benim kedim baya kendini insan zannediyor. uyuma şeklinden trip atmasına varana dek pek çok örnek verebilirim.
devamını gör...

kuran-ı kerim ve atatürk ile alakalı mucizevi iddialar ortaya koyan sayı sistemi. bana göreyse, numeroloji saçmalığından başka bir şey değil.

kuran-ı kerim için ayet ve sure sayılarının, 19'un katlarıyla olan ilgisine istinaden böyle bir mucize iddiası var. sure sayılarından, ayetlerdeki harf sayılarına kadar. farz edelim 189 tane sure olsun kuran'da, 1 sure daha ekleyip 19'un katı yapmak mucize olacaktı herhalde. o zaman herhangi bir şiirdeki kafiyeler ve beyitler de mucize olsa gerek. tüm bunlara rağmen, bir uyumsuzluk dahi var. 19 sistemine uymuyor diye tevbe suresindeki iki ayeti kaldırmışlar. islam reformizmi soytarılığının böylesi. kendi dinlerinde şirke koştuklarının farkında dahi değiller.

atatürk hakkındakı mucize iddiaları bile kuran'dan 100 kat daha mantıklı. en azından ortada büyük bir tesadüf var. buyrun kendiniz de buradan inceleyin: onedio.com/haber/19-maddede...

aaa, dur ya! bir mucize de benden olsun (bkz: covid-19)
devamını gör...

yazardım ama bilin bakalım ne eksik *...
devamını gör...

güzel seven bir nesil zamanın hoyratlığında yok oldu sanırım. oysa ki en büyük hazineye sahip olmak demektir güzel seven birini kendi hayatına dahil edebilmek.
devamını gör...

bir roman kahramanına k. ismini vermek çok cesur ve iddialı bir hareket. nereden baksanız gözü karalık! çünkü böyle bir ismin altında kalkmak çok zordur. zira kim ne derse desin k. isimli bir roman kahramanı nitelikli okurun aklına kafka’yı getirir ve ister istemez romanın yazarı ile kafka arasında bir benzerlik aranır ya da bir kıyas yapılır ki eğer bir kıyas yapılırsa geri planda kalan kafka olmayan yazardır.

kjersti skomsvold bu riske girmiş ve bence iyi de yapmış. çünkü ortaya müthiş bir roman çıkarmış. romanımızın kahramanı k. bir matematik öğretmeni. böyle olması çok doğal çünkü kjersti matematik mezunu. yani romanın içinde bu kadar matematik olmasının nedeni yazarın içinde dönüp duran rakamlar. k. aynı zamanda bir akciğer rahatsızlığından mustarip ve ölmek üzere. sayılı günleri ise içsel bir çekişme ile geçmekte. henüz 33 yaşında k. ama eğer kutsal metinlere aşina iseniz bu yaşın bir dönüm noktası olabileceğini bilirsiniz insan hayatında çünkü 33 isa’nın öldüğü yaştır.

ferdinand, k.’nın erkek arkadaşı ve sürekli içini döktüğü, dertleştiği ve kendi aksinin izlediği bir dostu. burda tek sorunlu nokta şu ki ferdinand bir intihar girişiminden başarılı bir sonuçla ayrılmış. ancak diğer aleme geçme konusunda işi biraz ağırdan almakta çünkü k.’ nın bir çocuk sahibi olduğunu görmeden somut dünyadan ayrılmaya yanaşmamakta.

k. bu sorunun çözümü için bir temrin olması adına bir yöntem buluyor ve siz bu yönteme dair ip ucunu kitabın kapağında göreceksiniz .

kjersti skomsvold mutlaka okunması gereken bir yazar. 33 yaşında iseniz tam size göre, 33 yaşına henüz gelmediyseniz biraz daha vaktiniz var demektir. 33 yaşından büyükseniz ve hala yaşıyorsanız hala okumak için umudunuz sürüyor.
devamını gör...

%50 koruyan dandik aşıyı halka layık gören nedir peki?

en büyük vatan haini onlar, bu insanları kobay gibi kullanmak isteyen aşağılık yönetim!
devamını gör...

yorulduğundan değil karşı taraf onu anlayamadığından artık susmayı tercih etmiştir. o zaman bilin ki karşı cins için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. bir kadın susuyorsa, büyük ses getireceğinin işaretidir.
devamını gör...

filmlerini bıyıklı ve bıyıksız diye ikiye ayırırım. 70'li yıllardaki bıyıksız filmleri kazanova ve romantik jön havasındayken, 80'li yıllardaki bıyıklı filmleri ağırbaşlı ve siyasi - toplumsal mesaj havasındaydı.
devamını gör...

(bkz: sivil itaatsizlik) henry david thoreau'nun ilk baskısı 1849 yılında yapılan deneme türündeki kitabıdır. sivil itaatsizlik veya başka bir deyişle pasif direniş, bireyin uğradığı haksızlıklar karşısında kamuoyunun ve ilgili mercilerin dikkatini çekmek suretiyle şiddetsizlik üzerine temellenen ve bir çeşit direniş hakkına işaret eden eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. bu kitap sivil itaatsizliğin kurucusu olarak kabul edilen abdli şair, yazar ve düşünür henry david thoreau'nun fikirlerini yansıtan bir deneme niteliğindedir. sivil itaatsizlik yaklaşımını bizzat literatüre kazandıran kişi olarak ortaya attığı yaklaşımlarla aynı zamanda gandhi ve martin luther gibi isimlerin geliştirdiği fikir ve pratiklere esin kaynağı olmuştur.


-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57



- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.



fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.



herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61



- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71


bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.

- henry, neden buradasın ?

- waldo, sen neden burada değilsin?
devamını gör...

ara ara beni de yoklayan intihar düşüncesinde olan kişilere etmemeleri için verilecek tavsiyelerdir.
benim taktiğim şu sizlere de şiddetle öneririm.
-hemen tiktok indiriyorsunuz ve izlemeye başlıyorsunuz. 10 iq sahibi tipleri ibretle ve acıyla seyreylerken kendinize şunları soruyorsunuz ;
"bu kamiller yaşarken ben neden ölüyorum ?
bunlar bu iq ile gülüp eğlenirken ben hayattan tat alamayacak kadar aciz miyim?
yav allanı seversen şu tiplere bak. ben niye ölüyorum abi ! ""
ardından aydınlanıp nirvanaya çıkacaksınız ve kendinizin ne kadar değerli olduğunuzu hissedeceksiniz ve hayata başka bir gözle bakacaksınız. buyrun denemek serbest. yatırım tavsiyesidir.
edit : ayrıca daha 128 milyar doların nerede olduğunu öğrenicez kanka nereye gidiyosun ? *
edit 2 : şu yazıdan intihara teşvik anlamı çıkaranlar var lan ahahaha. tyt sınavında türkçe netleri neden bu kadar düşük belli oldu.
devamını gör...

en sevdiğim bayram, z kuşağı nin , asla ne kadar güzel , kutlandığını, yapılan spor ve gösteri hareklerini, tekrar göremeyeceği bayram, bu konuda bizler şanslıyız, çok güzel bayramlar kutladık..
19 mayıs gençlere kutlu olsun, tek dileğim bütün gençlerimizin ,istedikleri hayatı yaşamaları, hepsine çok güzel bir yaşam diliyorum..
devamını gör...

"nasıl mutlu olunur?" sorusu ile ilgili olduğunu düşündüren eylem, durum.

çünkü "gerçekten" bu soru cevaplanabilirse, "gerçekten" mutluluk bulunabilir.

bu da özel olarak kişinin kendine diktiği bir kıyafettir; yardım alınmaz, başkasına olmaz.
devamını gör...

"bilinmedik bir hüzün var içimde. bir gariplik...
anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde
ya da biri eksik...
"
can yücel
devamını gör...

likitim hazır, bekliyorum heyecanla.*
devamını gör...

e güzeliz tabii ne sandınız? kurban olun bize.
devamını gör...

ileride üzülmeyeceğiniz şeylere şu an üzülüyorsunuz. üzülmenin bile keyfini çıkarın hayatınızın değerini bilin . empati kurmayı öğrenin okuyun geliştirin kendinizi belgesel seyredin içki için eğlenin sevişin insanlar tanıyın demek istediğim başlıktır.
devamını gör...

benimdir. onun yerine kendi uydurduğum bir cümle olan "al sana gülücük"ü kullanıyorum. daha güzel.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sabah yürüyüşünden
devamını gör...

eğer ölümden sonra biryer varsa eminim her neredeyse hala bizi izliyor.
devamını gör...

küçükken rumların yoğun yaşadığı bir yerde yaşardım. bir bakkalımız vardı mesela 'kürt mehmet amca' kürt ne demek bilmezdim. diğer mehmet'lerden ayırmak için kullanılan bir lakap sanardım. günaydın kürt mehmet amca diye girerdik her sabah bakkala, her sabah bana ve rum arkadaşlarıma kocaman gülümsemesiyle karşılık verirdi. ergenliğimde başka bir yere taşındık ve ben paskalyanın aslında bizim bayramımız olmadığını, kürtçe diye bir dil olduğunu, yumurta boyamanın, ya da insanlara kürt - türk - rum demenin yanlış anlaşılabileceğini öğrendim. o kadar üzüldüm ki. ne kadar mutluyduk oysa biz o küçük semtte. kimse birbirini yanlış anlamaz, herkes birbirinin inancına, milliyetine saygı duyar, birlikte kutlar, birlikte üzülürdük. kiliseden, cem evinden ve camiden kaldırılan cenazeleri, evlerine yakın olduğu için sanardım ben, ölülerin bile ayrıştırıldığını bilmezdim.

anneme ve babama en büyük minnetim bu yöndedir. beni ve kardeşimi, insanları ayrıştırmadan kabul etmeyi öğrettiler. dilerim böyle ebeveynler artar.

zihniyetlerinizden öperim tatlışlar!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim