kötü espriler
-antik kentte rüzgar nasıl eser?
-tarihi eser
-tarihi eser
devamını gör...
3 nisan 2022 normal sözlük mobil uygulama lansmanı
edit : arkadaşlar toplantı bitti, katılan katılmayan herkese teşekkürler.
hem ios hem android için react native teknolojisi ile gelişecek olan mobil uygulamalarımızın tasarımları bitti.
sırada kodlamaya göndermek var.
kodlama aşamasına geçmeden önce, siz pek muazzör köftehorlara tasarımları göstermek istiyorum.
belki bazılarımızın aklına farklı fikirler gelir, rötuşlarız diye düşündüm.
21.45'de tasarımcımızı da yanıma alarak bir ekran paylaşımı ile lansmanı yapacağım.
10 - 15 dakika kadar sürecek, sonra olaysız dağılacağız.
discord.gg/fGChWVbH
edit : kodlama yaklaşık 45 gün -55 gün arası sürecek.
hem ios hem android için react native teknolojisi ile gelişecek olan mobil uygulamalarımızın tasarımları bitti.
sırada kodlamaya göndermek var.
kodlama aşamasına geçmeden önce, siz pek muazzör köftehorlara tasarımları göstermek istiyorum.
belki bazılarımızın aklına farklı fikirler gelir, rötuşlarız diye düşündüm.
21.45'de tasarımcımızı da yanıma alarak bir ekran paylaşımı ile lansmanı yapacağım.
10 - 15 dakika kadar sürecek, sonra olaysız dağılacağız.
discord.gg/fGChWVbH
edit : kodlama yaklaşık 45 gün -55 gün arası sürecek.
devamını gör...
zeki insanların ortak özellikleri
şunu kesin düşünmüş olmaları;
-abi şimdi sen kırmızıyı kırmızı görüyorsun bende öyle ikimizde domatese kırmızı diyoruz ya
-evet
-yani ya sen domatesi sarı görüyorsan ve sarıyı kırmızı diye biliyorsan ve bende domatesi mavi görüyorsam ve bunu kırmızı diye biliyorsam ya böyle bişi varsa?
-senin kırmızınla benimki farklımıdır yani
-olamaz mı nasıl kanıtlayabiliriz ki renkleri aynı şekilde algıladığımızı?
-canım şimdi bunların dalga boyu falan var
-ya olsun abi kırmızı ikimize görede aynı şeydir ona amenna ama aynı şekilde mi algılıyoruz yoksa farklı mı bunu çözemiyorum.
-lsd mi kullandın sen?
-yok kafam temiz gayet sadece bi huylandım kendi içimde.
-ilginç, kanıtlayacak bir yol bulursan banada haber et mutlaka.
-elbette.
-abi şimdi sen kırmızıyı kırmızı görüyorsun bende öyle ikimizde domatese kırmızı diyoruz ya
-evet
-yani ya sen domatesi sarı görüyorsan ve sarıyı kırmızı diye biliyorsan ve bende domatesi mavi görüyorsam ve bunu kırmızı diye biliyorsam ya böyle bişi varsa?
-senin kırmızınla benimki farklımıdır yani
-olamaz mı nasıl kanıtlayabiliriz ki renkleri aynı şekilde algıladığımızı?
-canım şimdi bunların dalga boyu falan var
-ya olsun abi kırmızı ikimize görede aynı şeydir ona amenna ama aynı şekilde mi algılıyoruz yoksa farklı mı bunu çözemiyorum.
-lsd mi kullandın sen?
-yok kafam temiz gayet sadece bi huylandım kendi içimde.
-ilginç, kanıtlayacak bir yol bulursan banada haber et mutlaka.
-elbette.
devamını gör...
tsk komando uzmanı eşi
bu kadınlardan iğrendiğini, tiksindiğini söyleyen, insanların kendilerini tanımlama şekillerine göre insanları yargılayan, ön yargılı ve cahil dümbüklerden daha onurlu olduğunu düşündüğüm kadınlardır. her şeyden önce eşiyle gurur duyan kadınlardır ki haklılar da.
6 ay askerlik yapmamak için akademik kariyerini profesörlüğe kadar götüren bu dümbükler, burada asker yolu bekleyen kadınlara laf atıyor, aşağılıyor.
türk toplumlarında askerlik ezelinden beridir kutsal olarak varsayılır. askere giden kişiye peygamber ocağına gittiği söylenir. küçük çocuklar dahi anıtkabir' de veyahut herhangi bir yerde gördükleri askerlere asker selamı verirler. bizim halkımızda askere karşı her zaman sevgi ve saygı mevcuttur.
asker yolu gözlemek de en az askerlik yapmak kadar meşakkatli ve yorucu olduğundan, asker yolu bekleyen insanları da pek hoşgörü ile karşılarız. ama burada asimile olmuş, kendi toplumundan, kendi askerinden ve halkından soyutlanmış sosyetik dümbüklerine bunu anlatmak mümkün değildir.
6 ay askerlik yapmamak için akademik kariyerini profesörlüğe kadar götüren bu dümbükler, burada asker yolu bekleyen kadınlara laf atıyor, aşağılıyor.
türk toplumlarında askerlik ezelinden beridir kutsal olarak varsayılır. askere giden kişiye peygamber ocağına gittiği söylenir. küçük çocuklar dahi anıtkabir' de veyahut herhangi bir yerde gördükleri askerlere asker selamı verirler. bizim halkımızda askere karşı her zaman sevgi ve saygı mevcuttur.
asker yolu gözlemek de en az askerlik yapmak kadar meşakkatli ve yorucu olduğundan, asker yolu bekleyen insanları da pek hoşgörü ile karşılarız. ama burada asimile olmuş, kendi toplumundan, kendi askerinden ve halkından soyutlanmış sosyetik dümbüklerine bunu anlatmak mümkün değildir.
devamını gör...
fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları
sabahlamak.
devamını gör...
şemsi tebrizi
birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat yada öldür; ama asla yaralı bırakma.sözlerinin sahibidir.
devamını gör...
okul bitmemiş kabusu
ara ara gelir bu kâbuslar,
simsiyah bir gökyüzü vardır çoğunlukla. ayağımda ayakkabım olmadan sokaklarda yürürüm, yerler de ıslaktır; cüzdanı kontrol ederim, o da yerinde yoktur.eve nasıl gideceğim,ne kadar uzağım kim bilir?
bir sessizlik, bir ıssızlık vardır üniversitenin olduğu sokakta.
amfileri görürüm, sınavlara kıl payı yetişmişim.bazen cebir sınavında ter döker, loş koridorda dolaşıp not listelerinde adımı ararım.bir dersten kaldığımı ama o dersi de tekrar alamayacağımı öğrenirim.
kâbuslar böyle çeşitli kombinasyonlarda sürer gider.
yazarken bile gerildim gerçekten.
üniversite hayatı benim için çok da kolay olmadı, günde dört saatim yollarda geçti.her öğrenci gibi ekonomik sıkıntılar yaşadım, veremediğim tek ders için bir dönem kaybettim.türk filmlerinde esas kız bazen hıçkıra hıçkıra ağlar, film bunlar, der geçerdim.onca çabaya rağmen okul uzadığında bu tür ağlamayı da deneyimledim, kendimi tutamıyordum, bir çeşit sinir krizi belki de.
geçti gitti o günler, bana uykudan uyandıran kâbusları miras kaldı.
simsiyah bir gökyüzü vardır çoğunlukla. ayağımda ayakkabım olmadan sokaklarda yürürüm, yerler de ıslaktır; cüzdanı kontrol ederim, o da yerinde yoktur.eve nasıl gideceğim,ne kadar uzağım kim bilir?
bir sessizlik, bir ıssızlık vardır üniversitenin olduğu sokakta.
amfileri görürüm, sınavlara kıl payı yetişmişim.bazen cebir sınavında ter döker, loş koridorda dolaşıp not listelerinde adımı ararım.bir dersten kaldığımı ama o dersi de tekrar alamayacağımı öğrenirim.
kâbuslar böyle çeşitli kombinasyonlarda sürer gider.
yazarken bile gerildim gerçekten.
üniversite hayatı benim için çok da kolay olmadı, günde dört saatim yollarda geçti.her öğrenci gibi ekonomik sıkıntılar yaşadım, veremediğim tek ders için bir dönem kaybettim.türk filmlerinde esas kız bazen hıçkıra hıçkıra ağlar, film bunlar, der geçerdim.onca çabaya rağmen okul uzadığında bu tür ağlamayı da deneyimledim, kendimi tutamıyordum, bir çeşit sinir krizi belki de.
geçti gitti o günler, bana uykudan uyandıran kâbusları miras kaldı.
devamını gör...
divan şiirinde akımlar
1) mahallileşme (yerlileşme) hareketi:
divan şiirlerinde yerli unsurlara (yerel kahramanlar, yerel söyleyişler, deyimler, atasözleri) yer verme hareketidir.
aslında mahallileşme hareketi, biraz sonra yazacağım türkiibasit hareketinin yerli ve mahalli unsurlara yer verilerek şekillendirilmiş olan halidir.
türkçe olarak istanbul türkçesi kullanılmıştır.
16. yüzyılda baki’nin yazdığı şiirlerde ve taşlıcalı yahya’nın yazdığı mesnevilerde en önemli örnekleri bulunur.
navizade atayi, sabit ve enderunlu vasıf gibi şairler bu akımın diğer önemli temsilcileridir.
2) türkiibasit (basit türkçe) akımı:
başlıkta da görüldüğü üzere ‘’türkiibasit’’ kelimesi ‘’basit türkçe’’ anlamına gelir.
başta arapça ve farsça dilleri olmak üzere yabancı dillerdeki sözcüklere ve söyleyişlere fazla yer vermeyip, sade bir türkçe ile şiir yazma akımıdır.
ilk temsilcisi 15. yüzyıl divan şairlerinden necati’dir.
edirneli nazmi, tatavlalı mahremi ve aydınlı visali de ‘’türkiibasit’’ akımı doğrultusunda eser vermiş olan diğer şairlerdir.
üstte de belirttiğim gibi bu hareket belirli değişimler geçirerek ‘’mahallileşme hareketi’’ni doğurmuştur.
3) sebkihindi (hint üslubu) akımı:
başlıkta da belirttiğim gibi ‘’sebkihindi’’ kelimesi ‘’hint tarzı, hint üslubu’’ gibi anlamlara gelir.
hindistan’da gelişmiş bir şiir akımı olan sebkihindi akımı, 17. yüzyıldan itibaren iran, türk ve hint edebiyatlarını etkisi altına almıştır.
özellikle gazel türünde etkili olmuş olan bir akım olan sebkihindi akımında, divan şiiri mazmunlarına yer verilmemiştir.
sebkihindi akımından etkilenerek yazılmış olan şiirlerin yapısı iç içe girmiş, derin ve zariftir.
yine bu akım doğrultusunda yazılmış olan şiirlerde anlaşılması güç olan, soyut ve sembolik bir dil kullanılmış, mübalağa (abartma) ve tezat (karşıtlık) sanatlarına sıkça yer verilmiştir.
nefi, neşati, naili (naili kadim), şeyh galip gibi sanatçılar bu akım doğrultusunda şiirler yazmıştır.
4) hikemi (öğretici) akım:
insana güzeli ve doğruyu göstermek amacıyla şiir yazma akımıdır.
bu akım doğrultusunda yazılmış olan şiirler didaktik (öğretici) bir üsluptadır.
bu tarzın en önemli temsilcisi olan şair ‘’nabi’’ olduğu için bu akıma ‘’nabi ekolü’’ de denmektedir.
bu akımın diğer bir önemli temsilcisi ise koca ragıp paşa’dır.
bu akım doğrultusunda yazılan şiirlerde şiirin bilgi dolu ve öğretici olmasına özen gösterilmiş, insanlara doğru yolu göstermek amaçlanmıştır.
tanım: divan şiirindeki akımlar (hareketler) hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
divan şiirlerinde yerli unsurlara (yerel kahramanlar, yerel söyleyişler, deyimler, atasözleri) yer verme hareketidir.
aslında mahallileşme hareketi, biraz sonra yazacağım türkiibasit hareketinin yerli ve mahalli unsurlara yer verilerek şekillendirilmiş olan halidir.
türkçe olarak istanbul türkçesi kullanılmıştır.
16. yüzyılda baki’nin yazdığı şiirlerde ve taşlıcalı yahya’nın yazdığı mesnevilerde en önemli örnekleri bulunur.
navizade atayi, sabit ve enderunlu vasıf gibi şairler bu akımın diğer önemli temsilcileridir.
2) türkiibasit (basit türkçe) akımı:
başlıkta da görüldüğü üzere ‘’türkiibasit’’ kelimesi ‘’basit türkçe’’ anlamına gelir.
başta arapça ve farsça dilleri olmak üzere yabancı dillerdeki sözcüklere ve söyleyişlere fazla yer vermeyip, sade bir türkçe ile şiir yazma akımıdır.
ilk temsilcisi 15. yüzyıl divan şairlerinden necati’dir.
edirneli nazmi, tatavlalı mahremi ve aydınlı visali de ‘’türkiibasit’’ akımı doğrultusunda eser vermiş olan diğer şairlerdir.
üstte de belirttiğim gibi bu hareket belirli değişimler geçirerek ‘’mahallileşme hareketi’’ni doğurmuştur.
3) sebkihindi (hint üslubu) akımı:
başlıkta da belirttiğim gibi ‘’sebkihindi’’ kelimesi ‘’hint tarzı, hint üslubu’’ gibi anlamlara gelir.
hindistan’da gelişmiş bir şiir akımı olan sebkihindi akımı, 17. yüzyıldan itibaren iran, türk ve hint edebiyatlarını etkisi altına almıştır.
özellikle gazel türünde etkili olmuş olan bir akım olan sebkihindi akımında, divan şiiri mazmunlarına yer verilmemiştir.
sebkihindi akımından etkilenerek yazılmış olan şiirlerin yapısı iç içe girmiş, derin ve zariftir.
yine bu akım doğrultusunda yazılmış olan şiirlerde anlaşılması güç olan, soyut ve sembolik bir dil kullanılmış, mübalağa (abartma) ve tezat (karşıtlık) sanatlarına sıkça yer verilmiştir.
nefi, neşati, naili (naili kadim), şeyh galip gibi sanatçılar bu akım doğrultusunda şiirler yazmıştır.
4) hikemi (öğretici) akım:
insana güzeli ve doğruyu göstermek amacıyla şiir yazma akımıdır.
bu akım doğrultusunda yazılmış olan şiirler didaktik (öğretici) bir üsluptadır.
bu tarzın en önemli temsilcisi olan şair ‘’nabi’’ olduğu için bu akıma ‘’nabi ekolü’’ de denmektedir.
bu akımın diğer bir önemli temsilcisi ise koca ragıp paşa’dır.
bu akım doğrultusunda yazılan şiirlerde şiirin bilgi dolu ve öğretici olmasına özen gösterilmiş, insanlara doğru yolu göstermek amaçlanmıştır.
tanım: divan şiirindeki akımlar (hareketler) hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.
kaynak: edebiyat notlarım.
devamını gör...
günaydın sözlük
gün aydın mı hiç umrumda değil sözlük.
devamını gör...
sürekli makyajlı gezen kadın
bana ne demeyi bilmeyen insanların açtığı başlıklardan biridir. isteyen istediği kadar makyaj yapar bu da sadece yapanı ve yapan kişinin fikrini sorduklarını ilgilendirir.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
haram olsun, kötü bilirdik.
devamını gör...
ülkemizin en önemli meselesi
1.cahiliğe kılıf uydurmayı marifet saymak.
2.kendine bakmadan başkalarını eleştirmek.
3.tembellik yapmayı insan hakları evrensel bildirgesinde geçen temel bir insani hakkıymış gibi kullanmak.
2.kendine bakmadan başkalarını eleştirmek.
3.tembellik yapmayı insan hakları evrensel bildirgesinde geçen temel bir insani hakkıymış gibi kullanmak.
devamını gör...
tesla: maskelerle çevrili bir hayat
sırp yazar vladimir pistalo’nun ,tesla’nın günlüğünden ve özgeçmişinden yararlanarak oluşturduğu romanımsı biyografi. romanımsı diyorum çünkü yaşadığı olayları, kendi yorumlarını da katarak kimi zaman diyaloglara girmiş ,bazı yerlerde tesla’nın beynine girerek duygularını dile getirmiştir.
tesla’nın hayatını çoğumuz az çok biliriz. kitapta en önemli kilit nokta küçükken ölen erkek kardeşi. kitapta tam olarak kardeşinin ölümünden sorumlu tutmasa da iması bulunmaktadır. çünkü tesla hayatı boyunca kardeşinin ölümünü şizofren boyutunda takıntı haline getirmiştir; hatta kitabın son sayfalarında tek başına otel odasında ölümğ beklerken de kardeşi ile karşı karşıya gelmiştir(yazar ölümünü bu şekilde canlandırmış, kardeşine takıntısını tekrar dile getirmiş).
rahip olan babasının kendisinin de rahip olmasını istemesi, tesla’nın ise mühendis olma hayalleri. babasıyla hep mücadele, annesine olan düşkünlüğü. babasıyla mücadelesini, bir dönem neredeyse ölecek derecede hastalanınca,babasıyla iyileşmesi halinde istediğini yapmasına izin vermesi hususunda anlaşarak kazanmıştır.
yazarın çocukluk, gençlik,okul ve edison vesilesiyle amerika ,inziva dönemleri ,dediğim gibi günlüğünden de yola çıkarak romanlaştırılmıştır.
‘fikrimi çalmaları mühim değil…asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması’.
yılın en iyi romanı ödülünü de alan kitap, tesla’nın düşünce tarzına farklı bir yorum katıyor.
tesla’nın hayatını çoğumuz az çok biliriz. kitapta en önemli kilit nokta küçükken ölen erkek kardeşi. kitapta tam olarak kardeşinin ölümünden sorumlu tutmasa da iması bulunmaktadır. çünkü tesla hayatı boyunca kardeşinin ölümünü şizofren boyutunda takıntı haline getirmiştir; hatta kitabın son sayfalarında tek başına otel odasında ölümğ beklerken de kardeşi ile karşı karşıya gelmiştir(yazar ölümünü bu şekilde canlandırmış, kardeşine takıntısını tekrar dile getirmiş).
rahip olan babasının kendisinin de rahip olmasını istemesi, tesla’nın ise mühendis olma hayalleri. babasıyla hep mücadele, annesine olan düşkünlüğü. babasıyla mücadelesini, bir dönem neredeyse ölecek derecede hastalanınca,babasıyla iyileşmesi halinde istediğini yapmasına izin vermesi hususunda anlaşarak kazanmıştır.
yazarın çocukluk, gençlik,okul ve edison vesilesiyle amerika ,inziva dönemleri ,dediğim gibi günlüğünden de yola çıkarak romanlaştırılmıştır.
‘fikrimi çalmaları mühim değil…asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması’.
yılın en iyi romanı ödülünü de alan kitap, tesla’nın düşünce tarzına farklı bir yorum katıyor.
devamını gör...
hafif olması gereken şeyler
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
şuram acıyor gibi oldu şimdi haa. (bkz: ismail abi).
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
devamını gör...
wakefield
bir nathaniel hawthorne öyküsüdür.
büyüleyici bir roman olan kızıl harf ile tanıdığımız ve alegorik ve sembolik masalların usta yazarı olan nathaniel hawthorne’un en sevdiğim öyküsüdür.
öyküyle ilgili yazacaklarımdan önce hawthorne ile ilgili söylemek istediğim bir iki cümle var. hawthorne’un büyük dedesi bir yargıçtı ve ününü cadı olmakla suçlanan kadınlara verdiği cezalarla tanınırdı. hawthorne ailesinin zamanla çöküş yaşamasının bu günahın bir bedeli olduğunu düşünmüş ve her fırsatta bu konuda af dilemiştir.
gelelim öykümüze; çocukken bir arkadaşımız vardı, çok ilginç bir çocuktu. bir gün saklambaç oynarken öyle bir saklandı ki kimse onu bulamadı. sanırım saklandıkça ve bulunamadıkça bundan aldığı keyif arttıkça arttı ve ortaya çıkmamaya karar verdi. biz bir süre sonra onu aramaktan vaz geçip başka bir oyuna geçmiş olsak da o saklanmaya devam etmekten kendini alamadı. o kadar ileri götürdü ki bu durumu akşam ezanı okunup herkes eve gittiğinde o hala saklanmaktaydı. ailesi gece vakti mahalleyi ayağa kaldırana kadar da ortaya çıkmadı. sanırım onun için, o gün saklanmak oyunun bir parçası olmaktan çıkmış ve bir amaç haline gelmişti. uzadıkça süre, neden saklandığını bile unutup sadece saklanmaya odaklanmıştı. ve başkalarının saçmalık olarak görebileceği şey onun takıntılı gerçekliği haline gelmişti.
wakefield da böyle bir öykü. bir gün evinden çıkıp geceyi tek başına geçirmeye karar veren kahramanımızın hikayesi 20 yıllık bir kayboluşa dönüşür. evinin tam karşısında bir ev tutup eşini izleyen kahramanımız, eşinin onun yokluğunu nasıl karşılayacağını gözlemlemek ister. onun kaybolması eşini nasıl da yerle bir edecektir. ama bu kaybolma oyunu yirmi yıl boyunca sürer ve bir süre sonra anlamını yitirmeye başlar herkes için, sadece kahramanımız için önem taşımaktadır artık. oyun ancak kahramanımız 20 yıl sonra evinin kapısını açınca son bulur.
elma dersem çık armut dersem çıkma sözündeki armut nihai bir amacın vücut bulmuş hali olur.
büyüleyici bir roman olan kızıl harf ile tanıdığımız ve alegorik ve sembolik masalların usta yazarı olan nathaniel hawthorne’un en sevdiğim öyküsüdür.
öyküyle ilgili yazacaklarımdan önce hawthorne ile ilgili söylemek istediğim bir iki cümle var. hawthorne’un büyük dedesi bir yargıçtı ve ününü cadı olmakla suçlanan kadınlara verdiği cezalarla tanınırdı. hawthorne ailesinin zamanla çöküş yaşamasının bu günahın bir bedeli olduğunu düşünmüş ve her fırsatta bu konuda af dilemiştir.
gelelim öykümüze; çocukken bir arkadaşımız vardı, çok ilginç bir çocuktu. bir gün saklambaç oynarken öyle bir saklandı ki kimse onu bulamadı. sanırım saklandıkça ve bulunamadıkça bundan aldığı keyif arttıkça arttı ve ortaya çıkmamaya karar verdi. biz bir süre sonra onu aramaktan vaz geçip başka bir oyuna geçmiş olsak da o saklanmaya devam etmekten kendini alamadı. o kadar ileri götürdü ki bu durumu akşam ezanı okunup herkes eve gittiğinde o hala saklanmaktaydı. ailesi gece vakti mahalleyi ayağa kaldırana kadar da ortaya çıkmadı. sanırım onun için, o gün saklanmak oyunun bir parçası olmaktan çıkmış ve bir amaç haline gelmişti. uzadıkça süre, neden saklandığını bile unutup sadece saklanmaya odaklanmıştı. ve başkalarının saçmalık olarak görebileceği şey onun takıntılı gerçekliği haline gelmişti.
wakefield da böyle bir öykü. bir gün evinden çıkıp geceyi tek başına geçirmeye karar veren kahramanımızın hikayesi 20 yıllık bir kayboluşa dönüşür. evinin tam karşısında bir ev tutup eşini izleyen kahramanımız, eşinin onun yokluğunu nasıl karşılayacağını gözlemlemek ister. onun kaybolması eşini nasıl da yerle bir edecektir. ama bu kaybolma oyunu yirmi yıl boyunca sürer ve bir süre sonra anlamını yitirmeye başlar herkes için, sadece kahramanımız için önem taşımaktadır artık. oyun ancak kahramanımız 20 yıl sonra evinin kapısını açınca son bulur.
elma dersem çık armut dersem çıkma sözündeki armut nihai bir amacın vücut bulmuş hali olur.
devamını gör...


