181.
sözlüklerde geçen anlamıyla; insan, hayvan ve bitkilerin yaşamının net ve kesin olarak sona ermesidir.
ancak insan bakış açısıyla bakıldığında zihinlerimizde yarattımız 'insan sözlük' te bu üç canlının da ölümü farklı tanımlanır.
bitkiler için ölümü bir şekil değiştirme hali olarak görürüz. genellikle öldükten sonraki aşama olan çürüme aşamasını onlar için ölümle eşdeğer görürüz. hayvanlarda ölümü yaşamsal fonksiyonların tamamen yok olması ve canlı olma halinin sonlanması olarak görürüz.
insanların ölümüyle ilgili bakış açımız bu kadar net ve kesin değildir. bu kesin olmama durumu, bizi hayvan ve bitkilerden ayıran bir özellik olan öleceğinin farkında olma bilincidir. bu yüzden insanlık, var olduğundan beri ölüm üzerine hep kafa yormuş ve ölümü yoğurarak ona şekil vermeye çalışmıştır. insanlık tarihi boyunca gelişen farklı din, kültür, gelenek ve uygulamalar sonucu ölümün anlamı da farklılaşmış ve her din ve kültüre göre adeta farklı anlamlara bürünmüştür. bazıları ölümü kesin bir yok oluş olarak görürken bazıları başka bir yere gitmek olarak görürler. bana göre en ilginç olan tanım ise ölümün bir form değiştirme olarak görülmesidir. (bkz: reenkarnasyon) aslına bakarsanız ölümün bu kadar farklı anlamlar çağrıştırmasının asıl sebebi, insan türünün egosundan kaynaklanıyor. insan türü yeryüzünü şekillendirme hakkını kendisinde doğal bir hak olarak gördüğü gibi kendi ölümünün bir anlam ifade etmesi gerektiğini düşünür.
benim için ölüm ise sadece ölümdür.
ancak insan bakış açısıyla bakıldığında zihinlerimizde yarattımız 'insan sözlük' te bu üç canlının da ölümü farklı tanımlanır.
bitkiler için ölümü bir şekil değiştirme hali olarak görürüz. genellikle öldükten sonraki aşama olan çürüme aşamasını onlar için ölümle eşdeğer görürüz. hayvanlarda ölümü yaşamsal fonksiyonların tamamen yok olması ve canlı olma halinin sonlanması olarak görürüz.
insanların ölümüyle ilgili bakış açımız bu kadar net ve kesin değildir. bu kesin olmama durumu, bizi hayvan ve bitkilerden ayıran bir özellik olan öleceğinin farkında olma bilincidir. bu yüzden insanlık, var olduğundan beri ölüm üzerine hep kafa yormuş ve ölümü yoğurarak ona şekil vermeye çalışmıştır. insanlık tarihi boyunca gelişen farklı din, kültür, gelenek ve uygulamalar sonucu ölümün anlamı da farklılaşmış ve her din ve kültüre göre adeta farklı anlamlara bürünmüştür. bazıları ölümü kesin bir yok oluş olarak görürken bazıları başka bir yere gitmek olarak görürler. bana göre en ilginç olan tanım ise ölümün bir form değiştirme olarak görülmesidir. (bkz: reenkarnasyon) aslına bakarsanız ölümün bu kadar farklı anlamlar çağrıştırmasının asıl sebebi, insan türünün egosundan kaynaklanıyor. insan türü yeryüzünü şekillendirme hakkını kendisinde doğal bir hak olarak gördüğü gibi kendi ölümünün bir anlam ifade etmesi gerektiğini düşünür.
benim için ölüm ise sadece ölümdür.
devamını gör...
182.
dünya hayatının sonudur.
devamını gör...
183.
son kullanma tarihi
devamını gör...
184.
herkesin tadacağı ancak hiç yokmuş gibi yaşadığımız gerçek.
devamını gör...
185.
ölüm yaşamın bir parçasıdır.bir insan doyasıya yaşamalı ve doyasıya ölmelidir.
ölmek ne karanlık ne hissizlikti,
sadece sevgisizlikti.
ölmek ne karanlık ne hissizlikti,
sadece sevgisizlikti.
devamını gör...
186.
victor e. frankl, varoluşumuzun sonluluğunun ve ölümün kesin oluşunun hayata anlam kattığını vurgular.
her insan benzersiz de olsa sonu olma ve ölüm konusunda benzerdir. güneşin doğuyor ve bir süre sonra batıyor olması gibi. güneşin doğuşu doğumu simgelerken batışı ölümü simgeler. fakat güneşin doğuşu ve batışı arasında bir süre vardır ve insanlar o sürede hayatını yaşar. örneğin stresli bir sınava veya iş görüşmesine girebilir, bisiklet sürmeyi öğrenebilir, hatta o bisikletten düşer, yeni bir bilgi öğrenir, eski bildiğini unutur, güler, ağlar...
doğum ve ölüm de böyledir, her insana farklı süre biçilmiştir fakat o süreyi nasıl geçireceğimiz bize kalmıştır. bilinmezliklerle dolu yolda benim için umudu kaybetmeden yol almaya çalışmak, bir adım da olsa, çok kıymetli.
evet, bazılarımız sonsuzluğu istiyor, bazılarımız ise bir an önce bu bilinmezliği sonlandırmayı diliyor fakat tahirle zühre meselesi'ndeki şu dizelere bir göz gezdirmenizi istiyorum:
''seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.''
ayrılmak istesek de istemesek de ayrılmak zorunda olduğumuz bu olaya ölüm deniyor işte. umarım yaşamla ölüm arasındaki o bilinmez yolda umutla yol almaya devam ederiz. koşamazsak yürüyerek, yürüyemezsek emekleyerek...
her insan benzersiz de olsa sonu olma ve ölüm konusunda benzerdir. güneşin doğuyor ve bir süre sonra batıyor olması gibi. güneşin doğuşu doğumu simgelerken batışı ölümü simgeler. fakat güneşin doğuşu ve batışı arasında bir süre vardır ve insanlar o sürede hayatını yaşar. örneğin stresli bir sınava veya iş görüşmesine girebilir, bisiklet sürmeyi öğrenebilir, hatta o bisikletten düşer, yeni bir bilgi öğrenir, eski bildiğini unutur, güler, ağlar...
doğum ve ölüm de böyledir, her insana farklı süre biçilmiştir fakat o süreyi nasıl geçireceğimiz bize kalmıştır. bilinmezliklerle dolu yolda benim için umudu kaybetmeden yol almaya çalışmak, bir adım da olsa, çok kıymetli.
evet, bazılarımız sonsuzluğu istiyor, bazılarımız ise bir an önce bu bilinmezliği sonlandırmayı diliyor fakat tahirle zühre meselesi'ndeki şu dizelere bir göz gezdirmenizi istiyorum:
''seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak.''
ayrılmak istesek de istemesek de ayrılmak zorunda olduğumuz bu olaya ölüm deniyor işte. umarım yaşamla ölüm arasındaki o bilinmez yolda umutla yol almaya devam ederiz. koşamazsak yürüyerek, yürüyemezsek emekleyerek...
devamını gör...
187.
en büyük korkum maalesef ki
devamını gör...
188.
ölüm bir nimet.
allah’ın önü acı, arkası tatlı nimetleri vardır. yani önce sabır gerektiren, teslim gerektiren, tevekkül gerektiren, rıza gerektiren; sabrı, teslimi, tevekkülü ve rızayı gösterenler için hemen ardından allah’ın sonsuz rahmetini, rızasını ve merhametini netice veren yüksek nimetler… hastalıklar gibi, musibetler gibi, ölüm gibi.( risale-i nur )
allah’ın önü acı, arkası tatlı nimetleri vardır. yani önce sabır gerektiren, teslim gerektiren, tevekkül gerektiren, rıza gerektiren; sabrı, teslimi, tevekkülü ve rızayı gösterenler için hemen ardından allah’ın sonsuz rahmetini, rızasını ve merhametini netice veren yüksek nimetler… hastalıklar gibi, musibetler gibi, ölüm gibi.( risale-i nur )
devamını gör...
189.
asla geç kalamayacağımız tek buluşma, bazıları için zıt gözükse de hakikatte yaşam döngüsünün temel taşı olan kavram.
devamını gör...
190.
ölünce kalanlara yarım kalmış gibi gelir ama tamamlanmıştır. yani bir gün bir uyanacakaınız kendinizden çok sevdiğiniz biri ölmüş olacak. idrak edemeyeceksiniz, etseydik delirirdik. gelecekmiş gibi gelecek ama gelmeyecek. geçecekmiş gibi gelecek ama geçmeyecek.ve hepsi çok gerçek. öyle donup kalacaksınız birden gözünüz sehpadaki yarım bardak suda takılı kalacak,yutkanamayacaksın. yarım kaldı işte o su, içemeyecek bir daha senin gözünde. ama ölenin nazarında o bu dünyadaki suyunu içmiş olacak. tamam olacak.arabayı park etmiş olacak, sen o arabayı çalıştırırken titretecek ellerin. ölüm varken bu kadar yakınken hala savaşını verdiğimiz şeyler çok komik. mutlu olmak için yaşıyoruz yaşlılığımızda ,kim veriyor sana yaşlanacağının garantisini. yaşarken mutlu olmuyoruz. neyin peşinden koşuyoruz mesela güç, başarı, saygınlık..denk gelirse iyilik yapıyoruz, iyilik yapmak için yola çıkmıyoruz . ölüm var ve çok yakın . son görüşünüz olabilir ananızın,babanızın,arkadaşınızın. hadi sımsıkı sarılın. hissettirin sevildiklerini. dünya gözüyle bin kere duysun sevdiğinizi. ben yarım kaldım, siz kalmayın. insan hayallerini doğurur ya iki kişilik hayallerde biri ölünce yarım kalır hayal . ama elinizden geldiğince büyütün, gerçekleştirin ve güzelleştirin dünyayı. eğer siz de terk ederseniz tekrar kavuştuğumuzda ne deriz. ölüm var ve çok yakın. allah'ım sonu yok günahlarımın, affet. beni bırakırsan ben kimsesiz kalırım beni sensiz, beni kimsesiz bırakma yaşamın ve ölümün sahibi allah'ım. sevdiklerime cennetten köşe , bir köşk ver allah'ım. eğer bilsem mesela geleceğimi cennete, hiç korkmam, koşarım. kavuşalım bitsin artık şu kabuslarım. allah hayırlı ölüm nasip etsin. ölene kadar iyi yaşamalar
devamını gör...
191.
boşluk.
devamını gör...
192.
bir cem karaca şarkısı. şarkının başlangıcını bir dinleyin derim.
devamını gör...
193.
2 gün önce bana öyle bir aparkat vurdu ki... hakem hala sayıyor, beyaz havluyu atmamı bekliyor.
dip: özür dilerim selcen...
dip: özür dilerim selcen...
devamını gör...
194.
cervantes'in dediği gibi;
"... ölüm herkesin sırtından, onları birbirinden ayıran giysileri çıkartır; mezarda herkes eşittir."
"... ölüm herkesin sırtından, onları birbirinden ayıran giysileri çıkartır; mezarda herkes eşittir."
devamını gör...
195.
kaçınılmaz bir gerçek
devamını gör...
196.
ölümün yaşamdaki yerini gözler önüne seren en iyi kitaplardan biri: haruki murakami/ imkansızın şarkısı'dır. hayatımda benimsemeye çalıştığım en önemli kısımlarından birini bırakıyorum buraya da;
"kizuki'nin ölümünden bir şey öğrenmiştim ve bunu hayatımın bir parçası, bir felsefe haline getirmiştim. ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
...
"naoko'nun ölümünden öğrendiğim şey ise şuydu: hiçbir gerçek, bir sevdiğimizi kaybettiğimiz zaman duyduğumuz kederi gideremez. hiçbir gerçek, hiçbir samimiyet, hiçbir güç, hiçbir nezaket bu acıyı geçiremiyor. tek yapabileceğimiz şey, üzüntüyü sonuna dek yaşamak ve sonunda bundan bir şey öğrenmek. ama ne öğrenirsek öğrenelim, bir sonraki beklenmedik üzüntüde bir yardımı olmuyor. "
"kizuki'nin ölümünden bir şey öğrenmiştim ve bunu hayatımın bir parçası, bir felsefe haline getirmiştim. ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır."
...
"naoko'nun ölümünden öğrendiğim şey ise şuydu: hiçbir gerçek, bir sevdiğimizi kaybettiğimiz zaman duyduğumuz kederi gideremez. hiçbir gerçek, hiçbir samimiyet, hiçbir güç, hiçbir nezaket bu acıyı geçiremiyor. tek yapabileceğimiz şey, üzüntüyü sonuna dek yaşamak ve sonunda bundan bir şey öğrenmek. ama ne öğrenirsek öğrenelim, bir sonraki beklenmedik üzüntüde bir yardımı olmuyor. "
devamını gör...
197.
birkaç hafta öncesine kadar yaratılışın hatası olarak gördüğüm gerçekti. hiçbir zaman korkmamış olsam da hep karmaşık ve anlamsız gelmiştir ölüm.
yakın bir zamanda izlediğim birkaç şey ve okuduğum birkaç kitapla ise bakış açım değişti diyebilirim. eğer bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmaya da zahmet etmezdik. yani, hayatı anlamlı kılan aslında bitiyor olmasındaki gizem değil mi? sanırım bir hatadan çok, yaşamın kilit taşıymış.
özetle ölüm, dalganın okyanusa geri dönüşüdür.
yakın bir zamanda izlediğim birkaç şey ve okuduğum birkaç kitapla ise bakış açım değişti diyebilirim. eğer bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmaya da zahmet etmezdik. yani, hayatı anlamlı kılan aslında bitiyor olmasındaki gizem değil mi? sanırım bir hatadan çok, yaşamın kilit taşıymış.
özetle ölüm, dalganın okyanusa geri dönüşüdür.
devamını gör...
198.
hayatın kaçınılmaz gerçeğidir.elbet yakınlarımızın kaybı ile ne olduğunu anladık ölümün. ve gün geçtikçe bir adım daha yaklaşıyor olmak acı verici.
her gün aklımdadır sevdiklerimin ölümünü görebilme ihtimalim. allah göstermesin diyip onlardan önce kendi ölümümün gelmesini dilerim bazen...
her gün aklımdadır sevdiklerimin ölümünü görebilme ihtimalim. allah göstermesin diyip onlardan önce kendi ölümümün gelmesini dilerim bazen...
devamını gör...
199.
ölum dünyadaki yaşamın sone ermesi , yok olma dünya ile ilişiği kesilme durumudur . aslında ölüm yok oluş değil gerçekten de değil çünkü yaşamın bir parçası ben doğdum büyüdüm yaşlandım öldüm sonrası artık ne olacaksa . ölüm bir evredir . ınanişıma göre de beni yaradana kavuşturacak bir olgudur . ama her ne kadar şey de yapsak ölüm acıtır da .
devamını gör...
200.
hiç kimsenin bilmediği bir gerçek. herkesin ancak kendi başına geldiği zaman tam olarak anladığı ama artık kimselere anlatamadığı gerçek.
biz ölümü hep geride kalan tarafıyla biliyoruz, tanımlıyoruz. giden tarafı bilmiyoruz bilemeyeceğiz de...
biz ölümü hep geride kalan tarafıyla biliyoruz, tanımlıyoruz. giden tarafı bilmiyoruz bilemeyeceğiz de...
devamını gör...