hacı ağa
bir sâdık hidâyet romanı. ilk kez 1945' te yayımlanan bu kitap aynı zamanda bir toplumsal hicviyedir. benimse iki gün önce bitirip etkilendiğim bir roman olmuştur.
saltokur yayınlarından okuduğum bu romanın; çevirisine, önsözüne ve küçük dipnotlarına bayıldığımı söylemeliyim. okumak isteyen yazarlar bu yayınevini akıllarında bulundursun isterim.
gelelim ne anlattığına yazarın. bir kitabı okumadan önce, o yazarın hayat hikayesini genel hatlarıyla bilmek dahi okuduğunuz metinden kat kat keyif almanızı sağlar. hidâyet'in biyografisini okuduktan sonra hacı ağa'ya başladım. iyi ki de öyle yapmışım, kendi hayat tecrübesinde karşılaştığı tepkilerin yansımalarını bulabilmek mümkündü çünkü.
hacı ağa tiplemesi, hepimizin tanıdığı; yeni ve eski türkiye' de bildiği "o" insandır aslında. hacı ağa, evin girişindeki balkonuna oturur, gelen geçene (yüksek tahsillisine, gazetecisine, vekiline, muhtarına, iş adamına, şaire, generaline...) göre şekil değiştirir. çıkar ilişkisi üzerine kurar tüm ilişkilerini. demokrasi yandaşına bir demokrat, meşrutiyet yanlısına karşı yılların meşrutiyet savunucusu, gençlere karşı hâlden anlayan bir yaşlı amca profili çizer. onun kapısına gelenler de onun gibidir aslında.
romandaki şair münâdilhak karakteri bu durumu çok güzel açıklar:
"siz ve sizin gibi tipler, bir grup ahmak ve aptal yaratıklarsınız. yer içer geğirirsiniz*, çalar çırparsınız, yatar uyursunuz ve çocuk yaparsınız. sonra da geberir gider, böylece unutulursunuz."
yazar; kapitalizme, dini kullanarak cahil halkı galeyana getirenlere, din adamları sınıfına, riyâkârlara karşı durduğunu satır aralarında harika bir şekilde işlemişti.
bu kitapta en çok şair münâdilhak'ın iç sesimiz oluşunu sevdim. ikinci bölümde de hacı ağa'nın nasıl nabza göre şerbet verdiğine tanıklık etmek güzeldi. son bölümde hacı ağa'nın insanları nasıl uyuturuz öğütleri gerçekten günümüz türkiye ve iranı'nı anlamamı sağladı. ve yine son bölümde, hacı ağa'nın yaptıklarıyla küçük de olsa hesaplaşması fakat yine kaldığı yerden devam etmesi karakterinin ne kadar bozuk olduğunu görmemiz için yazılmıştı sanki.
"evet, hakkınız var. ahmakların sırtının sıvazlanıp değer gördüğü, sefilleri himaye eden böylesi bir toplumda siz seçkin bir şahsiyetsiniz! bu çevrede hırsınızla, açgözlülüğünüzle, kansızlığınızla, aptallığınızla kendinize bir hayat inşa etmişsiniz ve bu düzeni destekliyorsunuz."
saltokur yayınlarından okuduğum bu romanın; çevirisine, önsözüne ve küçük dipnotlarına bayıldığımı söylemeliyim. okumak isteyen yazarlar bu yayınevini akıllarında bulundursun isterim.gelelim ne anlattığına yazarın. bir kitabı okumadan önce, o yazarın hayat hikayesini genel hatlarıyla bilmek dahi okuduğunuz metinden kat kat keyif almanızı sağlar. hidâyet'in biyografisini okuduktan sonra hacı ağa'ya başladım. iyi ki de öyle yapmışım, kendi hayat tecrübesinde karşılaştığı tepkilerin yansımalarını bulabilmek mümkündü çünkü.
hacı ağa tiplemesi, hepimizin tanıdığı; yeni ve eski türkiye' de bildiği "o" insandır aslında. hacı ağa, evin girişindeki balkonuna oturur, gelen geçene (yüksek tahsillisine, gazetecisine, vekiline, muhtarına, iş adamına, şaire, generaline...) göre şekil değiştirir. çıkar ilişkisi üzerine kurar tüm ilişkilerini. demokrasi yandaşına bir demokrat, meşrutiyet yanlısına karşı yılların meşrutiyet savunucusu, gençlere karşı hâlden anlayan bir yaşlı amca profili çizer. onun kapısına gelenler de onun gibidir aslında.
romandaki şair münâdilhak karakteri bu durumu çok güzel açıklar:
"siz ve sizin gibi tipler, bir grup ahmak ve aptal yaratıklarsınız. yer içer geğirirsiniz*, çalar çırparsınız, yatar uyursunuz ve çocuk yaparsınız. sonra da geberir gider, böylece unutulursunuz."
yazar; kapitalizme, dini kullanarak cahil halkı galeyana getirenlere, din adamları sınıfına, riyâkârlara karşı durduğunu satır aralarında harika bir şekilde işlemişti.
bu kitapta en çok şair münâdilhak'ın iç sesimiz oluşunu sevdim. ikinci bölümde de hacı ağa'nın nasıl nabza göre şerbet verdiğine tanıklık etmek güzeldi. son bölümde hacı ağa'nın insanları nasıl uyuturuz öğütleri gerçekten günümüz türkiye ve iranı'nı anlamamı sağladı. ve yine son bölümde, hacı ağa'nın yaptıklarıyla küçük de olsa hesaplaşması fakat yine kaldığı yerden devam etmesi karakterinin ne kadar bozuk olduğunu görmemiz için yazılmıştı sanki.
"evet, hakkınız var. ahmakların sırtının sıvazlanıp değer gördüğü, sefilleri himaye eden böylesi bir toplumda siz seçkin bir şahsiyetsiniz! bu çevrede hırsınızla, açgözlülüğünüzle, kansızlığınızla, aptallığınızla kendinize bir hayat inşa etmişsiniz ve bu düzeni destekliyorsunuz."
devamını gör...
yazarların hayatta yapmam deyip sonradan yaptığı bir şey
uzak mesafe ilişkisi hayatta yapmam yapamam ki ben dedim. sonra hayat her zamanki asla dediklerimi yaşattı ve bunu da yapmış oldum*.
devamını gör...
yurt dışında yaşayan yazarlar
çoğu lahmacun yiyemiyor. yazık valla.
devamını gör...
yazarların mini dizi önerileri
11.22.63. güzel dizi önerilerinizi bu başlık altında bekliyorum...
devamını gör...
bip tüm bilgilerinizi emniyetle paylaşabilir
birilerinin söylemesine gerek yok zaten paylaşacakları çok aşikar. artık yavaş yavaş muhalif olanların fişlendiği bir döneme giriyoruz,o yüzden kullanacağınız uygulamaya dikkat etmeniz çok önemli. şuan da en güvenli haberleşme platformu telegram.
devamını gör...
oy verdiğin yazarın sana oy vermemesi
birçok nedeni olan durum.
ilki yazdığınız tanımları veya başlıkları "okuduğu halde" beğenmediği / katılmadığı/ ilgisini çekmediği için oylamıyordur. ki bu da çok normaldir , en doğal hakkıdır.
diğer neden yazdığınız tanımları okuduğu ve beğendiği halde sirf sizi sevmediğ/ haz etmediği için tanımlarınızı oylamıyordur. bu zaten oy vermesin s*ktir edin*
son olarak tanim ve başlıklarınızı engellemiştir. böylelikle siz tanım da yazsanız baslik da açsanız, oy da verseniz, sizi engellediği için görmüyordur ve oy veremez böylelikle. nerden baksan kral hareket *
ilki yazdığınız tanımları veya başlıkları "okuduğu halde" beğenmediği / katılmadığı/ ilgisini çekmediği için oylamıyordur. ki bu da çok normaldir , en doğal hakkıdır.
diğer neden yazdığınız tanımları okuduğu ve beğendiği halde sirf sizi sevmediğ/ haz etmediği için tanımlarınızı oylamıyordur. bu zaten oy vermesin s*ktir edin*
son olarak tanim ve başlıklarınızı engellemiştir. böylelikle siz tanım da yazsanız baslik da açsanız, oy da verseniz, sizi engellediği için görmüyordur ve oy veremez böylelikle. nerden baksan kral hareket *
devamını gör...
yazarların balkon manzaraları
gün geçmiyor ki yeni bir manzara başlığı açılmasın.
üff hincime deyip çıktığım başlık.
üff hincime deyip çıktığım başlık.
devamını gör...
çocukluk arkadaşı
yıllar sonra rast gelince çocukluktan öteye geçilemeyen, yaşla beraber araya mesafe giren arkadaşlıktır.
devamını gör...
sanatın büyük ustaları
hayalperest yayınevi tarafından çıkartılmış 20 kitaplık bir sanat kitabı serisi. sadece sanatçıların hayatlarını değil, onların eserlerini de anlatan, sanatseverler için başucu kitabı olabilecek kitaplar barındıran bu seri kimilerine ince ve yüzeysel gelebilir fakat şöyle düşünmek lazım: isimlerini ezbere bildiğimiz michelangelo hakkında hangimiz birinci ikinci cümleden sonra bir şeyler kurabiliriz ki? da vinci dedikten sonra mona lisa'yı çoğumuz söyleriz peki kaçımız diğer portreleri hakkında onun kadar bilgiye sahiptir? ilk iki kitabını şans eseri bularak aldığım bu seriyi burada da paylaşmak istedim. kitap içeriklerine tam hakim değilim fakat ilk bakışta, sanat tarihi hakkında güzel birer başlangıç kitabı olabilirler gibi geldi. ilgilenenler için başlıca iki setten oluşan seri kitapları:
*kendimce birkaç ayrıntı daha ekleyerek ilgilenenlere yardımcı olayım parantez içlerinde
1- michelangelo (italyan rönesansı, 15.-16. yüzyıl)
2- leonardo da vinci (italyan rönesansı, 15.-16. yüzyıl)
3- caravaggio (barok sanatı, 16.-17. yüzyıl)
4- velazquez (barok sanatı, 17. yüzyıl)
5- rembrandt (hollanda altın çağı, 17. yüzyıl)
6- dürer (rönesans?, 15.-16. yüzyıl)
7- monet (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
8- cezanne (post-empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
9- van gogh (post-empresyonizm, 19. yüzyıl)
10- renoir (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
11- klimt (art nouveau-sembolizm, 19.-20. yüzyıl)
12- egon schiele (ekspresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
13- paul klee (ekspresyonizm-kübizm-sürrealizm, 19.-20. yüzyıl)
14- kandinsky (soyut sanat, 19.-20. yüzyıl)
15- degas (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
16- toulouse-lautrec (post-empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
17- munch (ekspresyonist, 19.-20. yüzyıl)
18- modigliani (fovizm-ekspresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
19- mondrian (biraz karışık, buna internetten baksanız daha iyi fakat soyut sanat olarak özetleyeyim, 19.-20. yüzyıl)
20- maleviç (kübizm-rus avangardı, 19.-20. yüzyıl)
*kendimce birkaç ayrıntı daha ekleyerek ilgilenenlere yardımcı olayım parantez içlerinde
1- michelangelo (italyan rönesansı, 15.-16. yüzyıl)
2- leonardo da vinci (italyan rönesansı, 15.-16. yüzyıl)
3- caravaggio (barok sanatı, 16.-17. yüzyıl)
4- velazquez (barok sanatı, 17. yüzyıl)
5- rembrandt (hollanda altın çağı, 17. yüzyıl)
6- dürer (rönesans?, 15.-16. yüzyıl)
7- monet (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
8- cezanne (post-empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
9- van gogh (post-empresyonizm, 19. yüzyıl)
10- renoir (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
11- klimt (art nouveau-sembolizm, 19.-20. yüzyıl)
12- egon schiele (ekspresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
13- paul klee (ekspresyonizm-kübizm-sürrealizm, 19.-20. yüzyıl)
14- kandinsky (soyut sanat, 19.-20. yüzyıl)
15- degas (empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
16- toulouse-lautrec (post-empresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
17- munch (ekspresyonist, 19.-20. yüzyıl)
18- modigliani (fovizm-ekspresyonizm, 19.-20. yüzyıl)
19- mondrian (biraz karışık, buna internetten baksanız daha iyi fakat soyut sanat olarak özetleyeyim, 19.-20. yüzyıl)
20- maleviç (kübizm-rus avangardı, 19.-20. yüzyıl)
devamını gör...
uyku kalitesini düşüren şeyler
aşırı sıcak ve nemli oda.
devamını gör...
boğaziçi’nde aşağı bak yalanı
üşenmedim videonun tamamını izledim ve evet polis hala yüzde yüz haksız.
devamını gör...
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlüler
kendisine nedensiz bir sempatim var.
bence kendisi de sevmiyordur nedenleri. halihazırda kendisinin de neden ünlü olduğu belli değil zaten.
bence kendisi de sevmiyordur nedenleri. halihazırda kendisinin de neden ünlü olduğu belli değil zaten.
devamını gör...
kendi kendine konuşurken lafın lafı açması
bir kez başlanıp da tadı alındı mı bir daha vazgeçilemez. pek tabii eğlenceli yanları da vardır. kendiniz konuşup kendinize hak verirsiniz. yorum falan da yaparsınız anlattıklarınıza.
yok canım ne delirmesi?
yok canım ne delirmesi?
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. tüm gecemi zombilerle savaşarak geçirdikten sonra işe gelmek için fazlasıyla yorgunum aslında. ama ne yaparsın zombi falan anlamaz bunlar. kendileri zombi olmuş zaten.
neyseki kahvem var. canım kahvem.
birde yine nickaltıma süt ile ilgili birşeyler yazılmış, gıcık oldum.
neyseki kahvem var. canım kahvem.
birde yine nickaltıma süt ile ilgili birşeyler yazılmış, gıcık oldum.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
umarım tercih ettiğin hayat biraktiğin hayata değmistir.
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
hepsi aynı rezillikte olsa da berbat bir tanesini yazayım.damada işkence yapılması.üstünü soyup zorla oynatma,kafasında yumurta kırma,başından aşağı un dökme,ayakkabısını alıp çamura batırma gibi.bundan daha aptalcasını görmedim.
devamını gör...
çaylaklara oy verirken gelen his
+ay aşkım bu bunların adı neydi? şu tanımları hafif gri şeyler.
-aşkım onlara çaylak deniyor.
+aaaay ne kadar da tatlı hadi ona artı oy ver. sevaptır.
-tamam.
sözünözü: nasiplen lan fakir
-aşkım onlara çaylak deniyor.
+aaaay ne kadar da tatlı hadi ona artı oy ver. sevaptır.
-tamam.
sözünözü: nasiplen lan fakir
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
sırada daha kötü günlerin olduğu.
devamını gör...

