duyulduğunda koşarak kaçılması gereken cümleler
dış güçler, fetö, büyük oyun.
devamını gör...
su içmek ama hiç içmemiş gibi hissetmek
bence sıcaktan dolayı suyun mideye varamadan buharlaşmasının sonucu.
devamını gör...
dedublüman
olmayan aşkın acısını, olmayan derdin tasasını cektirecek nitelite sarkilari yorumlayan, benim icin bana ozel olan muthis grup. bir gun sizi en canlısından dinleyecegim.
devamını gör...
arctic monkeys
fena şarkı sözleriyle yeri geldiğinde şiir okuyormuşsunuz hissi veren, yeri geldiğinde "ulan evet ya benim de aklımdan geçiyordu bu" dedirten ingiliz rock grubu. bambaşka kültürlere sahip olmamıza rağmen bazen anlattıkları hayatı öyle ince bir yerden tutuyor ki, evet, diyorsun; kime sorsan bilir herhalde bu hissi.
mesela birkaç örnek paylaşalım:
"last night, what we talked about; it made so much sense but now the haze has ascended it don't make no sense anymore." from the ritz to the rubble. (bkz: hep böyle olur zaten...)
"baby, we both know that the nights were mainly made for saying things that you can't say tomorrow day." do i wanna know. (bkz: bu ve bir üstteki sözü ilişki içerisinde görmeden edemeyeceğim)
"when she walks her footsteps sing a reckless serenade." reckless serenade. (bkz: benzetmenin güzelliği desem kaç kişi beğenir)
"somebody told the stars you're not coming out tonight and so they found a place to hide." black treacle. (bkz: tecahülüarif)
"as she walked away, well, her shoes were untied and the eyes were all red, you could see that we'd cried. and i watched and i waited till she was inside, forcing a smile and waving goodbye." do me a favour. (bkz: gözünüzün önünde canlanan veda sahnesinin hüznü...)
mesela birkaç örnek paylaşalım:
"last night, what we talked about; it made so much sense but now the haze has ascended it don't make no sense anymore." from the ritz to the rubble. (bkz: hep böyle olur zaten...)
"baby, we both know that the nights were mainly made for saying things that you can't say tomorrow day." do i wanna know. (bkz: bu ve bir üstteki sözü ilişki içerisinde görmeden edemeyeceğim)
"when she walks her footsteps sing a reckless serenade." reckless serenade. (bkz: benzetmenin güzelliği desem kaç kişi beğenir)
"somebody told the stars you're not coming out tonight and so they found a place to hide." black treacle. (bkz: tecahülüarif)
"as she walked away, well, her shoes were untied and the eyes were all red, you could see that we'd cried. and i watched and i waited till she was inside, forcing a smile and waving goodbye." do me a favour. (bkz: gözünüzün önünde canlanan veda sahnesinin hüznü...)
devamını gör...
yeniden dünyaya gelinse seçilecek ülke
türki... şaka şaka italya ya da ispanya.
devamını gör...
nash dengesi
oyun teorisinde, bir oyuncunun diğer rakiplerin hamleleri veri iken yapabileceği en iyi hamleler bütünüdür.
(bkz: mahkumların açmazı oyunu)
(bkz: maksimin strateji)
(bkz: hakim strateji dengesi)
nash dengesi denilmesinin nedeni (bkz: john nash) tarafından ortaya atılmış olmasından kaynaklıdır.
(bkz: mahkumların açmazı oyunu)
(bkz: maksimin strateji)
(bkz: hakim strateji dengesi)
nash dengesi denilmesinin nedeni (bkz: john nash) tarafından ortaya atılmış olmasından kaynaklıdır.
devamını gör...
yks 2021
geçen seneki yığılmaları bu senenin matematik sorularını zorlayarak mı önleyeceklerini düşündü acaba sayın ösym kurumu? o sorular neydi öyle? her iki soruda bir soru atlıyordum resmen. pandemi yüzünden okul da dershaneler de sürekli kapalıydı zaten. ben kimya öğretmenimi tanımıyorum, yüzünü bile görmedim hiç. okula bile gittiğimi hatırlamıyorum. çoğu konuyu kendim çalıştım videolarla, denemelerle pekiştirdim. bir sene daha yaşamak istemiyorum bunları. bu sene de herkesin matematikte 15-25 netlerde kaldığı bir yığılma ile karşılaşacağız. neyi amaçlıyorlar, bize ne yapmak istiyorlar anlamış değilim.
devamını gör...
italya
tatile gitmeniz durumunda mutlaka araba kiralamanızı tavsiye edebileceğim akdeniz ülkesi. öncelikle yemeklerden çok da bahsetmeye gerek yok; zaten hali hazırda bir çoğu biliniyor.
ama deniz ürünleri vs. yemek istiyorsanız, özellikle napoli'yi tavsiye edebilirim. bu arada hırsızlığın en fazla yaşandığı yer de napoli maalesef. arabanızın herhangi bir görünür yerinde eşya bırakmamanız gerekir, zira döndüğünüzde camlarınız kırık olacaktır. ayrıca arabayla giderseniz cüzi bir şehre giriş parası ödüyorsunuz, yanlış hatırlamıyorsam 3 euro civarındaydı.
güneye denize gideyim deyip, ismi sık duyulan amalfi'ye giderseniz, gözünüzde çok da büyütmeyin, ufak bir kasaba, fiyatlar açıkcası ucuz değil; ancak ben dağın tepesinde bir otel bulduğumdan, deniz kıyısına nazaran daha uygundu. orada araca ihtiyacınız kalmıyor, 1,5 euroya bakkallardan otobüs bileti alarak, heryere gidebiliyorsunuz.
aynı şekilde amalfi'ye yakın, teknelerle ulaşabileceğiniz sorrento, positano, ravello gibi yerleşimler var, açıkcası hepsi bana aynı gelmişti.
amalfi'nin hemen karşısında yine tekneyle ulaşabileceğiniz capri adası var, kişi başı 25 euro civarında. adaya ulaştığınızda plaja gidebilmek için minibüse binmeniz gerekiyor, o da yaklaşık 3 euro. asıl bomba plaj girişinde; kişi başı 50 euro. bu arada plaj derken de; bizim güney sahillerinde beach tarzı bir mekan hayal etmeyin. gayet 70-80 basamak merdivenle deniz kıyısında bir mekan. denizi de idare eder cinsten, şnorkel filan gerekmiyor, olsa da birşey gözükmüyor çünkü. yüzen insan sayısı çok az, daha çok bel seviyesinde suya girip, flamingo modunda sohbet etmeyi seviyorlar.
diğer taraftan ben kültürel gezi yapacağım diyorsanız roma güzeldir. vatikan'a yakın bir sürü otel mevcut, ancak vatikan'ı da gezeceğim derseniz, bir gününüzü orada yersiniz.
alışveriş için gitmeyi düşünenlerdenseniz ise milano açık ara öne çıkıyor, bizim bağdat caddesi ile eşdeğer düşünebilirsiniz, konsept hemen hemen aynı; ancak bir ayakkabının 300-400 euro olduğunu görünce hızlı adımlarla uzaklaşıyorsunuz.
herkesin romantizm hayali venedik için ise sezonda gitmeyi tavsiye etmem, insan kalabalığı, sezon sonu gidince daha rahat edebilirsiniz.
umarım pandemi bir an önce geçer ve dünyayı gezmeye devam ederiz.
ama deniz ürünleri vs. yemek istiyorsanız, özellikle napoli'yi tavsiye edebilirim. bu arada hırsızlığın en fazla yaşandığı yer de napoli maalesef. arabanızın herhangi bir görünür yerinde eşya bırakmamanız gerekir, zira döndüğünüzde camlarınız kırık olacaktır. ayrıca arabayla giderseniz cüzi bir şehre giriş parası ödüyorsunuz, yanlış hatırlamıyorsam 3 euro civarındaydı.
güneye denize gideyim deyip, ismi sık duyulan amalfi'ye giderseniz, gözünüzde çok da büyütmeyin, ufak bir kasaba, fiyatlar açıkcası ucuz değil; ancak ben dağın tepesinde bir otel bulduğumdan, deniz kıyısına nazaran daha uygundu. orada araca ihtiyacınız kalmıyor, 1,5 euroya bakkallardan otobüs bileti alarak, heryere gidebiliyorsunuz.
aynı şekilde amalfi'ye yakın, teknelerle ulaşabileceğiniz sorrento, positano, ravello gibi yerleşimler var, açıkcası hepsi bana aynı gelmişti.
amalfi'nin hemen karşısında yine tekneyle ulaşabileceğiniz capri adası var, kişi başı 25 euro civarında. adaya ulaştığınızda plaja gidebilmek için minibüse binmeniz gerekiyor, o da yaklaşık 3 euro. asıl bomba plaj girişinde; kişi başı 50 euro. bu arada plaj derken de; bizim güney sahillerinde beach tarzı bir mekan hayal etmeyin. gayet 70-80 basamak merdivenle deniz kıyısında bir mekan. denizi de idare eder cinsten, şnorkel filan gerekmiyor, olsa da birşey gözükmüyor çünkü. yüzen insan sayısı çok az, daha çok bel seviyesinde suya girip, flamingo modunda sohbet etmeyi seviyorlar.
diğer taraftan ben kültürel gezi yapacağım diyorsanız roma güzeldir. vatikan'a yakın bir sürü otel mevcut, ancak vatikan'ı da gezeceğim derseniz, bir gününüzü orada yersiniz.
alışveriş için gitmeyi düşünenlerdenseniz ise milano açık ara öne çıkıyor, bizim bağdat caddesi ile eşdeğer düşünebilirsiniz, konsept hemen hemen aynı; ancak bir ayakkabının 300-400 euro olduğunu görünce hızlı adımlarla uzaklaşıyorsunuz.
herkesin romantizm hayali venedik için ise sezonda gitmeyi tavsiye etmem, insan kalabalığı, sezon sonu gidince daha rahat edebilirsiniz.
umarım pandemi bir an önce geçer ve dünyayı gezmeye devam ederiz.
devamını gör...
kitap okumayan insan
alışmamıştır. bir yerden başlasa ip söküğü gibi gelir. yermek yerine önermek gerek.
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
olumsuz olan ne varsa sizi yorar.
tv'de, sosyal medyada enkaz, vahşet, konuşanların ve yazanların üslubu, dayatılan kurgu dolu şaşalı diziler ve internet paylaşımları gibi insani duygulardan uzak şeyler sizinle alakası olmasa bile sizi yorar.
naçizane tavsiyem buralara ayrılan sureyi düzenlemeniz.
tv'de, sosyal medyada enkaz, vahşet, konuşanların ve yazanların üslubu, dayatılan kurgu dolu şaşalı diziler ve internet paylaşımları gibi insani duygulardan uzak şeyler sizinle alakası olmasa bile sizi yorar.
naçizane tavsiyem buralara ayrılan sureyi düzenlemeniz.
devamını gör...
evinizde bulunmasından en çok keyif aldığınız eşya
yazın bayram paramla aldığım ama bir türlü çalmaya fırsat bulamadığım el yapımı kemanım (rosa)
devamını gör...
yazarların garip huyları
bir olayı olmadan önce kafamda canlandırıp, o olayın yüzlerce olasılıklarını hesaplayıp o olay başıma geldiğinde düşündüğüm şeyi hayata geçirmek.
evet biraz karmaşık yazmış olabilirim, ama nasıl ifade edeceğimi tam olarak bilemedim.*
evet biraz karmaşık yazmış olabilirim, ama nasıl ifade edeceğimi tam olarak bilemedim.*
devamını gör...
duygusal bağ kurulmuş nesneler
ayakkabılarım..
canım ayakkabılarım (kalpler)
yemin ediyorum var öyle bir bağ, biliyorum ama ispatlayamam, özellikle loefer larımla aşkım bambaşka..
şu an yeni iş kurduğum için birçoğunu satışa çıkardım, topuklu olanlarıyla pek samimi değiliz ama bir tane baba loefer ım var, satılacağı için bir kere bile giymedim, ondan ayrılmak, düşündürüyor beni :(
ayakkabı dışında da anlam yüklediğim, sakladığım birçok şeyi attım aslında yakın zamanda, bu konuda kendimi eğitmeye çalışıyorum, sadece gerekli olanlara indirmeye çalışıyorum, yinede azalmıyor..
7 yıldır çalışmıyorum, neredeyse, ihtiyaç dışı hiç yeni alışveriş yapmadım, çuvallarca attım, bir yandan satıyorum, öyle çok ultra geliri olan biride değildim (outletçiyim) ama yinede bitmiyor..
velhasıl, kurtulunması gereken nesnelerdir, iyi yada kötü geçmişle, yaşanmışlıkla, nesnelerle, her ne ile olursa olsun, her tür "bağ"ın insanın hızını kestiğini, aşağı çektiğini, özgürleşmesine engel olduğunu düşünüyorum, yaşadığımız evde, odada, sadece yaşamsal gereçlerin olması yeterli aslında, tek yada eşinle, bavulunu toplayıp gidebilmelisin istediğin zaman, önceliğimiz deneyim olmalı, yaşadığımız duyguya, deneyime odaklanmamızı engelleyen uyaranlardır bu bağlar diye düşünüyorum..
bağları kopardıkça, gereksiz eşyalardan kurtuldukça, o kadar hafifliyorki insan, bunlar insana mental anlamda yük de oluyor, yük hafifleyince enerjiniz ve algınızda da yer açılıyor inanın..
gönül bağınızın olduğu birisi varsa, onun dışında hiçbirşeyle bağ kurmak gerekmiyor bence..
canım ayakkabılarım (kalpler)
yemin ediyorum var öyle bir bağ, biliyorum ama ispatlayamam, özellikle loefer larımla aşkım bambaşka..
şu an yeni iş kurduğum için birçoğunu satışa çıkardım, topuklu olanlarıyla pek samimi değiliz ama bir tane baba loefer ım var, satılacağı için bir kere bile giymedim, ondan ayrılmak, düşündürüyor beni :(
ayakkabı dışında da anlam yüklediğim, sakladığım birçok şeyi attım aslında yakın zamanda, bu konuda kendimi eğitmeye çalışıyorum, sadece gerekli olanlara indirmeye çalışıyorum, yinede azalmıyor..
7 yıldır çalışmıyorum, neredeyse, ihtiyaç dışı hiç yeni alışveriş yapmadım, çuvallarca attım, bir yandan satıyorum, öyle çok ultra geliri olan biride değildim (outletçiyim) ama yinede bitmiyor..
velhasıl, kurtulunması gereken nesnelerdir, iyi yada kötü geçmişle, yaşanmışlıkla, nesnelerle, her ne ile olursa olsun, her tür "bağ"ın insanın hızını kestiğini, aşağı çektiğini, özgürleşmesine engel olduğunu düşünüyorum, yaşadığımız evde, odada, sadece yaşamsal gereçlerin olması yeterli aslında, tek yada eşinle, bavulunu toplayıp gidebilmelisin istediğin zaman, önceliğimiz deneyim olmalı, yaşadığımız duyguya, deneyime odaklanmamızı engelleyen uyaranlardır bu bağlar diye düşünüyorum..
bağları kopardıkça, gereksiz eşyalardan kurtuldukça, o kadar hafifliyorki insan, bunlar insana mental anlamda yük de oluyor, yük hafifleyince enerjiniz ve algınızda da yer açılıyor inanın..
gönül bağınızın olduğu birisi varsa, onun dışında hiçbirşeyle bağ kurmak gerekmiyor bence..
devamını gör...
yazarlar arasında arkadaşım var mı merakı
benim kızlarım hiç anlamadıkları için bu işlerden kesinlikle yoktur.
devamını gör...
cem adrian'ın şarkılarından alıntı
devamını gör...
bırakma kendini
bilmem kime gücendin, hadi gel anlat bana...
devamını gör...
çamaşır mandalı
teyzemin kızının burnunu beğenmediği için, günde yarım saat burnuna taktığı, yokluk zamanları manuel estetik cihazı.
devamını gör...
cinsiyetçi başlık açanlar uçurulsun kampanyası
buranın ekşi sözlük gibi olmasından korktuğum durumdur.hiç bi b*k beğenmeyen,her şeyi herkesi ötekileştiren,insanlara klavye arkasından rahatça şöyleyse güzeldir böyleyse çirkindir diye yazabilen ''çirkin yürekli'' insanlardan arınması gerek buranın. biz buraya farklı,samimi,doğru ve güzel işler yapacağız diye geldik.moderasyon lütfen el atsın,sözlüğümüz bozulmasın.
devamını gör...
kılcal damar kanamaları
zedelenme ve kesilme gibi durumlar sonucunda oluşan damar kanamalarıdır.
sızıntı şeklinde ve hafif bir kanama olur. hayati tehlike oluşturmazlar.
sızıntı şeklinde ve hafif bir kanama olur. hayati tehlike oluşturmazlar.
devamını gör...
tebessüm
dilimize arapça bsm kökünden gelen tabassum تبسّم "gülümseme" sözcüğünden geçmiştir. arapça sözcük, arapça aynı anlama gelen basm بسم sözcüğünün tefeˁˁul vezni (v) masdarıdır.
gülümseme ile aynı anlama gelse de tebessüm ben de hep 'kırık bir gülümseme' ifadesini çağrıştırır nedense. ne zaman bir yerde bu kelimeyi okusam, kişinin yüzünde hüzünle karışık bir gülümse oluştuğunu düşünürüm.
gülümseme ile aynı anlama gelse de tebessüm ben de hep 'kırık bir gülümseme' ifadesini çağrıştırır nedense. ne zaman bir yerde bu kelimeyi okusam, kişinin yüzünde hüzünle karışık bir gülümse oluştuğunu düşünürüm.
devamını gör...