sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
başlık "sekülerlesen çılgın hafız" tarafından 29.03.2021 22:29 tarihinde açılmıştır.
501.
mutluyum yaaaa.
sabah paylaştığım şarkı * yemek yediğim mekanda çalmaya başladı. ki bu şarkıdan önce ne çalıyordu hiç duymuyordum bile.
çok iyiyim gerçekten. uzun zamandır kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim belki.
bugün niye böyle oldu ki.
sabah paylaştığım şarkı * yemek yediğim mekanda çalmaya başladı. ki bu şarkıdan önce ne çalıyordu hiç duymuyordum bile.
çok iyiyim gerçekten. uzun zamandır kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim belki.
bugün niye böyle oldu ki.
devamını gör...
502.
503.
hüzünlüyüm.
ne bileyim bugün biraz böyle oldu. öyle oturdu kaldı içime. aşırı sessiz ve sakinim.
ne iyi gelir hala göremedim tam.
ne bileyim bugün biraz böyle oldu. öyle oturdu kaldı içime. aşırı sessiz ve sakinim.
ne iyi gelir hala göremedim tam.
devamını gör...
504.
505.
kalbim, bir çift göze yenik düşüyor.
devamını gör...
506.
sebepsiz ya da sebebi saklanmış anksiyete. saklanma isteği.
devamını gör...
507.
istemsizce kendimi geçmişi sorgularken buluyorum ben. her verilen karar bir vazgeçiştir - bu doğru. diğer şeyleri yapmayıp o şeyi yapmaktır. o iş teklifini reddedip diğerine girmek ya da o kızla değil bu kızla birliktelik diğer ihtimali kapatır. ancak verilen kararlar ama öyle ama böyle sizi aynı yere getirecekse karar vermenin, vazgeçmenin ne anlamı kalıyor? amiyane tabirle günün sonunda "e ağam biz bu boku niye yedik" diyorsa insan gerçekten demoralize oluyor.
yanlış yetiştirildik. bizim dönem öyle bir ahlak verdi ki bize, denildi ki "işini iyi yap, geri kalan gelir." e sonra baktık ki kazın ayağı hiç öyle değil. hak yiyenler, etik sınırlamalara takılmadan "işini bilen"ler öne geçti, amir oldu, hoca oldu başımıza.
canım sıkkın. hem de çok sıkkın.
yanlış yetiştirildik. bizim dönem öyle bir ahlak verdi ki bize, denildi ki "işini iyi yap, geri kalan gelir." e sonra baktık ki kazın ayağı hiç öyle değil. hak yiyenler, etik sınırlamalara takılmadan "işini bilen"ler öne geçti, amir oldu, hoca oldu başımıza.
canım sıkkın. hem de çok sıkkın.
devamını gör...
508.
hayatım optik kaymaya uğramış gibi hissediyorum. ama böyle döndüre döndüre kaydırmışlar.. kaza değil.. hata değil..
devamını gör...
509.
yaralanmış olabilirim ama ölmedim ve bu beni daha güçlü daha kararlı kılıyor.
devamını gör...
510.
bazen bütün kaygılarımı aynı anda deli gibi bir derinlik seviyesinde yaşıyorum.
bugün de o günlerden biriydi.
kafayı neye taktığımı nasıl anlatabileceğimi bile bilmiyorum çünkü hayatımda yaşamış olduğum kaygıların hepsini aynı anda yaşıyorum, tek bir olay değil de genel olarak hayatın kaygısını taşıyorum.
ama aslında hayatın kaygısı da değil, yaşamamış olduğum şeylerin bile kaygısı var üzerimde.
bu kaygıların hepsi benimle alakalı bile değil aslında.
öyle iğrenç bir şey.
o yüzden kaygıdan başka hiçbir şey hissedemiyorum, bünyem izin vermiyor.
mesela bunları yazarken hiç değilse içimi döktüğüm için biraz da olsa rahatlamam gerekirdi fakat bir süredir hiçbir şekilde kafamı boşaltamıyorum.
bir şeyler yazmaktan da, müzik dinlemekten de, sakinleşmek için yürümekten de, kahve içmekten bile keyif almıyorum. sadece keyif alıyormuşum gibi davranıyorum.
kendimi kandırmaktan başka ne yapabilirim bilmiyorum.
neye kaygı duyacağımı da bilmiyorum.
gelmesinden korktuğum geleceğe mi, kendime mi, ülkeye mi, kendim dışında kalan tüm insanlara mı, gündemdeki olaylara mı, hissettiğim ya da hissedemediğim şeylere mi?
neyse işte, bilemediğim için hepsine bir arada hayvan gibi kaygı duyuyorum.
en çokta her şeye duyduğum bu saçma kaygının hiçbir boka yaramayacağını biliyor olmama rağmen hiçbir şeyi değiştiremiyor olmama kaygı duyuyorum.
kaygı kelimesine bile kaygı duyuyorum, illet bir kelime.
çık aklımdan lanet olası.
bu kadar.
şimdi beni mükemmel hissettireceğine kesin olarak emin olduğum* kahvemi almaya gidiyorum.
biraz da onunla dertleşeceğim.
bana iyi gelecek ve kaygılarımı saracakmış, öyle diyor.
bir de senin derdini seveyim diyor.
-kes sesini kahveleşememiş ılık sulu 3'ü1arada bozuntusu. her şey senin yüzünden.
bugün de o günlerden biriydi.
kafayı neye taktığımı nasıl anlatabileceğimi bile bilmiyorum çünkü hayatımda yaşamış olduğum kaygıların hepsini aynı anda yaşıyorum, tek bir olay değil de genel olarak hayatın kaygısını taşıyorum.
ama aslında hayatın kaygısı da değil, yaşamamış olduğum şeylerin bile kaygısı var üzerimde.
bu kaygıların hepsi benimle alakalı bile değil aslında.
öyle iğrenç bir şey.
o yüzden kaygıdan başka hiçbir şey hissedemiyorum, bünyem izin vermiyor.
mesela bunları yazarken hiç değilse içimi döktüğüm için biraz da olsa rahatlamam gerekirdi fakat bir süredir hiçbir şekilde kafamı boşaltamıyorum.
bir şeyler yazmaktan da, müzik dinlemekten de, sakinleşmek için yürümekten de, kahve içmekten bile keyif almıyorum. sadece keyif alıyormuşum gibi davranıyorum.
kendimi kandırmaktan başka ne yapabilirim bilmiyorum.
neye kaygı duyacağımı da bilmiyorum.
gelmesinden korktuğum geleceğe mi, kendime mi, ülkeye mi, kendim dışında kalan tüm insanlara mı, gündemdeki olaylara mı, hissettiğim ya da hissedemediğim şeylere mi?
neyse işte, bilemediğim için hepsine bir arada hayvan gibi kaygı duyuyorum.
en çokta her şeye duyduğum bu saçma kaygının hiçbir boka yaramayacağını biliyor olmama rağmen hiçbir şeyi değiştiremiyor olmama kaygı duyuyorum.
kaygı kelimesine bile kaygı duyuyorum, illet bir kelime.
çık aklımdan lanet olası.
bu kadar.
şimdi beni mükemmel hissettireceğine kesin olarak emin olduğum* kahvemi almaya gidiyorum.
biraz da onunla dertleşeceğim.
bana iyi gelecek ve kaygılarımı saracakmış, öyle diyor.
bir de senin derdini seveyim diyor.
-kes sesini kahveleşememiş ılık sulu 3'ü1arada bozuntusu. her şey senin yüzünden.
devamını gör...
511.
yorgunum. hayvan gibi çalıştık. tiner çekmekten bi hal olduk.
devamını gör...
512.
yorulmuşluk ve bıkkınlık.
yılbaşı zamanı geçirdiğim garip bronşit hastalığı nisan başı gibi yine nüksetti yeni yeni geçiyor,cidden yıprattı 1 aydır.onun yüzünden doğru dürüst ne ders çalışabiliyorum,ne normal zaman geçirip işime bakabiliyorum,kendime vakit ayıramıyorum.
bir yandan da ülke sorunları can sıkıp kaygılandırıyor,yine manasız kötü günlerden geçiyoruz sonumuz hayrola.
yılbaşı zamanı geçirdiğim garip bronşit hastalığı nisan başı gibi yine nüksetti yeni yeni geçiyor,cidden yıprattı 1 aydır.onun yüzünden doğru dürüst ne ders çalışabiliyorum,ne normal zaman geçirip işime bakabiliyorum,kendime vakit ayıramıyorum.
bir yandan da ülke sorunları can sıkıp kaygılandırıyor,yine manasız kötü günlerden geçiyoruz sonumuz hayrola.
devamını gör...
513.
nem.
devamını gör...
514.
acayip bir hissizlik var üzerimde.
normal şartlarda üzgün olmalı, hatta bunu takip eden bir çökkünlük olmalı. bunun olmaması güzel tabi ama azıcık da hissediyor olmak isterdim acımı.
normal şartlarda üzgün olmalı, hatta bunu takip eden bir çökkünlük olmalı. bunun olmaması güzel tabi ama azıcık da hissediyor olmak isterdim acımı.
devamını gör...
515.
korku, şaşkınlık..
tam uyumaya niyetlenmişken yatak titremeye başladı. haydaaa derken biter gibi oldu biter sandım… bitmedi daha da şiddetlendi. dışarı mı çıkayım üzerimi mi giyineyim ne oluyor bu sesler nereden geliyor bitecek mi devam mı edecek falan derken bittiğini fark ettim.
korktum.
en son yıllar evvel bodrum’da olan bir gece yarısı depreminde hissetmiştim bu korkuyu.
tam uyumaya niyetlenmişken yatak titremeye başladı. haydaaa derken biter gibi oldu biter sandım… bitmedi daha da şiddetlendi. dışarı mı çıkayım üzerimi mi giyineyim ne oluyor bu sesler nereden geliyor bitecek mi devam mı edecek falan derken bittiğini fark ettim.
korktum.
en son yıllar evvel bodrum’da olan bir gece yarısı depreminde hissetmiştim bu korkuyu.
devamını gör...
516.
gene onla yazışınca geri dönme isteği bi kere daha denesem ne olur zehri girmeye çalıştı kanıma. gerçi hiç çıkmamıştı. yine aynı davrandı ve kaçtığım şey olduğunu gösterdi bana. göstermeseydi kendi kendimi ikna edebilirdim. ne diyebilirim ki ufak bi parça umut ve hayal kırıklığı hissettim, hissediyorum.
devamını gör...
517.
1 ay sonra istanbul’a doyulmaz.
devamını gör...
518.
bir süredir tam üzerimden bir tır geçerken geçememiş de üzerimde kalmış gibi hissediyorum. su kaldırır dediler. gün aşırı denize gidiyorum. yüzüyorum, yüzüyorum... kıyıya çıkınca da suyun içine gömdüğüm sandalyeme oturuyorum. ayaklarım illaki suya değiyor. ama bakıyorum perçemler düşmüş, keller görünmüş, ağırlıkları omuzlarıma binmiş.
şimdi diyorum ki; ben de kaldığı yerden devam edenlerden olsam, hiçbir şey olmamışçasına, onca kepazelik, rezillik yaşanmamışçasına; vurup kaçarak, vuranı duymayarak, paçam mı çamurlu, zihnim mi pis, kalbim mi bulanık; aldırmamacasına. hepsinden olsam işte...
su ağırlığı kaldırır dediler. taşa verdim veriştirdim tınmadı, suya verdim ben de. ağmin.
şimdi diyorum ki; ben de kaldığı yerden devam edenlerden olsam, hiçbir şey olmamışçasına, onca kepazelik, rezillik yaşanmamışçasına; vurup kaçarak, vuranı duymayarak, paçam mı çamurlu, zihnim mi pis, kalbim mi bulanık; aldırmamacasına. hepsinden olsam işte...
su ağırlığı kaldırır dediler. taşa verdim veriştirdim tınmadı, suya verdim ben de. ağmin.
devamını gör...
519.
520.
hasta olduğum için şu aralar yorgunum baya.
devamını gör...


