gece uyanıp yapılanlar
sigara yakmak ve sözlükte kısa sürelik gezinti .
devamını gör...
yaldızlı bir yalan söyle
ben sana layık değilim. daha iyilerini hak ediyorsun.
devamını gör...
medeni insanın özellikleri
kişi hak ve özgürlüklerine ve her canlının yaşam hakkına saygı duyan, çevre bilinci gelişmiş insan medeni insandır.
devamını gör...
talk show
okunuşu ile tolk şov. televizyonlarda yayınlanan bir çeşit programdır. program sunucusunun her bölümde ayrı ayrı misafirleri vardır. misafirlerle daha çok aktüel konular, özel mevzular, magazinsel açıdan konuşulur. ev sahibi ve misafir formatında rahat bir stüdyo dekoru vardır. ev dekoru vermek amacıyla kanepe, koltuk gibi eşyalar yerleştirilir. seyirciler de bu programlara canlı şekilde dahil olurlar. türkiye'de bu programları (bkz: rüstem batum), (bkz: cem özer), (bkz: okan bayülgen), (bkz: beyazıt öztürk) gibi sunucular yürütmüşlerdi.
devamını gör...
sarhoşken yazılan sipariş notu
sarhoş zihinle sipariş verecekken telefonda saçmalamamak adına kenardan okumak üzere not edilen yazıdır.eğer ki anksiyete sahibiyseniz telefonda konuşmak sizin için daha zorlu bir mücadele olacağından elinizde adam akıllı yazdığınız bir sipariş notu bulunmalıdır:
domatessşiz tek ve iki kücuk ayraen iki büyük ayrsn sos ve mayonez var her şey var birindeysedomatrs yok. (01.44)
domatessşiz tek ve iki kücuk ayraen iki büyük ayrsn sos ve mayonez var her şey var birindeysedomatrs yok. (01.44)
devamını gör...
z kuşağı
öncelikle bütün genellemelerin aptalca olduğunu kabullenerek başlayalım. "z kuşağı akıllıdır", "y kuşağı gerizekalıdır", "x kuşağı gün görmemiş dinazorlardır" vs. gibi genellemelerin doğru olamayacağı çok açık. her kuşaktan, her yaştan; akıllı, sağduyulu, özgüvenli, ileri görüşlü ve akla gelebilecek diğer bütün iyi niteliklere sahip insanlar çıkabilir, çıkmıştır ve çıkacaktır da. burada önemli olan, her yeni nesille birlikte daha çok kaliteli insanı çıkarabilmektir.
şimdi bu kabullenmenin ardından, müsaadenizle, son zamanlarda çok gördüğüm "bizi kurtarırsa z kuşağı kurtaracak" söylemlerine bir çift kelamım var: o kadar da emin olmayın.
geçenlerde (bayağı da geçti aslında) twitter'da gezinirken, ara sıra gündeme gelen "okullar yüz yüze eğitime açılsın" hashtag'lerinden birine rast geldim. dedim bakayım. ne gördüm? artvin çoruh üniversitesi'nde* edebiyat öğretmenliği okuyan bir genç kızın "okulları açmazsanız intihar edeceğiz yeter artık" minvalinde bir şeyler yazdığını.
bundan sonra bu genç kızımıza misalen ayşe diyelim ve şimdi basit bir çok yönlü düşünme icra edelim:
ayşe, akademik anlamda hiçbir niteliği olmayan, bir paçavra taşra üniversitesinde* okuyor. bölümünün, sonradan yapacağı staj harici*, hiçbir uygulamalı dersi yok. bir laboratuvar gereksinimi yok. herhangi bir anlık hocaya danışma ihtiyacı yok. derslerinin tamamı sözel dersler. ve bunları alırken ihtiyacı olan her şey ona uzaktan eğitim aracılığıyla da gayet sunulabilir. lütfen kimse "uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutmuyor ama ühühü" demesin, edebiyat öğretmenliğinden ve zaten vasat bir okuldan bahsediyoruz, kalbinizi kırarım.
artık bu gerçekleri kabullendiğimizde, meselenin eğitimle uzaktan yakından alakası olmadığını herhalde çok iyi anlıyoruz. asıl sorunu direkt cinsel ihtiyaçlara, libidoya yoran çok fazla insan gördüm ama yine genellemelerden uzak tutalım kendimizi madem. ve olası gerekçeler sunalım:
1. ayşe gerçekten de sevgilisini özlemiş olabilir.
2. ayşe arkadaşlarını özlemiş olabilir.
3. ayşe okuduğu şehri* özlemiş olabilir.
4. ayşe aile evinde kalmaktan sıkılmış olabilir.
5. ayşe olası muhafazakar ailesinin söylemlerinden sıkılmış olabilir.
ya da bütün bunların hepsi de olabilir. herhalde bu kadar yeterli. gerekçeler çoğaltılabilir de ama önem seviyesinin çok da yükseleceğini zannetmiyorum. şimdi, bütün bu gerekçeler aklımızdayken, şöyle bir düşünelim:
artvin çoruh üniversitesi'nde; çevre illerden, oradan buradan, tahminen 20 farklı şehirden öğrenci okuyor. bakın daha farklı farklı ilçeleri, yerleşim birimlerini falan dahil etmedik bile. bu kadar geniş bir skaladan muhakkak hasta ya da taşıyıcı olan da çıkacaktır, burası kesin. taşra üniversitelerinin hocalarının devam zorunluluğu saçmalığı da malum, o öğrenciler seve seve artvin'e gidecekler. artvin'de yalnızca okuldaki diğer öğrencilerle değil; esnafı, memuru bilmemnesi derken şehrin yerlisiyle de haşır neşir olacaklar. peki bu ne demek? şehirde sil baştan bir salgın demek. ihtimali yok.
hadi diyelim ki bütün öğrenciler şehirden ve yerlisinden kendilerini uzak tuttular ve sadece okula gidip geldiler. o halde, kaba bir hesapla devam edelim:
artvin çoruh üniversitesi'nde, kendi rakamlarına göre, 900 küsür personel görev yapıyor. ve 11 bin de öğrencileri var. yuvarlayalım, 12 bin insan diyelim. bu cepte. covid-19 pandemisi nedeniyle şimdiye kadar 105 milyon küsür insan hastalanmış ve 2 milyon küsür insan da ölmüş. yaklaşık olarak, tekrar ediyorum ki oldukça kaba bir hesapla elbette, %2 gibi bir ölüm oranına ulaşıyoruz. şimdi bu rakamları açü'ye uyarlayalım.
dedik ya, o okulda kesinlikle bir salgın görülecek. diyelim ki yine erken davranıldı, okul erkenden kapatıldı ve öğrencilerin yalnızca yarısı hasta olmakla kaldı. bu ihtimalde 120 kişi ölecek. ama okullar bir daha açıldı mı kapatılması gibi bir lüksü yok kimsenin, kelimenin tam anlamıyla rezalet olur çünkü. bu ne demek? yalnızca okuldan 240 kişinin ölmesi demek.
peki, yukarıdaki aşırı iyimser tahmine uygun olarak, o öğrenciler kendilerini yerli halktan sakınacak mı? hepimiz biliyoruz ki, hayır. ne kadar iyimser olursak olalım o şehirde salgın, 2020 mart'ına benzer şekilde, hatta öğrenciler gidip gelmiş olacakları için daha da fazla sayılarla yeniden görülecek.
şimdi, bir "neydik ne olduk?" ve sonuçlamaya girişelim. ayşe yalnızca ve yalnızca özlediği, sıkıldığı ya da bunaldığı için en iyi ihtimalle 120 kişi ölecek. peki, bir z kuşağı temsilcisi olarak akıllı olduğu iddia edilen ayşe, insanları intiharla tehdit ettiği iğrenç tweet'ini atmadan önce bunları düşünebildi mi? hayır. bir insanın intihar edebilmesi bu kadar kolay mı? hayır. peki bu söylem, neresinden tutsanız elinizde kalacak çirkin, iğrenç ve aptal bir söylem mi? evet.
bakın hepimiz kabulleniyoruz, insanlar sosyal canlılardır. bu salgının ve eve kapanma döneminin insanların psikolojisinde derin yaralar bıraktığı ve bırakacağı da çok açık. fakat herkesin kendi kişisel özgürlüklerinden feragat ettiği bu dönemde, "kişisel özgürlük" adı altında insanların hayatlarına kastedebilmek akıllı bir insanın yapacağı iş değildir. bir de, rica ediyorum "ama miting yapıyorlar ühühü" falan da demeyin. bir yanlışın, başka bir yanlışın da yapılabileceği anlamına gelmediğini çoktan öğrenmiş, kavramış ve benimsemiş olmalısınız.
her neyse. uzun lafın kısası, kuşaklar değil bazı insanlar akıllıdır. aptal yine aptaldır ve aptal kalacaktır. en güzel tatlı da tulumba tatlısıdır. aksini iddia eden de damaksızdır.**
şimdi bu kabullenmenin ardından, müsaadenizle, son zamanlarda çok gördüğüm "bizi kurtarırsa z kuşağı kurtaracak" söylemlerine bir çift kelamım var: o kadar da emin olmayın.
geçenlerde (bayağı da geçti aslında) twitter'da gezinirken, ara sıra gündeme gelen "okullar yüz yüze eğitime açılsın" hashtag'lerinden birine rast geldim. dedim bakayım. ne gördüm? artvin çoruh üniversitesi'nde* edebiyat öğretmenliği okuyan bir genç kızın "okulları açmazsanız intihar edeceğiz yeter artık" minvalinde bir şeyler yazdığını.
bundan sonra bu genç kızımıza misalen ayşe diyelim ve şimdi basit bir çok yönlü düşünme icra edelim:
ayşe, akademik anlamda hiçbir niteliği olmayan, bir paçavra taşra üniversitesinde* okuyor. bölümünün, sonradan yapacağı staj harici*, hiçbir uygulamalı dersi yok. bir laboratuvar gereksinimi yok. herhangi bir anlık hocaya danışma ihtiyacı yok. derslerinin tamamı sözel dersler. ve bunları alırken ihtiyacı olan her şey ona uzaktan eğitim aracılığıyla da gayet sunulabilir. lütfen kimse "uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutmuyor ama ühühü" demesin, edebiyat öğretmenliğinden ve zaten vasat bir okuldan bahsediyoruz, kalbinizi kırarım.
artık bu gerçekleri kabullendiğimizde, meselenin eğitimle uzaktan yakından alakası olmadığını herhalde çok iyi anlıyoruz. asıl sorunu direkt cinsel ihtiyaçlara, libidoya yoran çok fazla insan gördüm ama yine genellemelerden uzak tutalım kendimizi madem. ve olası gerekçeler sunalım:
1. ayşe gerçekten de sevgilisini özlemiş olabilir.
2. ayşe arkadaşlarını özlemiş olabilir.
3. ayşe okuduğu şehri* özlemiş olabilir.
4. ayşe aile evinde kalmaktan sıkılmış olabilir.
5. ayşe olası muhafazakar ailesinin söylemlerinden sıkılmış olabilir.
ya da bütün bunların hepsi de olabilir. herhalde bu kadar yeterli. gerekçeler çoğaltılabilir de ama önem seviyesinin çok da yükseleceğini zannetmiyorum. şimdi, bütün bu gerekçeler aklımızdayken, şöyle bir düşünelim:
artvin çoruh üniversitesi'nde; çevre illerden, oradan buradan, tahminen 20 farklı şehirden öğrenci okuyor. bakın daha farklı farklı ilçeleri, yerleşim birimlerini falan dahil etmedik bile. bu kadar geniş bir skaladan muhakkak hasta ya da taşıyıcı olan da çıkacaktır, burası kesin. taşra üniversitelerinin hocalarının devam zorunluluğu saçmalığı da malum, o öğrenciler seve seve artvin'e gidecekler. artvin'de yalnızca okuldaki diğer öğrencilerle değil; esnafı, memuru bilmemnesi derken şehrin yerlisiyle de haşır neşir olacaklar. peki bu ne demek? şehirde sil baştan bir salgın demek. ihtimali yok.
hadi diyelim ki bütün öğrenciler şehirden ve yerlisinden kendilerini uzak tuttular ve sadece okula gidip geldiler. o halde, kaba bir hesapla devam edelim:
artvin çoruh üniversitesi'nde, kendi rakamlarına göre, 900 küsür personel görev yapıyor. ve 11 bin de öğrencileri var. yuvarlayalım, 12 bin insan diyelim. bu cepte. covid-19 pandemisi nedeniyle şimdiye kadar 105 milyon küsür insan hastalanmış ve 2 milyon küsür insan da ölmüş. yaklaşık olarak, tekrar ediyorum ki oldukça kaba bir hesapla elbette, %2 gibi bir ölüm oranına ulaşıyoruz. şimdi bu rakamları açü'ye uyarlayalım.
dedik ya, o okulda kesinlikle bir salgın görülecek. diyelim ki yine erken davranıldı, okul erkenden kapatıldı ve öğrencilerin yalnızca yarısı hasta olmakla kaldı. bu ihtimalde 120 kişi ölecek. ama okullar bir daha açıldı mı kapatılması gibi bir lüksü yok kimsenin, kelimenin tam anlamıyla rezalet olur çünkü. bu ne demek? yalnızca okuldan 240 kişinin ölmesi demek.
peki, yukarıdaki aşırı iyimser tahmine uygun olarak, o öğrenciler kendilerini yerli halktan sakınacak mı? hepimiz biliyoruz ki, hayır. ne kadar iyimser olursak olalım o şehirde salgın, 2020 mart'ına benzer şekilde, hatta öğrenciler gidip gelmiş olacakları için daha da fazla sayılarla yeniden görülecek.
şimdi, bir "neydik ne olduk?" ve sonuçlamaya girişelim. ayşe yalnızca ve yalnızca özlediği, sıkıldığı ya da bunaldığı için en iyi ihtimalle 120 kişi ölecek. peki, bir z kuşağı temsilcisi olarak akıllı olduğu iddia edilen ayşe, insanları intiharla tehdit ettiği iğrenç tweet'ini atmadan önce bunları düşünebildi mi? hayır. bir insanın intihar edebilmesi bu kadar kolay mı? hayır. peki bu söylem, neresinden tutsanız elinizde kalacak çirkin, iğrenç ve aptal bir söylem mi? evet.
bakın hepimiz kabulleniyoruz, insanlar sosyal canlılardır. bu salgının ve eve kapanma döneminin insanların psikolojisinde derin yaralar bıraktığı ve bırakacağı da çok açık. fakat herkesin kendi kişisel özgürlüklerinden feragat ettiği bu dönemde, "kişisel özgürlük" adı altında insanların hayatlarına kastedebilmek akıllı bir insanın yapacağı iş değildir. bir de, rica ediyorum "ama miting yapıyorlar ühühü" falan da demeyin. bir yanlışın, başka bir yanlışın da yapılabileceği anlamına gelmediğini çoktan öğrenmiş, kavramış ve benimsemiş olmalısınız.
her neyse. uzun lafın kısası, kuşaklar değil bazı insanlar akıllıdır. aptal yine aptaldır ve aptal kalacaktır. en güzel tatlı da tulumba tatlısıdır. aksini iddia eden de damaksızdır.**
devamını gör...
kişinin eski fotoğrafına bakıp kendini özlemesi
özlemek değil de ben;
-bu yakışıklı da kim?
-aaa benmişim.
diyaloğunu yaşıyorum.
-bu yakışıklı da kim?
-aaa benmişim.
diyaloğunu yaşıyorum.
devamını gör...
senin fikrinin ne önemi var vasat herif
zart kadın zurt kadın başlıklarına yapıştırmak istediğim cümle
devamını gör...
zeugma
gaziantep-şanlıurfa arasında kalıntıları bulunan tarihi, antik kent.
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarını ağlatan filmler
babam ve oğlum.
zaten bu filmi seyredip ağlamamak sanırım zordur.
iftarlık gazoz.
schindler'in listesi. müzikleri sebebiyle daha çok.
zaten bu filmi seyredip ağlamamak sanırım zordur.
iftarlık gazoz.
schindler'in listesi. müzikleri sebebiyle daha çok.
devamını gör...
deep discoverer
uzaktan kumandalı bir denizaltı aracıdır. abd ticaret bakanlığı kapsamında faaliyet gösteren ulusal okyanus ve atmosfer idaresine bağlı araştırma ekiplerinden birine bağlı olup deniz altı çalışmalarında kullanılmaktadır.
okyanusun derinliklerindeki araştırmalarda kullanıldığı için yüksek basınca dayanıklı olmak zorundadır. öyle ki okyanusun bazı derinliklerinde basınç değeri açık hava basıncının 1000 katına kadar çıkabilmektedir. işin ilginç yanı ise okyanusun bu inanılmaz basınç değerine sahip derinliklerinde yaşamını sürdüren çok sayıda deniz canlısı türünün bulunmasıdır.
okyanusun derinliklerindeki araştırmalarda kullanıldığı için yüksek basınca dayanıklı olmak zorundadır. öyle ki okyanusun bazı derinliklerinde basınç değeri açık hava basıncının 1000 katına kadar çıkabilmektedir. işin ilginç yanı ise okyanusun bu inanılmaz basınç değerine sahip derinliklerinde yaşamını sürdüren çok sayıda deniz canlısı türünün bulunmasıdır.
devamını gör...
geyikli gece
devamını gör...
kapı kapı gezip yine de korona olmayan kişiler
iyi dediğiniz üç gün yaşamıyor arkadaşlar, nazar etmeyin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
ne zaman bitecek bu işkence?
kalbim daha kaç ateşte târumar olacak?
ölümlü bir sevda bu,
ölümlü.
acının bilmem kaçıncı sarhoşluğunda,
günün yirmi beş saati seni düşünüyorum.
yüreğimden kanlar damlıyor,
ama gözyaşlarım yine senin için akıyor.
bugün yine başka bir acıyla sendeyim.
gözümün önünde çizdiğin manzaralar var.
kurtulamıyorum.
ruhani dermansızlık bu.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şey.
acıdan bedenim, sesim, soluğum yorgun düşmüş.
yine sigarayı fazla kaçırmışım,
çatal bir sesle sana haykırıyorum.
seni çağırıyorum duy!
bana nefes olan sadece seni.
canım yanıyor.
bileklerimde güçsüzlük, vücudumda ölümün sinyalleri.
bir anda ölmekten korktuğum için yavaş yavaş öldürüyorum kendimi.
nerdesin dengim?
kalbim daha kaç ateşte târumar olacak?
ölümlü bir sevda bu,
ölümlü.
acının bilmem kaçıncı sarhoşluğunda,
günün yirmi beş saati seni düşünüyorum.
yüreğimden kanlar damlıyor,
ama gözyaşlarım yine senin için akıyor.
bugün yine başka bir acıyla sendeyim.
gözümün önünde çizdiğin manzaralar var.
kurtulamıyorum.
ruhani dermansızlık bu.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şey.
acıdan bedenim, sesim, soluğum yorgun düşmüş.
yine sigarayı fazla kaçırmışım,
çatal bir sesle sana haykırıyorum.
seni çağırıyorum duy!
bana nefes olan sadece seni.
canım yanıyor.
bileklerimde güçsüzlük, vücudumda ölümün sinyalleri.
bir anda ölmekten korktuğum için yavaş yavaş öldürüyorum kendimi.
nerdesin dengim?
devamını gör...
normal sözlük beğeni şeması
"poncik minnoş beğenisine" ilaveten bu arkadaş güzel şeyler yazıyor okudum yine zam almış işci gibi keyiflendim beğenisi ve acaba bu kişi annem mi beğenisi attığım vakidir.
devamını gör...
türkiye anksiyete ve depresyonda avrupa birincisi oldu
en son seçim vaatleri arasında 'her sağlık ocağına bir psikiyatri' sloganı atılacak. ben depresyona girmeyene anlam veremiyorum o derece.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
bugün "kağıttan hayatlar" adlı filmi izledim. selda bağcan "ağlama anne" diyene kadar ağlamamıştım. ama bu ses ve bu şarkıya dayanabilecek yürek yoktur fikrimce.
devamını gör...
sözlüğe o kadar bağımlı olmak ki artık sözlük olmak
daha dün en yakın arkadaşım ile bu konuda tartıştık. sağolsun bir güzel haşladı beni. sözlüge ilk girdiğim zamanlar tanımımı girer, iki bakınır çıkardım. şimdi? tanım giriyorum, takip ettiğim yazarlar ne girmiş bakıyorum, editörlük yapıyorum, buradaki dostlarim ile sohbet ediyorum ve sonuç olarak sürekli buradayım. bu bağımlılıktan kurtulmam lazım dostlar.
devamını gör...
yapılmak istenip de yapılamayan şeyler
karavan satın alıp yurdumun dört bir yanında konaklayarak gezebilmek.
salt yazarak, çizerek geçinebilmek.
uzun zamandır aklımda tasarladığım aplikasyon fikrini öz-yeterlik ve öz gücümle mümkün kılabilmek.
salt yazarak, çizerek geçinebilmek.
uzun zamandır aklımda tasarladığım aplikasyon fikrini öz-yeterlik ve öz gücümle mümkün kılabilmek.
devamını gör...
