bir çeşit sebze köftesi.
nohuttan lezzetsiz bir şey çıkmaz arkadaşlar.
falafel, humus, cips... sayısız şey yapabilirsiniz nohutla. ızgara yağlı bir balığın yatağı olarak kullandınız mı hiç mesela? kullanın. salatada? peki pancarla ne kadar yakıştığının farkında mısınız, mor bir humus almak istemez miydiniz efendim?

yalnız nohutun en güzel hali için bakınız topik.
kurşun atmam ama yerim. çok net!

neyse tarif vereyim. zaten çok basit bir yemek.

1 su bardağı nohut (haşlanmış ya da konserve nohut kullanmayın, kolay olsun diye humusta falan da konserve kullanıyorsunuz, kullanmayın abi, deli misiniz acaba? bu tarifte zaten dokulu bir kıvam arıyoruz, dolayısıyla bir gece önceden ıslatmak kafi, haşlanırsa püre gibi oluyor, un basmak zorunda kalıyorsunuz, tadı bozuluyor)
soğan
sarımsak
kişniş - maydanoz
tuz - karabiber - pulbiber
un
karbonat ya da kabartma tozu (ben limonlu karbonat kullanıyorum, fark yarattığını düşünüyorum açıkçası)

yani şimdi klasik tariflerde her şeyi rondodan geçir en son un ile şekillendir falan derler inanmayan açıp baksın da, ben bir ateşe tapar olarak, soğan sarımsağı önden bi’ kavuruyorum valla allah affetsin. çok az yağda ve yüksek ısıda soğan ve sarımsağı bir harladıktan sonra nohutu yeşilliklerle çekip soğan sarımsağı ekliyorum rondoya. en son da işte baharatlar ve karbonat 1 tatlı kaşığı kadar, un ile şekillendirip derin yağda kızartmaca. gibi gibi şeyler... çok basit ve lezzetli bir şey falafel. sosu da tahin, yoğurt, limon. yani*
devamını gör...

genel olarak kibirli, kendini beğenen burç olarak bilinir ama ne yapsın? allah vermiş tüm her şeyi en gani halinden, inkar edip yoldan mı çıksın?
çok mütevazı ve yardımsever bir burçtur ki biri çıkıp şunun damarına basayım dediğinde süperman'in kıyafetlerini çıkarması gibi anında süper haline geçer ve allah ne verdiyse elinden gelenin fazlasını yapar.
devamını gör...

(bkz: kudurmuş yazar)
aslında uzunca bir yazıyla başlığı açan yazarın bilmeden kendi kutsallarına zarar verdiğini falan yazardım ama gecenin 1.30’unda içimden sadece kudur baby demek geliyor.

not: ayrıca hdp neden chp’den daha fazla para alıyor deniliyor başlık altından anlamadım. haberde chp’nin 150 milyon hdp’nin ise 77 milyon aldığı yazıyor. hdp’nin iyi parti ve mhp’ye göre fazla para alması ise oy oranlarına göre normal. evet hdp hala türkiye’nin 3. büyük partisi.

edit2: başlık “pkk’ya 77 milyon tl yardım yapılması” şeklinde açılmıştı. yukarıdaki tepkim başlığın pkk şeklinde açılmasınaydı.
devamını gör...

her ilişkinin bir veda zamanı var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın kendine hayran olması kendine değer vermesi sonuca ulaşılan durumdur. bir insanın hayattan zevk alması için kendini sevmesi çok önemlidir. başkalarına ihtiyacınızın olmadığını bilmek size kendinizin yeteceğini bilmek sizi mutluluğa ulaştırır.
devamını gör...

çok doğru. bana yazmayın kocam kızıyo.
devamını gör...

yürüyüş bozukluğu, idrar kontinansı ve demansla karakterize hastalıktır.
tanı için minimental test yapılır. test sonuçları normal basınçlı hidrosefali hastalığına ait bir bellek bozukluğu gösteriyorsa hastadan beyin omurilik sıvısı alınır. bu amaçla lomber ponksiyon adı verilen işlem uygulanır.

sıvının alınmasını izleyerek saatler içinde hastanın durumu düzelme göstermesi(özellikle yürütmesinin düzelmesi) tanıda yardımcıdır.

demans bu hastalıkta tedavi edilebilir.
devamını gör...

yasam koçları olabilir...
devamını gör...

şaşırmadığım olaydır. bu abi kim tanımıyorum alakam yok. ama bir sürü ceza almayı hak eden insanlar varken böyle saçma şeylere takılmaları gerçekten çok komik geliyor artık.
düşünsenize parodi iş yapıyorsunuz ve ceza alıyorsunuz.
devamını gör...

pazar sabahının köründe, karga bokunu yemeden "kalk çalış" diye uyandırmak yerine saçma sapan bir mevzu ile uyandırmak zorunda kaldığım arkadaşım.*

adeta şu etkisinde:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ama ben güzel yazılar yazıyorum diye takipçim çok sanıyordum . umarim ben haklıyımdır *
devamını gör...

pek sevdiğim, en sevdiğim, çok sevdiğim, yerlere göklere sığdıramadığım metal grubu.
grup basçısı steve harris* tarafından 1975'de londra'da kuruldu.
öncelikle çoğu metal grubunda olduğu gibi iron maiden'da da kadro değişiklikleri oldu. paul di'anno'nun gruptan ayrılmasıyla bruce dickinson* tam 6 ay sonra gruba dahil oldu. bruce dickinson'da evrenden mezaş alan insanlardan olduğu için taa 1980'de samson'ın vokaliyken iron maiden'ı canlı izlemesiyle bir gün bu güzide gruba ses olacağını biliyordu. grubun o an deep purple'a benzediğini düşünmüştü. tabii bruce'un gruba girmesinde clive burr'le olan ahbaplığının da rolü vardı. öte yandan steve harris' te az antenli değildi hani. paul'un günün birinde grubu yarı yolda bırakacağını hissettiğinden bir gözü hep diğer vokallerdeydi.
neyse efenim, sözün özü kader ağlarını ördü ve bruce dickinson ait olduğu yere geldi.
brucecuğumuz ilk konserinde yepyeni şarkılarla hölölölö yapanları susturduysa da dianno şarkılarını söylerken seyirciyi tamamen kazanmayı başaramamıştı.
iron maiden ilk defa albüm kaydı için şarkı yazacak olduğunda bruce samson ile yaptığı anlaşmadan dolayı albüme şarkı yazamıyordu. ilk iki albüm - iron maiden ve the number of the beast - yıllar önce yazılmış şarkıları kapsıyordu. hızlıca şarkı yazması gereken gruba bruce'un altında imzası bulunmasa bile gerek söz gerek müzik konusunda ciddi katkıları oldu. buna bir örnek prisoner olabilir. adrian smitth bu albümde farkını ortaya koysa da kulaklarımıza tatlı tatlı bağıran parçalar steve'in kaleminden çıkanlar oldu ve klasikler arasındaki yerlerini aldılar. bu klasiklerden biri de grubun en sevdiğim parçası run to the hills elbette.
grup ilerleyen zamanlarda da edebiyat, sinema ve tarihten etkilenerek söz yazmaya devam etti.
the number of the beast her ne kadar sevildiyse bir o kadar muhafazakar kesim tarafından topa tutulduğu da oldu. şeytanın sayısını barındırdığı için muhafazakarlar tepkiliydi. steve bu tepkinin onların lehine grup için bedavadan pr olduğunu düşünüyordu.
hikayeleri kaba taslak bu şekilde. tabii ben sevdiğim kısımları ekledim. dileyenlere tamamını google amca anlatır.
bu beylerin kendilerine her anlamda çok iyi baktığını ve oldukça donanımlı olduklarını da söylemeden geçmeyeyim. sağlıklarına dikkat ediyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar. özellikle dickinson'un on parmağında on marifet var.
yeni keşfettiyseniz dinleyecek bir dünya parçaları var. hatta bir tanesini buraya bırakıp kaçayım ben*.
devamını gör...

gömülmemeyi.
devamını gör...

hz. muhammed'in babası. hz. muhammed 7 aylıkken bilinmeyen bir hastalıktan dolayı 25 yaşındayken vefat etmiştir. abdullah çok güzel birisiydi, hatta kureyşlilerden yaşlı olanlar bile daha önce böyle güzellikte birini görmediklerini söylerlerdi.

abdülmutallib (abdullah'ın babası) zengin bir adamdı. tıpkı oğlu abdullah gibi çok güzel, yakışıklıydı. zemzem'i de uzun zaman sonra o ortaya çıkarmıştı. üstelik arabistan'ın en şerefli ve en güçlü kabilelerinden olan kureyş kabilesinin liderliğini yapıyordu ve şerefli bir soyu vardı. tüm bunlar abdülmutallib'in çok şanslı bir adam olduğunu gösteriyordu. abdülmutallib, cömertti, zekiydi, akıllıydı ve tüm bunlar onu saygın bir adam yapıyordu. fakat bu kadar çok şeye sahip olmasına rağmen, çok şükretmesine rağmen yine de üzgündü. çünkü birden çok hanımı olmasına rağmen sadece bir tane erkek çocuğu vardı. ama arabistan'da babaları destekleyenler oğullardı! kendisiyse sadece bir tek erkek çocuğa sahip olmanın üzüntüsünü, eksikliğini yaşıyordu. ve abdülmutallib dua etti, eğer allah 10 erkek çocuğu verirse ve hepsi büyür de büluğ çağına gelirse, abdülmutallib onlardan birini kabe'de kurban edecekti.

yıllar yıllar geçti. abdülmutallib'in 9 oğlu daha olmuştu ve böylelikle ilk oğluyla birlikte toplam 10 erkek çocuğu vardı. şimdi birisini kurban etmeliydi. ama abdülmutallib o yemini ettiği zaman, 10 erkek çocuğunun olmasını yüzde birlik ihtimal olarak görüyordu. tüm oğulları büyüdü, ama abdullah hariç. artık abdülmutallib sık-sık ettiği yemini düşünüyordu. bütün oğulları onun için gurur kaynağıydı ve en çok abdullah'ı seviyordu. abdullah, çok iyi bir çocuktu. abdullah da büyümüştü artık. abdülmutallib tüm oğullarını çevresinde topladı ve yemininden bahsetti, abdülmutallib onların babasıydı, ne olursa olsun ona uymaları gerekiyordu. abdülmutallib onlardan her birinin bir ok üzerine işaretlerini koymasını istedi. ve kureyş ok falcısına kabe'ye gelmesi için haber gönderdi. oğullarını kabe'ye soktu ve gelen falcıya yemininden bahsetti. oğullar kendi oklarını hazırladı. abdülmutallib, hubel'in yanında durdu. ve allah'a dua etti. okları çektiler, abdullah'ın oku çıkmıştı.

abdülmutallib bir eliyle abdullah'ı diğer eliyle de bıçağı tuttu ve oğlunu kapıya doğru sürükledi, hiçbir şey düşünmek istemiyordu, hiçbir şey. oğlunu kurban etmek için yer arıyordu. fakat abdullah'ın annesi..fâtıma! fatıma, en güçlü kabilelerden olan mahzum kabilesindendi, kureyştendi, şerefli bir soya sahipti. çevreyi büyük bir topluluk sarmıştı. hem abdülmutallib, hem de abdullah kabe'nin kapısında durmuşlardı ve ikisi de bembeyaz, ölü gibi bir haldeydiler. mahzumlular kendilerinden olan birinin oğlunun kurban edileceğini anladılar ve abdülmutallib'e bıçakla nereye gittiğini soruyordular, aslında sorunun cevabını gayet iyi biliyorlardı. abdülmutallib yemininden bahsedince, mahzum'un şefi şöyle dedi:

hayır, onu kurban etmeyeceksin. onu kurban etme, başka bir şeyi feda et. onun bedeli ne kadar olursa olsun, tüm mahzumoğulları mallarını feda etmeye hazırdır.

abdullah'ın diğer kardeşleri kabe'nin içerisinden çıkmamışlardı, hiçbirisi tek kelime etmemişti. fakat dayanamadılar ve abdülmutallib'e kardeşleri abdullah'ı kefaret karşılığında kurtarması için yalvardılar. fakat abdülmutallib hiç oğlunu kurban etmek ister miydi? deniyordu, herkesin yalvarışlarını duymak, tüm topluluğun "yapma!" nidalarını duymak istiyordu. ama bir yandan da korkuyor, düşünüyordu. en sonunda bu durum için herhangi bir kefaretin olup olmadığını öğrenmek ve eğer kefaret geçerliyse nasıl olacağını öğrenmek için medine'de yaşayan akıllı bir kadının yanına gitmeye karar verdi. abdullah ve bir veya birkaç oğlunu yanına alarak medine'ye gitti. orda da kadının başka bir yere yerleştiğini öğrenince oraya gitti. ve kadını buldu. kadına olayı anlattılar ve kadın da ruhla konuşacağım yarın gelin dedi. abdülmutallib dua etti. diğer gün geldiler ve kadın şöyle dedi, bana ilham geldi, söyleyin, sizde kan bedeli ne. dediler ki, 10 devedir. kadın dedi ki: geri dönün, ve kurban etmek istediğiniz adamı bir tarafa, 10 deveyi de diğer tarafa koyun ve aralarında kura çekin. eğer ok adamın aleyhine çıkarsa, 10 deve daha ekleyin ve yine kura çekin. fal develere çıkıncaya kadar buna devam edin, develeri arttırın. sonra da develeri kurban edip adamı salıverin.

mekke'ye geri döndüler ve abdullah ile 10 deveyi kabe'nin avlusuna koydular. abdülmutallib, kabe'nin içine girdi, hubel'in yanında durdu, yaptıklarının kabulü için allah'a yalvardı. oklar çekildi ve ok abdullah aleyhinde çıktı. 10 deve daha eklediler fakat sonuç aynıydı, develer yaşamalı ve abdullah kurban edilmeliydi. her seferinde 10 deve eklediler. en sonunda develerin sayısı 100 olmuştu. fal, develerin aleyhindeydi artık. ama abdülmutallib emin olamıyordu, 3 kez fal oku çekilmesini istiyordu ve 2 kez daha çektiler. fal her seferinde develerin aleyhine çıktı. ve develer kurban edildi.

abdullah 20'li yaşlarına geldiğinde âmine ile evlendi. ve hz. muhammed 7 aylıkken, kendisi 25 yaşında bilinmeyen bir hastalık sebebiyle vefat etti.

amine, bu haberi öğrenince gözyaşları içerisinde şu şiiri okumuştur;

artık mekke'nin bethâ kolu, haşimoğullarından boş kaldı! mekke, haşimoğullarının şanından mahrumdur artık! ölümün davetine uyarak, evinden örtüler ve kefenler içinde çıktı, kabre gitti! ölümün (eğer yeryüzünde yıllarca dolaşıp dursa) insanlar arasında, haşimoğlu gibi bir yiğit bulup da boşluğunu dolduramaz. dostları onun tabutunu taşımak için koşuştu, onu elden ele aldılar götürdüler. ne yazık, ne yazık ki ecel hiç beklenmedik bir zamanda onu çekip kendine aldı. halbuki o, ne kadar güzel, ne kadar cömert ve ne kadar merhametli biriydi!

abdullah'ın bıraktığı miraslar arasında, oğlu hz. muhammed'e bakması için habeşli bir cariye de vardı. sanki abdullah, hz. muhammed'in annesi âmine'nin de, hz. muhammed daha çok küçükken vefat edeceğini biliyordu..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutsuz olmalarından başka sanırım bir de halsizlik. hayatı iplememenin getirdiği rehavette olabilir bu halsizlik.
devamını gör...

nesimi çimen eseri.

edit: ayrıca bu eserin psikolojik şiddet ve travma sonrası stres bozukluğuyla çok büyük bir bağlantısı vardır. "görünmez göz ile, hiçbir izi yok."


bu nasıl bir derttir dermanı yoktur
bedenimde değil ruhumda sızı
görünmez bir yara acısı çoktur
bedenimde değil ruhumda sızı

kurşunsuz hançersiz kansız bir yara
hiçbir tabip buna bulamaz çara
keşke mansur gibi çekseler dara
bedenimde değil ruhumda sızı

doktoru lokmanı yok ilacı yok
görünmez göz ile hiçbir izi yok
saplandı sineme görünmez bir ok
bedenimde değil ruhumda sızı

didelerim nemli kan ağlar gözüm
ruhum yara aldı sızlıyor özüm
bu halimdem vakıf tek cura sazım
bedenimde değil ruhumda sızı

yeter nesimi bu feryadı yeter
biliyom yanıyon kerem'den beter
her ah eyledikçe dumanın tüter
bedenimde değil ruhumda sızı.

devamını gör...

filmde sembolizme birçok kez başvurulmuş, ama en çok dikkatimi çeken evlerin duvarındaki genelde anadolu'da görmeye alışkın olduğumuz camii ve hayvan tandanslı halılar olmuştur. buradan buradan bunun yanı sıra acı sarhoşluğunu, dibe vurmayı muazzam bir sahne ile betimlemiştir bu film tık. filmde "perhan" karakterini canlandıran davor dujmović filmin yayınlanmasından 11 sene sonra depresyondan dolayı intihar etmiştir.
devamını gör...

(bkz: kafa sözlük karma pump grubu)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim