281.
6 yaşına kadar abilerim "git bak bakalım biz içeri odada mıyız?" dedikleri her seferinde gidip baktım. işin komik tarafı "peki ya şimdi?", "emin misin?" dediklerinde de tekrar tekrar içerdeler mi diye bakmaya gidiyordum.
devamını gör...
282.
hala anlatmaya utandığım über salaklıktır. yaşım 7-8 diye hatırlıyorum. madem insan maymunlardan geldi o zaman şimdiki maymunlar neden insan olmuyor diyerekten yumurtaların üzerine kuluçkaya yatmıştım.
nasıl civciv çıkmadı hala anlayamıyorum. oysa denklem basitti. yumurtanın üzerinde biraz bekliyordun ve civciv çıkıyordu. anne olacaktım olmadı. zannedersem süreyi kısa tuttuk.
işin komiği buz devri sid yumurtalardan dinozor çıkınca ben anne oldum dediğinde 23 yaşında olan bana baktı tüm aile. ne bakıyonuz olm bu sefer benle ilgisi yok.
nasıl civciv çıkmadı hala anlayamıyorum. oysa denklem basitti. yumurtanın üzerinde biraz bekliyordun ve civciv çıkıyordu. anne olacaktım olmadı. zannedersem süreyi kısa tuttuk.
işin komiği buz devri sid yumurtalardan dinozor çıkınca ben anne oldum dediğinde 23 yaşında olan bana baktı tüm aile. ne bakıyonuz olm bu sefer benle ilgisi yok.
devamını gör...
283.
ilkokuldayım... o zamanlarda herkesin annesi pazar günleri çoluğu çocuğu banyoya sokar bir güzel çitiler, ertesi gün de okula gönderir. yazılı olmayan kuraldır bu. günlerden yine böyle bir gün. klasik ritüelimizi tamamlamışız kolumdan hiç çıkarmadığım saatimi de takmışım banyodan sonra ve işlem tamam. yattım gitti.
neyse ben uyandım bir baktım saat yedi. giyindim kuşandım, annem de kalktı beni yolcu etti falan her şey normal. sokağa çıktım ama fırın kapalı. hayırdır neden kapalı diyorum içimden tabii. neyse yola devam. ileriden bir sarhoş geliyor şarkı söyleye söyleye. neler oluyor ya diyorum her yer kapalı, karanlık. peşime polis düştü sonra. beni yakalamasın mı?
polis: nereye gidiyorsun evladım?
ben: okulaaaaa
polis: ne okulu saat daha gecenin biri!
arkamı bir döndüm annem sabahlıklarla fırlamış kadıncağız. beni yolladıktan sonra farkediyor ki saat bir.
meğer ben saatimi ters takmışım. saat bir ama ters takınca yedi oluyor tabii.
neyse ben uyandım bir baktım saat yedi. giyindim kuşandım, annem de kalktı beni yolcu etti falan her şey normal. sokağa çıktım ama fırın kapalı. hayırdır neden kapalı diyorum içimden tabii. neyse yola devam. ileriden bir sarhoş geliyor şarkı söyleye söyleye. neler oluyor ya diyorum her yer kapalı, karanlık. peşime polis düştü sonra. beni yakalamasın mı?
polis: nereye gidiyorsun evladım?
ben: okulaaaaa
polis: ne okulu saat daha gecenin biri!
arkamı bir döndüm annem sabahlıklarla fırlamış kadıncağız. beni yolladıktan sonra farkediyor ki saat bir.
meğer ben saatimi ters takmışım. saat bir ama ters takınca yedi oluyor tabii.
devamını gör...
284.
8-9 yaşındayım yolda yürüyorum ama tabi ki düzgün değil geri geri yürüyorum neyse annem dikkat et dedi ve arkamı döndüm dönmeseydim keşke arkamda atm varmış atm deki adamın poposuna kafamı geçirdim .muhteşem yani unutamıyorum unutmak çok istiyorum .
devamını gör...
285.
oyun oynadığımız alanda kemikler bulmuştuk. salak gibi insan kemiği falan sanıp dedektifçilik oynuyoduk. kurban bayramından sonra etleri sıyrılan hayvan kemikleriymiş meğer.
devamını gör...
286.
kibritlerin uç kahverengi kısımlarını yerdim. nedenini ben de bilmiyorum. tadı hala unutulmaz. bunu yapan başka salak var mıdır emin değilim.
devamını gör...
287.
uzayan tırnakları ortaları sivri kalacak şekilde pençe olarak kesmek.
bahanesi de "kavga ve dövüşlerde düşmanlarımı pençe atarak parçalarım."
sonra bunu gören annenin "salak ya yemin ediyorum gerizekalı bu çocuk" ifadesiyle "oğlum adam gibi kes şu tırnaklarını insanı hasta etme" diye buna bir son vermesi.
sanki wolverine.
yaş 8 mi ne.
--------------------------------
saklambaç oynama vadi ile gruptan birini kandırmak, yumduğunda topluca evlere gitmek.
--------------------------------
yaş 10 civarı.
arkadaşın doğum gününe gitmek, mutfak balkonunda kola içip pasta yerken arkadaşın "bak bu bizim sokağın camisinin imamı" demesi, bunun üzerine -hangi akla hizmetse- yanda duran sepetten eşek kadar bir patates seçip "hoca efendi, el bombasıııııııı" diyerek adama atmak, omuzuna gelmesi, herkesin saklanması, yakalanmamak.
-------------------------------
mahallenin demiryolunun yakınında olması nedeniyle trenler ile ilgili her türlü hayvanlığı yapmak.
*sırf zevk için trene 10 kişi it sürüsü misali kaçak binip taaaa haydarpaşa'ya gitmek, bir sonraki trenle suadiye'ye geri dönmek. biletciye yakalanmamak için (o zaman biletçi var) her durakta camlardan kapılardan kafayı çıkartmak, biletci geliyorsa vagon değiştirmek, bazen yakalanmak, tokat yemek, ve inerken adama küfür edip kaçmak.
*sırayla gelen trenlerin önünde durmak, 25-30 metresi kalmışken kaçmak, makinistin deli gibi frene asılıp havalı kornayla yeri göğü inletmesi. bunu duyan ailenin 1 sene kadar sokağa çıkmayı yasaklaması, arada sırada cezayı sallamayarak evden kaçmak.
*tren'e taş, kartopu, ağaç dalı, bozuk para, tenis topu, pastel boya, bitik çakmak gibi fırlatılabilitesi olan bilimum nesneyi fırlatmak, sonra yine kaçmak.
*üzerinden yeni tren geçmiş raya "acaba sıcak mı?" diyerek dokunmak. (spoiler: çok sıcakmış)
*rayın üzerine bozuk para ya da gazoz kapağı koymak, üzerinden tren geçirmek ve dümdüz olan nesneleri biraz daha ezerek ok başı yapmak, okları da yine trene atmak.
*tam durağa gelindiğinde imdat kolunu çekip topuklamak. bunu saklanılan yerden izlemek.
------------------------------
inşaatın 2. katından sırayla kum yığınına atlamak, atlamaya korkan arkadaşı "kalasla vururum bak" şeklinde tehdit etmek, atlamazsa el birliği ile atmak.
------------------------------
bir sopanın ucuna köpek boku, fare ölüsü, eşşeğin bilmemnesi gibi bilimum iğrenç nesneyi takarak arkadaş kovalamak, yakalayınca harbiden bunu arkadaşa sürmek.
------------------------------
ilkokulda gidilen kır gezisinde çekirge yakalayıp timuçin isimli zengin çocuğuna satmak, timuçin'in de bu çekirgeleri, çekirgeden deli gibi korkan seda isimli kızın içine atıp psikopatca kahkahalar atması, kaçan çekirgeyi tekrar tekrar yakalayıp yine satmak.. sağlam para yapmak, o parayla da kusana kadar cips yemek.
(bkz: arkası yarın)
bahanesi de "kavga ve dövüşlerde düşmanlarımı pençe atarak parçalarım."
sonra bunu gören annenin "salak ya yemin ediyorum gerizekalı bu çocuk" ifadesiyle "oğlum adam gibi kes şu tırnaklarını insanı hasta etme" diye buna bir son vermesi.
sanki wolverine.
yaş 8 mi ne.
--------------------------------
saklambaç oynama vadi ile gruptan birini kandırmak, yumduğunda topluca evlere gitmek.
--------------------------------
yaş 10 civarı.
arkadaşın doğum gününe gitmek, mutfak balkonunda kola içip pasta yerken arkadaşın "bak bu bizim sokağın camisinin imamı" demesi, bunun üzerine -hangi akla hizmetse- yanda duran sepetten eşek kadar bir patates seçip "hoca efendi, el bombasıııııııı" diyerek adama atmak, omuzuna gelmesi, herkesin saklanması, yakalanmamak.
-------------------------------
mahallenin demiryolunun yakınında olması nedeniyle trenler ile ilgili her türlü hayvanlığı yapmak.
*sırf zevk için trene 10 kişi it sürüsü misali kaçak binip taaaa haydarpaşa'ya gitmek, bir sonraki trenle suadiye'ye geri dönmek. biletciye yakalanmamak için (o zaman biletçi var) her durakta camlardan kapılardan kafayı çıkartmak, biletci geliyorsa vagon değiştirmek, bazen yakalanmak, tokat yemek, ve inerken adama küfür edip kaçmak.
*sırayla gelen trenlerin önünde durmak, 25-30 metresi kalmışken kaçmak, makinistin deli gibi frene asılıp havalı kornayla yeri göğü inletmesi. bunu duyan ailenin 1 sene kadar sokağa çıkmayı yasaklaması, arada sırada cezayı sallamayarak evden kaçmak.
*tren'e taş, kartopu, ağaç dalı, bozuk para, tenis topu, pastel boya, bitik çakmak gibi fırlatılabilitesi olan bilimum nesneyi fırlatmak, sonra yine kaçmak.
*üzerinden yeni tren geçmiş raya "acaba sıcak mı?" diyerek dokunmak. (spoiler: çok sıcakmış)
*rayın üzerine bozuk para ya da gazoz kapağı koymak, üzerinden tren geçirmek ve dümdüz olan nesneleri biraz daha ezerek ok başı yapmak, okları da yine trene atmak.
*tam durağa gelindiğinde imdat kolunu çekip topuklamak. bunu saklanılan yerden izlemek.
------------------------------
inşaatın 2. katından sırayla kum yığınına atlamak, atlamaya korkan arkadaşı "kalasla vururum bak" şeklinde tehdit etmek, atlamazsa el birliği ile atmak.
------------------------------
bir sopanın ucuna köpek boku, fare ölüsü, eşşeğin bilmemnesi gibi bilimum iğrenç nesneyi takarak arkadaş kovalamak, yakalayınca harbiden bunu arkadaşa sürmek.
------------------------------
ilkokulda gidilen kır gezisinde çekirge yakalayıp timuçin isimli zengin çocuğuna satmak, timuçin'in de bu çekirgeleri, çekirgeden deli gibi korkan seda isimli kızın içine atıp psikopatca kahkahalar atması, kaçan çekirgeyi tekrar tekrar yakalayıp yine satmak.. sağlam para yapmak, o parayla da kusana kadar cips yemek.
(bkz: arkası yarın)
devamını gör...
288.
prize çivi sokmak.
mesela ben.
mesela ben.
devamını gör...
289.
içim temizlensin diye sıvı sabun içmiştim.
devamını gör...
290.
köydeyiz ve köy hayatında bir çok bitki, ağaç, hayvan, dağ, tepe, taşı sahiplenme arzusu biraz fazladır..
bizim tavuk civcivledi..
çocukken köy hayatında daha ilkokula bile gitmiyorken bana annem tarafından verilen ilk sorumluluk civcivleri kedilerden korumaktı..ama anneleri olan tavuk bu bilgiden bihaber olduğu için, benim korumak için durduğum mesafeyi beğenmeyip her seferinde beni o çemberin daha uzağına kovaladı.. ama ben ısrarlıydım..o civcivler yaşayacaktı..yaşadı da.. onlar da birer tavuk ve horoz oldular..
gelelim salaklığa..
sahiplenme dedik ya, o civcivlerden bir tanesi benimdi bir tanesi ablamındı.. ikisi de tavuk tabi..
bizim evin aşağısında o zamanlar bir çay akardı..bütün hayvanlar gider orada suyunu içer,dönerdi.. bizimkiler dönemedi.. çünki hangimizin tavuğu daha dayanıklı diye tavukların kafalarını suya batırıp batırıp çıkarıyorduk..(demek ki o kadar da salak değilmişiz.. suda yaşamayan canlılar olarak suyun karadaki canlılar için tehlikeli olduğunu bilimsel olarak olmasa da sezgisel olarak biliyoruz..) en sonunda tavukları öldürdük kendi ellerimizle..
ilk cinayetimin bedelini o yaşıma kıyasla ağır ödedim.. tabi ablam da.. o dersini almıştı, suya sabuna dokunmadı ondan sonra.. ben ise denizde çalışmanın verdiği tecrübeyle, zaman zaman suda yaşayan canlıları bu sefer de karaya çıkarmak suretiyle seri katilliğime devam ediyorum..
bizim tavuk civcivledi..
çocukken köy hayatında daha ilkokula bile gitmiyorken bana annem tarafından verilen ilk sorumluluk civcivleri kedilerden korumaktı..ama anneleri olan tavuk bu bilgiden bihaber olduğu için, benim korumak için durduğum mesafeyi beğenmeyip her seferinde beni o çemberin daha uzağına kovaladı.. ama ben ısrarlıydım..o civcivler yaşayacaktı..yaşadı da.. onlar da birer tavuk ve horoz oldular..
gelelim salaklığa..
sahiplenme dedik ya, o civcivlerden bir tanesi benimdi bir tanesi ablamındı.. ikisi de tavuk tabi..
bizim evin aşağısında o zamanlar bir çay akardı..bütün hayvanlar gider orada suyunu içer,dönerdi.. bizimkiler dönemedi.. çünki hangimizin tavuğu daha dayanıklı diye tavukların kafalarını suya batırıp batırıp çıkarıyorduk..(demek ki o kadar da salak değilmişiz.. suda yaşamayan canlılar olarak suyun karadaki canlılar için tehlikeli olduğunu bilimsel olarak olmasa da sezgisel olarak biliyoruz..) en sonunda tavukları öldürdük kendi ellerimizle..
ilk cinayetimin bedelini o yaşıma kıyasla ağır ödedim.. tabi ablam da.. o dersini almıştı, suya sabuna dokunmadı ondan sonra.. ben ise denizde çalışmanın verdiği tecrübeyle, zaman zaman suda yaşayan canlıları bu sefer de karaya çıkarmak suretiyle seri katilliğime devam ediyorum..
devamını gör...
291.
içinde sperm olan gazete kağıdını balkondan atmamla, kağıdın gidip aşağıdaki arabanın tavanına şak diye yapışmasının ardından yaşadığım telaş. ''ulan inip şunu yere atayım bari'' diye düşünürken, arabanın sahibinin gelmesi ve gazeteyi alıp yere atması. ya ters tarafına dokunsaydı? o 10 saniye yaşadığım korku ve aklımdan geçen kötü sonuçlar beni yedi bitirdi.
devamını gör...
292.
ikinci kattaki evimizin balkon mermerinde yürümek. hangi akla hizmet yaptım bilmiyorum ama deli cesareti varmış. bir düşsem kazıyarak kaldırırlardı yüksek ihtimalle. rabbim korumuş
devamını gör...
293.
kulaklık takıp, elimede tarak alıp kendimi konser veriyormuşum gibi hayal edip şarkı söylüyordum. *
devamını gör...
294.
toprağa para ekip para çıkacağını düşünüyordum. (kayserili değilim)
devamını gör...
295.
çöpçüler sokaktaki konteynırları almaya geldiğinde çöpümüzü neden alıyorlar diye delilercesine ağlıyordum.
devamını gör...
296.
ah.. saçımı ve tırnağımı kestiklerinde ağlıyordum. şimdi saçımı kendim kestiriyorum ama pişman olup ağlamak istiyorum. bazı şeyler hiç değişmez.
devamını gör...
297.
ders çalışırken ağlamak.
o kitapların, o masanın başına oturmak o kadar zor geliyordu ki... daha derse başlar başlamaz gözlerim dolmaya başlıyordu sıkıntıdan ve kendimi kasmaktan. annem de sık sık sitem ederdi "ya niye ağlıyorsun çıldırtacaksın beni şimdi!" gibisinden.
yüzüm salya, sümük içinde kalıyordu gözlerim o kadar doluyordu ki önümdeki sayfayı göremez hale geliyordum. gözlerimden sayfaların kenarına damlayan yaşların ve onların bıraktığı izin haddi hesabı yoktur.
zor bir çocukluk geçirdik, çok zor swh.
o kitapların, o masanın başına oturmak o kadar zor geliyordu ki... daha derse başlar başlamaz gözlerim dolmaya başlıyordu sıkıntıdan ve kendimi kasmaktan. annem de sık sık sitem ederdi "ya niye ağlıyorsun çıldırtacaksın beni şimdi!" gibisinden.
yüzüm salya, sümük içinde kalıyordu gözlerim o kadar doluyordu ki önümdeki sayfayı göremez hale geliyordum. gözlerimden sayfaların kenarına damlayan yaşların ve onların bıraktığı izin haddi hesabı yoktur.
zor bir çocukluk geçirdik, çok zor swh.
devamını gör...
298.
büyüyünce yaptıklarımı görünce çocukken yapılanlar sütten çıkmış ak kaşık kalıyor
devamını gör...
299.
top üstünde ayakta durmaya çalışmak.. haliyle düşüp bayılmak. ömrü hayatım boyunca bayıldığım tek anımın o olması hem utandırıyor hem üzüyor.
devamını gör...
300.
sakızla oynarken sobaya yaklaşmak ve sakızın elimde eriyip saçıma yapışması.*
devamını gör...