öğrencimin bilerek beni trollemeye çalışması. benim yemeyeceğimi bilerek bunu denemesi ve benim onu salaklamamam.
devamını gör...
mutlu olduğunuz anlardır.
bazen bir kitap cümlesinde tebessüm edersiniz bazen bir film sahnesinde.
bazen orgazm olunca tebessüm edersiniz bazen şarkı dinlerken tebessüm edersiniz.
farkında değilsinizdir ama hepsi çok kıymetli anlardır.
devamını gör...
sevdiğim kedinin ya da köpeğin yol boyunca beni takip etmesi.
devamını gör...
futbol maçında sahaya kedi-köpek girmesi.
devamını gör...
özlenen kişiden uzun zaman sonra gelen mesajın neden olduğu anlardır, tebessüm etmekle kalmayıp abartınca annemin “yine bir şeyler olmuş sana “ demesiyle sonlanır.
devamını gör...
hocanın gözünün içine baka baka kopya çekerdim. hoca yakalayamayınca da sinir oluyordu bu beni çok mutlu ediyordu.
devamını gör...
dört yaşındayken eski tatil videolarını izlerken bir hotel hakkında "keşke yine oraya tatile gitsek" demiştim ve bir hafta sonra ailem beni oraya tatile götürmüştü. ailemin değerini ve sevgisini kavradığım ilk anlardan biriydi.
devamını gör...
bir gün korona vakası türkiye'de iki kişide olduğunda kısıtlamalar gelmeden çamaşır suyu ve sirke almak için markete gitmiştim. gitmişken komşuya uğradım, kızına evde ders veriyordum bana müthiş bir çiçek seçmiş, teşekkür niyetine almış ve eve dönüşüm 5dk bir yol olsa da, bir elimde çiçek buketi, diğerinde de çamaşır suyu ve sirkeyle eve gidiyordum. karanlıktı. karşıma takım elbisesi yaşlı bir bay geldi ve ikimiz yokuş aşağı giden bir sokağın kenarından geçmeliydik. dede demeye kıyamadığım istanbul beyefendisi kibarca "buyrun geçiniz.", dedi sonra ona kibarca "hayır efendim, siz geçiniz", dedim. o da "olur mu hanımefendi siz geçiniz lütfen", diye istirham etti. ben de bir an istanbul'un sokağında aceba kimse yokken istemeden bir nostalji film çekimine denk gelip gelmediğimi düşündüm. sonra geçtim ve "çok teşekkür ederim efendim, size iyi akşamlar dilerim." dedim, o ise ben "size teşekkür ederim, sağlıcakla kalın.", dedi. ne elimde olan çiçek kaldı, ne de eski mahalleme geri döndüm. taşındım oradan dedeyi böyle arada anıp dua ederim. allah uzun ömürler versin sevdikleriyle. ne kibar bir beyefendi idi.
devamını gör...
oldum olası karı çok severim. küçükken kar yağarken cama yapışırdım, gece bile uyuyamazdım.

neyse bir gece yine kar yağışı bekliyorum.
sene 1997 veya 1998. gece 2 gibi kar yağdı her yer bembeyaz oldu.

ben de o heyecanla, dışarı kaymaya çıktım.
ayağıma sabo terlikleri giyip fırladım. tabi sokak boyunca kayıyorum, çok mutluyum ama.

bir baktım 2 kişi yanıma geldi, koluma girdi beni girişe götürdü. bir baktım ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'ndeyim.

üzerimde kimlik falan yok. beni içeri almaya çalışıyorlar. neyse yalvar yakar evin telefonunu arattırdım da abim geldi. beni aldı eve götürdü.
devamını gör...
alt kat komşumun küçük kızı beni evlerine kahve içmeye çağırdı annesi de "şimdi eşi evde kızım sonra gelir" dedi. o da gelip kulağıma "canın gidince gelirsin olur mu" diye fısıldadı. eşimden hiç bu kadar tatlı bahsedilmemişti.
devamını gör...
the walking dead 7.sezon prömiyerinin yayınlanmasına 3 saat kala battaniyenin arasına saklanmış tv kumandasıyla televizyonu kırdım. güya etrafımda semazen gibi dönerek battaniyeyi toplamaya çalışıyordum, bir de ne fark edeyim??
bizim atom karınca kumanda battaniye altında saklambaç oynuyor.

not: bölümü de izleyemedim, herkesten spoiler yiyerek tüm bölüme yazık ettim.

not2: bunun bir benzerini wii kumandası ile yapmıştım ama o buna göre bir nebze normal.
sanırım son televizyon bükücüyüm.
devamını gör...
lisede bir derste hocamız, "türkiye'nin en çok alkol tüketilen şehri neresidir biliyor musunuz arkadaşlar? bakın hiç tahmin edemezsiniz," dedi.
"hocam konya mı?" diye bağırdım. kısa bir sessizlikten sonra bir şey demeden derse devam etti.
dersten sonra arkadaşlar sordu; konya doğru cevapmış. hayır yani bu kadar iddialı olmak neden?
devamını gör...
bu hayatta tebessüm ettiklerim üzüntülerimden az olduğu için çıkartamadığım ifadedir.
devamını gör...
hadi ben de geçmişe gideyim başlık diri kalsın. orta okulda ruh hastası bir öğrenci erkek tuvaletinde afedersiniz sıçmış almış bokla duvarı sıvamış. hatta sıçtın da sıvadın lafının mimarı mıdır? veya nerde duydu da bunu gerçek bir faaliyet sandı orası meçhul ve merak konusu. ufağız ya bir kıyamet koptu herkes gibi gittik baktık bok meraklısı gibi. ama cidden adam muntazam sıvamış. akabindeki ders edebiyat, okul yönetimi ellerde tırnaklarda bok arayalım diye genius bir çözümle geldi el kontrolü falan yaptı. akabinde edebiyat hocamızın söylediği söze kopmuştuk, ''yalnız bunun babası da iyi sıvacıymış heee'' (bkz: lol)
devamını gör...
bir etkinlik sebebiyle 7-8 kişi buluşma kararı alır. mekan belirlenir, buluşma saati gelince toplaşılır. hiçbirimizin tanımadığı bir arkadaş ise geleceğim demesine rağmen bir türlü gelmez. bir saatin sonunda biz arkadaştan ümidi kesince sırıta sırıta bir adam çıkar gelir.

meğer bu arkadaş, biz olduğumuzu hesap ederek bir sözlük buluşmasına katılmış. doğru mu geldim, buluşma falan deyince haliyle kimse garipsememiş, kimsin necisin diye soran da olmamış. buyur etmişler, yemiş içmişler birlikte. adam her nasılsa ancak bir saatin sonunda yanlış masada olduğunu anlamış. sonra da el birliğiyle bizim masayı buldular zaten. sorduk nasıl fark etmedin diye, bir fark yok gibiydi dedi.
devamını gör...
lavaboya giriyordum kapıyı kapatırken selam vermem gereken bir üstümle karşılaştım başımı hafifçe öne eğerek selam verdim, kolay gelsin dedi:)
devamını gör...
babam rahmetli bir gün beni yanına çağırdı. "sir came a lot, inanmayacaksın ama annen beni delirtmeye çalışıyor." dedi.*
s. (ben)
b. (babam)

s. nasıl yani baba?
b. oğlum, şimdi şu hırkaya dikkatli bak. en üst düğmesi yok. yarın annen bu düğmeyi dikecek. ama yarından sonra o düğme tekrar yok olacak.
s. baba yaaa bırak allah aşkına, annem niye böyle bir şey yapsın ki?
b. beni delirtmeye çalışıyor oğlum. ben de bilmiyorum.
s. ya baba ya allah iyiliğini versin hadi.

ertesi gün babam beni ünler.

b. yaaa! oğlum sana demedim mi? bak işte düğme burda. sen bir de yarın gör.

yarın olur....

b. gel lan gel.... aha düğme yok.
s. oha! harbiden yok.
b. oğlum en az on gündür böyle. yarın yine gelecek o düğme. gör bak.
s. allah allah, baba mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır.
b. annen beni delirtmeye çalışıyor oğlum. açıklaması işte bu.

ertesi gün beklenen olur ve düğme yine yoktur. babamla kafa kafaya veririz. annemin gece hiç ortalıktan kaybolup kaybolmadığını sorarım babama. herkes uyuyunca yapıyordur der. biz böyle fısır fısır konuşurken annem çıkar gelir. ben dayanamam, "anne! yaptığından utan!" derim. kocaman adamı niye uğraştırıyorsun derim, düğme olayını bildiğimizi söylerim. annem kahkaha atmaktan konuşamaz bile. gözlerinden yaşlar aka aka kendisinin masum olduğunu söyler.

düğme olayı bir kaç gün daha devam eder... artık kafayı yiyeceğiz. annem ise düğme lafını duyunca kahkaha atmaktadır. ağlaya ağlaya anneme sorarım... lütfen anneciğim, neden gülüyorsun? neden bu eziyet derim.

annem babamı bir eline, beni bir eline alıp giysi dolabına götürür bizi. dolaptan babamın hırkasını çıkarır, düğme yoktur. eee deriz... sonra bir de ceket çıkarır... biz hâlâ olayı anlamayız. annem "yuh!" der.

meğer babam bir gün hırkasını bir gün ceketini giyiyormuş. hırka kısa kollu ve krem rengi, ceket uzun kollu ve kahverengi. tek ortak noktaları düğmeleri. ikisinin de düğmeleri aynı. ortasında gemi çıpası etrafında sırma bulunan bir düğme... meğer biz sadece düğmeye odaklanmışız. düğmenin etrafınını görmemişiz, büyük resmi görememişiz. annem bizim salaklığımıza gülüyormuş. annem söylemese bu sır yıllarca sürerdi. :(
devamını gör...
hem tebessüm bir parça da burukluk. kız çocuğu delisiyim. boy boy olsa bana mısın demem o derece. neyse bir gün arkadaştan çıktım yolda yürüyorum. biri arkamdan hee heeyyğ dedi ardından bir kıkırdama...
döndüm kimsecikler yoktu. ilerledim tekrar aynı ses. ihihih hişşşt.
aha dedim yakaladım. sesi tespit etmiştim 2 gerideki yan evden geliyordu. penceresine gittim. 4 yaşlarında kız çocuğu. perdeyi kafasına geçirmiş gelin oldum ben baaak dedi. çok güzel olmuşsun adın ne dedim. mısra diye karşılık verdi. gerçekten bir mısra gibiydi. okuyunca insanı bir başka âleme götürecek kadar ışıl ışıldı. açık kahve saçlarının arasındaki altın teller neşeyle dans ediyordu. yay gibi kirpiklerinin ortasında duran iri ela gözlerinin içinde cesurca oynaşan yeşil zerreler olmasa karşımda tablo var sanırdım...

pencere korkuluğundan elini uzattı. burnumla oynadı, saçlarımı tutup şöyle bir savurdu. uçuyorlar! dedi gülerek. ben de güldüm sonra bir hüzün çöktü. evet çok güzel yaptın deyince utandı ve içeri kaçtı. ben de yoluma devam ettim. ilerledikçe hâlâ kıkırdama sesleri geliyordu...
devamını gör...
3 yaşındaki yeğenim beni görüntülü aradı çok özlemiş o ben bi de spaydır men oynayacak sonrada ben onlara karga ile tavşanı anlatıp beraber uyuyacakmışız.
bu süt danası göğsüme yaslanıp uyudu da uyanmasın diye üç saat kıpırdamadan durdum ki bunu bana çocuk harici kimse yaptıramaz,hafta sonu gelsinde masalımızı okuyalım ona bi de spaydır men’e.
süt danası.
devamını gör...
lisede almanca dersinden hep performans ödevleriyle geçen biri olarak malum gün (almanca yazılısı) geldi çattı. her sınavda yaptığm gibi üsttekini alt tarafa copy pase yapıp yanına bir iki kelime serpiştirecektim. gelecekteki hayaliniz nedir sorusuna yanlışlıkla 'salatalık halk tabiriyle hıyar olmak istiyorum' yazmışım.sıfır şaka. hoca tabi bunu bütün okula kahkaha atarak anlatmış ...kısacası meşhur olmuştum

gurke mahlaslı genç
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim