girift radyo yayını
dinleyicisi olmaktan büyük keyif aldığım radyo programıdır. hediye için de çok teşekkür ederim. şarkıyı sürekli mırıldanmam da sevdaya dahil.* herkese keyifli dinlemeler ve musmutlu bayramlar dilerim.
devamını gör...
evcimenlik
dışarıda gezip tozup partilemektense evde pijama-battaniye-dizi üçlemesi yapmayı tercih ederek katıldığım güruh. pandemiden en az etkilenen insan olabilirim
devamını gör...
oscar ve pembeli meleği
dahi yazar éric-emmanuel schmitt tarafından yazılan ve büyük oyuncu yıldız kenter tarafından oynanan muhteşem oyundur.

şişmanlamayan sumocunun da yazarı olan éric-emmanuel schmitt tartışma götürmez bir dahidir. yazdığı muhteşem metinlerin yanı sıra daha önce öykü olarak yazdığı oscar ve pembeli meleğini tiyatro oyununa çevirmiştir. henüz 61 yaşında olan yazarın bundan sonra ne tür edebi büyüler yapacağı en merak ettiğim konular arasındadır.
yıldız kenter ise anlatmaya bile gerek olmayan, bence türk tiyatro tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusudur. kent oyuncularının en büyük ismi olan yıldız kenter bu oyunda tek kişilik görkemli ve akıl almaz bir performans sergilemiştir.
yıllar önce kısa bir süre çalıştığım bir okuldan ayrılıp yeni görev yerime gitmek üzereyken izledim bu oyunu. oyuna gittiğimde elbette beklentim çok fazlaydı ama bu kadar derin etkiler bırakacağını tahmin dahi edemezdim.
oyunda oscar lösemi hastası küçük bir çocuk. 10 yaşında sadece. ve oscar ölmek üzere. ama o kadar akıllı bir çocuk ki oscar. izleseniz o kadar seversiniz ki onu. oyunda oscarı oynayan yıldız kenter müthiş bir performans ile oscarı sevdiriyor bize ama yazarın kalemi de az etkili değil.

hastane odasında geçen hikayede oscarın annesi hep destek olmak için oralarda oluyor, hep yanında. anneyi oynayan yıldız kenter burda da muhteşem.
elbette bir de pembeli melek var. oscarın bakıcısı. ölmek üzere olduğunun farkında olan oscarı tevekküle çağıran 100 yaşına yaklaşmış olan pembeli melek ona gönüllü olarak bakıcılık yapmakta. pembeli meleği de elbette yıldız kenter harikulade oynamakta.
pembeli melek ve oscar bir oyun oynamaya karar verirler. ölmekte olduğunun bilincinde olan oscar sürekli bir sorgulama içindedir. tanrıya dair soruları vardır oscarın ve melek ona cevaplar sunmak için gönderilmiştir sanki.

oyuna göre oscar her gününü on yıl gibi yaşayacak ve her on yıllık dönemde yaşadıklarını, hissettiklerini pembeli meleğine anlatacaktır. ve oscar bu plana sonuna kadar sadık kalır ve her gece uyumadan önce bir not bırakır yatağının başına:
“ beni yalnız pembeli meleğim uyandırabilir.”
son güne oscarın bıraktığı ve her gün olandan farklı olan notu okuyunca pembeli melek, ben artık dayanamadım ve hüngür hüngür ağlamaya başladım. ama öyle böyle bir ağlama değil. oyun bitti, ayakta alkışlarken ben hala ağlıyordum. dışarı çıktım alkışlardan sonra. tam o an okulda birlikte çalıştığım ve kanser teşhisi konduğu için saçları artık eskisi kadar rüzgarlı olmayan bir öğretmen ablamla göz göze geldik. birbirimize sarılıp dakikalarca ağladık. uzun uzun, hıçkıra hıçkıra.
hayatımda izlediğim onlarca tiyatro oyunu arasında en iyisiydi diyebilirim. belki artık izleme şansı olmayacak izlemeyenlerin ama en azından alıp okuyabilirsiniz.

şişmanlamayan sumocunun da yazarı olan éric-emmanuel schmitt tartışma götürmez bir dahidir. yazdığı muhteşem metinlerin yanı sıra daha önce öykü olarak yazdığı oscar ve pembeli meleğini tiyatro oyununa çevirmiştir. henüz 61 yaşında olan yazarın bundan sonra ne tür edebi büyüler yapacağı en merak ettiğim konular arasındadır.
yıldız kenter ise anlatmaya bile gerek olmayan, bence türk tiyatro tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusudur. kent oyuncularının en büyük ismi olan yıldız kenter bu oyunda tek kişilik görkemli ve akıl almaz bir performans sergilemiştir.
yıllar önce kısa bir süre çalıştığım bir okuldan ayrılıp yeni görev yerime gitmek üzereyken izledim bu oyunu. oyuna gittiğimde elbette beklentim çok fazlaydı ama bu kadar derin etkiler bırakacağını tahmin dahi edemezdim.
oyunda oscar lösemi hastası küçük bir çocuk. 10 yaşında sadece. ve oscar ölmek üzere. ama o kadar akıllı bir çocuk ki oscar. izleseniz o kadar seversiniz ki onu. oyunda oscarı oynayan yıldız kenter müthiş bir performans ile oscarı sevdiriyor bize ama yazarın kalemi de az etkili değil.

hastane odasında geçen hikayede oscarın annesi hep destek olmak için oralarda oluyor, hep yanında. anneyi oynayan yıldız kenter burda da muhteşem.
elbette bir de pembeli melek var. oscarın bakıcısı. ölmek üzere olduğunun farkında olan oscarı tevekküle çağıran 100 yaşına yaklaşmış olan pembeli melek ona gönüllü olarak bakıcılık yapmakta. pembeli meleği de elbette yıldız kenter harikulade oynamakta.
pembeli melek ve oscar bir oyun oynamaya karar verirler. ölmekte olduğunun bilincinde olan oscar sürekli bir sorgulama içindedir. tanrıya dair soruları vardır oscarın ve melek ona cevaplar sunmak için gönderilmiştir sanki.

oyuna göre oscar her gününü on yıl gibi yaşayacak ve her on yıllık dönemde yaşadıklarını, hissettiklerini pembeli meleğine anlatacaktır. ve oscar bu plana sonuna kadar sadık kalır ve her gece uyumadan önce bir not bırakır yatağının başına:
“ beni yalnız pembeli meleğim uyandırabilir.”
son güne oscarın bıraktığı ve her gün olandan farklı olan notu okuyunca pembeli melek, ben artık dayanamadım ve hüngür hüngür ağlamaya başladım. ama öyle böyle bir ağlama değil. oyun bitti, ayakta alkışlarken ben hala ağlıyordum. dışarı çıktım alkışlardan sonra. tam o an okulda birlikte çalıştığım ve kanser teşhisi konduğu için saçları artık eskisi kadar rüzgarlı olmayan bir öğretmen ablamla göz göze geldik. birbirimize sarılıp dakikalarca ağladık. uzun uzun, hıçkıra hıçkıra.
hayatımda izlediğim onlarca tiyatro oyunu arasında en iyisiydi diyebilirim. belki artık izleme şansı olmayacak izlemeyenlerin ama en azından alıp okuyabilirsiniz.
devamını gör...
yazarlara doğum günlerinde 100 karma puan verilsin kampanyası
güzel olmaz mıydı bi tanem?
hadi hadi yaparsın sen.*
hadi hadi yaparsın sen.*
devamını gör...
şöyle koyayım böyle koyayım
lütfen yeni bir bkz olsun.bir gelenek olsun.
edit: sanırım başardık
edit: sanırım başardık
devamını gör...
internetten hastalık araştırmak
genelde kanser olduğunuzu öğrenirsiniz.
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
dünyanın en yüksek gölü 3810 m rakımıyla titikaka’dır.
göl, bolivya ile peru arasındadır.çocuklar yüzen ada evlerinden okullarına gidebilmek için öyle zorlu yollardan geçiyorlar ki inanılır gibi değil.
trt belgesel’de izlediğim tehlikeli okul yolları/ peru ‘ linkini bulamadım.
onun yerine ingilizce orjinalini
buraya bırakıyorum .
göl, bolivya ile peru arasındadır.çocuklar yüzen ada evlerinden okullarına gidebilmek için öyle zorlu yollardan geçiyorlar ki inanılır gibi değil.
trt belgesel’de izlediğim tehlikeli okul yolları/ peru ‘ linkini bulamadım.
onun yerine ingilizce orjinalini
buraya bırakıyorum .
devamını gör...
ölmek
hazin son.belki bir kurtuluş belki de yeni bir varoluş.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
evvelim sen oldun ahirim sensin.
devamını gör...
birbirine çok yakışan ikililer
bira - patates
rakı - balık
döner - ayran
çiğköfte - şalgam
sen - ben. *
rakı - balık
döner - ayran
çiğköfte - şalgam
sen - ben. *
devamını gör...
ekşi sözlük
3.500 üzerinde tanım biriktirdiğim halde terk ettiğim sözlüktür. (atma ziyalar için link hizmetim aktif)
yahu salın artık şu başlığı. isteyen ekşide yazsın isteyen burada devam etsin, benim için ekşi bitmiştir hesabım için tanım yedeğini mailime aldım daha da girmiyorum.
kanzuk'a ve nişanlısına buradan selam olsun*
yahu salın artık şu başlığı. isteyen ekşide yazsın isteyen burada devam etsin, benim için ekşi bitmiştir hesabım için tanım yedeğini mailime aldım daha da girmiyorum.
kanzuk'a ve nişanlısına buradan selam olsun*
devamını gör...
içi dışı bir olmak
insanlarin durustlugu, durust olmayi ovduklerini sandigi davranis bicimi.
oysaki ici disi bir olmak; akildan geceni olcup bicmeden, dan diye soyleme seklidir. neyi nerede soyleyecegini kestiremeyen insanlarin sigindigi liman gibidir, zira duz insan ile karistirilmaktan imtina ederler.
halk arasinda patavatsiz olarak nitelendirilen insanlari bu gruba dahil edebiliriz. siz siz olun oyle her yerde "benim icim disim bir abiciim nedir yani, tutamiyorum!" demeyin, yanlis anlasilmaya mahal vermeyin. operim.
oysaki ici disi bir olmak; akildan geceni olcup bicmeden, dan diye soyleme seklidir. neyi nerede soyleyecegini kestiremeyen insanlarin sigindigi liman gibidir, zira duz insan ile karistirilmaktan imtina ederler.
halk arasinda patavatsiz olarak nitelendirilen insanlari bu gruba dahil edebiliriz. siz siz olun oyle her yerde "benim icim disim bir abiciim nedir yani, tutamiyorum!" demeyin, yanlis anlasilmaya mahal vermeyin. operim.
devamını gör...
borderline kişilik bozukluğu
"kah el ustundeydim kah hapisteydim, her yere sokulan bir ruzgar gibi."
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
çok dağıttın kendini şu sıralar, kendine gel toparlan! kendime mi yazıyorum alttaki yazara mı belli değil. neyse sana da gelsin..
devamını gör...
internetten hastalık araştırmak
sonucunda kendinize kanser teşhisi koyduğunuz durumdur.
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
kan donduran bilgilerdir.
14.yüzyıl rus kalpazanlarını cezalandırmak için kendi ürettikleri sahte madeni paraları eritip sıcak sıcak boğazlarına dökerlermiş.
(bkz: suç ve cezanın küresel tarihi)
14.yüzyıl rus kalpazanlarını cezalandırmak için kendi ürettikleri sahte madeni paraları eritip sıcak sıcak boğazlarına dökerlermiş.
(bkz: suç ve cezanın küresel tarihi)
devamını gör...
ses taklitçisi
avusturyalı dev yazar thomas bernhard’ın yüz dört parçadan oluşan kitabıdır.
kitap hakkında yazmadan önce büyük yazar hakkında yazmak gerekir belki de. thomas bernhard okumak tam eğlenceli bulduğunuz bir şeye gülmeye başlamak üzere iken birden gelen korku ve hüznü hissetmektir. sanki yanı başınızda oturan insanları anlatmaktadır bernhard ama sizin hiç görmediğiniz, fark etmediğiniz özellikleri ile. sizin anlatmaya ve dinlemeye değer bulmadığınız şeylerin aslında insan hayatında ne kadar önemli bir yer tutabileceğini fark etmektir thomas bernhard okumak.
bu kitap müthiş bir yazar olan thomas bernhard’ın adliye muhabirliği yaptığı dönemde karşılaştığı, şahit olduğu ya da gözlemlediği olayların ve kişilerin bir dökümü. bernhard bir gözlemci olarak gördüklerini en büyük süper gücü olan kendine has üslubu ile o kadar güzel anlatmış ki kitabı okumak sanki yazarla birlikte anlattıklarını izlemek gibi.
yazar bize farklı sosyo-ekonomik altyapıları olan farklı meslek gruplarına dahil farklı insanları hiç felsefe yapmadan sakin bir üslupla anlatıyor ve okumak insana korku dolu bir huzur veriyor.
kitap hakkında yazmadan önce büyük yazar hakkında yazmak gerekir belki de. thomas bernhard okumak tam eğlenceli bulduğunuz bir şeye gülmeye başlamak üzere iken birden gelen korku ve hüznü hissetmektir. sanki yanı başınızda oturan insanları anlatmaktadır bernhard ama sizin hiç görmediğiniz, fark etmediğiniz özellikleri ile. sizin anlatmaya ve dinlemeye değer bulmadığınız şeylerin aslında insan hayatında ne kadar önemli bir yer tutabileceğini fark etmektir thomas bernhard okumak.
bu kitap müthiş bir yazar olan thomas bernhard’ın adliye muhabirliği yaptığı dönemde karşılaştığı, şahit olduğu ya da gözlemlediği olayların ve kişilerin bir dökümü. bernhard bir gözlemci olarak gördüklerini en büyük süper gücü olan kendine has üslubu ile o kadar güzel anlatmış ki kitabı okumak sanki yazarla birlikte anlattıklarını izlemek gibi.
yazar bize farklı sosyo-ekonomik altyapıları olan farklı meslek gruplarına dahil farklı insanları hiç felsefe yapmadan sakin bir üslupla anlatıyor ve okumak insana korku dolu bir huzur veriyor.
devamını gör...
spontane radyo yayını
sohbet çok güzel, şarkılar da öyle. iyi yayınlar dilerim.
devamını gör...
turgut uyar
“ikimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım” mısrasını hayatımıza kazandıran asker kökenli şair.
devamını gör...
