normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
başlık "yere düşen dondurma" tarafından 10.11.2020 03:29 tarihinde açılmıştır.
221.
rüyada 5. kattaki evimin balkonunda olduğumu ve bunun bir rüya olduğunu farkedince balkondan aşağı atlamıştım. kapıdaki kamyonetin üstüne yüzüstü düşüp o ağrıyla dizimi tutarak uyanmıştım uykudan.
devamını gör...
222.
üniversite dönemleri felsefe bölümünün bir seçmeli dersini almıştım vize kötü geldi tabi finale yaldır yaldır çalışıyorum bir gece kafada kulaklık yanda bol kahve ve sigara eşliğinde. derken bir anda arkamdan bir ses yükseldi.
''bir bakar mısın ?'' arkamı bir döndüm bir masa ıstakalar falan kurulu okey oynanıyor ama 4. eksik görev bilinci ile yerleştim yerime hemen taşlar dağıtıldı eli dizdim çift okey mükemmel bir el derken kafamı kaldırdım bir baktım karşımda kant oturuyor yanında nietszche halinden hiç memnun değil derken tam sağıma kafamı bir çevirdim müslüm baba kurulmuş masaya.
lan dedim neler oluyor kant bir şeyler anlatıyor nietszche'nin surat asık dinledi dinledi o sırada el dönüyor okeyi vuracam yere nietszche olduğu yerden sıçrayarak kalktı aldı ıstakayı vurdu kant'ın kafasına derken müslüm baba fırladı ayağa ''evladım yapmayın amaaa'' derken gözümü bir açtım ben pc başında not çıkartırken uyuya kalmışım kulaklıkta müslüm çalıyor..
o gün bugündür müslüm babanın sakinliğini hatırladıkça şaşırırım bu ekiple okey oynamış olmanın da haklı gururunu yaşarım
''bir bakar mısın ?'' arkamı bir döndüm bir masa ıstakalar falan kurulu okey oynanıyor ama 4. eksik görev bilinci ile yerleştim yerime hemen taşlar dağıtıldı eli dizdim çift okey mükemmel bir el derken kafamı kaldırdım bir baktım karşımda kant oturuyor yanında nietszche halinden hiç memnun değil derken tam sağıma kafamı bir çevirdim müslüm baba kurulmuş masaya.
lan dedim neler oluyor kant bir şeyler anlatıyor nietszche'nin surat asık dinledi dinledi o sırada el dönüyor okeyi vuracam yere nietszche olduğu yerden sıçrayarak kalktı aldı ıstakayı vurdu kant'ın kafasına derken müslüm baba fırladı ayağa ''evladım yapmayın amaaa'' derken gözümü bir açtım ben pc başında not çıkartırken uyuya kalmışım kulaklıkta müslüm çalıyor..
o gün bugündür müslüm babanın sakinliğini hatırladıkça şaşırırım bu ekiple okey oynamış olmanın da haklı gururunu yaşarım
devamını gör...
223.
doğduğumdan beri bir türlü bitmeyen.
devamını gör...
224.
ben dün gece rüyamda nişanlısının ürofili olduğunu öğrenen ve onun bu durumu hakkında benden tavsiye isteyen tanıdığım bir kadınla konuşuyordum.
ne yapıyor diyorum, sürekli çiş yalamak istiyor diyor, neden diyorum vajina tadı alıyormuş çişte diyor, ama bu tedavi edilmeli onunla evlenemezsin diyorum, çocukken tek başına izlediği bir porno yüzünden travma yaşamış evet tedavi olacak diyor.
ve o kadar ciddiyim ki adeta bir haydar dümen olgunluğunda karşılıyorum olayı, olur öyle şeyler kafana takma, bulunur çaresi ahahsjsj.
ne yapıyor diyorum, sürekli çiş yalamak istiyor diyor, neden diyorum vajina tadı alıyormuş çişte diyor, ama bu tedavi edilmeli onunla evlenemezsin diyorum, çocukken tek başına izlediği bir porno yüzünden travma yaşamış evet tedavi olacak diyor.
ve o kadar ciddiyim ki adeta bir haydar dümen olgunluğunda karşılıyorum olayı, olur öyle şeyler kafana takma, bulunur çaresi ahahsjsj.
devamını gör...
225.
kıyamet kopuyormuş. her şey normal ama otların dipleri falan alev alev yanıyor. hava güzel aslında ama otların dibi yanıyor. herkeste kıyamet kopuyor diye bi panik. sonra tayyip erdoğan geliyor. onunla bi gemiye binip gidiyoruz. dünyanın diğer kısımlarında durum ne diye keşfe çıkıyoruz hadshjh deniz o kadar güzel ki pi'nin yaşamı filmindeki gibi. çarşaf gibi pürüzsüz falan böyle.
ulan gerçekten de hepimiz aynı gemide miyiz acaba ahsjdslh
ulan gerçekten de hepimiz aynı gemide miyiz acaba ahsjdslh
devamını gör...
226.
yazın, ne kadar uzun olursa olsun okuyacağım .
devamını gör...
227.
rüyanın içine girdiğimi hissettiğim anda kendimi okyanusun ortasında bir ağaç evin sundurmasında oturup bira içip etrafı izlerken buldum. sallanan sandalyemde oturup alkol oranı düşük biramı içerken bir yandan da lucky strike sigaramdan nefesler alıyordum. yanımda dikine bıraktığım tüfeğim de vardı.
aslında çok güzel bir rüya başlangıcı idi benim için. huzurlu bir ortamdı. biraz esinti vardı ama hava da güzeldi. sonra birden bir kayıt sesi gelmeye başladı. ve tüfeğin hemen yanında bir kasetçaların ortaya çıkmış olduğunu gördüm. kayıt şöyle bir cümle ile açıldı:
- collins picture dictionary unit 1 recording 1.
bu cümleden sonra da ingilizce sözcükler belli aralıklarla peş peşe gelmeye başladı. ama ben bu kaydı 12 yaşındayken defalarca dinlemiştim. o yüzden kulak asmadım fazla. biramı bitirdim ve hemen sehpanın üzerinde yeni bir bira belirdi. açtım onu da. ses kaydı devam ediyordu ama ben dinlemeyi ilk cümle ile bırakmıştım bile.
göz egzersizleri yapmak için kendime bir nokta seçmeye çalıştım uzakta. namütenahi bir boşluk içinde bunu başarmak zordu. ama bir anda ileride hızla büyüyen bir nokta gördüm. bana doğru geliyordu. göz egzersizinden vazgeçtim. bu nokta yaklaştıkça bunun iki kişinin pedal çevirdiği bir deniz bisikleti olduğunu anladım.
ama içindekilerin kim olduğunu bir türlü çözemedim. iyice yaklaşmalarını beklemekten başka çarem yoktu. ben de öyle yaptım. okyanusun ortasında yalnız başıma iken ve hele de bir rüyanın içindeyken şartları zorlamanın bir anlamı yoktu.
deniz bisikleti yaklaşınca içinde biri epey yaşlı biri nispeten genç iki adam olduğunu gördüm. yaşlı olan adam sanki ağzını kullanmadan sadece bıyıkları ile selam verdi bana. hemen tanıdım. süleyman seba idi gelen. yanındaki adam ise bana pek bakmadı. ama onun da recep çetin olduğunu anladım.
sağ bacağımda galatasaray dövmesi vardı. süleyman seba onu görür görmez ayağa kalktığımda bu dövmeyi gördü ve anlayışla gülümsedi. ben zaten büyük bir saygı ile ne sorsa cevap vermeye hazır bekliyordum. ama recep çetin hiç bakmadı bana.
süleyman seba bana nevzat demir tesislerine nasıl gideceklerini sordu. ben de dilim döndüğünce anlattım. recep çetin hemen pedallara yüklendi ve gözden yitip gittiler.
sonra biri ışıkları kapatmış gibi aniden bir karanlık çöktü. artık göz gözü görmez bir karanlık içinde okyanusun ortasında sundurmada oturmuş bir halde durdum. kaset çalar yeniden başladı. ama bu sefer farklı bir ses kaydı çaldı:
- halil pazarlama, halil pazarlama, halil pazarlama kapınızda.
hemen boynuzu kırılacak bir iblis aramak için sağa sola baktım. açıkçası derinden bir korku da hissetmeye başlamıştım. müziğin kesilmesini bekledikten sonra allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm diye başladım. içim biraz rahatlar gibi oldu ama sonra hem kendimi hem tanrı'yı kandırmaya meyleder gibi hissettim. okumayı bitirdim yine de. peşine bir de fatiha ekledim.
ve bir anda yeniden aydınlık oldu. ancak bu sefer yüz metre ileride kara göründü. ve içinde olduğum ağaç evin bir kayığa dönüştüğünü fark ettim. okyanustaki hareketi de bu esnada gördüm. suyun üzerinde boğulur gibi hareketler yapan bir ahtapot vardı. hain kostok dedim içimden. yukarıdaki paragrafta aradığım iblis kostok'tu.
ama kostok ortalarda yoktu. ahtapot da bir iki çırpınıp boğuldu zaten. hayatımda ilk defa boğularak ölen bir ahtapot görmenin heyecanını yaşarken ses kaydı bir kez daha başladı:
- sayın yolcularımız, kapı kapanma sinyali duyulduktan sonra trenlere binmeye çalışmayınız , kapılara müdahale etmeyiniz , müdahale edenleri uyarınız.
sorumlu ve de sorunlu bir vatandaş olarak uyarmak için birilerini aradım ama yoktu. ben de mecburen kızılay'da indim ve yüksel caddesi çıkışından çıkarak kendimi ankara sokaklarına attım.
okyanustan ankara'ya olan muhteşem yolculuğum bir rüya gibi geçti.
aslında çok güzel bir rüya başlangıcı idi benim için. huzurlu bir ortamdı. biraz esinti vardı ama hava da güzeldi. sonra birden bir kayıt sesi gelmeye başladı. ve tüfeğin hemen yanında bir kasetçaların ortaya çıkmış olduğunu gördüm. kayıt şöyle bir cümle ile açıldı:
- collins picture dictionary unit 1 recording 1.
bu cümleden sonra da ingilizce sözcükler belli aralıklarla peş peşe gelmeye başladı. ama ben bu kaydı 12 yaşındayken defalarca dinlemiştim. o yüzden kulak asmadım fazla. biramı bitirdim ve hemen sehpanın üzerinde yeni bir bira belirdi. açtım onu da. ses kaydı devam ediyordu ama ben dinlemeyi ilk cümle ile bırakmıştım bile.
göz egzersizleri yapmak için kendime bir nokta seçmeye çalıştım uzakta. namütenahi bir boşluk içinde bunu başarmak zordu. ama bir anda ileride hızla büyüyen bir nokta gördüm. bana doğru geliyordu. göz egzersizinden vazgeçtim. bu nokta yaklaştıkça bunun iki kişinin pedal çevirdiği bir deniz bisikleti olduğunu anladım.
ama içindekilerin kim olduğunu bir türlü çözemedim. iyice yaklaşmalarını beklemekten başka çarem yoktu. ben de öyle yaptım. okyanusun ortasında yalnız başıma iken ve hele de bir rüyanın içindeyken şartları zorlamanın bir anlamı yoktu.
deniz bisikleti yaklaşınca içinde biri epey yaşlı biri nispeten genç iki adam olduğunu gördüm. yaşlı olan adam sanki ağzını kullanmadan sadece bıyıkları ile selam verdi bana. hemen tanıdım. süleyman seba idi gelen. yanındaki adam ise bana pek bakmadı. ama onun da recep çetin olduğunu anladım.
sağ bacağımda galatasaray dövmesi vardı. süleyman seba onu görür görmez ayağa kalktığımda bu dövmeyi gördü ve anlayışla gülümsedi. ben zaten büyük bir saygı ile ne sorsa cevap vermeye hazır bekliyordum. ama recep çetin hiç bakmadı bana.
süleyman seba bana nevzat demir tesislerine nasıl gideceklerini sordu. ben de dilim döndüğünce anlattım. recep çetin hemen pedallara yüklendi ve gözden yitip gittiler.
sonra biri ışıkları kapatmış gibi aniden bir karanlık çöktü. artık göz gözü görmez bir karanlık içinde okyanusun ortasında sundurmada oturmuş bir halde durdum. kaset çalar yeniden başladı. ama bu sefer farklı bir ses kaydı çaldı:
- halil pazarlama, halil pazarlama, halil pazarlama kapınızda.
hemen boynuzu kırılacak bir iblis aramak için sağa sola baktım. açıkçası derinden bir korku da hissetmeye başlamıştım. müziğin kesilmesini bekledikten sonra allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm diye başladım. içim biraz rahatlar gibi oldu ama sonra hem kendimi hem tanrı'yı kandırmaya meyleder gibi hissettim. okumayı bitirdim yine de. peşine bir de fatiha ekledim.
ve bir anda yeniden aydınlık oldu. ancak bu sefer yüz metre ileride kara göründü. ve içinde olduğum ağaç evin bir kayığa dönüştüğünü fark ettim. okyanustaki hareketi de bu esnada gördüm. suyun üzerinde boğulur gibi hareketler yapan bir ahtapot vardı. hain kostok dedim içimden. yukarıdaki paragrafta aradığım iblis kostok'tu.
ama kostok ortalarda yoktu. ahtapot da bir iki çırpınıp boğuldu zaten. hayatımda ilk defa boğularak ölen bir ahtapot görmenin heyecanını yaşarken ses kaydı bir kez daha başladı:
- sayın yolcularımız, kapı kapanma sinyali duyulduktan sonra trenlere binmeye çalışmayınız , kapılara müdahale etmeyiniz , müdahale edenleri uyarınız.
sorumlu ve de sorunlu bir vatandaş olarak uyarmak için birilerini aradım ama yoktu. ben de mecburen kızılay'da indim ve yüksel caddesi çıkışından çıkarak kendimi ankara sokaklarına attım.
okyanustan ankara'ya olan muhteşem yolculuğum bir rüya gibi geçti.
devamını gör...
228.
hiç rüya gören biri değilim aslında.
ama hatırladıkça gülesim geliyor.
doğum günüm kutlanıyor böyle bir parti var. duygusal bir anımdayım bak hissi bile aklımda, oha doğum günüm kutlanıyor diyorum. bir anda müzik yükseliyor ve pastadan palyaço çıkıyor.
ulan be. *
ama hatırladıkça gülesim geliyor.
doğum günüm kutlanıyor böyle bir parti var. duygusal bir anımdayım bak hissi bile aklımda, oha doğum günüm kutlanıyor diyorum. bir anda müzik yükseliyor ve pastadan palyaço çıkıyor.
ulan be. *
devamını gör...
229.
geçen gece gördüğüm bir rüyada, rüyada olduğumu fark ediyorum ve böyle durumlarda daha önceden de denediğim gibi ya kendimi sıkarak ya dagerçekten boşluktan aşağı bırakarak hatta birini öldürerek uyanabiliyordum ve onu denedim. evet uyandım fakat yine rüyadaydım. bu olayı daha önce de yaşamıştım. yine kendimi sıktım ve yine uyandım ve ilginç bir şekilde bu sefer uyandığımı sandım. odamda olmadığım halde evet bu sefer uyandım dedim. olduğum yerden kalktım. kendi kendime çok ilginç bir rüya gördüğümü ve bunu not almam gerektiğini düşündüm. ne oldu nasıl oldu hatırlamıyorum fakat son kez uyanınca gerçekten gözlerimi açtım. mantara bağladık neyse ki.
(bkz: hunililere selamlar)
(bkz: hunililere selamlar)
devamını gör...
230.
(bkz: ben çorap kadınıyım) başlığına denk gelip; hımmm diye düşündüğüm gece rüyamda, eteğin aldına paçalı don giymiş gördüm kendimi. camdan da bi adam;” aaaa paçalı don kadını” diye dalga geçiyordu. sonra kendi kendime;” çorap değil paçalı don kadınıymışım ben.” diye söylenirken uyandım ve gülme krizine girdim gece gece. bak bunu sallıyorsam şerefsizim bakın yeminle gördüm bunu. hayatımda ki en saçma rüyalardan biriydi.
devamını gör...
231.
kardeşimle dışarı çıkıyoruz. ama saçma sapan kıyafetler içerisindeyiz. esc kılığı gibi. kardeşime biz geri gidelim, üstümüze biraz daha kapalı şeyler alalım diyorum. o da bana ne saçmalıyorsun marion ne var üstümüzde diyor. ben de rüyada olduğumu anlıyorum ve sen şeytansın diye bağırıp o sırada elimdeki su şişesinin kapağını açıp içindeki suyu onun üstüne atıyorum.
böyle de bir saçmalık.
böyle de bir saçmalık.
devamını gör...
232.
her rüyam saçma ve ultra kısa olduğu için, ennn saçması hangisi bir jüri desteği gerekir.
devamını gör...
233.
en saçması değildir ama daha bu sabah gördüğüm için yazayım. şu pazartesi günkü fb-gs derbisini izliyoruz, eski istanbul'daki evimizdeyiz. maç başlar başlamaz salak hırsızın teki camdan içeri kucağımıza düştü. sarışın tipitip böyle, burnunu daha yeni estetik yaptırmış. e yani kucağımıza düşmüşsün, bir tur dövelim, ama değişik şeyler deneyelim diyoruz herhalde ki yerde yatarken suratına dambıl falan bırakıyorum, özellikle estetikli burnuna doğru bırakıyorum bakalım ne olacak. deterjanla falan dövüyoruz bunu, temiz dayak atıyoruz yani. sonra rüya bitiyor zaten, maçla alakalı alamet mi pek bilmiyorum ama komik rüya ben sevdim.
devamını gör...
234.
üniversite okumaya amerika'ya gidiyorum, kaydımı yaptırmışım, her şeyim hazır, uçağıma binmek için havalimanına gelmişim; ama çok büyük bir eksik var...
pasaportum yok! her şey tamam derken pasaportu unutmuşum. pasaport kontrolünde kaldım ve geçemedim. sonra ağlayarak geri döndüm.
ve uyandım.
pasaportum yok! her şey tamam derken pasaportu unutmuşum. pasaport kontrolünde kaldım ve geçemedim. sonra ağlayarak geri döndüm.
ve uyandım.
devamını gör...
235.
gün boyu güllü'nün şüpheli ölümü ile ilgili haberlere sıkça maruz kaldım, yatmadan önce de aklıma geldi " ben bugün kesin rüyamda güllü'yü görürüm diye ". , dediğim de çıktı. uyku boyunca güllü'nün kızı, güllü'nün oğlu, güllü'nün düştüğü odası, penceresi, yatağı, gardırobu dönüp dolaşıp bilinçaltıma damladı.
devamını gör...
236.
benim rüyalarım genel olarak saçma da en sonki saçma rüyamda * sevgilim vardı da ailem onun ailesiyle tanışacaktı. sevgilim kimdi bilmiyorum ama merak etmedim de değil. *
devamını gör...
237.
geçen gün gelinlik kaybettim, sayılır mı?
devamını gör...