kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içli köfte, yuvalama, şiveydiz, patlıcan ekşilisi, kuru dolma, ciğer.
devamını gör...

edward ıı adlı oyununu yazdıktan sonra siyasi nedenlerle öldürülmüştür.
devamını gör...

bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü nedir?

şurada #1236490 sevgili miko, “sahi neden bu kadar az yazıyorsunuz?” diye sormak istediğini söylemişti. o gün bugündür aklıma geldikçe soruyorum bunu kendime. öyle ya biz, bize yöneltilen anlamlı bir soruyu bin kez beynimize mıhlamadan kafamızı yastığa koyamıyoruz.

hislerim, fikirlerim, olaylara bakışım, dünyaya bakışım. bunların herhangi bir insan tanesininkinden daha kıymetli olduğunu asla düşünmedim. zekasına hayran olduklarım için de aptal bulduklarım için de geçerliydi bu. öyle ki en aptal diye baktığım insanların bir sözünü/hareketini yıllar sonra bir yere konumlandırıp ulan ben ne kadar safmışım dediğim bir hayli olmuştur. bunları sevgili miko o tanımı bu bağlamda yazdığı için söylüyorum. benim neden az yazdığıma ilişkin arayışım insanları bu kıymetli fikirlerden niçin mahrum bıraktığımla alakalı değildi. sahiden ben bunca olaya/duyguya rağmen neden artık bu kadar az şey sarf ediyordum? bunu o tanımın girildiği günden beri düşünüyorum. burası girizgahın henüz sonu. ben son zamanlarda mesela sevgili güneş’in uzun tanımlarını okuyacak iradeyi bulamıyorum üzerime çöken anlamsız bir ağırlık sebebiyle. sizler de bu tanımı okumak için kendinizi zorlamayınız diye bir ufak uyarı.

neden az yazıyorum? bu soruyu genişletebiliriz aslında. sözlüğe neden daha az giriyorum? neden daha az kişiyle temas kuruyorum? twittera neden hiç girmiyorum bile artık? insanları neden daha az gözlemliyorum? metro istasyonunda aklıma gelmeyi bekleyen onca afili cümleyi neden kovalamıyorum artık? başladığım bütün şiirleri henüz ilk dörtlüğe varmadan neden yırtıp atıyorum? bir tanıma hevesle başlayıp neden sık sık aman be deyip silip canhıraş çıkıyorum sözlükten?

bunları kendime bir cevap bulmak ve bu cevabın gösterdiği uçurumu aşmak niyetiyle sordum kendime. net değilsem de bir cevabım var diye hissediyorum. en azından eğer cevap bu değilse asla başkası da değil. bu aslında bir yanıyla itiraf gibi olduğundan bu tanımı karalama defterine yazamadım.

bir insana çok güvendim. öyle ya hayatımızı dumura uğratan hemen hemen her şey bir insanla ilintili, ne tuhaf. daima samimi oldum bu hayatta, insanlar asla samimiyetimden şüphe etmediler. beni tanıyıp bana çarçabuk açılan onlarca insan var. sende şeytan tüyü var dediklerini defalarca kez işittim. bana kalırsa o şeytan tüyü samimiyetimden başka bir şey değildi. ben işte o güvendiğim insana bütün samimiyetle binbir kapımı açtım. çünkü bende o samimiyet ve içimdeki o binlerce kapıdan başka bir şey de yoktu. iki yılın sonunda henüz anlayamadığım bir şekilde her şey son buldu. son bulalı da bir yılı çoktan aşıyor. ancak bir soru var: hayatın merkezine bir insanı aldığınızda ve ona açılma ihtimali olan bütün kapıları o bütün samimiyetinizle açtığınızda, o insan herhangi bir kapıyı yüzünüze vurarak çıkarsa eğer, geriye ne kalır? cevabı biliyorsunuz; asla boşluk kabul etmeyen merkez ve hangisinden çıkarsanız kurtulacağınızı bilmediğiniz açık binlerce kapı.

benim onca tökezleyişimin, onca durağanlığımın, üretkenliğimin yok oluşunun, insanlara ve olaylara karşı hissizleşmemin, yalnızca kafama eserse ayda bir birşeyler geveleyişimin galiba sebebi bu. doğrusu bunu kendimden ummazdım. kendimi güçlü ve her şeye hazırlıklı sanırdım. meğer insan bütün planlarına rağmen daima her şeye hazırlıksız yakalanan bir varlıkmış. bütün yıkımlar, felaketler, ayrılıklar, ölümler insanı hazırlıksız yakalarmış. bu aslında insanın kibirlenmesinden başka şey değil. hazırlıklı olduğunda bütün yıkımlara, ayrılıklara, felaketlere ve hatta ölümlere kafa tutacağına dair kibir. velhasılı ben de kendimi güçlü ve hazırlıklı hisseder ve bir insandan yana bu denli sarsıntıya uğrayacağımı ummazdım. oysa açık binlerce kapının ortasında öylece bırakıldım. zaman geçtikçe aştım dedimse bu alışmaktı. unuttum dedimse yanılgı. bitti dedimse yalan. hislerimin binde biri yok diyebilirim ancak etkisiyle hayatımı kasıp kavuran bir boşluğa itildiğimi kendime itiraf etme cüretini göstermeliyim artık.

evet, bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü, kıymet verdiğin o insanın seni asla tanıyamamış olduğunu fark etmektir. bu farkındalığın beni içine attığı enkazı üzerimden kaldırmak için ne belediye işçileri ne ağır vasıtalar. yalnızca ince, keskin bir ışık. onu göz ucuyla yakaladım. itirafa cüret etmek böylece kolaylaştı. neden bu kadar az yazıyorum? o enkazın altındayım, hepsi bundan. şimdilik.
devamını gör...

düşünerek daha derine batıp boğulmakla sonuçlanacak eylem.
devamını gör...

anadolu'da ve istanbul'da çoğu lisenin yıllarca mezun verememesine sebep olan
her günü acı hikayelerle dolu olan
aydın olan olmayan osmanlı'nın varlığını sürdürdüğü her yerden gelen gençlerinin azimli mücadelesi sonunda kazanılan
18 mart çanakkale zaferi günü.
allah onlardan razı olsun.
devamını gör...

faydacılık. pragmatik insan kendisine kârı olmayan işe bulaşmaz.
devamını gör...

normal ve sıradan insan.

ben yapıyorum çünkü çabuk sıkılıyorum her şeyden.
devamını gör...

yılda 2000'den fazla biyometrik ve vesikalık çekiyorum. 150 düğünde çift başı 1000 kare çeksem artı 150000 daha yapar. okul, etkinlik, kişisel portre, ürün gibi ekstra işlerden de 100000 kare çeksem etti sana 252000 kare. tanıma gelecek olursak ekmek teknesinden başka birşey değildir.
devamını gör...

tsubasa ve misaki ikilisinin dahi kıskandığı cengaverler.
devamını gör...

korunmaya muhtaç çocuklar vakfı bolluca çocukköyü için başlattığımız yardım kampanyası çocuklarımıza ulaşmıştır. bu yeni yıla kocaman bir aile olarak girdik. yeni yılda çocuklarımızın yüzünde kocaman bir gülümseme yaratan bütün yazarlarımıza teşekkürler. bu yardım kampanyasının ulaştığını sizinle daha erken paylaşmak niyetindeydik fakat fotoğraflar bize geç ulaştığından böyle bir gecikme yaşadık. elimize ulaşmış olan fotoğrafları aşağıya ekledik. kurumdan yeni fotoğraflar geldikçe başlığı güncellemeyi sürdüreceğim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


-yapılan yardımların hepsi kuruma ulaşmıştır, teyit etmek isteyen yazarlarımız için;
koruncuk vakfının iletişim numarası; 02126850383

-yardımda bulunan yazarların listesi;
yetkilibirinebenzemeyenabi
minervanın baykuşu
evernevergreen
youllthankmelater
blackeyes
jozydalton
iarwain ben-adar
perestoroyka
tenturdiyot
bal porsuğu ve ismini vermek istemeyen 21 yazarımız.
devamını gör...

hayat; silsile-î sûkut' u hayalden başka bir şey degildir..
devamını gör...

olası bir durumdur.
aşk,romantik ruhlar tarafından uydurulmuş , biliminsanlarının ortak görüş bildiremediği şimdilik feromonlardan ibaret olan kelime.
not: aşkı aramıyorum sıkıysa o bulsun beni *
devamını gör...

şimdi şuan şurada ölüp gitsem kimsenin umrunda olmaz.
devamını gör...

cennet'te tebessümün kendisi olmuşken yazılmıyor şiir, değil mi öz?
cehennemde oturup kendin ve tüm insanlık için yanman gerekir, öyle mi?

göz kapaklarının kullanma kılavuzunu kaybeden sarhoş! ışık diye güneşi içmişsin.
yanıyorsun ve bir damla su istemiyorsun!
böyle mi dem'lenecek şiir'in?
devamını gör...

tatlıyı yedikten sonra o mutluluk hissi gidince gelen boşluktur. hatta bir miktar pişmanlık ve suçluluk da içerir. o son dilimi gömmeyecektim.

moderatör arkadaşlara not: ben tatlı yedikten sonra "şimdi ne yapacağız?" demiyorum. "şimdi napacuh diyorum. şimdin ne yapacağız deseydim, şimdi ne yapacağız yazardım. şimdi ne yapacağız yazmadığıma göre öyle demiyorum. benim iç dünyamı neden kendi bacağınızın keyfinize göre düzenliyorsunuz? pis mod, kötü mod. seni anneme havale ediyorum. fene gı annem. valla senin hakkından o gelir. kötü mod seni. sevmiyorum artık sizi. ilk mod seçimlerinde ben de adaylığımı koyucam. pis mod.
devamını gör...

yaş 8-9.. konum tıp fakültesi hastanesi.. rutin kontrollerden birine gitmişiz annemle, doktor idrar tahlili istiyor ama hiç çişim yok. biraz bekledik, su içtim, beklemekten sıkıldım derken gittim tuvalete. bilirsiniz idrar kabının belirli bir yerine kadar işemek gerekiyor ama oraya kadar işeyemediğim için azıcık su doldursam ne olur ki deyip su dolduruyorum. gidip veriyoruz laboratuvara, saat öğlene yaklaşmış yakınlarda çok güzel sulu yemek, sandviç yapan bir yer var*, mutlu mutlu yemek yemeye gidiyoruz. öğleden sonra tahlil gösterir gideriz diyen anneme, kaba biraz su doldurdum diyorum boş bulunup. annem çok kızıyor azarlıyor tabii, apar topar geri hastaneye gidip söylüyoruz iptal ettiriyoruz ama doktor da öğle yemeğine çıkmış bizim işler akşama kadar uzuyor. annem kızıp kantinden bir simit alıyor bana. ceza olsun diye o gün oraya yemek yemeye götürmedi diye sabaha kadar ağlamıştım evde.
devamını gör...

hazımsız erkek modeli.hemcinsim olurlar ama söylerim affetmem.uzanamadığı ciğere pis demek karaktersiz insanlara göre bir olay.sus çeneni kapat işte yaşa kendi b**tan asosyal hayatını, sana karışan yok. ama olur mu hiç? eleştirecek illa ki.
devamını gör...

fiziksel ve ruhsal sağlık en başta gelendir.
devamını gör...

dracunculus vulgaris olarak da bilinen, 1.5 metre uzunluğa erişebilen bir bitki. yunanistan, girit, ege adaları ve ülkemizde de yer yer görülen bir bitkidir. kısmen koruma altında olan türler arasındadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim