321.
dunya guzeli, kumral, ela gozlu bir kız cocugu. 7-8 yaslarında. sınıftan esmer bi cocuga asık olmus:

-ben: buyuyunce senin yakısıklıyla mı evlenicen?
-kucuk cimcime: simdiden bi sey soyleyemem. belki buyuyunce fikrim degisir.

simdi cocuklar bi harika dostum:)
devamını gör...
322.
+ heştiaaaaa... emşiği buldum. bişeyinin atındaymııış. bak buldum...
- aaa aferin. nerede buldun bitanem?
+ bişeyinin atında
- neyin altında??
+ bi-şey-inin
(burada neyin altı olduğunu kavrayamayan ben gülmeye başlıyorum ve araya ablası giriyor)
* beşiğinin altındaymış.

beşiğe bişey diyeceği hiç aklıma gelmemişti.
devamını gör...
323.
5 yaş

+anneciğim bak orası kız kulesi.
-(sinirli ve ağlamaklı bir sesle) hayır anne, yalan söylüyorsun. o'nun içinde kız yok. içinde kız olmayan kız kulesi mi olur. o dümdüz bir kule. deniz kulesi.
devamını gör...
324.
olm allah affetsin bu basliga yazilanlarin cogu komik olmayan diyaloglardir. ama cocuk ya onunla yasarken tatli olabilir bilemicem.
devamını gör...
325.
dün kuzenim aradı. 10 yaşında oluyor sanırım 5. sınıfa başlama yaşı kaçsa işte tam o yaşta. şimdi yaptığımız muhabbete dair bir analiz yapmam gerekli zira çocuklardaki bu zeka dengesizliğini anlayamıyorum.

1-grip olmuş. grip aşısı yapılmıyor diye şikayet etmeye aramış. ona anlattım dedim bak grip aşısı şöyle bir şey böyle bir şey. aşıyı olur olmaz iyileşeceğini düşünmüş. dedim 'yok yavrucum o öyle değil'. sonra bu çocuk koluna demir girdiğinde kendisine tetanoz yapıldığına takılmış. dedim bak bunlar başka aşılar. yani kısacası iğne yapılırsa iyileşirim, aşı da bir iğnedir ve annem bana aşı yaptırmadığı için gribim geçmiyor sonucuna varmış. evet, mantıklı bir kafa karışıklığı ve mantıklı bir çıkarım. bu yüzden hala bir veletsin gözümde.

2- hapşırmak işinin gribi çözeceğini kim söylediyse buna inanmış. evdeki onu hapşırtan parfümü sıkıp sıkıp hapşırıyormuş. evet saçma ancak tam da ondan bekleyebileceğim bir kafa karışıklığı, hala bir veletsin.

**burda araya girip şunu söylemek istiyorum. hapşırmak neymiş allaşkına? hapşurmak olmalıydı. bir de ne tuhaf kelime ister hapşı ister hapşu olsun, ne tuhaf kelime. agizda kalan istenmeyen bir tat gibi. alerjinin yarattığı burun kaşıntısı gibi. vidanjör sesi gibi. gibi. gibi
çok rahatsız edici, baktıkça da rahatsızlığım artıyor. neyse

3-simdi ortaokula geçti ya bu çocuk. sınıf öğretmeni kavramı falan hep değişti. dedim 'nasıl gidiyor okul işi?' okulu da değişti, sistem de değişti. sevdin mi ettin mi gibi sorular sordum. hala bir çocuk gibi cevap verdi. sonra dedim 'neye şaşırdın en çok?'. anlamadı sorumu. 'ben öğretmenlerin değişip durmasına bir türlü alışamamıştım mesela ve buna hep şaşırıyordum' dedim. bu zibidi çocuk beni zorbaladı biraz. dedi 'bunda şaşıracak ne var? hem daha iyi' dedi. 'eskiden sınıf öğretmeni mesela matematiği yüzde otuz biliyordu, bize soruyordu; şimdiki matematik öğretmeni sadece matematik biliyor ve biz ona soruyoruz.'
işte şüphelerim burda artti. zira artık velet değildi. cümleye bak. sanki bana eğitimci. hale bak.

öyle mi paşam? o kadar biliyorsan parfümü sıkıp hapşırtmazdın kendini. onu zorbalayacağım

bit
ti
devamını gör...
326.
geçenlerde samimi bir aile dostumuza çaya davetliydik, ufak veletleri önce göğsüme yattı, ardından mememi gösterip içinde süt mü var diye sordu… ablan sadece yetişkinler için süt üretiyor bitanem biraz büyü de anan anlatır durumları.
devamını gör...
327.
amcamlara giderim ve 6 yaşındaki velet kuzenim sunu söyler;

kuzenim: niye geldin?
ben: misafirliğe geldim.
kuzenim : seni kim çağırdı? , ben çağırmadım.
ben: annenler cağırdı.
kuzenim: kapıyı ben açtım, istemiyorum. git.


buyur buradan yak. ölür müsün ? öldürür müsün? :)

açıkcası kendi ailem adına konuşmak gerekirse, amcamların cocuklarını yetiştiremediklerini düşünüyorum. her ne kadar eğitimli bir amcam olsa da, cocugunu özgür büyütmek ile saygılı büyütmek arasındaki sınırı koruyamadı ve her iki cocuguna da bunu veremedi. inanılmaz kompleksli, istedikleri her şeyi söyleyen, narsist kişilikler oldular ve hızla büyüyorlar. büyük kuzenim 13-14 yaşında. narsistlik kişilik bozukluğu ve uyum sorunu özellikleri çok fazla. bütün cocuklukları boyunca amcamları bu konuda uyarmış ve yanlış davrandıklarını söylemiştim hatta her 2 cocugu için de pedegog'tan destek almaları gerektiğini, cocuklarda ciddi davranış bozukluğu olduğunu ifade ettim. beni dinlemediler, " cocuk onlar" diyerek tüm aile bu yanlışın üstünü kapattı. şimdi ise, söylediğim noktadalar ve kimse baş edemiyor. artık geç kalındı tabi, karakterleri şekillendi ve oturdu. bu yüzden amcamlarla aramın bozulmaması adına çok görüşmüyorum. ailede var olan herkes, huzursuzluk cıkmasın diye cocuklara tahammül ediyor fakat ben saygı konusunda cok özenli yetiştirildiğim için bu bana batıyor. 6 yaşında saygısızlık yapan cocugu sırf ailesi yüzünden hoş görmek zorunda değilim. bu saygısızlığa çanak tutmak zorunda da değilim. bu yüzden iletişimi minimum tutuyorum. bu hikayeyi neden anlattım peki?

çocukları "kuralsız büyütmek" , "özgür bırakmak" değildir. her cocuk, daima istediğini seçebilecek şansı olduğunu bilmeli ama saygıyı ve kişisel ölçülerini koruyarak hareket etmeyi ise, erdem haline getirmelidir. saygıyı ve adaplı duruşu öğretmezsen, ortaya kontrol edemeyeceğin narsistler çıkar. mesela; 2 tanesi benim kuzenlerim oluyor.
devamını gör...
328.
-teyzecim, bilekliklerin çok güzel, sen çok güzelsin.
-al sana vereyim birini, sen de güzel ol.
-yok ben senin kadar güzel olamam.
ne olacak bu kız yeğenlerin teyze aşkı?*
devamını gör...
329.
“ne yiyorsun bakayım?”

“bir şey yemiyorum.”

“tabaktaki ne?”

“eee çorba içilir, yenmez ki!”

“hmmm...”

“o elindeki ne?”

“çikolata. sen de yemek ister misin?”

“olmaz annem kızar.”

“neden?”

“kilo alırım sonra. annem şişko olmamı istemiyor...”

“ama annen burada yok. salonda ve bizi görmüyor?”

“bilmiyorum...”

kısa bir süre boşluğa bakarak çorbasını içer ve düşünür...

“ne karar verdin? bak hala yarısını bitirmedim, ye bence.”

“annem burada değil ama olsa kızacağını biliyorum, bu beni üzüyor. çikolatadan yemeyeceğim için sen üzülmezsin ki. seni seviyorum sanrı amca ama yemiyecem. çorba içelim beraber. sen de beni üzme...”

“...”

küçücük iradesiyle beni yendi o an. karanlık tarafa geçmedi. kendimi yenilgiye uğramış darth vader gibi hissetsem de aşırı mutlu olmuştum. iyi ki çocuklar var...
devamını gör...
330.
ara tatil sonrasındaki ilk pazartesi sabahı minik yeğeni uyandırmıştık…


"yaa beni niye erken kaldırdınız?"

"okula gideceksin, unuttun mu?"

"ama tatildeydik???"

"tatil dün bitti..."

"haksızlık bu! güzel şeyler niye hep böyle çok çabuk bitiyor…"
devamını gör...
331.
kardeşim babama doğum gününde kendi hikaye kitabını hediye etti, neden onu hediye verdin diye sorduk, bana okuması için hediye ettim tabiki dedi
devamını gör...
332.
9 yaşındaki küçük kuzenle girdiğim ilginç diyalogtur.

- fön makinamızı sen mi tamir ettin?
+ evet.
- elektrikten anlıyon galiba?
+ az çok diyelim.
- ben büyüyünce profesör olcam.
+ profesör. iyiymiş. neden profesör olcan peki?
- lavla suyu birleştirip obsidyen yapcam. sonra da bi portal açıp cennete gitcem.

enişte bu oğlana ne içirdiniz?
devamını gör...
333.
anlatınca komikligi kalmayan diyaloglardir genelde. anlıktır.
devamını gör...
334.
az önce 4 yaşında bir bireyle

- beni neden bu kadar seviyorsun?
- çünkü kıyafetlerin çok güzel özellikle bugün giydiğin elbise

işte beni ben olduğum için seven biri daha*
devamını gör...
335.
kardeşimin eşi 4 yaşındaki yeğenimden dua etmesini istiyor. "allah'ım filistinli kardeşlerimize yardım et" diye...

yeğenim de de cevap veriyor: "hadi gidip biz yardım edelim"

şuurlu çocuk...
devamını gör...
336.
bu seferki iki çocuk arasında geçen bir diyalog;

oğlum 6, yeğenim 5 yaşında. birkaç gün önce evrim teorisini konuşmuştuk, oğlum da kulak misafiri olmuş. tabii biraz yanlış anlamış ve en sevdiği hayvan kediler olduğu için de kedilerden geldiğine inanmış.

o: agah ben önceden kediydim. sen neydin?
y: nasıl kedi olabilirsin, biz onlara hiç benzemiyoruz ki
o: olur mu hiç önceden kediydik.
y: ama baksana rengimiz bile farklı.
o: dur ben bir allah'a sorayım. (arkasını dönüp ellerini dua eder gibi açar, biraz öyle bekler)
tamam değilmişiz.
devamını gör...
337.
ufaklık 4 yaşında

- sen bir şeyler yazabiliyor musun?
- daha az önce ödevini yaparken yardımcı oldum ya
- tamam ama biliyor musun?

pek belli edemedim sanırım
devamını gör...
338.
yeğenim elimden çekiştirip bir yerlere götürmeye çalışır, gelmeyince:

- soyunsal, soyunsal
+ sorunsal değil teyze diyeceksin, armut seni

gene elimden çekiştirerek: - aymut, aymut.
devamını gör...
339.
yaaaaaaaaa.

bundan yaklaşık iki sene önce, yeğenim beş yaşındayken aşkımın bahar tomurcuğu, tatlı balım.

anaokulundan aldım, yürüyoruz derken duvarlardaki boyaları gördü. dedi “hala biz de yapsak olur mu?”dedim, şimdi bunun için alacağımız şeyin alacağımız yer yok sonra yaparız. dedi nerde satılıyor anlattım boya badana eşyaları bilmem ne satan yerlerde. tamam dedik konuyu kapattık.

ertesi gün boya badana eşyaları bilmem ne satan yerlerden birinin önünden geçerken, hala hani alacaktık ya. burada satılmıyor mu dedi. girdik içeri. tabiki biliyorum çok zararlı solumak o boya spreylerini. hiç de dayanamam böyle şeylere. aldık bir tane. boyalı duvar buldukça azıcık çizip devam ediyoruz yolumuza.

derken büyükçe baya önceden boyanmış bir duvar bulduk. takılıyoruz. aaa gel çöp adam yapalım aaaa gülen yüz yapalım. hadi sen şurayı yap. bir o bir ben duvarı spreyliyoruz işte.

derken bir kadınla göz göze geldim. duvarın bağlı olduğu binanın bahçesinden bize bakıyor. ne zamandan beri bakıyordu bilmiyorum. dedim balım yürü. gidiyoruz. böyle hızlı adımlarla yürümeye başladık. şimdi artık özel mülk gibi falansa diye hafiften tırstım bir yandan da balıma anlatılıyorum. işte kızarlar yaptığımız belki olmaması gereken bir şeydi falan.

hadi dedim delilleri de yok edelim attık çöpe spreyi ki bir daha o da uğraşmak istemesin. evet zararlı.

çöpe atarken sprey şişesini;

napalım hala, eğlencemiz içimizde mi kalsaydı?

dedi.

zağteeen böyle anlık aklıma geleni yapmayı severdim ama bu cümleyi de hayatımın baş köşesine altın harflerle yazdım.

şimdi sonunu direk anlatsam anlaşılmayacaktı. anlatmayı da sevdiğim için yazdım gitti. içimde mi kalsaydı. ahahsjahahah
devamını gör...
340.
bayram harçlığı muhabbetinde dün babamdan paraları toplayan yedi yaşındaki yeğenim bugün yine bayramlaşma harçlık muhabbeti dönünce masada,

“para için yaşamıyorum zengin olmaya çalışıyorum” dedi.

evet yedi yaşında.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"çocuklarla girilen komik diyaloglar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim