101.
sorduğu sorulara doğru cevap vermeyince, öğrencilerin kafasını tahtaya vura vura döven sadist sosyal bilgiler öğretmeni. şimdi ki aklım olsa tuvalete koyar suratını tekmelerdim.
devamını gör...
102.
ilkokula dair aklımda kalan tek şey sözlük bilgisiyle ilgili işlediğimiz derslerdi. net olarak hatırladığım ve asla unutmadığım tek şey budur.
devamını gör...
103.
sınıfça koca kazanda makarna yapmıştık, hayat bilgisi dersi, sofra adabı konusunda
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel . benim getirdiğim peynir ketçap ve mayonezlerden önce bitmişti. ne güzeldi yaa.
devamını gör...
104.
ılkokulda canımız sıkılınca tenefüste tuvalate gider ve oradaki sabunu elimizde döktükten sonra baş ile işaret parmağının ucunu birbirine dokundurarak yaptınız çemberle balon yapardık. baya anlamsız bir eylem olsa bile nedense aşırı eğlenceli geliyordu. neyse işte bir gün birden bizim tuvaletteki sabunun "çişli" olduğu dedikodusu çıktı. çünkü hizmetliler bize hep kızıyordu hem yerler kirlendiği hem de sabunu harcadığımız için bu yüzden bizden intikam almak için herkes gittikten sonra oraya işediklerini sandık. çocukluğun verdiği salaklıkla hiç sorgulamadık ve hemen inandık. okulun sonuna doğru tüm okul bu dedikoduyu biliyordu ve birden herkes ağlamaya ve kusmaya başladı. hatta bizim sınıftan bir kız ben o çişli sabunlu balonları havadayken yiyordum diye bayıldı. koridorlar full kusmuk doluydu hocalar aşırı panikledi ambulans çağırdılar. kantindeki bir şeyin zehirlendiğini sandıkları için ödleri koptu. koşarak kusan tipler falan vardı ciddi ciddi ben de olsam ben de korkardım. neyse o kıyamet gibi günden sonra kimse sabun kullanmadı. ve o olayın verdiği travmayla evde bile korka korka yıkıyordum elimi. bu hikayeyi niye anlattım bilmiyorum sadece başlığı görünce aklıma geldi.
devamını gör...
105.
bir arkadaş yardı, tahtayı yalar, tebeşirleri ısırdı.. garip çocuk, yaşıyordu da hala..
devamını gör...
106.
bir çocuk vardı tavuk dönerle çikolatalı süt içiyordu her gördüğümde "allahın midesizi yaaaaa" diyordum yüzüne yüzüne. işte 12 yıl sonradayız, o çocuk da 2 senelik sevgilim. hayat garip 1 şey
devamını gör...
107.
dikdörtgen kutu şeklinde üzerinde hello kitty veya barbie resimleri olan bir kalem kutu vardı. içine rengarenk boya kalemleri dizilen cok isterdim. herkeste olmazdı yurt dısından falan geliyordu sanırım. çok sonra bir yerde görünce alıp bir kız öğrenciye hediye etmiştim. o da benim kadar sevmis midir bilmem.
devamını gör...
108.
sınıfta 3 kişinin soyadı aynıydı biri bendim diğeri ise şuan evlenmek üzere olduğum kişidir. kader neler mi yapıyor işte böyle şeyler...
devamını gör...
109.
okulun ilk günü camın önünde ağlamıştım annemle babam beni bırakıp gitti diye. travma resmen. başka da bir şey hatırlamıyorum.
devamını gör...
110.
küçük e harfini yapamazdım. ben de ay gibi çizer tepesini birleştirirdim. güzel yazı defterime yazıp götürdüm hoca kocaman çizik atmıştı, kabul etmedi, nasıl anladı hiçbir fikrim yok aynısı oldu halbuki.
devamını gör...
111.
dört kere dört on altı =havada uçuyor martı
beş kere beş yirmi beş=dondurmalar beleş
diye çarpım tablosu ezberlemiştim.
herkes bana aşık sanıyordum, bense bir kişiye aşıktım çocukluk işte.
sınıf başkanı olmaktan gurur duyardım, blum gibi en önde hissederdim.
devamını gör...
112.
yazım çirkin diye hocanın yanıma gelip “güzel kızlar güzel yazı yazar” demesi ve bu sözden sonra yazımın güzelleşmesi için verdiğim masum çaba... çok güzel bir anı benim için.

bir de çıkıştan 10 dakika önce hocanın mandalina ödüllü sorular sorması ve eeen küçük (biz bebek derdik) mandalina parçasını yemek için sabırsızca beklemem..
devamını gör...
113.
heyecanla beklediğimiz, kutladığımız canım 23 nisanlar.
devamını gör...
114.
öğretmenimiz duvara büyük bir ağaç resmi yapıştırmıştı dallarda ki elmalarda da isimler yazılıydı. okumaya geçip elmamı kırmızıya boyadığı da çok mutlu olmuştum.
devamını gör...
115.
her sınıfın bir ağacı vardı ve öğretmenlerimizle birlikte dikmiştik.
devamını gör...
116.
stres, dayakçı sınıf öğretmenim, ağlatmalı etüt saatleri, tahtaya kaldırılma korkusu, bit kontrolü.
devamını gör...
117.
okul başlar başlamaz bir çocuğa aşık oldum. burak. okuyabildiği halde, bilmiyormuş rolü yapıp, 1 ay dolmadan okumayı söken süper zeka çocuk rolünü başarıyla oynayacak ve bütün birinci sınıflar içinde ilk kırmızı kurdeleyi alacak kadar zekai bir çocuk olduğum için burak'ın ilgisini aşık olduğu selin'den kendime kaydırmam çok zor olmadı açıkçası. aman o da kadar hoppa bir tip olmasaymış canım. ben biraz atik (atik değil miko, fırlama), belki bir miktar abla özentisi (bir miktar mııı?), fazlaca da mutlu (buraya düzeltme yok, cidden güleç) bir çocuktum sadece. hemen düştü peşime. ben ne yapabilirim? kim bilir şimdi nerede ne yapıyordur burak? hala hoppa mısın burakçım, tostunun yarısını kimlerle paylaşıyorsun şimdi??

sevgililik oyunu oynadığımız o kısa süre içinde 7 yaşında bir çocuktan çok daha ileri olan flörtöz tavırları beni biraz sıkmış olacak ki ilginin kendisi üzerinden kaymasını çok da hazmedemeyen, üstelik de arkadaşım olan selin'i teselli etmeye odaklanarak yine bir ilklik peşine düştüm; okulun en genç feministi olmak. kızkardeşlik kazanacak selincim, merak etme! her şey gayet iyi gidiyordu aslında. annem, öğretmenim ve okul müdürü tarafından, "sınıf mı atlatsak bu çocuğu acaba" sorusuyla yana döne okula çağrıldığında yalanımı sürdürmüş olsaydı hayatım çok süper olmaya devam edecekti belki ama "e miko zaten okuyabiliyordu, ablalarına ders çalıştırırken o da hep bizim yanımızda otururdu, gazeteler, ablasının kitapları derken bir baktık sökmüş okumayı hocam" dediği için bütün havam söndü birden bire. ah benim doğrucu davut annem sırası mıydı allasen? çevirdiğim üçkağıt ayyuka çıkınca öğretmenin gözünden düştüm tabii, yalan söylemenin, insanları kandırmanın ne kadar yanlış bir şey olduğuna dair sınıfta çekilen muhatapsız ama süresi boyunca herkesin içinden bunlar hep senin yüzünden miko diye geçirdiği bir nutuktan sonra sınıf arkadaşlarım arasında popülaritemi tam olmasa da büyük oranda yitirmiştim. hal böyle olunca yeni beğendiğim çocuk olan bbg eray prototipli yalçın ile işim burakla olduğu kadar kolay olmadı. gözlüklü adamları o zamandan beri çekici bulduğumun ilk kanıtı yalçıncığım, işinde gücünde bir çocuktu. tenefüslerde bile terlemeyen sınıfın en yakışıklı ama en de sakin çocuğu olan yalçın benimle başlarda gerçekten hiç mi hiç ilgilenmedi. kesin şimdi doktor falan olmuştur. biyolog da olabilir. elinde deney tüpleriyle hayal edebiliyorum seni yalçın. neredesin yalçın?

çeşitli ali cengiz oyunlarından sonra, sıra arkadaşım gizem'i gücendirmek pahasına, öğretmene üşüdüğüm bahanesiyle yerimi değiştirtmek suretiyle kalorifer'in yanına, ikinci sırada oturan sarı montlu yalçıncığımın yanına geçince tablo birden bire değişti. yani o noktadan sonra biraz işin zor be yalçın. 7 yaşındasın 7. yazıyla yedi. çok geçmedi, yalçın bana mektuplar yazmaya başladı inci gibi yazısıyla. ben de ablamın şiir kitaplarından ezberlediğim, şimdi hiçbirini hatırlamadığım, muhtemelen saçma sapan ve konuyla hiç alakası olmayan alıntılar yaparak yanıtlıyordum mektuplarını. çocuğun beynini yaktıkça çizdiğim imajın coolluğundan daha çok emin oluyordum ki ne olsa beğenirsiniz? yalçın'a olan ilgimi de kaybettim. kimmiş hoppa olan sevgili miko?

ardımda iki kırık kalp bırakarak gizemciğimin yanına dönüp kız gang'ini kurunca yeni bir mecra keşfetmiş oldum. erkek merkek, boş işer bunlar, 5-6 kafadar dişi kişisi bir araya gelince yaşanabileceklerin bir sınırı yok. 3 sene okudum o sınıfta. o kanka grubunda neler neler yaşandı da tek fire vermedik. selin ile de aramıza kimse giremedi bir daha. çünkü neden, bakın burası çokomelli, hep birlikte bağırıyoruz; kızkardeşlik kazanacak!!
devamını gör...
118.
bir kızı seviyordum ve bunu andımız okunmadan önce sıradayken bir arkadaşıma söylemiştim. sonra onu seven bir kabadayı beni duymuş ve "nasıl seversin lan" diye bir şekilde girmişti araya. daha sonra bu arkadaş beni durmadan bully'lemeye başladı. işte yere yatırmalar, tehditler, küfürler... bir gün gururuma yediremeyip ağlayarak anneme anlattım. sonra bu olay öğretmene taşındı ve öğretmen çocuğun ağzına sıçtı. ben de o sırada bilerek o kızın yanına gidip beni döven çocuğun gözlerine bakarak kızla konuştum tüm gün. kuduruyordu onun bunun evladı. mükemmel bir histi.
devamını gör...
119.
sinem diye allah affetsin retarded bi sıra arkadaşım vardı. öğretmenimiz 4 işlemi öğrenmeye başladığımız zamanlarda öylesine quiz yapmıştı bizi. bu saf yanımda mır mır ağlar gibi olunca dikkatim bozuldu, bi bakayım dedim cidden ağlıyomuş. konuşursam yakalanırım diye korktuğumdan sormadım noldu diye, işlemleri yapamadığı için ağladığını düşünüp kendi kağıdımı ona verdim. yapmış bi'şeyler de kontrol edecek vaktim kalmamıştı öğretmenimiz topladı kağıtları. notları verdikten sonra kontrol edelim diye geri verince bi baktım benim kağıdımda 2 yazıyor, sinem 5 almış. benim çenem titremeye, gözüm seğirmeye falan başladı. ilk hatırladığım utanç anım bu olabilir. sonra eve gidip hırsımdan anneme ağladım, öğretmenim ertesi gün yerimi değiştirdi.
kız sinem inşallah yaptığım bu iyilik ara ara aklına geliyodur da bana dua ediyosundur. yoksa, bak mübarek ramazan günü diyorum, öbür tarafta yaktım çıranı.
devamını gör...
120.
bizim bir sınav sorusu vardı çok basit bir soruydu ama yanlış hatırlamıyorsam sadece bir kişi yapabilmişti. bizim sınıfta sevmediğim aşırı çalışkan olan kız da yapamayınca sevinmiştim. ne gunlerdi...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ilkokuldan akılda kalanlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim