241.
erkek tuvaletine girdiğinde arkandan erkek girdikten sonra " burası kız yanlız" diyerek göndermek. gittiği an kaçmak hahah allahın cezası her yerde oluyordu ya.
devamını gör...
242.
sigara ile ilgili olanlardan birine şahsımın da sahip olduğudur. aşırı oricinal gerçekten.
lise 3. sınıftasındır, artık etrafindaki herkes bir kere dahi olsa sigaradan yakalanmıştır, kimisi ceza bile yemiştir ama sen hala yakalanmama serini sürdürmektesindir. hocaların gözünde el değmemiş tertemiz bir bakire gibisin..
bir öğle arası en yakın arkadaşınla tuvalete gidersin. arkadaşın seni kapıda bekler. tam o sırada rutin baskınlarından birini yapan müdür yardımcısı tuvaleti basar ve içerideki dumanı görür, kokuyu alır, arkadaşınızı da erketeci olarak kafasına yazar. akabinde kabin kapısı yumruklanır ve tok bir ses tonuyla çık dışarı sesleri işitilir.
arkadaşın müdahale eder ve büyük abdestinizi yaptığınızı söyler. sonunda kapıyı açar ve hocaya sigara içmediğinizi, dumanın sizden kaynaklı olmadığını çünkü bu tuvalette zaten sürekli sigara içildiğini söylersiniz. hoca tabi ki inanmaz ve para cezası* yazmak üzere odasına götürür.
problem şudur ki, o sırada gerçekten de sigara içmiyorsunuzdur. içerideki dumanı da açıklamışsınız lakin aciklayamadiginiz tek şey sizi hemen kabin kapısında bekleyen arkadaşınızın varlık sebebidir. bunun suçlusu da siz değilsinizdir. kaçtır arkadasiniza "gerek yok" demenize rağmen vefalı arkadaş adı altında sizle birlikte tuvalete gelmektedir.
hoca ortak noktada buluşmak adına "ailene söylemeyecegim oğlum, para cezasını ödersin biter" der ve iyi polisi oynamaya başlar. lakin icmediginiz bir sigara için para cezası ödemeye de niyetiniz yoktur.
ne müdür yardımcısı ne de siz ortak noktada buluşamamışsınızdır. hoca artık ulti açar ve "sigara icmiyorsan arkadaşın neden tuvalette seni bekliyor olm?" der ve pis imalarda bulunur. kötü polis olmaya başlamıştır yani.
siz de en son "ailemi arayın ve sigara içip icmedigimi sorun hocam" der ve işin içine aileyi katarsınız. hoca aileden bile korkmadığınızı görünce inanmak zorunda kalır ve ceza almadan çıkarsınız.
sonradan öğrenilir ki bu adamın sigara içen tüm öğrencilere çökme sebebi okul düzeni falan degilmiş. kapalı alanda sigara içme yasağı adı altında polis bile çağırmadan hukuksuz bir şekilde öğrencilerden haraç kesip cebini dolduruyormuş. her gün 2-3 öğrenciye çöküyordu diye hatırlıyorum ve o zamanki kapalı alanda sigara içme cezası ne kadardı hatırlamamakla birlikte her gün 2-3 öğrenciden hesapladığınızda ayda belki maaşından bile daha çok bir tutara geldiğini anlamak pek zor değil efendim. kendi maaşının yani sıra bir maaş da öğrencilerden çıkarıyor yani*
aşağıdaki karikatür gibi olmak istemem, kaldı ki değildim de ama biz paket almaya para kalsın diye sabah buluştuğumuz börekçide doğru dürüst kahvaltı bile yapmayan çocuklardık. ortaya bir porsiyon kürt böreği* söyler ve onu 4-5 kişi yerdik. herkes 1-2 çatal atsa bitiyordu zaten.
sen bu çocuğa o cezayı ödettirebilir misin sayın hocam?
lise 3. sınıftasındır, artık etrafindaki herkes bir kere dahi olsa sigaradan yakalanmıştır, kimisi ceza bile yemiştir ama sen hala yakalanmama serini sürdürmektesindir. hocaların gözünde el değmemiş tertemiz bir bakire gibisin..
bir öğle arası en yakın arkadaşınla tuvalete gidersin. arkadaşın seni kapıda bekler. tam o sırada rutin baskınlarından birini yapan müdür yardımcısı tuvaleti basar ve içerideki dumanı görür, kokuyu alır, arkadaşınızı da erketeci olarak kafasına yazar. akabinde kabin kapısı yumruklanır ve tok bir ses tonuyla çık dışarı sesleri işitilir.
arkadaşın müdahale eder ve büyük abdestinizi yaptığınızı söyler. sonunda kapıyı açar ve hocaya sigara içmediğinizi, dumanın sizden kaynaklı olmadığını çünkü bu tuvalette zaten sürekli sigara içildiğini söylersiniz. hoca tabi ki inanmaz ve para cezası* yazmak üzere odasına götürür.
problem şudur ki, o sırada gerçekten de sigara içmiyorsunuzdur. içerideki dumanı da açıklamışsınız lakin aciklayamadiginiz tek şey sizi hemen kabin kapısında bekleyen arkadaşınızın varlık sebebidir. bunun suçlusu da siz değilsinizdir. kaçtır arkadasiniza "gerek yok" demenize rağmen vefalı arkadaş adı altında sizle birlikte tuvalete gelmektedir.
hoca ortak noktada buluşmak adına "ailene söylemeyecegim oğlum, para cezasını ödersin biter" der ve iyi polisi oynamaya başlar. lakin icmediginiz bir sigara için para cezası ödemeye de niyetiniz yoktur.
ne müdür yardımcısı ne de siz ortak noktada buluşamamışsınızdır. hoca artık ulti açar ve "sigara icmiyorsan arkadaşın neden tuvalette seni bekliyor olm?" der ve pis imalarda bulunur. kötü polis olmaya başlamıştır yani.
siz de en son "ailemi arayın ve sigara içip icmedigimi sorun hocam" der ve işin içine aileyi katarsınız. hoca aileden bile korkmadığınızı görünce inanmak zorunda kalır ve ceza almadan çıkarsınız.
sonradan öğrenilir ki bu adamın sigara içen tüm öğrencilere çökme sebebi okul düzeni falan degilmiş. kapalı alanda sigara içme yasağı adı altında polis bile çağırmadan hukuksuz bir şekilde öğrencilerden haraç kesip cebini dolduruyormuş. her gün 2-3 öğrenciye çöküyordu diye hatırlıyorum ve o zamanki kapalı alanda sigara içme cezası ne kadardı hatırlamamakla birlikte her gün 2-3 öğrenciden hesapladığınızda ayda belki maaşından bile daha çok bir tutara geldiğini anlamak pek zor değil efendim. kendi maaşının yani sıra bir maaş da öğrencilerden çıkarıyor yani*
aşağıdaki karikatür gibi olmak istemem, kaldı ki değildim de ama biz paket almaya para kalsın diye sabah buluştuğumuz börekçide doğru dürüst kahvaltı bile yapmayan çocuklardık. ortaya bir porsiyon kürt böreği* söyler ve onu 4-5 kişi yerdik. herkes 1-2 çatal atsa bitiyordu zaten.
sen bu çocuğa o cezayı ödettirebilir misin sayın hocam?
devamını gör...
243.
ayy hadi bi anımı daha anlatayım. madem andık taçlansın. lise 2'ydi yanlış hatırlamıyorsam. kalktım, miss gibi hazırlandım, çektim jilet gibi formamı. tabi o zamanlar forma mecburi... fit mi fit. hoş hala fitim de neyse. yerler buz. karlı hava. yağış durmuş. sabahın bi körü. kardeşimle okul yolundayız. benim saatim erken olduğu için onu da yanıma almışım, erken gittiği için okula, canı hayli burnunda. çektim botları. şapk, eldivenler, atkı tüm aksesuarlar tamam. saçlar ahenk içinde dalgalanmakta. laf aramızda o zamanlar kel değilim. at koşturuyorum girdiğim her ortamda. neyse..
bi çıktım. lanet komşunun oğlu. yine erkenden çekmiş jilet gibi kotu, botu, montu, saçlar sabahın nurunda jöleli. iyy dedim yüzümü buruşturdum, hızlı hızlı gidiyorum. kardeşini* okula götürmek bahanesiyle atladı arabaya yaş 15, ben 16. beyefendide ehliyet yok ama bizim semtte dokunamazlar, haspam elit...
her neyse. ben bi sinir, yürüyorum, kardeşimin okuluna geldik. diğer kapı yerine, ön kapıyı seçince, sen düş.. kafanı yere çarp. çocuk da arkamdan arabayla geliyor. ya görmedi ya da görmezden geldi düşünceli başak burcu şeysi.. ben iki seksen yatıyorum yerde, etek falan açıldı hep. kardesim de kaldırmak yerine eteğimi örter. hay manyak ablanı kaldırsana önce. okulda daha zaten kimse yok. rezil olduğuna mı yanayım. uyuzun önünde rezil olmama mı yanayım. basım acıdı ona mı yanayım....
neyse en azından penti dünyanın en muhteşem çorabıdır. kalın bacaklı görünmek için ideal olduğu kadar, düştüğünde korumasıyla da meşhurdur.
reklamlar bitti efenm. saygılar. bir cümlede ne kadar neyse denilecekse o kadar kullandım. bayağı bi şarjımı harcadım. ama güzel günlerimiz olmuş, farkına da vardım.
liseli komşu kızına düşmeyen var mı yaa? vardır vardır.
... ay hadi inşallah.*
yazarların lise anılarını derlediği başlık.
bi çıktım. lanet komşunun oğlu. yine erkenden çekmiş jilet gibi kotu, botu, montu, saçlar sabahın nurunda jöleli. iyy dedim yüzümü buruşturdum, hızlı hızlı gidiyorum. kardeşini* okula götürmek bahanesiyle atladı arabaya yaş 15, ben 16. beyefendide ehliyet yok ama bizim semtte dokunamazlar, haspam elit...
her neyse. ben bi sinir, yürüyorum, kardeşimin okuluna geldik. diğer kapı yerine, ön kapıyı seçince, sen düş.. kafanı yere çarp. çocuk da arkamdan arabayla geliyor. ya görmedi ya da görmezden geldi düşünceli başak burcu şeysi.. ben iki seksen yatıyorum yerde, etek falan açıldı hep. kardesim de kaldırmak yerine eteğimi örter. hay manyak ablanı kaldırsana önce. okulda daha zaten kimse yok. rezil olduğuna mı yanayım. uyuzun önünde rezil olmama mı yanayım. basım acıdı ona mı yanayım....
neyse en azından penti dünyanın en muhteşem çorabıdır. kalın bacaklı görünmek için ideal olduğu kadar, düştüğünde korumasıyla da meşhurdur.
reklamlar bitti efenm. saygılar. bir cümlede ne kadar neyse denilecekse o kadar kullandım. bayağı bi şarjımı harcadım. ama güzel günlerimiz olmuş, farkına da vardım.
liseli komşu kızına düşmeyen var mı yaa? vardır vardır.
... ay hadi inşallah.*
yazarların lise anılarını derlediği başlık.
devamını gör...
244.
lisede turkce dersinde gazim vardi. sessizce saldim ama oyle bir kotu koku cikti ki millet o zamanlar meshur olan koku bombasi patlatildigini dusundu. hoca sinifi terkedip muduru cagirdi, sinifta koku bombasi atildi diye. hala yazarken guluyorum ya, mudur arama yapmisti sinifta.
devamını gör...
245.
arka cebimdeki sigara paketiyle öğretmenler odasına girmem, üstüne bir de arkamdan giren müdürün "cebindekini ver." demesiyle sigarayı çıkarıp eline vermem üzerine tüm öğretmenlerin bize bakması.
devamını gör...
246.
öğle arası okuldan kaçıp yemek yemek.
devamını gör...
247.
sonradan kendini asıp intihar ettiğini öğrendiğim bir atölye hocam vardı. çok sevdiğim, hayat dolu, muhteşem bir eğitmen. atölyede soyunma odasında badimin parası çalınmış. rahmetli de bizi toplayıp babacan bir tavırla "kim aldıysa parayı getirsin aldığı yere koysun" minvalinde laflar etmişti. kimse umursamayinca dediklerini bu sefer de "parayı calanin kim olduğunu biliyorum" diyerek bana bakmıştı. ya da herkese bakmıştı ama ben bana bakıyor, benden şüpheleniyor diye düşündüm. hiçbir zaman öğrenemedim bu durumu. gerçekten benim çaldığımı düşünmüş müdür acaba? "hocam benden mi supheleniyorsunuz" diye soramadim. hiçbir zaman da ogrenemdim. içimde bir uhdedir. ayrıca lisedeki en unutmadigim andır.
devamını gör...
248.
sınıfta uzun eşşek oynamak gibi bir eşeklik yapıyorduk en az benim kadar eşek olan 7 8 arkadaşımızla.
sıra bana geldi ve atladım. tam eşşeği çöğdürecek o ölüm atlayışını yaptığım an ing. hocamız kapıda belirdi.
bende yaradana sığınıp allah ne verdiyse adamın hayalarına sağlam bir şut çekmiş oldum böylece. eşşek çöğdü, 60 yaşında ki adam hastanelik oldu bende 3 gün dayak yedim okulda.
iğrenç anım bu kadar.
sıra bana geldi ve atladım. tam eşşeği çöğdürecek o ölüm atlayışını yaptığım an ing. hocamız kapıda belirdi.
bende yaradana sığınıp allah ne verdiyse adamın hayalarına sağlam bir şut çekmiş oldum böylece. eşşek çöğdü, 60 yaşında ki adam hastanelik oldu bende 3 gün dayak yedim okulda.
iğrenç anım bu kadar.
devamını gör...
249.
hoca sınıfı boşalt sonra her yeri süpür dedikten yarım saat sonra camdan çantaları atmam olayı.
kız ne safmışım hahah
kız ne safmışım hahah
devamını gör...
250.
lise 1, henüz evden yeni ayrılmışım. yatılı kalıyorum, okulun da ilk günleri. eml'den birkaç kişi okul yolunda peşimize takılmış. benim yemek yeme merasimi biraz uzun sürdüğünden en sona kalmışız, sokakta pek kimse yok. ardımıza baka baka ve korkudan ayaklarımız dolaşa dolaşa okula kendimizi attık. ilk dersten sonra müdürün odasına kararlı bir şekilde inip "hocam böyle böyle oldu! biz de size geldik, çok korktuk." diye açıklama yaptık. müdürümüz koca göbeğinin üzerinden kuşkucu oynak gözlerini üzerimizde gezdirdi bir süre... yavaşça ayağa kalktı, yüzlerimize kısa bakışlar attıktan sonra "diyeceğime alınmayın kızlar, ama ciddi olarak soruyorum, hanginizin sevgilisiydi? "
lisedeki ilk anım buydu, sonradan o koca göbeğin ve kel başın sahibiyle arayı düzeltmiş olsak da bu ilk anının verdiği his bende hep aynı kaldı.
lisedeki ilk anım buydu, sonradan o koca göbeğin ve kel başın sahibiyle arayı düzeltmiş olsak da bu ilk anının verdiği his bende hep aynı kaldı.
devamını gör...
251.
safra kesesinden ameliyat olacak kadın hocamızı, moral vermek yerine korkutup bayıltmıştık.
kadın hayatinda ilk defa (hamilelik dışı) ameliyat masasına yatacağı için, derste kara kara düşünür, kendisine bir şey olursa geride bırakacağı 2 çocuğuna ne olacağını düşünüp üzülürdü. bizimde işimize gelirdi. ders kaynardı. sonra baktık olacak gibi değil, 2 gün sonra ameliyata girecek sınıfça bunun gözünü korkutalım dedik. ilk dönem ders içi performansimiza düşük vermesinin de intikamını alacaktık böylelikle.
başladık felaket tellalı gibi konuşmaya. kimi köyde safra kesesinden ameliyat olan köylüsünün ameliyattan 2 gün sonra öldüğünü anlattı. kimi "2 gün bile çok ameliyattan çıkamadı bizim akraba, dikişleri atılmadan kefenleyip gidip gömdük" dedi. kimi safra kesesi ameliyatından sonra bi akrabasının felç kaldığını anlattı. biri, safra kesesi alınan dedesinin ameliyat sonrası hafıza kaybı yaşadığını bile anlattı * hele bir tanesi hem anlattı hem yaşadı ameliyat sahnesini. ama nasıl abartıyor şerefsiz. koy flash tv'ye sarı bıyık ile kapışır oyunculuğu. "hocam dedi babamın bir arkadaşı doktor. hastanın safra kesesini alırken safra elinde patladı. (buum diye patladı diye anlatıp canlandırıyor) hastanın her yeri kan oldu. ( biri ordan anlatan kişinin üstüne şişeyle su fışkırtıyor) safra nasıl patladıysa kesesini bulamadılar" dedi. bol keseden atıyor şerefsiz * işte ne olduysa o sıra oldu. kadın bayıldı öğretmenler masasının üstüne. gülmekten ayıltamıyoruz kadını. "hoca hazır bayılmışken direkt ameliyata mı alsalar? " diyoruz kendi aramızda. hala gırgır şamata devam etti. baktık ayılmıyor kadın bölüm hocalarını çağırdık. onlara da "ameliyat stresi herhalde dayanamadı canım hocamız" dedik üzgün üzgün. onlar da mecbur inandılar bize.
ameliyat sonrası izinden dönen hocamızın ilk işi bize quiz yapmak oldu. aslında quiz sorularını görünce kendisini taklit ederek sınıfça bayılacaktık ama kimse cesaret edemedi. sonra ameliyat ile ilgili sorular sorarak quizi kaynattık *
kadın hayatinda ilk defa (hamilelik dışı) ameliyat masasına yatacağı için, derste kara kara düşünür, kendisine bir şey olursa geride bırakacağı 2 çocuğuna ne olacağını düşünüp üzülürdü. bizimde işimize gelirdi. ders kaynardı. sonra baktık olacak gibi değil, 2 gün sonra ameliyata girecek sınıfça bunun gözünü korkutalım dedik. ilk dönem ders içi performansimiza düşük vermesinin de intikamını alacaktık böylelikle.
başladık felaket tellalı gibi konuşmaya. kimi köyde safra kesesinden ameliyat olan köylüsünün ameliyattan 2 gün sonra öldüğünü anlattı. kimi "2 gün bile çok ameliyattan çıkamadı bizim akraba, dikişleri atılmadan kefenleyip gidip gömdük" dedi. kimi safra kesesi ameliyatından sonra bi akrabasının felç kaldığını anlattı. biri, safra kesesi alınan dedesinin ameliyat sonrası hafıza kaybı yaşadığını bile anlattı * hele bir tanesi hem anlattı hem yaşadı ameliyat sahnesini. ama nasıl abartıyor şerefsiz. koy flash tv'ye sarı bıyık ile kapışır oyunculuğu. "hocam dedi babamın bir arkadaşı doktor. hastanın safra kesesini alırken safra elinde patladı. (buum diye patladı diye anlatıp canlandırıyor) hastanın her yeri kan oldu. ( biri ordan anlatan kişinin üstüne şişeyle su fışkırtıyor) safra nasıl patladıysa kesesini bulamadılar" dedi. bol keseden atıyor şerefsiz * işte ne olduysa o sıra oldu. kadın bayıldı öğretmenler masasının üstüne. gülmekten ayıltamıyoruz kadını. "hoca hazır bayılmışken direkt ameliyata mı alsalar? " diyoruz kendi aramızda. hala gırgır şamata devam etti. baktık ayılmıyor kadın bölüm hocalarını çağırdık. onlara da "ameliyat stresi herhalde dayanamadı canım hocamız" dedik üzgün üzgün. onlar da mecbur inandılar bize.
ameliyat sonrası izinden dönen hocamızın ilk işi bize quiz yapmak oldu. aslında quiz sorularını görünce kendisini taklit ederek sınıfça bayılacaktık ama kimse cesaret edemedi. sonra ameliyat ile ilgili sorular sorarak quizi kaynattık *
devamını gör...
252.
bizim sınıfta her görüşten insan vardı. sağ, sol ,komünist, sosyalist hatta nazi savunucusu bile yani her türlü -ist vardı anlayacağınız. garip bir sınıftık. hocanın birisi her hafta ortaya siyasi birşey atar sonra oturur masasında keyifli keyifli bunların kavgasını izler. yalandan beş dk ders anlatır geçerdi. nefret ederdim o kadından. birgün fena patladım ona zaten. ama o başka anı.
devamını gör...
253.
o riyakar suratlarıyla, herşeyi bilen tavırlarıyla, hileci zihinleriyle fetöcüler...yani fetönün müridi olan ruhunu satan sınıftaki bazı arkadaşlarım. o yavşak yüzler yıllardır gözümün önünde tap taze duruyor.
devamını gör...
254.
dört yıl boyunca asla yakalanmadan sigara sattım.
devamını gör...
255.
üç beş kez frikikten veya çok uzaklardan futbol topunu doksana takmışlığım olmuştu.
abi o nasıl gol diye herkesin ağzının açık kalışı bir havalara sokmuyor değil tabii.
ümran bacım. x'in üzerine top oynayan tanımam dediğin için teşekkür ederim. onurlandırmıştın. bir ara hakketten de herkesi tesbih ipine diziyordum.
ayı kaan gözlük taktığım için benimle kör diye dalga geçiyordun.
sana dersin ortasında attığım şiddetli tokatı ben de unutamıyorum. 1 tonluk güç uygulamıştım herhalde. o ne sesti ve o nasıl bir nakavtı be...
tebrikler beni kendime getirememiş sinirimi atmama yaramamıştı.
leyla bacım bana o gün sevgili x bugün gerçek anlamda erkek oldun dediğin için sana da teşekkür ederim.
velhasılı garip bir gençlikti...
abi o nasıl gol diye herkesin ağzının açık kalışı bir havalara sokmuyor değil tabii.
ümran bacım. x'in üzerine top oynayan tanımam dediğin için teşekkür ederim. onurlandırmıştın. bir ara hakketten de herkesi tesbih ipine diziyordum.
ayı kaan gözlük taktığım için benimle kör diye dalga geçiyordun.
sana dersin ortasında attığım şiddetli tokatı ben de unutamıyorum. 1 tonluk güç uygulamıştım herhalde. o ne sesti ve o nasıl bir nakavtı be...
tebrikler beni kendime getirememiş sinirimi atmama yaramamıştı.
leyla bacım bana o gün sevgili x bugün gerçek anlamda erkek oldun dediğin için sana da teşekkür ederim.
velhasılı garip bir gençlikti...
devamını gör...
256.
okula yeni gelen bir fizik hocası vardı. adam daha yeni öğretmen. cici giyiniyor fena da değil. bizim okulda kız okulu. adamı bildiğin süzerdik yanımızdan geçerken. maksadımız yoktu, öylesine eğlencesine yapardık. yazık ya adam baya çekinirdi bizden. lise iki kızlarıyız, bize sorsan dev kadarız. benim kız kadarmışız ,çok komik ya. adam niye ürktüyse bizden.
lisede eğlenmediğim bir gün yoktu, kız okulu eğlencelidir.
lisede eğlenmediğim bir gün yoktu, kız okulu eğlencelidir.
devamını gör...
257.
lisedeki tarih hocam, ben ve birkaç arkadaş oturduk tenefüste sohbet ediyoruz. hoca : " doğru söyleyin bana da lakap taktınız mı?" diye sordu. diğer arkadaşlar hayır hocam falan diyor. ben de hocam size şahin k. diyorlar dedim. herkes kıkırdamaya başladı. hoca "naptınız bu kıza bir şey mi içirdiniz ne diyor bu?" dedi. o zamandan sonra haberim oldu şahin k. nın aslında kim oldugundan. ben de o "k" harfini öylesine bir kısaltma zannediyorum. allah'tan hoca iyi bir adamdı da sinirlenmedi güldü geçti.
devamını gör...
258.
fonksiyon: çoğu bize klişe gelebileceği gibi aslında bu kültüre dışarıdan bakanlar için enteresan olan anılardır. ben imdi bu fonk. tersini alacağım.
lisede acayip sosyal özürlü bir bireydim öyle ki yıllarca sıradan kalkmamış olmamın verdiği izi hâlâ sırtımda taşırım gerçi bu izin sebebi iğrenç kalitesizlikteki sıralara ve sıraların kalitesizliği de öğrenciye verilen değere yorulabilir ama neyse... neyse. yine böyle sırada otururken "nöbetçi" olma sırasının bana geldiği söyleniyor. yerimden memnuniyetsizce kalkıp sınıftan çıkarken "telefonunu alsana." diyorlar bilmiş ve hatta biraz da küçümser gülümsemeleriyle bana. o sıralar telefonlar sınıftaki bir dolaba kilitleniyor ve okulun çıkışında alınıyor. bir süre cevap vermiyorum. sonra hiç istifimi bozmadan yapıştırıyorum: "telefonum yok." bu da böyle bir anım değildi daha var.*
nöbetçilik denen şey de resmen iki kişinin okulun koruculuğunu yapması gibi bir şey. okulun giriş çıkışlarını tutuyoruz normalde güvenliğin olması gereken eksi üç metrekarelik bir kulübede, gireni çıkanı falan yazıyoruz. okulda bir olay olsa yabancı birinin çıkarttığı, bu dev sorumluluk bizim omuzlarımıza yüklenecek büyük ihtimal. acayip saçma bir şey. neyse. sonra sabah dokuz on gibi bir motorsiklet sesi geldi sokağı yararak ve giderek yaklaştı. adamın biri sağa sola bağırarak motorsikleti bir yere park etti ve tüm endamı, içindeki uyumsuz kazağı ve deri ceketi, tıknazlığı, fazlasıyla seyrek olmasına rağmen uzun saçları, tıknazlığı ve göbeğiyle okulun kapısından içeri girdi. sanırım black sabbath falan dinleyen bir dayıydı. ben de motorculuğa olan sempatimden mi bilmem, hemen adamın g**ünde bitip "bir imza atın." dedim. adam gırtlaktan gelen brutal bir sesle cevapladı: "ne imzası, ali'nin* yeni saçmalıklarından biri mi?" dedi. şimdi anlıyorum ki büyük ihtimal yakın zamanda ali hoca tarafından azarlanmıştı ve şimdi de bilenmişti. "misafirlerin giriş çıkışlarda imza atması gerekiyor." dedim. "ben misafir miyim, beni daha önce hiç görmedin mi?" dedi. "hayır" deyip masumca kafamı salladım. ayni brutal sesle, amerikan dublajı gibi o sesle şu kelimeler döküldü koyu renkli suratındaki kalın koyu renkli dudaklarından: "o zaman nereden çıktıysan oraya geri gir ve izlemeğğğeeee değvaağğ eeğğğğğğttğğ!" meğer adam okuldaki bir çalışanmış. küçük kulübeye girip izlemeğe devam etmiştim.
lisede acayip sosyal özürlü bir bireydim öyle ki yıllarca sıradan kalkmamış olmamın verdiği izi hâlâ sırtımda taşırım gerçi bu izin sebebi iğrenç kalitesizlikteki sıralara ve sıraların kalitesizliği de öğrenciye verilen değere yorulabilir ama neyse... neyse. yine böyle sırada otururken "nöbetçi" olma sırasının bana geldiği söyleniyor. yerimden memnuniyetsizce kalkıp sınıftan çıkarken "telefonunu alsana." diyorlar bilmiş ve hatta biraz da küçümser gülümsemeleriyle bana. o sıralar telefonlar sınıftaki bir dolaba kilitleniyor ve okulun çıkışında alınıyor. bir süre cevap vermiyorum. sonra hiç istifimi bozmadan yapıştırıyorum: "telefonum yok." bu da böyle bir anım değildi daha var.*
nöbetçilik denen şey de resmen iki kişinin okulun koruculuğunu yapması gibi bir şey. okulun giriş çıkışlarını tutuyoruz normalde güvenliğin olması gereken eksi üç metrekarelik bir kulübede, gireni çıkanı falan yazıyoruz. okulda bir olay olsa yabancı birinin çıkarttığı, bu dev sorumluluk bizim omuzlarımıza yüklenecek büyük ihtimal. acayip saçma bir şey. neyse. sonra sabah dokuz on gibi bir motorsiklet sesi geldi sokağı yararak ve giderek yaklaştı. adamın biri sağa sola bağırarak motorsikleti bir yere park etti ve tüm endamı, içindeki uyumsuz kazağı ve deri ceketi, tıknazlığı, fazlasıyla seyrek olmasına rağmen uzun saçları, tıknazlığı ve göbeğiyle okulun kapısından içeri girdi. sanırım black sabbath falan dinleyen bir dayıydı. ben de motorculuğa olan sempatimden mi bilmem, hemen adamın g**ünde bitip "bir imza atın." dedim. adam gırtlaktan gelen brutal bir sesle cevapladı: "ne imzası, ali'nin* yeni saçmalıklarından biri mi?" dedi. şimdi anlıyorum ki büyük ihtimal yakın zamanda ali hoca tarafından azarlanmıştı ve şimdi de bilenmişti. "misafirlerin giriş çıkışlarda imza atması gerekiyor." dedim. "ben misafir miyim, beni daha önce hiç görmedin mi?" dedi. "hayır" deyip masumca kafamı salladım. ayni brutal sesle, amerikan dublajı gibi o sesle şu kelimeler döküldü koyu renkli suratındaki kalın koyu renkli dudaklarından: "o zaman nereden çıktıysan oraya geri gir ve izlemeğğğeeee değvaağğ eeğğğğğğttğğ!" meğer adam okuldaki bir çalışanmış. küçük kulübeye girip izlemeğe devam etmiştim.
devamını gör...
259.
incirlik lisesi; öğretmenin sınıfı ikiye bölüp sınavı 2 derse yaydıgı sınavlarda. kendımı sizler için feda edip; kimse benden kopya çekmesin diye öğretmen masasında sınava giren benim, cevapları 3 kat aşşağıda pencerenın altında bekleyen sizlere attığım günleri unuttunuz mu. sizin yüzünüzden disipline gitmekten derim aşınmıştı.
devamını gör...
260.
lise 1. sınıfız. futbol turnuvasında lise ikinci sınıflardan bir takımla berabere kaldık ve maç penaltılara gitti. yine lise ikilerden bizim takımdakilerle samimi olan birisi bize kalecileri adına taktik vermek için topladı ama mekan seçimimiz sanırsam yanlıştı biraz. bütün takımı bir tuvalet kabinine topladı ve anlatmaya başladı.
aynı şu şekil bi ortam var küçücük kabinde;
neyse gaza geldik biz baya derken ben kapıyı açtım ve kat nöbetçisi kadın hoca ve elindeki telefon ile göz göze geldik. kapıyı açmamla kapatmam bir oldu. kadın hoca hepimizi videoya aldığı için fuhuş baskını yemiş gibi kafamızı aşağıya eğerek kabinden çıkmıştık hızlıca.
gereksiz detaylar;
hocayı fetöden attılar.
maçı kazandık bi de.
aynı şu şekil bi ortam var küçücük kabinde;
neyse gaza geldik biz baya derken ben kapıyı açtım ve kat nöbetçisi kadın hoca ve elindeki telefon ile göz göze geldik. kapıyı açmamla kapatmam bir oldu. kadın hoca hepimizi videoya aldığı için fuhuş baskını yemiş gibi kafamızı aşağıya eğerek kabinden çıkmıştık hızlıca.
gereksiz detaylar;
hocayı fetöden attılar.
maçı kazandık bi de.
devamını gör...