mutlu eden basit şeyler
bol soslu makarna yapılmasıdır. *
makarna benim için bambaşka bir yerde. eğer gönlümü fethetmek isteyen varsa oradan buraya makarna yollayabilir. *
makarna benim için bambaşka bir yerde. eğer gönlümü fethetmek isteyen varsa oradan buraya makarna yollayabilir. *
devamını gör...
(tematik)
bangui
afrika'nın ortasında bulunan orta afrika cumhuriyeti'nin başkentidir.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
pandemi olmasa "buluşma isteriz yoldaş" diyeceğim listedir.(#ilk100)
devamını gör...
maaday kara destanı
emine gürsoy naskali’nin çevirisiyle türkçeye kazandırılan altay türkleri destanıdır. söyleyişindeki kuvveti bakımından dikkat çekici tasvirleri bulunuyor. kendi anlatımım yeterli olmayacağından yapı kredi yayınlarının kitap hakkındaki bilgisini aşağıya alıntılıyorum.
maaday-kara, güney sibirya’da yaşayan altay türklerinin destanıdır. binlerce yıllık yaşam mücadelesinin iki nesli temsil eden yaşlı baba maaday kara ve yaşamı sürdürecek olan oğlu kögüdey mergen’in yaşamına sığdırılarak anlatıldığı destanda odak noktası, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışıdır: destanın kahramanı -aynı zamanda bir “şaman” prototipi olan- kögüdey mergen, hayatın sırrını çözmek, annesiyle babasını ölüler diyarından yeryüzüne geri getirmek, sürülerini ve halkını ölümün pençesinden kurtarmak için yeraltı dünyasına iner. şamanist bir toplumun ürünü olan (ancak yer yer budizm ve lamaizm etkisi de görülen) destanda, bu dünyayı ve öbür dünyayı algılayış biçimi şamanist düşünce doğrultusundadır. olaylar üç farklı boyuta uzanır: yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü. yeryüzü canlıların mekânıdır; yeraltı ruhların yani ölülerin âlemidir, bu âleme karanlık güçler hâkimdir; gökyüzü de yine insan ötesi bir boyuttur. ancak, bu üç boyutun kapıları birbirine kapalı değildir; birinden diğerine gitmek ve geri dönmek mümkündür. maaday-kara’nın -nerdeyse bütün destanlarda olduğu gibi-kozmogonik yönleri de vardır: destan, büyükayı ve orion takımyıldızları ile kutupyıldızı’nın nasıl ve niçin meydana geldiğini de anlatır. kitapta, maaday-kara destanının sazon saymoviç surazakov’un 1964’te aleksey grigoreviç kalkin’in anlatımından derlediği altay türkçesi metninin çevrimyazısı ile türkiye türkçesine çevirisi yanında, destanı çeviren prof. dr. emine gürsoy-naskali’nin aykıntılı “giriş” yazısı, metinde geçen altayca kelimeler ve özel isimler için birer dizin ve geniş bir bibliyografya yer alıyor.
maaday-kara, güney sibirya’da yaşayan altay türklerinin destanıdır. binlerce yıllık yaşam mücadelesinin iki nesli temsil eden yaşlı baba maaday kara ve yaşamı sürdürecek olan oğlu kögüdey mergen’in yaşamına sığdırılarak anlatıldığı destanda odak noktası, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışıdır: destanın kahramanı -aynı zamanda bir “şaman” prototipi olan- kögüdey mergen, hayatın sırrını çözmek, annesiyle babasını ölüler diyarından yeryüzüne geri getirmek, sürülerini ve halkını ölümün pençesinden kurtarmak için yeraltı dünyasına iner. şamanist bir toplumun ürünü olan (ancak yer yer budizm ve lamaizm etkisi de görülen) destanda, bu dünyayı ve öbür dünyayı algılayış biçimi şamanist düşünce doğrultusundadır. olaylar üç farklı boyuta uzanır: yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü. yeryüzü canlıların mekânıdır; yeraltı ruhların yani ölülerin âlemidir, bu âleme karanlık güçler hâkimdir; gökyüzü de yine insan ötesi bir boyuttur. ancak, bu üç boyutun kapıları birbirine kapalı değildir; birinden diğerine gitmek ve geri dönmek mümkündür. maaday-kara’nın -nerdeyse bütün destanlarda olduğu gibi-kozmogonik yönleri de vardır: destan, büyükayı ve orion takımyıldızları ile kutupyıldızı’nın nasıl ve niçin meydana geldiğini de anlatır. kitapta, maaday-kara destanının sazon saymoviç surazakov’un 1964’te aleksey grigoreviç kalkin’in anlatımından derlediği altay türkçesi metninin çevrimyazısı ile türkiye türkçesine çevirisi yanında, destanı çeviren prof. dr. emine gürsoy-naskali’nin aykıntılı “giriş” yazısı, metinde geçen altayca kelimeler ve özel isimler için birer dizin ve geniş bir bibliyografya yer alıyor.
devamını gör...
ömür törpüsü insanlar
sürekli negatif olan insanlar.sanki tek sen sıkıntı çektin,dünya başına yıkıldı. ses tonu bile sizi hayattan bezdirmeye yeter de artar.
devamını gör...
sürekli kendisini öven insan
bırak seni ben öveyim, sen övünce anlamı yok demek istediğim insandır.
devamını gör...
herkesin 250 gr peşinde koşması
1 gr. altın = 436 tl x 250 gr. = 109.000 tl yapıyor günümüzdeki kur ile. bir kısmının hayali bir kısmının yolu bir kısmının vardığı bi kısmının da sahibi olduğu.
kimler peşindeyse yada kimlerdeyse alsın başına çalsın o 250 tane gramını. herkesi maddi sınıflandırmalarınızdan yaptığınız hapislere atıyorsunuz. kral benim aha bu da buyruğum ile olmuyor. bir gün al aşağı olunca, terazinin dengesi değişince dünyanın aslında bildiğinizi sandığınızı sandığınız yer olmadığını görürsünüz. o anki aydınlanmanız aslında karanlığa attığınız adımı farkettiğiniz andır.
çok geç olmadan silkelenin. herkez o paranın peşinde koşmuyor. koşanda bilinci ile koşmuyor. içgüdüsel bir koşu onunki zaten.
ayrıca (bkz: ben ne dedim yine)
(bkz: altının bugün %3.39 birim düşmesi)
*
edit: (bkz: ironiden anlamayan nesile aşina değilim)
kimler peşindeyse yada kimlerdeyse alsın başına çalsın o 250 tane gramını. herkesi maddi sınıflandırmalarınızdan yaptığınız hapislere atıyorsunuz. kral benim aha bu da buyruğum ile olmuyor. bir gün al aşağı olunca, terazinin dengesi değişince dünyanın aslında bildiğinizi sandığınızı sandığınız yer olmadığını görürsünüz. o anki aydınlanmanız aslında karanlığa attığınız adımı farkettiğiniz andır.
çok geç olmadan silkelenin. herkez o paranın peşinde koşmuyor. koşanda bilinci ile koşmuyor. içgüdüsel bir koşu onunki zaten.
ayrıca (bkz: ben ne dedim yine)
(bkz: altının bugün %3.39 birim düşmesi)
*
edit: (bkz: ironiden anlamayan nesile aşina değilim)
devamını gör...
denize kıyısı olan şehirlerde insanların daha hoşgörülü olması
yaşam şartlarından dolayı oluşan durumdur.
sıcak deniz su huzur gibi etkenler yüzünden daha sakin ve hoşgörülü olurlar.
sıcak deniz su huzur gibi etkenler yüzünden daha sakin ve hoşgörülü olurlar.
devamını gör...
hayır diyebilmek
unutmayın! en ağır yük hayır demeyi bilmeyen insanın yüküdür. bir ömür başkalarını taşır sırtında.
devamını gör...
prenses_aurora
sözlüğün en romantik yazarı.* paylaştığı şiirler çok güzel.
bu arada yeni profil fotoğrafı hayırlı olsun çok tatlı.
bu arada yeni profil fotoğrafı hayırlı olsun çok tatlı.
devamını gör...
gece denize girmek
lisede 4 yaz boyunca muğla akyakada günlük tur teknelerinde çalısmıştım.
günlük programı şöyle anlatayım;
saat 7.30 8.00 gibi uyandırdık aramızdaki en genç gemiciye para verip pastaneye poğaça simit aldırmaya gönderiridik. o sırada aşçımız hemen kahvaltılılıkları hazırlarken geri kalanımızda masaları silip, küllükleri masalara atıp geceden aldığımız rezervasyonları kişi sayısına göre kağıtlara yazıp masaların üstündeki küllüğün altına yerleştirirdik.
bizim çaylak gemici gelincede bir güzel kahvaltımızi yapardık.
saat 9 a doğru teknenin kıç kısmındaki platfotma gelip müsterilerin gelmesini beklerdik. gelenlerinde sahil güvenliğe aktaracağımız bilgilerini alıp tekneye yerleştirirdik.
tekne kapasitesi 200 kişi ama sahil güvenliğin bize verdiği taşıma kapasitesi 170 olduğundan 170 kisiyi doldurunca sefere başlama işaretini kaptan bana vira diyerek verir, bende arkadan halatlar çözülünce çapayı çekemeye başlardım.
saat 10.30 da sefere başladıktan sonra iki farklı koyda 45 er dakikalık yüzme molası verip saat 12 1 doğru sedir adası açıklarında tekneyi alarga pozisyonunda bırakıp yemek servisine başlardık. 170 kişinin yemeğini yaklaşık 40 dakikada verip sedir adası iskelesine yanaşırdık.
sedir adasına bağlı olarak 2 saat kalırdık, o sırada yolcular adada gezerken bizde yemek servisinin ardındaki temizliğe girişirdik.
sonra ben yine platforma çıkar tekneye giren yolcuları saymaya başlardım. yolcular tam olduğunda yine vira komutuyla sefere devam ederdik.
3 koyda daha yüzme molası verdikten sonra yavaş yavaş dönüs yoluna başlar o sırada da okanla birlikte bar hesaplarını toplamaya başlardım. (tur ücretine sadece yemek dahil. içecekler extra konsepte çalışıyorduk)
limana gelip tekneyi sağ salim bağladıktan sonra yolcuları uğurlardık.
5 10 dakika mola verip sigara içip kaptanın gelip hadi geçmiş olsun tayfa demesini beklerdik. kaptan gelip günlük değerlendirmeyi yaptıktan sonra gider okanda herkese görevini söyleyip teknenin arkasına geçip yarinki turun rezervasyonlarını almaya başlardı. tabi benim görevimde 2 motoru ve 2 jeneratörü kontrol edip yağına suyuna kayışlarına bakmaktı. varsa bi arıza kaptana bildirmekti.
neyse gelelim başlığın konusuna.
yukarıda anlattıklarımı okudunuz. günler çok yoğun geçerdi. hatta sadece teknik kısımları anlattım birde insanlarla uğraşma, onları memnun etme olayları var onlar başka bir entry konusu.
tüm bu olanlardan sonra gece denize girmek benim için o kadar rahatlatıcı o kadar dinlendirici gelirdi ki sormayın.
gece denize girip sahilden bir miktar açılıp suyun üstünde sırt üstü yatıp gökyüzündeki milyonlarca yıldızı izlemek...
anlayamazsınız
günlük programı şöyle anlatayım;
saat 7.30 8.00 gibi uyandırdık aramızdaki en genç gemiciye para verip pastaneye poğaça simit aldırmaya gönderiridik. o sırada aşçımız hemen kahvaltılılıkları hazırlarken geri kalanımızda masaları silip, küllükleri masalara atıp geceden aldığımız rezervasyonları kişi sayısına göre kağıtlara yazıp masaların üstündeki küllüğün altına yerleştirirdik.
bizim çaylak gemici gelincede bir güzel kahvaltımızi yapardık.
saat 9 a doğru teknenin kıç kısmındaki platfotma gelip müsterilerin gelmesini beklerdik. gelenlerinde sahil güvenliğe aktaracağımız bilgilerini alıp tekneye yerleştirirdik.
tekne kapasitesi 200 kişi ama sahil güvenliğin bize verdiği taşıma kapasitesi 170 olduğundan 170 kisiyi doldurunca sefere başlama işaretini kaptan bana vira diyerek verir, bende arkadan halatlar çözülünce çapayı çekemeye başlardım.
saat 10.30 da sefere başladıktan sonra iki farklı koyda 45 er dakikalık yüzme molası verip saat 12 1 doğru sedir adası açıklarında tekneyi alarga pozisyonunda bırakıp yemek servisine başlardık. 170 kişinin yemeğini yaklaşık 40 dakikada verip sedir adası iskelesine yanaşırdık.
sedir adasına bağlı olarak 2 saat kalırdık, o sırada yolcular adada gezerken bizde yemek servisinin ardındaki temizliğe girişirdik.
sonra ben yine platforma çıkar tekneye giren yolcuları saymaya başlardım. yolcular tam olduğunda yine vira komutuyla sefere devam ederdik.
3 koyda daha yüzme molası verdikten sonra yavaş yavaş dönüs yoluna başlar o sırada da okanla birlikte bar hesaplarını toplamaya başlardım. (tur ücretine sadece yemek dahil. içecekler extra konsepte çalışıyorduk)
limana gelip tekneyi sağ salim bağladıktan sonra yolcuları uğurlardık.
5 10 dakika mola verip sigara içip kaptanın gelip hadi geçmiş olsun tayfa demesini beklerdik. kaptan gelip günlük değerlendirmeyi yaptıktan sonra gider okanda herkese görevini söyleyip teknenin arkasına geçip yarinki turun rezervasyonlarını almaya başlardı. tabi benim görevimde 2 motoru ve 2 jeneratörü kontrol edip yağına suyuna kayışlarına bakmaktı. varsa bi arıza kaptana bildirmekti.
neyse gelelim başlığın konusuna.
yukarıda anlattıklarımı okudunuz. günler çok yoğun geçerdi. hatta sadece teknik kısımları anlattım birde insanlarla uğraşma, onları memnun etme olayları var onlar başka bir entry konusu.
tüm bu olanlardan sonra gece denize girmek benim için o kadar rahatlatıcı o kadar dinlendirici gelirdi ki sormayın.
gece denize girip sahilden bir miktar açılıp suyun üstünde sırt üstü yatıp gökyüzündeki milyonlarca yıldızı izlemek...
anlayamazsınız
devamını gör...
ilk alkol alma anısı
hayatımda hiç alkol kullanmadığım için sahip olmadığım ve sahip olmak istemediğim anıdır.
devamını gör...
türklerin işgale fetih demesi
a1 ingilizce oğrenmeye başlayan 2 haneli ıq sahibi bir yazar hezeyanı.
istanbul ortadoks bizansın elindeyken; katolik latinler istanbula geldiğinde neler yaptığına baksınlar işte onun adı işgaldir, osmanlılar geldiğinde ne yaptıklarına baksınlar onun adı ise fetihtir.
kudüsün el değiştirmelerine bakın hz. ömer kimsenin canına ve malına dokunmaz kilisleri camiye dahi çevirmez, hatta psikopos kilisemizde namaz kılın, burasıda allah'ın evidir sözüne yönelik "ben burada namaz kılar isem benden sonra gelenler bunu işaret bilip burayı mescide çevirmeye çalışır" deyip reddetmiştir.
haçlılar şehri tekrardan ele geçirdiğinde şehri ve camileri yakıp yıktılar, yağma ve talan ettiler. işte bunun adı işgaldir.
selahaddin eyyubi şehri tekrardan aldığında önceden zulmetmiş hristiyanlar yaptıklarının başına geleceği endişesi ile tir tir titriyordu ama peygamberinin dediği gibi; bugün kınama yoktur malınız ve canınız benim emniyetimdedir dedi ve kıllarına dahi dokunmadı bunun adı ise fetihtir.
mekke 10 bin müslümanca neredeyse hiç silah kullanılmadan müslümanların eline geçti ve inanmayanların hepsi affedildi isyan etmeyenlerin kılına dokunulmadı bunun adı fetihtir.
kelime manalarına gelirsek fetih feth kökünden gelir buda çözünme manasındadır. küfrün direncinin kırılması ve çözülmenin başlaması hasebi ile bazı topraklar ele geçirildiğinde fetih ile nitelendirilir.
işgal görmek isteyen varsa moğollara ve ingilizlere vede bütün sömürgecilere baksın.
fetih görmek isteyen varsa başta islam devletine, selçukilere, osmanlılara, büyük iskenderlere baksın.
yabancı kaynak kontrol edenler ise fethin aynı manada yabancı bir karşılığının olmadığını anlasın.
nedenmi yabancı karşılığı yok? onlar işgalden başka toprağın nasıl zapt edildiğini bilmez. bundan dolayı bu anlamda bir kelime tayinine girişmezler.
istanbul ortadoks bizansın elindeyken; katolik latinler istanbula geldiğinde neler yaptığına baksınlar işte onun adı işgaldir, osmanlılar geldiğinde ne yaptıklarına baksınlar onun adı ise fetihtir.
kudüsün el değiştirmelerine bakın hz. ömer kimsenin canına ve malına dokunmaz kilisleri camiye dahi çevirmez, hatta psikopos kilisemizde namaz kılın, burasıda allah'ın evidir sözüne yönelik "ben burada namaz kılar isem benden sonra gelenler bunu işaret bilip burayı mescide çevirmeye çalışır" deyip reddetmiştir.
haçlılar şehri tekrardan ele geçirdiğinde şehri ve camileri yakıp yıktılar, yağma ve talan ettiler. işte bunun adı işgaldir.
selahaddin eyyubi şehri tekrardan aldığında önceden zulmetmiş hristiyanlar yaptıklarının başına geleceği endişesi ile tir tir titriyordu ama peygamberinin dediği gibi; bugün kınama yoktur malınız ve canınız benim emniyetimdedir dedi ve kıllarına dahi dokunmadı bunun adı ise fetihtir.
mekke 10 bin müslümanca neredeyse hiç silah kullanılmadan müslümanların eline geçti ve inanmayanların hepsi affedildi isyan etmeyenlerin kılına dokunulmadı bunun adı fetihtir.
kelime manalarına gelirsek fetih feth kökünden gelir buda çözünme manasındadır. küfrün direncinin kırılması ve çözülmenin başlaması hasebi ile bazı topraklar ele geçirildiğinde fetih ile nitelendirilir.
işgal görmek isteyen varsa moğollara ve ingilizlere vede bütün sömürgecilere baksın.
fetih görmek isteyen varsa başta islam devletine, selçukilere, osmanlılara, büyük iskenderlere baksın.
yabancı kaynak kontrol edenler ise fethin aynı manada yabancı bir karşılığının olmadığını anlasın.
nedenmi yabancı karşılığı yok? onlar işgalden başka toprağın nasıl zapt edildiğini bilmez. bundan dolayı bu anlamda bir kelime tayinine girişmezler.
devamını gör...
özünde iyi bir insan
züğürt tesellisidir.
kişide bilir karşıdakinin ne halt olduğunu ama işte kondurmak istemez. ya iyidir ya kötü ortasi yoktur bu işin. neymiş ondaki iyiliği görmek içine özüne inmek gerekmiş.eee özü iyiyse zaten geldiği kaynak iyiyse iyi olmuyor mu bu insan? özünden uzaklaşınca ne giriyor devreye? gece gece kafayı yaktık yine.
kişide bilir karşıdakinin ne halt olduğunu ama işte kondurmak istemez. ya iyidir ya kötü ortasi yoktur bu işin. neymiş ondaki iyiliği görmek içine özüne inmek gerekmiş.eee özü iyiyse zaten geldiği kaynak iyiyse iyi olmuyor mu bu insan? özünden uzaklaşınca ne giriyor devreye? gece gece kafayı yaktık yine.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
fenerbahçelilerin şampiyon olduk diye sahaya atlamaları.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
devrimin ayak sesleri geliyordu fakat yetişemedik yazarlığa. çaylak olarak silik görünmek de soğutmuyor değil insanı yazmaktan. ammavelakin güzel şeyler olacağına dair bir umut varsa çekilen acılar kutsaldır deyip devam edeceğim. ve her şeyin bunca yozlaştığı sözlük aleminde olsun artık güzel bir şeyler.
devamını gör...
normal sözlük'te çıkacak ilk tartışma
seviyeli bir sekilde olursa tadından yenmez..
devamını gör...
yaşanabilecek ülkeler
norveç'te yaşamak isterdim. çok güzel bir ülke bence. tek sorun soğuk olması.
devamını gör...



