bilgisayara yüklenen ilk oyun
gta 2
win95
64mb sd ram
3 gb harddisk
pentium celeron 2. nesil
3dfx voodoo vga card vs. vs.
bu oyunları şimdi kullandığımız cep telefonu donunda sallandırıyor.
win95
64mb sd ram
3 gb harddisk
pentium celeron 2. nesil
3dfx voodoo vga card vs. vs.
bu oyunları şimdi kullandığımız cep telefonu donunda sallandırıyor.
devamını gör...
deli vahit
ilgili videodaki 42.saniyesinde ''hağğh haağhh'' şeklinde verdiği ritimle gülümseten müzisyenimiz.
her şeyimizle güzeliz yahu.
her şeyimizle güzeliz yahu.
devamını gör...
taze sıkılmış portakal suyu
sabahların vazgeçilmezidir. biraz da buz.
devamını gör...
mehmet ağar ve 50 yıldır devlet adına yaptıklarının hikayesi
evet sevgili gençler , gerçekten bystander çok güzel , açık ve aydınlatıcı yazmış ellerine sağlık .
tabiki biz yine susurluk olayı patladığı zaman , halk olarak bir kaç gece ışık yakıp kapattık aydınlık bir türkiye için ve biraz zaman geçtikten sonra bizi tekrar uyuttular; aynen şuan yattığımız gibi .
şimdi bakmayın, s peker'in bas bas bağırıyor olmasına, çıkarı, istediklerini alabilseydi hiç birimizin bunlardan haberi olmayacaktı.
kısacası sevgili gençler bundan, 25- 30 yıl önce ülke neyse , şuan için de aynı , kacirdiginiz hiç bir şey yok.
bunların hepsi" yiyici hareket önlenemez "diyenler.
tabiki biz yine susurluk olayı patladığı zaman , halk olarak bir kaç gece ışık yakıp kapattık aydınlık bir türkiye için ve biraz zaman geçtikten sonra bizi tekrar uyuttular; aynen şuan yattığımız gibi .
şimdi bakmayın, s peker'in bas bas bağırıyor olmasına, çıkarı, istediklerini alabilseydi hiç birimizin bunlardan haberi olmayacaktı.
kısacası sevgili gençler bundan, 25- 30 yıl önce ülke neyse , şuan için de aynı , kacirdiginiz hiç bir şey yok.
bunların hepsi" yiyici hareket önlenemez "diyenler.
devamını gör...
yanlışlıkla beğeni atan kişiyle evleniyor oluşum
devamını gör...
bebeklerde 2 yaş sendromu
bu sendromlar bitmez ki..
3 ay sendromu-cevreyi renkli görmeye başlayan bebe emme reddi yaşar
6 ay sendromu-ek gıdaya geçiş ve dişlerin çıkması ile huzursuzluk başlar
2 yaş sendromu-kendini kelimelerle tam anlatamayan bebe/cocuk öfke krizleri yaşar
3 yaş sendromu-ön ergenlik diyebiliriz istedim oldu dönemi adeta.. yorulmaz uyumaz dinlemez adeta isyan eder/ettirir
4 yaş sendromu-ben dediği döneme giren bebeklikten oyun cocuguna evrilen küçük insan dünyanın kendisi için döndüğüne inanır ne isterse onu yapar büyülü cadılı dönemidir hayal dünyası ile gerçekler karışır
uzatarak gidebilirim bunu..ama gece olup masum uyuyuşunu izlerken
'1 saat önce kumandayı televizyona atan, kafama kepçe ile vuran, yüzümdeki tırnak izlerinin sahibi bu melek" diyerek sessizce üzerini örter huzurla yaralarınızı sarmaya gidersiniz..
3 ay sendromu-cevreyi renkli görmeye başlayan bebe emme reddi yaşar
6 ay sendromu-ek gıdaya geçiş ve dişlerin çıkması ile huzursuzluk başlar
2 yaş sendromu-kendini kelimelerle tam anlatamayan bebe/cocuk öfke krizleri yaşar
3 yaş sendromu-ön ergenlik diyebiliriz istedim oldu dönemi adeta.. yorulmaz uyumaz dinlemez adeta isyan eder/ettirir
4 yaş sendromu-ben dediği döneme giren bebeklikten oyun cocuguna evrilen küçük insan dünyanın kendisi için döndüğüne inanır ne isterse onu yapar büyülü cadılı dönemidir hayal dünyası ile gerçekler karışır
uzatarak gidebilirim bunu..ama gece olup masum uyuyuşunu izlerken
'1 saat önce kumandayı televizyona atan, kafama kepçe ile vuran, yüzümdeki tırnak izlerinin sahibi bu melek" diyerek sessizce üzerini örter huzurla yaralarınızı sarmaya gidersiniz..
devamını gör...
empatinin yitimi
tam adı empatinin yitimi (kayıtsızlık politikası üzerine) olan arno gruen tarafından yazılan kitaptır.
bu kitapla tanışmam caner özyurtlu sayesinde oldu. kendisi ekşi sözlüğün soru cevap videosunda bu kitabı tavsiye etmişti. depresyona girdiği bir zamanda doktoru tavsiye etmiş ve çok memnun kalmış. ona iyi gelmiş.
düşündüm taşındım. lan dedim depresyon benim aşım ekmeğim. sürekli beni rahatsız eden komşum. hemen okuyayım.
üç gün süren bir okumanın ardından kitabı bitirdim. öncelikle kitabı ben çok beğendim. herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
yazar zaten bir psikolog olduğu için kitap içerisinde bol bol örnekler vermiş. empatinin yitirilmesinin nasıl gerçekleştiğini anlatmaya çalışmış. hastalarıyla ve okuduğu alıntılarla çok güzel şekilde kitabını desteklemiş.
yazar gruen aslında hepimizin bildiği şeyleri anlatmayı tercih etmiş. anlattığı şeyleri biliyoruz ama onlarla yüzleşmekten korkuyoruz.
okurken kendimizden parçalar buluyoruz ve bu durum çok canımızı yakıyor.
çocukluğun gelişimde ne kadar büyük yaralar bıraktığına şahit oluyoruz.
yazarın yaptığı analizler gerçek ve sertçe suratımızı tokatlıyor. canım yandı lan.
insan denen canlının dünyaya geldikten sonra anne ve çevresinden öğrendiklerinin ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatmış yazar.
aslında bu durum böyle ama farkında değiliz. aileler hiç değil. kimi aileler bir çocuğa bir zarar veriyorlar ve o çocuk bunu ömrü boyunca sırtında taşıyor. kitapta bahsedilen hastalar bunun en büyük göstergesi. bir olayı anlatıyor ve o olayla ilgili hasta örneği veriyor. şaşırıp kalıyoruz.
ayrıca kurban olmak ve kurban edilmek gibi kavramları da inceliyor. hasta ruhları. hitleri ve gaz odalarını inceliyor analiz ediyor.
beyaz adam ve kızıldereli ilişkisini bile çok güzel analiz ediyor.
birisinin canı yanıyor yandıkça hissetmemeye başlıyor. hissizleşiyor. sonrasında kendi acı çekemediği için başkalarına acı vermeye çalışıyor. acısını bastırıyor. bu kitap tam olarak bunu anlatıyor.
okurken ve düşünürken cidden empati duygumuzu yitirdiğimizi anladım. o yüzden herkesin okuyup dersler çıkarması gerekiyor. tavsiye ederim.
aşağı merak edenler için kitapta anlatılan başlıkları yazacağım.
önsöz: insan olmanın anlamını sorgulamak
kurbanlar ve suçlular meselesi
çocukluk döneminin ve çocuk oluşun tarihine dair
kimliğimiz
dil, bilinç ve sağ ve sol beyin yarımküreleri
yabancılaşmış beden
korku ve kimlik yitimi
kayıtsızlık fenomeni
narsisizm ve kimlik
saldırganla özdeşleşme uygarlığımızın temeli
ahlak ve insanlık
sevgiyi inkar temel suçtur
ilişki ve bağlılık aynı şeyler değildir
idealler, idealleştirmeler ve bunların politik sonuçları
karl marx
çocuklarımız ve tersine dönüş
hakikat kötülüğe dönüşüyor, yalan ise iyiliğe
bilim ve ilkellik
bizim korkumuz
ilker insanların korkusundan farklıdır
tarihsel bilincimiz
terrence despres ve hayatta kalanlar:
var olmamak ve onur hayatta kalmayı sağlıyor
insan olmak ve şizofreni üzerine bir değerlendirme
var olmama mücadelesi
hastalar kendilerini koruyor
hastanın büyülü zenginliği
yaşamın anlamı ve içimizdeki şiddetin temeli olarak kurban durumunda olma
sevgi olmayan sevgi ve kimlik olmayan kimlik toplum için sonuçları
tarih nedir ? ne yapılmalı?
not: yukarıda yazdıklarım başlıklardır. alt başlıkları üşendiğim için yazmadım. zaten yazarların merak edeceğini düşünerek ekledim. merak edenlerin merakını giderecektir.
sevdiğim alıntıları ekleyip tanımı sonlandırıyorum.
çocuklar kendilerini bedensel ve ruhsal olarak çaresiz hissediyorlar, kişilikleri daha düşünce düzeyinde bile protesto edecek kadar sağlamlaşmamış oluyor, yetişkinlerin ezici gücü ve otoritesi onları dilsizleştiriyor, hatta çoğunlukla zihinlerini köreltiyor. ancak aynı korku doruk noktasına ulaştığında çocuğu otomatik olarak saldırganın iradesine boyun eğmeye, onun bütün isteklerini tahmin etmeye ve yerine getirmeye, kendini tamamen unutmaya ve saldırganla tümüyle özdeşleşmeye zorluyor
bir insanın öğrenmek için mümkün olduğunca az hata yapması gerektiğini düşünürüz. bu yanlış varsayım çocuklarımızın oynayarak öğrenme olanağını ortadan kaldırır. eğer bir çocuk keşif gezilerine çıkamıyorsa, algılama
yeteneğini de geliştiremeyecektir
düşmanlar bizi kendi yaralanmışlığımızı görmekten uzak tutarlar. insan başkalarını cezalandırabildiği, aşağıla-
yabildiği, hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmaz.
bu kitapla tanışmam caner özyurtlu sayesinde oldu. kendisi ekşi sözlüğün soru cevap videosunda bu kitabı tavsiye etmişti. depresyona girdiği bir zamanda doktoru tavsiye etmiş ve çok memnun kalmış. ona iyi gelmiş.
düşündüm taşındım. lan dedim depresyon benim aşım ekmeğim. sürekli beni rahatsız eden komşum. hemen okuyayım.
üç gün süren bir okumanın ardından kitabı bitirdim. öncelikle kitabı ben çok beğendim. herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
yazar zaten bir psikolog olduğu için kitap içerisinde bol bol örnekler vermiş. empatinin yitirilmesinin nasıl gerçekleştiğini anlatmaya çalışmış. hastalarıyla ve okuduğu alıntılarla çok güzel şekilde kitabını desteklemiş.
yazar gruen aslında hepimizin bildiği şeyleri anlatmayı tercih etmiş. anlattığı şeyleri biliyoruz ama onlarla yüzleşmekten korkuyoruz.
okurken kendimizden parçalar buluyoruz ve bu durum çok canımızı yakıyor.
çocukluğun gelişimde ne kadar büyük yaralar bıraktığına şahit oluyoruz.
yazarın yaptığı analizler gerçek ve sertçe suratımızı tokatlıyor. canım yandı lan.
insan denen canlının dünyaya geldikten sonra anne ve çevresinden öğrendiklerinin ne kadar önemli olduğunu çok güzel anlatmış yazar.
aslında bu durum böyle ama farkında değiliz. aileler hiç değil. kimi aileler bir çocuğa bir zarar veriyorlar ve o çocuk bunu ömrü boyunca sırtında taşıyor. kitapta bahsedilen hastalar bunun en büyük göstergesi. bir olayı anlatıyor ve o olayla ilgili hasta örneği veriyor. şaşırıp kalıyoruz.
ayrıca kurban olmak ve kurban edilmek gibi kavramları da inceliyor. hasta ruhları. hitleri ve gaz odalarını inceliyor analiz ediyor.
beyaz adam ve kızıldereli ilişkisini bile çok güzel analiz ediyor.
birisinin canı yanıyor yandıkça hissetmemeye başlıyor. hissizleşiyor. sonrasında kendi acı çekemediği için başkalarına acı vermeye çalışıyor. acısını bastırıyor. bu kitap tam olarak bunu anlatıyor.
okurken ve düşünürken cidden empati duygumuzu yitirdiğimizi anladım. o yüzden herkesin okuyup dersler çıkarması gerekiyor. tavsiye ederim.
aşağı merak edenler için kitapta anlatılan başlıkları yazacağım.
önsöz: insan olmanın anlamını sorgulamak
kurbanlar ve suçlular meselesi
çocukluk döneminin ve çocuk oluşun tarihine dair
kimliğimiz
dil, bilinç ve sağ ve sol beyin yarımküreleri
yabancılaşmış beden
korku ve kimlik yitimi
kayıtsızlık fenomeni
narsisizm ve kimlik
saldırganla özdeşleşme uygarlığımızın temeli
ahlak ve insanlık
sevgiyi inkar temel suçtur
ilişki ve bağlılık aynı şeyler değildir
idealler, idealleştirmeler ve bunların politik sonuçları
karl marx
çocuklarımız ve tersine dönüş
hakikat kötülüğe dönüşüyor, yalan ise iyiliğe
bilim ve ilkellik
bizim korkumuz
ilker insanların korkusundan farklıdır
tarihsel bilincimiz
terrence despres ve hayatta kalanlar:
var olmamak ve onur hayatta kalmayı sağlıyor
insan olmak ve şizofreni üzerine bir değerlendirme
var olmama mücadelesi
hastalar kendilerini koruyor
hastanın büyülü zenginliği
yaşamın anlamı ve içimizdeki şiddetin temeli olarak kurban durumunda olma
sevgi olmayan sevgi ve kimlik olmayan kimlik toplum için sonuçları
tarih nedir ? ne yapılmalı?
not: yukarıda yazdıklarım başlıklardır. alt başlıkları üşendiğim için yazmadım. zaten yazarların merak edeceğini düşünerek ekledim. merak edenlerin merakını giderecektir.
sevdiğim alıntıları ekleyip tanımı sonlandırıyorum.
çocuklar kendilerini bedensel ve ruhsal olarak çaresiz hissediyorlar, kişilikleri daha düşünce düzeyinde bile protesto edecek kadar sağlamlaşmamış oluyor, yetişkinlerin ezici gücü ve otoritesi onları dilsizleştiriyor, hatta çoğunlukla zihinlerini köreltiyor. ancak aynı korku doruk noktasına ulaştığında çocuğu otomatik olarak saldırganın iradesine boyun eğmeye, onun bütün isteklerini tahmin etmeye ve yerine getirmeye, kendini tamamen unutmaya ve saldırganla tümüyle özdeşleşmeye zorluyor
bir insanın öğrenmek için mümkün olduğunca az hata yapması gerektiğini düşünürüz. bu yanlış varsayım çocuklarımızın oynayarak öğrenme olanağını ortadan kaldırır. eğer bir çocuk keşif gezilerine çıkamıyorsa, algılama
yeteneğini de geliştiremeyecektir
düşmanlar bizi kendi yaralanmışlığımızı görmekten uzak tutarlar. insan başkalarını cezalandırabildiği, aşağıla-
yabildiği, hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmaz.
devamını gör...
insan neden aşık olur sorunsalı
belasını bulmak için.
devamını gör...
markette küçük çocuğu taciz eden sapık
bu taciz olayları son zamanlarda çok arttı, sanırım cesaret buluyorlar, bu ülkede kadın çocuk yada sokak hayvanı olmak eziyet.
devamını gör...
saç dökülmesini önlemek için tavsiyeler
uğraşmayın.
saçlı olmak tamamen şanstır. istisnaları elbette vardır. ama genetik olarak üst soyunuzda seyrek saçlı insanlar varsa sizin de saçlarınız dökülecektir, aşikar.
saç elbette güzel bir detay ama saçımız yok diye de kendimizi kahretmeyelim be abi. ben mesela saç dökülmesini "bizim sülalede testesteron hormonu çok salgılanıyor ağbi. ondan keliz biz." diye anlatıyorum :d *
saçlı olmak tamamen şanstır. istisnaları elbette vardır. ama genetik olarak üst soyunuzda seyrek saçlı insanlar varsa sizin de saçlarınız dökülecektir, aşikar.
saç elbette güzel bir detay ama saçımız yok diye de kendimizi kahretmeyelim be abi. ben mesela saç dökülmesini "bizim sülalede testesteron hormonu çok salgılanıyor ağbi. ondan keliz biz." diye anlatıyorum :d *
devamını gör...
bu sabah nasıl uyandınız sorusu
dersim yoktu bu gün. annemin "haadiii kahvaltı hazır haadiiii" diye bağırışı ile uyandım. ne kadar mutlu olursam olayım bağırışla uyanınca insan sinir krizleri geçiriyor.
devamını gör...
bim'de artan hırsızlık olayları
belki alakası yok ama bu ülkede bebek mamasına ilk alarm konduğu gün hepimiz öldük aslında, zombi olarak devam ettiğimiz için farkında değiliz sadece .
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
ben kendi beynimden kurtulmuştum bi gün. rüzgar yüzüme vuruyordu, ılıktı ve yüzüme vuran rüzgar sahiden rüzgardı. daha önce karşılaştığım hiçbir esinti o kadar rüzgar değildi, öyle diyeyim. bir insanı hiçbir rüzgar o kadar mutlu edemezdi. öylesine güzel bir rüzgardı. beynim kendi kendine şarkı çalışıyordu, o da güzeldi. gülümsüyordum. hicbir endişe yoktu. beynimde çalan müzikten başka hiçbir ses yoktu. efsane anlar yaşamıştım.
kendimi en özgür hissettiğim gün oydu. hâlâ düşündükçe mutlu hissediyorum. sonra hiç o kadar özgür hissedemedim, o da üzücü bir şey bence.
kendimi en özgür hissettiğim gün oydu. hâlâ düşündükçe mutlu hissediyorum. sonra hiç o kadar özgür hissedemedim, o da üzücü bir şey bence.
devamını gör...
eurovision'a tekrar katılma durumunda türkiye'yi temsil edecek sanatçı
kesinlikle mabel matiz. doğu batı sentezi ile çok büyük miktarda oy alacaktır.
devamını gör...
kitap sayfalarını katlamaya kıyamayan insan
bazı gerçekler var, artık kitaplar arzu edildiği kadar basılıyor. yani kimse kimseye el yazması, biricik bir eser bırakmıyor normal şartlarda. 90. baskısı yapılan kitabın sayfasını katlasam ne kaynatıp suyunu içsem ne. tarihi eser almadım, kitabın var oluşu tehlikede değil. kitap sadece bir form, eserin sunuş şekli benim için.
okuduğum hiçbir kitap aldığım gibi kalmadı. bir kısmı bir dolabın içinde kader mahkumu hatta, yılda birkaç kez havalandırıyorum rutubetten küflenmesinler veya bit yemesin diye.
forma içerikten fazla değer biçmek zararlı olabilir. kim nasıl istiyorsa kitaplarına öyle muamele etsin tabii ki ama nihayetinde kitaplar canlı değil. kitapları yaşar kılan sayfaları ya da kapağı değil, o sayfalarda yazanlar.
okuduğum hiçbir kitap aldığım gibi kalmadı. bir kısmı bir dolabın içinde kader mahkumu hatta, yılda birkaç kez havalandırıyorum rutubetten küflenmesinler veya bit yemesin diye.
forma içerikten fazla değer biçmek zararlı olabilir. kim nasıl istiyorsa kitaplarına öyle muamele etsin tabii ki ama nihayetinde kitaplar canlı değil. kitapları yaşar kılan sayfaları ya da kapağı değil, o sayfalarda yazanlar.
devamını gör...
ankara'nın en güzel yanı
yıllar öncesinde kaldığım birkaç günden aklımda kalan hatıralar kadarıyla, bir parkın içerisinde her telden topluluğa denk gelmek. ülkücüsü bi köşede, gitar çalanlar farklı köşede, kaykay sürenler, eylem yapanlar, emocular, sevgilisiyle yiyişen liseliler, çocuğuyla vakit harcayan aileler... çok güzel bir şeydi türkiye için. inşallah korunmuştur o güzellik.
devamını gör...
benimle çıkar mısın sorusu
hayır bir de 6 ay takıldıktan sonra ortamda bir arkadaşına o kişiden bahsederken "sevgilim" tarzı bir ima yaparsan bozulanlar var. kardeşim biz 6 aydır ne yapıyoruz ? dibimde yapışmış her gittiğim yere geliyorsun da tur şirketi miyim ben kız arkadaşın değilsem ?
devamını gör...
güne bir film repliği bırak
'neden savaşlar oluyor biliyor musun? çünkü dünya insansız başladı ve de onsuz bitecek.'
-kar ve kaplan
-kar ve kaplan
devamını gör...
en tatlı sabahlar ne ile başlar sorunsalı
devamını gör...
