261.
ait olunan yeri henüz bulamamakla eş değerdir.

geçtiğimiz günlerde bir filme denk geldim*. hani böyle, bir insanın evi neresidir? türünden. tüm işleri berbat olan bir çetenin, yakalanmak üzereyken vurularak kaçan bir üyesi....

son anında sevgilisini aradı, evet. ve son kez sesini duymak istedi, sevildiğini bilmek istedi. çünkü biliyordu ki insan, insanın aynasıdır. insan, insanın yuvasıdır. peki bu aynasını bulamamış, oradan oraya savrulup eksik olanlar? gerçekten bana, hayli ilginç geliyor, oradan oraya savrulmayı yaşamak olarak görmesi insanın. garip bir olay.
şaşılası. *
devamını gör...
262.
bu bir lanettir dostlar.
mesela bak onca dostun vardır. ailen yanındadır ama sen iflah olmaz bir serseri manyak bir nankör olarak dersin ki "abi ben bu dönemin insanı değilim." yahu başka dönemde olsan yine o döneme ait olmayacaksın gerizekalı. sen uyumsuzsun.
bir ilişkin yürümemiş, bir işte terfi almadan çıkarmışlar.
çok tatlı ama manyak salak bir gerizekalısın.
doğmuşsun. iyi kötü bu günlere de gelmişsin bu zekayla ama çok da zorlama.
çok eğlenceli ama bak uyumsuz olmak.
keyfini çıkar. kendini sev.
herkes gibi olma.
devamını gör...
263.
evet, çağın insanı olmamakla alakalı bir durumdur. dönem ve insanlar çok fast food. herkes mi birbirine benziyor yoksa ben mi kimseye benzemiyorum derken bu hayata ve insanlara ayak uyduramadığınız ve uyduramayacağınız gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. sonra şunu söylerken buluyorsunuz kendinizi, ben bu dünyanın insanı değilim.
150-200 sene geç gelmiş gibiyim.
keşke o dönem savaşta ölen bir asker olsaydım şu dönemde yaşayacağıma.

bu dünyanın insanı olmamanın açıklaması şu değil. 'ben çok zekiyim, derinim, düşünceli ve duyguluyum.'
hayır, bu da değil. 'çok'değil, belki az. ama farklı, başka.
şükür ki bu dönemden, bugünün dünyasından bir kaç saat için olsa bile kaçabilmemizi mümkün kılacak işler var. şiir olsun şarkı olsun var yani. dünün izini sürmekle teselli olabiliyoruz. kim ne yapmış, nasıl düşünmüş, ne hissetmiş, ortaya ne koymuş... bunlar çok daha fazla içine çekiyor beni.
yönsüz kalmaktansa böyle yapmak daha iyi sanırım. suyun içinde hareketsiz kalmaktansa yönünü bulmak, o tarafa doğru kulaç atmak sanki o kaybolmuşluk hissini azaltıyor. ait olduğunuz bir yerler olduğunu düşündürebiliyor.
devamını gör...
264.
muhtelif sorunlara neden olabilen ya da olmuş olan durumdur. duygusal açıdan doyurulmayı engeller. dolayısı ile üretmeyi, sevmeyi ve kendini gerçekleştirmeyi de engeller. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde evrensel kabul edilen bir sıra vardır. bu sıraya göre önce fizyolojik ihtiyaçlar sonra güvenlik ihtiyaçları ve sonrasında ait olma ihtiyacı giderilmektedir. 3.basamak olan ait olma ve sevgi ihtiyacı doyurulmaz ise, sonraki ihtiyaçlara geçilemez. orada takılı kalınır.

insan olarak sosyal canlılar olduğumuz için sosyal yapılara ait olma ihtiyacı duyarız. iş yeri, arkadaş çevresi, aile evi veya gitmekten hoşlandığınız herhangi bir yer olabilir. deniz kıyısı dahil. aslında bu yerler bizi biz yapar ve biz de bu yerleri bu yer yaparız. karşılıklı belirleyicilik ilkesidir bu. eğer kişi herhangi bir yere ait hissedemiyorsa, mutlaka sevgi ihtiyacı doyurulmuyor demektir. tabii bu duruma karşı 'ama ben rahatsız değilim ki' ya da 'iyi ya böyle takılıyoruz işte' demek normaldir. çünkü bu durum her insanda tabii olarak kaygı yaratır ve hiçbir yere ait olmadığını hisseden birey durumu yalanlama, çarpıtma ve mantığına uydurma yoluna gider. ancak sağlıklı bir ruh hali için ait olma ihtiyacı (her neye ise) doyurulmalıdır. hiçbir yere ait olamamak da sizi zamanla yıpratır.
devamını gör...
265.
demek ki yanlış ortamlar içerisindesiniz.
hemen bu durumu lehinize çevirecek hamleler yapmak durumundasınız.
arkadaşları, yaşadığınız yeri gerekirse aileyi...
atın ikinci plana.
hemen size sadece siz olduğunuz için değer verenleri arayın.
bir yerlerde varlar, rahat olun.
hee, onları bulunca da armudun sapı üzümün çöpü yapmayın.
devamını gör...
266.
bir kaplumbağa gibi yaşamaktır.
devamını gör...
267.
hiçbir yerde kendini güvende hissedememektir. kişi nereye giderse gitsin kiminle olursa olsun olay bir türlü değişmez. her zaman kendini tehlikede hisseder. hiçbir konum ona güvenli hissettirmiyordur bu sebeple dinlenecek alan bulamıyordur. bu his gelmeden önceki konfor alanlarından kovulmuş gibi hissedebilir.
devamını gör...
268.
kufur edemiyoruz o yuzden yazarken biraz dusunuyorum. yoksa hic dusunmeden nasil denk gelirse oyle konusur oyle yazarim. kafa olarak da bedenen de kendimi bir yere ait hissedemedim. hissetmeyi isterdim. bu kocaman dunyada devamsa evrende ben nereye aitim bilmek isterdim. zamansal bir kirilma mi oldu ben bu zaman mekan cizelgesine denk geldim anlamiyorum. ne zaman dogru ne mekan, beni yoneten supergucler, mistik seyler, beni uzun bir cezalandirma seansindan sonra neden tekrar ceza seansina aldilar bari birakinda bu cezalarin suçunu isleyeyim. hepsinin hakedilmesi icin nasil bir seytani kotuluk bulmaliyim bilmiyorum, bunu yapabilecegime inancimda yok. kotulukleri yapabilmek icin bile bir aitlik gerekiyor.
devamını gör...
269.
karakterinizle alakalı olmayıp, insanlarin size hissettirdikleriyle de kapılabildiğiniz düşünce.
devamını gör...
270.
çok depresif hissettiğimde tam olarak böyle düşünüyorum. ailemin yanını, evimi bile yuvam gibi hissedemeyip, ait olmadığımı düşünüyorum.
devamını gör...
271.
ara sıra yoklayan his.

gerçekten böyle hissettiğimi tam olarak idrak edince ben kalmayacağım. gitme isteğim bundandır. ama nereye?
devamını gör...
272.
derin bağlar kurabileceği bir insan ya da mekanla karşılaşmamış olmak. daimi bir arayıştır. bazılarında yıllar sonra mutlu hissettiği yerde biter. bazısı nihai bitiş mezarda huzura kavuşur.
devamını gör...
273.
insan hiçbir şeye ya da yere ait olmaz bir süreliğine dahil olur sonra gider ve bunu ya ruhuyla yapar ya da bedeniyle....
devamını gör...
274.
kimbilir kimler ne yalanlar soyledi size veya neyinize on yargilar besleyip ardindan korkarak kactilar ve size bu hissi biraktilar.

neyse esegin hatiri yoksa sahibinin * hatiri vardir deyip susmak en iyisi.
devamını gör...
275.
olduğum hiçbir yerde değilmişim gibi geliyor.
olmadığım her yerde de varmışım gibi...
devamını gör...
276.
yine dayanamadım geldim..
evet tek istediğim şöyle bir community
dans ederken kendimden geçmek istiyorum
devamını gör...
277.
bu duyguya verilen ad monachopsistir.
bazı kişilere veya mekanlara karşı hepimiz belli bir dönem veya sürekli bu duyguyu hissetmişizdir.
devamını gör...
278.
nesne değiliz neticede. aksine yaşanmışlıklar ve hissedilenlerle, verdiğimiz değer ve yüklediğimiz anlamla beraber bütün bunların yaşandığı yer bize aittir. bu bilinç bizi kendimize karşıda özgür kılar.
devamını gör...
279.
şöyle ifade edecek olursam, yeryüzünde kendi bedenin de dahil olmak üzere hiçbir şey sana ait değil ve bu durumda senin de bi şeylere ait olman imkansız. şey diyosun mesela ondan başkasını sevemem, onun yerini kimse alamaz, benim de ondaki yerimi kimse alamaz, kimse benim gibi sevemez vs vs.. alırlar kardeşim alırlaaar öyle bi alırlar ki şaşar kalırsın. birilerine veya bi şeylere ait olmayı beklemek yerine kimseye ait olmamanın, özgürlüğün tadını çıkarın. emin olun bi şeylere ait olma hissi bazen iyi sonuçlar doğurmuyor.
devamını gör...
280.
bu hissin adı bile var, monachopsis. istersen dağ, bayır, yağmur, çamur demeden tüm dünyayı gez; aradığın aitliği bir türlü bulamazsın ve bu aitlik herkes için değişkendir. kimi uzun zamandır gelmesini beklediği bir mesajla, kimi girmeyi çok istediği bir işle, kimi ise sahip olmayı hedeflediği bir nesneyle aitlik bağı kurar ve bunun gerçekleşmeme durumu; insanın asıl ait olduğu yerden günbegün uzaklaşmasına sebep olur. insanın kendi merkezinden bu şekilde kopmaya başlaması, o dengesiz boşluk hissinin işine gelir ve kendini sizinle bir güzel doyurmaya başlar. siz ise; ne olduğunuz yerden, ne de yediğiniz yemekten bir şey anlamaya başlarsınız. iyi olan her şey sizden hep daha uzakta, hep daha başka bir yerdeymiş gibi gelir. kaybolmuş, kendini ve yerini arayan, aitliğe susamış kimseleri karşılamayı seven karanlıklar; kısa bir süreliğine gizlemiş olduğu aydınlığını sizlere gösterir. başta gözünüze güzel gelen bu ışık, sonrasında yerini körlüğe bırakır. burası da değilmiş, dersiniz; öğrenirsiniz. ve tutsak dilinizden şu sözler dökülür:
beni uğurla sabahlarından,
beni uğurla karanlığından,
beni uğurla yalan krallığından,
bu gece...

kendimize ait olduğumuzu anlamak için kaç boyundurluğun altına girmemiz gerek? belki de hiç, ama giriyoruz. işte bir tane daha...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hiçbir yere ait olamamak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim