ağlatır, bana göre en duygusal türkülerden biridir. atam'ın da çok sevdiğidir.
devamını gör...

şirinler.
tanım: en son izlenen çizgi filmlerin paylaşıldığı bir başlıktır.
devamını gör...

her kış geldiğinde ben kış insanıyım, her bahar geldiğinde de ben bahar insanıyım diyorum.
ama sanırım küçük bir farkla bahar insanıyım.

açık havada hafif hafif esen rüzgar ve rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından gelen o hışırtı, yerde mini mini küme papatyalar..
ölen bitkilerin yeniden doğuşu, ağaç yapraklarının çiçek açması..
elinde sıcak içeceğin, sırtında da şalınla dakikalarca hiçbir şey yapmadan sadece etrafa bakarak bile vakit geçirebilirsin.

en sevdiğim çiçek sanırım papatya, baharın habercisi.
sade, gösterişsiz ama sevimli.
fakat ne kadar toplamak istesem de bir iki taneden fazlasını koparmaya kıyamıyorum. allah'tan kuzenlerim toplamış vicdanım sızlamadan mini bir bukete sahip oldum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
oh papatya, yüzümün haline bak
devamını gör...

2008 yılında hayata gözlerini yummuş, sembolizm üstadı şairimiz. betimlemerinde sık sık doğa betimlemelerine yer verip, yazılarında melankolizm yüklü bir kalemle resim çizermişçesine bir üslüp kullanır. bilgilerimi buraya aktardıktan sonra, tanımımı kendisinin en meşhur şiirlerinden biriyle, gecenize bırakarak bitirmek istiyorum:

üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.
devamını gör...

iskandinav mitolojisine göre odin'den sonraki en güçlü tanrıdır.(odin'in oğlu)norveçliler thor'un,iki erkek keçi tarafından çekilen bir arabayla,gökyüzünde dolaştığına inanır.thor'un çekici ona neredeyse sonsuz bir güç sağlar.bu çekiç bir bumerang gibi,kullandıktan hemen sonra ona geri döner.aynı zamanda,çekicini salladığında şimşekler çakar ve fırtınalar oluşur.(fırtına sözcüğünün norveççesi "thor-donn"dür,yani thor'un gürültüsü.)trymskvida destanına göre,bir gün uyurken çekici kaybolur.çekiç,bereket tanrısı froya ile evlenmek isteyen,cinlerin kralı trym'in elindedir.eğer bereket tanrısı ona verilirse,tarlalarda otlar sararacak,kıtlık olacak ve insanlar,tanrılar ölecektir.bu nedenle bir plan yaparlar ve thor gelin gibi giydirilir.(koskoca çekiçli thor'u bu hale sokan vicdansızlar utansın)saçlarını bağlayıp,göğüslerine taş koyarlar.cinlerin yaşadığı jotunheimen'e giderler.düğün töreni sırasında naif gelinimiz thor,bütün bir öküzü ve sekiz adet som balığını yiyip,üç fıçı bira içtiğinde,trym şüphelense bile konduramaz.nikah sırasında,gelinin kucağına konulmak üzere çekiç getirilir ve thor,taştan memelerine aldırış etmeden,büyük bir kahramanlıkla trym'i ve diğer cinleri öldürür.
devamını gör...

bir dönem andy warhol sergisinde çalışır iken gelen insanların "andy beyefendi nerede sahi?" demeleri sonrası üzülerek yıllar önce hayatını kaybettiğini anlatırdım.

bir zamandan sonra gelen on kişiden en az sekizi bu soruyu sorunca ben de detaylıca ölümünü anlatmaya başladım ama adamı her seferinde farklı öldürüyordum. bi gün kendisinin samsun'da araba kazasında öldüğünü söyler, tüm eserlerini lösev'e bağışladığını söylerdim, ilk zamanlar balkondan düştü, araba çarptı, ikinci kez vuruldu, dostu tarafından bıçaklandı gibi şeyler söylüyordum.

sonraları bi tık daha farklı sallayayım bakayım dedim, "warhol'u cıa öldürdü, kgb adına casusluk yapmış...", "abi adamı kubrick gibi gizli örgütler yok etti, çorba konservelerine bakınca *burada her seferinde latince bir şey sallardım...* yazıyormuş, anlamı da bizi hep izlediler, bizi kontrol ediyorlarmış." diye gelişigüzel sallardım. bizim milletin bu kadar komplo teorisi aşığı olduğunu o dönem daha detaylı öğrendim, o zamana kadar kenarda köşede eserleri anlatan bi garibandan çok daha farklı bi yere terfi ettim, yaşlı amcalar, teyzeler, beyaz yakalı takım falan, kime anlatsam "ya başka neler biliyorsunuz? kafeteryada çay ısmarlayayım sizlere" demeye başladılar. çıkarken yüzünüze tiksinir gibi bakan bu insanlar çok daha nazik olmaya başladılar, çok şaşırıyordum. galerinin müdürüne gidip, "şu arkadaş çok güzel anlattı, size de ona da teşekkür ederiz..." diyen insanlar vardı.

neyse ki aks müdürü olayı fark etti de kandırma milleti günah dedi.
daha sonra kalben'in don kişotlu illüstrasyonunu soran insanlara "jeanne d'arc, orleans kuşatmasında en önde savaşıyor." diye anlatmışlığım da vardı. ne güzeldi aks'de çalışmak ya...
devamını gör...

başımı dizine koyup yattığımda baya güzel huzur verici bir eylemdi ama uyuyabilecek kadar vaktim olmadı hiç malum zar zor uyuyabilen bi insanım zaten kafamı koyar koymaz uyuyabilenlerden olsaydım asla kaldırmazdım başımı dizinden
devamını gör...

çocukluğumdan beri bayıldığım, her gördüğümde hala içimin gittiği, beni hep gökyüzüne ulaştırdığını düşündüğüm bi eğlence aracı. genelde parklarda oluyor ama bazı bahçelerde, piknik alanlarında özellikle yapılmış ve süslenmiş olanlar da var ve resmen aşığım onlara. her salıncak gördüğümde içim gidiyor gerçekten, içimdeki çocuğu tutamıyorum*.
yaşıma rağmen bulduğumda sallandığım da çoktur ama dayanamıyorum napıyım .
devamını gör...

stalk için geri geleceğim. kimmiş 4 numara? aaaa benmişim.
edit; sözlüğün en yüz güldüren yazarı;
(bkz: köylü yazardan ironiler)
devamını gör...

ekonomi, felsefe, edebiyat, tarih, sosyoloji, psikoloji ve antropoloji.
devamını gör...

saramago'nun hayranlık uyandıran bir başka "what if" romanı. insanlar, başlarına ne gelecek olursa olsun, ister kaza geçirsinler, ister hasta olsunlar, isterse yaşlansınlar, ölmeseydi ne olurdu? kısıtlı hayal gücümüzle bunun harika bir şey olacağını sanırız ve kimse bizi, 1998'de nobel aldığında hayal gücüyle methedilen saramago'nun zihninde canlananları düşünemediğimiz için suçlayamaz. kitabı okuduktan sonra bunu belki biz kendi kendimize yaparız, "neden bunun çok güzel bir şey olduğunu düşündüm ki" diyerek kendimizi ayıplarız. tıpkı körlük'te olduğu gibi, bu romanda da usta yazar, toplumdan çeşitli kesitler sunarak karşımıza bir kara komedi çıkarır, olabilecekleri adeta yüzümüze çarpar. bazı eleştirmenler der ya, en detayına kadar karakter tahlili ve tasvir, okuyucunun kahramanları daha iyi tanımasını, onların hissettiklerini daha iyi anlamasını sağlar diye... işte bu saramago için geçerli değil; o, detaylara girmez, kişileri isimlendirmez, portrelerini çizmez, sadece ve sadece bir ülkenin nasıl kaosa sürüklendiğini anlatır, üstelik bunu incecik bir kitapla yapar. bu arada, daha önce saramago okumamış olanlara bir uyarı: endişelenmeyin, kitapta baskı hatası yok; sadece orjinaline bağlı kalınarak paragrafsız, noktasız, virgülsüz çevrilmiş. kendisi, noktalama işaretlerini, çok fazla kullanıldığında dikkatimizi dağıtıp yola konsantre olmamızı engelleyen trafik işaretleri gibi görürmüş.
devamını gör...

sözlüğümüze tıpkı mahlasının anlamı gibi güzel ve kaliteli tanımlarla değer katan biricik yazar. gelir gelmez güzel havasını da doldurmuş sözlüğe. iyi ki gelmiş hoş gelmiş güzel yazar.

benvenuta bellezza:))*
devamını gör...

sorarlarsa “kurulu düzenimiz var yeenim” dersin kim bilcek a**.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
klasik öğrenciyiz .
devamını gör...

truman show filminde truman özgürlüğüne kavuşurken sylvia ile beraber ağlamıştım.
devamını gör...

yaprak sarma cumhuriyeti.
devamını gör...

gerçek adı,
pierre ambroise francois choderlos de laclos olarak bilinen yazar 1741 yılında fransada doğmuştur.
18 yaşında topçu birliğine yazılarak orduya katılmış ve yüzbaşılığa kadar yükseliş sağlamıştır.
çeşitli garnizonlarda kalmış ve yazı yazmaya yetenekli bir subay olduğu için bu hevesini bir takım karalamalarla gidermeye çalışmıştır.
bunlardan bir kaçı ise almanach des muses de yayımlanmıştır.
ayrıca ernestine adıyla bir operanın liberettosuna da imzasını atmıştır.
yazarın tek romanı olan tehlikeli ilişkiler,
pariste büyük fırtınalar koparmıştır.
tehlikeli ilişkiler toplamda 479 sayfa olarak kaleme alınmış olup,
nur gülerce tarafından orjinal dilinden türkçeye çevrilmiştir.
roman dünya klasikleri arasında yerini alarak,
türkiye de ki ilk baskı amfora yayınları tarafından 2007 yılında gerçekleştirilmiştir.
choderlos de laclos,
21 ocak 1803 te dizanteri ve sıtma hastalıkları sebebiyle ölmüştür.
devamını gör...

düşüyorum, kaldırsan mı biraz da?
duy beni artık, ölüyorum anlasana
bakıyorsun hâlâ
yak, yanıyorsa söndürme
alev alsın, öldürme
kimi kimlere kırdırıyor hayat
ikilem-bir sebebi var
devamını gör...

canlı organizmada ya da canlı hücrede yaşamın sürdürülebilmesi adına yapıcı ve yıkıcı kimyasal olayların tamamı demektir.
devamını gör...

hala çıkagelmemiş insandır.
işi çıktı zannımca gelir yani 1, 2 bilemedin 30, 40 seneye.
böyle geleceksen hiç gelme lenn.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yahu ben bir yere cv falan mı doldursam? çünküm yani gelenlerde uyum sorunu yaşanıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim