141.
ne tarafa dönersen dön toton arkanda kalır..
devamını gör...
142.
son zamanlarda olan bir şeyle alakalı içim burkuldu. büyüdükçe aile üyelerinin harika bir yaşamı olmadığını görüyorsun. küçükken gözünde harika olan şeylerin aslında onların yamaladığı yerlerle güzel oldugunu fark ediyorsun. ve bir noktada bazen bir ihtiyaç bazen bir istekte çocuguna yetemedigi zaman gozunde olan o çaresiz bakış kelimelerle ifade edilemiyor. o bakışı gördüğünde kendinden ve hayat şartlarından nefret ediyorsun. dünya yansa bir daha o yüzü gormek istemiyorsun. ben aza kanaat edeyim ama siz hep yanımda olun..
devamını gör...
143.

sizi görmek istedikleri gibi değilseniz, canları sıkılır.


kaynak/ twitter
devamını gör...
144.
üniversitedeki en yakın iki dostumdan biriydi. annesini kanserden kaybetmişti. yıllarca o illetle mücadele etmişti kadın. sonunda yenildi. çok seviyordu onu. öyle çok seviyordu ki hayatındaki hiçbir insan annesi kadar kıymetli değildi. yokluğunda içindeki boşluk giderek büyüyordu. bir gün telefonda uzun uzun sustuktan sonra ağlayarak şu cümleyi söylemişti;

“eve geliyorum, ıssız. anne diye bağırıyorum, duvarlar bile cevap vermiyor...”

kendisini kaybetmeden evvelki son konuşmamızdı. rüyasında annesini gördüğünü ve artık özlemine dayanamadığını anlatmıştı. şu cümlesi hiç aklımdan çıkmıyordu;

“biliyorum annem orada beni bekliyor, daha fazla kalmak istemiyorum...”

ondan birkaç yıl sonra da diğer yakın dostumu kaybetmiştim. geçen gece rüyamdaydı. vefatından uzun bir zaman sonra yeniden görebildim onu. sanki karşımda kanlı canlıydı ve söylediği sözlerin sızısı geçecek gibi değildi;

“biz burada mutluyuz, sen sakın bırakma kendini...”


onlara hep ben erken öleceğim derdim ama genç yaşta uçup giden kendileri olmuştu. ölmek değil de kalan olmak daha zormuş, anladım. insan sevdiklerini asla unutamıyormuş.
devamını gör...
145.
annesini kaybeden bir iş arkadaşımın tanımlamasını unutamıyorum:
''annem ölünce iyot gibi açıkta kaldım''
devamını gör...
146.
geçenlerde 45 dakikasından sonrası ücretli olan otoparkın gişesine yanaşan eski bir şahin marka otomobilin içindeki 20'linyaslarinin başında gençten çocukla yaşadığım diyalog hayata dair iç burkan detaylardan biriydi.
ekrana baktığımda 45 dakikayı 13 saniye ile geçirdiğini gördüm. bize verilen talimat müşteriyle asla süreler ile ilgili konusmayiniz oldugundan " 13 saniyeyle kaybettin 20 lira rica edeyim" demedim, sadece 20 lira rica edeyim dedim. cocukcagiz "abi 45 dakikayı geçmiş mi ya" derken aslında parasının olmadığını anlamış oluyorsun. üzerinde para olmadığını, kenara çekip babasindan hesaba göndermesini isteyeceğini söyleyince bir dakika dur kardeşim dedim amiri aradım. amir harbi bir amirdir. vardiya çalışanlarını müdürlerine ezdirmez, korur, kollar. babacan bir adam. aç bariyeri gitsin, çocuğu üzmeyelim dedi. vallahi ben çocuktan daha çok sevindim. bu da böyle bir animdir.
devamını gör...
147.
(bkz: umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımları)

bu adam bu işi biliyor arkadaşım.
devamını gör...
148.
bir balkan ülkesinde sabahın köründe işime giderken hafiften kar yağmaya başlamıştı. iş güç ıvır zıvır derken akşam yaklaşmadan çıkayım dedim, kar yağışını izlemeyi karın her türlüsünü çok seven biriyim özellikle de o karlı buzlu yollarda araba kullanmak çok hoşuma gider neyse, arabaya yaklaştığımda ön tamponun altında bir serçe gördüm, çok üşüdüğü her halinden belli oluyordu, kar olmayan bir yerde durmuş titriyor küçük can…
içim bi fena oldu onu öyle görünce, aniden yaklaşsam korkup kaçar sabahı göremez vs düşünceleri aklımda geziyordu, ağır ağır ona yaklaşıp alıp eve götürme niyetindeyim ama o benden önce davranıp kanatlanıp uçup gitti. çok canım sıkıldı arabaya oturup ağır ağır eve giderken o serçe için defalarca dua ettim.
devamını gör...
149.
yıllar evvel yoğun bir tutkuyla ilgilenip heyecan duyduğunuz birçok şeyin ilerleyen zamanlarda artık o eski haz ve mutlulukların binde birini dahi vermemeye başlaması. ister yaşlanmak deyin, ister olgunlaşmak, yahut yorgunluk ve doymuşluk. hayat acımıyor insana ve bunu size daima yapacak. erken kaybetmiyorsanız bilin ki çok şanslısınız.
devamını gör...
150.
anneannem 50 yıl kadar evvel güneşli bir ağustos sabahında dualarla uğurlamış eşini ve oğlunu. köydeki evininin avlusunda koştura koştura babasına yetişmek için giderken küçük oğul, geri gelip iki öpücük daha kondurmuş annesinin yanaklarına. kazasız belasız, tez vakit dönesiniz demiş anneannem, fakat bu son kez görüşü olmuş onları. boğucu bir ağustos akşamı çarşıdan eve dönerlerken koca bir kamyonun altında can vermiş dedem ve küçük oğlu. dedem 37 yaşında genç bir baba; bir evin tek oğlu. dayım 5 yaşında küçücük bir sabi; babasının tek erkek çocuğu. sabah çiçekler gibi tertemiz kıyafetlerle uğurladığı eşi ve oğlunun cenazelerini kanlar içerisinde getirmişler akşam eve. anneannem, 34 yaşında yorgun genç bir kadın; 6 kızı ile dul kalmış köy yerinde. eşinin acısına dayanmış da bir türlü dindirememiş yüreğindeki evlat yangınını... dedem her işten anlayan, becerikli bir adammış. köyün evlerinin birçoğunu o yapmış. marangozluk, arıcılık ve kasaplık yapar, küçük bir kahvehanesi ve bakkal dükkanı da varmış. hiçbir eksiklik çektirmemiş ailesine. o gün evden çıkmadan evvel anneanneme büyük hayalleri olduğunu söylemiş. çarşıda bir dükkan alıp farklı alanlarda ticarete atılmayı düşünüyormuş kendi çapında. hayalleri de bedeni gibi sonsuzluğa karışıp gitmiş. bir gün iki gün derken cenaze evine başsağlığı için uğrayanlardan sonra maskelerini düşüren çirkin insanlar dadanmış anneannemin kapısına. her gelen adam beyinin bana borcu vardı deyip varını yoğunu alıvermişler dul kadının. kul hakkıdır, rahat uyusun deyip itiraz etmemiş hiçbirine. fakire, eşe dosta, akrabalarına yardım etmesi ile nam salan dedemin cesedi henüz çürüyüp toprağa bile karışamadan kemirmiş o çakallar; ruhunu ve geride bıraktıklarını. anneannem küçücük bir kadın, kocaman yüreği ile evlenmeden, kimseye boyun eğmeden, muhtaç olmadan eşinden kalan emekli maaşı, küçük bir çaylık ve bahçe ile geçinerek büyütüp tek tek evlendirmiş bütün kızlarını...

15 sene evveliydi. teyzem nereden aklına gelmiş, nasıl başarmışsa dedemle dayımın morg fotoğraflarını buluyor hastane kayıtlarını kurcalayarak. karadeniz’i gezen turist bir gazeteci şahit olmuş o gün kazaya ve fotoğraflamış onları. hiç tanımadığım dedem ve dayımı görüyorum o iki karede. dedemi bildiğim tek fotoğraf köy evinde duvarda asılı olan vesikalık haliydi. kıvırcık gür saçları, endişeli, meraklı ve sert mizaçlı. yüzü gözü kanlar içerisinde, seçilemiyor bu fotoğrafta. dayım ise gülümsemiş sonsuz uykusunda. üzerinde minik bir ceket, burnunda çilleri seçiliyor. küçük bir morluk var alnında. saatlerce bakıp bakıp ağlıyoruz onlara. keşke o olay hiç yaşanmamış olsa…

üç yıl oldu anneannemi kaybedeli. aklıma geliyor canımın sıkkın olduğu anlarda. eşini ve oğlunu toprağa vermiş kadın. sonra babası, abisi, annesi, kendi elleriyle büyüttüğü 12 yaş küçük kardeşi, damadı; onca acıya rağmen dimdik ayakta kalmaya çalışmıştı. ufacık sıkıntılarda saçma salak sebeplerle hayata küsen insanları yahut kendimi düşününce utanıyorum. sosyal medya hesapları iki saat açılamadı diye kendinden geçenler, tuttuğu takım puan kaybetti diye karalar bağlayanlar, sözde aşık oldukları sevgililerinden ayrılınca iki gün yas tutup sahte gözyaşı döktükten sonra hemen bir başkasını bulanlar... yanıbaşımızda bile göremediğimiz, farkında olmadığımız onca acı hikaye varken, şükretmek gerek halimize.
devamını gör...
151.
misal, aşık olmak.
devamını gör...
152.
ölen kişinin öldüğünü anlık olarak unutmak.
sonrasında yokluğu süresince hissedilenlerin -özet tadında- film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp geçmeye başlaması.
devamını gör...
153.
kimse için '' o '' olamamak.
devamını gör...
154.
bir daha hiçbir şekilde o eski mutlu olduğun anın tekrarlanmayacak olması. evet belki daha mutlu olduğun anlar yaşayacaksın ama neden aynı mutluluğu tekrar yaşayamıyoruz? neden en sevdiğimiz anları favorileyip geri dönüp tekrar yaşayamıyoruz?
devamını gör...
155.
bir filmden bir sahne.
- neden evleniriz hiç düşündün mü?
- aşk?
- hayır birinin anılarımızın tanığı olmasını isteriz.
devamını gör...
156.
bugün davet edildiğim iftarda babamı yakinen tanıyan bir akrabam, bir konu hakkında konuşurken güldüğümde yüzüme uzun uzun bakıp kendi de gülerek "babanın yerini öyle güzel tuttun öyle güzel tuttun ki" dedi. gözüm doldu gülümsemek ile ağlamak arasında kaldım. "her şeyin ona benziyor gülüşün yüzün bakışın her şeyin" dedi ardından sıcacık candan bir bakışla. tüm gece boyu aklımdan çıkmadı bu. belki de yıllar geçse de çıkmaz. aynı iftarda hiç görmediğim babaanneme de benzettiler beni. çok tuhaf bir his doldu içime. nasıl da insan eninde sonunda köküne dönüyor dedim. bu insanlar bir sene önce depremden dolayı buraya gelmemiş olsaydım sadece babamı bildiklerinden benim de adımı bilecek belki de laf arasında "sahi o kız ne iş yapıyor, kaç yaşına geldi?" gibi sorular soracaklardı. ancak şimdi düşünüyorum da onlardan çok uzakta da büyümüş olsam da nasıl onlara benzedigimi anlaması çok güç. sadece aile buluşmasında denk gelince merhabalastigim insanlara bir sene içinde gözlemlediğim kadarıyla hem mizaç hem fiziksel olarak bu kadar benzemek hayatın ne kadar tuhaf olduğunu gösterdi bana. babamın benimle beraber hâlâ var olduğunu belki de.
devamını gör...
157.
aşık olmak da sayilabilir.calistiginiz yerde kalifiye olmayan adami sirf torpili var die tepenize koymalari da olabilir.sokakta evsiz birini görmeniz ve bundan dolayi icinizin burkulmasi da olabilir.çok sebep olabilir.
devamını gör...
158.
eskilerden bir arkadaşım, abisi cep telefonunu değiştirince onun eski telefonunu almıştı. telefon da eski değil aslında, her sene yenileyen insanlardan biriymiş. internet arama geçmişine bakınca günler boyunca sürekli kalp krizi ile alakalı sayfaları gezdiğini görmüş. her zamanki gibi pimpirikli oluşuna ve tırsaklığına vermiş, merak bile etmemiş. fakat bir sonraki sabah aldığı haberle hayatının en kötü şoklarından birini yaşamış. abisi uyurken kalp krizi geçirip vefat etmişti. ne acı…
devamını gör...
159.
önemsemediğinizi sandığınız insanları bir gün çok acı bir şekilde önemli olduğunu anlamak.
devamını gör...
160.
sevgi dinlencisi olmak.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hayata dair iç burkan detaylar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim