bir grup gazete dağıtıcısı çocuk st. louis*'te sigara molasında, 1910.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

resim kaynağı
devamını gör...

her nesilde olduğu gibi z kuşağında da iyi ve kötü kitleler var. bunu inkar edemeyiz ama bunu sadece z kuşağına indirgemek de doğru olmaz dostlar. her kuşağın, her dönemin kendine göre zorlukları, iyi yönleri, kötü yönleri vardi. bütün suçu z kuşağına yüklemeyelim zira daha önümüzde yeni kuşaklar da var.*
devamını gör...

anlatmak istediğimi daha net anlattığımı düşündüğüm için yaptığım eylem.
ifadeler karışmıyor. berrak bir anlatım oluşuyor. tavsiye ederim.
banada yapan iki kişi var. telefon sık sık bildirim verince, mesajın onlardan birinden geldiğini anlıyorum.
devamını gör...

arkadaşın vegan olduğunu öğrenmekten, tuttuğu takımı öğrenmekten, ne bileyim en sevdiği rengi öğrenmekten farkı olmayan bir durumdur.
devamını gör...

bana olan ilgisini çekinmeden çok belli edecek bir şeyler yapması. ve bu ilginin sadece bana özel olduğunu hissettirmesi.
devamını gör...

bir arkadaş zekai özger şiiri. bu şiirin isim verdiği bir şiir kitabı da mevcut.
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.

bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.

sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası


göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın

solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana

çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim

üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar

dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni

giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum

günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma

kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben

öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu

elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız

sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
devamını gör...

adam itüde okuduğunu belli etmek için başlık açmış,kardeş açılmışı vardı zahmet etmeyeydin (bkz: yazarların okuduğu üniversite)
devamını gör...

18 yıllık chivas içmek. hele güzel bir viski kadehinde içiyorsam kendimi mehmet karahanlı gibi hissediyorum bir an.
devamını gör...

birtakım tavsiyeler bütünü olan başlık.

:)
bunu koymayın.
:d
ya da bunu.
xd bunu da. veya ☺ bunun gibileri.
yapacaksanız yıldız butonu içine alın.

forumsal yazmayın. yazdığınız harflerden oluşan cümleler bütünü var ya ? hani 32 tane? heh işte onlar anlamlı ve yazdığınız başlığı tanımlar nitelikte olmalı.


üstteki yazara cevap vermeyin ya da hakaret etmeyin. tartışma ortamımız alçak puşt tan bir tık ileri seviye olsun lütfen. illa cevap verecekseniz onun başlığı altına yazmayın. sağlam bir başlık açın. ona cevap olsun ama cevap gibi de gözüktürmeyin. evet bence bunu başarabilirsiniz.

entry butonları hakkında başlığını okuyun ve onları kullanmaya özen gösterin. böylece tanımlarınız daha göze çarpar olur ve daha çok okunur. mesela tek kelimelik tanım atacaksanız bkz butonunu kullanın derim.

daha yazarım aslında ama sabah iş güç var kardeşim arada sahur için de uyanacaz. bu entry sabah kendini editler.
devamını gör...

bu devirde çok nadir zamanlardır. klişedir ama "eskidendi o" dediğimiz zaman dilimi..
devamını gör...

bu ülkenin evlatlarının ne bulursa okuması gerekir.
researchgate
academia
google akademik
ulusal tez merkezi
science direct gibi yerlerden alanınızda yapılan araştırmaları okuyabilirsiniz. her ne kadar bilimsel olsalar da eleştirel yaklaşmakta yarar vardır. o nedenle okunan her makalenin sonucu evrene genellenebilir olmayabilir. o nedenle yine de takım tutar gibi savunmamak gerekir.
devamını gör...

felsefe,özellikle mantık dersi hocalarında çok yaygındır.
devamını gör...

yaşama sebebim denebilir. bütün hayatını müziğe adayan biri olarak progressive müziği keşfettiğimden beri yeniden yaşamaktan zevk almaya başladım.

1940-1950'lerde rock n' roll'un yayılmasıyla genç müzisyenler rock adı altında kendi müziklerini icra etmeye başlıyor. çıkış yeri abd ve ingiltere desek yanlış olmaz. jazz'dan etkilenerek çıkan bu yeni tür yeniliğe ve etkileşime o kadar açık ki sürekli kendini geliştirerek, kendine eklemeler yaparak yüzlerce farklı türe bölünüyor. ilerici rock da bunlardan birisi ve belki de en önemlisi. altın dönemini 60'larda yaşayan tür deneysel-psikedelik açıdan zengin, adı gibi yenilikçi ve ilerici, geçmiş türlerden farklı ve daha derin bir müziğe dönüşüyor. ilerici rock da kendi içinde çeşitleniyor elbette. en bilinen gruplar pink floyd, yes, gentle giant, genesis, camel, the moody blues, supertramp, renaissance, styx, eloy, jethro tull, the alan parsons project, king crimson... elbette progressive metalde de düzinelerce kaliteli grup var.

şu unutulmamalı ki müzik siyah ve beyaz değildir. türler birbirinden etkilenir. sadece rock diye bir şeyden bahsetmek çok sağlıklı olmayacaktır progressive altında da. progressive rock klasik döneminde yoğunlukla ingiliz etkisi altındadır. bugün hala türü devam ettiren gruplar olsa da klasik dönem albümlerinin tadını hiçbir şeyden alabileceğimi(zi) zannetmiyorum.
devamını gör...

ne kadar sıcak da olsa ne kadar bunaltsa da hep yazcıyım. özlemedim valla.*
devamını gör...

hafta sonu sokağa çıkma yasağının geri gelmesi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ismail abi: o duvarlar o kadar üzerime geldi ki boğdu beni, böyle boğdu beni. ben de çıktım dedim bari magazinci olayım.
erdal baggal *: magazinci mi? oğlum sen ne anlarsın magazincilikten ya?
ismail abi: al işte, al işte, şimbillinin ağzından çıkanı kulaklarınıza geldi mi? duydunuz mu acaba şimbillinin ağzından çıkanı?
ya benim halalarım, teyzelerim hep magazinciydi be!

efsane magazinci hala
devamını gör...

heeyy!.. bu başlık niye boş?

"söyleyecek çok şeyim olduğunda genelde susarım." diyerek girişi ben yapayım...
devamını gör...

öncelikle bir ülkenin şah damarı olan ekonomiyi düzeltirim, üretimi birinci hedef edinirim, fabrikalar açarım, istihdam oranını yükselte bildiğim kadar yüksektip işsizlik oranını sıfıra çekmek için uğraşırım, yargı kesinlikle ama kesinlikle bağımsız olur, ülke de adalet doğru işlendiği zaman, yabancı yatırımcılar gönül rahatlığı ile gelip ülkemde yatırım yapabilir.. ülkemin iç ve dış güvenliği için hat safhada önlemler alırım, gerekli şartari sağlayıp mültecileri ulkerine gitmelerini saglarim, kültür çatışmasıni ortadan kaldırmak amaçlı. ve gelelim en çok istediğim şeye güncellenmiş bir şekilde "köy enstitüleri" ni yeniden açmak çok ama çok isterdim bir köyün en ücra okulunda bile tiyatro yapılsın, sanat ve el işçilikleri öğrenilsin falan filan, ahhh hayali bile güzel. ülkem şirinler köyü gibi mutlu olurdu. ben de canım atatürk'üme layık, ülkeme faydam dokunmuş bir insan olarak kendimle gurur duyardım.
devamını gör...

eleştiri gerçek bilgiler ve yaşanmışlıklar üzerinden yapılması gereken titiz bir iştir.

şayet eleştirmek istediğiniz konunun, temel dayanaklarını bilmiyor, o konuyu üstün körü geçip, sırf yapmış olmak için yapıyorsanız baltayı taşa vurursunuz.

mutlu ol! bu bir emirdir'de ne yazık ki böyle bir yapımdır.

birincisi türkiye cumhuriyeti tarihinde türk halk müziği'nin yasaklandığı bir dönem olmamıştır.

vardır diyen, buna sinan çetin'de dâhil yalan söylemiş olur. çok zor işler değil bunlar. biraz titizseniz, biraz araştırmacıysanız gerçeğe ulaşırsınız. yalancıların da mumu böylece ancak yatsıya kadar yanar.

buna benzer bir olay var mıdır peki? evet vardır. türk sanat müziği ile ilgili bir yasaklamaya gidilmiştir.

bu işi yapan da musa süreyya beydir. zaten çarpıtmanın temeli de burada başlıyor.

1927'den 1934'e kadar devlet radyosu özel fasıl programları dahi yayınlıyordu. arşivlerde mevcuttur.

musa süreyya bey gibi işgüzarların saçmalamasıyla, bu yayınlar durdurulmuştur. bu da dokuz ay sürmüştür.

peki, yayınlar yeniden nasıl başlamıştır? mustafa kemal'in bir akşam savarona'da, fasıl dinlemek istemesi üzerine, paçası tutuşan işgüzarlar yayınları yeniden başlatmıştır.

bir yönetmen düşününüz, bir konu hakkında kısa bir film çekecek ama o olayın gerçeğini bilmiyor!

yasağı eleştirecek ama yasağın neye geldiğini bilmiyor! yasağı koyanı eleştirecek ama kim tarafından koyulduğunu bilmiyor! ortaya karışık bir bilgi kirliliği sunuyor. seç beğen al!

hazır bilgiye alışmış (doğru yanlış fark etmez) bu milletin mümtaz evlatları da hemen onu bağrına basıyor.

sinan bey'e madem böyle bir konuya el atmış, eleştirmesi için yaşanmış bir mevzu sunmak lazım.

mustafa kemal döneminde ''riyaset-i cumhur fasıl heyeti'' diye sanat musikisi icra eden bir yapı var. ölümünden sonra kaldırmışlar. senfoni orkestrası ise yerinde duruyor.

bir el atıversin bu olaya! beethoven öyle mi güzel, böyle mi güzel çıksın ortaya!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim