101.
okuduğum en muhteşem kitap : kürk mantolu madonna.
devamını gör...
102.
başarılı bir kalemdir ancak bugünkü popülerliğinin yegane kaynağı, populizmdir. dönem dönem böyle yazalar ortaya çıkarılıp parlatılırlar. okunması kolay olan bir yazar olması da bunu mümkün kılmakta.
komünisttir ve atatürk'e pezevenk dediği şiiri ile ünlenmiş. hapisten yırtmak için atatürk'ü öven bir başka şiir yazmıştır.
sosyalistlerin sevmesini anlıyorum da atatürkçülere noluyor onu anlamıyorum.
komünisttir ve atatürk'e pezevenk dediği şiiri ile ünlenmiş. hapisten yırtmak için atatürk'ü öven bir başka şiir yazmıştır.
sosyalistlerin sevmesini anlıyorum da atatürkçülere noluyor onu anlamıyorum.
devamını gör...
103.
25 şubat 1907 gümülcine / iğridere doğumludur.. ilköğrenimini üsküdar, çanakkale ve edremit üçgeninde tamamlamıştır..
1927 yılında balıkesir muallim mektebi'ni bitirince aynı yıl yozgat cumhuriyet ilkolulu'na öğretmen olarak atanır sabahattin ali..
milli eğitim bakanlığı bursuyla 1928'de almanya'ya gider, 1930 yılında ise yurda döner..
aydın , konya ve ankara'da öğretmenliğini sürdürür... nazım hikmet'le tanışarak, onun çalıştığı (resimli ay'da) öykülerini yayımlamaya başlar..
daha sonra , yazdığı söylenen bir şiirle tutukluluk hayatı başlayacaktır sabahattin ali'nin 1932 yılında .. gerekçe ise : ''ataturk'e hakaret''
olacaktır..
bu dönemde memurluktan ihraç edilince görevine geri dönebilmek için atatürk hakkında bir şiir yazdı ve tekrar devlet kurumlarında görevlendirildi. ayrıca kendisine yüklenen sosyalist algısını kırmak için de ''esirler''adlı bir oyun kaleme aldı.
29 ekim 1933'de cumhuriyetin onuncu yıl dönümünde çıkarılan afla hapisten çıkar
hikaye kitapları: değirmen, kağnı, ses, yeni dünya, sırça köşk
romanları:kuyucaklı yusuf, içimizdeki şeytan, kürk mantolu madonna
şiir:dağlar ve rüzgar
oyun:esirler
[alıntı]hakkındaki davaların aleyhinde seyrettiği bir dönemde türkiye'den ayrılmak istedi ve bulgaristan sınırını geçmek isterken kendisine kaçma girişiminde rehberlik eden ali ertekin tarafından milliyetçi gerekçelerle öldürüldü.
dağlar şiirinden [[alıntı]]
"bir gün kadrim bilinirse,
ismim ağza alınırsa
yerim soran bulunursa:
benim meskenim dağlardır."
demiştir.
1927 yılında balıkesir muallim mektebi'ni bitirince aynı yıl yozgat cumhuriyet ilkolulu'na öğretmen olarak atanır sabahattin ali..
milli eğitim bakanlığı bursuyla 1928'de almanya'ya gider, 1930 yılında ise yurda döner..
aydın , konya ve ankara'da öğretmenliğini sürdürür... nazım hikmet'le tanışarak, onun çalıştığı (resimli ay'da) öykülerini yayımlamaya başlar..
daha sonra , yazdığı söylenen bir şiirle tutukluluk hayatı başlayacaktır sabahattin ali'nin 1932 yılında .. gerekçe ise : ''ataturk'e hakaret''
olacaktır..
bu dönemde memurluktan ihraç edilince görevine geri dönebilmek için atatürk hakkında bir şiir yazdı ve tekrar devlet kurumlarında görevlendirildi. ayrıca kendisine yüklenen sosyalist algısını kırmak için de ''esirler''adlı bir oyun kaleme aldı.
29 ekim 1933'de cumhuriyetin onuncu yıl dönümünde çıkarılan afla hapisten çıkar
hikaye kitapları: değirmen, kağnı, ses, yeni dünya, sırça köşk
romanları:kuyucaklı yusuf, içimizdeki şeytan, kürk mantolu madonna
şiir:dağlar ve rüzgar
oyun:esirler
[alıntı]hakkındaki davaların aleyhinde seyrettiği bir dönemde türkiye'den ayrılmak istedi ve bulgaristan sınırını geçmek isterken kendisine kaçma girişiminde rehberlik eden ali ertekin tarafından milliyetçi gerekçelerle öldürüldü.
dağlar şiirinden [[alıntı]]
"bir gün kadrim bilinirse,
ismim ağza alınırsa
yerim soran bulunursa:
benim meskenim dağlardır."
demiştir.
devamını gör...
104.
türk edebiyatının önemli yazarlarındandır. bir çok eseri vardır ve hepsi okunmaya değerdir. özellikle kuyucaklı yusuf'u okumanızı tavsiye ederim.
''o gelmez artık!'' dedi.
''nereden biliyorsun?'' dedim.
''gidişinden belliydi!'' dedi.
-kuyucaklı yusuf-
''o gelmez artık!'' dedi.
''nereden biliyorsun?'' dedim.
''gidişinden belliydi!'' dedi.
-kuyucaklı yusuf-
devamını gör...
105.
edebiyatımızın çok önemli yazarlarındandır. okuyup en beğendiğim kesinlikle kuyucaklı yusuf'tur.
devamını gör...
106.
kuyucaklı yusuf, kürk mantolu madonna ve sırça köşk kitaplarını okuduğum, diğer kitaplarına başlasam da devamının gelmediği yazardır. belki de zamanı değildi..
devamını gör...
107.
bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. bu nefret falan değil.. insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. sadece bir yalnızlık ihtiyacı. (bkz: içimizdeki şeytan)
devamını gör...
108.
sabahattin ali'nin henüz ilkokula gittiği dönemlerde öğretmeni sabahattin ali'ye bir kompozisyon ödevi verir. "pazar günü yaptığınızı anlatın" der. o pazar sabahattin ali ve babası sabahın erken saatlerinde ava çıkarlar. henüz daha güneş doğmamıştır. hava alaca karanlıktır. akşam sabahattin ali kompozisyon ödevine şöyle başlar: "sabah, güneşin ilk ışıkların penceremize vururken, babamla ben, av tüfeklerimiz alıp yola çıktık..." sonra avı tüm heyecanlı yönleriyle beraber anlatır. ertesi sabah sabahattin ali bunu babasına okur. babası ise sabahattin ali'ye çok kızar. "ulan !" diye başlar "biz ava çıktığımız zaman daha güneş doğmamıştı. sen nasıl olur da güneşin ışıklarından söz edersin? bu bir aldatmacadır. yalancısın sen. kimi aldatıyorsun? yazacaksan doğru dürüst yaz. yalan dolan istemez." diye devam eder. buradan görüldüğü üzere sabahattin ali ilk gerçekçilik dersini böylece babasından almış olur..
devamını gör...
109.
sabahattin ali, tek partili döneme geçildiği vakit dönemin baskılarından bunalıp yurt dışına kaçmayı düşünür fakat kendisine pasaport verilmediğinden ötürü kaçak bir şekilde bulgaristan'a gitmeye karar verir. bu kararı vermesinden sonra 1948'in bir nisan ayında bulgaristan sınırında ölü bulunur.
sabahattin ali'yi milli emniyet hizmeti riyaseti adına ajanlık yapan ali ertekin'in öldürdüğü ortaya çıkar. ali ertekin tutuklanır fakat sadece 4 yıl cezaya çarptırılmıştır. o yıl çıkan aftan yararlanıp birkaç hafta yatar sadece ve hemen ardından eski hayatına geri döner.
sabahattin ali'nin yakın çevresiyse yazarın kırklareli'de milli emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldürülüp bulgaristan sınırına bırakıldığını iddia ederler.
sabahattin ali'nin gerçek mezara nerede hala akıllarda soru işareti olarak kalmıştır.
sabahattin ali'yi milli emniyet hizmeti riyaseti adına ajanlık yapan ali ertekin'in öldürdüğü ortaya çıkar. ali ertekin tutuklanır fakat sadece 4 yıl cezaya çarptırılmıştır. o yıl çıkan aftan yararlanıp birkaç hafta yatar sadece ve hemen ardından eski hayatına geri döner.
sabahattin ali'nin yakın çevresiyse yazarın kırklareli'de milli emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldürülüp bulgaristan sınırına bırakıldığını iddia ederler.
sabahattin ali'nin gerçek mezara nerede hala akıllarda soru işareti olarak kalmıştır.
devamını gör...
110.
kendisi cumhuriyet döneminin ilk faili meçhul cinayetine kurban gitmiştir . ondan sonra da ardı arkası hiç kesilmemiş faili meçhullerin.oysa düşünmek,yazmak,okumak,sevmek ölülere değil dirilere yakışır.
devamını gör...
111.
25 şubat 1907 doğumlu türk yazar ve şairdir. edebi akımı toplumcu gerçekciliktir. bir çok kitabı vardır en önemli eseri ise kuyucakli yusuftur. okuduğu bir şiirde atatürk'e hakaret ediyor iddiası ile tutuklanıp bir yıl sonra çıkan afla serbest kalan bir şairdir. cezaevinden çıktıktan sonra varlık dergisinde yayinlattigi benim aşkım aslı şiiri ile atatürk'e bağlılığı ispatlamaya çalışmıştır. bence çoğu kişinin okuyup hayatına biraz birşeyler katabilecegi bir yazardır. tavsiye ederim. pişman olmazsınız.
devamını gör...
112.
öyle çok seviyorum ki her sözünü her kitabını şiirini. bütün kitaplarını okudum bütün şiirlerini bilirim. bir insan ancak bu kadar naif olabilirdi bu kadar ruhuma kalbime dokunabilirdi. yeri çok çok ayrıdır bende canım sabahattin ali mekanın cennet olsun.
devamını gör...
113.
hak edene kitabı verilir. herkese hediye edilmezimdir. öyledir benim için yani.
kimileri için oğuz atay'dır mesela. severiz.
kimileri için oğuz atay'dır mesela. severiz.
devamını gör...
114.
beğenmediğim yazar.
devamını gör...
115.
şu sıralar fena halde oturup sohbet etmek, dertleşmek istediğim yazar…
devamını gör...
116.
sanırım oturup konuşmak istemezdim, onu dinlerdim ama konuşmak gibi bir eylemi ona karşı gerçekleştirmezdim. her ne kadar kitaplarından onu anlıyor olsam da dinlemek de ayrı bir tat verir diye düşünüyorum. birçok yazar gibi melankolik ve gerçekçi, sanırım en sevdiğim hali bu. geçenlerde konuştuğum biri bu halinin yanlış olduğunu ve okuyanlara kötü örnek olacağını söylemişti. eğer birinden kötü örnek sayılacak bir eylemi edineceksem, bu kesinlikle sabahattin ali olmalıdır.
devamını gör...
117.
hissedince sana vurulduğumu
anladım ne kadar yorulduğumu
sakinleştiğimi durulduğumu
denize dökülen bir pınar gibi
buradan
anladım ne kadar yorulduğumu
sakinleştiğimi durulduğumu
denize dökülen bir pınar gibi
buradan
devamını gör...
118.
adını görünce bile heyecanlandığım aşırı çok sevdiğim bir yazardır kendisi. kalemi naif hitabı kuvvetli içine içine işleyen her sözüyle..
devamını gör...
119.
üniversite sınavında sorusu çıkmıştı şaşırdım ama bir o kadar da sevindim. adını görünce bile seviniyorum yani herkesin okuması lazım
devamını gör...
120.
bana kitap okumayı sevdiren yazar. özellikle içimizdeki şeytan çok iyidir. ne kadar güzel anlatırsa anlatsın, ne kadar güzel yazarsa yazsın hiçbir yazar benim gözümde sabahattin ali'nin üzerine çıkamaz. insanın iç dünyasını, içinde tuttuğu düşünceleri onun kadar harikulade anlatan olmayacak. son olarak buraya içimizdeki şeytan kitabından bir alıntı bırakmak istiyorum. "sizi eve bıraktıktan sonra tekrar caddeye çıktım. caddedeki kalabalık beni sahiden sıktı. ben ikide birde böyle oluyorum bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. bu nefret filan değil....insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. sadece bir yalnızlık ihtiyacı. öyle günlerim oluyor ki etrafımda küçücük bir hareket en hafif bir ses bile istemiyorum. taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. kafamda hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor...fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker uzun uzun anlatacak birini. o zaman ne kadar hazin bir hăl aldığımı tasavvur edemezsiniz. kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli oluyor. ''
devamını gör...