hayvanseverler niye sinekleri savunmuyor sorunsalı
seçici hayvansever olmadığım için bir ineğin de yaşam hakkını savunuyorum bir keçinin de. bir kedi için elimden geleni yaptığım kadar başka herhangi bir hayvan için de yaparım, yapıyorum. ancak zaten kontrolsüzce çoğalan ve tehdit oluşturan bu hayvanların yaşam hakkını nasıl savunabilirim? hayvanları seviyorum diye sinek kolumdan kan emerken duygusal anlar mı yaşayayım? hayır, onun daha emecek kanı, bulaştıraracak hastalıkları vardı diye ilaçlamaya mı engel olayım?
ayrıca o zehirlenen köpekler sivrisineklerin aksine durup dururken ortaya çıkmıyor. sivrisinekler de durup dururken ortaya çıkmıyor tabii ama bu başka bir tanımın konusu. o köpekleri insanlar evlerine alıyor, ilgilenip sevgi gösteriyorlar, acıktığında yiyecek veriyorlar. sonra sokağa bırakıyor, bazen sırf çocukları sıkıldığı için öylece kapı dışarı ediveriyorlar onları. bir oyuncakmış ve sanki sokak hakkında bir fikri varmış gibi. kısırlaştırılmayan köpekler de üreyerek iyiden iyiye çoğalıyor sokaklarda. doğada köpek diye bir hayvan ya da sokak köpeği diye bir tür var mı? tabii ki yok. köpekler insanlar tarafından evcilleştirilmiş ve sonrasında sokağa atıldıkları için orada yaşamaya mecbur kalan canlılar. tabii ki bir ayıbı temizler gibi katledilmiş köpekleri savunacak ve bu cani eylemlere karşı duracağım. bu bağlamda sinekler ve köpeklerin kıyaslanabilir olduğunu düşünmüyorum.
ayrıca o zehirlenen köpekler sivrisineklerin aksine durup dururken ortaya çıkmıyor. sivrisinekler de durup dururken ortaya çıkmıyor tabii ama bu başka bir tanımın konusu. o köpekleri insanlar evlerine alıyor, ilgilenip sevgi gösteriyorlar, acıktığında yiyecek veriyorlar. sonra sokağa bırakıyor, bazen sırf çocukları sıkıldığı için öylece kapı dışarı ediveriyorlar onları. bir oyuncakmış ve sanki sokak hakkında bir fikri varmış gibi. kısırlaştırılmayan köpekler de üreyerek iyiden iyiye çoğalıyor sokaklarda. doğada köpek diye bir hayvan ya da sokak köpeği diye bir tür var mı? tabii ki yok. köpekler insanlar tarafından evcilleştirilmiş ve sonrasında sokağa atıldıkları için orada yaşamaya mecbur kalan canlılar. tabii ki bir ayıbı temizler gibi katledilmiş köpekleri savunacak ve bu cani eylemlere karşı duracağım. bu bağlamda sinekler ve köpeklerin kıyaslanabilir olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
sigma (yazar)
(bkz: yoldaşı ona göster)
devamını gör...
anjiografi
arter ve ven içine kontrast madde verilerek vasküler yapıların değerlendirilmesidir.
özellikle kalp krizi olarak bilinen miyokart infarktüsü durumunda kullanılan yöntemdir.
kasık arteri olan a.femoralisten geçen kateterle kalbin koroner arterline ulaşıp tıkanıklığın,trombüsün nerede olduğunu ve bunu tedavisinde kullanılır.
vasküler darlıklar stent takılarak genellikle açılmaktadır.
femoral arter büyük bir arter olduğu için işlem sonrası hastanın kasığına kum torbası gibi ağır bir şey tutulur ki kanama dursun çünkü anormal kanayabilmektedir.
anjiyografi tabiki sadece kalp için değil damarsal olarak herhangi bir damara yapılabilir.
özellikle kalp krizi olarak bilinen miyokart infarktüsü durumunda kullanılan yöntemdir.
kasık arteri olan a.femoralisten geçen kateterle kalbin koroner arterline ulaşıp tıkanıklığın,trombüsün nerede olduğunu ve bunu tedavisinde kullanılır.
vasküler darlıklar stent takılarak genellikle açılmaktadır.
femoral arter büyük bir arter olduğu için işlem sonrası hastanın kasığına kum torbası gibi ağır bir şey tutulur ki kanama dursun çünkü anormal kanayabilmektedir.
anjiyografi tabiki sadece kalp için değil damarsal olarak herhangi bir damara yapılabilir.
devamını gör...
amerikan iç savaşı
asıl sebebi birliğe yeni katılacak eyaletlerde köleliğin yasaklanmasıdır. normalde iç savaşa kadar yeni eyaletler bir slave state bir de non-slave state olmak üzere çifter çifter birliğe kabul ediliyordu. e nolacak yasaklanınca derseniz, güney kuzeye karşı federal seviyede zayıflayacaktı. daha fazla eyalet = daha fazla milletvekili. bu güç paylaşımı meselesi, ahlaki bir konu olan köle karşıtlığıyla da birleşince güneyliler çareyi birlikten ayrılmakta buldu. o zamanlar abd'nin bugünkü ab gibi daha çok konfederal bir birlik olduğunu hatırlatalım.
sonuçları açısından pamuğun önemi büyüktür. güneyde ortaya çıkan king cotton politikası özetle "bakın beyler korkmamıza gerek yok, pamuğumuz var, ekonomik olarak kendi kendimize yeteriz" demekti. olası bir pamuk ambargosuyla hem kuzeydeki tekstil endüstrisini yok edebileceklerini hem de pamuk sattıkları britanya'nın da savaşta kendilerini destekleyeceğini hesapladılar. ama evdeki hesap çarşıya uymadı. britanya'nın hem bol bol pamuk stoğu vardı hem de liberal bir ülke olarak kölelik yanlısı bir hareketi destekleyemezdi. üstelik amerikan donanmasıyla da savaşa girmek zorunda kalacaklardı.
peki britanya ne yaptı? pamuk ekilebilecek başka yerler aramaya başladı. bunlardan biri de çukurova'ydı. fakat çukurova o dönem bataklıktı ve tarımda çalışabilecek nüfusu yoktu. ingilizler kredi işini halledip bataklığı kurutsa da işgücü problemini çözmek osmanlı'ya düşüyordu. bu çatışma dolu bir tarihin başlangıcı oldu zira toroslar'da yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan yörükler ovaya inip ırgat olmayı reddediyordu.
"ferman padişahınsa dağlar bizimdir" diyen dadaloğlu'nun ortaya çıkış hikayesi de aslen budur. nihayetinde uzun uğraşlar sonunda devlet yörüklere boyun eğdirdi ve onları sivrisineklerle dolu bir bataklıkta yaşamaya mahkum etti. yetmedi ve mısır'dan pamuk tarımını bilen çiftçiler getirildi. adana'da fellah olarak adlandırılan kişiler bu şekilde geldi. bunlar daha sonra yaşar kemal'in yazdığı ince memed'e de esin kaynağı olmuştur. amerika'da çıkan bir iç savaş bizi işte böylesine derinden etkilemiştir.
sonuçları açısından pamuğun önemi büyüktür. güneyde ortaya çıkan king cotton politikası özetle "bakın beyler korkmamıza gerek yok, pamuğumuz var, ekonomik olarak kendi kendimize yeteriz" demekti. olası bir pamuk ambargosuyla hem kuzeydeki tekstil endüstrisini yok edebileceklerini hem de pamuk sattıkları britanya'nın da savaşta kendilerini destekleyeceğini hesapladılar. ama evdeki hesap çarşıya uymadı. britanya'nın hem bol bol pamuk stoğu vardı hem de liberal bir ülke olarak kölelik yanlısı bir hareketi destekleyemezdi. üstelik amerikan donanmasıyla da savaşa girmek zorunda kalacaklardı.
peki britanya ne yaptı? pamuk ekilebilecek başka yerler aramaya başladı. bunlardan biri de çukurova'ydı. fakat çukurova o dönem bataklıktı ve tarımda çalışabilecek nüfusu yoktu. ingilizler kredi işini halledip bataklığı kurutsa da işgücü problemini çözmek osmanlı'ya düşüyordu. bu çatışma dolu bir tarihin başlangıcı oldu zira toroslar'da yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan yörükler ovaya inip ırgat olmayı reddediyordu.
"ferman padişahınsa dağlar bizimdir" diyen dadaloğlu'nun ortaya çıkış hikayesi de aslen budur. nihayetinde uzun uğraşlar sonunda devlet yörüklere boyun eğdirdi ve onları sivrisineklerle dolu bir bataklıkta yaşamaya mahkum etti. yetmedi ve mısır'dan pamuk tarımını bilen çiftçiler getirildi. adana'da fellah olarak adlandırılan kişiler bu şekilde geldi. bunlar daha sonra yaşar kemal'in yazdığı ince memed'e de esin kaynağı olmuştur. amerika'da çıkan bir iç savaş bizi işte böylesine derinden etkilemiştir.
devamını gör...
friedrich wöhler
alman kimyager. laboratuvar ortamında amonyum siyanattan üreyi oluşturmayı başarmıştır. daha önce organik maddelerin yapay bir ortamda olusturulamayacağı düşüncesi bilim dünyasında hakim iken o bu deneyiyle bu düşünceyi çürüttü.
devamını gör...
sözlükçülerin evi olunca yapacakları şeyler
yıllardır yaptığım, ev işi.
ev demek iş demek çünkü.
ev demek iş demek çünkü.
devamını gör...
masör006
ankara kızılaydaki kartvizitleri hatırlatan yazar.
devamını gör...
ben bunu daha önce nasıl yemedim denilen şey
bimde kadife tatlısı adı ile 3.95 gibi bir fiyata satılan red velvet cake'tir.
uzun yıllardır bim'e gider gelirim.bulunduğu reyondan çok şeyler aldım.5+ yıldır gittiğim markette,bu tatlıyı üç ay kadar önce keşfettim.kendime lanetler ediyorum,hem geç keşfettiğim için hemide bimden tatlı alıp yediğim için.
ama in the god damn town da bu tatlıyı yapan yer yok ve de mascarpone peyniri alınacak bir yer yok.
(bkz: kelimelerin arasına ingilizce sıkıştıran lanet olasıca tikiler)
uzun yıllardır bim'e gider gelirim.bulunduğu reyondan çok şeyler aldım.5+ yıldır gittiğim markette,bu tatlıyı üç ay kadar önce keşfettim.kendime lanetler ediyorum,hem geç keşfettiğim için hemide bimden tatlı alıp yediğim için.
ama in the god damn town da bu tatlıyı yapan yer yok ve de mascarpone peyniri alınacak bir yer yok.
(bkz: kelimelerin arasına ingilizce sıkıştıran lanet olasıca tikiler)
devamını gör...
yüz güzelliği ile karakteri farklı olan insan
vardır elbet. ama ben insanın karakterinin yüzüne, gözlerine, sesine, ufacık mimiğine yansıdığını düşünenlerdenim.
gözler kalbin aynasıdır der susarım
gözler kalbin aynasıdır der susarım
devamını gör...
dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
"yok yaa ne alakası var, sana öyle gelmiştir"
sana neyle gelmişse öyle olmuştur hep...
sana neyle gelmişse öyle olmuştur hep...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
saçlarımdan tuttun, çamurumdan çıkardın, nefes alıyorum şimdi biraz.
bu çamur ikimize aitti di mi?
bıraktım seni di mi?
ama ben dedim sana "ya makaraya alırım ya da saldırır kaçarım" diye?
ve seni bir an bile makaraya almadım, alamazdım, kocaman yalanlar dolu bir hayatı önüne attım, bak dedim, "bunlar yok" artık.
anlamadım seni, anlayamadım ve korktum, zaten başın yeteri kadar balonlarla dolu iken seni de bulaştırmak istemedim kendimle.
kaçtım.
bilmiyorum be kadın, konuşuruz bunları, boyoz yumurta ve su bardağında çay * benden, mekan pasaport, zaman sabah.
sonra da elinden kahve içelim, olur mu?*
şunu da ortaya bırakayım, hangimiz yerinden bir milim kıpırdarsa öbürü üstüne atsın, aklı başına gelsin, bir daha olmasın, burnun çok güzel, ben salağım, teşekkür ederim......
aha da şuraya bıraktım.
bu çamur ikimize aitti di mi?
bıraktım seni di mi?
ama ben dedim sana "ya makaraya alırım ya da saldırır kaçarım" diye?
ve seni bir an bile makaraya almadım, alamazdım, kocaman yalanlar dolu bir hayatı önüne attım, bak dedim, "bunlar yok" artık.
anlamadım seni, anlayamadım ve korktum, zaten başın yeteri kadar balonlarla dolu iken seni de bulaştırmak istemedim kendimle.
kaçtım.
bilmiyorum be kadın, konuşuruz bunları, boyoz yumurta ve su bardağında çay * benden, mekan pasaport, zaman sabah.
sonra da elinden kahve içelim, olur mu?*
şunu da ortaya bırakayım, hangimiz yerinden bir milim kıpırdarsa öbürü üstüne atsın, aklı başına gelsin, bir daha olmasın, burnun çok güzel, ben salağım, teşekkür ederim......
aha da şuraya bıraktım.
devamını gör...
istiklal marşını ezbere bilen ateist kemalist laik tip
allah allah bak sen?
(bkz: içi boş başlıklarda bugün).
(bkz: içi boş başlıklarda bugün).
devamını gör...
4 aşamalı yeniden kuruluş anayasası
hiçbir şekilde iyi niyet içermeyen bir anayasa ismidir. anayasanın adı ne? yeniden kuruluş. yeniden kurulan ne peki? devlet. peki yeniden kurulan bu devletin kurucusu kim?
hadi oradan, bu ülkenin kurucusu gazi mustafa kemal atatürk'tür.
hadi oradan, bu ülkenin kurucusu gazi mustafa kemal atatürk'tür.
devamını gör...
amok koşucusu
bir stefan zweig novellası. amok’u öyle bir işler ki öyküde o cinnet halini kendinden geçmeyi hissedersiniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yara..
yaralı şeyler bana nedense daha masum geliyor. yaralı bir kuş mesela, kanatlarındaki özgürlüğü küçük bir yaraya kaptırmış bir kuş.. yarası olan her şeye ve herkese dokunmak istiyorum. iyileştirmeye gücüm yetecekmiş gibi..
yara, iz, hatıra. yakın kelimeler.
sol elimin baş parmağında bir kesik izi var, kuzenimle otururken akıl almaz bir sakarlıkla elimi kesmiştim.* bu izi her gördüğümde o günü hatırlıyorum.
yaş 7, bir yaz gecesi abimle parkta oynuyoruz. abim kafamı kırıyor*, hastaneye gidiyoruz ve alnımda kalıcı bir dikiş izi kalıyor. aynaya baktığımda o günü anımsayıp gülümserim hâlâ.
-zümrüt bi sabit dur be kızım, doktor düzgün dikiş atamıyor senin yüzünden.
+acımıyor diyorum acımıyor! niye anlamıyorsunuz?! bırakın eve gideceğim ben.
yaş 9, annemler beni kuzenime emanet etmiş ve şuan hatırlamadığım bir yere gitmişler. kuzenim yanlışlıkla plastik bir kovayı kafama vuruyor, kaşım yarılıyor, bildiğimiz jilet vurmuşum gibi ikiye ayrılıyor. tahmin edeceğin üzere bu da kalıcı olarak kalıyor. kaşımdaki bu iz o günü hiç unutmama yardımcı oluyor.
+n'oldu kafama? şu gözümün önünde akan şey ne? kan değil, değil mi?
-yok la abartma ne kanı! hafif kızarmış sadece..
bazı günleri unutmamamız için vücudumuzda bize o günü hatırlatan izler kalıyormuş gibi. o günden bir iz, bir yarayla mümkün oluyor.
yaralarımız bize unutmamamız gereken şeyleri hatırlatıyor. bu yüzden vücudundaki veya ruhundaki yaralarını sev olur mu? onların sana hatırlatmaları gereken anılar var.
yaralı şeyler bana nedense daha masum geliyor. yaralı bir kuş mesela, kanatlarındaki özgürlüğü küçük bir yaraya kaptırmış bir kuş.. yarası olan her şeye ve herkese dokunmak istiyorum. iyileştirmeye gücüm yetecekmiş gibi..
yara, iz, hatıra. yakın kelimeler.
sol elimin baş parmağında bir kesik izi var, kuzenimle otururken akıl almaz bir sakarlıkla elimi kesmiştim.* bu izi her gördüğümde o günü hatırlıyorum.
yaş 7, bir yaz gecesi abimle parkta oynuyoruz. abim kafamı kırıyor*, hastaneye gidiyoruz ve alnımda kalıcı bir dikiş izi kalıyor. aynaya baktığımda o günü anımsayıp gülümserim hâlâ.
-zümrüt bi sabit dur be kızım, doktor düzgün dikiş atamıyor senin yüzünden.
+acımıyor diyorum acımıyor! niye anlamıyorsunuz?! bırakın eve gideceğim ben.
yaş 9, annemler beni kuzenime emanet etmiş ve şuan hatırlamadığım bir yere gitmişler. kuzenim yanlışlıkla plastik bir kovayı kafama vuruyor, kaşım yarılıyor, bildiğimiz jilet vurmuşum gibi ikiye ayrılıyor. tahmin edeceğin üzere bu da kalıcı olarak kalıyor. kaşımdaki bu iz o günü hiç unutmama yardımcı oluyor.
+n'oldu kafama? şu gözümün önünde akan şey ne? kan değil, değil mi?
-yok la abartma ne kanı! hafif kızarmış sadece..
bazı günleri unutmamamız için vücudumuzda bize o günü hatırlatan izler kalıyormuş gibi. o günden bir iz, bir yarayla mümkün oluyor.
yaralarımız bize unutmamamız gereken şeyleri hatırlatıyor. bu yüzden vücudundaki veya ruhundaki yaralarını sev olur mu? onların sana hatırlatmaları gereken anılar var.
devamını gör...
israil'in 3000 yıldır buradayız tweeti
hem insanların topraklarını işgal edip hem de "saldırı altındayız." diye mağdur edebiyatı yapan, çocuk katili terör devletinin attığı tweet.
devamını gör...



