1101.
içimin şöyle bir pencereleri havalandırmalık şehri..
bir nefes bir sakinlik bir kaçış bir yok oluş hissettiriyor oradaki varlığım.. eskiden ait olduğum yeri biliyordum... şimdi, acaba diyorum yanlış yerde miyim?
bir nefes bir sakinlik bir kaçış bir yok oluş hissettiriyor oradaki varlığım.. eskiden ait olduğum yeri biliyordum... şimdi, acaba diyorum yanlış yerde miyim?
devamını gör...
1102.
en sevdiğimi emanet etmeye hazırlandığım şehir. en güvenli, korunaklı yer gibi geliyor. öğrenciyi de sever, onlar tarafından da sevilir hem.
devamını gör...
1103.
1104.
gordion avm’nin kavşağındaki ışıklarda bekliyorum arkadan bi araç vurdu. normalde hikayenin burada bitmesi lazım. çünkü hukuk oluştu. çünkü devletin ışıklarına uymayan o. arkadaki suçlu. medeniyet bunu çözmüş yıllar önce. üstüne konuşmaya gerek var mı? var.
ufak çapta bişey zaten, tamponlara bakıp geçmiş olsun diyip dağılacağız sandım. arabadan 4 farklı renkte 4 abla indi. hepsi fevkalade sarışın, altlı üstlü aynı renkte tayt atlet falan giymişler. mavi tayt, sarı tayt, pembe tayt, beyaz tayt. direkt ss aldım gözlerimle. ulan dedim bunlar ayrı ayrı range’lerden inmeliydi nolmuş bunlara kriz ümitköy’ü de vurmuş.
arka koltuktan görece yaşlı olan ama en fazla 40 gösteren abla direkt kollarımdan tuttu. hayatım bu bir enerji aktarımı, belki biz seni düzelttik belki sen bizi düzelttin dedi. onu bi de tampona sormak lazım diyemedim çok güzel kokuyordu. doğrudur hanımım dedim. hanımım???
eczaneden çıkan bi amca geldi. elinde şeffaf bi poşet içinde de balık var. yanımda bekleyen kurye de diyor ki abi bu mevsimde sazanı nereden buldun? bu çipura dedi. ben niye orayı dinledim bilmiyorum.
neyse kadınları gören arabadan iniyor. biri lastiği tekmeliyor biri tamponları elliyor biri tavanda göçük olabilir diyor ama herkes kadınların arabaya odaklanmış sanki lahey’de savaş suçu inceliyorlar salın babalar şunları mağdurum lan ben burası türkiye mi yav dedim. içimden.
tesadüfen yaklaşan polis aracından iki memur indi. trafik polisi değiller. yoga kampı mı lan burası dedi birisi. içinden. önce araçlara baktılar sonra birbirlerine baktılar sonra bana baktılar. polislerden birisi ne iş yapıyorsun dedi, çalışmıyorum dedim. kafasını salladı diğer polise dönüp tamamdır dedi. işte o “tamamdır” neyi çözdü anlamadım ama otoritenin sezgisine sığınmaktan başka çarem yok. yaşanan her şey çılgın bir mantıkla ilerliyor.
polis tutanak tutalım dedi. kesinlikle tutmalıyız. kadına döndü anlat dedi, kadın da spiritüel frekans kaynaklı temasta bulunduk dedi. dikkatsizlik sonucu çarpma yazdı. okuma yazman varsa iki sayfaya da olayı kuş bakışı çiz dedi. battı çıktının batığında olduğumuzdan kuş ne kadar görebilirse o kadar çizdim. polisin telefonu çaldı, iki grup arasında yaşanan arbedenin ortasındayız ayırıp geleceğiz diyor. arbedeler full estetik, benim grupta cam silen suriyeli var. kadınlara geçmiş olsun demek için döndüğümde çakralarımız hizalandı hiç endişe etme dediler. çiğneyin beni abla nefesimi falan terapi edin kahrolsun ankara renksiz diyenler.
ufak çapta bişey zaten, tamponlara bakıp geçmiş olsun diyip dağılacağız sandım. arabadan 4 farklı renkte 4 abla indi. hepsi fevkalade sarışın, altlı üstlü aynı renkte tayt atlet falan giymişler. mavi tayt, sarı tayt, pembe tayt, beyaz tayt. direkt ss aldım gözlerimle. ulan dedim bunlar ayrı ayrı range’lerden inmeliydi nolmuş bunlara kriz ümitköy’ü de vurmuş.
arka koltuktan görece yaşlı olan ama en fazla 40 gösteren abla direkt kollarımdan tuttu. hayatım bu bir enerji aktarımı, belki biz seni düzelttik belki sen bizi düzelttin dedi. onu bi de tampona sormak lazım diyemedim çok güzel kokuyordu. doğrudur hanımım dedim. hanımım???
eczaneden çıkan bi amca geldi. elinde şeffaf bi poşet içinde de balık var. yanımda bekleyen kurye de diyor ki abi bu mevsimde sazanı nereden buldun? bu çipura dedi. ben niye orayı dinledim bilmiyorum.
neyse kadınları gören arabadan iniyor. biri lastiği tekmeliyor biri tamponları elliyor biri tavanda göçük olabilir diyor ama herkes kadınların arabaya odaklanmış sanki lahey’de savaş suçu inceliyorlar salın babalar şunları mağdurum lan ben burası türkiye mi yav dedim. içimden.
tesadüfen yaklaşan polis aracından iki memur indi. trafik polisi değiller. yoga kampı mı lan burası dedi birisi. içinden. önce araçlara baktılar sonra birbirlerine baktılar sonra bana baktılar. polislerden birisi ne iş yapıyorsun dedi, çalışmıyorum dedim. kafasını salladı diğer polise dönüp tamamdır dedi. işte o “tamamdır” neyi çözdü anlamadım ama otoritenin sezgisine sığınmaktan başka çarem yok. yaşanan her şey çılgın bir mantıkla ilerliyor.
polis tutanak tutalım dedi. kesinlikle tutmalıyız. kadına döndü anlat dedi, kadın da spiritüel frekans kaynaklı temasta bulunduk dedi. dikkatsizlik sonucu çarpma yazdı. okuma yazman varsa iki sayfaya da olayı kuş bakışı çiz dedi. battı çıktının batığında olduğumuzdan kuş ne kadar görebilirse o kadar çizdim. polisin telefonu çaldı, iki grup arasında yaşanan arbedenin ortasındayız ayırıp geleceğiz diyor. arbedeler full estetik, benim grupta cam silen suriyeli var. kadınlara geçmiş olsun demek için döndüğümde çakralarımız hizalandı hiç endişe etme dediler. çiğneyin beni abla nefesimi falan terapi edin kahrolsun ankara renksiz diyenler.
devamını gör...
1105.
bugün (2 haziran) 26 dereceyi görmüş şehir. ne güzel serin serin takılıyorduk, her güzel şey bitermiş.
kutsal vantilatörü depodan çıkarttırdı.
kutsal vantilatörü depodan çıkarttırdı.
devamını gör...
1106.
küçükesat pazar yeri civarında teyzem oturuyor. 4 gün kaldım ankara’da tam 4 gün. dershaneye giden bi arkadaşımı ziyaret etmek için sanırım 60 km yol ve 4 şehir değiştirdikten sonra sincan’a ulaştım. ben gelene kadar kız işe girmiş. orada başka arkadaşlıklar edindim. düğünler yapıldı, ayrılıklar yaşandı, bir pandemi, bir kalkışma, iki ekonomik kriz, bir iç savaş ve 17 akaryakıt zammı gördüm 4 günde. bitmek bilmedi o 4 gün. taytlı erkekler görene kadar renkli olduğuna inanmam.
devamını gör...
1107.
insanların çocuklarına yani evlatlarına bebe dediği şehir. ben bunu kola çiko veya bazen de kova yapanların kullandığı bir kelime sanıyordum ama değilmiş. adam gelmiş diyor ki bizim bebeler bayramda şunu yaptı. bebelerin yaşları 22,17 ve 12. bebek desin değil bebe desen gön-lün rızası olmayabilir.
devamını gör...
1108.
ülkenin en nezih şehri.
devamını gör...
1109.
neden bilmiyorum, semt isimleri dolayısıyla bağ kurmakta zorluk çektiğim bir şehir.
o isimleri koymak/vermek için ne düşündüler bilmiyorum ama değiştirmemek için ne düşünmediklerini çok iyi biliyorum.
hayatımın bir noktasında kaçınılmaz olarak yolum buraya düşecek, hissediyorum. bir yıl önce bu zamanlar en yakın arkadaşım, kcf senin istanbul'da işin bitti, okeye dönüyorsun artık dediğinde kabullenememiştim. ama zaman içinde yaşadıklarım ve o zamanlar kabul etmeye henüz hazır olmadığım bazı şeyleri sindirmeye başlamamla artık daha net hissediyorum.
yine de kendimi yalnız hissedeceğimden eminim.
bu arada şimdiye kadar buraya sadece bir kez hayırlı bir şey için gittim onun dışında hep sıkıntı stres.
o isimleri koymak/vermek için ne düşündüler bilmiyorum ama değiştirmemek için ne düşünmediklerini çok iyi biliyorum.
hayatımın bir noktasında kaçınılmaz olarak yolum buraya düşecek, hissediyorum. bir yıl önce bu zamanlar en yakın arkadaşım, kcf senin istanbul'da işin bitti, okeye dönüyorsun artık dediğinde kabullenememiştim. ama zaman içinde yaşadıklarım ve o zamanlar kabul etmeye henüz hazır olmadığım bazı şeyleri sindirmeye başlamamla artık daha net hissediyorum.
yine de kendimi yalnız hissedeceğimden eminim.
bu arada şimdiye kadar buraya sadece bir kez hayırlı bir şey için gittim onun dışında hep sıkıntı stres.
devamını gör...
1110.
başkent olmasa idi
yozgattan çorumdan farkı olmayacaktı
atam yine medeniyeti anadoluya taşıyayım demiş ama
anadolu medeniyete karşı çok dirençli
yozgattan çorumdan farkı olmayacaktı
atam yine medeniyeti anadoluya taşıyayım demiş ama
anadolu medeniyete karşı çok dirençli
devamını gör...
1111.
shakira ile kafiyeli şehir.
devamını gör...
1112.
adamı faka bastırır.
yarım saat önce hiçbir şey yoktu, sadece 1 dakika içinde hava kapattı ve hayvani bir dolu başladı, bezelye büyüklüğünde. 3-4 dakika kadar yağdıktan sonra yağmura çevirdi. insanlar kaçacak zaman bile bulamadılar. caddelerden seller akıyor. evimin yanındaki parktaydım, bilek yüksekliğinde sulara gire çıka eve zor attım kendimi dsadhh. neyse ayakkabıları yıkayacaktım zaten.
haziranın ortasında.
ama güzel oldu, serin serin.
yarım saat önce hiçbir şey yoktu, sadece 1 dakika içinde hava kapattı ve hayvani bir dolu başladı, bezelye büyüklüğünde. 3-4 dakika kadar yağdıktan sonra yağmura çevirdi. insanlar kaçacak zaman bile bulamadılar. caddelerden seller akıyor. evimin yanındaki parktaydım, bilek yüksekliğinde sulara gire çıka eve zor attım kendimi dsadhh. neyse ayakkabıları yıkayacaktım zaten.
haziranın ortasında.
ama güzel oldu, serin serin.
devamını gör...
1113.
sadece uzun yıllar yaşayanların ya da doğma büyüme ankaralı olanlar sevebileceği bir şehirdir.
zordur efendim ankara. memur şehridir, yaşlıdır nüfusu, bakmayın odtü, hacettepe, bilkent ve ted olmasa gençler ankarada olmayacaklar. medya için de ikinci plandadır, belki de daha vahimdir. istanbul, izmir gibi güzellemelere vakur haliyle cevap verir. öyle ya, ankara'nın kıyasa ihtiyacı yoktur. gri şehir derler, neden bilir misiniz? betonlaşmadan ötürü değildir bu grilik, çoğumuzun yaşamından daha canlıdır o betonlar. önder'den, çinçin'den, ulus'un içlerinden, sıhhiye'den, beypazarı'ndan, mamak'ından, keçiören'inden, akdere'sinden dolayı gridir. havası da kendisi gibidir ankara'nın. sabır ister. güneş açmış olabilir ancak ayazı hâlâ geçmemiştir. nisan'da kısa kollu giydirmez, ağustos sonu gece soğuk eser. kurallarını kendisi belirler. ayrıca tarih kokar. şehrin içine o kadar güzel gizlenmiştir ki o tarih, kendisini sadece bakmasını bilene gösterir bir inci gibi.
zordur efendim ankara. memur şehridir, yaşlıdır nüfusu, bakmayın odtü, hacettepe, bilkent ve ted olmasa gençler ankarada olmayacaklar. medya için de ikinci plandadır, belki de daha vahimdir. istanbul, izmir gibi güzellemelere vakur haliyle cevap verir. öyle ya, ankara'nın kıyasa ihtiyacı yoktur. gri şehir derler, neden bilir misiniz? betonlaşmadan ötürü değildir bu grilik, çoğumuzun yaşamından daha canlıdır o betonlar. önder'den, çinçin'den, ulus'un içlerinden, sıhhiye'den, beypazarı'ndan, mamak'ından, keçiören'inden, akdere'sinden dolayı gridir. havası da kendisi gibidir ankara'nın. sabır ister. güneş açmış olabilir ancak ayazı hâlâ geçmemiştir. nisan'da kısa kollu giydirmez, ağustos sonu gece soğuk eser. kurallarını kendisi belirler. ayrıca tarih kokar. şehrin içine o kadar güzel gizlenmiştir ki o tarih, kendisini sadece bakmasını bilene gösterir bir inci gibi.
devamını gör...
1114.
üst entarideki _tarih kokar_kısmı
işte bu metafor muhteşem...
ankara'nın tarihi istanbul gibi vitrine çıkmaz.
hitit'i var, roma'sı var, selçuklu'su var.
ama sessizce durur. kendini sadece bakmasını bilene gösterir.
işte bu metafor muhteşem...
ankara'nın tarihi istanbul gibi vitrine çıkmaz.
hitit'i var, roma'sı var, selçuklu'su var.
ama sessizce durur. kendini sadece bakmasını bilene gösterir.
devamını gör...
1115.
soğuk nevale.
devamını gör...
1116.
bana çok dağınık ve çorak gelen şehir. ağaç görünce sarılan ankaralı arkadaşlar var. teyemmüm abdestinin de yaygın olduğu şehir dıyorlar.
devamını gör...
1117.
gri şehir
devamını gör...
1118.
27 sene istanbul'da yaşadıktan sonra yaklaşık 9 aydır ikamet ettiğim, küfretmeye sabah işe gitmek için metrosuna binince başlayıp ancak akşam eve girip elimi yüzümü yıkamak için musluğu açtığımda akan suyun tipini görmemle bitirebildiğim memleket. getirdiği müthiş yalnızlık bir yana şehrin üniversitelerine kümelenmiş gençleri çıkarttığında koskoca bir yaşlı bakımevi. ankara'yı satacağız diyen besim tibuk'a ideolojik ve insani açıdan düşman da olsam 9 ay sonunda ankara'yı yıkacağız noktasına geldim. kalan 3 yılı ''milleti şark cephesine atıyolar'' diye kendimi telkin ederek geçirebilmeyi umuyorum.
devamını gör...
1119.
ankara, türkiye'nin başkenti olmasıyla birlikte bir siyasi terim olarak bazen bizzat türk hükümetini kast etmek için de kullanılır.
örneğin: "ankara, sınır ötesindeki terör yapılanmalarına karşı müsamaha gösterilmeyeceğini bir kez daha kararlılıkla vurguladı."
örneğin: "ankara, sınır ötesindeki terör yapılanmalarına karşı müsamaha gösterilmeyeceğini bir kez daha kararlılıkla vurguladı."
devamını gör...
1120.
yetkililerden yeşil alan ve çocuk parkı talebimize dair şöyle bir kampanyamız var, destek olursanız sevinirim:
link.
link.
devamını gör...
