şey: ama ben kimseye nickaltı yazmıyorum. anlık bi şok yaşadım, sonra iyi de ben karşılık beklediğim için yazmadım ki .. dedim.
demekki herkes karşılıklı yazıyormuş ki, o da bundan mütevellit böyle söyleme gereği duymuş.

iyi bunu da öğrenmiş olduk. artık üzülmem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim