kendini geliştirdikçe yetersiz hissetmek
kendini geliştirmeye başladıkça yetersizlik hissinin artması durumu. öyle ki hiç okumazsın, araştırmazsın tamsındır eksik yok gibi gelir. bir iki şey öğrenirsin bir tık üstüne koyarsın tamam ben oldum baya bir şey biliyorum hissi gelir. tabi ardından yeni bilgiler öğrenme ihtiyacı duyar gibi olursun sanki, bir tık daha koyalım üstüne dersin ama bir şeyler olur... hani sen çok şey biliyordun ya? emin misin ki acaba? diye sesler gelmeye başlar içinden, görmezden de gelemezsin artık bir kez başladı gelişim çünkü bunu istedin sen öylesine olsa bile. bir şeyler daha öğrenirsin akabinde ama sen içindeki boşluğu doldurmak isterken o boşluğun ne kadar büyük olduğu gerçeğiyle karşılaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.
akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.
ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
yanlış önerme.ben bayağı iyiyim bu konuda. sadece benle vakit geçirmek lazım anlamak için. *
devamını gör...
yalnızken yapılacak en güzel aktivite
yalnızken çoğu şey daha güzel geliyor gözüme.
tek başına sinemaya gitmek, tek başına saatlerce masadan kalkamamalı kahvaltı etmek ,dizi-film izlemek, tek başına gezmek.. “kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin." demiş tarkovski.
tek başına sinemaya gitmek, tek başına saatlerce masadan kalkamamalı kahvaltı etmek ,dizi-film izlemek, tek başına gezmek.. “kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin." demiş tarkovski.
devamını gör...
hukuki bilgiler
bildiğiniz, duyduğunuz veya okuduğunuz hukuki bilgiler.
susmuş kişi söz söylemiş sayılmaz lâkin konuşması gereken yerde susan kişi sözünü söylemiş sayılır.
susmuş kişi söz söylemiş sayılmaz lâkin konuşması gereken yerde susan kişi sözünü söylemiş sayılır.
devamını gör...
ağlarken sakızın ağızdan düşmesi
insanın mutluluğu yetmezmiş gibi bir de sakızını kaybettiği o trajik andır.
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
seni özledim.
devamını gör...
28 nisan tam kapanma bayramı
evde şenliklerle kutlanmaya başlandı.önce cadılar bayramı gibi çılgın,ürkütücü ve gotik objelerimizi kapılarımızın bahçelerimizin önüne koyacağız sonra kendimize özgü danslarla bayramımızı taçlandıracağız.
devamını gör...
google'dan kendine hastalık seçmek
özellikle son dönemlerde iyice popüler olmuş bir aktivitedir. kesinlikle googledan, sözlüklerden, hastanelerin risk grubunda olabilecek kişiler için ana sayfalarına koydukları kısa bilgilendirmeler okuyarak semptomları kendinize uydurarak belirli bir hastalığı yada fobiyi sahiplenmemiz gerekir.
son zamanlarda epeyce gözüme takılan bu konu hakkında uluslararası değerlendirme testlerini yapma yetkisi ve eğitimi olan birisi olarak sizlere bu konuda kendi tecrübelerimi aktarmak isterim.
öncelikle normal sınırlarının çok geniş olduğunu unutmamanız gerekir. bir takım konularda hassasiyetleriniz olması sizi psikolojik problemleri olan bir kimse yapmaz. karanlıktan rahatsız olabilirsiniz yada çok fazla suyla temas etmekten hoşlanmıyor olabilirsiniz bunlar hayatın içinde gayet olağan şeylerdir ancak ne zaman bu konu sizin hayatınız olağan akışı etkiliyor olur o vakit yalnızca alanında uzman bir psikiyatrist ile görüşebilirsiniz. bakın özellikle psikiyatrist olarak belirtiyorum çünkü başka hiç bir meslek grubunun özellikle psikolojik problemler ile ilgili tanı koyma yetkisi yoktur. psikologlar, pedagoglar, rehber öğretmenler aklınıza hangi meslek grubu geliyorsa psikolojik tabanlı olduğundan şüphelenen bir durumda tanı koyamaz. uluslararası geçerliği olan eğitimlere eşek yüküyle para ödeyerek katılıyoruz, zamanımızı veriyoruz ve üstüne lise, üniversite hayatınızda denk gelmeyecek kadar ağır sınavlara giriyoruz fakat bu eğitimler dahi bize tanı koyma yetkisi tanımıyor yalnızca hali hazırda tanı almış bireylere daha profesyonel yaklaşmamızı ve durumları daha analitik bir tabanda çözmek ve terapileri daha etkin şeklinde yürütmemize yardımcı oluyor. hali hazırda tanı almış kişilere müdahale edebilmek için bile insan üstü çaba harcadığımız dönemler oluyor anlayacağınız. youtube kanalları ve bilumum sosyal medya paylaşım sitelerinde bu kadar detaylı eğitim süreçlerinden geçmiş insanlar yazmıyor bu detayları unutmayın, kendinize haksızlık etmeyin.
ayrıca bunun cool olduğunu falan düşünüyorsanız düşünmeyin. her insanın bir takım hassasiyetleri, endişeleri, kaygıları ve korkuları olabilir bu bir hastalığa sahip olduğunuz anlamına gelmez yalnızca insan olduğunuz anlamına gelir ve her insan belirli dönemlerde bu tür zorluklarla mücadele etmektedir. hayatının belirli dönemlerinde belirli olgulardan rahatsız olan her insana tanı koymaya kalkılırsa dünya üzerinde sağlıklı kabul edebileceğimiz bir tane insan kalmaz.
belirli problemler artık hayatınızı yaşanmaz hale getiriyorsa örneğin; insan ilişkileriniz zayıfladığı için günlük yaşamsal faaliyetlerinizi sürdüremeyecek hale geldiyseniz, markete, bakkala, işe, okula gidemiyorsanız elbette bu risk grubunda olabilirsiniz ancak hala sosyal fobiye sahip olduğunuzu söyleyemezsiniz zira kendinize tanı koyabilecek kadar ne objektif yaklaşabilirsiniz ne de bu konuda tanı koyabilecek yetkinliğe sahipsiniz. işler çığrından çıkıyorsa en yakın psikiyatri kliniğinden randevu alıp probleminizi anlatarak bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz. yapabilecekleriniz yalnızca bu kadardır.
son zamanlarda epeyce gözüme takılan bu konu hakkında uluslararası değerlendirme testlerini yapma yetkisi ve eğitimi olan birisi olarak sizlere bu konuda kendi tecrübelerimi aktarmak isterim.
öncelikle normal sınırlarının çok geniş olduğunu unutmamanız gerekir. bir takım konularda hassasiyetleriniz olması sizi psikolojik problemleri olan bir kimse yapmaz. karanlıktan rahatsız olabilirsiniz yada çok fazla suyla temas etmekten hoşlanmıyor olabilirsiniz bunlar hayatın içinde gayet olağan şeylerdir ancak ne zaman bu konu sizin hayatınız olağan akışı etkiliyor olur o vakit yalnızca alanında uzman bir psikiyatrist ile görüşebilirsiniz. bakın özellikle psikiyatrist olarak belirtiyorum çünkü başka hiç bir meslek grubunun özellikle psikolojik problemler ile ilgili tanı koyma yetkisi yoktur. psikologlar, pedagoglar, rehber öğretmenler aklınıza hangi meslek grubu geliyorsa psikolojik tabanlı olduğundan şüphelenen bir durumda tanı koyamaz. uluslararası geçerliği olan eğitimlere eşek yüküyle para ödeyerek katılıyoruz, zamanımızı veriyoruz ve üstüne lise, üniversite hayatınızda denk gelmeyecek kadar ağır sınavlara giriyoruz fakat bu eğitimler dahi bize tanı koyma yetkisi tanımıyor yalnızca hali hazırda tanı almış bireylere daha profesyonel yaklaşmamızı ve durumları daha analitik bir tabanda çözmek ve terapileri daha etkin şeklinde yürütmemize yardımcı oluyor. hali hazırda tanı almış kişilere müdahale edebilmek için bile insan üstü çaba harcadığımız dönemler oluyor anlayacağınız. youtube kanalları ve bilumum sosyal medya paylaşım sitelerinde bu kadar detaylı eğitim süreçlerinden geçmiş insanlar yazmıyor bu detayları unutmayın, kendinize haksızlık etmeyin.
ayrıca bunun cool olduğunu falan düşünüyorsanız düşünmeyin. her insanın bir takım hassasiyetleri, endişeleri, kaygıları ve korkuları olabilir bu bir hastalığa sahip olduğunuz anlamına gelmez yalnızca insan olduğunuz anlamına gelir ve her insan belirli dönemlerde bu tür zorluklarla mücadele etmektedir. hayatının belirli dönemlerinde belirli olgulardan rahatsız olan her insana tanı koymaya kalkılırsa dünya üzerinde sağlıklı kabul edebileceğimiz bir tane insan kalmaz.
belirli problemler artık hayatınızı yaşanmaz hale getiriyorsa örneğin; insan ilişkileriniz zayıfladığı için günlük yaşamsal faaliyetlerinizi sürdüremeyecek hale geldiyseniz, markete, bakkala, işe, okula gidemiyorsanız elbette bu risk grubunda olabilirsiniz ancak hala sosyal fobiye sahip olduğunuzu söyleyemezsiniz zira kendinize tanı koyabilecek kadar ne objektif yaklaşabilirsiniz ne de bu konuda tanı koyabilecek yetkinliğe sahipsiniz. işler çığrından çıkıyorsa en yakın psikiyatri kliniğinden randevu alıp probleminizi anlatarak bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz. yapabilecekleriniz yalnızca bu kadardır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının doğum tarihleri
25 mayıs 1985 cumartesi günü saat 05:00
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
buna ne gerek vardı şimdi? diye sorabiliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ün sabahçı yazarları
erken uyanınca daha düzenli bir hayatım oluyor gerçekten tavsiye edilir
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"bir kadın, sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder."
-balzac
not: üzerine düşünülesi bir cümle.
-balzac
not: üzerine düşünülesi bir cümle.
devamını gör...
o… çocukları
senaryosu sırrı abe*'ye ait 2008 yapımı film.
fazla bilinmeyen ama benim çok sevdiğim bir filmdir, belki de o...' lara ve gerçekten o... çocukları olan insanlara ayrı bir ilgim olduğundan, bilmiyorum.
o... çocukları, yönetmenliğini murat saraçoğlu'nun yaptığı, başrollerinde altan erkekli, demet akbağ, özgü namal, ipek tuzcuoğlu, sarp apak ve sezin akbaşoğulları gibi oyuncuların oynadığı dramatik/psikolojik bir filmdir.
ilk gösterim tarihi: 16 mayıs 2008
yönetmeni: murat saraçoğlu
senaryo: sırrı süreyya önder
bu filmin bendeki apayrı bir izi de müziği, bu film olmasa benim gibi küçük bir azınlık tarafından bilinen bir şarkı kıraç sayesinde geniş kitlelere ulaştı, o da yaşamam artık.
ali seven imzalı bu şarkı senelerce bilinmedi, anca jargonu / anca yaşamak / olan küçük bir kısım tarafından dinlendi. acılı mı, evet. arabesk mi, evet. basit sayılabilecek bir düzlükte mi, evet.
ama bizdendi ve bu filme de çok yakıştı. kıraç sırf bunun için bile ayrı bir teşekkürü hak eder benim gözümde.
kıraç yorumu, filmdeki hali ;
ali seven yorumu, orijinal hali;
fazla bilinmeyen ama benim çok sevdiğim bir filmdir, belki de o...' lara ve gerçekten o... çocukları olan insanlara ayrı bir ilgim olduğundan, bilmiyorum.
o... çocukları, yönetmenliğini murat saraçoğlu'nun yaptığı, başrollerinde altan erkekli, demet akbağ, özgü namal, ipek tuzcuoğlu, sarp apak ve sezin akbaşoğulları gibi oyuncuların oynadığı dramatik/psikolojik bir filmdir.
ilk gösterim tarihi: 16 mayıs 2008
yönetmeni: murat saraçoğlu
senaryo: sırrı süreyya önder
bu filmin bendeki apayrı bir izi de müziği, bu film olmasa benim gibi küçük bir azınlık tarafından bilinen bir şarkı kıraç sayesinde geniş kitlelere ulaştı, o da yaşamam artık.
ali seven imzalı bu şarkı senelerce bilinmedi, anca jargonu / anca yaşamak / olan küçük bir kısım tarafından dinlendi. acılı mı, evet. arabesk mi, evet. basit sayılabilecek bir düzlükte mi, evet.
ama bizdendi ve bu filme de çok yakıştı. kıraç sırf bunun için bile ayrı bir teşekkürü hak eder benim gözümde.
kıraç yorumu, filmdeki hali ;
ali seven yorumu, orijinal hali;
devamını gör...
fakatmuzeyyen
...bu derin bir tutku. *
devamını gör...
sözlüğe değil bana bak diyen kedi
kendileri hayko olup, sözlüğe daldığım için biraz ihmal ettim sanki.
imgyukle.com/i/LIJLoQ
imgyukle.com/i/LIJLoQ
devamını gör...
sayın cumhurbaşkanımızla külliye'de birlikte olduk
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
kendi moralimi bozabilirim durduk yere.
devamını gör...
şizofreni
kronik bir ruhsal rahatsızlık. şizofreni de aslında ms, migren gibi beyin hastalığı. ama aile içindeki olaylar, kişinin maruz kaldığı birtakım olumsuz yaşantılar, hastalığın başlamasında hatta gidişinde epeyce belirli olabiliyor. hastalığın oluşmasında biyolojik, genetik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerin de etkisi bulunmaktadır. hastalık akut ve kronik belirtiler diye ikiye ayrılıyor.
belirtileri alevlenme ve yatışma dönemi olarak da tanımlayabiliriz.
alevlenme döneminde rahatsızlık yükselirken, yatışma döneminde de düşüşe geçer. hasta, banyo yapmak ve tıraş olmak gibi önemli gereksinimlerini karşılamaz. hasta, takip edildiğini, başarısının engellenmesi için kasten gürültü çıkarıldığını, kendisine tehditlerde bulunulduğunu düşünür. hasta, kendisine talimat veren, hakaret ve tehdit eden sesler duyduğunu anlatır. kafasından geçen düşüncelerin başkaları tarafından duyulduğunu sanır. uyanıkken başkasının fark etmediği görüntüler, hayaller, suretler gördüğünü söyler, hatta bu görüntü ve seslere göre hareket edip, onlardan gelen talimatları uygulamaya çalışır. bazen televizyonda hayatının gösterildiğini, alt yazıda kendisinden söz edildiğini ya da spikerin başkalarının anlayamayacağı şekilde kendisine mesajlar verdiğini söyler. çevreden kendisine zarar vermek isteyenlerin olduğunu iddia ederler, izlenme endişesiyle evden çıkmazlar.
belirtileri alevlenme ve yatışma dönemi olarak da tanımlayabiliriz.
alevlenme döneminde rahatsızlık yükselirken, yatışma döneminde de düşüşe geçer. hasta, banyo yapmak ve tıraş olmak gibi önemli gereksinimlerini karşılamaz. hasta, takip edildiğini, başarısının engellenmesi için kasten gürültü çıkarıldığını, kendisine tehditlerde bulunulduğunu düşünür. hasta, kendisine talimat veren, hakaret ve tehdit eden sesler duyduğunu anlatır. kafasından geçen düşüncelerin başkaları tarafından duyulduğunu sanır. uyanıkken başkasının fark etmediği görüntüler, hayaller, suretler gördüğünü söyler, hatta bu görüntü ve seslere göre hareket edip, onlardan gelen talimatları uygulamaya çalışır. bazen televizyonda hayatının gösterildiğini, alt yazıda kendisinden söz edildiğini ya da spikerin başkalarının anlayamayacağı şekilde kendisine mesajlar verdiğini söyler. çevreden kendisine zarar vermek isteyenlerin olduğunu iddia ederler, izlenme endişesiyle evden çıkmazlar.
devamını gör...
apti şakrak
efendim kendisi belediyenin 2548 yakalı belediye işçisidir. hasan ile seher'den doğmadır, anasını babasının ikinci karısı zanneder. 1948, yozgat şefaatli doğumlu olup, okuması yazması ilkokulun üçüne kadardır. nişanlısını kaçırma olayını saymazsak sicili son derece temizdir.
devamını gör...

