miyop olmanın zorlukları
bir metreden uzaktaki her şeyi flu görmektir. üstüne birde astigmat eklenince gözlüksüz mimik dahi görememektir.
yıllardır, iyice görebilmek için kıstığım gözlerimden kaynaklanan baş ağrılarımın sebebi olan, gözlük kullanınca kurtulduğum rahatsızlığım.
allahtan evde gözlük takmadan yaşayabiliyorum.
fotoğraf sanatçısı philip barlow miyop insanların dünyayı nasıl gördüğünü göstermiş.
nası duygulandım, abi beni anlamış sağolsun.
yıllardır, iyice görebilmek için kıstığım gözlerimden kaynaklanan baş ağrılarımın sebebi olan, gözlük kullanınca kurtulduğum rahatsızlığım.
allahtan evde gözlük takmadan yaşayabiliyorum.
fotoğraf sanatçısı philip barlow miyop insanların dünyayı nasıl gördüğünü göstermiş.
nası duygulandım, abi beni anlamış sağolsun.
devamını gör...
britanya imparatorluğu
tarihte geniş topraklara hükmeden bir çok imparatorluk var olsa da ingilterenin durumu daha farklı. birbirinden bu kadar kopuk büyük toprak parçalarını anlık haberleşme sağlayan iletişim araçlarının olmadığı zamanlarda uzunca süre idare edebilmek kaba kuvvetin yanında kültürel olarak da nüfuz etmek müthiş bir kurumsallık, devlet örgütlenmesi ve bağlılık gerektirir.
daha eskilerde ceneviz veya venedik gibi kopuk topraklarda kolonileşen ülkeler ya da ispanya ve fransa da benzer yapıya sahip. yine de ingiltere kadar başarılı değiller.
düşünsenize kanada, avustralya, mısır, güney afrika, guyana gibi her biri ayrı ayrı uçlarda olan ülkeler. birinden birine gitmek aylar sürüyor.
daha eskilerde ceneviz veya venedik gibi kopuk topraklarda kolonileşen ülkeler ya da ispanya ve fransa da benzer yapıya sahip. yine de ingiltere kadar başarılı değiller.
düşünsenize kanada, avustralya, mısır, güney afrika, guyana gibi her biri ayrı ayrı uçlarda olan ülkeler. birinden birine gitmek aylar sürüyor.
devamını gör...
sürekli aldatılsa da insanlara güvenen kişi
insanlara güvenmiyor insansız yaşayamıyordur. aynı hataya kaç kez düşebilir ki insan?
devamını gör...
posta gazetesi şairinin cemal süreya şiirini uyarlaması
cemal süreya'nın aşk şiirini gülşen yıldırım isimli hanımın modern tarzda yorumlaması.
metin uca kişisel twitter hesabından bu olayı şöyle paylaştı ;
--- alıntı ---
türk şiirinin büyük ustası cemal süreya’yı ölüm yıldönümünde ölümsüz dizeleriyle, posta gazetesi amatör şairlerinden birinin satırları olarak okumanın tanımlanamaz ruh hali ile *
--- alıntı ---
ilgili tweet
metin uca kişisel twitter hesabından bu olayı şöyle paylaştı ;
--- alıntı ---
türk şiirinin büyük ustası cemal süreya’yı ölüm yıldönümünde ölümsüz dizeleriyle, posta gazetesi amatör şairlerinden birinin satırları olarak okumanın tanımlanamaz ruh hali ile *
--- alıntı ---
ilgili tweet
devamını gör...
güne normal sözlük’ten gelen artı oy bildirimi ile başlamak
ufak bir şey de olsa insanı gülümseten durum.
rekor 146'ydı. bir daha görebileceğimi sanmıyorum o sayıyı.
oy verenlerin ellerine sağlık.
rekor 146'ydı. bir daha görebileceğimi sanmıyorum o sayıyı.
oy verenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...
avcılık
insani vasıflardan uzak varlıklarının; hayvanları öldürdüğü ve bunu "spor" adı altında yaptığı, doğal dengeye zarar veren, hayvanların neslinin tükenmesine sebep olan canice davranış.
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
kaçmak istediğin ama kaçmak isterken bile esiri olduğun sorunlardır. senden bağımsızsa ve elinden hiçbir şey gelmiyorsa bile seni ister istemez etkiler. sen kendi hayatına devam etmeye çalışsan da arka planda hep var olmaya devam eder, huzur vermez. aile insanın evidir, çok güzel bir gün geçirsen bile günün sonunda ev diye geldiğin yerde seni sorunlar bekliyorsa bazı şeylerin gerçekten bir önemi kalmaz.
devamını gör...
yazarlardan mesaj bekleyen yazarlar veri tabanı
insanların rahatlamaya ihtiyacı var, içini dökecek bir yeri olmayanlar olabilir, hayatı zor olanlar var.
mesaj kutum herkese açıktır.
gündüzleri işim olabilir ama geceleri cevap da yazabilirim sevgili dostlar.
mesaj kutum herkese açıktır.
gündüzleri işim olabilir ama geceleri cevap da yazabilirim sevgili dostlar.
devamını gör...
evrim
evrim, tek başına bir fikir, bir teori ya da bir kavram değil, gerçekleşmesi ve kimsenin çürütemeyeceği bir şekilde kanıtlarıyla belgelenmiş olan bir doğa yasasıdır. sanıldığının aksine evrim teorisi, doğa yasası olan evrimin nasıl olduğunu açıklar ve bu doğa yasasını kaplar ve yine sanıldığının aksine teoriler kahvede üretilmiş, "ekonomi çok iyi yeğenim" tarzı argümanlar içermez.
devamını gör...
ev hanımı
övgüleriniz için canı gönülden teşekkür ediyorum. lakin artık sadece ev hanımı değil, öğrenci ve çalışanım aynı zamanda.
hayat zor, hep koşturuyoruz üstüne bir de evi çekip çeviriyoruz. biraz sihir, ne bilem mucizevi şeyler bekliyorum. çokmu yani expeliarmus desem de ev kendiliğinden ayağa kalksa?
hayat zor, hep koşturuyoruz üstüne bir de evi çekip çeviriyoruz. biraz sihir, ne bilem mucizevi şeyler bekliyorum. çokmu yani expeliarmus desem de ev kendiliğinden ayağa kalksa?
devamını gör...
kiracı
kemal sunal'ın önemli filmlerindendir.barınma sorununu tüm netliğiyle sergilemektedir."allah'ın bahşettiği nefesi boşa harcamayalım"diyen ev sahibi sabrınızı zorlar.büyük oğlu metin efsanedir.ilk ev sahibi ile hayri bey'in aynı oyuncu olduğu gözlerden kaçar.
devamını gör...
bir kadına verilecek en güzel hediye
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
nazım hikmet
tanım : sevdiğini ifade etmekten kaçınmamak, davranışlarla hoş tutmak, ferasetli ve dürüst olmak bir kadına verilecek en güzel hediyelerdir.
devamını gör...
kız isteme cinsiyetçi midir sorunsalı
evet cinsiyetçidir.
mal alır verir gibi kız alıp vermek nedir?.
mal alır verir gibi kız alıp vermek nedir?.
devamını gör...
erkek dediğin 1.90 ve kaslı olur
bir 190 az anacım ben elini uzattığında bulutlara dokunamayana adam demem!
devamını gör...
günler aylar yıllar
hayatla inatlaşan bir adam ve köpeğinin öyküsü. evet tam anlamıyla böyle bir tanım yapmak gerekiyor zira amcamız ve köpeği adeta hayatla inatlaşıyorlar. sen mi galip geleceksin yoksa ben mi yarışına giriyorlar. şimdi hikayeyi biraz baştan alacak olursak buradan sonrası için yola spoiler uyarısı ile devam edeceğiz.
amcamız en başta köylüler ayrılırken biraz tembellik ediyor gibi geldi bana. şimdi kim kalkıp buradan gidecek teee o kadar yolu yahu der gibiydi sanki. yani o tarlada bulduğu bir fidan bana çok da gerçekçi gelmedi orada kalması adına üşengeçliğinin bir kılıfıydı sanki.
fakat sonra amcamızın samimiyetine inanmaya başladığımız bir dizi olaylar oldu ki yahu bu adam resmen hayatla inatlaşıyor ölüme meydan okuyor dedim kendime okuduğum her satırda. öykü ile ilgili benim canımı sıkan en büyük nokta çeviri oldu.
küfürler bana çok geçmedi açıkçası. şimdi tabii kitap çince, hal böyle olunca orjinal dilinden okuyamıyorum e çeviriyi yapan çevirmen de bu işin uzmanı bir itirazım yok. ama ne bileyim küfürler bana çok geçmedi kitapta. neyse çok küfür yoktu zaten.
kitapla ilgili en güzel şey şuydu kitap hayal satmıyordu. tamam inatçılığı, hayata tutunmayı, mücadeleyi vs öğretiyordu belki ama şunu da alt metin olarak kocaman puntolarla aslında yazıyordu zihnimize: "hayata karşı mücadelenizde kazanan hayat olur. kıçı ile inatlaşan altına sıçar."
nihayetinde de öyle oldu, mısır büyüdü ama mısırın büyüdüğünü kim gördü ki? bana geçmedi hikayenin sonu. şu eleştiriyi yapacaklar olacaktır bu entryimi okuyunca. yahu işte oldu adam kazandı mısır yetişti kendisi gübre oldu. oldu kardeşim olmadı demiyorum ama nihayetinde adam öldü. o mısır mahsulünü alıp köpeciği ile yiyebildi mi? hayır.
işte böyle bir öyküdür bu kitap. lianke yazı dili olarak betimlemelerinde çok başarılı değildi bence bu öyküsünde. bana öyle geldi en azından. betimlemeler bana pek geçmedi. daha düz bir anlatımı vardı zihnimde çok canlanmadı o öykü. ama inatlaşması bana geçti hoşuma gitti inatlaşan insanları severim.
amcamız en başta köylüler ayrılırken biraz tembellik ediyor gibi geldi bana. şimdi kim kalkıp buradan gidecek teee o kadar yolu yahu der gibiydi sanki. yani o tarlada bulduğu bir fidan bana çok da gerçekçi gelmedi orada kalması adına üşengeçliğinin bir kılıfıydı sanki.
fakat sonra amcamızın samimiyetine inanmaya başladığımız bir dizi olaylar oldu ki yahu bu adam resmen hayatla inatlaşıyor ölüme meydan okuyor dedim kendime okuduğum her satırda. öykü ile ilgili benim canımı sıkan en büyük nokta çeviri oldu.
küfürler bana çok geçmedi açıkçası. şimdi tabii kitap çince, hal böyle olunca orjinal dilinden okuyamıyorum e çeviriyi yapan çevirmen de bu işin uzmanı bir itirazım yok. ama ne bileyim küfürler bana çok geçmedi kitapta. neyse çok küfür yoktu zaten.
kitapla ilgili en güzel şey şuydu kitap hayal satmıyordu. tamam inatçılığı, hayata tutunmayı, mücadeleyi vs öğretiyordu belki ama şunu da alt metin olarak kocaman puntolarla aslında yazıyordu zihnimize: "hayata karşı mücadelenizde kazanan hayat olur. kıçı ile inatlaşan altına sıçar."
nihayetinde de öyle oldu, mısır büyüdü ama mısırın büyüdüğünü kim gördü ki? bana geçmedi hikayenin sonu. şu eleştiriyi yapacaklar olacaktır bu entryimi okuyunca. yahu işte oldu adam kazandı mısır yetişti kendisi gübre oldu. oldu kardeşim olmadı demiyorum ama nihayetinde adam öldü. o mısır mahsulünü alıp köpeciği ile yiyebildi mi? hayır.
işte böyle bir öyküdür bu kitap. lianke yazı dili olarak betimlemelerinde çok başarılı değildi bence bu öyküsünde. bana öyle geldi en azından. betimlemeler bana pek geçmedi. daha düz bir anlatımı vardı zihnimde çok canlanmadı o öykü. ama inatlaşması bana geçti hoşuma gitti inatlaşan insanları severim.
devamını gör...
ivanmilinski
önceki hayatında daktiloydu.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yurttaki oda arkadaşlarım kişisel eşyalarımı karıştırdıklarını öğrendiklerimde acayip bir hayal kırıklığı yaşamıştım. en büyük pişmanlığım dolabımı onlara ayıp olmasın diye kilitlememiş olmamdı. ne rezil hareket ya.
devamını gör...
zeki müren
türk sanat müziği (trt böyle adlandırmıştır. türk klasik müziği de denir, ancak bana göre iki isim de yanlıştır), bir dönem severek dinlediğimiz bir türdü ancak şöyle bir tespit yapalım ardından zeki müren’e bakalım.
tsm, rakı yanına meze olmaktan öte gidememiş, son yıllardaysa iyice tükenmiş bir müzik türüdür. çıkış noktası dini mevlevi ayinler olduğu bilinir ancak şekillendiği yer osmanlı sarayıdır. yani öyle halkın dinlediği, söylediği bir tür değildi. kaldı ki, osmanlı bir imparatorluktu ve halkın müzik çeşitliliği, etnik yapılara göre değişiyordu.
tsm, çok değil birkaç yüzyıl önce makam sayısı beşyüz kadarken, bugün 4 makam sayamazsınız. içinde arap melodi yapısı, hep kahreden sözleriyle, insanı duygu olarak yamultan, zamanla daha kötü versiyonu olan arabeske yenilen, bugün neredeyse esamesi okunmayan bir tür haline geldi. nedeni ise, çok tekrara düşen (söz ve melodi), büyük kitlelere konseri verilemeyen, rakının olmadığı ortamlarda etkisi neredeyse hiç olmayan bir müzik türü olmasıdır.
zeki müren ise bir istisna. vizyon sahibi, güzel diksiyonu, entellektüel kişiliği ile yaşadığı zamanın çok ilerisinde olan birisidir. yasladık sırtımızı 70 yıldır zeki müren’e ve bu şekilde bir süre daha tsm ayakta kaldı.
var mı yeni birileri? var mı yeni ve güzel tsm şarkıları? bu anlamıyla en son aldığım albüm tarkan “ahde vefa” dır ve albümde ki tüm eserler eskidir. kaldı ki tarkan bir tsm sanatçısı değildir. herif zaten her türü çok iyi okur. son zamanlarda başka bir albüm duydunuz mu? müzik evrenseldir. ancak tsm ile kapıkule’den dışarı çıkamazsınız. o ağdalı sözleri ve hicaz makamını kimse anlamaz.
çok sevdik, çok dinledik ama aslında müzikal anlamda değeri olmayan bir türün son temsilcisiydi zeki müren.
adettendir. yazıyı bir şarkı ile sonlandıralım. zeki müren, tüm kafa sözlük yazarları için söylüyor. etkiyi artırmak için rakıları hazırlayın.
buyrunuz;
tsm, rakı yanına meze olmaktan öte gidememiş, son yıllardaysa iyice tükenmiş bir müzik türüdür. çıkış noktası dini mevlevi ayinler olduğu bilinir ancak şekillendiği yer osmanlı sarayıdır. yani öyle halkın dinlediği, söylediği bir tür değildi. kaldı ki, osmanlı bir imparatorluktu ve halkın müzik çeşitliliği, etnik yapılara göre değişiyordu.
tsm, çok değil birkaç yüzyıl önce makam sayısı beşyüz kadarken, bugün 4 makam sayamazsınız. içinde arap melodi yapısı, hep kahreden sözleriyle, insanı duygu olarak yamultan, zamanla daha kötü versiyonu olan arabeske yenilen, bugün neredeyse esamesi okunmayan bir tür haline geldi. nedeni ise, çok tekrara düşen (söz ve melodi), büyük kitlelere konseri verilemeyen, rakının olmadığı ortamlarda etkisi neredeyse hiç olmayan bir müzik türü olmasıdır.
zeki müren ise bir istisna. vizyon sahibi, güzel diksiyonu, entellektüel kişiliği ile yaşadığı zamanın çok ilerisinde olan birisidir. yasladık sırtımızı 70 yıldır zeki müren’e ve bu şekilde bir süre daha tsm ayakta kaldı.
var mı yeni birileri? var mı yeni ve güzel tsm şarkıları? bu anlamıyla en son aldığım albüm tarkan “ahde vefa” dır ve albümde ki tüm eserler eskidir. kaldı ki tarkan bir tsm sanatçısı değildir. herif zaten her türü çok iyi okur. son zamanlarda başka bir albüm duydunuz mu? müzik evrenseldir. ancak tsm ile kapıkule’den dışarı çıkamazsınız. o ağdalı sözleri ve hicaz makamını kimse anlamaz.
çok sevdik, çok dinledik ama aslında müzikal anlamda değeri olmayan bir türün son temsilcisiydi zeki müren.
adettendir. yazıyı bir şarkı ile sonlandıralım. zeki müren, tüm kafa sözlük yazarları için söylüyor. etkiyi artırmak için rakıları hazırlayın.
buyrunuz;
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
gerektiğinde hayır diyebilmek.
devamını gör...
