onun bunun çocuğudur. tez bir zamanda geberip gitmesi dileğiyle.
devamını gör...

noktalama işaretinin asıl gorevinin çok dışında ve aşırı kullanıldığı anlardır. bir şey gizlemek için desen değil, tamamlanmamış diye desen hiç değil değil oğlu değil yani. hayır aynı paragrafta her cümlenin arasına koyan da gördü bu gözler sadece bir iki cümleye koysa neyse. bilmiyorum niçin yapıyorlar suyunu çıkararak kullanan arkadaşlar açıklarsa gerçekten sevinirim. karşındakini de düşünmüyorlar ki göz felci geçirir.
etkileyici dokunaklı iç geçirmeli bir hale falan da gelmiyor hani bilesiniz. twitter'da görürdüm bi artık her yere yayılmış bir de.
devamını gör...

dünyanın en saçma hayali olabilir. bir insan neden gelinlik giyme hayali kurar ki? onun yerine bir şeyleri başarma, istediği yerleri gezebilme, özgürce hayatını yaşayabilme hayalleri falan kursunlar. oldum olası düğünmüş gelinlikmiş evlilikmiş gibi şeyleri saçma buldum ve asla hayalini kurmadım çok şükür. bence üzerinde biraz düşünülmeli ve daha 'mantıklı' şeyler üzerine yoğunlaşılmalı.
devamını gör...

ekmekle mi karnini doyuruyosun diyemezler çünkü ekmek dışında bişey yiyen insan fazla kalmadı.
devamını gör...

en fazla oda'dan çıkmazsın başka ne yapabilirsin ki? şu pandemi zamanında yapılacak bir şey bulamadım.en iyisi küsmemek.
devamını gör...

geç miyosen* döneminde asya'dan amerika'ya bering boğazı'nı kullanarak geçtiği düşünülen bir kedi türüdür. geç miyosen'de bering boğazı iklim değişikliği sebebiyle köprü vazifesi gördüğü için kıtalar arası geçişi daha da kolaylaştırmıştır.
yaşam alanı orta ve güney amerika'dır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yüzü güzele kırk günde doyulur da gönlü güzele kırk yılda doyulmaz diyen kızdır. haklıdır.
devamını gör...

haklı bir hareket, haklı bir harekettir. katılanların kimliği onu gayrimeşru yapmaz. eşcinsellerle ilgili bu nefretiniz faşizmdir, homofobidir, suçtur. insanları cinsel kimliği ve siyasi fikirleri yüzünden aşağılamayı kendine hak görenler aslında, haksızdır, tehlikelidir ve dünyanın başına beladır. o tapıncına doyamadığınız devlet bir gün sizin başınızı yediğinde size el uzatanların, bugün aşağıladığınız insanlar olduğunu göreceksiniz.
devamını gör...

ben değilim hacı.
devamını gör...

(bkz: hahahahahahahaha) çok güldüm yaa! dün şeker alan anneme napacan şekeri dediğim için de özrü borç bilirim.
devamını gör...

sıkça bildiğini sanar, sıkça yanılır.
devamını gör...

konum itibarı ile hem ege'yi hem akdeniz'i aynı anda yaşattırıyor. haritadan bakınca ha koptu ha kopacak gibi. şairlerin datça'ya anadolu'nun zürafası benzetmesi yapmaları da bundandır. iki denizden de esen rüzgar, burada havaya da toprağa da bereket getiriyor. otları ve çiçekleri, adeta doğal eczane yapısında. tarihçi strabon tanrı, insanın uzun ömürlü olmasını istiyorsa onu datça'ya bırakır sözü yerinde olmuş.
devamını gör...

faşist, seviyesiz ve söylediği şeylerin çoğu zırva olan biri. bu adamı dinlemek yerine biraz literatüre bakılsa ne kadar zırvaladığı anlaşılacak insan.
devamını gör...

kara perşembe olarak da adlandırılan kapitalizmin büyük bunalımı. 1929 ekonomik krizi...

başlangıcı 24 ekim 1929 perşembe'dir. bitişi ise maalesef yok. bugün hala binbir çeşit etkisi, bunalımla birlikte oluşturulan ve insan üzerinde oynanan kuramları, karteller, sözleşmeler, insan hayatıyla oynayan yatırımlar, manevi değersizleştirme gibi pek çok alanda hakimdir hala bu bunalım.

zayıf ve spekülatif bankaların wall street'teki çöküşüyle başlayan bunalım, artan hisse senedi satışları, değerlerin düşmesi, bankaların günlerce piyasayı toparlamak için çırpınmasına rağmen fiyatların son sürat düşüşte olması, işsizlik, artan gelir dağılımındaki dengesizlik, dağılan sermaye birikimi, tarım ürünlerindeki arz-talep oranının düşüşü ve buna bağlı olarak çiftçilikte azalan satın alma gücü, yatırımlardaki düşüşün ulusal geliri azalan yönde tehdit etmesi, devletin piyasaya müdahalede bulunmaması... gibi faktörler bunalıma sebep unsurlar olarak gösterilmektedir.

kapitalist birikim modeli, bilindiği gibi, 1910'lu yıllardan başlayarak ikinci dünya savaşı’nın bitimine kadar uzanan bir yapısal bunalım süreci yaşa­mıştır. 1920'li yıllar ise abd'nin ekonomik üstünlüğünü tüm dünyaya kabul ettirdiği yıllardı. abd hem ekonomik hem de siyasi anlamda başat güç unsuru olmak adına efor sarfetmekteydi. ''kükreyen yirmiler'' olarak da adlandırılan o yıllardaki ''kükreme'' yalnızca hızla büyüyen abd ekonomisini değil, radikal bir biçimde değişen yaşam biçimlerini de anlatıyordu. abd'nin sonsuz refah ve zenginliğe kavuşan ilk ülke olduğuna inanılıyor (bkz: american dream), had safhada bireycilik üzerine yükselen ve tüketim çılgınlığı ile öne çıkan bir yaşam tarzı abd'ye egemen oluyordu.

döneme baktığımızda dikkat çeken bir diğer unsur ''borçlar döngüsü''dür. 20'lerde ekonomik durumları iyi ya da kötü olsun, birçok ülkenin ekonomisi yüklü miktardaki borçlar nedeniyle birleşik devletler ekonomisine göbekten bağlanmıştı. ancak asıl problem durumları iyi ve kötü olarak ayırt edilen ülkelerin tamamın aslında ekonomilerinin çok zayıf olmasıydı.

''amerika hapşırdığında dünyanın geri kalanı nezle olacaktır'' deyimini haklı çıkarır şekilde, 1929 yılında abd'de başlayan kriz tüm dünyayı süratle sarmaya başlamıştı. buradan itibaren, bir taraftan uluslararası üretimin ve ticaretin önemli ölçüde daralmasına sebebiyet veren bu bunalım,
diğer taraftan da batı avrupa ile kuzey amerika'nın sanayileşmiş ülkelerinin gündemine sürekli
ve yaygın bir işsizlik sorunu taşımıştır. bununla birlikte o tarihe değin sığınılan ekonominin kendi kendini düzenleyeceğini ileri süren liberal yaklaşıma -neoklasik teori- olan güven derinden sarsılmıştır.

adam smith'in görünmez el politikası fiyaskoyla sonuçlanmış, ''laissez faire, laissez aller, laissez passer'' yani piyasaya devlet müdahalesinin olmaması gerektiğini öngören ''bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler'' politikası mali piyasalar ve özel bankaları kontrolsüz bıraktığı için ekonomiyi global bir çöküşe sürüklemiştir.

sonraki süreçte bunalım dünyayı ikinci dünya savaşı'na sürüklemiştir. örneğin 1932'de almanya'da faal nüfusun % 17.2'si, abd'de 23.5'i, ingiltere'de % 13.1'i işsiz kalmıştı. abd'de zengin, kelli felli kesimin sokaklarda elma satmaya başlaması, insanların ''haftalık 1 dolarak çalışırım'' afişlerini göğüslerine asıp reklam panosu şeklinde köşe başlarında beklemeleri her kesimden insanın ne durumda olduğuna dair az çok fikir verecektir.


1929 bunalımını yalnızca ekonomik bağlamda ele almak şüphesiz ki bizi yanıltacaktır çünkü liberal ekonomik yaklaşımın çöküşü liberal siyasi yaklaşımın da çöküşü anlamına gelmiş; pek çok avrupa ülkesi diktatoryal rejimine yönelmiştir. bu yaşananlar mussolini'nin italya'da yönetime geçmesiyle aynı süreçte ilerlemiştir. sınai ve tarımsal krizle istikrarsızlaşan sınıflar, parlamenter demokrasilerin hantal işleyişine karşı tepkilerini ortaya koyan aşırı uç partileri desteklemiş; yıkılan tarımsal çıkarlar balkanlar'da sağcı rejimleri güçlendirirken, orta sınıfların ılımlı partilerden uzaklaşması almanya'da adolf hitler'in iktidara gelişi ile sonuçlanmıştır. böylece 1929 ekonomik krizi, ikinci dünya savaşı'nın nedenleri arasında en üst sıraya yükselmiştir.

abd'nin adam smith politikasının çöküşünün ardından keynes'çi politika izlemeye başlaması ile kriz ufak çapta atlatılmaya başlanmıştır. dönemin başkanı franklin roosevelt, abd'nin krizden çıkışı için new deal (yeni düzen) adı altında devletin piyasaya müdahale etmesini savunan ve devlete daha çok rol veren bir keynesçi politikanın benimsenmesi gerektiğini ilan ederek buradan itibaren 40 yıl boyunca devletlerin temel ekonomik programlarını oluşturan iktisadi görüşü tüm dünyaya duyurmuştur.

-

gelelim büyük bunalım bugüne olan etkisine...

1929 bunalımı buraya kadar gördüğümüz üzre dünya çapında bir çöküş, yapılandırma, savaş, çırpınış, kayıp, çaba ve sistematik sömürü getirmiştir. ikinci dünya savaşı'nın etkileri bugün hala hukuksal, ahlaki, norm, siyasi düzeyde global anlamda bireylerin son derece etkin hissettiği sonuçlar doğurmuştur.

öte yandan bireysel ve kültürel anlamda abd'nin toplumlar üzerindeki politikarını belirlemiş olan bunalım; bugün hepimize reklam kuşaklarıyla, bestseller romanlarla, fastfood zincirleriyle, kozmetik ürünlerle, sosyal ağlarla, hızlı ilişkilerle, manevi değerlerin yıkıma uğratılmasıyla, amerikan yapımı dizi filmlerin - reality showların gelenek yıkıcı faktörünü görmeksizin topluma emzirmesiyle etkisini sürdürmektedir. (bkz: kültürel akımların geleneksel toplumlardaki yansıma ve uygulamaları) (bkz: #17419)

bugün insan eti kokan alışveriş merkezlerinden birine girdiğinizde, alışveriş eylemi sonunda paketlerin içine bakıp ''gerçek'' bir ihtiyaç listesiyle ne derece örtüştüğü sorusunun cevabı aşikar. artan gelir dağılımındaki eşitsizliğe manevi yıkıntılarla tampon yaptırma amacı güden küreselleştirme-tek tipleştirme-tek dünya kültürü yaratma politikası son derece hızlı nufuz etmektedir günümüz toplumlarına. örneğin bugün motoruna yağ olduğumuz planlı eskitme, bernard london tarafından 29 bunalımından hemen sonra bir öneri olarak sunulmuş ancak o yıllarda kabul ettirememiştir. ne var ki bugün bizler planlı eskitmenin kurbanlarıyız ancak kurban olmakla kalmayıp son derece keyif aldığımız bir (bkz: fantazmagori) geliştirmiş durumdayız.

planlı eskitme konusu için: (bkz: planned obsolescence) (bkz: sistematik eskitme) (bkz: stil eskitmesi) (bkz: tüketerek eskitme)

kısacası hepinize ''walcome to the jungle'':
devamını gör...

50 yıldır aynı rifflerle şarkı yapan grup.
devamını gör...

isviçre'de gelen 17 yaşındaki öz yeğenini tecavüz eden ve bütün bunlar dna ile kanıtlanmasına rağmen serbest bırakılan osman cur denen insanlıktan nasibini almamış zat tutuklansın.
devamını gör...

sayesinde ,ülkede olan biten haberlerden, haberimiz olan yazar, teşekkür ediyorum açtığın başlıklar için, haberlerini bekliyoruz .
devamını gör...

eski futbolcu kompela'nın televole kameralarına emre aşık'ı göstererek "bana pezevenk diyo" demesi.
devamını gör...

arada hayatımda yansımasını gördüğüm etkidir. bir teyze teşekkür eder, ben tüm kötümser ruh halimden uzaklaşırım, markette ağlayan çocuğa gülümserim, o susar, annesi bana gülümser, adımlarım değişir, bir insana çarparım, tanışırız, en yakın arkadaşım olur.. kafamdan kısa bir senorya yazdım şuan ama anladınız siz bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim