ajda pekkan'ın söylediği palavra isimli şarkısına konuşmalarıyla eşlik eden merhum sanatçı.
devamını gör...

buradayım bir akşamcı olarak. her ne kadar son zamlardan sonra alkol içerikli içeceklere veda eden bir gariban olsam da içmeden de kafamız bir hoş zaten diyor ve olmayan kadehimi tüm sevdiklerim için kaldırıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bal porsuğu
devamını gör...

yaşadığım negatiflikleri hiç kimseye belli etmemem, anmamam.
onların altını çizmemem.
öyle ki zamanla ben bile unutuyorum yaşadığım olumsuzlukları.
itinayla kendi kandırılır *.
devamını gör...

ileri görüşlülük konusunda hiç kimsenin eline su dökemeyeceği yazardır.
ay'a seyahat'i yazdıktan tam 101 yıl sonra apollo 11 aya ulaştı.
denizler altında 20.000 fersah'ı yazdığında modern denizaltı henüz gün yüzüne çıkmamıştı.
2 yıl okul tatili adında bir kitabı daha var. abi ileri görüşlü olursun anlarım da bu kadar da ileri görüşlü olma ya... *
devamını gör...

mamacitta. buyrun:
devamını gör...

ahl de kahve kitap yapıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç bir "merak ederim insanı" ile tanıştınız mı? tanıştınız ve sonra yaşadınız mı o insanı?

söylemleri ile eylemleri genel itibariyle çelişmeyen insanlarla yaşamak kolaydır. kolay ve keyifli. önünü ardını düşünmenize gerek kalmaz. konu hakkında yeterli düzeyde tutarlı bir imaj çizmiş kişi yormaz. aldığınızı olduğu halde kabul eder ve yolunuza devam edersiniz. başka bir şey yapmak zorunda kalmazsınız. etmek istediğiniz ya da şartların olur verdiği süre boyunca devam ederken huzurunuz yerindedir. ben bir merak ederim insanı ile tanıştım. onunla yaşadım. hayatımda çok karşılaştığım bir profil değildi öncesinde. o yüzden başta farklı geldiğini itiraf etmem gerekiyor. buraya döneceğim.

sınırları olan biriyim ben. aile ilişkilerim; anne/babamla kurduğum diyaloglar üniversiteye kadar ve hatta sonrasındaki sürece de bir miktar sarkarak, problemli oldu ilk gençliğimde bu yüzden. hesap vermeyi sevmem. sorgulanmayı, yargılanmayı ve yadırganmayı da. tabi ki sorumluluklarımı gözetirim. alt soyum yok, dolayısıyla sorumluluğum da ama benden sorumlu olduklarını bildiğim üst soyuma karşı görevlerini bilmeyen biri olmadım hiç. kendi değer yargılarıma, sınırlarıma kadar en azından. ancak benim verdiğimden ötesi istendiğinde direnç gösterdiğim oldu. problemler de tam bu noktada yaşanıyordu. şimdi düşünüyorum, bugün olsa yine aynını yapar mıydım diye, muhtemelen içimden yapmak gelir ancak dizginlerdim tepkilerimi. yaşayacakları kadar yaşamayacaklardı sonuçta. eylesem ne olurdu onları? duymak istedikleri cevapları versem?
yaşamadı da. neyse kapıyorum konuyu. girmeyeceğim, dolayısıyla da dönmeyeceğim buraya.

bunla başladım çünkü sınırlarımı ihlal etmek konusunda doğal yoldan ehliyet sahibi olduğunu düşünen insanlardan söz etmeden, bu kümenin dışında kalan kişilerle kurduğum ilişkilerdeki mezkur yönü ifade edemezdim. seçici geçirgenliğimde aradığım ilk ve en önemli özelliklerden biri yine bu benim. dolayısıyla merak ederim insanlarını yekten elemiş olabilirim hayatım boyunca. elemek falan deyince çok çirkin oldu gerçi ama anladınız işte, hayatıma sokmamak, benim insanlarım olmamaları, tanıdık kategorisinden öteye geçememeleri falan. belki de yanlış yaptım bilemiyorum. yani her merak ederim insanı, her olmasa da ekseriyeti, tanıdığım, yaşadığım kişi gibiyse kesin yanlış yaptım. aman hof önemli mi? her neyse.

tamam tamam geliyorum konuya. dönüyorum yani. şimdi bu insanlar öyle ki, evet her şeyi merak ediyorlar. başta garip geliyor bu süreklilikli soru hali. soru, sorgu değil. ama işte sırrı buralarda bir yerlerde galiba. merak ederim insanının neyi, neden merak ettiği, merakını giderdiğinde bununla ne yaptığı. benim gibi bir insanın, her şeyim merak edilirken bundan bir an bile rahatsız hissetmemesini kişisel bir dönüşüm hikayesiyle bağdaştırmamız söz konusu olamaz. yani ben yapamam, kusura bakmayın siz de yapamazsınız. "o zamanlar rahatsız oluyormuşsun, şimdi olmuyorsun yani, ne var, herkes değişir?" yok annem, öyle değil o iş. nasıl? şöyle; ben döngümü takip eden adam tarafından "her zaman mı böyle oluyor, aldığım his farklı şu an" denerek, vajinal sıvısı merak edilen bir deneyim yaşamamdan söz ediyorum şu an. neredesin, ne yapıyorsun, yarım ağızlı bir günün nasıl geçti, ee o ne cevap verdi gibi bir şeyden değil.

sıkışık hissettiğimde, kafamda bir şeyler varken, çözemediğim sorunların üzerindeyken, soru cevaplamaktan baya dümdüz nefret eden biri olduğumdan söz etmiş miydim peki?* nefret kelimesini de öyle sık sık kullanmam. bilmeyenlere bilgi. ama işte benim deneyimimde merak ederim insanının cevap almak istediği hiçbir soru beni irrite etmedi. öyle zamanlarımda sorduğu sorular bile. evet çok seviyordum* ama konu bununla ilgili değil. daha önce de sevdim. yine seveceğim. bu deneyimi farklı kılan özelliğe sahip birey değil özelliğin kendisi, özelliğin türü. daha doğrusu bireyin özelliği dönüştürdüğü hali. dediğim gibi, merak ediyor, cevabı alıyor ve konu en ufak bir negatif yöne evrilmeden, hatta ana, duruma göre pozitif çıktılar üreterek nihayete eriyor. yahu böylesi olacaksa merakı geçtim, direkt negatif çağrışımları olan durumlar bile tolere edilebilir sanki. kıskançlık? hoff o çok zor ama imkansızı mümkün kılan insanlar var işte. çok acayip. demem o ki bir merak ederim insanıysanız çalışın o duygu üzerinde. daha iyi bir versiyonunu olabilir, olabiliyor. muş.

son bir şey daha söylemem lazım. bu konunun öznesi insana iadeli taahhütlü.* tamam her şey ve iyi ki. tamam evet, tabi ki öyle. ama dönüştürdüğün kavramlarımla ilgili bir miktar bozuğum sana. sen anlarsın o tür kızgınlığı. sende de vardır muhakkak. replikasına razı gelemeyeceğimiz, karşılığını bulamayacağımız şeyler hani. onları halletmek zor.

çok.
zor.
evet. noktalı.
devamını gör...

(bkz: tamam)
devamını gör...

herkesin yaptığını yapmamak gibi bir huyum olduğundan asla yapmayacağım bir eylem ama oğlumun bu konudaki yorumu * çok hoşuma gitti.
devamını gör...

düz bir metni şifrelemek için, metindeki tüm harflerin sırayla sabit şekilde belirli başka bir harfle değiştirildiği şifreleme yöntemi. sezar şifrelemesi gibi yöntemler bu kategoriye girer.

kısaca açayım. elinizdeki metindeki mesela tüm a harflerini u ile değiştirebilirsiniz. yine aynı metindeki tüm e harflerini m ile değiştirebilirsiniz vesaire...

örnek cümle:
akşam akşam ağlıyorum.

şifrelenmiş hali:
upyub upyub udtzoğeib.

iki cümledeki harfleri karşılıklı olarak eşleştirirseniz, aynı harfin hep aynı harfler yer değiştirdiğini ve bunun metin boyunca tekrarlandığını görürsünüz.
a yerine u
k yerine p
ş yerine y gibi...

eğer bu cümleden sonra upuzun bir metin varsa elinizde, o metin boyunca a her zaman u ile, k her zaman p ile değişecektir ve tüm metinde prensip bu olacaktır.

bu tür şifreleme yöntemlerinde metni şifrelemek için de şifreyi çözmek için de aynı anahtarlama yöntemi kullanıldığından bu bir simetrik şifrelemedir.

mono alfabetik şifreleri kırmak kolaydır. özellikle bilgisayar yardımıyla çok daha çabuk çözebilirsiniz şifreleri. bu nedenle çok güvenli bir şifreleme yöntemi değil.
devamını gör...

günaydın sözlük ben foto atmıcam. fırından yeni çıkmış poğaça gibi bi sabah, yakıcı ama katlanılabilir..
devamını gör...

paramparça edilmiş çocukluğumu parça parça yerlerden toplamak,kaybettiklerimi arayıp bulabildiklerimi yetiskinligime yapistirip bir bütün olmaya çalışmak..

*gokhan çınar
devamını gör...

talihsiz bir açıklama daha bugün tarihe geçti. doktorlar sorunlarını, düzeltilmesini istedikleri taleplerini aylardır açık ve net dile getiriyor belli ki görmezden geliniyoruz. bu ülkede sadece doktorları devlet okutuyormuş gibi bir algı yapılması doğru değil.
eşim de ben de ilkokuldan üniversiteyi bitirene kadar devlet okullarında okuduk. ilk okumayı söken, matematiği, feni iyi olan sonrasında iyi liseler kazanan kendi emeğiyle bir yerlere gelmiş insanlarız. tıp fakültesi okumak hiç kolay değil. ilk 5 yıl sabah 8 akşam 5 memur gibi dersiniz olur, her gün bir kitap kalınlığında not çıktı alırsınız. son sene buna bir de nöbetler eklenir. bitirirsin mecburi hizmet, dünyanın en zor sınavlarından biri olan tusa çalışırsın bir yandan. kazanırsın ayda en az 13 tane 36 saat nöbetle başlarsın sonrası yine mecburi hizmet. sokakta görsen yolunu değiştireceğin it kopuk gelip seni tehdit eder, elini kolunu keser arkanda duran kimse olmaz. bizler de bir ana babanın evladıyız emin olun buralara kolay gelmedik. tek memur maaşıyla babam beni ne zorluklarla borçla harçla okuttu. kyk desen çıkmaz yaz gelir, ara tatili olur yurt kapanır herkes evine gider, tıp öğrencisini nöbetçi yurt diye dağ başı bir yere yollarlar. eşim desen o da karadenizin bir köyünde yazın milletin bahçesinde fındık toplayıp harçlık biriktirip kışın okula gidip okumuş biri. biz ne yaptıysak kendi aklımızla, çalışkanlığımızla, dişimizle tırnağımızla kazıyarak yaptık. bunları yaparken de önümüze binbir engel, cemaat torpilleri, siyasilerin torpilleri kaç kere geçti hepimiz yaşadık gördük. yazıklar olsun, allah'a çok şükür aklımız çalışıyor, gerçekleri görecek kapasitemiz var. gerekirse sıfırdan başlar yine yaparız ama bugünleri hiçbir meslektaşım unutmasın.
devamını gör...

off çıkmak ve road yol kelimelerinin birleşimi ile oluşan bu spor dalı, kelime manası olarak, yoldan çıkmak manasına gelmektedir.

efenim bu sporu yapabilmek için önce yola çıkmak, sonra yoldan çıkmak gerekmektedir.
haliyle konforu biraz tiye alacak hatta es geçeceksiniz...

hakkında birşey bilmiyorsanız, bi'heves kapılamayacağınız, lakin herkes anasının karnında öğrenmiyor deyip, bir adet rus keçisiyle giriş yapmaya hazırlandığım alan.

pahalı bir hobi olmasına ek olarak; bir kere girdiniz mi?.. dağlar sizi çağırır, yaz, kış demeden uçarsınız... herkes kendiyle yarışır.... katılımcıların kendini gösterdiği bir alan olmasının yanı sıra kendini ve yeteneklerini, her organizasyonda biraz daha geliştirdiği bir alandır.

her katılımcı bi'nevi; kendi sabrını, aracın performansını ve modifiye konusundaki yeterliliğini ölçer. ve bunu salt yarış organizasyonu olarak görmezler. eğlenmeyi de iyi bilirler.

her şey bir kenara sucuk-ekmek vazgeçilmezleridir ... tabii günün sonunda yorgun ancak memnun vaziyette eve dönmeleri de cabası.

insandırlar. yolda kalırsınız, yardım ederler. tırmanamazsınız bilgi verirler. en sonunda bir bakmışsınız, olmuşsunuz... siz birilerine yardım ediyorsunuz.
alan herkese açık türkiye de dağlık malum, gidelim yollar bizi beklesin, biz tırmanalım ..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o patent yalnızca patent değildir, ulaştıkları teknolojiyle neler yapabileceklerine dair küçük bir gözdağıdır.
huawei şu an dünyanın en değerli telekom markası ve en çok mobil cihaz satan üreticisi konumunda. avrupa'da, asya'da, afrika'da telekom sektörünün ağa babaları ericsson'u, nokia'yı, siemens'i sildi süpürdü. amerika'da trump'a ve amerikan derin devletine takıldılar. yoksa amerika'yı kendi çöplüğünde tarumar edebilirdi.
yeri gelmişken belirteyim. türkiye'de mobil iletişimi sağlayan baz istasyonlar ve bu altyapıyı yöneten yazılımlar çok büyük oranda huawei ürünü.
devamını gör...

burjuvanın sanatı kapsaması sonucu oluşan görüngü, tıpkı zenginlerin ve büyük şirketlerin arkeolojiyi evlat edinmesi gibi bu da bir görüngü sadece. sanatı zenginler yaratmadı, tekniği, teknolojiyi, felsefeyi, ideolojileri.. aslında tüm nitelikli insan evrimi menşeili edevatları ekonomik (maddi) durumlarından soyutlayarak incelediğimizde - bir şeylerin - fakirleri, fukaraları geliştirdi, her şeye sahip olayazıp duran zenginler değildi bu yaratım dürtüsünün gerçek sahibi. evet kabiliyetli ve zeki insanlardı ve eskiden beri kabiliyet ve zeka zengin saraylarında koleksiyon niyetine biriktirilen bir şeydir. o kabiliyetli deha mühendislere, sanatçılara yakından bakarsanız çözüm bulmaya aç, fakir, üretkenliğin yoksulluğunu yenmeye çalışan, acılar içinde kıvranan kişiler görürsünüz genel olarak (istisnaları da vardır - yani uzmanlığı kişilik ve mental konular olan ya da bu konularda avantajlı durumda bulunan büyük zihinler de yaşamış-). sanatın bir işe yaramaması ve tekniğin, bilimin zengin, zeki ve soylu insanların emeği olduğu düşüncesi insanlık içerisinde kasıtlı olarak tutundurması yapılan ideolojik bir araçtır. varlık fakirdir, zenginleşmeye yönelir, zenginleşip zehirlenme fırsatı bulunca da arınmaya yönelme fırsatı (niyeti) bulursa da geriye dönmeye çalışır. canlılar da bir çeşit maddedir ve doğuştan fakirdirler, (oluşmuş yapısal ya da genetik yatkınlıkları kısmi buluyor ve kazanılmış bir zenginlik olarak görmüyorum, emek olmadan bir hiçtir bunlar, hatta bazen felakete sürükler varlığı)
daha zengin yaşayış için çözüm üretmek geliştirmek zorundadırlar. sanat bu şeyleri izah etmeye çabalayan toplumsal bir bilinçaltıdır, kim sahiplenirse onun için çalışır tıpkı zeka ve tekniğin krallar için, saraylar-beyler için çalışabileceği gibi sanat ta piç kalır ya da bırakılırsa onu sahiplenen burjuva için çalışır.

evet! teknik olarak 'entelijensiya' (akademik ileri gelenler) yöneticiliği bir mecburiyet değil ihtiyaçtır, ancak bu durumların mantığını insanların zihnini, - insansı - kabiliyetini, emeğini sömürmek için kullanan suistimalcilere karşı sorumsuz kişiler ve gruplar olarak varolunmamalı dünyada.
devamını gör...

akdeniz’e de tesir ederse “üç tarafını salyalarla kapladığımız ülkemiz” olur
devamını gör...

toplulukta kurduğum her cümlenin ardından kızımın öyle değil demesi.
devamını gör...

ehliyet'in değil de kişinin araba sürdüğünü bizlere bir kez daha anlatan videolar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim