1563-64 yılları arasında mimar sinan tarafından istanbul'da yapılmış olan bu su kemeri, 260 metre uzunluğunda, 36 metre yüksekliğinde, üst üste iki sıra kemerlidir. şiddetli bir sel nedeniyle yıkılan bu köprü aslında sinan'ın az bilinen sanat eserlerinden biridir. * neyse ki mimarımız büyük bir azim sahibi ki bu yapıyı yeniden tasarlamıştır. bu su kemerinin geometrisi, bugün ancak moma gibi modern sanat müzelerinde görebileceğimiz karmaşık bir strüktüre sahiptir. bu tasarımda payandalar, çağının ötesinde olağanüstü geometriye sahip bir heykele dönüşmüştür. sinan yine zamanının dışına çıkarak bir mucizeyi daha gerçekleştirmiştir bu su kemeri ile.
devamını gör...

bilim insani olurdum. kesinlikle olurdum ama hic sasmazdi... ozellikle astronomi ve uzay bilimleri inanilmaz derecede beni cezbeden bolumler.maddi getirisi umrumda degil, bu alanda calismanin getirecegi heyecani, tutkuyu tatmak isterdim. yasama amacim bile olabilirdi, oyle bir askim var...
devamını gör...

açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
sevgi , saygı, özlem ve minnetle.
devamını gör...

başrollerinde jun jihyun, jung woo sung ve lee sung jae'nin yer aldığı güney kore menşeili 2006 yapımı filmdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hye young*, amsterdam'da büyükbabası ile yaşayan bir ressamdır. geçimini amsterdam'ın en işlek meydanında insanların resimlerini yaparak sağlamaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


park yi*, uluslararası uyuşturucu örgütünde önemli bir yere sahip kiralık bir katildir. ilk kez birini öldürdüğü günün ertesi, hye young'u papatya tarlasında resim yaparken görür. hye young, papatya tarlasına geçmeye çalışırken nehre düşer. bunu gören park yi ise tarlaya daha rahat geçebilmesi adına hye young için bir köprü inşa eder.* onu daha sık görebilmek için hye young'un resim yaptığı meydanı net bir şekilde gören bir daire kiralar ve ordan her gün hye young'u izler. hye young'a aşık olmuştur. ancak yaptığı işten dolayı karşısına çıkmaya cesaret edemez, bunun yerine her gün 16:15'te kapısına papatya bırakır ve "çiçekler" diye bağırıp ortadan kaybolur. hye young bu hayranının kim olduğunu öğrenemez ancak o da çoktan bu hayrana aşık olmuştur.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir gün hye young meydanda iken saat tam 16:15'te elinde bir demet papatya ile bir adam görür. ve bu adamın hayranı olan kişi olduğunu düşünür. ancak bu adam jeong woo*'dur. maalesef jeong woo, hye young'un hayranı olan adam değildir. aksine ınterpol ajanıdır ve uluslararası uyuşturucu örgütünün peşindedir ve o anlarda da iş üstündedir. hye young'un kendisini bir başkası ile karıştırdığını farkeder lâkin işini belli etmemek için bu durumu kullanır. hye young'a yalan söylediği için üzülse de bu yalanı ona aşık olduğu için devam ettirir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hye young, jeong woo'yu, her gün kendisine papatya gönderen, onun için köprü inşa eden park yi ile karıştırmış ve pusulası şaşmıştır. üst üste gelen tesadüfler de bu durumu körüklemiştir. hye young, biri polis diğeri kiralık katil olan bu iki adam arasında gerçekten aşık olduğu adamı bulabilir mi?
park yi, kendisinin yerine geçmeye çalışan bu adama sessiz kalabilir mi? peki ya papatyalar, onlar gerçekten aşkın mı habercisi?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

film boyunca sanki bir film değil de hoş bir manzarayı izliyor gibiydim. amsterdam'ın güzel sokaklarında yaşanan olayları sanki kartpostalmış gibi bir görüntüyle sahnelemeleri filme eşsiz bir his katıyordu. oyuncuların yeteneği de öyle ki sanki film değilmiş de bu olaya şahit oluyormuşuz gibi izlettirdi.
şu sahnede park yi'nin çabası, çırpınışı, çaresizliği, öylece köşede kalması beni bitirdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


naçizane tavsiyemdir efenim mutlaka izleyin, izlettirin. aşkın için ölür müsün öldürür müsün sorusuna da cevap bulabileceğiniz filmde, aşkın sadece kalpte olduğunu da anlamış olacaksınız*


*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

izleyeceklere şimdiden iyi seyirler*
devamını gör...

"hiçsin. anladın mı, hiçsin sen"

askerde işittiğim bir söz. ailesinden uzakta 20 yaşındaki birine bu söz söylenir mi?!?!
devamını gör...

bağımsızlığına yaklaşık 50 yıl önce kavuşan, dünyanın en küçük yüzölçümlü ve başkentsiz ülkesi.

kendisi ayrıca çok güzel bir ada ülkesidir. yaşanabilirliği yüksektir.
devamını gör...

dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir, başarabileni cindir. bir yandan videodaki ablamızın "bunu yapabilirsin" nidaları bir yandan kapının açılıp içeriye annenin girmesiyle sönen motivasyon...
devamını gör...

anketör, satıcılar, hayvanlara destek derneklerinde çalışanların sıklıkla kullandığı bir cümledir.

eğer acelem yoksa dinlerim.
devamını gör...

“gerçek, birinin canını yakmadan söylenemez.”

*
devamını gör...

kırmızı şarap için konuşmak gerekirse , tek başına da içilir ama bir kadınla içmek daha keyifli hale getirir. meyve şaraplarını direkt eleyin şayet sadece eşlik ederim diyenlere ikram ediniz. fazla kükürt gecenin sonunda baş ağrısı yapabilir şarabı açtıktan sonra karafa almayacaksanız eğer mutlaka şişenin 10 dakika civarında açık kalması önemlidir. şarap şişesini şeftali suyu zannedip aman dibinde tortu kalmasın diye çalkalayanlar var onlara inanmayın kanmayın fazla şişeyi hareket ettirmeyin. mümkün mertebe oda sıcaklığında olan şarap daha çok keyif verir , kuruyemiş yemek zorunda değilsiniz , yanında kızarmış ekmek yiyebilirsiniz , ceviz içi güzel gider tercihen eski kaşar yada mozarella peyniri iyi gider , aç karnına içmeyin en iyi ihtimalle makarnayla permesan peyniriyle çok fazla para harcamadan yada az parayla çok meze hazırlayabilirsiniz.
devamını gör...

ona aşık olduğumu söylemeye gittiğimde bana, başkasına aşık olduğunu söylemişti.
devamını gör...

50'ler ve 60'larda londra çevresinde işlenmiş organize suçların en önde gelen isimleri. bir kardeş ronald "ronnie" kray diğeri ise reginald "reggie" kray'dır. george cornell (ingiliz suçlu) ve jack mcvitie (jack the hat olarak bilinen ingiliz suçlu) cinayetlerine de karışmış, şantaj, saldırı gibi suçlar işlemişlerdir. 1969 yılında ömür boyu hapis cezası almışlardır.

ronald kray, aklî dengesinin yerinde olmaması sebebiyle 10 yıl sonra yani 1979 senesinde bir hastaneye yatırılmış ve kalp krizinden ölene kadar yani 1995 senesine kadar orda kalmıştır.

reginald kray ise 2000 yılında serbest bırakılmıştır. çünkü artık yeteri kadar hapiste kaldığı düşünülmüştür. aslında kendisine kanser teşhisi konduğu için serbest bırakılmıştır. fakat 8 hafta sonra kanserden dolayı ölmüştür.

kray kardeşler zengin birileri olmak istiyorlardı, istedikleri şey bitip tükenmeyen eğlenceydi. çocukluk dönemlerinde boksa başladılar ve ikisi de amatör şampiyon oldular. reggie daha sakin ve ciddi biriydi, ama ronald sürekli kazanmak istiyordu. sokak kavgalarına başladılar, yeraltı alemine girdiler ve gangster oldular.

16-18'li yaşlarında hapisle tanıştılar, çete savaşları falan yüzünden hapse girdiler. silahlı soyguna başladılar, gece kulübü işine girdiler. ve londra'nın esrarengiz yeraltı dünyasında ün kazandılar. suç işleyip kazandıkları parayla işlerini halletiler. ve zengin oldular, artık 1 tane değil daha fazla gece kulübü işletiyorlardı. kendi impatorluklarını kurmuşlardı.

fakat polisler kendilerinden şüphelenmesin diye paralarını hayır kurumlarına da bağışlıyorlardı. fakat ronnie yani ronald zihinsel olarak dengesizdi. yani aklî dengesi yerinde değildi. bir adamı bıçaklayıp sonra da onu bilinçsizce dövmüştü ve bu sebepten 3 yıl hapis cezası almıştı. bu ikiz kardeşlerin saygınlığına zarar veriyordu.

ronald hapisteyken, reggie yani reginald işleri daha da büyüttü, geliştirdi. çeteler kurmaya başladı. daha sonra ronald uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle tekrar hapse girdi. çıktığında değişmişti, tipi falan. ikiz gibi değillerdi. ronald hapisten çıktıktan sonra ikizler artık 30 gece kulübüne sahip oldular. artık ünlü bir suçluydular.

ronald kendi yazmış olduğu "my story" yani hikayem adlı otobiyografik kitabında şöyle der:

o dönem hayatımızın en güzel yıllarıydı. o döneme, "sallanan altmışlar" dendi. beatles ve rolling stones pop müzik yöneticileriydi, carnaby street de moda dünyasını yönetti. ama ben ve kardeşim londra'yı yönettik. evet, biz dokunulmazdık.

kray ikizleri, hapiste bile planlarından vazgeçmediler, tekrar zirveye çıkma hayaliyle yaşadılar. fakat her şey istedikleri gibi gitmedi, biri kalp krizinden diğeri de kanserden öldü ve kray ikizlerinin hikayesi sona erdi.

bir zamanlar gangster aleminin imparatoru olan bu kardeşler artık yaşamıyor. ve londra, şimdi rahat bir şekilde nefes almakta.. *

(resimlerde herhalde gözlüklü olanı ronald diğeri de reginald, ben öyle tahmin ediyorum).

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yüksek irtifa aktif iyonosferik araştırma programının ingilizce baş harflerinden oluşan kısaltma (high frequency active auroral research program.)

önce teknik detaylarını yazayım. bu kısmı atlayıp neden her deprem sonrası gündeme geldiğine ilişkin kısma da geçebilirsiniz.

***

kendi sitelerinden alınan bilgilere göre;

tesis alaska'da bulunuyor. önceden amerika birleşik devletleri hava kuvvetleri ve birleşik devletler donanmasının ortak projesi iken şu anda fairbanks üniversitesi bünyesinde görev yapıyor. bildiğim kadarıyla sürekli aktif değil ve dönem dönem çalıştırılan bir tesis.

33 dönüm üzerinde, 180 adet anten çalışıyor. antenlerin hepsi birer yüksek frekans vericisi. bu antenlerin varlığının nedeni, yapay iyonosfer ısı dalgalanmaları oluşturmak. iyonosferin ne zaman ne yapacağı bilinmediğinden, yani hava olayları rastgele geliştiğinden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş. bu şekilde istenilen anda ölçümler yapılabiliyor. veriler halka açık:

ulcar.uml.edu/~iag/Digisond...

yine kendi sitelerinden alınan bilgilere göre, atmosfer haarp'in iyonosfere gönderdiği radyo dalgalarını absorbe etmiyor ve bu nedenle hava durumunu değiştirmek gibi bir özelliği yok tesisin.

***

gelelim esas meseleye... neden her büyük depremin ardından haarp söylentileri çıkıyor?

yazacaklarım için beni suçlamayın. bunlar benim görüşlerim değil, ortalıkta konuşulanların derlenip toplanmış hali.

özellikle kobe depremi ve gölcük depremi sonrası çok dillendirilen iddia, bunların birer yapay deprem olduğu ve sorumlusunun da haarp olduğu iddia edildi. ortaya çok sayıda görgü tanığı ifadesi atıldı. bunların hepsine internetten ulaşabilirsiniz.

ancak özellikle gölcük depreminden sonra bu işin seslendirilmesindeki en önemli neden şuydu: normalde haarp verileri halka açık, yukarıda da sitesini verdim. ancak 17 ağustos verilerinin hemen öncesi ve hemen sonrasındaki veriler siteden kaldırılmış durumda.

iyonosfer hareketliliği depremin öncesinde ve sonrasında şu şekildeydi:

14 ağustos

ibb.co/vZCXQ0X

15 ağustos:

ibb.co/6wsJjZ4

16 ağusto:

ibb.co/jGBrv1j

17 ağustos yok.

18 ağustos:

ibb.co/JCKnrw2

görüldüğü üzere 17 ağustostaki veriler ortada olmadığı gibi, 16 ve 18 ağustos verilerinin de bir kısmı silinmiş. benzer şekilde şüpheli bulunan bazı depremlerde yine böyle iyonosfer hareketliliği verileri var. işte meselenin çıkış noktalarından biri buydu. yine hakkında spekülasyon olan depremlerden bir tanesinin daha verileri sonradan silindi.

***

depremler tabi ki dünyanın doğal bir gerçeği. bunlar sürekli oluyor ve her depremin arkasında haarp aranmıyor tabi ki. ülkesine maddi manevi ağır yük getiren belli başlı birkaç deprem için çıktı bu söylentiler. o günden beri de her deprem olduğunda tesisin adı bir yerlerde anılır oldu.

***

şunu söylemekte de yarar var; bu tür bir tesis ilk olarak rusya tarafından kullanılmaya başlanmış. ancak daha sonra birçok ülkenin katılımıyla alınan ortak bir kararla bunu kullanmaları yasaklanmış, söylenenlere bakılırsa. gerekçe ise "siz dünyaya zarar vereceksiniz bu tesisle." bunun ardından ne hikmetse aynı tür tesis amerika'da çıkmış ortaya. tabii bilgi kirliliğinden arındırılmış şekilde konuyu ele alan kaynakları okumak gerekiyor.

***

son olarak, iyonosferin yapısı ile oynayıp uzun ömürlü yoğun bir plazma bulutu yaratıldığını da biliyoruz, yakın zamanlarda yapılmış bir çalışmayla. yani her ne kadar tamamen masum bir tesis gibi gösterilse de, ileride bize bazı sıkıntılar çıkarabilir mi diye düşünmeden de edemiyor insan.
devamını gör...

hiç alakam olmayan şekil.
ezberleyeli neredeyse sekiz yıl olacak üstelik.
3 3 3 2 şeklinde ezberledim. bence benim gibi yapın daha az grup var. *
devamını gör...

(bkz: din) adı altında yapılan sağcı faşistlerin yaptığı katliamdır. (bkz: alevi)ler zaten kafir onların gözünde, kendileri allah ya, kim müslüman kim değil bilebiliyorlar. islam kazanacak sloganları atıla atıla 120 çocuk, yetişkin; kadın, erkek bireyi katletmişlerdir.
!!! ayrıca; polisle halk arasında bir arbade çıkmasın(!) diye polisler görevden alınmış, bundan güç bulan ülkü ocakları militanları tarihimize kapkara bir leke bırakmıştır.
(bkz: türkiye'de unutulamayan olaylar)
devamını gör...

bir anglosakson destanıdır fakat iskandinavyalılardan bahseder. ingilizlerin en eski destanlarından birisidir. şiirsel bir anlatımla beowulf adındaki güçlü bir iskandinav savaşçıyı konu alır. danimarka'ya musallat olan bir canavarı öldürmek için danimarka'ya giden beowulf canavarı öldürür ve ülkesine döndüğünde kral olur.

- lol ukdesi -
devamını gör...

malum, tarayıcıda kafa sözlük yazdığınızda ilk olarak ekşi sözlüğün başlığı çıkıyor.

şöyle bir göz gezdireyim dedim neler demişler sözlük hakkında diye geneli sözlüğün radyo yayınlarından, forumsal başlıklara uzaklığından ve abazaların; kendi tabirleri ile 'meriçlerin' olmayışından övgüyle bahsetmiş.

evet bir tutam gururlanmış olabilirim.

edit: birisi de (bkz: kafa sözlükte kızlar teklif ediyor) diyerek malum meriçleri sözlüğe opsiyonlamaya çalışmıştır.
devamını gör...

akış sarmadığı zamanlarda rastgele yazarları gezip bolca okuma yapıyorum, beğendiğim bir şey varsa beğeniyorum yoksa çıkıyorum.
dikkatimi çekmeyen konularda bile ortaya bir şeyler koyulmuşsa, evet ben bunu okudum, emeğine sağlık anlamında oylamamı yapıp devam etmişliğim çok. rahatsız olanlar adına üzgünüm, huyluyum, huyumdan vazgeçmeyeceğim. *
devamını gör...

bbc radio 3 editörlüğünde klasik, romantik ve barok döneme ait klasik eserlerin yayınladığı gece kuşağı programıdır. ana yayıncı/dağıtıcısının avrupa yayın birliği (bkz: european broadcasting union) (ebu) olduğu programdaki eserler dünya'nın (çoğu zaman avrupa'nın) önde gelen bestecilerinin eserleridir ve dünya'nın önde gelen orkestraları tarafından çalınırlar. önceden planlanmış 2 saatlik 3 modül halinde toplam 6 saat olarak yayınlanan program ilk kez 1998 yılında avrupa'daki klasik müzik dinleyicileri ile buluşmuştur. günümüzde 11 ebu üyesi ülke ve bu ülkelerin kamu radyoları tarafından bbc ve ebu'nun ürettiği uluslararası frekanstan canlı yayınlanır. avrupa yayın birliği (ebu), radyolar arası bu alışverişe "euroradio live operations" adını vermektedir. yayıncı ülkeler bulgaristan (hristo botev, bnr), hırvatistan (hr3), yunanistan (ert webradio), macaristan (bartok radio, mtva), polonya (pr2), romanya (radio romana muzical, ror), slovenya (radio devin, rtv), isveç (p2, sveriges radio), türkiye (trt radyo3, trt) ve programın editörü birleşik krallık (radio 3, (gbkz: bbc))'tır. türkiye saati ile 01:00-07:00 saatleri arasında dinlenebilmektedir. ayrıca programda dinlediğiniz eserleri isim olarak bulabileceğiniz şöyle bir sitesi de mevcuttur.
devamını gör...

anneniz eşiniz, arkadaşınız, sevgiliniz, fuckbuddyniz, farketmez; bir kadınla içki içerken, daima cheer yaparken kadının kadehi sizinkinden yüksekte olmalıdır. küçük snub nüanslar...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim