281.
içinde sperm olan gazete kağıdını balkondan atmamla, kağıdın gidip aşağıdaki arabanın tavanına şak diye yapışmasının ardından yaşadığım telaş. ''ulan inip şunu yere atayım bari'' diye düşünürken, arabanın sahibinin gelmesi ve gazeteyi alıp yere atması. ya ters tarafına dokunsaydı? o 10 saniye yaşadığım korku ve aklımdan geçen kötü sonuçlar beni yedi bitirdi.
devamını gör...
282.
ikinci kattaki evimizin balkon mermerinde yürümek. hangi akla hizmet yaptım bilmiyorum ama deli cesareti varmış. bir düşsem kazıyarak kaldırırlardı yüksek ihtimalle. rabbim korumuş
devamını gör...
283.
kulaklık takıp, elimede tarak alıp kendimi konser veriyormuşum gibi hayal edip şarkı söylüyordum. *
devamını gör...
284.
toprağa para ekip para çıkacağını düşünüyordum. (kayserili değilim)
devamını gör...
285.
çöpçüler sokaktaki konteynırları almaya geldiğinde çöpümüzü neden alıyorlar diye delilercesine ağlıyordum.
devamını gör...
286.
ah.. saçımı ve tırnağımı kestiklerinde ağlıyordum. şimdi saçımı kendim kestiriyorum ama pişman olup ağlamak istiyorum. bazı şeyler hiç değişmez.
devamını gör...
287.
ders çalışırken ağlamak.
o kitapların, o masanın başına oturmak o kadar zor geliyordu ki... daha derse başlar başlamaz gözlerim dolmaya başlıyordu sıkıntıdan ve kendimi kasmaktan. annem de sık sık sitem ederdi "ya niye ağlıyorsun çıldırtacaksın beni şimdi!" gibisinden.
yüzüm salya, sümük içinde kalıyordu gözlerim o kadar doluyordu ki önümdeki sayfayı göremez hale geliyordum. gözlerimden sayfaların kenarına damlayan yaşların ve onların bıraktığı izin haddi hesabı yoktur.
zor bir çocukluk geçirdik, çok zor swh.
o kitapların, o masanın başına oturmak o kadar zor geliyordu ki... daha derse başlar başlamaz gözlerim dolmaya başlıyordu sıkıntıdan ve kendimi kasmaktan. annem de sık sık sitem ederdi "ya niye ağlıyorsun çıldırtacaksın beni şimdi!" gibisinden.
yüzüm salya, sümük içinde kalıyordu gözlerim o kadar doluyordu ki önümdeki sayfayı göremez hale geliyordum. gözlerimden sayfaların kenarına damlayan yaşların ve onların bıraktığı izin haddi hesabı yoktur.
zor bir çocukluk geçirdik, çok zor swh.
devamını gör...
288.
büyüyünce yaptıklarımı görünce çocukken yapılanlar sütten çıkmış ak kaşık kalıyor
devamını gör...
289.
top üstünde ayakta durmaya çalışmak.. haliyle düşüp bayılmak. ömrü hayatım boyunca bayıldığım tek anımın o olması hem utandırıyor hem üzüyor.
devamını gör...
290.
sakızla oynarken sobaya yaklaşmak ve sakızın elimde eriyip saçıma yapışması.*
devamını gör...
291.
bakır teli büküp prize takmak. allahtan sigorta attı da hayatta kaldım.
devamını gör...
292.
sürekli kibrit tutuşturmak ve onla çeşitli şeyleri yakmak. yangınsız o dönemi atlatmamız büyük şans. hatta bir keresinde odamdaki bir yığını tutuşturmuştum. sonra annemlerin odasına gidip deodorantını alıp çıkan ateşe sıkmıştım, neredeyse yangın çıkartıyordum. oysaki bişey püskürten şey yangın söndürmeliydi değil mi, çocuk aklı... en son annem ve babamın olduğu salona gidip su dolu sürahiyi kapmıştım. ne yapıyorsun oğlum falan denince, "çok susadım," deyip odama koşup ateşi söndürebilmiştim. cidden o ateşin yakınındaki kocaman ahşap gardırop tutuşsaydı işimiz kötüydü...
devamını gör...
293.
bunca şeyi okuyunca aklıma ellerimin canının teee küçüklükten beri olmadığına dair bir anım geldi*
kalemtıraşların içinde eskiden yedek jilet olurdu iki tane. şu gri küçük olanların. o devirde tabi uçlu kalemleri kullanmak için dördüncü sınıfa geçme şartı vardı. kırtasiyeler dördüncü sınıf değilsek hemen kurşun kalem ve kalemtıraş verirlerdi. neyse işte benim en sevdiğim şeylerden biri de o jiletlerle oynamaktı*
bir gün aldım yine iki elimle küçücük parmaklarla halıya jilet sürtüyorum. o çıkarttığı ses hoşuma gitti heralde neden yaptım bilmiyorum. sonra baktım halının rengi değişiyor. daha da hoşuma gitti. asla hiçbir his yok tabi. meğer jiletleri araba gibi sürerken parmaklarım kesilmiş halının değişen rengi de kanmış. böyle anlatınca çok uydurmasyon durdu ama evet yaptım öyle bir salaklık*
kalemtıraşların içinde eskiden yedek jilet olurdu iki tane. şu gri küçük olanların. o devirde tabi uçlu kalemleri kullanmak için dördüncü sınıfa geçme şartı vardı. kırtasiyeler dördüncü sınıf değilsek hemen kurşun kalem ve kalemtıraş verirlerdi. neyse işte benim en sevdiğim şeylerden biri de o jiletlerle oynamaktı*
bir gün aldım yine iki elimle küçücük parmaklarla halıya jilet sürtüyorum. o çıkarttığı ses hoşuma gitti heralde neden yaptım bilmiyorum. sonra baktım halının rengi değişiyor. daha da hoşuma gitti. asla hiçbir his yok tabi. meğer jiletleri araba gibi sürerken parmaklarım kesilmiş halının değişen rengi de kanmış. böyle anlatınca çok uydurmasyon durdu ama evet yaptım öyle bir salaklık*
devamını gör...
294.
yaz günü toplanmışız arabaya tatile gidiyoruz izmire. ilk defa denize gidicem heyecan falan da var. bizimkiler konuşuyor çeşmeye gidelim diye. ben duydum moralim bozuldu surat asıldı. içimden diyorum madem çeşmeye gidicez 3 saatlik yolu niye çektik qq evde de takılırdık. bizimkiler anladı güldüler falan. sonra öğrendim ki çeşme o çeşme değilmiş
devamını gör...
295.
brus lee filmleri izledikten sonra annemlerin yatağında ters takla atmaya kalkmış ve boynumun üzerine düşmüştüm annem görüpte yetişmiş nefessiz kalışımda bana nefes olup beni kurtarmıştı.
devamını gör...
296.
wc ye gitmek yerine yatağa işemek çok zevkliydi kesinlikle.
devamını gör...
297.
tavadan pişen pirzolaları koklamaya çalışırken yüzümü yakmıştım. belli belirsiz izi duruyor hala
devamını gör...
298.
kablosu kopmuş fişi prize takıp sonra onu çıkarmaya çalışırken carpilmak.
devamını gör...
299.
yaşım 8-9 sanırım en fazla, kiracıyız, ev sahibimiz aynı zamanda üst komşumuz, büyük de bir balkonları vardı. onlara annem çaya, kahveye gitmişti herhalde. ben de balkonda arkadaşım ile oynuyorum. benim gibi dinozorlar bilirler eskiden vita diye sarı teneke kutuda bir yağ vardı. balkonda da ondan var. boş ama kapağı aralık, duruyor bir köşede. kapak tırtık tırtık kesilmiş. meraktan herhalde elimi kolumu sokuyorum içine bir anda. canım acıyor tabii geri çekiyorum. bütün kolum çizik çizik ve kan revan içinde kalıyor tabii. annemden ölesiye korkuyorum çünkü kızacak bana. o halini ne kadar saklayabilirsin ki! sağlık ocağı vardı yakın hemen. annemle beraber oranın yolunu tutuyoruz. bu arada annemi kan tutuyor, daha önce kardeşimin kaşı yarılıyor çocuğu atıyor kucağından o kadar kan tutuyor. benim kolum sarılı gidiyoruz sağlık ocağına. orada temizleniyor falan. sargı vs eve geri gidiyorum.
hayır niye acaba sokuyorsun elini o kutunun içine? ne bulmayı umuyorsun? *
allah’tan geçici bir salaklık yaşamışım...
bir tane daha var ama onu da sonra anlatırım* *
hayır niye acaba sokuyorsun elini o kutunun içine? ne bulmayı umuyorsun? *
allah’tan geçici bir salaklık yaşamışım...
bir tane daha var ama onu da sonra anlatırım* *
devamını gör...
300.
7 veya 8. sınıfa gidiyorum. o dönem sürekli takıldığım bir arkadaşım var, bu arkadaşım bana göre aşırı serseri bir çocuktu. bazı yaptıkları aşırı fazlaydı ama takılırken eğleniyoruz, her türlü çılgınlıkları yapıyoruz, best kankayız. tabi ben biraz daha aklı başında hareket edip, aşırıya kaçmadan, mantıklı kararlar alırken bu, hırsızlık, sigara vb gibi şeylere bulaşıyordu, ayakkabı falan çalıyordu hatta. bir gün, kağıthane-hasbahçe yokuşu vardır bilen bilir, oradan kağıthane parkına gideceğiz. bir tane kamyon yavaş yavaş önümüzden geçiyor. bana dönüp ''arkasına takılak mı lan??'' dedi. ben ilkten ''yok'' dedim ama sonra çılgınlıklar best friend'i olduğumuz için kabul ettim. ilk olarak kamyonun arkasına o tutundu ardından koşa koşa ben de tutundum (bu arada o aşırı zayıf bense balık etli bir çocuğum) biraz ilerledik öyle, birbirimize bakıp mal mal gülüyoruz, sevinçliyiz, çünkü yolu neredeyse yarıladık, o kadar yolu yürümeyecektik. bir süre sonra şoför bizi farkedip ağzımıza s*çmasın diye ''artık atlayalım'' dedik. bizim piç yavaş, yavaş giden kamyondan zayıf olduğu için estetik bir şekilde atladı, kamyonun arkasından koşar vaziyette bana bakıp sırıtarak '' hadi lannn! niheheheh atlasana laaan! nihehahaha'' dedi tam atlamaya hazırlanıyorum birden kamyon hızlanmaya başladı! bana bir korku geldi tabi... ''olm çok hızlandı lan!'' diye bağırıyorum. bizim piç gülüyor ''nihahahaheheheh'' ben korkuyla ''olm atlayamıyorum lan çok hızlandı!'' bizim piç hala gülüyor. bir cesaretle ayaklarımı salıp tam kendimi yere bırakacağım... bırakamadım ayaklarım kamyonun arkasında sürünüyor, ellerimle sıkı sıkı kamyonun demirlerini tutuyorum, kamyon daha da hızlanıyor, piç hala gülüyor ''nieheheh atlasana hahaha'' ayaklarımı yukarı çıkarmaya çalışıyorum ama sürtünmeyle ayakkabılarım parçalanıyor, gücümü toplayamıyorum, dizlerim asfaltta sürtünüyor, ayaklarım bir ileri bir geri gidip geliyor... neyseki kamyon ışıklara doğru yaklaştı ve yavaşladı, ben kendimi bırakabildim. atlasam ne nafile... yeni ayakkabılarım, pantolonumun dizleri paramparça olmuş... dizlerime bakıyorum kan revan içinde asfalta sürtünmekten deri soyulup gitmiş ama neyse ki çok fazla bir zarar görmedim daha kötüsü ayaklarım lastiğin altına girip kırılabilirdi... o günden sonra yine çılgınlıklar yaptık, ama kamyon arkasına asla asılmadım.
devamını gör...