geç öğrenilen bir gerçek
hayata geç kaldığını anlamaktır. iş işten geçmeyene kadar anlayamıyor insan anladıktan sonrası da pek parlak olmuyor.
devamını gör...
menengiç kahvesi
her şey bir kere bir dene, bir kereden bir şey olmaz diye başladı...
devamını gör...
busenaz sürmeneli
cumartesi sabahı çinli rakibini yenip altın madalyayı alacak olan gerçek sporcu.
dualarımız sizin ile busenaz'lar ...
futbolcularımız dan daha sportmen ve başarılı olduğunuz kesin.
dualarımız sizin ile busenaz'lar ...
futbolcularımız dan daha sportmen ve başarılı olduğunuz kesin.
devamını gör...
bugün de youtuber olamayan z kuşağı bireyi
dahil olduğum gruptur. ha tamam yazar maaşı şükür tıkır tıkır yatıyor ve geçinmeye yetiyor ama ek gelir de fena olmazdı hani.
devamını gör...
beyaz futbol
bağırmadan konuşabildiklerine şahit olamadığım programdır. çoğu zaman baş ağrısı ile sonlanıyor benim için ve bu sebepten genelde sonunu getiremem. bu yorumcuları koy dedikodu masasına en masum insanı bile suçlu çıkartırlar, o derece çirkefler.
devamını gör...
rüyalar ve karabasanlar
evvela intikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu aklımızın bir köşesine yazıyoruz. o yüzden, ''dolan’ın cadillac arabası'' öyküsünden bahsedeceğim biraz. abi o nasıl bir sabır allah aşkına? tamam eşin öldürülmüş. dolan denen adam beş para etmez zengin züppenin teki; malum bunlar her şeyi kendilerine hak görürler. yeni yüzyılın tanrısı para. bu inancın bir ruhban sınıfı ve aristokrat zümresi var. başka inançlara göndermeler yaparak yeni tanrılarının siluetini gizliyorlar sadece. ahlak dediğiniz nanenin esamesi dahi okunmuyor bu zevatta...
neyse konu dağılmasın. onca acıyı içinde tutup, biriktirip aynı zamanda nasıl bu kadar soğukkanlı ve planlamacı olabiliyorsun be robinson abim? cidden kabuk çıkarılacak bir karaktersin. adam resmen bütün değişkenleri hesaplıyor. son noktayı da çölde koymaya karar veriyor. nasıl oluyor? nasıl gelişiyor? orası hikâye de saklı, alır okursunuz kitabı... ''gece pilotu''nu da fena bulmamıştım zira orada fantastik ögeler de var. ''ithaf'' adlı hikâye ise kanımca bu kitabın en zayıf halkası. olmasa da olurmuş. * meraklanarak, başlayıp, eğlenerek bitireceğiniz bir kitaptır. ''oynayan parmak'' cidden gülümseten ve geren bir hikâye. bu sebeple başlangıç ve bitişi çok doğru yapılmış diyebilirim. okurken çok büyük beklentilere girmezseniz, stephen king adını kafanızda çok büyütmezseniz, gayet keyifli bir okuma yapabilirsiniz. aksi takdirde sıkıntı çıkabilir. ama ilk hikâye ve son hikâye her türlü okunur. tanrıların da bazen kusurlu işlere imza atabileceğini unutmamak lazım. örnek mi? insan... *
neyse konu dağılmasın. onca acıyı içinde tutup, biriktirip aynı zamanda nasıl bu kadar soğukkanlı ve planlamacı olabiliyorsun be robinson abim? cidden kabuk çıkarılacak bir karaktersin. adam resmen bütün değişkenleri hesaplıyor. son noktayı da çölde koymaya karar veriyor. nasıl oluyor? nasıl gelişiyor? orası hikâye de saklı, alır okursunuz kitabı... ''gece pilotu''nu da fena bulmamıştım zira orada fantastik ögeler de var. ''ithaf'' adlı hikâye ise kanımca bu kitabın en zayıf halkası. olmasa da olurmuş. * meraklanarak, başlayıp, eğlenerek bitireceğiniz bir kitaptır. ''oynayan parmak'' cidden gülümseten ve geren bir hikâye. bu sebeple başlangıç ve bitişi çok doğru yapılmış diyebilirim. okurken çok büyük beklentilere girmezseniz, stephen king adını kafanızda çok büyütmezseniz, gayet keyifli bir okuma yapabilirsiniz. aksi takdirde sıkıntı çıkabilir. ama ilk hikâye ve son hikâye her türlü okunur. tanrıların da bazen kusurlu işlere imza atabileceğini unutmamak lazım. örnek mi? insan... *
devamını gör...
çiçekleri neden sevdiğini bilmeyen kadın
çiçeklerin her türlüsüne bayılan bir yazar olarak kendi açımdan açıklamaya çalışacağım. kokuları, görünüşleri, renkleri bana huzur veriyor. bir parçam gibi hissediyorum çiçekleri. doğa ile kurduğum ilişkiden de kaynaklı olabilir bu. benliğimden gelen bir sevgi. çocukluğumdan beri de böyleydi. iş olsun diye çiçek sepeti'nden yollanan, kütüğe saplanmış sonraki gün solan çiçekleri sevmiyorum tabi ki.
devamını gör...
hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi
üç gün önce birçok araştırmacının(içlerinde türk doktor da var) ortak yayınladığı makaleye göre bu durum gerçekmiş.
bildiğimiz kadarıyla ölüm anı sıfır noktasıysa ona en yakın ikinci basamak uyku evreleri, birinci basamak ise kalbin durması. kalp durmasından sonra nadir de olsa tekrar hayata dönüş durumları yaşanabilir buna da near-death experience veya ölüme yakın deneyimler deriz. hayvanlarda yapılan deneylerde ölüm anında beyinde gerçekleşen aktiviteler hipoaktif bi reaksiyon gösteriyor, yani olması gerekenden çok daha az eylemler. bu da selebral kan akışının kesilmesinden kaynaklı. fakat üç gün önce yayınlanan bu makale, bu bilgilerimizi tekrar sorgulamamıza neden oluyor: ölümün insan için uykudan hiçbir farkı yok.
87 yaşında, ölmek üzere olan bir erkeğin rızasıyla gerçekleşen eeg kayıtları ve diğer birçok raporda, kalp durması yaşanmadan öncesi, anı ve sonrası kaydedilmiştir. hasta ne zaman öleceğini bilmemekle birlikte(acil servise kendisi başvurmuş) kalp durması esnasında hangi bilgilerin inceleneceğini de bilmiyordu. ayrıca hastanın ailesi de resüsitasyon yapılmamasına karar vermiştir. kaynak link aşağıda.
hastanın kalbi durmadan yaklaşık 15 saniye öncesinde başlayan dar ve geniş bantlarda gama aktivitesinde mutlak güç artışı ve teta gücünde azalma görülmüştür. kalp durması sonrasında ise delta, beta, alfa ve gama gücü azalmış, ancak interiktal aralığa kıyasla daha yüksek bir nispi gama gücü yüzdesi gözlenmiştir. peki bu ne anlama geliyor? bu reaksiyonları ölüm dışında deneyimlediğimiz bir an var mı? makalede bu soruya da cevap var fakat bu soru, ahiret inancını da sorgulamaya sebep olabilir nitekim ölüm, hayat boyunca deneyimlediğimiz hiçbir şey ile aynı olmamalı ki, başka bir kapıya açılsın. fakat deneye göre böyle bir şey olmuyor. beyindeki elektrik dalgalanmaları sanki rüya görüyormuşçasına davranıyor. sanki maziye dair bir şeyleri hatırlamak için yaptığımız beyinsel aktiviteler gibi(aslında gibisi fazla) hafıza hatırlamaları yapıyor, neredeyse her gün deneyimlediğimiz rüya görme, halüsinasyon görme ve/veya meditasyon anında ve/veya bir iş/eyleme konsantrasyon halinde beynin verdiği geçici işlemler ile birebir aynı işlemleri ölüm anında da veriyor. yani evet, ölümden onbeş saniye kadar önce başlayan ve ölümden birkaç saniye* sonra son bulan bir "hatıraları deşme" veya "olup biten her şeyi son kez sorgulama" seansı yaşanıyor. araştırmacılar bununla yetinmemiş, tersine mühendislik yaparak kalp durması anında kalpte ve beyinde yaşanan olayları geri çevirmeye ve ölmek üzere olan birini nasıl yaşatabiliriz'e cevap aramaya teorik olarak devam etmişlerdir fakat hastanın yakınları resüsitasyon istemediği için hasta üzerinde daha fazla inceleme yapılamamış.
son olarak; hayvanın beyni ile insan beyninde yapılan gözlemlerin farklı olması, ölümün uyku gibi bi deneyim olması, insanın bir süre sonra tekrar dirileceği anlamına da gelebilir, ölümün bilinçli bir varlık için hiçlikle eşdeğer olduğu, her gece deneyimlediği uykudan farksız olduğu anlamına da gelebilir. bu makalenin sadece bir hasta üzerinden yapılan çıkarımlar olduğunu, öncesinde ölmek üzere olan birinin beyninde gerçekleşen elektriksel dalgalanmaların yeterince incelenemediğini, makaleyi yayınlayan yedi farklı kurumun bundan sonra daha fazla deney ve gözlem yapacağını hatırlatalım.
kaynak
bildiğimiz kadarıyla ölüm anı sıfır noktasıysa ona en yakın ikinci basamak uyku evreleri, birinci basamak ise kalbin durması. kalp durmasından sonra nadir de olsa tekrar hayata dönüş durumları yaşanabilir buna da near-death experience veya ölüme yakın deneyimler deriz. hayvanlarda yapılan deneylerde ölüm anında beyinde gerçekleşen aktiviteler hipoaktif bi reaksiyon gösteriyor, yani olması gerekenden çok daha az eylemler. bu da selebral kan akışının kesilmesinden kaynaklı. fakat üç gün önce yayınlanan bu makale, bu bilgilerimizi tekrar sorgulamamıza neden oluyor: ölümün insan için uykudan hiçbir farkı yok.
87 yaşında, ölmek üzere olan bir erkeğin rızasıyla gerçekleşen eeg kayıtları ve diğer birçok raporda, kalp durması yaşanmadan öncesi, anı ve sonrası kaydedilmiştir. hasta ne zaman öleceğini bilmemekle birlikte(acil servise kendisi başvurmuş) kalp durması esnasında hangi bilgilerin inceleneceğini de bilmiyordu. ayrıca hastanın ailesi de resüsitasyon yapılmamasına karar vermiştir. kaynak link aşağıda.
hastanın kalbi durmadan yaklaşık 15 saniye öncesinde başlayan dar ve geniş bantlarda gama aktivitesinde mutlak güç artışı ve teta gücünde azalma görülmüştür. kalp durması sonrasında ise delta, beta, alfa ve gama gücü azalmış, ancak interiktal aralığa kıyasla daha yüksek bir nispi gama gücü yüzdesi gözlenmiştir. peki bu ne anlama geliyor? bu reaksiyonları ölüm dışında deneyimlediğimiz bir an var mı? makalede bu soruya da cevap var fakat bu soru, ahiret inancını da sorgulamaya sebep olabilir nitekim ölüm, hayat boyunca deneyimlediğimiz hiçbir şey ile aynı olmamalı ki, başka bir kapıya açılsın. fakat deneye göre böyle bir şey olmuyor. beyindeki elektrik dalgalanmaları sanki rüya görüyormuşçasına davranıyor. sanki maziye dair bir şeyleri hatırlamak için yaptığımız beyinsel aktiviteler gibi(aslında gibisi fazla) hafıza hatırlamaları yapıyor, neredeyse her gün deneyimlediğimiz rüya görme, halüsinasyon görme ve/veya meditasyon anında ve/veya bir iş/eyleme konsantrasyon halinde beynin verdiği geçici işlemler ile birebir aynı işlemleri ölüm anında da veriyor. yani evet, ölümden onbeş saniye kadar önce başlayan ve ölümden birkaç saniye* sonra son bulan bir "hatıraları deşme" veya "olup biten her şeyi son kez sorgulama" seansı yaşanıyor. araştırmacılar bununla yetinmemiş, tersine mühendislik yaparak kalp durması anında kalpte ve beyinde yaşanan olayları geri çevirmeye ve ölmek üzere olan birini nasıl yaşatabiliriz'e cevap aramaya teorik olarak devam etmişlerdir fakat hastanın yakınları resüsitasyon istemediği için hasta üzerinde daha fazla inceleme yapılamamış.
son olarak; hayvanın beyni ile insan beyninde yapılan gözlemlerin farklı olması, ölümün uyku gibi bi deneyim olması, insanın bir süre sonra tekrar dirileceği anlamına da gelebilir, ölümün bilinçli bir varlık için hiçlikle eşdeğer olduğu, her gece deneyimlediği uykudan farksız olduğu anlamına da gelebilir. bu makalenin sadece bir hasta üzerinden yapılan çıkarımlar olduğunu, öncesinde ölmek üzere olan birinin beyninde gerçekleşen elektriksel dalgalanmaların yeterince incelenemediğini, makaleyi yayınlayan yedi farklı kurumun bundan sonra daha fazla deney ve gözlem yapacağını hatırlatalım.
kaynak
devamını gör...
sevilen kamyon arkası yazıları
devamını gör...
sezai karakoç
neyse ki yarın var, umutların en sevdiği gün.
sözünün sahibi olan, rahmetli bilge.
sözünün sahibi olan, rahmetli bilge.
devamını gör...
hippopotomonstrosesquippedaliophobia
uzun kelime korkusuymuş. eğer başlık korkutucu geliyorsa, sizde de hippopotomonstrosesquippedaliophobia var demek. bugün bunu öğrendik, girdiledik ve şuan unutuyorum.*
devamını gör...
parol
arveles'e kurban olsundur.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
güzel bir gün güzel bir hafta olsun dilerim cümlemize.
ankara, hala karar veremedi havasına.
gök yıktı ortalığı sabah, gürleye gürleye.
dolsun barajlar o vakit.
güne ankara gibi bir şarkı gelsin.
gidelim 90'lara.
should ı stay or should ı go
güzel bir gün güzel bir hafta olsun dilerim cümlemize.
ankara, hala karar veremedi havasına.
gök yıktı ortalığı sabah, gürleye gürleye.
dolsun barajlar o vakit.
güne ankara gibi bir şarkı gelsin.
gidelim 90'lara.
should ı stay or should ı go
devamını gör...
hoşlanılan ama tanımadığınız biriyle nasıl tanışılır sorunsalı
samimiyet, doğallık ve nezaket ile harmanlanmış hoş bir üslubun açamayacağı bir kapı olmadığını hatırlayarak.
devamını gör...
fazıl say'ın mülteci yorumu
fazıl say'a sanatçı kişiliği nedeniyle büyük saygı duymakla birlikte yaptığı bu açıklamayı tatlı su muhalefeti olarak nitelemekten kendimi alamadığım başlık.
elbette ki yabancı bir ülkede göçmen olarak yaşamak hiç de kolay değil; bu çok açık ancak; bu durumda kıyaslamayı kendisi üzerinden yapması son derece absürt bana göre. zira bu ülkeye gelen sığınmacıların yarattığı ve gelecekte de artarak devam edecek asayiş problemleri ortada. ekonomiyi falan da geçtim; halk olarak can güvenliğimiz yok artık.
elbette ki yabancı bir ülkede göçmen olarak yaşamak hiç de kolay değil; bu çok açık ancak; bu durumda kıyaslamayı kendisi üzerinden yapması son derece absürt bana göre. zira bu ülkeye gelen sığınmacıların yarattığı ve gelecekte de artarak devam edecek asayiş problemleri ortada. ekonomiyi falan da geçtim; halk olarak can güvenliğimiz yok artık.
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
anormal olayların* artık normal karşılanması.
devamını gör...
sigarayı bıraktım temiz havayı içime çektim
içenler sayesinde temiz bir hava bulmak zor ama buldukça çekiyoruz temiz hava.
devamını gör...
ayran
simitle cok iyi giden icecek.
yaz aylarinda icine birkac adet hafif dövülmüs taze nane yapragi ve buz atarsaniz orgazmdan daha zevkli anlar yasayabilirsiniz.
yaz aylarinda icine birkac adet hafif dövülmüs taze nane yapragi ve buz atarsaniz orgazmdan daha zevkli anlar yasayabilirsiniz.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
hevesle beklenen programdır.
devamını gör...