17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
devamını gör...
edip cansever
-masa da masaymış ha-
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
devamını gör...
çekememezlik timi
sözlüğe geldiğim günden beri sohbet ettiğim arkadaşlarımla ilgili samimi düşünceleri yıkama yağlama sanan dallama dolu tim.lan oğlum dün geldiniz siz kimsiniz.hadi işinize defolun çöplüğünüze!uçurdum sizi!
devamını gör...
çocukluğu hatırlatan yiyecekler
elvan gazoz yanında ülker piknik bisküvi.
"ananeeeee ananeeeeee, para at gazoz alcamm" böğürmelerim tabii bir de.
"ananeeeee ananeeeeee, para at gazoz alcamm" böğürmelerim tabii bir de.
devamını gör...
mavi ladin
sözlüğümüzün güzide dergisinde yayınlanan, tarafımca yazılmış hikayedir.
devamının gelmesi şahsım tarafından da umut edilmektedir.
dergi.kafasozluk.com/mavi-l...
devamının gelmesi şahsım tarafından da umut edilmektedir.
dergi.kafasozluk.com/mavi-l...
devamını gör...
kadınları çekici yapan detaylar
dalgın, güzel gülen, edalı kadınlar hep çekici olmuştur. *
devamını gör...
wakiyan ska
namı diğer beyaz gök gürültüsü. lakotaların önemli kabile şeflerinden birisidir.
gençliğinde etkileyici bir savaşçı olduğundan bahsedilir. özellikle lakotalar ve omahalar arasında bölge paylaşımı ve bufalo av alanları için yapılan savaşlar sayesinde efsane olarak anılmaya başlamıştır. omahaların ünlü melez kahramanı logan fontenelle'i öldürdüğünden bahsedilir. benim kendisi ile tanışmam ise george h. hyde'ın ''a sioux chronicle'' adlı kitabını okumam vesilesi ile oldu. kitap aslında 12 yıllık bir dönemi kapsıyor ve wakiyan ska'nın biraz daha yaşlandığı dönemlerden orada bahsedilmiş. ufak geri dönüşler sayesinde gençliğinden biraz haberdar oluyorsunuz. öyle çok geniş bir hayat hikayesi barındırmıyor yani. omahalarla yapılan savaştan sonra ise horse creek savaşında, amerikan kolordusunun komutanını öldürüyor. ama o esnada yaralandığından bahsediliyor. işte ondan sonra da amerikan ordusunda izcilik görevi yapmaya başlıyor. *
benim kızılderililere olan ilgimi sözlüğün eskileri bilir. bu adam benim niye dikkatimi çekti? çünkü kendisinin çılgın at'ın yakalanması mevzusunda parmağı varmış. işte benim kayış orada koptu. little big man'in ihanetinden sonra çılgın at'ın böyle bir ihanete daha maruz kalması beni ziyadesi ile üzdü. savaşlarda gösterdiği başarılar vesaire bunların hepsi hikâye oldu. susan bordeaux bettelyoun'ın''with my own eyes'' adlı kitabında da kendisinden bahsediliyor lakin çok fazla ayrıntı bulmanız mümkün değil. diğer ahlaki sorunları vesaireler de var lakin onların şu an benim için önemi yok. benim için ihanet hikayesinin ayrıntıları önemli. daha fazla bilgi edinirsem zaten bu tanımı güncellerim.
bu tarz konulara ilgisi olan arkadaşlar varsa ve ilgili başlıkları görmemişlerse o dönemle ilgili bazı hususları paylaştığımız şu başlıklar sözlükte mevcut. değerli oglalalakota'nın kendisi burada olmasa dahi yazıları halen burada. okumanızda fayda olacaktır.
(bkz: çılgın at)(bkz: oturan boğa)(bkz: hayalet dansı) (bkz: kızıl bulut)
kendisinin 1880 yılında çekilmiş bir fotoğrafını aşağıya bırakıyorum.
gençliğinde etkileyici bir savaşçı olduğundan bahsedilir. özellikle lakotalar ve omahalar arasında bölge paylaşımı ve bufalo av alanları için yapılan savaşlar sayesinde efsane olarak anılmaya başlamıştır. omahaların ünlü melez kahramanı logan fontenelle'i öldürdüğünden bahsedilir. benim kendisi ile tanışmam ise george h. hyde'ın ''a sioux chronicle'' adlı kitabını okumam vesilesi ile oldu. kitap aslında 12 yıllık bir dönemi kapsıyor ve wakiyan ska'nın biraz daha yaşlandığı dönemlerden orada bahsedilmiş. ufak geri dönüşler sayesinde gençliğinden biraz haberdar oluyorsunuz. öyle çok geniş bir hayat hikayesi barındırmıyor yani. omahalarla yapılan savaştan sonra ise horse creek savaşında, amerikan kolordusunun komutanını öldürüyor. ama o esnada yaralandığından bahsediliyor. işte ondan sonra da amerikan ordusunda izcilik görevi yapmaya başlıyor. *
benim kızılderililere olan ilgimi sözlüğün eskileri bilir. bu adam benim niye dikkatimi çekti? çünkü kendisinin çılgın at'ın yakalanması mevzusunda parmağı varmış. işte benim kayış orada koptu. little big man'in ihanetinden sonra çılgın at'ın böyle bir ihanete daha maruz kalması beni ziyadesi ile üzdü. savaşlarda gösterdiği başarılar vesaire bunların hepsi hikâye oldu. susan bordeaux bettelyoun'ın''with my own eyes'' adlı kitabında da kendisinden bahsediliyor lakin çok fazla ayrıntı bulmanız mümkün değil. diğer ahlaki sorunları vesaireler de var lakin onların şu an benim için önemi yok. benim için ihanet hikayesinin ayrıntıları önemli. daha fazla bilgi edinirsem zaten bu tanımı güncellerim.
bu tarz konulara ilgisi olan arkadaşlar varsa ve ilgili başlıkları görmemişlerse o dönemle ilgili bazı hususları paylaştığımız şu başlıklar sözlükte mevcut. değerli oglalalakota'nın kendisi burada olmasa dahi yazıları halen burada. okumanızda fayda olacaktır.
(bkz: çılgın at)(bkz: oturan boğa)(bkz: hayalet dansı) (bkz: kızıl bulut)
kendisinin 1880 yılında çekilmiş bir fotoğrafını aşağıya bırakıyorum.
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
çekilinnnn ben evliyim *
önce ciddi ciddi yazdım, yazdım; sonra bir şarkı ile cevap vermek istedim bu başlığa...
beni kategorize etme
şaka bir yana iticiliğin evli olmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum ben, kendi başına da zaten itici olan insanlardır onlar.
ciddiye alırsak yazacak gerçekten çok şey var, bunun temeli insanların çocuk yetiştirme tarzına-tavrına, bizim toplulumuzun insana-evliliğe bakışına, örf-adetlere kadar gider, tespitler de yaparız ama gerek var mı? bence yok...
itici ve evli * insanlardan uzak, mutlu günler dilerim hepinize sözlük ahalisi *
önce ciddi ciddi yazdım, yazdım; sonra bir şarkı ile cevap vermek istedim bu başlığa...
beni kategorize etme
şaka bir yana iticiliğin evli olmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum ben, kendi başına da zaten itici olan insanlardır onlar.
ciddiye alırsak yazacak gerçekten çok şey var, bunun temeli insanların çocuk yetiştirme tarzına-tavrına, bizim toplulumuzun insana-evliliğe bakışına, örf-adetlere kadar gider, tespitler de yaparız ama gerek var mı? bence yok...
itici ve evli * insanlardan uzak, mutlu günler dilerim hepinize sözlük ahalisi *
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
finduk var, hamsi var, kara lahana var.
devamını gör...
zartoşt
bize her yeri oynayan, omurgasız insanlar değil, dik duran, fikirlerini savunan, hiç kimsenin kişilik haklarına saldırmaya'n, kutsal bildiğimiz annelerimizi karıştırmaya n yazarlara ve fikirlerine ihtiyacımız var, zartoşt bu yazarlardan biri.
lütfen haksızlık yapmayın, yukarda çok güzel kendini ifade etmiş zaten.
lütfen haksızlık yapmayın, yukarda çok güzel kendini ifade etmiş zaten.
devamını gör...
nickaltı sevişmeleri
gıcık bir durum. yan başlıkta memleketin meselelerini tartışıyoruz iko duvarları ince mi yapmış ne sesten durulmuyor. çoluğa çoluğa "uçak geçiyor yavrum oyna sen" diyoruz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çocuklarına vermek istedikleri isimler
yardıray.
devamını gör...
tipitip
sakızdan ziyade küfür veya hakaret etmemek için gıcık olduğum kişilere söylerim.
devamını gör...
camın öteki yüzündeki leke
devamını gör...
vidkun quisling
#158727 tanımımda son paragrafta konu başlığımız olan şahıs hakkında ön bilgi vermiştim. biraz daha detaylı bilgi verelim:
kendisi norveçli bir subay olup 1887-1945 yılları arasında yaşamıştır. tarihe ii. dünya savaşı sırasında ülkesini nazilere işgal ettirmiş ve onlarla iş birliği yapmış bir hain olarak geçmiştir. öylesine biridir ki soyadı ingilizce sözlüklere hain, işbirlikçi kelimesinin karşılığı olarak girmiştir:
www.merriam-webster.com/dic...
dictionary.cambridge.org/di...
gerçek adı vidkun abraham lauritz jonssøn quisling olan hainimiz 1887'de norveç'te doğar. orduya girer ve 1918-19'da sovyetler birliği'nde st. petersburg, 1919-21'de helsinki'de askeri ataşe olarak çalışır. sscb de kaldığı süre boyunca sıkı bir komünizm karşıtı olur. yavaş yavaş önce italya, sonra almanya ve ispanya'da yükselen faşizme kayar. en büyük kahramanı adolf hitler'dir artık, sıkı bir nazi partisi hayranıdır. 1931'de norveç'in savunma bakanı olur, daha sonra 1933'te kahramanı hitler'i model alarak kendi faşist partisini kurmak için hükümetten istifa eder.
dünya savaşı başladıktan sonra quisling, hitler ile bir araya gelir ve açıkça kendi ülkesini işgal etmesini ister. 9 nisan 1940'ta, almanya'nın norveçi işgali başlar ve quisling, hükümetin başı olduğunu açıklar. ancak tabanı olmadığı için yeni hükümeti bir hafta içinde çöker, buna rağmen almanların desteği ile gene başta kalır. 1942'de almanlar onu “minister president=bakan başkan" olarak atar.*.
ne gariptir ki norveç halkının güçlü muhalefetine rağmen quisling, almanya'nın 1945'te teslim olmasına kadar iktidarda kalır. savaş sonunda yargılanan quisling, vatana ihanetten suçlu bulunur ve ölüme mahkum edilir. 24 ekim 1945'te oslo'daki akershus kalesi'nde idam edilir.
kendisi norveçli bir subay olup 1887-1945 yılları arasında yaşamıştır. tarihe ii. dünya savaşı sırasında ülkesini nazilere işgal ettirmiş ve onlarla iş birliği yapmış bir hain olarak geçmiştir. öylesine biridir ki soyadı ingilizce sözlüklere hain, işbirlikçi kelimesinin karşılığı olarak girmiştir:
www.merriam-webster.com/dic...
dictionary.cambridge.org/di...
gerçek adı vidkun abraham lauritz jonssøn quisling olan hainimiz 1887'de norveç'te doğar. orduya girer ve 1918-19'da sovyetler birliği'nde st. petersburg, 1919-21'de helsinki'de askeri ataşe olarak çalışır. sscb de kaldığı süre boyunca sıkı bir komünizm karşıtı olur. yavaş yavaş önce italya, sonra almanya ve ispanya'da yükselen faşizme kayar. en büyük kahramanı adolf hitler'dir artık, sıkı bir nazi partisi hayranıdır. 1931'de norveç'in savunma bakanı olur, daha sonra 1933'te kahramanı hitler'i model alarak kendi faşist partisini kurmak için hükümetten istifa eder.
dünya savaşı başladıktan sonra quisling, hitler ile bir araya gelir ve açıkça kendi ülkesini işgal etmesini ister. 9 nisan 1940'ta, almanya'nın norveçi işgali başlar ve quisling, hükümetin başı olduğunu açıklar. ancak tabanı olmadığı için yeni hükümeti bir hafta içinde çöker, buna rağmen almanların desteği ile gene başta kalır. 1942'de almanlar onu “minister president=bakan başkan" olarak atar.*.
ne gariptir ki norveç halkının güçlü muhalefetine rağmen quisling, almanya'nın 1945'te teslim olmasına kadar iktidarda kalır. savaş sonunda yargılanan quisling, vatana ihanetten suçlu bulunur ve ölüme mahkum edilir. 24 ekim 1945'te oslo'daki akershus kalesi'nde idam edilir.
devamını gör...
eğitim hayatında alınmış en düşük sınav notu
16 almanca sinirdem yüzümü çizmiştim annemle babam okula gelip birinin beni dövdüğünü sanmışlardı.
hayır almancadan 16 aldığıma mı üzüleyim ailemin dayak yemedim dediğim halde bana inanmamasına mı bilemedim.
birdaha hiç almacayı sevmedim ama ingilizceyi çok seviyorum.
hayır almancadan 16 aldığıma mı üzüleyim ailemin dayak yemedim dediğim halde bana inanmamasına mı bilemedim.
birdaha hiç almacayı sevmedim ama ingilizceyi çok seviyorum.
devamını gör...
bayanlardan bile aya gitme hayali kuranlar vardır
neşet ertaş' ın çok sevdiğim bir sözü olan "kadınlar insandır, biz insanoğlu" düsturunu asla anlayamayacağını düşündüğüm kitlenin bir bireyinden gelen açıklama.
dinlerde kadınlar hep yüceltilmiş, milletler kadınların hayatlarındaki önemini her dem hatırlatmışken diyecek söz bulamıyor ve şu repliği iletiyorum;
- sabri abi öyle bir tarikata denk geldim ki içeride işemeli sıçmalı ayin vardı.
dinlerde kadınlar hep yüceltilmiş, milletler kadınların hayatlarındaki önemini her dem hatırlatmışken diyecek söz bulamıyor ve şu repliği iletiyorum;
- sabri abi öyle bir tarikata denk geldim ki içeride işemeli sıçmalı ayin vardı.
devamını gör...
favlayan yazarın asıl amacı
emeğinin hakkını vermektir. tanım giren yazarın mutlu olmasını istemektir. onun tanımına katıldığını göstermektir.
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
lisedeyken voleybol takimindaydim. hic maca gitmedim ama bizim takim şampiyon olunca bende madalya almistim.
devamını gör...
