kekeme
bu entry'de 4 yaşımdan 10-12 yaşına kadar yaşamış olduğum olduğum kekemelik sürecimden, yaşadığım zorluklardan ve kişisel başarımdan bahsedeceğim, çayınızı kahvenizi ve kekinizi eksik etmeyin, iyi okumalar.
tanım ile başlayalım, nedir bu kekemelik?
kelimelerin, seslerin ya da harflerin ağızdan kesikli olarak çıkması, konuşurken duraksamak, konuşamamaktır, toplumumuzun yaklaşık %10 ila %12'si bu rahatsızlıktan muzdariptir, bu sebeple bilmekte fayda var, değil mi?
kekemelik, konuşma bozukluğu, ikiye ayrılır.
a) doğuştan, fizyolojik sebeplerle kekeme olanlar.
b) psikolojik bir travma sebebiyle kekeme olanlar.
ben b sınıfında yer alan eski bir kekemeyim, kendisiyle uzun süren bir savaşımız oldu, ne mutlu ki yendim. :)
öncelikle, insanı diğer hayvanlardan ayıran en büyük iki özellik düşünmek ve bağımsız iletişimdir, kekeme olan bireylerde bu iki yetiden biri eksik olduğu için çok ciddi sorunlar ile başbaşa kaldıklarını belirtmekte fayda var, kekeme olan bireyler aynı zamanda özgüven eksikliği, asosyallik, obezite gibi sorunlar ile yüzleşmek zorunda kalabiliyorlar.
ben kekeme olduğumu dört yaşında öğrendim, ailem ve etrafımdaki insanlar söylediler, çocuk olduğumuz için ne olduğunu anlayamadık tabii, ancak sonradan işin rengi değişti. bir insan için en basit zevkler benim için ızdıraptı; bakkaldan bir şeyler almak, kıyafet alışverişi yapmak, okulda türkçe dersinde öğretmenin oku dediği yeri okuyamamak, arkadaş edinmek, dertlerini paylaşmak ve daha nicesi.
her şeyde olduğu gibi kötü bir olay tek başına gelmedi, başta özgüvenimi kaybettim, ardından insanlara olan güvenimi ve sevgimi, okula yeni başlayan ve insanların parmakla gösterip "bak, o konuşamıyor, ne kadar kötü değil mi?" dediği insan oldum, insanlar tarafından acınmak da berbat, haliyle.
sekiz yaşıma doğru kaybettiğim mutluluğu yemekte aramaya başladım ve kendi yaşımdan yedi-sekiz yaş büyük(genç giyim) kıyafetleri giymeye başladım, cüssemin büyümesi ve irileşmem ile öfkem birleşti ve sinirli biri olup çıktım, bu süreçte de özellikle kavga ettiğim kişi sayısı arttı, öfkemi kontrol edememeye başladım.
on yaşıma geldiğimde bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdim ve öfkemi bir kenara koydum, öğretmenin oku dediği yerlerde okuyamadığımda okumak için daha çok çalıştım, asla pes etmedim, bu süreç iki yıl sürdü ve sonunda yendim.
keşke birkaç paragrafa sığan bir süreç küçük bir çocuk için de aynı kısa zamanda olsaydı, bu süreç beni yaşıma göre olgun davranmaya itti, bu sebeple erken büyüdüm denilebilir.
velhâsıl, kekemelik ciddi yönetim isteyen bir süreçtir, özellikle küçük yaşlarda bu dertten muzdarip olan kişiler beni anlayacaktır.
buraya benim bu süreçte en çok rahatsız olduğum davranışları da not düşmek istiyorum.
1) kekeme birisinin lafını asla tamamlamayın, birakın o tamamlasın, müdahale etmeyin.
2) o da normal bir insan, sadece ciddi bir sorunla baş başa, ona yanında olduğunuzu hissettirin ve iyi davranmaya özen gösterin.
3) kekeme olması hakkında o istemedikçe konuşmayın, kekeme olan bireyler kekemelikten bahsedildiğinde stres yaptıkları için daha çok kekelemeye başlarlar.
4) sevin dostlar, sevdiğinizi gösterin.
5) bilinçli bir aile bireyi olun ve çocuğunuzu hacı-hoca gibi kişiler yerine öncelikli olarak modern tıbbı tercih edin, konuşma terapistine götürün.
6) çocuğunuza asla şiddet uygulamayın, bu muhtemelen benim kekememe neden olan travma sebebimdi, lütfen yapmayın.
7) çocuğunuzun ya da arkadaşınızın kekemelik gibi bir sorunu varsa onun yanında olun, aksi durumda benim gibi tek başına yenmek zorunda olabilir, yenerken duygularından büyük bir parçayı kaybedebilir.
buradan sonrası kekeme olan arkadaşlar için:
arkadaşlar, asla pes etmeyin, geçmekte olduğunuz yolları henüz kumdan kale yapmam gereken bir süreçte geçirdim ve çok iyi anlıyorum, kaç yaşınızda ve her kim olursanız olun başarabileceğinize inanıyorum, ben yolun sonuna ulaştım ve kurtuldum, mesaj kutum her zaman açık, aklınıza takılan bir konu olursa ya da konuşmak isterseniz lütfen beni rahatsız edin.
sevgilerimle, güzel kalın.
tanım ile başlayalım, nedir bu kekemelik?
kelimelerin, seslerin ya da harflerin ağızdan kesikli olarak çıkması, konuşurken duraksamak, konuşamamaktır, toplumumuzun yaklaşık %10 ila %12'si bu rahatsızlıktan muzdariptir, bu sebeple bilmekte fayda var, değil mi?
kekemelik, konuşma bozukluğu, ikiye ayrılır.
a) doğuştan, fizyolojik sebeplerle kekeme olanlar.
b) psikolojik bir travma sebebiyle kekeme olanlar.
ben b sınıfında yer alan eski bir kekemeyim, kendisiyle uzun süren bir savaşımız oldu, ne mutlu ki yendim. :)
öncelikle, insanı diğer hayvanlardan ayıran en büyük iki özellik düşünmek ve bağımsız iletişimdir, kekeme olan bireylerde bu iki yetiden biri eksik olduğu için çok ciddi sorunlar ile başbaşa kaldıklarını belirtmekte fayda var, kekeme olan bireyler aynı zamanda özgüven eksikliği, asosyallik, obezite gibi sorunlar ile yüzleşmek zorunda kalabiliyorlar.
ben kekeme olduğumu dört yaşında öğrendim, ailem ve etrafımdaki insanlar söylediler, çocuk olduğumuz için ne olduğunu anlayamadık tabii, ancak sonradan işin rengi değişti. bir insan için en basit zevkler benim için ızdıraptı; bakkaldan bir şeyler almak, kıyafet alışverişi yapmak, okulda türkçe dersinde öğretmenin oku dediği yeri okuyamamak, arkadaş edinmek, dertlerini paylaşmak ve daha nicesi.
her şeyde olduğu gibi kötü bir olay tek başına gelmedi, başta özgüvenimi kaybettim, ardından insanlara olan güvenimi ve sevgimi, okula yeni başlayan ve insanların parmakla gösterip "bak, o konuşamıyor, ne kadar kötü değil mi?" dediği insan oldum, insanlar tarafından acınmak da berbat, haliyle.
sekiz yaşıma doğru kaybettiğim mutluluğu yemekte aramaya başladım ve kendi yaşımdan yedi-sekiz yaş büyük(genç giyim) kıyafetleri giymeye başladım, cüssemin büyümesi ve irileşmem ile öfkem birleşti ve sinirli biri olup çıktım, bu süreçte de özellikle kavga ettiğim kişi sayısı arttı, öfkemi kontrol edememeye başladım.
on yaşıma geldiğimde bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdim ve öfkemi bir kenara koydum, öğretmenin oku dediği yerlerde okuyamadığımda okumak için daha çok çalıştım, asla pes etmedim, bu süreç iki yıl sürdü ve sonunda yendim.
keşke birkaç paragrafa sığan bir süreç küçük bir çocuk için de aynı kısa zamanda olsaydı, bu süreç beni yaşıma göre olgun davranmaya itti, bu sebeple erken büyüdüm denilebilir.
velhâsıl, kekemelik ciddi yönetim isteyen bir süreçtir, özellikle küçük yaşlarda bu dertten muzdarip olan kişiler beni anlayacaktır.
buraya benim bu süreçte en çok rahatsız olduğum davranışları da not düşmek istiyorum.
1) kekeme birisinin lafını asla tamamlamayın, birakın o tamamlasın, müdahale etmeyin.
2) o da normal bir insan, sadece ciddi bir sorunla baş başa, ona yanında olduğunuzu hissettirin ve iyi davranmaya özen gösterin.
3) kekeme olması hakkında o istemedikçe konuşmayın, kekeme olan bireyler kekemelikten bahsedildiğinde stres yaptıkları için daha çok kekelemeye başlarlar.
4) sevin dostlar, sevdiğinizi gösterin.
5) bilinçli bir aile bireyi olun ve çocuğunuzu hacı-hoca gibi kişiler yerine öncelikli olarak modern tıbbı tercih edin, konuşma terapistine götürün.
6) çocuğunuza asla şiddet uygulamayın, bu muhtemelen benim kekememe neden olan travma sebebimdi, lütfen yapmayın.
7) çocuğunuzun ya da arkadaşınızın kekemelik gibi bir sorunu varsa onun yanında olun, aksi durumda benim gibi tek başına yenmek zorunda olabilir, yenerken duygularından büyük bir parçayı kaybedebilir.
buradan sonrası kekeme olan arkadaşlar için:
arkadaşlar, asla pes etmeyin, geçmekte olduğunuz yolları henüz kumdan kale yapmam gereken bir süreçte geçirdim ve çok iyi anlıyorum, kaç yaşınızda ve her kim olursanız olun başarabileceğinize inanıyorum, ben yolun sonuna ulaştım ve kurtuldum, mesaj kutum her zaman açık, aklınıza takılan bir konu olursa ya da konuşmak isterseniz lütfen beni rahatsız edin.
sevgilerimle, güzel kalın.
devamını gör...
totem
saçmalıktan ibaret olan bir hurafedir.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
gökten altın yağsa insanın arzuları doyrulamaz. isteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.
-gautama buddha-
-gautama buddha-
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması
küfürsüz de diyalog kurabileceğimizin, hakaret etmeden de fikirlerimizi ve dertlerimizi ifade edebileceğimizin büyük göstergesi.
devamını gör...
yaşama sevincini kaybettiren insanlar
negatif, aksi, mutsuz, bencil, şımarık, hırslı insanlar.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
yavşak kedi
kusursuz bir ölümün peşindeki adam ayağı buzun üzerinde kayarak öldü bugün.
hem de yıldız yokuşunda. hem de delicesine kar yağarken.
üç metre genişliğindeki kaldırımda sabah altıda yürüyordu işine gitmek için. hava henüz karanlıktı. sokak lambalarının altında geçen tek tük arabaların neredeyse tümü siyahtı. ya da en azından bizim adam öyle sanıyordu. ve bu beyaz siyah kombinasyonu adamın içini rahatlatıyordu bir şekilde.
yokuş uzundu. bacaklarındaki damaların açılması için doktorun tavsiyesine uyması gerekiyordu adamın ve işte yürüyordu.
yarısına geldiğinde burnunun üzerindeki siyah noktalar bile donmuştu.
beresini iyice kavradı ve gözlerinin kirpiklerine değecek kadar indirdi.
tam işte o sırada kaldırımın dibinden başlayan binalardan birinden bembeyaz bir kedi fırladı. adamın önünden geçerek ana yola doğru hızla ilerledi.
kedileri sevmezdi adam. köpekleri de sevmezdi ama o sırada arkadan gelen arabanın sesini saniyeler içinde duymuş. saniyeler içinde beyni karar vermiş. kedi ezilmesin diye önce bacakları sonra bütün vücudu harekete geçmişti.
tek bilmediği karın altındaki buzdu.
tek bilmediği karda o kadar sert koşarsan buza ulaşırdın.
ve adam üçüncü adamında havalandı. daha doğrusu önce ayakları sonra bacakları sonra da gövdesi takip etti havalanmayı.
kedi çoktan ana caddeyi geçmiş yavşakça bakıyordu karşı kaldırımdan.
siyah araba ani fren yapmış. kedinin geçtiğini görünce gazı körüklemişti.
ve işte bu yüzden havalanıp beynin üzerine çakılan adamı görmedi sürücü.
beresinin altından sızan kan beyaz karın içinde çiçek gibi açtı.
kusursuz bir ölümün peşindeydi adam.
oysa kusursuz bir ölüm yoktu.
bunu defalarca gören ve bilen kedi tekrar anayolu geçti. adamın başına geldi. ve karın üzerindeki kanı kokladı.
sokak lambaları sönmedi.
kusursuz bir ölümün peşindeki adam ayağı buzun üzerinde kayarak öldü bugün.
hem de yıldız yokuşunda. hem de delicesine kar yağarken.
üç metre genişliğindeki kaldırımda sabah altıda yürüyordu işine gitmek için. hava henüz karanlıktı. sokak lambalarının altında geçen tek tük arabaların neredeyse tümü siyahtı. ya da en azından bizim adam öyle sanıyordu. ve bu beyaz siyah kombinasyonu adamın içini rahatlatıyordu bir şekilde.
yokuş uzundu. bacaklarındaki damaların açılması için doktorun tavsiyesine uyması gerekiyordu adamın ve işte yürüyordu.
yarısına geldiğinde burnunun üzerindeki siyah noktalar bile donmuştu.
beresini iyice kavradı ve gözlerinin kirpiklerine değecek kadar indirdi.
tam işte o sırada kaldırımın dibinden başlayan binalardan birinden bembeyaz bir kedi fırladı. adamın önünden geçerek ana yola doğru hızla ilerledi.
kedileri sevmezdi adam. köpekleri de sevmezdi ama o sırada arkadan gelen arabanın sesini saniyeler içinde duymuş. saniyeler içinde beyni karar vermiş. kedi ezilmesin diye önce bacakları sonra bütün vücudu harekete geçmişti.
tek bilmediği karın altındaki buzdu.
tek bilmediği karda o kadar sert koşarsan buza ulaşırdın.
ve adam üçüncü adamında havalandı. daha doğrusu önce ayakları sonra bacakları sonra da gövdesi takip etti havalanmayı.
kedi çoktan ana caddeyi geçmiş yavşakça bakıyordu karşı kaldırımdan.
siyah araba ani fren yapmış. kedinin geçtiğini görünce gazı körüklemişti.
ve işte bu yüzden havalanıp beynin üzerine çakılan adamı görmedi sürücü.
beresinin altından sızan kan beyaz karın içinde çiçek gibi açtı.
kusursuz bir ölümün peşindeydi adam.
oysa kusursuz bir ölüm yoktu.
bunu defalarca gören ve bilen kedi tekrar anayolu geçti. adamın başına geldi. ve karın üzerindeki kanı kokladı.
sokak lambaları sönmedi.
devamını gör...
ekim öyküsü
söz ve müziği ahmet çilingir'e ait; piiz grubunun kısmen renkli albümünde yer alan pek güzel şarkısı.
fikrime düşer küçük deniz kabukları
martılar ağlasın bu kez susasım var
ziyan olduk hemen kapat şu lambayı
bak dibi görmeye tam bir adım var
gökyüzün olup yağmura büründüm, dur bir damla da sana dökülsün
ben ne aldıysam bizden niye üzgünüm bu yüzden ayırt etmeyi öğrendim
ben ne anlarım bu işten niye bitti ki bu yüzden adam olmayı istedim
kaçmayı bilir senin korkak adımların
gölgeler anlatır benim ne suçum var
mevsimin olur ayaz kara kışlarım
yasemin açmaya ne luzum var
fikrime düşer küçük deniz kabukları
martılar ağlasın bu kez susasım var
ziyan olduk hemen kapat şu lambayı
bak dibi görmeye tam bir adım var
gökyüzün olup yağmura büründüm, dur bir damla da sana dökülsün
ben ne aldıysam bizden niye üzgünüm bu yüzden ayırt etmeyi öğrendim
ben ne anlarım bu işten niye bitti ki bu yüzden adam olmayı istedim
kaçmayı bilir senin korkak adımların
gölgeler anlatır benim ne suçum var
mevsimin olur ayaz kara kışlarım
yasemin açmaya ne luzum var
devamını gör...
çağımızın hastalığı
aynılaşmak
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
ay valla sabah sabah çok iyi geldi bu. uyku sersemi halimle buna bayılmış olabilirim.
devamını gör...
kronik depresyon
tıbben adı distimi dir. majör depresyona göre şiddeti daha hafiftir ancak daha uzun sürelidir.
günlük yaşantımızda çok sık duyduğumuz artık dilimize pelesenk olmuş bir kelimedir kronik depresyon. kronik olması sebebiyle yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.*
bu hastalığın en çok rastlanan sebepleri; aile içerisinde yaşanan bir kayıp, travmatik olaylar, işsizlik, çocukluk döneminde yaşanan cinsel taciz veya kötü davranilma hali, maddee bağımlılığı, aile bireylerinde aynı hastalığın varlığı vs vs.
kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülüyor kronik depresyon. çocukluk döneminde yaşanan istismarlar, gebelik, doğum halleri çok fazla etkilemektedir.
belirtilerini söyleyecek olursak; ilgi eksikliği, umutsuzluk, karamsarlık, zevk almama hali gibi gibi. bu kişiler günlük yaptıkları işlerden tutun cinselliklerinde de zevk almazlar. umutsuzluk ve çaresizlik hali arttığında oldukları durumdan hiçbir şekilde kurtulamayacaklarini düşünürler. ufacık bir olayda bile kendilerini suçlu görürler. bu suçluluk onları intihara kadar sürükler maalesef ki. iştah ve kilo kaybı yaşarlar. dalgınlık, unutkanlık hat safhadadır. uyku problemleri yaşarlar. duygu durum bozukluğu yaşayanlarda intihar düşüncesi %20-40 kadardır. intiharla ilgili sürekli konuşanların intihar etme olasılığının daha az olduğu düşüncesi de yanlıştır ayrıca.
bir doktora görünmek ve onun eşliğinde ilaç kullanmak en sağlıklı olanıdır. kendi başına ilaç kullanılmaması ve ilacın aniden bırakıp başlanmaması gerektiğini düşünüyorum. *
günlük yaşantımızda çok sık duyduğumuz artık dilimize pelesenk olmuş bir kelimedir kronik depresyon. kronik olması sebebiyle yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.*
bu hastalığın en çok rastlanan sebepleri; aile içerisinde yaşanan bir kayıp, travmatik olaylar, işsizlik, çocukluk döneminde yaşanan cinsel taciz veya kötü davranilma hali, maddee bağımlılığı, aile bireylerinde aynı hastalığın varlığı vs vs.
kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görülüyor kronik depresyon. çocukluk döneminde yaşanan istismarlar, gebelik, doğum halleri çok fazla etkilemektedir.
belirtilerini söyleyecek olursak; ilgi eksikliği, umutsuzluk, karamsarlık, zevk almama hali gibi gibi. bu kişiler günlük yaptıkları işlerden tutun cinselliklerinde de zevk almazlar. umutsuzluk ve çaresizlik hali arttığında oldukları durumdan hiçbir şekilde kurtulamayacaklarini düşünürler. ufacık bir olayda bile kendilerini suçlu görürler. bu suçluluk onları intihara kadar sürükler maalesef ki. iştah ve kilo kaybı yaşarlar. dalgınlık, unutkanlık hat safhadadır. uyku problemleri yaşarlar. duygu durum bozukluğu yaşayanlarda intihar düşüncesi %20-40 kadardır. intiharla ilgili sürekli konuşanların intihar etme olasılığının daha az olduğu düşüncesi de yanlıştır ayrıca.
bir doktora görünmek ve onun eşliğinde ilaç kullanmak en sağlıklı olanıdır. kendi başına ilaç kullanılmaması ve ilacın aniden bırakıp başlanmaması gerektiğini düşünüyorum. *
devamını gör...
diyanet'in eleştirilmesini haçlılara yardım olarak görenler
cumhurbaşkanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2021 yılı bütçesinin görüşüldüğü tbmm genel kurulu'nda diyanet’in harcamaları gündeme geldi.
chp milletvekili burak erbay, diyanet işleri başkanlığı’nın 13 milyar tl’lik bütçesinin yedi bakanlıktan fazla olduğunu anımsatarak, “175 ülkede faaliyet gösteren pfizer'de 96 bin kişi çalışıyor, biontech'te bin 300 kişi çalışıyor. diyanet’te ise 131 bin 789 kişi çalışıyor” dedi. çok sayıda milletvekili diyanet’in yüksek harcamalarını eleştirdi.
eleştirilerin ardından söz alan mhp’li yaşar yıldırım bütçe görüşmelerine gelirken bir arkadaşından, “diyanet’i eleştir” şeklinde mesaj aldığını belirterek şunları söyledi. "bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. bu kadar haçlı üzerimize gelirken bu haçlılar ile mücadelede en önemli kurum olan diyanet'in eleştirilmesi haçlılara yardımdır, haçlılar’a destektir. diyanetin elbette ki vardır eksiği gediği. diyanet işleri başkanımızdan imamına kadar herkes hal, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir. çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde müslümanları temsil eder, islam'ı temsil eder."
son zamanlarda 2021 diyanet bütçesi ile ilgili olarak çok eleştiri yapılıyordu.
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
2021 diyanet bütçesinin kültür ve turizm bakanlığı bütçesinin iki katı olması
chp milletvekili burak erbay, diyanet işleri başkanlığı’nın 13 milyar tl’lik bütçesinin yedi bakanlıktan fazla olduğunu anımsatarak, “175 ülkede faaliyet gösteren pfizer'de 96 bin kişi çalışıyor, biontech'te bin 300 kişi çalışıyor. diyanet’te ise 131 bin 789 kişi çalışıyor” dedi. çok sayıda milletvekili diyanet’in yüksek harcamalarını eleştirdi.
eleştirilerin ardından söz alan mhp’li yaşar yıldırım bütçe görüşmelerine gelirken bir arkadaşından, “diyanet’i eleştir” şeklinde mesaj aldığını belirterek şunları söyledi. "bazı kurumların eleştirilmesinde hiç fayda yoktur. bu kadar haçlı üzerimize gelirken bu haçlılar ile mücadelede en önemli kurum olan diyanet'in eleştirilmesi haçlılara yardımdır, haçlılar’a destektir. diyanetin elbette ki vardır eksiği gediği. diyanet işleri başkanımızdan imamına kadar herkes hal, hareket, davranış biçimine dikkat etmelidir. çünkü yürüdüğü, geçtiği, yediği, kalktığı her yerde müslümanları temsil eder, islam'ı temsil eder."
son zamanlarda 2021 diyanet bütçesi ile ilgili olarak çok eleştiri yapılıyordu.
diyanet'in 100 milyon liraya saray yaptırması
2021 diyanet bütçesinin kültür ve turizm bakanlığı bütçesinin iki katı olması
devamını gör...
(tematik)
n'djamena
can sıkıntısı
şu an yaşadığım durum.
canım sıkılıyor çünkü yapacak bir şeyler varken sıcaktan dolayı yapamıyorum. azıcık bahçede gezinip çiçek ekeyim diyorum, güneşte sıcaklık 45 derece. bazı şeyleri yapabilmem için hem gün batımını beklemem gerekiyor hem de rüzgarın dinmesini. *
kitap okuyayım desem, yan evde tadilat var ve çakılan her çivi kafatasıma çakılıyormuş gibi hissetmeye başladım. o yetmiyormuş gibi diğer komşunun elektrik süpürgesi de evlere şenlik, sanayide gibi hissettiriyor. biri sussa diğeri başlıyor. akşamüstü de birileri çim biçer, yine huzur vermezler.
iyisimi bi kahve yapıp bilgisayarı da alıp geleyim de, film neyim izleyeyim. yoksa bu gürültü, bu can sıkıntısı şikayet etmek için bana jandarmayı aratacak. işsiz emeklilerden olmak istemiyorum.
ve bugün pazar!
canım sıkılıyor çünkü yapacak bir şeyler varken sıcaktan dolayı yapamıyorum. azıcık bahçede gezinip çiçek ekeyim diyorum, güneşte sıcaklık 45 derece. bazı şeyleri yapabilmem için hem gün batımını beklemem gerekiyor hem de rüzgarın dinmesini. *
kitap okuyayım desem, yan evde tadilat var ve çakılan her çivi kafatasıma çakılıyormuş gibi hissetmeye başladım. o yetmiyormuş gibi diğer komşunun elektrik süpürgesi de evlere şenlik, sanayide gibi hissettiriyor. biri sussa diğeri başlıyor. akşamüstü de birileri çim biçer, yine huzur vermezler.
iyisimi bi kahve yapıp bilgisayarı da alıp geleyim de, film neyim izleyeyim. yoksa bu gürültü, bu can sıkıntısı şikayet etmek için bana jandarmayı aratacak. işsiz emeklilerden olmak istemiyorum.
ve bugün pazar!
devamını gör...
konuşurken araya ingilizce kelimeler sıkıştıran insan
uzun süre yurtdışında yaşamış olan insandır o. sürekli farklı bir dile ve aksana maruz kaldığı için gayet normal olan bir durumdur.
ha bide bunun tam tersi grup var. bunlar genelde plazada çalışırlar, günlük aldıkları vitaminlerle ayakta dururlar. zaten farklı bir jargonları vardır, onlara da çok görmemek lazım. *
ha bide bunun tam tersi grup var. bunlar genelde plazada çalışırlar, günlük aldıkları vitaminlerle ayakta dururlar. zaten farklı bir jargonları vardır, onlara da çok görmemek lazım. *
devamını gör...
yorgunluğu edebiyatla atmak
yorgunluğu edebiyatla atayım derken gelen farkındalıkla daha bir yorgun olmak da söz konusu olabilir.
devamını gör...
yayın önerisi
bir tane abi çıksın, 50 kg bal polen hediyeli sadece 20 lira desin. biz de o balı almaya çalışalım.
devamını gör...
profumo skandalı
1963 yılında, ingiltere savunma bakanı john profumo'nun, eskort kadın christina keeler ile yaşadığı ilişkinin ortaya çıkmasıyla patlak veren skandal. profumo ilişkiyi önce inkar, sonra kabul ederek istifa etmiştir. skandalın vahametini artıran şey keeler'in aynı zamanda sscb elçiliğindeki bir askeri ateşe ile de ilişkisi olduğu ve sscb'nin şantaj yoluyla kimi ingiliz savunma bakanlığı belgelerine ulaşmasıdır.
skandalın ortaya çıkmasından sonra keeler'in de hayatı kaymış, yargılama sonucu dokuz ay hapis cezası almıştır.
christine keeler 2017'de 75 yaşında ölmüştür.
fotoğrafta 70 yaşındaki ve gençliği ile profumo görünmektedir.
skandalın ortaya çıkmasından sonra keeler'in de hayatı kaymış, yargılama sonucu dokuz ay hapis cezası almıştır.
christine keeler 2017'de 75 yaşında ölmüştür.
fotoğrafta 70 yaşındaki ve gençliği ile profumo görünmektedir.
devamını gör...
cenneti hak edecek bakiyesi var zannetmek
benim gılman sayısında bi karışıklık var, bakiyemiz var hamdolsun.
devamını gör...
her tartışmada eski defterleri açmak
kendini haklı çıkarmak için her yola başvuran insanların yaptığı bir eylemdir kanımca. amacı, karşısındakini pişman etmeye çalışıp, duygusal girdaplara sokarak gardını düşürmektedir. aslında iki taraf için de üzücü bir durum olmasına karşın, manipülatörlere çok etki etmez.
devamını gör...
3 ocak 2022 emekli ve memurlara verilen zam oranı
hiçbir sorunu çözmeyecek olan komik oran. herkesin emekli maaşı vekillerinki kadar değil. en düşüğü 1500 dediler (emin değilim onun da doğruluğundan.) 1500 lira alan zamlı haliyle 1850 falan alacak desek... ne yapılabiliyor bu parayla bugün? koca bir hiç!
normalde bir arkadaşınız sizinle sürekli dalga geçse, sizi aşağılasa falan onunla görüşmeyi kesmek en doğal hakkınız ama her gün bizimle dalga geçenleri hayatımızdan uzaklaştıramamak can sıkıcı. ben çok ama çok sıkıldım benimle her gün alay edilmesinden artık.
normalde bir arkadaşınız sizinle sürekli dalga geçse, sizi aşağılasa falan onunla görüşmeyi kesmek en doğal hakkınız ama her gün bizimle dalga geçenleri hayatımızdan uzaklaştıramamak can sıkıcı. ben çok ama çok sıkıldım benimle her gün alay edilmesinden artık.
devamını gör...