241.
bugün oğlumla* avm'de dolaşırken önümüzde yirmili yaşlarda bir çift vardı. ellerinde de baloncuk yapma oyuncağı vardı. sürekli baloncuk yaparak ilerliyorlar, biz de oğlumla o baloncukları yakalamaya çalışıyorduk. ikisi birden bize döndüler ve kız, oğluma "bunu* sana hediye etsem kabul eder misin?" dedi. oğlum, benden onay almak için yüzüme baktı, ben de "olur" anlamında başımı sallayınca oyuncağı aldı. çok teşekkür ettik. oğlum, çok mutlu oldu. ben, ona o oyuncağı alsam bu kadar mutlu olmazdı ama bir başkası hediye edince çok mutlu oldu, saatlerdir baloncuk çıkarıp duruyor.* boşuna dememişler: "iyiliği çocuklara yapacaksın çünkü çocuklar, kendilerine yapılan iyiliği ömrübillah unutmazlar."
devamını gör...
242.
az önce bi bruce dickinson cover'ı yapıp sözlüğe koyduktan sonra aklıma bir tane geldi...

#2576999

2006 senesinde midyat'ta öğretmenliğe başlamıştım. evi yeni tutmuştuk ve ev internetimiz yoktu.

internet cafe'deydim.

bruce dickinson'ın "anthology" dvd'si yakınlarda çıkmıştı. ben de "bruce dickinson" yazdım bilgisayarda arama motoruna ve enter'a basar basmaz tam ekran bir cami resmi çıktı, kulaklıklardan son ses ezan sesi geldi ve ekranda, "allah her yapılanı görür." yazdı.

dedim, nooluyoruz...

sonra jeton düştü.

bilgisayarın "anti-porno" yazılımı vardı herhalde ve dickinson'daki "dick" kısmını bu, porno aratması olarak değerlendirmiş. yani öğrenemedim bunu ama aklıma gelen en mantıklı açıklama buydu.

kafe sahibine dedim, deaktive edin şu yazılımı, böyle salak şeylerle uğraşamam diye.

heheh.
devamını gör...
243.
sabah oy atmaya giderken yan arabanın camından küçük bir çocuk bana bakıyordu, ben ona gülümseyip el sallayınca heyecanlandı o da bana sallamaya başladı, yeşil ışık yanıp araba hareket ettiğinde bile hâlâ el sallıyordu, çocuklardan normalde pek haz etmem ama çok bıcır bıcır tatlı birşeydi, pozitiflik kaptım ondan
devamını gör...
244.
kimilerini tebessüm ettirecek olsa da enteresan bir şey başıma geldi demin sahil yolunda yürüyüş yaparken.

bir baba bisikletle gidiyordu, oğlu da 3 tekerli scooter gibi bir şeyle gidiyordu. 5-7 yaşlarındadır. yağmurlu burası bugün. ben yürüyüşten dönerken yeniden başladı, yürürken yağmıyordu ama öncesinde çok yağdığından su birikintileri olmuş bölge bölge çoğu yerde. bu çocuk özellikle suların içinden geçiyordu, babası da bunu onaylıyordu ama uyarıyordu ayakların suya değmesin diye zira hava epey serin (tişörtle üşüdüm biraz).

neyse, burada kefallerin yüzdüğü bir yerin (avlanmak yasak) üzerinden geçen bir köprüye biz üçümüz yaklaşmışken bir köpek son sürat bize doğru koşmaya başladı, arkasından da o köprünün oradaki kulübede görevli adam koskocaman bir taş fırlattı köpeğe ama ıskaladı. bu arada o taşın biz 3'ümüzden birine gelme ihtimali de olabilirdi zira adam büyük öfkeyle fırlattı taşı. neyse, köpek de biz de yırttık.

köprüyü geçtim ve dayıya ayı dedim...

şaka şaka. bu köpek, bisikletle giden iki z kuşağı mensubu genci kovalamış ve panikten çocuklar birbirine girip çok fena düşmüş tam oralarda. herhalde biz oraya varmadan hemen evvel. ben fark etmedim. sesi gelmiştir düşmelerinin herhalde o an bulunduğum yere ama dikkat etmemişim ufak çocukla ilgilendiğimden.

köprüyü geçtikten sonra, "ısırdı mı?" diye sordum, gördüğüm dizi hafif sıyrılmış olan gence. bisiklet kullandıklarını ve düştüklerini sonradan öğrendim bu arada. ısırmamış olması iyi olmuş köpeğin, bir de yakalatıp kuduz testi yaptırmak falan gerekirdi dedim gence. öbür genç ise daha kötü yaralanmış ve bir bacağında sayısız yaralı ve derisi kalkmış kısım vardı.

esas gariplik, sen bu köpeğe nasıl taş atarsın diyen benim yaşlarımda dev cüsseli bir entel (kocaman küpe ve tam entel imajı, sakallar falan) ve karadenizli tipli ve süper agresif görevli arasındaki şiddetli tartışma ve benim bundaki rolüm oldu. entel tip, adamı döver aslında kuvvetle muhtemelen hatta 3 kişiyi falan birden dövebilir o cüssesiyle ama karşısındaki görevli de aşırı sert ve tehditkar bir tip. neyse, ben ikisini de sürekli yumuşattım ve konuda ikisinin de "cehaletlerini" giderecek bilgiler verdim. en sonunda entel tipe lafı geçirip gittim zira, "hayvanın doğası bu" deyip durdu o it için ve 10 kere falan dedi bunu ve lafı geçirmesem sonsuza kadar "ezber" zırvasını tekrar edecekti. hayır dedim, karakteri. "hive-mind" mantalitesinde olmayan hayvanların, özellikle de memelilerin "bireylerinin" kendilerine özgü karakterleri olur dedim. entel, bozuldu ama en azından ikisinin çok olası kavgasını engellemiş oldum. bence iyi yaptım. heheh.

bu arada ben hayvanlara süper saygı duyarım ve eşitim gibi görürüm onları. bu köpek bir "it" idi. yaşam koşulları onu öyle yapmış olabilir ama empati olayını gerzeklik boyutlarına taşımamak lazım. taş atılmasını elbette onaylamadım hayvana ama bunu hak etti de. bu "salak" köpekler, bisikletli, motorsikletli insanları falan zaten anlamıyorlar. aslında insana saldırma refleksi değil o. iq'leri yetmiyor bazı hayvanların ve taşıtları başka bir tür şey, belki bir canavar gibi falan görüyorlar ve kahramanlığa soyunuyorlar. hahah. insanın olduğu gibi köpeğin de gerzeği oluyor maalesef yani.

(bkz: antroposantrizm vs mizantropi)
devamını gör...
245.
‎
devamını gör...
246.
olay ege'de geçmekte.
münibüs sırasında iki kadın kavgaya tutuşur ve işler kızışır.
kadın 1: seni kocama s*ktireceğim.
kadın 2: s*ksin s*ksinde *m görsün
ne?
devamını gör...
247.
rutin bir kontrol sonucu bardan alınıp ekip otosuna atıldım, emniyete götürüldüm, nezaretteyim...
bana öcü gibi bakan bir kaç polis aralarında konuşuyor; törörörö den alınmış, bla bla bla, biri sol'mu, dinci örgüt mü? diye sordu diğerine, zaten kafayı yiyorum....
-lan beni bardan almadınız mı? dalga mı geçiyorsunuz demiştim.
kıkırdadılar kendi aralarında...pek komik değil ama trajikomik....
devamını gör...
248.
olay değil de mevcut durum diyelim:
bölükteki en yaşlı kişi olmam
doğup büyüdüğüm şehirde askerlik yapmam
maaşın da 395 tl olması
devamını gör...
249.
mersin'den başka bir yerde yaşamamış çocukluk arkadaşım ankara'ya geldi beni aradı kizilay'da buluştuk. bu arada patavatsız biridir. langadanak konuşur, kimseden çekinmez biri. araba hanımda, eve otobüsle gideceğiz. uzaydan bile görülebilen ege mahallesi otobüs durağında 339 sırasına girdik. iş çıkışı olduğundan kuyruk epey bir kalabalık. neyse otobüs geldi bindik otobüse. benim arkadaş oğlum diko bu nasıl bir otobüs lan milletle akraba olacağız falan diyor.( bu arada benim lakabim da diko). burada böyle kardeş dedim. kızılay trafiğinden çıkmaya çalışıyoruz. haliyle kimse inmiyor. ha bire binen var. neyse çok uzatmayayım, dikimevi abidinpaşa tuzluçayır derken nato yolu'na çıktık. çıktık çıkmasına da yine kimse inmiyor. en sonunda arkadaş dayanamadı. otobüsteki dolu koltuklara döndü ve o haklı serzenişini yaptı.
"otobüste mı yaşıyorsunuz lan fakirler"
allah'tan inecegimiz durağa geldik de arkamızdan sovenleri duymadık.
devamını gör...
250.
üniversitede hazırlık senemde * bir derste hoca bizi serbest bıraktı. herkes birbiriyle sohbet ediyor. hoca, "özgür, lütfen konuşma..." dedi. böyle utandım ama tuhafıma da gitti. sonra 2-3 kere daha uyarılınca; "hocam, bizi serbest bıraktınız ve hepimiz birbirimizle konuşuyoruz. neden beni özellikle uyarıyorsunuz?" dedim. "kocaman sesinle bir tek seni duyuyorum." dedi. haha. gerçi sesimin gür olmasının avantajını da görmüştük. bir metin sınıfa okunulacağında genelde ben seçilirdim.
devamını gör...
251.
az önce sokağın ortasında 3 tane bögüren kazın yanından geçerken, erkek olanı dişilerine tehdit algıladı ellam başladı bana saldırmaya paçama saldırıyor ısırmaya çalışıyor ruh hastası ajsj. vuracam tekmeyi atacam fırına.
devamını gör...
252.
bir ev bakmak için görüştüğüm şahıs adres tarif ediyor. adres konusun tamam da seni nasıl tanıyacağım diyorum. ben beyaz mazda ile geliyorum plakası şu diyorum. adamın verdiği cevap; bende de siyah şalvar var:)
devamını gör...
253.
ofiste seksreter kızın bilgisayar kasasının yerini değiştirirken senin kasa da amma büyükmüş diyerek gaf yapmış olmam. komik olansa kızın balık etli olması. daha da komiği az önce sekreter yerine seksreter yazmış olmam. daha garibi kızı patronla basmıştı patronun karısı. e pek de sekreter diyemeyiz ona. seksreterdi o doğru.
devamını gör...
254.
komik bir olay değil ama yine de anlatayım.
17-18 yaşlarındayken bir yerde çırak olarak çalışıyordum ve ara sıra dükkana gelip çay içen bir necmi abi vardı, necmi abi 50'li yaşlarında 80'li dönemlerin solcularından bir abiydi.

farklı bir gün kendi yaşlarında bir hanımefendi ile gelip benimle tanıştırdı kadın bana dedi ki

''bir derneğimiz var barış, sevgi laylaylom derneği sen de katıl aramıza.''
ben de ayıp olmasın diye tabi tabi demekle yetindim, ertesi gün necmi abi gelerek
''olm ortam fena kızlar, mızlar var sen de ortam yaparsın'' deyince ergenliği verdiği heyecanla iş çıkışı birlikte çıktık derneğe gidiyoruz.

derneğe vardık, girişte kuru pasta ve poğaçalar bizi karşıladı, bir iki tane attım. içerisi ufak bir konferans salonu gibiydi 20-25 adet sandalye ve bir kürsü vardı. içerideki insanları kontrol ettim cidden yaşıtım kızlar var mı diye, sonra necmi abiye dönüp dedim ki;

abi buranın yaş ortalaması benle beraber 73
devamını gör...
255.
bugün yüksek miktarda nakit ödeme yapıyorum adam aldı direkt cebine koydu parayı.
"sayar mısınız lütfen?" dedim
"sen saydıysan sıkıntı yok" diyor. yani abicim bana güvenin gerçekten gözümü yaşarttı lakin benim matematiğime güvenilmez* :)) işte öyle değişik bir şey oldu.
devamını gör...
256.
küçük çocukların bir anda çok güzelsin ya da çok güzel olmuşsun demeleri.
devamını gör...
257.
trakyadan arsa almış arkadaşım tutturdu illa ki göreceksin diye. sıcak bir ağustos günü düştük yollara git git bitmiyor. arabayla bir yere kadar gidebildik. bundan sonrasını yüreyerek gideceğiz dedi. arabayı bıraktık bir ağacın gölgesine yürümeye başladık. hararet bastı, hava cehennem gibi mübarek, yürü yürü bitmiyor. tarlasını sulayan bir adam gördük. pancar motorunu atmış artezyene bilek kalınlığındaki hortumdan tertemiz su akıyor. dayanamadım yanına gidip o sudan mutlaka içmem lazım hatta içmek yetmez kafamı bile buz gibi suyla yıkamam lazım. yanına gittim.
-selamünaleyküm dayı.
-aleykümselam kızanım.
-dayı bu su içilir mi?
-kızanım sen daha önce hiç kuyudan çıkan sudan içtin mi?
o arada bizi baştan aşağıya kadar süzdü.
-şehirlisiniz belli,loylon bardak vereyim mi?
- ver dayım ver, seni mi kırıcam ver.
suyu kana kana içtim. buz gibiydi ama tadı biraz buruktu.
- dayı sağol.allah razı olsun..
- kızanım bu artezyen suyunun bir özelliği vardır biliyon mu?
-yo dayı, nereden bileyim.
-rahatlatır adamı kızanım rahatlatır.
-nasıl rahatlatır dayı? sindirimemi faydası var.
-yok be kızanım ama rahatlatır işte.
iyice merak ettik ve üsteledik.
-nasıl rahatlatır açıkla bi hele dayı.
- nasıl rahatletcek osutturur beyaa osutturur anlayın iştee....
yerlere yatmıştık gülmekten...
hala bir araya geldiğimizde dayıyı hatırlar güleriz.
devamını gör...
258.
kıvırcıktan tırtıl çıkmıştı sonra ben de aldım onu yatak hazırladım kelebek yapmak için uğraştım, araştırdım ısı sıcaklık aydınlık karanlık ortam şartları nasıl olur diye. olacağına inandım her sabah kalkıp elime alıp minik mucizem diye severdim . ve o gün geldi kendisi kozaya girdi o gün mutluluktan ağladığım andaki duyguyu başka hiçbir olay yaşatmadı bana . maalesef ki kozadan çıkamadı kendisi ama kozasını özenle paketleyip sakladım . o benim minik mucizem .
devamını gör...
259.
ankara - kızılay'da yürüyoruz bir arkadaşla, üniversite okurken. çok kalabalık o anda kızılay... 2002-2003 senesi falandır. arkamdan gelen genç bir kız (yani benim o zamanki yaşlarımda) üç kere ayaklarımın arkasına (topuklarıma) bastı üst üste. yani: bam-bam-bam diye, 1,5 saniye falan içinde. üçüncüden sonra bir tarafa zıpladım ve arkamı dönüp, "e, yuh!" dedim. kız da "allahtan siz çok düzgün yürüyorsunuz!!!" diye diklendi. "g.tümde gözlerim yok." falan demiş de olabilirim olmayabilirim de. aslında gülesim geldi sonra, bir tek onu hatırlıyorum. hahaha. zaten kız olduğunu da olaydan sonra arkamı dönünce, yuh dedikten sonra görmüştüm. belki de bir tarafa zıplayıp arkamı dönmesem 5'li kombo yapacaktı. acabağa benimle evlenmek mi istiyordu? ayağa basmalar falan. belki de fırsat kaçırdım. *
devamını gör...
260.
saçlarımı gören küçük bir kız çocuğu anneannesine "dünyada başka tür saçlar da mı var?" demişti.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim