...
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

ismet özel/münaacat
devamını gör...

etmeyin, kankacı olursunuz bak sonra.
devamını gör...

belirli bir dönemde kullanılırken, kullanan toplumun diğer bir dili de kullanmaya başlamasıyla ve sonradan kullanılmaya başlanan dilin daha geçerli hale gelmesiyle, önce ki dilin işlevini yitirmesi ve konuşulmamaya başlanması sonucu körelip unutulmuş dillerdir.

grekçe, akadca, frigce, göktürkçe, hititce, fenikece, urartuca, sümerce yaşamları sona ermiş dillerden sadece bir kaçıdır. allah rahmet eylesin.

günümüzde can çekişen ve yok olmaya yüz tutmuş bazı diller de vardır, son demlerini yaşayan bu diller; lazca, zazaca, hemşince, abhazca ve çerkezcedir. allah şifa versin.
devamını gör...

bugün islam dünyasında çakal şeyhler, üçkağıtçı hocalar var, dünyada da birçok peygamberim diye çıkan insanlar var. git bak bakalım nasıl lüks içinde yaşıyorlar. daha bir kaç ay önce güney afrika'da "prophet bushiri" kendine inananlardan milyonlar toplayıp, son model arabalar, en güzel evleri aldı.
eğer peygamberimizin hayatını okursan zengin bir eşi olan çocuklu bir adam olduğunu, ticaret yaptığını, aile kabile bakımından saygı duyulan bir konumda olduğunu görürsün.
ama islam hakkında konuşmaya başladıktan sonra peygamberimiz ve inananları ilk başlarda dalga geçilmiş sonra hakaret, küfür, saldırı, işkence, hapis ve ölüme kadar gitmiş. yani bugünkü fetöcüler yada başka pastayı paylaşanlar gibi refaha, bolluğa gelmemiş tam tersine ellerindeki bolluğu kaybetmiş hem peygamberimiz hem inananlar.
medineye geldikten islam devletini kurduktan sonra da değişen birşey yok. bir devlet başkanı düşün, sana saray yapalım diyen halka yok istemem deyip, vefat edene kadar caminin bir odasında yaşıyor ve oraya gömülüyor, başkaları gibi koskoca türbeler istemiyor.
eğer zaten islamı sevmiyor da kendine bahane arıyorsan zaten ne denilirse denilsin sen iman etmezsin, ama birşeyleri belkide duymamış olduğun için şüphe duyuyorsan, peygamberimizin hayatını oku, sonra kendin karar ver bu adam üçkağıtçı bir yalancımı, değilmi. ondan sonra ister iman et, ister inkar et, sen bilirsin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hindistan'da kadınlar, erkeklerle evlenmek için için başlık parası vermektedir.
devamını gör...

evlendikten sonra hayatın 180 derece değişmemesi.
arkadaşlar, yalnız geçen vakit, aile ile geçen vakit, ve en önemlisi çocuk öncesi ve sonrası kişinin kendisine ayırabildiği vakit.

her payda birbirine eşit olmalı, herkes bireysel vakit de geçirebilmeli. kusura bakmayın, el ele diz dize geçen zaman çabuk tatsızlaşıyor.

ne olursa olsun çiftler birbirini hayatının merkezine koymamalı. yoksa saygı da yok oluyor.
devamını gör...

yazılanlara baktım da bazıları tekrara girecek olsun.

edebiyat, sanat iyi olanı, biçimsel olarak ve içeriksel olarak güzel olanı anlatmak gibi bir misyon ediniyor genellikle kendine. işte söz sanatları, tek ve büyük aşk anlatıları, iyilerin kazanması vs gibi.

fakat yeraltı edebiyatı başlığında diğer sanatları da düşünecek olursak. edebiyat/sanat güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmak zorunda değil. zaten bu belli bir doğrunun olmadığı ve hiç bir zaman da olmayacağı sanat sanat için mi yoksa halk için mi gibi bir tartışma.

yeraltı edebiyatı bu güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmanın anlamsız olmasından çıkıyor biraz da.

evet eril dil olacak, evet cinayet, fuhuş, uyuşturucu olacak, üstte yazan birine katılıyorum toplumdan dışlanan, sevilmeyen bir anti-kahramanı olacak.

bu sizi rahatsız edebilir, zorlama gelebilir, bu edebiyatı seven insanlar boş insanlar gelebilir. amma lakin ki bu edebiyatı seven, elimden geldiğince çoğu kitabını okuyan biri olarak değildir.

elbette eleştirilebilecek kısımları var. örneğin bandrol işi yazılanlardan bir tanesi.

fakat ruhumuzun asi, tutunmayı reddeden, kontrollü dibe vurmaktan hoşlanan fakat modern hayat koşullarında bu tarafını elimizden geldiğince baskı altına alan bizleri, akşamları sigaramızı yakıp, bu türe ait kitaplar eşliğinde asla yaşayamayacağımız hayatları, olayları okuma keyfini küçümsemek de hoş değil.

son olarak:

asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkârların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili, sesi yeraltı edebiyatı...
devamını gör...

pencere açık ve radyo dinleyerek uyuduğum 2000'li yıllar ve tam bu saatlerde radyonun cızırtısıyla uyanılan yazlar.
devamını gör...

onu görmek için fırsat kolladığını ve bahaneler aradığını farkettiğin, kendini önceden alay ettiğin şeyleri yaparken bulduğun an.
muhtemelen, belki yazar diye elinde telefon saatlerdir hiçbir şey yapmadan çevrimiçi oluşunu izliyorsundur.
devamını gör...


uzaklaşıyorum ellerinizden uçabildiğim kadar!
devamını gör...

nesli tükenme tehlikesi altında olan, genellikle akdeniz ve karadeniz kıyı şeridinde doğal olarak yetişen zambak türü. koparılması veya köküyle birlikte çıkarılması durumunda yüklü miktarda para cezası uygulanır, yurt dışına çıkarılması yasaktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğraf: www.aa.com.tr
dünya gözüyle görmek, koklamak isteyenler için muğla/datça'da knidos antik kenti içerisinde kum zambağı mevcuttur.
devamını gör...

hayatımda sadece bizim ailede duyduğum atasözü:

(bkz: s*kinde ekşimik görmüş, mandıra sanmış)

hayır bir de diyorum ki "siz mi uydurdunuz? doğru söyleyin." ısrarla bunun bilinen bir atasözü olduğunu söylüyorlar. *
devamını gör...

merhaba sevgili sözlük ahalisi,
bu akşam babylon avenue akşamı ve günümüz hit şarkılarıyla 20.30'da radyomuzda buluşmak üzere.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kapak görseli:
die schwebenden garten der semiramis zu babylon (bkz: babil'in asma bahçeleri)
yapım yılı: 1895

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...

yu-gi-oh! the abridged series'in 56. bölümünde duyunca tekrar kafamın içinde dönmeye başlayan tears for fears şarkısı. şarkı aslında 1983 tarihli the hurting albümünde yer alıyor ama asıl ivmeyi donnie darko filminin final sahnesinde çalan gary jules yorumu ile yakalıyor. lakabı donnie darko olan birine göre film benim için ilk 20'ye girmez ama final sahnesi mad world eşliğinde insanı suratından vuran bir silah etkisi yaratıyor demek yanlış olmaz. sahne şarkı ile devleşiyor. hatta o meşhur final sahnesini de buraya iliştireyim. muhtemelen şarkının en akılda kalıcı ve en tesiri yüksek cümlesi the dreams in which i'm dying are the best i've ever had* fakat şarkının bütünü zaten iki ucu keskin bıçaklar gibi kestiği için bir cümle ile sınırlandırmak da yanlış. aslında şarkı hakkında söylenecek çok fazla şey var, insanda yüksek bir binanın tepesinden burjuvaların dünyasına* son kez bakıp atlama isteği uyandırıyor.* yine de hayat bir film sahnesi değil ama eğer olsaydı ölürken arkada çalması gereken şarkıların başını çekiyor.


all around me are familiar faces
worn out places, worn out faces
bright and early for the daily races
going nowhere, going nowhere
the tears are filling up their glasses
no expression, no expression
hide my head, ı wanna drown my sorrow
no tomorrow, no tomorrow*


and ı find it kind of funny, ı find it kind of sad
the dreams in which ı'm dying are the best ı've ever had
ı find it hard to tell you, ı find it hard to take
when people run in circles it's a very, very
mad world, mad world*

children waiting for the day they feel good
happy birthday, happy birthday
and ı feel the way that every child should
sit and listen, sit and listen

went to school and ı was very nervous
noone knew me, noone knew me
hello teacher tell me what's my lesson
look right through me, look right through me*


tears for fears - mad world


gary jules - mad world


yu-gi-oh! severler için de mad world çalan bölümü bırakıyorum buraya. (10.52 'de başlıyor.)
devamını gör...

egzersiz hareketleriyle atlatılacağını bilseniz dahi sizi psikolojik olarak oldukça yıpratan kötü huylu bir hastalık türü.
devamını gör...

kendilerine niitsitapi diyen, ama kanada'nın blackfoot, a.b.d'nin blackfeet diye kaydettiği, büyük ovaların kuzey bölgesinde yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
bu kabile ismini, mokasenlerini siyaha boyadıkları için almıştır. atları, ilk defa kendilerine saldıran shoshone kabilesinde görmüş ve ondan sonra at ve silah sahibi olmak için beyazlarla ticaret yapmaya başlamışlar. at ve silah gücü sayesinde düşmanlarına karşı koyabilmişler ama beyazlarla kurulan bu yakınlık onlara nüfuslarının çoğunu kaybettikleri salgın hastalık olarak dönmüş. 1855'te a.b.d hükümetiyle, 1877'de kanada hükümetiyle antlaşma yapıp rezervasyonda yaşamayı kabul ettiler.
a.b.d'deki piegan karaayakları, 23 ocak 1870 marias katliamında a.b.d ordusunun saldırısına uğradı ve 170'den fazla kadın, çocuk, yaşlı öldürüldü. yakılan köyden kaçabilen insanların bazılarıda soğuktan öldüler. oturan boğa 1877'de kanada'ya gittiğinde karaayak reisi karga ayak ile görüştü ve beraber beyazlara karşı savaşmayı teklif etti. karga ayak siouxlara yardım etsede savaşa girmeyi istemedi. zaten bu teklif duyulunca kanada hükümeti gelip karaayaklarla antlaşma imzaladı.
bugün karaayakların çoğu kanada'nın alberta eyaletinde ve bazılarıda a.b.d'nin montana eyaletinde yaşıyorlar.
devamını gör...

b12 vitamini olarak da bilinir. bitkilerde bulunmaz; mikroorganizmalar tarafından sentezlenir ve insanlar bu vitamini bakteriyal florasından veya karaciğer, süt, yumurta, istiridye ve tavuk besinlerinden sağlarlar. hemoglobin oluşumu ve sinir sisteminde önemli rol alır. vücuttaki değerinin 200 pg/ml'nin altında olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

eksikliğinde;
* yağ asitlerinin yıkımı bozulur ve yağ asitlerinin birikimi sonucu nörolojik kusurlar oluşur.
* midenin kısmen çıkarılması veya absorbsiyon bozukluklar görülebilir.
* dna sentezinde azalma sonucu megaloblastik anemi görülebilir.
* intrinsek faktör eksikliği b12 vitamini eksikliğine neden olabilir, bunun sonucu pernisiyöz anemi görülebilir.
* hiperhomosisteinemi oluşabilir ve bu koroner kalp hastalığı oluşumunu artırır. tedavisinde siyanokobalamin verilmektedir.
devamını gör...

15 temmuz demokrasi ve milli birlik roketi.*
devamını gör...

bazen insanı üzen kaybetmek değil yarım kalmak oluyor. sanki elinin birini kaybetmiş de bir daha hayata tutunamayacak gibi, sanki bir bacağı kopmuş da bir daha ayağa kalkamayacak gibi...

hani birinden umutlanıyorsun o varken bana bir şey olmaz dediğin kişi koca bir hiç çıkıyor ya, en önemlisi de ona olan bütün güvenini boşa çıkarıyor ya, o zaman öyle derin bir hayal kırıklığına uğruyor ki insan... toparlaması da öyle kolay olmuyor.

bazıları onun için üzülme değmez diyor ama onun için harcanan onca özveriden haberi olmuyor.

gönül bir şeylere alışıyor elbet, bazı şeylere katlanıyor. ama yaşadıklarını asla unutmuyor. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim