makinede kaybolan çorapların çözülememiş gizemi
çamaşır makinesinin talep ettiği kurban çoraptır.
devamını gör...
melisho (yazar)
kendisi genelde beni okumaz ve oylamaz eğlenceli bir şey yazmadıysam, bugün de yazdıklarıma baktım, eğlenceli değiller ama kendisi her nasılsa bugün beğenileriyle mutlu eden yazar oldu beni, şaşkınım rakun.
satranç oynayalım demiştik, turnuvayı gördük özendik, açarız botları yan tarafa, kendi tarzımızda oynarız dedik çat çat. sonra vazgeçtik, uno oynadık geçen. tüm kartları bitirip 'uno' deyince ben nasıl bir hırs yaptı bu, gözleri doldu. durur muyum hiç, anlık çektim fotoğrafını. her zaman kazanamazsın rakun, ayrıca kartları neden yedin ki *?
satranç oynayalım demiştik, turnuvayı gördük özendik, açarız botları yan tarafa, kendi tarzımızda oynarız dedik çat çat. sonra vazgeçtik, uno oynadık geçen. tüm kartları bitirip 'uno' deyince ben nasıl bir hırs yaptı bu, gözleri doldu. durur muyum hiç, anlık çektim fotoğrafını. her zaman kazanamazsın rakun, ayrıca kartları neden yedin ki *?
devamını gör...
aşırı öz güven sahibi birey iticiliği
özgüven sahibi olmak değildir itici olan, aşırı büyümüş bir ego, kendini beğenmişlik, ukala ve saygısız tavırlardır. yoksa özgüven faydalıdır, iyidir, severiz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kendilerine ait sözleri
“yüzünü aynalardan topluyorum,
aynaya bakacak yüzüm oluyor böylece”
aynaya bakacak yüzüm oluyor böylece”
devamını gör...
geceye bir söz bırak
hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte biz oyuz.
jose saramago
jose saramago
devamını gör...
sözlüğe girince hiç bildirim görmemek
hayata dair popo burkan acı bir detay. saatlerdir yokum, geliyorum, tek bir bildirim yok. yazıklar olsun. o kadar güldürdüm sizi; kah düşündürüp kah sinirlendirdim. hani lan ayleydik biz. üzdünüz beni, kırdınız, rencide oldum. daha da komikli başlık açmam.
devamını gör...
çaylakları yazar yapıyoruz kampanyası
ekşi sözlükte bana mesaj atan arkadaş mesajı yazdığı tarihte sözlüğe üyelik açarsam yazar olacağımı söylemişti. neyse açtım. burada yazar olduğumu sanıyordum. sonra çaylak olduğumu fark ettim. hafif bir dolandırılma hissi yaşamadım değil. sonra ekşi sözlükte reklam olayı abartılınca oradaki sıramı bırakıp buraya geldim. yani demem o ki destek lazım.
devamını gör...
eli kasığımda dans etmeme müsaade ediyorsa kocam değildir
kendi kasığın için karar verme yetin yok mu dediğim açıklama. illa kocanın müdahale etmesi mi gerekiyor? sen rahatsız oluyorsan oluyorsundur, olmuyorsan olmuyorsundur. "illa birileri beni kısıtlasın, yoksa ben akıl edemiyorum" tavrı kadının kendini aşağılamasıdır.
yanlışsa, yanlış yapmışlar de. nedir bu, illa başımda çoban olsun tavırları.
yanlışsa, yanlış yapmışlar de. nedir bu, illa başımda çoban olsun tavırları.
devamını gör...
sahip olmak istenen dertler
özel jet bulamadığım için bütün biletlerini satın aldığım uçakta seyahat etmek zorunda olmak
devamını gör...
31 temmuz 2021 erdoğan'ın suçu thk'ya atması
bilmem nerenin bilmem ne köyünün bilmem hangi yoluna otobüs durağı koyulsa "biz yaptık biiiiiz" diyecek adamın, infial uyandıran bir gelişme olunca hangi kurum sorumlu ise ordan kelle almasına güzel bir örnek olan suçlama. peki thk kayyum tarafından idare edilmiyor muydu?
6 ay sonra thk güzel bir gelişmeye imza atsa bu sefer tüm övgüyü kendisi sahiplenecek ve bunu kendisini tanıyan herkes de biliyor.
6 ay sonra thk güzel bir gelişmeye imza atsa bu sefer tüm övgüyü kendisi sahiplenecek ve bunu kendisini tanıyan herkes de biliyor.
devamını gör...
stanislaw jerzy lec
ülkemizde daha çok aforizmalar olarak çevrilmiş koleksiyonu ile bilinse de şiirlerinde dili çok keskin kullanabilen hiciv ustası polonyalı şair. bu kısa şiirlerden en etkileyici olanı şüphesiz kendi mezarını kazan mezarcı* hakkında olanıdır ki bu şiirin altında oldukça trajikomik bir hikaye ve garip bir dehşet yatar. aslen yahudi olan lec, 1941 yıllarında tarnopol'de nazi toplama kamplarından birine düşer fakat iki defa kaçma girişiminde bulunduktan sonra ölüm cezasına çarptırılır. kendi mezarını kazmaya başladığı sırada başına dikilmiş olan askeri elindeki kürek ile yaralayıp/öldürüp kendi için kazdığı mezara atar ve kaçmayı başarır. bu kısa şiir tamamen bu olaya bir atıftır. lec'in hayatı bu ve bunun gibi onlarca garip tesadüfler ile doludur esasında. ikinci dünya savaşı yıllarında yahudi olmanın dehşetini yaşaması bir kenara bu büyük hiciv ustasının ismi de oldukça ilginçtir. lec veya lecz ibranice'de 'jester' kelimesinin karşılığıdır. bir çok kaynakta 'clown' olarak geçmekte ama türkçe olarak bu ayrımı nasıl yapacağımdan emin değilim. soytarı ve palyaço olarak yapılabilir sanıyorum. büyük bir hiciv ustasının soy adının keskin bir mizah anlayışı ile bilinen jester'ı karşılaması hoş bir tesadüf. lec'in aslen ünvanından vazgeçmiş bir aristokrat olduğunu da eklemek gerek. lec'in babası benon de tusch-letz'in avusturya-macaristan'a büyük hizmetlerinden ötürü baron ünvanını almıştır fakat lec bu ünvandan kendi rızası ile vazgeçmiştir.
yaşamının erken dönemlerinde bir partiye bağlı görünmese bile komünizm'e yakın olan lec -ki hayatının bir döneminde sovyet işbirlikçisi olarak bile anılmıştır- savaş sonrası dönemde sovyetler ile büyük anlaşmazlıklara düştü denilebilir. 49'lu yıllarda viyana'da basın ataşesi olduğu dönemlerde uğradığı haksızlıklardan ötürü ailesi ile birlikte israil'e yerleşmiş fakat uzun yıllar sonunda polonya'ya geri dönmeyi seçmiştir fakat bulduğu ülke, bıraktığı ülke değildir. alenen dışlanır, eserleri sansürlenir ve yasaklanır. yaşamının son yıllarına yakın tekrardan eserleri özgürlüğünü kazansa bile lec çok göz önünde bulunmadan yazmaya devam eder. 1939 yıllarında pek çok şairin ve yazarın -aleksander wat, władysław broniewski vb.- hiçbir sebep yokken sınır dışı edildiği, ortadan aniden kaybolduğu veya tutuklandığı o kaotik dönemi birinci elden yaşamış olan lec'in hayatının son dönemlerinde ön planda olmamayı seçmesi de gayet anlaşılabilir bir durum. bu yoğun sansür döneminde kendisini brecht'in eserlerini çevirmeye adamıştır. alman dili geleneğine yakın olan lec karl kraus ile bariz benzerlikler gösteriyor denilebilir ki eserlerinde sıklıkla heinrich heine'a atıfta bulunur. nerede okuduğumu hatırlamamakla beraber lec için czeslaw milosz'nun nesli denir; değişen, istikrarsız ve belirsiz bir dünyada doğmak ve ölmek. bu sözlerin arkasında vahşet, soykırım ve terör gizlidir. lec'in dünyaya bıraktığı aforizmalardan -ki kendisi aforizma demekten hoşlanmazdı- birinde söylediği gibi: bizler yalnızca çatal bıçak kullanmayı öğrenmiş yamyamlarız, fazlası değil.
he who had dug his own grave
looks attentively
at the gravedigger's work,
but not pedantically:
for this one
digs a grave
not for himself.
yaşamının erken dönemlerinde bir partiye bağlı görünmese bile komünizm'e yakın olan lec -ki hayatının bir döneminde sovyet işbirlikçisi olarak bile anılmıştır- savaş sonrası dönemde sovyetler ile büyük anlaşmazlıklara düştü denilebilir. 49'lu yıllarda viyana'da basın ataşesi olduğu dönemlerde uğradığı haksızlıklardan ötürü ailesi ile birlikte israil'e yerleşmiş fakat uzun yıllar sonunda polonya'ya geri dönmeyi seçmiştir fakat bulduğu ülke, bıraktığı ülke değildir. alenen dışlanır, eserleri sansürlenir ve yasaklanır. yaşamının son yıllarına yakın tekrardan eserleri özgürlüğünü kazansa bile lec çok göz önünde bulunmadan yazmaya devam eder. 1939 yıllarında pek çok şairin ve yazarın -aleksander wat, władysław broniewski vb.- hiçbir sebep yokken sınır dışı edildiği, ortadan aniden kaybolduğu veya tutuklandığı o kaotik dönemi birinci elden yaşamış olan lec'in hayatının son dönemlerinde ön planda olmamayı seçmesi de gayet anlaşılabilir bir durum. bu yoğun sansür döneminde kendisini brecht'in eserlerini çevirmeye adamıştır. alman dili geleneğine yakın olan lec karl kraus ile bariz benzerlikler gösteriyor denilebilir ki eserlerinde sıklıkla heinrich heine'a atıfta bulunur. nerede okuduğumu hatırlamamakla beraber lec için czeslaw milosz'nun nesli denir; değişen, istikrarsız ve belirsiz bir dünyada doğmak ve ölmek. bu sözlerin arkasında vahşet, soykırım ve terör gizlidir. lec'in dünyaya bıraktığı aforizmalardan -ki kendisi aforizma demekten hoşlanmazdı- birinde söylediği gibi: bizler yalnızca çatal bıçak kullanmayı öğrenmiş yamyamlarız, fazlası değil.
he who had dug his own grave
looks attentively
at the gravedigger's work,
but not pedantically:
for this one
digs a grave
not for himself.
devamını gör...
normal sözlük erkeklerinin biraz şey olmaları
beyefendi.
devamını gör...
insan tanımak
zor zamanlar harici tanımanın pek inandırıcı gelmediği söylem. uygun koşullarda herkes insan çünkü.
devamını gör...
yalnız insanlar hasta olunca onlara kim bakıyor sorunsalı
yalnız insanlar hasta olunca kimse bakmıyor.
hasta değilken de kimse bakmıyor.
yalnızlık budur zaten.
kimse bakmaz, kimse bilmez.
yalnız başına ölür gider.
hayat böyledir işte.
işine gelmeyen bir daha gelmez.
hasta değilken de kimse bakmıyor.
yalnızlık budur zaten.
kimse bakmaz, kimse bilmez.
yalnız başına ölür gider.
hayat böyledir işte.
işine gelmeyen bir daha gelmez.
devamını gör...
muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak
bu konuda çok doluyum. küçüklüğümden beri mantığımın esiriyim ve ailemin görüşü bana aşırı mantıksız geldi hep. ben de camiye gittim, “kuran’ı söktüm” karşılığında bir lollypop verildi. çok sevinmiştim. hoca kendi çocuğuna afilli bir çikolata vermişti. ben göremem böyle şeyleri, arkadaşım göstermişti. bulutlara bakıp allah sanacak kadar küçüktüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
francisco de zurbarán, "agnus dei/ tanrının kuzusu ", 38cm × 62cm. tuval üzerine yağlıboya, (1635 - 1640). museo del prado.
devamını gör...
hayvanlarla cinsel ilişki
tarihin farklı dönemlerinde farklı müdahelelerle kontrol altına alınmaya çalışılmış bir güdü.
m.ö. 1000 dolaylarında mısır’da: arazilerde sınır ihlali yapan bir adam, karısı ve çocuklarına eşek tarafından tecavüz edilmesiyle cezalandırılırken, keçilerle cinsel ilişkiye girmek ilahi adanmışlığın bir biçimi olarak değerlendirilirmiş. herodot’a göre bu davranış, keçilerin doğurganlık tanrısı pan’ın bedenlenmiş hali olarak görülmesinden ileri gelirmiş. aynı zamanda kadınların tapınaklarda özel olarak eğitilmiş hayvanlarla çiftleşerek keçi tanrıya tapındığı çeşitli kaynaklarda yer almakta.
hititlerde inek, köpek ve koyunu kendi zevkine alet eden kişiler ölümle cezalandırılır ve hayatı sadece kral isterse bağışlanırmış. atlar ve katırlarla cinsel ilişkiye girilmesine tasvip edilmese de izin verilirmiş. bu hayvanlarla cinsel ilişkiye girenler din adamı olmaktan men edilirmiş. domuzlara ve öküzlere potansiyel seks avcıları gözüyle bakılır, cinsel uyarılmayla insanın üzerine atlayan bu hayvanlar öldürülürmüş.
(bkz: seks ve ceza)
m.ö. 1000 dolaylarında mısır’da: arazilerde sınır ihlali yapan bir adam, karısı ve çocuklarına eşek tarafından tecavüz edilmesiyle cezalandırılırken, keçilerle cinsel ilişkiye girmek ilahi adanmışlığın bir biçimi olarak değerlendirilirmiş. herodot’a göre bu davranış, keçilerin doğurganlık tanrısı pan’ın bedenlenmiş hali olarak görülmesinden ileri gelirmiş. aynı zamanda kadınların tapınaklarda özel olarak eğitilmiş hayvanlarla çiftleşerek keçi tanrıya tapındığı çeşitli kaynaklarda yer almakta.
hititlerde inek, köpek ve koyunu kendi zevkine alet eden kişiler ölümle cezalandırılır ve hayatı sadece kral isterse bağışlanırmış. atlar ve katırlarla cinsel ilişkiye girilmesine tasvip edilmese de izin verilirmiş. bu hayvanlarla cinsel ilişkiye girenler din adamı olmaktan men edilirmiş. domuzlara ve öküzlere potansiyel seks avcıları gözüyle bakılır, cinsel uyarılmayla insanın üzerine atlayan bu hayvanlar öldürülürmüş.
(bkz: seks ve ceza)
devamını gör...


