201.
peş peşe intihar etmek ve ölüm üzerine sorular sorulmuş. sayın bunları soran kişi, iyi misin?
devamını gör...
202.
sır kapısını aralamaya bir bilet.
devamını gör...
203.
''ölüm mü,
bir gölün dibinde durgun uykudasın.''

diye tanımlamıştır göller denizler şiirinde cemal süreya
belki de bir tanım değildir, yalnızca ben öyle algılamışımdır.
devamını gör...
204.
bence dünya da en ciddi şey.
devamını gör...
205.
bir daha konuşmamak üzere susmak, bir daha gelmemek üzere gitmektir. geride kalan için ağırdır, acıdır, dayanılmazdır. ölen için nasıl olduğunu ise hiçbirimiz bilemeyiz. birçok ölüm nedeni olabilir ancak benim merak ettiğim evinde hasta yatağında can vermenin nasıl bir şey olduğudur. yani insan tam o anda ne hissediyor ? ölüm denen şeyin başladığını hissedebilir miyiz ? o can çıkması denen olay ne kadar sürüyor acaba ? bunları bilemiyoruz. bilmemek daha iyidir belki de.
devamını gör...
206.
huzurdur. zor bir yolun sonunda şefkatle kollarını açıp sizi bekleyen bir anne, veya yorgun bir günün ardından sizi bekleyen sıcak bir yatak gibidir. ve tek dileğim, gelmeden kısa bir süre önce haberimin olmasıdır. haberim olsun ki, son bir kadeh şarap kaldırabileyim hayata, herşeye, kısa süren, yorucu, anlamsız bu yaşama.
huzurdur...
devamını gör...
207.
ne zaman gelip beni bulacak diye merak ederdim eskiden. şimdi ki tek derdimse ölmeden önce ölmeyi becerebilmek. yüksek bir farkındalık yakalamışsanız hayattaki tek hakikatin ölüm olduğunu anlamışsınızdır. ve hayatınızı bu hakikati aramakla geçirirsiniz. eşya ve insanın gerçek anlamına erişirsiniz. eşyayı insanın icat ettiğini anlarsınız. önemsizdir, cansızdır. anlam yüklenildiği kadar vardır eşya. insan ise karışıktır. başkalarını çözmeye gerek olmadığını anlarsınız, kendinize odaklanırsınız.
neden sorusu zamanla yerini nasıl sorusuna bırakır. neden öleceğim değil. nasıl yaşamam gerektiği, neden öleceğimin sorusunun cevabı zaten. hali hazırda nefes alabiliyorken bunun peşine düşmek lazım. varoluşun dayanılmaz bir sancısı vardır. bunun edebiyatını çok yaptılar lakin kavramın içi asla boşalmadı. kendimin farkında olma bilincinin kaynağı nedir? burada aranılan cevap somut bir bilgi cümlesi değil. tanrı veya evrim! önemli olan bu cevabı bilmek değil, cevabı anlayacak yetiye ulaşmak. gitmekle kalmak arasında zerre fark kalmıyor. olmakla olmamak, sevmekle nefret etmek. bunlara biz yükledik anlam. nereden bakarsan baktığın yere göre şekillenir anlam. olumsuz denilen şey beynimizin bir ürünüdür. üst insana erişince bunların bir önemi kalmayacak artık. belki lal olacağız. belki gözlerimiz görmeyecek ama gönül gözümüz açılacak.
bilemiyorum. düşünce sisteminiz olsa da olmasa da insan savruluyor. tek bildiğim ne zaman toprağa baksam beni çağırdığı. çok özlediğini söylüyor. ne gariptir, toprak içine aldığı her şeyi toprak yapıyor. mutmain ölümlerde buluşmak üzere.
devamını gör...
208.
zaten günü geldiğinde hak vaki bulacakken bunu beklerken gelip üzerime yapışman neden ?
ben sana gelirken senin bana koşman neden ?
neden bu acelen, neden bu acımasızlığın ?
sen peşimi bırakmayacaksın biliyorum, ağırlığın fazlalaşmadan gel seninle anlaşım da bu problem çözülsün be...
devamını gör...
209.
alemlerin efendisi olan allah'ın huzurundan ayrılıp imtihan dünyasına ağlayarak geldik. sanat yaptık, düşündük, didindik ve aşık olduk. kainat kitabında ilahi halleri hissettik, keşfettik, öğrendik. yaşam denen şeyin ne olduğunu, ne kadar değerli olduğunu yokluk ile karşılaştırınca fark ettik. anlamı kavradık, anlamsızlık üzerine düşündük. kimisine zaman az verildi, kimisine çok verildi. ilahi adalet tecelli etse de mutlak adaletin sağlanamayacağı bir imtihan yeri burası. yaptıklarımızın karşılığını alacağımız yere transfer olacağız hepimiz. bu transfer için ruhun fani bedenden ayrılması gerekir. çünkü ruh beden gibi değildir. o yüzden materyalizm ciddi sıkıntılara yol açar, çünkü ruh ile maddiyat çatışır. ölüm, bizi ayrılırken ağladığımız sevgililer sevgilisine kavuşturan bir aracı olarak bu çatışmaya son verir.
devamını gör...
210.
ölüme yaklaştıklarını hissedip ardına şiirler bırakan şairler gördüm. ölmeden önce okunmasını istediler ve bu mecburi isteğe birlikte baktık. oysa kelimelere ne son, ne başlangıç yakıştı.
devamını gör...
211.
az kaldığını hissediyorum. sanki her görüştüğüm insanla vedalaşıyormuşum gibi geliyor. bu da beni agresif yapıyor son günlerde. mutlu yaşamak istiyorum yoksa bu içinde bulunduğum içimdeki kargaşaya dayanamayacağım.
devamını gör...
212.
şu 5 sene içinde beni bulmada sonra hesaplaşırız.

edit: kalmış 3 sene.
devamını gör...
213.
her canlı yaşam formunun elbet bir gün yaşayacağı tüm yaşam bulgularının sonlanması durumu. ölmek sadece kalp durması değildir. insanın içinde vicdan, acıma, sevinç, merhamet, hüzün, orku gibi duygular yok olunca da insanın tüm yaşam bulguları sonlanır. kalbi atan bir ölüsünüzdür.
devamını gör...
214.
tanım: canlının yaşamının tam ve kesin bir biçimde sonlanmasıdır.

biyolojide, genel olarak kabul edilen ölüm tanımı; bir organizmanın, bünyesindeki tüm hücrelerle birlikte işlev göremeyecek şekilde bütünlüğünü kaybetmesidir.
devamını gör...
215.
bir arzudur. ne olduğunu bilmediğimiz, onu anlamlandıramayıp bir bilim dalı haline getiremediğimiz için bozamadık yani ilk insandan beri saf haliyle karşımızda diyor osho ölmeden önce ölünüz kitabında. ne olduğunu bilmesek de varlığından emin olduğumuz tek şey. metafiziktir ama aynı zamanda fiziktir. en büyük korkudur yaşayan için. hasta ve yaşayamayanlar için ise en büyük arzu. önce çok geç gelmesini isterken yaklaştığında daha yakın ve hızlı olmasını ister insan. en büyük bilgenin bile cevap veremeyeceği bir olgudur, belki de olay. her ne olursa olsun, bu kadar güçlü ve asil bir evreyi tatmak keyifli olurdu. ötanazinin yasal olmasını ve insanların henüz bilinçleri yerindeyken (istedikleri takdirde) kendi istekleriyle ölebilmeleri isterdim. en azından kendim için isterdim. bu kadar özel bir ana hazırlanıp, makyajımla en güzel gösterişli kıyafetimle hazır gitmek isterdim. ne de olsa yeniden olmayacak, en iyi şovumu yapayım.
devamını gör...
216.
ölümsüzdür.
devamını gör...
217.
ölüm huzur değildir. tamamen ortadan kaybolmaktır. bu kayboluşun en önemli farkı sevdiklerin seni nereye koyduklarını bilir ama nasıl olduğunu bilmezler sadece merak edebilirler. arkandan hep dilekle konuşur umut ederler iyidir diye. sen de kimsenin seni geri almayaşını ve buna çaba göstermediklerini gördükçe nefretle ve üzüntüyle dolarsın. toprak seni nefessiz bırakmasa bile bu vazgeçilmişliğin hüznü yeter seni boğmaya.
devamını gör...
218.
güzel bir tanımına jack london'ın ateş yakmak kitabında denk geldiğim durum:

''sadece hayattakilerin canı acırdı. öldükten sonra acı duyulmazdı. ölmek, uyumak demekti. durmak, istirahat etmekti. o halde neden ölmeye razı olmuyordu?''
devamını gör...
219.
ölümü inkar//ernest becker
devamını gör...
220.
olması gereken fizyolojik bir durumdur. insanların sürekli yaşadığı varsayımından yola çıkarsak bu hayat çekilmez olurdu. iyi ki ölüm ve yeni bir başlangıç var.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ölüm" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim