601.
devamını gör...
602.
yaşamın anlamının kaynağı sonlu olması.
devamını gör...
603.
hatırlanması gereken hakikat. öleceğim öleceksin ölecek. ne için neyle yaşıyorsunuz? bunu düşünmeyebilirsiniz lakin düşünmemek iyi şey değildir. düşünceli olmak iyidir düşüncesiz birisi olmak fenadır. neleri düşünürsünüz? ölüm karşısında o düşündüklerinizin ne hükmü var?
devamını gör...
604.
605.
görüntü hayatsa bas rec'e.
devamını gör...
606.
sahi niye sen değil ?
devamını gör...
607.
tek eşitleyici. ne paran, ne makamın, ne unvanın geçiyor. herkes aynı kapıdan giriyor, sadece sırası farklı.
devamını gör...
608.
huzur değil tam tersine huzursuzluğun ebedi fotoğrafı.
devamını gör...
609.
her canlı bir gün tadacak
devamını gör...
610.
ölüm… kapımızı hiç beklemediği bir anda çaldı. ciğerimizi yaktı. anne yarımı aramızdan aldı. sanki bir film sahnesiydi, sanki kötü bir şakaydı… evet, yaşını almıştı belki ama bizim için hala çok erkendi.
her şey sadece bir buçuk aya sığdı.
önce bayıldı dediler. kuzenlerim hemen hastaneye götürdü. bütün tetkikler yapıldı ve ardından bize o kara haber verildi… beyninde çok hızlı büyüyen bir tümör vardı ve acilen ameliyata alınması gerekiyordu.
beş saat süren ameliyatın ardından doktor, kuzenimin eline kafatasından çıkarılan bir parçayı verip, “bunu derin dondurucuda saklayın.” dedi. hepimiz donup kaldık. “şaka mı bu? binada jeneratör var mı?… koca hastanede o parçayı muhafaza edecek bir yer olmaması bize inanılmaz bir çaresizlik ve şaşkınlık yaşattı.
kuzenim, elinde o kafatası parçasıyla apar topar eve giderken gözyaşlarını sessizce içine akıtıyordu. o an, acısını en derin yerine gömmüştü bile. gömmüştük…
iki hafta sonra hastaneden taburcu edildi. “kafasına çok dikkat edin.” dediler. kafatası henüz yerine konulmamış, deri tekrar dikilmişti. orası adeta bebeklerin bıngıldağı gibi korunması gereken boş bir alandı. pansumanlarını büyük bir özenle yaptık. hatta iki hafta içinde onu yeniden yürütmeye bile başlamıştık. hepimiz ikinci ameliyatı umutla bekliyorduk.
ama ikinci ameliyatta menenjit kaptı.
yoğun bakım…
ve sonra…
son.
inanamıyoruz. gerçekten bunlar yaşandı mı? gerçekten oldu mu? hala aklımız almıyor.
pazar günü onu son yolculuğuna uğurladık. şimdi de gelen giden için yemek veriliyor, duaları okunuyor.
belki de tek tesellimiz şu; çok acı çekmedi. kemoterapinin, ışın tedavisinin ve o yaşta yaşanacak uzun mücadelelerin yükünü taşımadı.
canım… kanım…
huzur içinde uyu.
yattığın yer seni incitmesin.
seni daima sevgiyle, özlemle ve dudağımdaki buruk tebessümle hatırlayacağım.
bu türkü senin için…
her şey sadece bir buçuk aya sığdı.
önce bayıldı dediler. kuzenlerim hemen hastaneye götürdü. bütün tetkikler yapıldı ve ardından bize o kara haber verildi… beyninde çok hızlı büyüyen bir tümör vardı ve acilen ameliyata alınması gerekiyordu.
beş saat süren ameliyatın ardından doktor, kuzenimin eline kafatasından çıkarılan bir parçayı verip, “bunu derin dondurucuda saklayın.” dedi. hepimiz donup kaldık. “şaka mı bu? binada jeneratör var mı?… koca hastanede o parçayı muhafaza edecek bir yer olmaması bize inanılmaz bir çaresizlik ve şaşkınlık yaşattı.
kuzenim, elinde o kafatası parçasıyla apar topar eve giderken gözyaşlarını sessizce içine akıtıyordu. o an, acısını en derin yerine gömmüştü bile. gömmüştük…
iki hafta sonra hastaneden taburcu edildi. “kafasına çok dikkat edin.” dediler. kafatası henüz yerine konulmamış, deri tekrar dikilmişti. orası adeta bebeklerin bıngıldağı gibi korunması gereken boş bir alandı. pansumanlarını büyük bir özenle yaptık. hatta iki hafta içinde onu yeniden yürütmeye bile başlamıştık. hepimiz ikinci ameliyatı umutla bekliyorduk.
ama ikinci ameliyatta menenjit kaptı.
yoğun bakım…
ve sonra…
son.
inanamıyoruz. gerçekten bunlar yaşandı mı? gerçekten oldu mu? hala aklımız almıyor.
pazar günü onu son yolculuğuna uğurladık. şimdi de gelen giden için yemek veriliyor, duaları okunuyor.
belki de tek tesellimiz şu; çok acı çekmedi. kemoterapinin, ışın tedavisinin ve o yaşta yaşanacak uzun mücadelelerin yükünü taşımadı.
canım… kanım…
huzur içinde uyu.
yattığın yer seni incitmesin.
seni daima sevgiyle, özlemle ve dudağımdaki buruk tebessümle hatırlayacağım.
bu türkü senin için…
devamını gör...
611.
@hatşepsut başınız sağolsun.
devamını gör...
612.
sanki bir battaniye gibi geliyor bana bazen.. beni sıcacık kollarına alıp ısıtacak gibi geliyor ve ensem karıncalanıyor, böyle hissettirmesini hiç normal bulmuyorum.
beni en mutlu olduğum zamana fırlatacak bir geçit gibi de geldiği oluyor. hatta o anın kendisi gibi... eski evimin arka bahçesine benzetiyorum onu, o bahçeye kurulmuş gri masa ve etrafındaki beyaz plastik sandalyeler gibi... yazın ortasında bile üzeri ıslak olan beyaz sandalyeler... sanki orada en sevdiklerimle oturacakmışım gibi hissediyorum ölümü düşündükçe.
düşünmemeye çalışıyorum. içimden bir ses, ''kızım kendine gel, sen alternatif rock müzik gruplarının doom metal yaptıkları zamanı bilen ve o zamanı özleyen dayı değilsin...'' deyip tokat atıyor bana.
iyi yapıyor, o iç sesimin beni tekme tokat dövmesini istiyorum bazen. çok sık düşünüyorum ölümü; ölmek istediğimden değil, en sevdiklerimi alıp götürmesinden ötürü düşünüyorum. sanki o insanları alıp götürdüğü zaman en güzel anıları da alıp götürmüşler gibi hissediyorum... sanki onlar hayattayken o anıları geri getirebilecekmiş gibi...
beni en mutlu olduğum zamana fırlatacak bir geçit gibi de geldiği oluyor. hatta o anın kendisi gibi... eski evimin arka bahçesine benzetiyorum onu, o bahçeye kurulmuş gri masa ve etrafındaki beyaz plastik sandalyeler gibi... yazın ortasında bile üzeri ıslak olan beyaz sandalyeler... sanki orada en sevdiklerimle oturacakmışım gibi hissediyorum ölümü düşündükçe.
düşünmemeye çalışıyorum. içimden bir ses, ''kızım kendine gel, sen alternatif rock müzik gruplarının doom metal yaptıkları zamanı bilen ve o zamanı özleyen dayı değilsin...'' deyip tokat atıyor bana.
iyi yapıyor, o iç sesimin beni tekme tokat dövmesini istiyorum bazen. çok sık düşünüyorum ölümü; ölmek istediğimden değil, en sevdiklerimi alıp götürmesinden ötürü düşünüyorum. sanki o insanları alıp götürdüğü zaman en güzel anıları da alıp götürmüşler gibi hissediyorum... sanki onlar hayattayken o anıları geri getirebilecekmiş gibi...
devamını gör...
613.
ayetlere göre ölünce yok oluyorsunuz, öyle ruhlar alemi falan yok. kıyamet günü tekrar yaratılıyorsunuz. bunun yanı sıra şehitler ve elçiler gibi çok iyi ve istisna insanlar ölür ölmez hemen yaratılmakta. yani bir kısım insan kıyameti beklemeden hemen bedenen yaratılarak "rabbin katı" adı verilen ahiret evreninde, cennetlerde yaşamlarına başlıyorlar. şimdiden fiziksel olarak yaşıyorlar. konuyla ilgili yazılarımdan örnekler:
emre1974tr.blogspot.com/201...
emre1974tr.blogspot.com/201...
emre1974tr.blogspot.com/201...
emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
614.
(bkz: the great equalizer)
devamını gör...
615.
az kaldı...
devamını gör...
616.
varoluşun birçok çeşiti içinde sadece bilince takılmış insan beyninin algılamakta aciz olduğu olgu.
bilinç sadece bilinebilir şeyleri bilebilir ve bütün varoluş sadece bilgiden ibaret değildir. bilebilenin, bilincin bilinemezin, ölümün alanına zor yoluyla girebileceği, onu da işe yarar, özellikle de kendi işine yarar bir nesneye, kavrama dönüştürme çabası iflah olmaz bir komediden başka bir şey değil.
ölüm ne sizin adalet arzunuza, ne de sığınak ihtiyacınıza hizmet etmez. ölüm kimseye hizmet etmez zaten. ama bilincinizin her şeyden kendinize hizmetkar edinme çabasının tosladığı yer, işte tam burasıdır. bilinciniz dehşetle kendine dönüyor mecburen. bir sonraki kalkışma için güç topladığını sandığı zamana kadar. sonsuz döngüye giriyor böylece.
ölümle ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. ne yapacağınızı bilseydiniz zaten ondan korkmazdınız. sizin korkunuz tam olarak onun ele avuca gelmez, bilinciniz tarafından kavranamaz doğasıyla alakalı.
binlerce yıldır, onu da kavrayıp, alt etme umuduyla öylece yanıp yakılıyor insanlar. en bilgeleri bile bir adım öteye geçemiyor. bilincin olmadığı bir varoluşun olabileceğini algılayamıyor.
ölüm hiçlik ya da yok oluş değildir. hiçlik diye bir şey yoktur. o insan beyninin bir kavramı olmaktan öte herhangi bir varlığa sahip değildir, yani hiçlik hiçtir.
ölüm bilincin sahte algılarının bir ürünüdür, tıpkı yaşam gibi. algılıyorsun o halde varsın değil, aksine var olduğun için algılıyorsun, düşündüğün için değil.
montaigne'in düşüncenin yüceliği safsatası.
bu filzoflar en düşkünlerin arasından çıkıyor. komik adamlar.
bilinç sadece bilinebilir şeyleri bilebilir ve bütün varoluş sadece bilgiden ibaret değildir. bilebilenin, bilincin bilinemezin, ölümün alanına zor yoluyla girebileceği, onu da işe yarar, özellikle de kendi işine yarar bir nesneye, kavrama dönüştürme çabası iflah olmaz bir komediden başka bir şey değil.
ölüm ne sizin adalet arzunuza, ne de sığınak ihtiyacınıza hizmet etmez. ölüm kimseye hizmet etmez zaten. ama bilincinizin her şeyden kendinize hizmetkar edinme çabasının tosladığı yer, işte tam burasıdır. bilinciniz dehşetle kendine dönüyor mecburen. bir sonraki kalkışma için güç topladığını sandığı zamana kadar. sonsuz döngüye giriyor böylece.
ölümle ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. ne yapacağınızı bilseydiniz zaten ondan korkmazdınız. sizin korkunuz tam olarak onun ele avuca gelmez, bilinciniz tarafından kavranamaz doğasıyla alakalı.
binlerce yıldır, onu da kavrayıp, alt etme umuduyla öylece yanıp yakılıyor insanlar. en bilgeleri bile bir adım öteye geçemiyor. bilincin olmadığı bir varoluşun olabileceğini algılayamıyor.
ölüm hiçlik ya da yok oluş değildir. hiçlik diye bir şey yoktur. o insan beyninin bir kavramı olmaktan öte herhangi bir varlığa sahip değildir, yani hiçlik hiçtir.
ölüm bilincin sahte algılarının bir ürünüdür, tıpkı yaşam gibi. algılıyorsun o halde varsın değil, aksine var olduğun için algılıyorsun, düşündüğün için değil.
montaigne'in düşüncenin yüceliği safsatası.
bu filzoflar en düşkünlerin arasından çıkıyor. komik adamlar.
devamını gör...
617.
bune yha asqo xdddddddddddd
devamını gör...
618.
o kadar uzak sanırken ne kadar da yakın.
devamını gör...
619.
ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor. bu sükut ondandır. her başın içinde ölüm. kimse konuşmaz, hızlı yürünmez, bardak masanın üstüne yavaş konur, nefes alırken bile ses çıkarmamaya çalışılır.
(bkz: peyami safa)
(bkz: peyami safa)
devamını gör...
620.
gidenin, geride kalan insana çığlık, acı ve sessizliğe gözyaşının eşlik ettiği duygu.
baştaki acıya alışılsa da hep hatırlanır veya arada hatırlatılır.
bütün insanların eşit olduğu tek an.
baştaki acıya alışılsa da hep hatırlanır veya arada hatırlatılır.
bütün insanların eşit olduğu tek an.
devamını gör...
