381.
maalesef çoğu salaklık değilmiş okuduğum kadarıyla tam cocuklarin yapacağı şeyler.
o yüzden çocuk zaten diye bir saçmalama duyar hakkımı kullanmadan...
arı yakalayıp bal alacağını düşünmek.
durun bir dinleyin. şimdi eline aldığın karton parçası ile arıyı tutuyorsun ve bir pet şişeye ya da tahtadan yaptığın o yere arıyı koyuyorsun. arının yanına da bolca çiçekler koyuyorsun.
her gün böyle yazlari caminin orda su da vardı çiçekler de arılar gelirdi ve biz benim hayal gücüme göre o arıları yakalardik. belki günde on beş yirmi arı.
ertesi sabah kalkınca bir bakardık arılar ölmüş. maalesef ölmüş.
düşünürdük sonra neden ölmüş olabilir. sonra büyük siyah benekli arılarda tuttuk. erkek arı diye.
yine öldüler. bir türlü balimiz olmuyordu.
bunu ben hatırlıyorum iki üç yaz yaptık. belki ilkokula gidiyordum gitmiyordum.
arılara çamurdan ev yaptık yine öldüler.
yıllar sonra öğrendik ki. arılara kraliçe arı lazım kovanın bir sıcaklığı var vs çok şey lazım.
tabi arılardan ümidi kesince iş nehirden balık tutup beslemeye geldi. bıyıklı çay balığı. o da ayrı bir dramdır efendim yazmak lazım.
o yüzden çocuk zaten diye bir saçmalama duyar hakkımı kullanmadan...
arı yakalayıp bal alacağını düşünmek.
durun bir dinleyin. şimdi eline aldığın karton parçası ile arıyı tutuyorsun ve bir pet şişeye ya da tahtadan yaptığın o yere arıyı koyuyorsun. arının yanına da bolca çiçekler koyuyorsun.
her gün böyle yazlari caminin orda su da vardı çiçekler de arılar gelirdi ve biz benim hayal gücüme göre o arıları yakalardik. belki günde on beş yirmi arı.
ertesi sabah kalkınca bir bakardık arılar ölmüş. maalesef ölmüş.
düşünürdük sonra neden ölmüş olabilir. sonra büyük siyah benekli arılarda tuttuk. erkek arı diye.
yine öldüler. bir türlü balimiz olmuyordu.
bunu ben hatırlıyorum iki üç yaz yaptık. belki ilkokula gidiyordum gitmiyordum.
arılara çamurdan ev yaptık yine öldüler.
yıllar sonra öğrendik ki. arılara kraliçe arı lazım kovanın bir sıcaklığı var vs çok şey lazım.
tabi arılardan ümidi kesince iş nehirden balık tutup beslemeye geldi. bıyıklı çay balığı. o da ayrı bir dramdır efendim yazmak lazım.
devamını gör...
382.
tebeşir gibi bir şeyle binadan bakanların görmesi için caddeye bunu yazan tosun tarzı bir şey yazmıştım. ama o kadar ince yazmışım ki ben eve çıkıp bakınca kendime bile göremedim. bir saat falan uğraşmıştım djdjdj
devamını gör...
383.
öyle çok var ki.
aklıma ilk olarak yedi yaşında,birinci sınıfa giderken okulun merdivenlerinden düşüp,böyle bildiğin bayağı bayağı yuvarlanıp hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yürüyüp okul bahçesindeki sınıfımın sırasına girmem geldi ilk.başıma ciddi bir darbe almış olsam beyin kanamasından gebericem,haberim yok.işin garibi;çok da evhamlı bir çocuktum.bir keresinde yanlışlıkla metali yaladım ve annem sağlıklı olmadığını söyledi diye gece yarisina kadar öleceğimi dusunup veda mektubu falan yazmıştım ve böyle şeyleri çok sık yapardim.ama o gün niyeyse yuvarlandigim yerden kalktım,formamı düzelttim ve gidip sıraya girdim.mantık vefat etti;evet.
böyle daha çok var;ćok rezil bir çocuktum.aea ara gelir,yazarım yine.
aklıma ilk olarak yedi yaşında,birinci sınıfa giderken okulun merdivenlerinden düşüp,böyle bildiğin bayağı bayağı yuvarlanıp hiçbir şey olmamış gibi kalkıp yürüyüp okul bahçesindeki sınıfımın sırasına girmem geldi ilk.başıma ciddi bir darbe almış olsam beyin kanamasından gebericem,haberim yok.işin garibi;çok da evhamlı bir çocuktum.bir keresinde yanlışlıkla metali yaladım ve annem sağlıklı olmadığını söyledi diye gece yarisina kadar öleceğimi dusunup veda mektubu falan yazmıştım ve böyle şeyleri çok sık yapardim.ama o gün niyeyse yuvarlandigim yerden kalktım,formamı düzelttim ve gidip sıraya girdim.mantık vefat etti;evet.
böyle daha çok var;ćok rezil bir çocuktum.aea ara gelir,yazarım yine.
devamını gör...
384.
her seferinde ben sana bi kere vurayim sen de bana on kere vur diyen abime kanmak
devamını gör...
385.
çocukken çocukluk ve salaklık yapılır o yüzden anlatmayacağım. :)
devamını gör...
386.
bir gün durduk yere makası alıp saçlarımı ucundan v şeklinde kırpmama neden olan davranış biçimi
devamını gör...
387.
tartışmasız en eğlencelisi terlik atma oyunuydu. en uzağa terliğini atan ve tek ayakla zıplayarak onu alabilen kazanırdı. biz bir üst seviyeye çıkarıp salıncakta sallanırken terliği fırlatırdık. balkona terlik kaçması kadar saçma bir şey olmaz. çıplak tek ayakla gidiyosun komşunun kapısına, teyze özür dilerim ama terliğim sizin balkona kaçtı diyosun. teyze bunun nasıl gerçekleşebileceğiyle ilgili senaryolar kuruyor falan..
devamını gör...
388.
salıncağı döndürüp sarmal yapıp sonra serbest bırakmak acayip bulantı yapar birsüre sonra...en çok yaptığım şeydir.
devamını gör...
389.
3 japon balığım vardı. suyunu değiştirecektim. hava da soğuk tabi kışın ortası. su değişimi sırasında balıklarımı fanustan çıkarttım ve üşümesinler diye musluktan sıcak su doldurduğum ayrı bir kaba koydum. fanusu temizledim ve balıkları almaya gittiğimde 2 balığım sıcak suyun etkisi ile sırt üstü dönüp can vermişti. son kalan balık ölmek üzereyken onuda buz gibi suya atıp şoklamıştım. sonuç olarak 2 balığımı haşlayarak öldürmüş oldum. diğer balık ise 3 sene yaşadı. demek ki neymiş hayvanlar sıcak suda ölüyormuş...
devamını gör...
390.
büyüyünce özgür olabileceğini her şeyin daha kolay ve güzel olabileceğini sanmak, ailenden utanmak veya onlardan kaçmayı istemek oysa büyüyünce anlıyorsun ki ailen yoksa sen de bir hiç oluyorsun ne olursa olsun yanında duran hep ailen oluyor ve büyüyünce hiç bir şey kolay olmuyor veya güzel olmuyor...
devamını gör...
391.
buraya iki salaklik birakicam biri benim biri abimin. ikimizde kucukken baliklarimizi öldürdük. abim cok ilgisiz oldugu icin yem vermez konusmaz bakmazdi bile. ben de cok tez canliymisim galiba surekli yem veriyodum garibime. aman ac kalmasin diye diye bogdum onu yeme. sonuc elde iki ölü balik. bazen bu salakligi suan bile yapiyorum. insanlara cok ilgi gosterip sonra onlarsiz kalakaliyorum. neyse oyle iste
devamını gör...
392.
dışarda kar oynayıp geldikten sonra hemen ısınmak için çakmağı yakıp yüzüme yaklaştırmıştım ve kirpiklerim uçlarından hafifçe yanmıştı.
devamını gör...
393.
inşaatın 2. ya da 3. katından kuma atlamak. yine olsa yine yaparım.
devamını gör...
394.
hiç unutmam küçükken dove reklamı vardı “yüzünüzün bir tarafını beyaz kalıp sabunla bir tarafını dovela yıkayın” diye. ben de akıllı yarısını hacı şakirle yarısını dovela yıkamıştım. hacı şakirle yıkadığım kısım pütür pütür olmuştu da zor geçirmiştik
devamını gör...
395.
3 metreden yüksek bir duvarın altına çöpe atılmış yaylı yatakları dizip, üzerinden elimizdeki şemsiyelerle atlamak iyi bir fikir değildi
devamını gör...
396.
büyümek istemek.
devamını gör...
397.
action-man'in pelerini paraşüt görevi görmüyor. yüksekten atınca kırılabiliyor.
devamını gör...
398.
anı yaşamamak... hayatının en güzel zamanı olduğunu bilmemek.
onun haricinde sırf giydiği renklerden kategorize etmek ulan valla billa sırf ayakkabısında pembe renk var diye kızsın sen diye dalga geçince yuva arkadaşımla elemanla aynı ortaokulda olunca bunu sürekli dile getirdi.
onun haricinde sırf giydiği renklerden kategorize etmek ulan valla billa sırf ayakkabısında pembe renk var diye kızsın sen diye dalga geçince yuva arkadaşımla elemanla aynı ortaokulda olunca bunu sürekli dile getirdi.
devamını gör...
399.
pril bulaşık deterjanı ile kuzenin saçını yıkamak.
çocukluk aklı işte. evcilik oynuyorduk. kuzenim benim çocuğumdu. barbie bebek muamelesi yaptım çocuğa. şampuan bulamayınca bulaşık deterjanı prili bocaladım kuzenin kafasına. garibimin sesi de çıkmıyor. halbuki az sonra hayatının mis kokulu travmasını yaşayacak. lavabodan avucumun içine doldurduğum suyu kafasına döküyor, köpürdükçe köpüren deterjanı durulamaya çalışıyordum. ben su döktükçe kafası daha da köpükleniyordu. başladı tabi bu ağlamaya. gözüne pril kaçmış *evi kapıyı yıkıyor. annem sesi duyunca geldi. yangın söndürür gibi çocuğun kafasına kova ile su taşımaya başladık ki durulansın diye. kafasını lavabonun içine sokmayı denedik ilk ama lavabo gideri tıkanır da garibim gluk gluk diye köpürür ağzından köpükler çıkarsa diye korktuk. ama nafile, annemle 2-3 saat uğraştık çocuğu durulamak için . sonunda da başardık.
çocuğun güneşte saçı o kadar çok parlıyordu ki gözlerimizi alıyordu. pril gerçekten piril piril yapıyormuş saçları * 1 hafta falan neredeyse saçları hiç kirlenmedi * adım attıkça yeni yıkanmış bulaşık makinesi içi gibi kokuyordu kuzenim. evde bulaşık deterjanı biterse kafasına bulaşık süngerini sürtün diye dalga geçiyordum* kafama bakın ya pril pril...
çocukluk aklı işte. evcilik oynuyorduk. kuzenim benim çocuğumdu. barbie bebek muamelesi yaptım çocuğa. şampuan bulamayınca bulaşık deterjanı prili bocaladım kuzenin kafasına. garibimin sesi de çıkmıyor. halbuki az sonra hayatının mis kokulu travmasını yaşayacak. lavabodan avucumun içine doldurduğum suyu kafasına döküyor, köpürdükçe köpüren deterjanı durulamaya çalışıyordum. ben su döktükçe kafası daha da köpükleniyordu. başladı tabi bu ağlamaya. gözüne pril kaçmış *evi kapıyı yıkıyor. annem sesi duyunca geldi. yangın söndürür gibi çocuğun kafasına kova ile su taşımaya başladık ki durulansın diye. kafasını lavabonun içine sokmayı denedik ilk ama lavabo gideri tıkanır da garibim gluk gluk diye köpürür ağzından köpükler çıkarsa diye korktuk. ama nafile, annemle 2-3 saat uğraştık çocuğu durulamak için . sonunda da başardık.
çocuğun güneşte saçı o kadar çok parlıyordu ki gözlerimizi alıyordu. pril gerçekten piril piril yapıyormuş saçları * 1 hafta falan neredeyse saçları hiç kirlenmedi * adım attıkça yeni yıkanmış bulaşık makinesi içi gibi kokuyordu kuzenim. evde bulaşık deterjanı biterse kafasına bulaşık süngerini sürtün diye dalga geçiyordum* kafama bakın ya pril pril...
devamını gör...
400.
karınca yemek.
ot yemek.
çiçek yemek.
çamur yemek.
yemediğim kalmamış çocukken.*
ot yemek.
çiçek yemek.
çamur yemek.
yemediğim kalmamış çocukken.*
devamını gör...