sözlükte zaman algısının yitirilmesi
bence daire şeklinde toplanıp bu bağımlılık hakkında konuşalım. herkes nasıl başladığını anlatsın. acıyan gözlerle birbirimize bakarken içimizi dökelim.
devamını gör...
cevapsız ağrı
2016 yılında yayımlanan "umay umay" kitabıdır.
tanıştığımıza memnunum. pek çoğunuzun da seveceğini umuyorum. kelâmınızdan sarıldım.
"soluksuz öpüşmelerin uyandırdığı oda, tanıklık et bir kalbin yeniden doğabilmek için kendini öldürüşüne ki bilmiyoruz hiçbir şeyi; çoçuklar gibi ölürken."
" evet biri var hayatımda
nasıl olduğunu bilmiyorum
tek bir gözyaşıyla uyanıyor;
kanımı görüyor
aktığını ve akan kanla tekrar boğulduğumu
ama o sevgilim değil...
ve en korkuncu
onu hiçbir zaman senin kadar sevemeyeceğimi biliyor.
belki sadece çok akıllı.
iki gün çok üşüdüm
çok üşüdüm ve ona sarıldım
beni öpseydin eminim onun gibi öperdin."
tanıştığımıza memnunum. pek çoğunuzun da seveceğini umuyorum. kelâmınızdan sarıldım.
"soluksuz öpüşmelerin uyandırdığı oda, tanıklık et bir kalbin yeniden doğabilmek için kendini öldürüşüne ki bilmiyoruz hiçbir şeyi; çoçuklar gibi ölürken."
" evet biri var hayatımda
nasıl olduğunu bilmiyorum
tek bir gözyaşıyla uyanıyor;
kanımı görüyor
aktığını ve akan kanla tekrar boğulduğumu
ama o sevgilim değil...
ve en korkuncu
onu hiçbir zaman senin kadar sevemeyeceğimi biliyor.
belki sadece çok akıllı.
iki gün çok üşüdüm
çok üşüdüm ve ona sarıldım
beni öpseydin eminim onun gibi öperdin."
devamını gör...
işçi alacaktım ama mühendis almak daha mantıklı geldi
ne yazık ki vasıflı tayfanın düştüğü rezil durumu gözler önüne seren cümledir.
işveren cebini düşünür, yok öyle "canım cicim hepimiz bu şirketin iyiliği için çalışıyoruz" kimse kanmaz bunlara.
eeee iş böyle olunca işveren vasıfsız eleman alıp 2800₺ vereceğime mühendis alır etinden sütünden yararlanır, bin işi bir adama yaptırır üstüne de 4000₺ verir kar ederim diye düşünür.
olan da akranları yan gelip yatarken orada burada boş boş takılırken tembellik yaparken, gece gündüz ders çalışıp dirsek çürütenlere olur.
kimse kusura bakmasın ama bu tembelliğe teşvik, vasıfsızlığa iltifattır.
işveren cebini düşünür, yok öyle "canım cicim hepimiz bu şirketin iyiliği için çalışıyoruz" kimse kanmaz bunlara.
eeee iş böyle olunca işveren vasıfsız eleman alıp 2800₺ vereceğime mühendis alır etinden sütünden yararlanır, bin işi bir adama yaptırır üstüne de 4000₺ verir kar ederim diye düşünür.
olan da akranları yan gelip yatarken orada burada boş boş takılırken tembellik yaparken, gece gündüz ders çalışıp dirsek çürütenlere olur.
kimse kusura bakmasın ama bu tembelliğe teşvik, vasıfsızlığa iltifattır.
devamını gör...
ruhu güzel insanlar
ruhlarındaki güzelliği sizlere de bulaştıran insandır. "yav ben senin canını yiyim" dedirtir. böyle insanlar varsa hayatınızda, değerini bilin. size her zaman iyi gelecek ve hatta iyileştirecektir de. sizler de böyle olun hatta ya. karşılaştığınızda birbirinizi daha çok yükseltin. ruh güzelliğinin enerjisine inanıyorum.
devamını gör...
fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler
pantolon, ceket, doktor, televizyon, radyo,çekomastik silikon, bilimum on ile biten kelimeler vb.
devamını gör...
ikili ilişkilerde sık yapılan hatalar
karşı tarafa özel alan bırakmamak. birini ne kadar severseniz sevin* 7/24 her gün onunla beraber olamazsınız her aktiviteyi beraber yapamazsınız. bırakın biraz da başkalarıyla ya da kendisiyle vakit geçirsin.
devamını gör...
ay'ın ikiye bölünmesi mucizesi
keşke insanların kutsallarıyla dalga geçilmese. her din için geçerli bu dediğim. müslümanın inancıyla da dalga geçmeyin, ineğe ibadet eden hindistanlı ile de. insanlar yaşamını bunun üzerine dizayn ediyor, bir çoğu psikolojisini dayandığı maneviyat üzerinden sağlam tutuyor benim çok okumuş çok entelektüel her şeyin en doğrusunu bilen arkadaşım geliyor burada bu kutsalları sözlüğe gülmek için meze yapıyor. ifade özgürlüğü falan değil düpedüz saygısızlık bu yapmayın arkadaşlar. gerçekten inanmamanıza saygı duyarım ama dalga geçilmesi çok çirkin ve kimseye bir şey kazandırmıyor gram faydası yok ne geçiyor elinize mutlu mu oluyorsunuz rahatsız etmekten.
devamını gör...
sosyal fobi
antisosyal kişilik bozukluğuyla alakası olmayan ve esasında başkalarının hakkında olumsuz düşündüğünü sanmaktan çok, kendisi hakkındaki olumsuz düşünceleri yüzünden kaygı bozukluğu yaşayan ve bu kaygı bozukluğu yüzünden insanların da kendisi hakkında olumsuz düşüneceğini bilen insanların yaşadığı fobidir. bu insanlar topluma pek karışamaz, karışsa bile kendi gibi davranamaz ve kendi gibi davranamadıkları için insanların ona değer vermediğini düşünür. bir yandan haklıdır, çünkü kendine yabancılaştığı ve dışarıya yansıttığı kişiliği sahte olduğu için, insanlar tarafından olumlu ya da olumsuz değerlendirilen kişi de aslında o değildir. tek başına kaldığında ben neden bunu dedim, neden böyle davrandım diye kendini yiyip bitirir.
devamını gör...
evrenin bir damla olması
evrenle ilgili düşündüğüm zaman ya da bir şeyler okuyup izlediğim zaman nedense her zaman evreni zihnimde resmettiğim durumdur.
hiçbir zaman evreni devasa bir mekanizma olarak düşünmedim ben. benim için evrenin zihnimde yansıması her zaman berrak bir su damlası şeklinde oldu. insan o su damlasının içinde sanki evrene göre mikroskobik olan hayatını huzur içinde geçirebilirmiş gibi geldi bana her zaman.
ama bahsettiğim öyle alelade bir damla değil elbette. zihnimde varolan ve ordan hiç ayrılmayan damladan bahsediyorum. bu damla o kadar berrak ki berrak kelimesini bu damla için kullanmak yetersiz kalır zaman zaman. içinde sakladığı milyonlarca canlıyı ayan beyan görebilir insan o damlaya yakından baksa. sadece bir kez yakından bakabilse ya da.
elbette evren bir su damlasının içinde varlığını sürdürdüğü için büyüklüğünden bir şey kaybetmeyecektir. ancak bir evrenden daha büyük olan o damla her şeye değen bir güzelliğe bürünecektir ona yakından bakanların gözünde.
kokusuz da değildir içinde bir evreni saklayıp büyüten damla. su damlası deyip durduğuma bakmayın. sözcük dağarcığım yetmediği için, böyle bir damla için bir sözcük mevcut olmadığı için öyle deyip duruyorum. kokusu vardır bu damlanın ama tarif edilemez. ama tarif etmeye çalışabilirim. dünyadaki bütün güzel kokuları hatırlamaya çalışın. sanki bir kokular müzesinde geziyormuşsunuz gibi düşünün. işte o müzede kimsenin koklamasına izin verilmeden bir hazne içinde saklanan ve daha önce kimsenin duymadığı, duymaya da asla cesaret edemeyeceği o muhteşem kokuya sahiptir.
bu evreni sevmiyorum ben. içindeki gezegenleri de öyle. hele ki üzerinde yaşadığımız bu gezegenden iliğimle kemiğimle nefret ediyorum aslında. benim tek derdim her şeyi sarıp sarmalayan o tek su damlası. su dediğime bakmayın, ağız alışkanlığı. siz yine de gibi aziz olun.
insan bir damla kandır, evren bir damlanın içinde hapsolmuş bir sonsuzluktur. hayat bu yazı kadar anlamsızdır bazen.
hiçbir zaman evreni devasa bir mekanizma olarak düşünmedim ben. benim için evrenin zihnimde yansıması her zaman berrak bir su damlası şeklinde oldu. insan o su damlasının içinde sanki evrene göre mikroskobik olan hayatını huzur içinde geçirebilirmiş gibi geldi bana her zaman.
ama bahsettiğim öyle alelade bir damla değil elbette. zihnimde varolan ve ordan hiç ayrılmayan damladan bahsediyorum. bu damla o kadar berrak ki berrak kelimesini bu damla için kullanmak yetersiz kalır zaman zaman. içinde sakladığı milyonlarca canlıyı ayan beyan görebilir insan o damlaya yakından baksa. sadece bir kez yakından bakabilse ya da.
elbette evren bir su damlasının içinde varlığını sürdürdüğü için büyüklüğünden bir şey kaybetmeyecektir. ancak bir evrenden daha büyük olan o damla her şeye değen bir güzelliğe bürünecektir ona yakından bakanların gözünde.
kokusuz da değildir içinde bir evreni saklayıp büyüten damla. su damlası deyip durduğuma bakmayın. sözcük dağarcığım yetmediği için, böyle bir damla için bir sözcük mevcut olmadığı için öyle deyip duruyorum. kokusu vardır bu damlanın ama tarif edilemez. ama tarif etmeye çalışabilirim. dünyadaki bütün güzel kokuları hatırlamaya çalışın. sanki bir kokular müzesinde geziyormuşsunuz gibi düşünün. işte o müzede kimsenin koklamasına izin verilmeden bir hazne içinde saklanan ve daha önce kimsenin duymadığı, duymaya da asla cesaret edemeyeceği o muhteşem kokuya sahiptir.
bu evreni sevmiyorum ben. içindeki gezegenleri de öyle. hele ki üzerinde yaşadığımız bu gezegenden iliğimle kemiğimle nefret ediyorum aslında. benim tek derdim her şeyi sarıp sarmalayan o tek su damlası. su dediğime bakmayın, ağız alışkanlığı. siz yine de gibi aziz olun.
insan bir damla kandır, evren bir damlanın içinde hapsolmuş bir sonsuzluktur. hayat bu yazı kadar anlamsızdır bazen.
devamını gör...
you
bıraktığım dizinin yeni sezonunu izlemeye başladım can sıkıntısından. 3. sezonun ilk bölümündeyim ve joe senin ayran gönlünün içine tüküreyim. senin layığın tam olarak love ve sen hala soulmate kafasındasın.
(izlemeyenler için aşağıdaki paragraf spoiler olabilir, izleyecekseniz bu girdiden uzaklaşınız pls.)
joe sürekli olarak ruh eşi arıyor ama aslında onun ruhuna eş olan kişi love ve love'da kendini gördüğü için onu istemiyor artık. hani aşıktın? hani aşkın ne olduğunu onda tatmıştın? ah evet o, onun senin gibi bir psikopat olduğun öğrenmeden önceydi. bir de love'ın yaptıklarını yargılıyor ya çıldırıyorum. hu huuuu! dünyadan joe'ya! ikinizde aynı b*kun laciverdisiniz!
joe kimseye aşık değil ve kimseye de aşık olamaz çünkü o temiz bir ruh arıyor yalnızca. yanında kendi karanlığını kapatmayı başarabileceği birini. karanlığını bileni, onun gibi olanı istemiyor, love'da karanlık yanının birebir aynısı var, o yüzden ona olan ilgisini bir anda kaybetti ve natalie'ye yöneldi. onun istediği temiz bir ruh, onu iyi edebilecek birini arıyor. joe da böyle bir eleman işte, gözüne ilişen dikkatini çeken ilk kadını "acaba bu benim ruh eşim mi?" diye gözüne kestiriyor ve sonra ya bir şekilde işler "aşkının" ölümüyle son buluyor ya da love'da olduğu gibi sürüklenmek zorunda kalıyor.
bakalım daha sadece ilk bölümü izledim sezon bitince geri geleceğim başlığa. ancaakk bu sürekli yeni birine vurulma mevzusu dizinin b*kunu çıkartmaya başladı, bundan sonra yeni sezon gelirse daha da izlemem sanırım, sıktı joe'nun aşk muhabbeti.
(izlemeyenler için aşağıdaki paragraf spoiler olabilir, izleyecekseniz bu girdiden uzaklaşınız pls.)
joe sürekli olarak ruh eşi arıyor ama aslında onun ruhuna eş olan kişi love ve love'da kendini gördüğü için onu istemiyor artık. hani aşıktın? hani aşkın ne olduğunu onda tatmıştın? ah evet o, onun senin gibi bir psikopat olduğun öğrenmeden önceydi. bir de love'ın yaptıklarını yargılıyor ya çıldırıyorum. hu huuuu! dünyadan joe'ya! ikinizde aynı b*kun laciverdisiniz!
joe kimseye aşık değil ve kimseye de aşık olamaz çünkü o temiz bir ruh arıyor yalnızca. yanında kendi karanlığını kapatmayı başarabileceği birini. karanlığını bileni, onun gibi olanı istemiyor, love'da karanlık yanının birebir aynısı var, o yüzden ona olan ilgisini bir anda kaybetti ve natalie'ye yöneldi. onun istediği temiz bir ruh, onu iyi edebilecek birini arıyor. joe da böyle bir eleman işte, gözüne ilişen dikkatini çeken ilk kadını "acaba bu benim ruh eşim mi?" diye gözüne kestiriyor ve sonra ya bir şekilde işler "aşkının" ölümüyle son buluyor ya da love'da olduğu gibi sürüklenmek zorunda kalıyor.
bakalım daha sadece ilk bölümü izledim sezon bitince geri geleceğim başlığa. ancaakk bu sürekli yeni birine vurulma mevzusu dizinin b*kunu çıkartmaya başladı, bundan sonra yeni sezon gelirse daha da izlemem sanırım, sıktı joe'nun aşk muhabbeti.
devamını gör...
tatil beldesinde yaşayan insan
daha çok yaşını başını almış emekli insandır. genetik olarak insanda yaş kemale erince güneye göç etme isteği baş gösteriyor.
devamını gör...
melis sezen
sadakatsiz dizisi ile tanıdığım genç oyuncu. tip olarak tam formülü veriyorum not alın :
ezgi mola + irem sak = melis sezen
www.google.com/search?q=Mel...
ezgi mola + irem sak = melis sezen
www.google.com/search?q=Mel...
devamını gör...
yunusların insanlardan sonra en zeki canlı olmaları
yıllar boyunca, insanlardan sonra en zeki canlıların primatlar olduğuna inandık. ancak yeni araştırmalar insandan sonra en zeki canlının yunuslar olduğunu gösteriyor. yunuslar, 3 yaşındaki bir bebenin aklına sahipmiş.
bu gelişmeyle siyasal islamcılar da üçüncü sıraya yerleşmiş oluyorlar haliyle:
ingiliz sunday times gazetesinde yer alan habere göre, yunus davranışları üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda, yunusların insanlardan sonra en zeki ikinci canlı olduğu ortaya çıktı. böylece yunuslar, zekâ sıralamasında maymunları alt ederek, hayvanlar âleminin en zeki üyesi olma unvanını kazandı.
ancak bu durum, yunuslara sahip oldukları zekâdan ötürü “insan olmayan birer birey” gibi davranılması gerektiğini savunan bilim insanları arasında, “bu kadar zeki yaratıkları eğlence parklarında tutmak ve hatta öldürmek ahlaki açıdan ne derece kabul edilebilir?” tartışması başlattı.
aynada kendini tanıyor
üç yaşında bir çocuğun zekâ seviyesine sahip olduğu düşünülen yunuslar, sahip oldukları farklı kişilikler, güçlü kendini tanıma sezgisi ve geleceği düşünebilme yetisiyle araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. new york şehir üniversitesi psikoloji uzmanlarından diana reiss’in gerçekleştirdiği çalışmalardan birinde, şişe burunlu yunus balıklarının aynada kendilerini tanıyabildikleri keşfedilmiş, hatta bu hayvanların aynayı vücutlarının çeşitli kısımlarını daha yakından incelemek için kullandıkları da belirlenmişti.
yine bir başka araştırmada esaret altında yaşayan hayvanların temel işaret bazlı konuşma dilini öğrenebildikleri, zor problemleri çözebildikleri ve doğada da yüksek duygusal entelektüellik gerektiren kompleks sosyal yapılar oluşturabildikleri ortaya çıkmıştı.
yakın zamanda gerçekleşen bir vakada, üç hafta avustralya’daki bir yunus bakımevinde yaşayarak “kuyruğu üzerinde yürümeyi” öğrenen yunusun, doğaya salınınca bu numaraları diğer arkadaşlarına da öğretmesi, araştırmacıları şaşkına çevirmişti.
milliyet'in 2010 tarihli sunday times'a referans veren haberi
bu gelişmeyle siyasal islamcılar da üçüncü sıraya yerleşmiş oluyorlar haliyle:
ingiliz sunday times gazetesinde yer alan habere göre, yunus davranışları üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda, yunusların insanlardan sonra en zeki ikinci canlı olduğu ortaya çıktı. böylece yunuslar, zekâ sıralamasında maymunları alt ederek, hayvanlar âleminin en zeki üyesi olma unvanını kazandı.
ancak bu durum, yunuslara sahip oldukları zekâdan ötürü “insan olmayan birer birey” gibi davranılması gerektiğini savunan bilim insanları arasında, “bu kadar zeki yaratıkları eğlence parklarında tutmak ve hatta öldürmek ahlaki açıdan ne derece kabul edilebilir?” tartışması başlattı.
aynada kendini tanıyor
üç yaşında bir çocuğun zekâ seviyesine sahip olduğu düşünülen yunuslar, sahip oldukları farklı kişilikler, güçlü kendini tanıma sezgisi ve geleceği düşünebilme yetisiyle araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. new york şehir üniversitesi psikoloji uzmanlarından diana reiss’in gerçekleştirdiği çalışmalardan birinde, şişe burunlu yunus balıklarının aynada kendilerini tanıyabildikleri keşfedilmiş, hatta bu hayvanların aynayı vücutlarının çeşitli kısımlarını daha yakından incelemek için kullandıkları da belirlenmişti.
yine bir başka araştırmada esaret altında yaşayan hayvanların temel işaret bazlı konuşma dilini öğrenebildikleri, zor problemleri çözebildikleri ve doğada da yüksek duygusal entelektüellik gerektiren kompleks sosyal yapılar oluşturabildikleri ortaya çıkmıştı.
yakın zamanda gerçekleşen bir vakada, üç hafta avustralya’daki bir yunus bakımevinde yaşayarak “kuyruğu üzerinde yürümeyi” öğrenen yunusun, doğaya salınınca bu numaraları diğer arkadaşlarına da öğretmesi, araştırmacıları şaşkına çevirmişti.
milliyet'in 2010 tarihli sunday times'a referans veren haberi
devamını gör...
sound of silence
1963 yılında genç bir adam gece evinin banyosuna giriyor, ışığı kapatıyor, sonra küvetin musluğunu açıyor ve bir süre suyun sesini dinliyor, gitarını eline alıyor ve iki saat boyunca aynı melodiyi devamlı çalıyor, dünya müzik tarihinin en önemli şarkılarından biri işte böyle yazılıyor.
devamını gör...
en çabuk unutulan şey
zahmetsiz elde edilen herşey
devamını gör...
bisküvili pasta
yapmadığım
başka tatlı varsa yemediğim tatlı.
saygı da duymuyorum.
bisküviyi alır
çaya batırırım.
bisküviden pasta yapmak
nitelikli dolandırıcılık bence.
kek yapın bari,
ben öyle yapıyorum.
başka tatlı varsa yemediğim tatlı.
saygı da duymuyorum.
bisküviyi alır
çaya batırırım.
bisküviden pasta yapmak
nitelikli dolandırıcılık bence.
kek yapın bari,
ben öyle yapıyorum.
devamını gör...
ben biraz kiloluyum ehe
sinirlendirirsen seni de yerim ehe.
devamını gör...
chernobyl
tarihteki yerini 86 daki nükleer reaktör patlamasıyla almış nam ı diğer hayalet şehir.
tv serisini büyük bir heyecanla açıp ingiliz aksanıyla konuşan ukrayna lilari görünce yapacağınız işi s...m deyip aynı hızla geri kapattım. maalesef bir yapımda bu dil meselesine kafayı takıyorum. hele ki tarihi bir hadise anlatıyorsun, konsantre rusça duymak isterken neredeyse, oi mate! şeklinde koyu londra aksanı duyacağız..millet bu kısma takilmamis seriye tavan puan vermiş ama ben tahammül edemiyorum. beni baştan kaybediyor.
tv serisini büyük bir heyecanla açıp ingiliz aksanıyla konuşan ukrayna lilari görünce yapacağınız işi s...m deyip aynı hızla geri kapattım. maalesef bir yapımda bu dil meselesine kafayı takıyorum. hele ki tarihi bir hadise anlatıyorsun, konsantre rusça duymak isterken neredeyse, oi mate! şeklinde koyu londra aksanı duyacağız..millet bu kısma takilmamis seriye tavan puan vermiş ama ben tahammül edemiyorum. beni baştan kaybediyor.
devamını gör...

