sevgililer günü
yalnız insanlar için anlam ifade etmeyen ve günümüzde kapitalizm tarafından sömürülen anlamlı ve özel gün.
devamını gör...
yanmak bilmeyen soba
havanın en soğuk olduğu zaman yanmayası gelir hep. devamında da kriz geçirdiğim bir durum.
devamını gör...
16 nisan 2021 beşiktaş mke ankaragücü maçı
akşam 19.00 da başlayacak müsabakadır.
beşiktaşlıların kazanmak için ekran başında mücadele edeceği. galatasaray ve fenerbahçelilerin umut fakirin ekmeğidir diyerek puan kaybı bekleyeceği müsabaka olacaktır.
beşiktaş bugün şampiyonluk yolunda son 7 maçta bir kez kaybeden ankaragücü karşısına çıkacak ve zorlu bir mücadele verecek. hem beşiktaşta bulunan eksikler hem de hikmet karaman ve takımının çok formda olması bu maçı beşiktaş için bir tık zorlu yapacaktır.
ben sergen yalçın ve takımının zorlanarak da olsa kazanacağını düşünüyorum.
beşiktaşlıların kazanmak için ekran başında mücadele edeceği. galatasaray ve fenerbahçelilerin umut fakirin ekmeğidir diyerek puan kaybı bekleyeceği müsabaka olacaktır.
beşiktaş bugün şampiyonluk yolunda son 7 maçta bir kez kaybeden ankaragücü karşısına çıkacak ve zorlu bir mücadele verecek. hem beşiktaşta bulunan eksikler hem de hikmet karaman ve takımının çok formda olması bu maçı beşiktaş için bir tık zorlu yapacaktır.
ben sergen yalçın ve takımının zorlanarak da olsa kazanacağını düşünüyorum.
devamını gör...
aristoteles
aklın değerini vurgulamıştır. siyasi düşünceye olan birçok katkıları arasında, farklı hükümet biçimlerinin birbirinden ayırtedilmesi için
sistematik çabaları,yasanın devlet içindeki rolünü ve siyası eylemlerin amacının ifadesi,ve sosyal sınıflarla ilgili incelemeleri bulunur.
sistematik çabaları,yasanın devlet içindeki rolünü ve siyası eylemlerin amacının ifadesi,ve sosyal sınıflarla ilgili incelemeleri bulunur.
devamını gör...
tarikatların bitmeme nedeni
“akıl evvel nakil müevveldir” diye çok sevdiğim bir söz var. aslında bu sözü iki farklı yere de çekebiliyoruz fakat benim bahsetmek istediğim; aklın, insanın sahip olduğu en büyük değerlerden birisi olmasıdır. eğer aklı devreden çıkarırsanız hem asıl olan ortadan kalkar hem nakil farklılaşıp versiyonları türer. bu yüzden nakledileni direkt almaktan ziyada akıl süzgecinden geçirmek gereklidir ki bu da oldukça zor görünmektedir. romantik insanlarız, haliyle duygularımızı kullanıyoruz düşünmek için.
august rodin’in düşünen adam heykelini birçoğumuz biliyoruz. ülkemizde bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bulunanı, evet. o heykel, birçok kişi tarafından parça parça yapılmış olsa da heykelin bitiminden sonra başhekimin heykel hakkında söyledikleri kayda değerdir ve aynen şunları söyler: “hastane dışındakilerin durumu içeridekilerden daha kötü, bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.” der.
kadim toplumlar şeytanı; kötülüğün kişilik kazanmış hali, zihni bulandıran ve aklı karıştıran olarak tanımladıkları için akla önem veren yoktu. şeytana has bir yetiymiş gibi bakılıyordu aklı kullanmak. “şeytan hepimizden akıllı” gibi sözler de hem o dönemlerde hem de şu anda bile düşünmenin aleyhine kullanılır.
konuyu daha da dallandırıp budaklandırmadan kısaca; düşünmekten daha insani bir eylem olmadığını, bunu şeytanlaştırmanın da akıl kârı olmadığı söyleyerek kapatalım bu bahsi de.
tanım: aklı geri, nakli ön planda tutan insanların olması sebebiyle.
august rodin’in düşünen adam heykelini birçoğumuz biliyoruz. ülkemizde bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bulunanı, evet. o heykel, birçok kişi tarafından parça parça yapılmış olsa da heykelin bitiminden sonra başhekimin heykel hakkında söyledikleri kayda değerdir ve aynen şunları söyler: “hastane dışındakilerin durumu içeridekilerden daha kötü, bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.” der.
kadim toplumlar şeytanı; kötülüğün kişilik kazanmış hali, zihni bulandıran ve aklı karıştıran olarak tanımladıkları için akla önem veren yoktu. şeytana has bir yetiymiş gibi bakılıyordu aklı kullanmak. “şeytan hepimizden akıllı” gibi sözler de hem o dönemlerde hem de şu anda bile düşünmenin aleyhine kullanılır.
konuyu daha da dallandırıp budaklandırmadan kısaca; düşünmekten daha insani bir eylem olmadığını, bunu şeytanlaştırmanın da akıl kârı olmadığı söyleyerek kapatalım bu bahsi de.
tanım: aklı geri, nakli ön planda tutan insanların olması sebebiyle.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
kaynağı id* olan ve kronikleşmiş bütün davranışların oluşturduğu özelliklerdir.
devamını gör...
the alan parsons project
80'lerin o devasa synthesizer ve ses sistemleriyle ilkleri başaran, jean michel jarre ile elektronik müziğin bugünkü temellerini atan güzide grup. o dönemde yine ismini duyurmuş olan çok sevdiğimiz giorgio moroder ve cerrone'un aksine disko tarzına yönelmemişlerdir. birinin sonu diğerinin başı olan iki ünlü parçasıyla tanımımıza son verelim:
(bkz: sirius)
aynı zamanda chicago bulls'un majestelerinin olduğu dönemi de kapsayan sahaya çıkış müziğidir.
(bkz: eye in the sky)
(bkz: sirius)
aynı zamanda chicago bulls'un majestelerinin olduğu dönemi de kapsayan sahaya çıkış müziğidir.
(bkz: eye in the sky)
devamını gör...
beni seviyor musun sorusuna verilebilecek cevaplar
"sence?" şeklinde vererek ortalığı biraz daha karıştıracağım cevaptır. swh
devamını gör...
death note
mangasını henüz okuyamasam da bu yıl ancak izleyebildiğim muhteşahane anime. önümdeki ders yoğunluğu bitince kesinlikle ikinci ve üçüncü kez de izleyeceğim. fazla zekice işlenen olaylar örgüsünde adalet veya cezalandırmalar nasıl işlemeli sorgulatan bir yapımdı. fakat 26-27. bölümden sonrası pek sarmadı. çünkü near light'ı fazla kolay alt etmişti. oysa l ve light'ın kovalamacasındaki olay örgüsü near ve light'ınkinden daha düşündürücü ve keyifliydi. yani bana böyle hissettirdi. olay örgüsü dışında müzikleri ve seslendirmeleri de sahiden çok güzeldi hala arada playlistini açıp açıp dinlerim. izlemeyen herkes izlemeli bence. karakterlere gelecek olursam da üstteki entrylerde söylenenler gibi ryuk için bile izlenir. çizimi ve tasarımı eski bir yapım olmasına rağmen çok güzeldi çünkü. hatta ilk tasarımı animedeki halinden çok farklı düşünülmüş fakat iyi ki bunda karar kılmışlar. merak edenler için ilk tasarımını bırakıyorum.

misa, l, rem ve light'a diyecek bir şeyim yok zaten, gerçekten düşünülmüş karakterlerdi her birisi. light'ın başta adaleti sağlamak gibi masumane bir düşünceyle defteri kullanıp git gide hırslanarak bir yerden sonra her şeyi hafife almaya başlaması sonunu getiren şey oldu. çünkü near gibi kolay bir rakibe de bu yüzden yenildi. l'i yenmeyi başardıktan sonra önüme hangi engeli koysalar atlatırım diye düşündü.
light'ın odasına yerleştirilen kameralara rağmen cips pakedinin içine ekran yerleştirip suçluların adını öyle ölüm defterine yazmasını, odasına girilip girilmediğini anlamak için kapısına kurduğu düzeneği, kol saatine death note' un sayfasından bir parça yerleştirip yine isim yazmaya devam etmesini ağzım açık izledim diyebilirim. fakat l öldükten sonra en azından near'a yenileceğini hissetiği sırada light'ın göz takası yapmasını bekledim.
watari gibi iyilik abidesi bir karakterin ölümü de beni ayrıca üzmüştü.
hoşnut kalmadığım ve beni tatmin etmeyen tek şey sonu oldu. light yagami böyle basit bir şekilde kaybetmemeliydi çünkü.
geçenlerde youtube'da gezinirken animede yakalayamadığım ayrıntıları öğrenmek adına bir kaç videoya bakayım dedim. karşıma bir video çıktı ki beni çok şaşırttı. galiba animede olmayan, alternatif bir kısımmış fakat light'ta sonunda ryuk gibi shinigamiye dönüşüyormuş. bakmak isteyen olursa linkini bırakıyorum
buradan
şimdi size animeyle alakadar bir kaç bilgi de vermek istiyorum:
manganın yazarı tsugumi ohba'nın kim olduğu bilinmemekte, tıpkı l gibi kimliği gizli tutulmaktaymış çünkü bir çok manga yazarı ölüm tehdidi alıyormuş. bu yüzden manganın çizeriyle bile yüz yüze görüşmemiş.
l'in gerçek adı lawliet imiş ve ingilizcedeki low light kelimesiyle aynı telaffuza sahipmiş ve yine ingilizcedeki karşılığıyla aynı, düşük ışık anlamına gelen bir isimmiş. bu ismi seçmelerindeki sebep yagami light ile ne kadar zıt olduklarını göstermekmiş.
ayrıca anime bir dönem çinde yasaklanmış çünkü çocuklar death note'dan etkilenip anime sonrası satılan bu ürünü alarak sevmedikleri kişilerin adını yazmaya başlamış.
ryuk'un elma yemesini de insan oğlunun cennetten kovulma hikayesine bağlıyorlar genelde.
bunun dışında son olarak animenin playlistini bırakıyorum dinlemek isteyenlere, buyurunuz efendim buradan
izleyin, izlettirin pişman olmazsınız.

misa, l, rem ve light'a diyecek bir şeyim yok zaten, gerçekten düşünülmüş karakterlerdi her birisi. light'ın başta adaleti sağlamak gibi masumane bir düşünceyle defteri kullanıp git gide hırslanarak bir yerden sonra her şeyi hafife almaya başlaması sonunu getiren şey oldu. çünkü near gibi kolay bir rakibe de bu yüzden yenildi. l'i yenmeyi başardıktan sonra önüme hangi engeli koysalar atlatırım diye düşündü.
light'ın odasına yerleştirilen kameralara rağmen cips pakedinin içine ekran yerleştirip suçluların adını öyle ölüm defterine yazmasını, odasına girilip girilmediğini anlamak için kapısına kurduğu düzeneği, kol saatine death note' un sayfasından bir parça yerleştirip yine isim yazmaya devam etmesini ağzım açık izledim diyebilirim. fakat l öldükten sonra en azından near'a yenileceğini hissetiği sırada light'ın göz takası yapmasını bekledim.
watari gibi iyilik abidesi bir karakterin ölümü de beni ayrıca üzmüştü.
hoşnut kalmadığım ve beni tatmin etmeyen tek şey sonu oldu. light yagami böyle basit bir şekilde kaybetmemeliydi çünkü.
geçenlerde youtube'da gezinirken animede yakalayamadığım ayrıntıları öğrenmek adına bir kaç videoya bakayım dedim. karşıma bir video çıktı ki beni çok şaşırttı. galiba animede olmayan, alternatif bir kısımmış fakat light'ta sonunda ryuk gibi shinigamiye dönüşüyormuş. bakmak isteyen olursa linkini bırakıyorum
buradan
şimdi size animeyle alakadar bir kaç bilgi de vermek istiyorum:
manganın yazarı tsugumi ohba'nın kim olduğu bilinmemekte, tıpkı l gibi kimliği gizli tutulmaktaymış çünkü bir çok manga yazarı ölüm tehdidi alıyormuş. bu yüzden manganın çizeriyle bile yüz yüze görüşmemiş.
l'in gerçek adı lawliet imiş ve ingilizcedeki low light kelimesiyle aynı telaffuza sahipmiş ve yine ingilizcedeki karşılığıyla aynı, düşük ışık anlamına gelen bir isimmiş. bu ismi seçmelerindeki sebep yagami light ile ne kadar zıt olduklarını göstermekmiş.
ayrıca anime bir dönem çinde yasaklanmış çünkü çocuklar death note'dan etkilenip anime sonrası satılan bu ürünü alarak sevmedikleri kişilerin adını yazmaya başlamış.
ryuk'un elma yemesini de insan oğlunun cennetten kovulma hikayesine bağlıyorlar genelde.
bunun dışında son olarak animenin playlistini bırakıyorum dinlemek isteyenlere, buyurunuz efendim buradan
izleyin, izlettirin pişman olmazsınız.
devamını gör...
birini kaybetmekten korkmak
bazen
kaybetmekten korkarsın, korktukça
kaybedersin, biraz daha korkar, biraz daha kaybedersin.
kaybetmekten korkarsın, korktukça
kaybedersin, biraz daha korkar, biraz daha kaybedersin.
devamını gör...
sevmek vs sevilmek
pek bilinmeyen,
"canımla yazdığım sözlerim var istersen
kafiye bulmamı bekleyen sana
sev beni küçük ellerinle
bir soruyla ömrünü harcama
sevmek mi sevilmek mi
ölmek mi daha kolay?
iki yalnız/yanlış arasında olanlar şimdi neye yarar?" sözlerine sahip bir tuna kiremitçi şarkısıdır.buradan...
....
fuzuli "sevmek diye cevap vermiş bu soruya çünkü sevildiğimizden emin olmak zormuş...
"canımla yazdığım sözlerim var istersen
kafiye bulmamı bekleyen sana
sev beni küçük ellerinle
bir soruyla ömrünü harcama
sevmek mi sevilmek mi
ölmek mi daha kolay?
iki yalnız/yanlış arasında olanlar şimdi neye yarar?" sözlerine sahip bir tuna kiremitçi şarkısıdır.buradan...
....
fuzuli "sevmek diye cevap vermiş bu soruya çünkü sevildiğimizden emin olmak zormuş...
devamını gör...
mevlana celaleddin-i rumi
mürşit
mürşid-i kamil
“gölgeye aşık olursan, güneş çekip gittiğinde ortada kalırsın. “ demiş kendisi mesnevi’de
mürşid-i kamil
“gölgeye aşık olursan, güneş çekip gittiğinde ortada kalırsın. “ demiş kendisi mesnevi’de
devamını gör...
birhan keskin
şu hayatta görüp göreceğim en saf insanın tanıştırdıgi şair.
göğsü daralan, o en dar anında bir derin nefes alabilsin diye kargo'yu yazmış. sağ olsun, yine dar gelen şu sabahta aklıma düşmüş oldu.
"sana buraya bazı şeyler koyuyorum. yol boyunca aklında olsun.
lazım olursa açar okursun. olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.
şuraya bir cümle koydum. bırak, acımızı birileri duysun. hem
zaten şiir niye var? dünyanın acısını başkaları da duysun!
acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. ortada dursun. olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. az unutursun.
buraya tabiatı koydum. ağaçları, suyu, ovayı, dağı. onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
buraya, küçük mutlu güneşler koydum. günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
buraya, bir inanç bir inat koydum. tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
buraya yolun yokuşunu koydum. bildiğim için yokuşu. zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.
buraya umutlu günler koydum. şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
.....
buraya bir silkintiotu koydum. kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun."
orda bir yerde şu saat, şu dakika göğsü daralan biriniz daha varsa eğer, tam şimdi, şuan derin derin bi nefes alsin diye...
göğsü daralan, o en dar anında bir derin nefes alabilsin diye kargo'yu yazmış. sağ olsun, yine dar gelen şu sabahta aklıma düşmüş oldu.
"sana buraya bazı şeyler koyuyorum. yol boyunca aklında olsun.
lazım olursa açar okursun. olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.
şuraya bir cümle koydum. bırak, acımızı birileri duysun. hem
zaten şiir niye var? dünyanın acısını başkaları da duysun!
acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. ortada dursun. olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. az unutursun.
buraya tabiatı koydum. ağaçları, suyu, ovayı, dağı. onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
buraya, küçük mutlu güneşler koydum. günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
buraya, bir inanç bir inat koydum. tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
buraya yolun yokuşunu koydum. bildiğim için yokuşu. zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.
buraya umutlu günler koydum. şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
.....
buraya bir silkintiotu koydum. kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun."
orda bir yerde şu saat, şu dakika göğsü daralan biriniz daha varsa eğer, tam şimdi, şuan derin derin bi nefes alsin diye...
devamını gör...
her öğlen tavuk döner yiyen kesim
hormonal problemler yaşaması an meselesi olan kişilerdir. özellikle çocuk ve ergenlerde her günün bir öğününde tüketimi uzun vadede ciddi problemlere neden olabilir. zira bizim tavuk dediğimiz bu ürünler birkaç haftada kesimlik hale gelen ve uzmanların "kanatlı" olarak adlandırdığı canlılardır. her ne kadar şiddetle yalanlansa da üretimlerinde antibiyotik ve östrojen hormonu kullanıldığı iddiaları söz konusudur. diğer gıdalara oranla fiyatının düşük, pratik, doyurucu ve lezzeti yüksek bir ürün olması sebebiyle tercih edilir çoğu zaman.
devamını gör...
celcius ölçeği
suyun donma noktası için 0° gene suyun kaynama noktası için 100° yi temel alan bir ölçektir. sıcaklık ölçmek için kullanılır. 1742'de isveçli gökbilimci anders celsius tarafından bulunmuştur. tanımlanan noktalar arasındaki 100 derecelik aralık nedeniyle santigrat ölçeği olarak adlandırılır. (latince centum=yüz, gradus=aralık kelimelerinin birleşiminden gelir). metrik sisteminin benimsendiği her yerde kullanılır.
ne gariptir ki mucit celsius, suyun kaynama noktası (sıcak uç) için 0° ve karın erime noktası (soğuk uç) için 100° kullanmış. daha sonra ölçeğini soğuk uçta 0° ve sıcak uçta 100° olacak şekilde tersine çevirerek bu gün kullandığımız şekilde yaygın kullanım kazandırmıştır.
celcius ölçeğinin en büyük rakibi (bkz: fahrenheit) dır. (bkz: imperial sistem) kullanan abd, ingiltere gibi ülkelerde sıcaklık ölçmek için kullanılır. ancak bu ikisinide yarı yolda bırakan sıcaklık ölçü birimi, uzun zaman kenarda köşede kalmış olan (bkz: kelvin) olmuştur. sıcaklık için fransızcası système ınternational d'unités olan uluslararası birimler sistemi (kısaltması sı) tarafından belirlenmiş fiziksel nicelikleri ölçmek için olan yedi temel birimden birisi olmuştur. bkz: #400051
son not: lütfen ısı ve sıcaklığı birbirine karıştırmayalım aradaki fark için #155746
ne gariptir ki mucit celsius, suyun kaynama noktası (sıcak uç) için 0° ve karın erime noktası (soğuk uç) için 100° kullanmış. daha sonra ölçeğini soğuk uçta 0° ve sıcak uçta 100° olacak şekilde tersine çevirerek bu gün kullandığımız şekilde yaygın kullanım kazandırmıştır.
celcius ölçeğinin en büyük rakibi (bkz: fahrenheit) dır. (bkz: imperial sistem) kullanan abd, ingiltere gibi ülkelerde sıcaklık ölçmek için kullanılır. ancak bu ikisinide yarı yolda bırakan sıcaklık ölçü birimi, uzun zaman kenarda köşede kalmış olan (bkz: kelvin) olmuştur. sıcaklık için fransızcası système ınternational d'unités olan uluslararası birimler sistemi (kısaltması sı) tarafından belirlenmiş fiziksel nicelikleri ölçmek için olan yedi temel birimden birisi olmuştur. bkz: #400051
son not: lütfen ısı ve sıcaklığı birbirine karıştırmayalım aradaki fark için #155746
devamını gör...
bisküvi arası lokum
kıstırma derler buna. özellikle kakaolu pötibör arası güllü lokum denemenizi tavsiye ederim. yemeden önce lokumu iki dilim halinde ya da hafiften ezerek yerleştirmeli ki bisküvi kırılmasın.
devamını gör...
kahve demlemek
kahve, demleme esnasında yaklaşık 900 kimyasalın özütlendiği , kimyasal açıdan karmaşık bir içecektir. teknik olarak, kavrulmuş kahvenin yaklaşık %30’u demlenmiş kahve içinde çözünebilir. deneyimlediğiniz üzere, özütlenebilen her bileşik özütlenmemelidir.bir kahve presi ile demlemeyi ele alın. demlerken acele edip kahveyi yalnızca iki dakika özütlerseniz kahve eksik özütlenmiş olur ve tadı bitkisel ve acı olur. kahve presini unutup 10 dakika demlerseniz, kahve aşırı özütlenir ve tadı acı ve kekremsi olur. mükemmel pres hazırlamak için demleme tarifine uyup kahveyi dört dakika bekletirsiniz ortaya dengeli ve lezzetli bir fincan çıkar. bu üç demlenmiş kahve örneğinin tadı farklıdır her birinde tanelerden demlenmiş kahve farklı sayıda lezzet ve aroma bileşiğini geçer . diğer bir deyişli, her bir
demleme farklı özütleme miktarlarına sahiptir.
harika bir fincan kahve demlemek için taze tatlı kahve çekirdekleri ile başlanmalıdır. bayat kahve, aromasının ve asiditesinin büyük kısmını kaybetmiştir. kavrulmuş kahvenin nüanslı ve karmaşık lezzetlerini ve aromalarını yaratan uçucu bileşikler zaman içinde bozulur, ardında renksiz, düz, karton benzeri lezzetler bırakır.
en taze kahvenin en iyi kahve olduğu söylenir. fakat aşırı taze kahvenin demlenmesi de sorunludur. kavurucunun soğutma tepsisinden yeni alınmış bir kavrulmuş kahveyi demlemeye çalışırsanız iyi bir fincan kahve elde etmeniz zor olur. taze kavrulmuş kahve tanelerini ıslattığınızda, doğal olarak biriken gazların büyük kısmı dışarı kaçar ve doğru lezzet bileşiklerini özütlemek zorlaşır. bu tür bir kahve demlemek fazla taze lezzetlere yol açar; karmaşıklık, denge ve tatlılık kaybolur.
demleme işlemi esnasında, suda çözünür maddeler (katılar) çözünür, kahve tanelerini suyun içine taşır. katı miktarı demleme esnasında değişir ve kahvenin lezzetini, rengini, gövdesini ve aromasını etkiler. hem çözünür hem de çözünmeyen bileşikler özütlenir . çözünür bileşikler içinde lezzet ve aromayı yaratanlar da bulunur. çözünmeyen bileşikler, suda çözünmeyen ama sıvıda sıvı çözünük (asılı) hale gelen yağlar ve liflerdir. her filtre bu çözünmeyen bileşikleri demlenen kahveye farklı miktarlarda geçirir ve bunlar ağız hissi ve
dokuyu etkiler.
kahve endüstrisi bilgilerinin büyük kısmı yoğunluk, özütleme ve tat üzerine yapılan kontrollü deneylere dayanır. bu araştırmalar sayesinde en lezzetli özütleme aralığı, yani optimum özütleme aralığı tanımlandı. çekirdeğin %30’u çözünüp özütlenebiliyor olsa da, en hoş lezzetler genelde %18 - %22 özütleme aralığında bulunur.
demleme farklı özütleme miktarlarına sahiptir.
harika bir fincan kahve demlemek için taze tatlı kahve çekirdekleri ile başlanmalıdır. bayat kahve, aromasının ve asiditesinin büyük kısmını kaybetmiştir. kavrulmuş kahvenin nüanslı ve karmaşık lezzetlerini ve aromalarını yaratan uçucu bileşikler zaman içinde bozulur, ardında renksiz, düz, karton benzeri lezzetler bırakır.
en taze kahvenin en iyi kahve olduğu söylenir. fakat aşırı taze kahvenin demlenmesi de sorunludur. kavurucunun soğutma tepsisinden yeni alınmış bir kavrulmuş kahveyi demlemeye çalışırsanız iyi bir fincan kahve elde etmeniz zor olur. taze kavrulmuş kahve tanelerini ıslattığınızda, doğal olarak biriken gazların büyük kısmı dışarı kaçar ve doğru lezzet bileşiklerini özütlemek zorlaşır. bu tür bir kahve demlemek fazla taze lezzetlere yol açar; karmaşıklık, denge ve tatlılık kaybolur.
demleme işlemi esnasında, suda çözünür maddeler (katılar) çözünür, kahve tanelerini suyun içine taşır. katı miktarı demleme esnasında değişir ve kahvenin lezzetini, rengini, gövdesini ve aromasını etkiler. hem çözünür hem de çözünmeyen bileşikler özütlenir . çözünür bileşikler içinde lezzet ve aromayı yaratanlar da bulunur. çözünmeyen bileşikler, suda çözünmeyen ama sıvıda sıvı çözünük (asılı) hale gelen yağlar ve liflerdir. her filtre bu çözünmeyen bileşikleri demlenen kahveye farklı miktarlarda geçirir ve bunlar ağız hissi ve
dokuyu etkiler.
kahve endüstrisi bilgilerinin büyük kısmı yoğunluk, özütleme ve tat üzerine yapılan kontrollü deneylere dayanır. bu araştırmalar sayesinde en lezzetli özütleme aralığı, yani optimum özütleme aralığı tanımlandı. çekirdeğin %30’u çözünüp özütlenebiliyor olsa da, en hoş lezzetler genelde %18 - %22 özütleme aralığında bulunur.
devamını gör...
yaşamaya nereden başlamalı
yaşamaya doğumdan itibaren başlıyoruz, ama bahar çağı bittikten sonra, sürünme devri başlıyor, ona da yaşama denmez .
devamını gör...
üstteki soruyu cevaplayıp bir soru sor
abime bime kadar gidip gelicem demiştim ama aslında kargoya gittim. nerede kaldın diye sorunca da köpekler önüme çıktı bende kestirme yolundan geldim demiştim.
hayatında yediğin en büyük kazık nedir?
hayatında yediğin en büyük kazık nedir?
devamını gör...
en sevilen kıraç şarkısı
çeşminaz.
devamını gör...