sözlük yazarlarından alınan ilginç mesajlar
"gerçekten bunu yaptın mı" şeklinde entel mesajları olur hep.
he, cidden kızın memelerine puding sıkıp muz bandırarak yedim. entellik zor meslek.
sıkılmıyorlar da.
he, cidden kızın memelerine puding sıkıp muz bandırarak yedim. entellik zor meslek.
sıkılmıyorlar da.
devamını gör...
her şeye zam yapılması
üretim yapılmadığı içindir. para kazanamadıkları için vatandaşların paralarını sömürüyorlar.
devamını gör...
babanın mesleğinden utanmak
canım babam işçiydi, kapıcıydı. işçi maaşıyla 3 çocuk okutan adamdan utanılır mı? elleri ayakları öpülür. her yerde gururla söylerim. az buz iş değil..
devamını gör...
isimlerin kişiliğe etkisi
"çoğunlukla" etkili olduğunu düşünüyorum dostlar. şahsen adımın anlamı "sevgili" demek aynı zamanda da bir çiçek ismi. burada benimle bağdaşacak bir anlam yok zaten ama yukarıda, diğer yazarlarımızın belirttiği gibi bazı isimler o karakteri etkilemekte. he kişinin bütün davranışlarını ve karakterini buna yormak bence yanlış fakat bir etkisinin olduğu*kesin.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle, bir pazar sabahı, evinizin önünde, bedeninizin tüm uzuvlarını kullanarak, her bir gözeneğinizden litrelerce su kaybederek, kan ter içinde çalışırken, köyün muhtarı gibi ellerini arkasına bağlamış, o boynuzu kırılası iblis, o şam şeytanı, o at hırsızı kılıklı herbokolog komşunuzun, size ‘günaydın’ demezden önce, tepenizde zebani gibi dikilip “öyle olmaz!”, “böyle yapacan!”, “şöyle yapacan!” vs. şeklindeki yönlendirmelerinden usanmışsınız da; dilinizin ucuna gelen sunturlu bir kaç küfrü, boğazınıza sokulmuş kor halinde bir demiri yutar gibi sancılı bir yutkunmayla yutmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet…
birlikte yaşadığınız eşiniz, sevgiliniz, partneriniz, ev arkadaşınız, artık her kimse o kişiye, “yaa canım bir şey çekiyor ama ne çekiyor bilmiyorum” diye mutfakta açık buzdolabının önünde mal mal dikilerek söylenirken, aniden çalan zil sesiyle kapıyı açmış, ve karşınızda kocaman bir tepsiyle aşure dağıtan komşunuzdan iki koca kase aşure kapmışsınız gibi sürprizli bir günaydın…

(görsel google arama motorunda ‘inşaat izleyen dayılar’ şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
ama öyle, bir pazar sabahı, evinizin önünde, bedeninizin tüm uzuvlarını kullanarak, her bir gözeneğinizden litrelerce su kaybederek, kan ter içinde çalışırken, köyün muhtarı gibi ellerini arkasına bağlamış, o boynuzu kırılası iblis, o şam şeytanı, o at hırsızı kılıklı herbokolog komşunuzun, size ‘günaydın’ demezden önce, tepenizde zebani gibi dikilip “öyle olmaz!”, “böyle yapacan!”, “şöyle yapacan!” vs. şeklindeki yönlendirmelerinden usanmışsınız da; dilinizin ucuna gelen sunturlu bir kaç küfrü, boğazınıza sokulmuş kor halinde bir demiri yutar gibi sancılı bir yutkunmayla yutmuşsunuz gibi bir günaydın değil elbet…
birlikte yaşadığınız eşiniz, sevgiliniz, partneriniz, ev arkadaşınız, artık her kimse o kişiye, “yaa canım bir şey çekiyor ama ne çekiyor bilmiyorum” diye mutfakta açık buzdolabının önünde mal mal dikilerek söylenirken, aniden çalan zil sesiyle kapıyı açmış, ve karşınızda kocaman bir tepsiyle aşure dağıtan komşunuzdan iki koca kase aşure kapmışsınız gibi sürprizli bir günaydın…

(görsel google arama motorunda ‘inşaat izleyen dayılar’ şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
devamını gör...
1000. tanım
bininci tanımımdır. vatana millete hayırlı uğurlu olsun. daha nice tanımlara inşallah diyelim.
devamını gör...
kürşat ayvatoğlu'nun arabada kokain içmesi
dürüst olmam gerekirse vergilerimle kokain çekildiğini öğrenince biraz farklı hissettim. renk kattı sömürüme.
akp izmir milletvekili hamza dağ’ın özel kalemi/danışmanı olduğu öne sürülen kürşat ayvatoğlu'nun otomobilinde uyuşturucu kullanırken kaydedilen görüntüleri sosyal medyada gündem oldu. kastamonu belediyesi kültür ve sosyal işler müdürü olarak görev yapan kürşat ayvatoğlu’nun, akp genel başkan yardımcısı hamza dağ’ın özel kalemi olduğu ve ankara’da yaşadığı öğrenildi. ayvatoğlu’nun araç içerisinde kokain içtiği ana ait görüntüler ise sosyal medyanın gündemine oturdu. ayvatoğlu’nun lüks araçları da dikkat çekti.
kaynak: buradan

akp izmir milletvekili hamza dağ’ın özel kalemi/danışmanı olduğu öne sürülen kürşat ayvatoğlu'nun otomobilinde uyuşturucu kullanırken kaydedilen görüntüleri sosyal medyada gündem oldu. kastamonu belediyesi kültür ve sosyal işler müdürü olarak görev yapan kürşat ayvatoğlu’nun, akp genel başkan yardımcısı hamza dağ’ın özel kalemi olduğu ve ankara’da yaşadığı öğrenildi. ayvatoğlu’nun araç içerisinde kokain içtiği ana ait görüntüler ise sosyal medyanın gündemine oturdu. ayvatoğlu’nun lüks araçları da dikkat çekti.
kaynak: buradan

devamını gör...
otto von bismarck
“19’unda sosyalist olmayanın kalbi, 30’unda hâlâ sosyalist olanın aklı yoktur.” sözlerinin sahibidir.
devamını gör...
her sorunun albaya sorulması
en doğru tercihtir.
albay her şeyi bilir ve görür.
albay anlamlandırma konusunda çok yetkindir.
albay kendine söylenmeyen şeyleri bile anlar.
albaya sorulan hiçbir soru cevapsız kalmaz.
albay kendinden gizlenmeye çalışılan şeyleri bile anında hisseder.
albay insanları üzmemek için üzülebilir, bazı şeyleri anlamıyor gibi yapabilir.
albaya her soru sorulur ama albay cevabından korkuttuğu soruları sormaz.
albay ketumdur, kendine sorulan soruları kendine saklar.
albay iyi sır tutar, ağzı sıkıdır.
albay iyi adamdır, onu üzmeyin.
her soruyu ona sormaya devam edin, cevapları alın ve kabullenin.
şimdi beni rahatta dinleyin.
albay her şeyi bilir ve görür.
albay anlamlandırma konusunda çok yetkindir.
albay kendine söylenmeyen şeyleri bile anlar.
albaya sorulan hiçbir soru cevapsız kalmaz.
albay kendinden gizlenmeye çalışılan şeyleri bile anında hisseder.
albay insanları üzmemek için üzülebilir, bazı şeyleri anlamıyor gibi yapabilir.
albaya her soru sorulur ama albay cevabından korkuttuğu soruları sormaz.
albay ketumdur, kendine sorulan soruları kendine saklar.
albay iyi sır tutar, ağzı sıkıdır.
albay iyi adamdır, onu üzmeyin.
her soruyu ona sormaya devam edin, cevapları alın ve kabullenin.
şimdi beni rahatta dinleyin.
devamını gör...
zonguldak
taş kömürü ile ünlü ilimiz.
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel şiir
açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor dağlık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
her yerinde vücudumun ağır yanık sızıları
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili
atilla ilhan
devamını gör...
iyi bir insan olmak
zordur. suya girip ıslanmamaya çalışmak gibidir. bu çağda denemek bile yorar insanı. yine de kupkuru kalıp yorulmak dileğinde olalım biz.
devamını gör...
zülfü livaneli'nin twitter’da paylaştığı yarı çıplak poz
sağlık durumunuz nasıl diye doktoru tarafından sorulan soruya sol yumruğunu kaldırıp çivi gibiyim mayetinde esprili bir dille yanıt vermeye çalışırken yanlışlıkla sosyal medyada paylaştığı pozdur. *
kıyamam ya, canım livaneli madara oldu bütün sosyal medyaya. *
ayrıca ben komik olsa da bu yanlışlığın çok olağan olduğunu düşünüyorum. yaşlı bir yakınınız sosyal medya/akıllı telefon kullanmaya çalışıyorsa olabilecekleri hepiniz bilirsiniz sözlük.
annemden babamdan biliyorum çok şapşik hatalar yapabiliyorlar.
mesela annem bir kere yanlışlıkla bana atacağım derken çözdüğü edebiyat sorularını facebook'a yüklemişti. babacığım da bir kaç kere yanlışlıkla whatsapp'ta bana atacağı mesajı tüm rehbere atmıştı. *
ben livaneli'ye de aynı duyguyla güldüm. şapşik ya dedim geçtim.
başka mana yüklemeye gerek yok bence, mektupla haberleşen, radyo dinleyerek büyüyen, daktiloyla yazı yazan bir nesil öyle kolay alışamaz ki internet dünyasına. az buçuk sakarlıklar yapacaklar tabii ki.
kıyamam ya, canım livaneli madara oldu bütün sosyal medyaya. *
ayrıca ben komik olsa da bu yanlışlığın çok olağan olduğunu düşünüyorum. yaşlı bir yakınınız sosyal medya/akıllı telefon kullanmaya çalışıyorsa olabilecekleri hepiniz bilirsiniz sözlük.
annemden babamdan biliyorum çok şapşik hatalar yapabiliyorlar.
mesela annem bir kere yanlışlıkla bana atacağım derken çözdüğü edebiyat sorularını facebook'a yüklemişti. babacığım da bir kaç kere yanlışlıkla whatsapp'ta bana atacağı mesajı tüm rehbere atmıştı. *
ben livaneli'ye de aynı duyguyla güldüm. şapşik ya dedim geçtim.
başka mana yüklemeye gerek yok bence, mektupla haberleşen, radyo dinleyerek büyüyen, daktiloyla yazı yazan bir nesil öyle kolay alışamaz ki internet dünyasına. az buçuk sakarlıklar yapacaklar tabii ki.
devamını gör...
beyaz zenciler
yeraltı edebiyatının amiyane tabirle en 'temiz' kitaplarındandır ve iyi bir başlangıçtır. bataille'in şiddetli ruh halleri, bukowski'nin 'pislik'leri, burroughs'un madde kullanım yelpazesi olmadan görece 'normal'lenmiş bir norveç alt kültürü yaşantısıdır gözler önüne serilen. yaratıcı (yazar, şair, ressam, müzisyen) gençlerin hayatından olağan kareler gibi görünür olan biten. bir de güzel bir sarıcı, kapsayıcı atmosferi vardır. ne ara aldınız ne ara bitirdiniz fark etmeden kaptırıp gidebilirsiniz rahatça. yolculuktayken, kamptayken, dağda bayırdayken, ya da hayatınız çok hızlı akıyorken okunması çok keyif verebilir.
alışılageldik orta sınıf veya küçük burjuva hayatına, sadece yaşayarak tokat gibi yanıt veren bir avuç insan. yaptıkları, gittikleri yerlerdeki normcu insanlara yer yer şaşırtıcı, yer yer iğrendirici genelde 'görmezden gelinmesi gereken' bir yığın saçmalık ya da ahlaksızlık gibi görünür. işin eğlenceli kısmı da buradadır. okurken yer yer sesli kahkahalar attırabilir kişisine göre.
bu arada karakterlerin bu eğilimleri çoğu kimsenin zannettiğinin aksine zorlama bir marjinallik çabası, 'hadi şöyle olalım' diye üzerine düşünülüp kurulmuş bir planlı hareketten çok, beyaz zencilerin her şeysi gibi doğaçlamadır, içtendir öylece o an filizlenir ve uygulanır. üzerine ne ertesi gün ne de önceki gün konuşulmaz sadece 'yaşanır'
genelde öyküyü, olay akışı modunda aktarmayı sevse de yer yer aşağıdaki gibi paragraflara da yer vermiş ambjörnsen :
''o gece boyunca ılık bir bahar yağmuru yağdı. kaldırımlardaki it boklarının, hani şu sadık iyi dostlarımıza ait güzel atıkların arasından zikzaklar çizerek yürürken, ilkbaharın soyunma zamanı olduğunu düşünüyordum. durup sokaktaki ışığın güzelliğine, karanlığın yumuşak aurasına hayran oluyordum. kentin doğusuna doğru ilerlerken tüm duygularım şiirselleşmişti. her şeyi, evlerin cephelerini, arabaları, telefon kulübelerini, sosis satan büfeleri, tramvay raylarını gerilerdeki bir başka şeyin ifadesi, bir ruhun belki de tanrının mistik bir manifestosu olarak düşünüyordum. insan yaratıcılığının eseri, evet tamam. ama nereden geliyordu düşünceler, itkiler? ve niçin aramızdan yalnızca bazılarına doğuştan armağandı düş gücü? arayıp bulma tutkusu? çünkü böyleydik biz; çok uzaklarda çılgınlığın savanlarında çıktığımız yaşam boyu sürecek olan safaride, varlığına derinden inandığımız altın gergedanın peşinden koşan bir çete.''
birr alıntı da arka kapaktan:
---beyaz zenciler uyku tulumları, sırt çantaları veya bira kasalarıyla çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... beyaz zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler; onları en iyi polisler tanır! beyaz zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler. beyaz zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler. bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler. beyaz zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada 'imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir. ---
alışılageldik orta sınıf veya küçük burjuva hayatına, sadece yaşayarak tokat gibi yanıt veren bir avuç insan. yaptıkları, gittikleri yerlerdeki normcu insanlara yer yer şaşırtıcı, yer yer iğrendirici genelde 'görmezden gelinmesi gereken' bir yığın saçmalık ya da ahlaksızlık gibi görünür. işin eğlenceli kısmı da buradadır. okurken yer yer sesli kahkahalar attırabilir kişisine göre.
bu arada karakterlerin bu eğilimleri çoğu kimsenin zannettiğinin aksine zorlama bir marjinallik çabası, 'hadi şöyle olalım' diye üzerine düşünülüp kurulmuş bir planlı hareketten çok, beyaz zencilerin her şeysi gibi doğaçlamadır, içtendir öylece o an filizlenir ve uygulanır. üzerine ne ertesi gün ne de önceki gün konuşulmaz sadece 'yaşanır'
genelde öyküyü, olay akışı modunda aktarmayı sevse de yer yer aşağıdaki gibi paragraflara da yer vermiş ambjörnsen :
''o gece boyunca ılık bir bahar yağmuru yağdı. kaldırımlardaki it boklarının, hani şu sadık iyi dostlarımıza ait güzel atıkların arasından zikzaklar çizerek yürürken, ilkbaharın soyunma zamanı olduğunu düşünüyordum. durup sokaktaki ışığın güzelliğine, karanlığın yumuşak aurasına hayran oluyordum. kentin doğusuna doğru ilerlerken tüm duygularım şiirselleşmişti. her şeyi, evlerin cephelerini, arabaları, telefon kulübelerini, sosis satan büfeleri, tramvay raylarını gerilerdeki bir başka şeyin ifadesi, bir ruhun belki de tanrının mistik bir manifestosu olarak düşünüyordum. insan yaratıcılığının eseri, evet tamam. ama nereden geliyordu düşünceler, itkiler? ve niçin aramızdan yalnızca bazılarına doğuştan armağandı düş gücü? arayıp bulma tutkusu? çünkü böyleydik biz; çok uzaklarda çılgınlığın savanlarında çıktığımız yaşam boyu sürecek olan safaride, varlığına derinden inandığımız altın gergedanın peşinden koşan bir çete.''
birr alıntı da arka kapaktan:
---beyaz zenciler uyku tulumları, sırt çantaları veya bira kasalarıyla çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... beyaz zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler; onları en iyi polisler tanır! beyaz zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler. beyaz zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler. bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler. beyaz zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada 'imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir. ---
devamını gör...
insan neyle yaşar
kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır.
ne mutlu bilgi için, bilgece yaşayanlara...
ne mutlu bilgi için, bilgece yaşayanlara...
devamını gör...
aile arasında
aile arasında, ozan açıktan tarafından yönetilen ve senaryosunu gülse birsel'in yazdığı komedi türündeki türk filmi. filmin başrolerinde engin günaydın, demet evgar, erdal özyağcılar, devrim yakut, fatih artman, şevket çoruh, gülse birsel, derya karadaş, su kutlu ve ayta sözeri yer almaktadır.
devamını gör...
aşık olma isteği
yukarıdaki yazar mikrofonu freud'a uzatmış.
freud: aşk yoktur libido vardır.
freud: aşk yoktur libido vardır.
devamını gör...
ece ayhan
öyle insanlarla birlikte olacaksın ki, onlar için iyi mi diye sormadan iyi ki var diyebilesin.sözlerinin sahibidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yaparken keyif aldığı ev işleri
ev işi sayılırsa balkon yıkamak
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
.....
suları düşün bir kez, yolları ne yakın düşer ölüme. ya da eski bir kente sür, yalınayak gelmişse unuttuğun yüzler. mutlak sarı bir çiçek bulacaklardır aşka ve sulara ilişmeyen...
...... ilkiz kucur
suları düşün bir kez, yolları ne yakın düşer ölüme. ya da eski bir kente sür, yalınayak gelmişse unuttuğun yüzler. mutlak sarı bir çiçek bulacaklardır aşka ve sulara ilişmeyen...
...... ilkiz kucur
devamını gör...