yazarların hayatını değiştiren kitaplar
başlık "100 numaralı adam" tarafından 27.12.2020 11:04 tarihinde açılmıştır.
41.
güven-der türkçe matematik konu anlatımlı soru bankası.
evet okuduk ve bir bok olmadı.
evet okuduk ve bir bok olmadı.
devamını gör...
42.
william glasser - kişisel özgürlüğün psikolojisi
muh te şem bir kitap.. muhteşem!
okuduktan sonra ciddi boyutta değişti hayatım.
her şeyin aslında ne kadar da elinizde olduğunu anlıyorsunuz.
muh te şem bir kitap.. muhteşem!
okuduktan sonra ciddi boyutta değişti hayatım.
her şeyin aslında ne kadar da elinizde olduğunu anlıyorsunuz.
devamını gör...
43.
44.
(bkz: kara kule serisi)
devamını gör...
45.
friedrich nietzsche
insanca pek insanca
ulus baker
dolaylı eylem
marcel proust
kayıp zamanın izinde
hayatım değil hayata bakışım değişti.
insanca pek insanca
ulus baker
dolaylı eylem
marcel proust
kayıp zamanın izinde
hayatım değil hayata bakışım değişti.
devamını gör...
46.
bir kitabın hayatımı değiştirmesini isterdim fakat olacağını sanmıyorum.
gerçi küçükken çok kitap okurdum ama onlar bi nevi hayatımı değiştirdi. çünkü okuma yazma bilmeyen bir anne ve ilkokul mezunu bir babanın çocuğu olarak kendime yaptığım tek iyi şey kitap okumak olmuş. elimdeki tek imkan kitap okumakmış şimdi fark ettim de. neyseki en azından onu yapmışım.
gerçi küçükken çok kitap okurdum ama onlar bi nevi hayatımı değiştirdi. çünkü okuma yazma bilmeyen bir anne ve ilkokul mezunu bir babanın çocuğu olarak kendime yaptığım tek iyi şey kitap okumak olmuş. elimdeki tek imkan kitap okumakmış şimdi fark ettim de. neyseki en azından onu yapmışım.
devamını gör...
47.
(bkz: zengin baba yoksul baba)
devamını gör...
48.
devamını gör...
49.
tavım bu tabire.
en son yunan mitolojisi için kaynak önerisi isteyen kişiye cevap verirken elime tekrardan pierre grimal'ın sözlüğünü aldım ve hayatım değişti... artık dionysos'um a.
cümbüş lütfen.
en son yunan mitolojisi için kaynak önerisi isteyen kişiye cevap verirken elime tekrardan pierre grimal'ın sözlüğünü aldım ve hayatım değişti... artık dionysos'um a.
cümbüş lütfen.
devamını gör...
50.
kierkegaard'dan "ya/ya da"
okudun mu derseniz hayır hiç okuyamadım.
yalnızca kitaplığımda var olabilecek ve benimle yalnızca kitaplığımda yaşayabilecek tanıdığım en güzel varlığın bana son hediyesidir.
bir kitap hiç okunmadan da hayatınızı değiştirebilir.
okudun mu derseniz hayır hiç okuyamadım.
yalnızca kitaplığımda var olabilecek ve benimle yalnızca kitaplığımda yaşayabilecek tanıdığım en güzel varlığın bana son hediyesidir.
bir kitap hiç okunmadan da hayatınızı değiştirebilir.
devamını gör...
51.
her kitabın okunması gereken bir zaman dilimi oluyor, büyük bir değişimin orta yerinde savrulurken önüme çıkan şu üçlüyü alıp yüreğime ilikledim:
insan olmak engin geçtan
kendini arayan insan rollo may
insanın anlam arayışı viktor frankl
insan olmak engin geçtan
kendini arayan insan rollo may
insanın anlam arayışı viktor frankl
devamını gör...
52.
devamını gör...
53.
fars meyus - naber abim?
okuduktan sonra ben bu insanlara bana bunları yapma şansını neden vermişim diye kendinize kızıyorsunuz.
okuduktan sonra ben bu insanlara bana bunları yapma şansını neden vermişim diye kendinize kızıyorsunuz.
devamını gör...
54.
kitap degil ama bir siir alintisi - halil cibran`dan.
sonra, varlıklı bir adam konuştu: "bize vermekten bahset." ve o cevap verdi: "sahip olduklarınızdan verdiğinizde, çok az şey vermiş olursunuz; gerçek veriş, kendinizden vermektir. çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi? ve yarın, kutsal şehre giden hacıları takip ederken, kemiklerini, iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?
ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir? kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak, tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi? çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar, ki bu da armağanlarını yararsız kılar.
ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler. bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır, ve kasaları hiç boş kalmaz.
bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür. bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir. ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler, ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar; onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salışı gibi verirler.
böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onların gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.
istendiği zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır. ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir. vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi? sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir. öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın.
çoğunlukla şöyle dersiniz: 'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.' ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler. onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler. herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder. ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir. faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve güvenden daha büyük bir değer var mıdır?
ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onların değerlerini örtüsüz ve gururlarını utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz? önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün. çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde, sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.
ve siz alıcılar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz, ne kendinize ne de size verene bir boyunduruk yuklememek için, hiç bir minnet hissi taşımayın.
bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin; çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya,
babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir.."
sonra, varlıklı bir adam konuştu: "bize vermekten bahset." ve o cevap verdi: "sahip olduklarınızdan verdiğinizde, çok az şey vermiş olursunuz; gerçek veriş, kendinizden vermektir. çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi? ve yarın, kutsal şehre giden hacıları takip ederken, kemiklerini, iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?
ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir? kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak, tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi? çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar, ki bu da armağanlarını yararsız kılar.
ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler. bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır, ve kasaları hiç boş kalmaz.
bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür. bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir. ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler, ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar; onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salışı gibi verirler.
böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onların gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.
istendiği zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır. ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir. vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi? sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir. öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın.
çoğunlukla şöyle dersiniz: 'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.' ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler. onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler. herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder. ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir. faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve güvenden daha büyük bir değer var mıdır?
ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onların değerlerini örtüsüz ve gururlarını utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz? önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün. çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde, sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.
ve siz alıcılar, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz, ne kendinize ne de size verene bir boyunduruk yuklememek için, hiç bir minnet hissi taşımayın.
bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin; çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya,
babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir.."
devamını gör...
