tam olarak üç haftadır süren hadise.
öncelikle şunu söylemek istiyorum efendim; yayının varlığı, birleştirici yanı * harika. bir yandan şarabımı içip bir yandan hüzünle şarkılara eşlik etmek elbette çok güzel. ama hüzün, çok hüzün. belki en çok ortak paydamız da bu, evet. ama bir kez de yüzümüz gülmesin mi ey sözlük ahalisi? hep beraber bir kere de mutlu olmasak mı? başta bengaripsengüzeldünyaumutlu olmak üzere, tüm sözlüktaşlarıma sesleniyorum. haftaya neşe, daha çok neşe olması için neşeli şarkılar gecesi talebindeyim.* ne dersiniz?

edit: başlık altındaki herkes, evet sen de revolversiz ittihatçı * ve canım bengaripsengüzeldünyaumutlu teşekkürler. o zaman bir kez de hep birlikte kop kop zamanı. *
devamını gör...

iskandinav mitolojisinde bilgelik ve savaş tanrısı dır bir gözü yoktur çünkü o gözünü bilgelik kuyusunda içebilmek için feda etmiştir. bu sayede sonsuz bir bilgeliği vardır.
çarşamba gününün ismi (wednesday) odin günü isminden gelmektedir. ( wodin day)
yunan mitolojisindeki zeus diyebiliriz.
thor un babasıdır. hernekadar filmlerde loki nin de babası olarak görülsede öyle değildir. yani loki ve thor kardeş değildir. odin loki 'yi yanına kankardeşi olarak almıştır.
devamını gör...

eski türküleri hiç dinlediniz mi? hepsinin size birer mesajı var. aşık veysel mesela, ne demiş hiç kulak verdiniz mi?
ismi de geçmişken, ışıklar içinde uyu büyük ozan.

aşık veysel şatıroğlu'nun bir kaç sözünü paylaşalım.

taş olsam yandım idi. toprak oldum da dayandım.

cahil insan gül ise de koklama.

aldanma cahilin kuru lafına kültürsüz insanın kulu yalandır. hükmetse dünyanın her tarafına arzusu hedefi yolu yalandır.

anlatamam derdimi dertsiz insana dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.

ben giderim sazım sen kal dünyada. gizli sırlarımı aşikar etme. lal olsun dillerin söyleme yada. garip bülbül gibi ah u zar etme.

dünya geniş idi şimdi daraldı. çıkıp gideceğin yer belli değil. yetmiş altı yıldır alır satarım. bakmadım deftere kar belli değil.

beni hor görme kardeşim. sen altındın ben tunç muyum? aynı vardan var olmuşuz. sen gümüşsün ben saç mıyım? ne var ise sende bende. aynı varlık her bedende. yarın mezara girende sen toksun da ben aç mıyım?


bu sözler sizde bir şeyler uyandırmıyorsa, demet akalın, serdar ortaç, ajdar gibi isimleri dinlemeye devam edebilirsiniz.
devamını gör...

neden sizi sevmediğini anlamazsınız. kabullenmek istemezsiniz.
üzerimize kurulan medeniyet, adap ve görgü kuralları çerçevesinde saygılı davranıp o kişiyi rahatsız etmemeye çalışırsınız. bu sizin freninizdir.
ama ilkel dürtüleriniz öyle demez. kendinize bir hakaret olarak algılarsınız. nasıl olur nasıl olur da benim gibi bir erkeği/kadını seçmez? ben dururken onu seçer onun yanına gider dersiniz.
bu aslında onunla sizin aranızda olan bir mücadele değil sizin içinizle olan bir mücadeledir ama beyin kendini suçlu göstermek istemez. tüm suçu karşı tarafa atar.
bu bir takıntıya dönüşürse işte o çok tehlikelidir. zamanla olmadık her şeyi kurarsınız ve işin sonu aşık olduğunuz - takıntılı olduğunuz- kişiye zarar vermeye bile gidebilir.

çok bilindik bir söz olan çivi çiviyi söker sözü ilaç gibi gelir.
siz siz olun hem kendinize hem de bir başkasına zarar vermemek için yeni partnerler arayın.
sevdiğiniz kişiyi herkesten farklı görüyorsunuzdur doğru ama şunu unutmayın çilekli dondurmayı tek seven o değil. macera filmlerini izleyen tek o değil.
yeryüzündeki tek gamzeye sahip olan kişi de o değil.

(bkz: yarının ne getireceğini kimse bilemez)
devamını gör...

bedava yaşıyoruz, bedava;
hava bedava, bulut bedava;
dere tepe bedava;
yağmur çamur bedava;
otomobillerin dışı,
sinemaların kapısı,
camekanlar bedava;
peynir ekmek değil ama
acı su bedava;
kelle fiyatına hürriyet,
esirlik bedava;
bedava yaşıyoruz, bedava.
devamını gör...

yüce gönüllü yoldaş benjamin franklin koltuğuna an itibariyle hepimizi oturtmuştur. sağ olsundur. keşke bizi kucak kucağa oturtmasaydın yoldaş. *

hizliresim.com/obkfk6
devamını gör...

bugün ölüm yıldönümü olan büyük şair. o zaman edip akbayram ve kızı türkü'den gelsin.

"seni dünya paylaşamıyor, şiirlerin bin dilde
seni senden okumak var ya seni aynı dile
mezarın orada olsa burada olsa ne olur
tepende bir taş olsa çınar olsa ne olur

kitapların özgür artık, müjdeler olsun nazım
sen yazmaya devam et, hasreti yazma nazım
varna önlerindeydin, sen artık döndün nazım
karadeniz köpürdü, memlekettesin nazım

nazım hikmet memleket, memleket nazım hikmet
kafiye için yazmadım, hasret sana memleket"

nazım hikmet memleket
devamını gör...

29 nisan 2021:
278 bin test yapılmış, 37 bini pozitif

30 nisan 2021:
265 bin test yapılmış, 31 bini pozitif

1 mayıs 2021:
242 bin test yapılmış, 28 bini pozitif

yasaklar başladığı günden itibaren bilinçli şekilde test sayısını azaltarak vaka sayılarını da azaltıyorlar. rahatlamaktan kast ettikleri galiba test kuyruklarındaki azalmalar olacak belli ki. ne hikmetse yasaklar bir başladı 28 nisan'da yasaklardan 1 gün önce 40 bin olan günlük vaka sayısı 3 günde 12 bin düştü. 3 gündür millet fellik fellik dışarıda dolanırken, marketler lebaleb doluyken ve artık virüs marketlerden daha çok bulaşırken düşüşe geçmemiz gerçekten takdire şayan!
devamını gör...

amaç kahve ya da viskinin tadını doya doya almak ise doğru gerçek. fakar amaç genel olarak güzel birşeyler yiyip zevk almak ise kahvenin yanına her türlü tatlıyı yakıştırmak mümkün. viski ise ap ayrı bir dünya. çikolata yenecekse önce viskiden bir yudum alıp şöyle boğaz iyice bir yandıktan sonra ağızda sadece acısı kalınca üstüne bir parça bitter iyi gider.
devamını gör...

doksanlı yıllarda kurulmuş, fransız progresif metal grubu. born in winter şarkısının şahsıma yazıldığına inanmaktayım.
devamını gör...

fiziksel çekicilikten çok, kişinin entelektüel kişiliğini çekici bulan insanları tanımlamak için kullanılır.
fakat günümüzde böyle olmayan da kendine sapyoseksüel diyor, kusura bakmayın ama özellikle erkekler kadınları etkilemek için bunu kullanıyor. sanki her kadına çekici gelen bir özellikmiş gibi algılanıyor o cephede sanırım ama olay çok başka haberleri yok.

sapyoseksüel olan kendini konuşması ve davranışlarıyla belli eder zaten, söylemesine gerek yok. o yüzden göstermeliklerle gerçekleri böylece ayırt edebilirsiniz.
sanki sahte para/altın gibi önemli bir şeyi anlatıyormuşum gibi hissettim ya.*
devamını gör...

peşin hüküm. olumlu ya da olumsuz... geçmişte böyle olmuştu sözünün kolayca yeni bir işe eklenmesi durumu .
çok sevilen bir sanatçının yeni albümün de iyi olacağını düşünmek ya da kötü senaryolar çıkarmış bir senaristin yeni senaryosuna şans vermemek gibi durumlara yol açar.
fanatizmin ve ikinci şansları yitirmenin nedeni,
kırılması gereken davranış. kırılmıyorsa da esnemek için çaba gösterilmesi gereken davranış biçimi.
hayat süreklilikse biz de hep değişiyorsak neden olmasın, değişebiliriz. (bu da bir önyargı cümlesi oldu!)
devamını gör...

hayvansal hiç bir gıda ya da giyim vs vs kullanmayan kişilerdir.

the vegan society'nin kurucularından donald watson 'vegan' kelimesini ilk kullanan ve tanımını yapan kişidir.

1944 yılında yapılan bu açıklama hayvanlar alemine yapılan zulümlerin önüne geçmenin. yapılan tüm sömürüleri engellemenin bir yolu olarak veganizm'i işaret etmiştir. tüm hayvansal gıdaları ve ürünleri ellerinin tersiyle itip bitkilerle yaşamanın daha doğru olduğunu dile getirmiştir bir bakıma. hayvanlardan üretilen tüm ürünlerin alternatifi olduğunu ve yapılan bu zülmü yok etmek adına onların tercih edilmesi gerektiğini dillendirmiştir.

türkiye'de ilk 1990 yılında basında geçmiştir vegan kelimesi. bunun dışında türk kültürünün benimsediği doğrular doğrultusunda pek tercih edilmeyen bir felsefedir.

evet aslında veganlık bir felsefedir. hayvanlara en az ya da hiç zarar verilmeyecek şekilde yaşamımıza devam edebilme görüşü, felsefesi olarak düşünebiliriz. zaten the vegan society veganlıkla ilgili tanımını en aşağıya bırakıyorum. dernekte hala daha belgelerde bu şekilde geçmektedir. ve orada detaylı bahsedilmiştir.

aslında zaman zaman sıcak baktığım bir kültürdür. hayvanların çektiği sıkıntılar vs göz önüne alınınca hatta çoğu zaman kendime kızdığım bile olur ama malesef antepli olmak sanırım bu işi zorlaştırıyor. yani abartmıyorum neredeyse doğduğumdan beri löp löp etin içindeyim. kundak yerine ete sarmışlar o derece. ve eğer et yemezsem ne yiyeceğim diye zaman zaman çok düşünmüşümdür. tamam et yemeyeceğim belki denerim ama diğer ürünlerinde olmayışı türkiye gibi bir yerde çok zor gibi. gerçi türkiye gibi bir yerde artık et yemek büyük lüks hepimiz yarı vegan sayılırız bu yüzden.

açıkçası benim kafamı bitkilerin yenmesi de karıştırıyor. yani belki bitkide bilinç yok ama büyüyor. hatta verdiğimiz enerjiye göre bu iyi ya da kötü yönde değişiyor. yani bitkilerin tam manasıyla bilinçsiz olduğunu kabul edemeyiz bu sebeple. sanirim kendime et yemek için bahaneler üretiyorum püff. umarım bir gün tam manasıyla veganlığa açık olabilirim.

bir dönem bir arkadaşım ben vegan olacağım diye çıktı geldi. bizde o ara ölümüne et, balık, tavuk mangal gömüyoruz. neyse efem saygı duyup buluşma saatlerini ona göre ayarlamaya başladık. bir gün mangal buluşmasına yarım saat geç geldim. baktım oturuyorlar başlamışlar yemeye bir baktım bizim vegan arkadaşta hüpletiyor etleri. dedim hayırdır teneffüste misin? halsizim, sabahları uyanamıyorum falan filan saydı işte doktora gittim demirim çok düşmüş ondan şimdilik bıraktım dedi. kızım dedim 3 günde demir mi düşer? bari haftayı tamamlasaydın. neyse buda böyle bir anımdır.

gerçekten yapabilenlere saygım çok fazla keşke bende yapabilseydim ama malesef. bir arkadaşım hayvanları bu kadar seviyorsun onları nasıl yiyorsun diye sormuştu. yine aynı mangal grubundan. yani kendi de etçil. antepliyim çünkü sevilebilinenleri seviyor yenebilinenleri yiyorum demiştim. saçma sapan bir tipti kendileri elindeki koca tavuğu dişlerken yani ağzına girene bakmazken ağzından çıkanada bakmıyordu.

belki bir gün kim bilir?


vegan kelimesi daha sonra 1979 yılında the vegan society tarafından şu şekilde tanımlandı:

“[veganlık] hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmi olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.”[6]

devamını gör...

ses tonu ve konuşma biçimi, diksiyonu. geri kalan şeyler pek dikkatimi çekmiyor, sesini duyduktan sonra.
devamını gör...

topuklu ayakkabı giydiğimde, en fazla 1.75 olmama rağmen, 1.90 zannettikleri için, kız arkadaşlarımın yaşattığı durumdur, eskiden kısa boylu arkadaşlarımın yanında topuklu giymiyordum nezaketen, ama artık giyiyorum ve linç yiyorum.
devamını gör...

bakın ne buldum, nickaltı için mesaj kapatanlar haricinde bir de böyle bir tarikat varmış*.

ama bu bence biraz dikenli yol ya, ben öldükten sonra mezarıma çiçek bıraksan ne olur mezar taşları çiçekten anlamaz.
devamını gör...

günümüz hacı hocaların bade artıklarını yıllardan sonra bile tir tir titreten, ismini gördüklerinde kaçacak delik aramalarına neden olan türkiye cumhuriyeti kurucusu, ulu önder, başkomutan, gazi mustafa kemal atatürk'ün söylediği, 1920 anayasının 6. maddesi başlangıcı olan "hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir" cümlesindeki "kayıtsız şartsız" anlamına gelen osmanlıca tanım.
günümüzde, günümüz türkçesi ile "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" şeklinde tbmm kürsüsünün arkasında türkiye büyük millet meclisi'nin temel ilkesi olarak yazmaktadır.
eski hali:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
harf devriminden sonra:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
günümüz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak: resimler wikipedia'dan alınmadır.
devamını gör...

yaşlanıyorsun dostum.. hepimiz gibi..aramıza hoşgeldin..
devamını gör...

melodik vurmalılar ve timpani dışındaki vurmalı çalgı notasyonlarında yazılmış olan notalar zaten sembolik olarak yazılır. davulcuyu(bateristi) asıl ilgilendiren, notanın süre değeridir. hali hazırda davul çalışmak için yazılmış metodların çoğunun ilk sayfalarında, metodu derleyip yazan kişi tarafından, tamtamların ya da zillerin hangi sembollerle belirtildiğinin yazıldığı ayrıca anahtarlar mevcuttur.

müzikte anahtar konusuna ilk etapta vurmalılar açısından bakmış olsak da, bu konunun asıl olarak vurmalılardan ziyade(melodik vurmalılar ve timpani hariç) telli, üflemeli, tuşlu, yaylı enstrümanlar açısından değerlendirilmesi daha doğru olur.

şöyle düşünelim; tuba enstrümanı kalın seslerin çıktığı bir enstrümandır, flüt ise çok çok incelere çıkabilen bir enstrümandır. yanlış bilgi vermek istemiyorum ama aralarında ortalama 4-5 oktava kadar ses farkı olabiliyor. bu iki enstrümanın notalarını da genelin de bildiği sol anahtarına göre yazmaya kalktığımız taktirde ne rahatça yazabiliriz ne de rahatça okuyabiliriz. portenin(paralel beş çizgiden oluşan nota düzlemi) altına ve üstüne birçok ek çizgi yazmak zorunda kalırız ki ilgili enstrümanları çalanlar, yanlışlıkla, zaman zaman önlerine bu şekilde konulmuş notalarla nasıl uğraştıklarını bilirler.

dolayısıyla bu uğraşlara gerek kalmaması için nota isminin verildiği bu ses sembollerini, farklı anahtarlarla yazmak gibi güzel bir çözüm bulunmuş. bu anahtarlarla, her enstrüman için, kendine uygun anahtarlarla portenin içinde kalacak şekilde yazılmış notalar, okunabilirlik açısından büyük kolaylık sağlamaktadır.
devamını gör...

erdoğanın iyi olmadığını biliyoruz da yiğenim daha iyisi mi var şuan? chp desen ataistler hdp terörist kötünün en iyisi erdoğan...

t:ateistlere ya sabır çektirecek cinsten dayılar
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim