1861.
brkrvrsn. arabasının yan camına yazıyordum, bir o anlıyordu, süper anlaşıyorduk.
devamını gör...
1862.
(bkz: alçak puşt) elbet bir gün okursun *
devamını gör...
1863.
niye kendini bu kutucukta arıyorsun?
sana hiç dokunamamışım püü bana..
üzüldüm.
devamını gör...
1864.
beni aldattığını biliyorum senden bu yüzden ayrıldım. ama sor bir ne kadar üzgünüm? sıfır. hadi yallah.
devamını gör...
1865.
seçtiğin seni üzecek ama sen şunu unutma asla vazgeçtiğin sana kıyamıyordu !
devamını gör...
1866.
sanki durgun ve duru suyu ile bekleyen bir gölün kenarında, tam göle sırtımı dönmüşken, iki göğsümün tam ortasından bir el beni itiyor ve ben, kollarım gibi gözlerimi de istemsizce açarak, bir şaşırma ünlemi ile birlikte suya düşüyorum. slow motion mu diyorlardi neydi ? ağır çekim sahnesi gibi oluyor tüm bunlar. ekranın tam ortasında profilden önce omuzlarımı ve sırtımı sonra kafamı suya düşerken görüyorum. etrafımda milyonlarca kabarcık. serin ve temiz, üstelik yer çekimine meydan okumaya çalışan suyun içinde dibe batarken ve tekrar yüzeye çıkarken oluşan şey heyecan ve tuhaf bir rahatlama. bunu her gün bazen sayısız defa bazen bir iki defa yaşıyorum.

bana her sarıldığında ve sana her sarıldığımda...

kimi zaman sen kimi zaman ben, çoğu zaman ikimiz aynı anda birbirimize sarılmaya, göz göze gelmeye, sesimizi duymaya ihtiyaç duyuyoruz. işte o vuslat anlarında, birisi beni hep o soğuk suya atıyor.

önce serin ve temiz suyun içine düşüyor, çevredeki tüm seslerden, kötü görüntülerden, zihnindeki onlarca gereksiz düşünceden kurtuluyor, suyun ve kalbimin sesini dinliyor sonra yüzeye çıkıyorum. yüzeye çıktığımda, duygularımla hayatı kaldığı yerden algılamaya devam etmeye başladığımda kollarının arasında yaşadığım duygunun adı neşe ve saadet.
son zamanlarda yaşadığım duygu tam olarak bu.

binlerce kez "biz birbirimiz için yaratılmışız. "ben senin, sen de benim kismetimsin. " dediğin günlerin kıymetini anlamak, sonunda kafamın içinde yer eden tüm sinsi seslerden, başkalarının huzursuzluklarından uzaklaşmak, "hadi, biz bu yoldan gidiyoruz! " dediğinde sorgusuzca ve sonunu bir kez bile düşünmeden o yola yönelmek.

biten bir savaşın ardından düşman ülkenin padişahının esiri olan prenses gibi hissetmek. allah'tan padişah merhametli ve bana aşık.

ne komik!!! *
devamını gör...
1867.
lan kıraç..!
toprak hiç para eder mi..?
lafını bilmeyen it bu rap'i yer mi..?
kıraç, bir dünya hiç demek;
öküz gibi anırıp, ayı gibi geğirmek..!
-sansür- kıraç!
devamını gör...
1868.
buz gibi bir kış ardından gelen bahardır hissettirdiğin. kaybolmuş ne varsa hayat bulur gözlerinde. uzun bir yolculuk ardından denizi görmek heyecanıdır sana kavuşmak. tüm kötülükler son bulmuşta çocukça bir sevinç yeşermiş dersin, varlığınla.
devamını gör...
1869.
benim gibi değilsen benden uzak durmalısın.
devamını gör...
1870.
seni de ardında qiriq bir qalp bıraktığın için cimer'e babamı şikayet ettiğim sebepten ötrü şikayet edeceğim
devamını gör...
1871.
sanırım çok enteresan bir süprizle geleceğim po-po ya gelmek üzeresin
devamını gör...
1872.
beni kendine aşık edip beni nasıl bırakabilirsin hayatimin içine nasi böyle edebilirsin
devamını gör...
1873.
hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden
devamını gör...
1874.
allah affetsin tabii ama hiç pişman değilim lan. çok mutluyum.
devamını gör...
1875.
seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım.*
devamını gör...
1876.
'belki ö de okuyordur' diyerek henüz yeterince soğumayan kış gecenizi buz gibi yapmak isterim
devamını gör...
1877.
merhaba, sanırım ilk defa sana bir şeyler yazacağım. daha öncede birçok kez yazdıklarımda senden bahsettim ama hiçbiri bunları okuman ihtimaliyle yazılmamıştı. keza bunu da okumayacaksın. olsun, benim artık konuşmaya ve dinlediğini düşlemeye ihtiyacım var. sana çok sert çıkıştığımın farkındayım. bazen şu yılan dilim seni, sizi zehirlemek için elinden gelen her şeyi yapıyor, değil mi? ben sana hiç sahip olmadım. varlığın eğer gerçek bir varlık olsaydı nasıl olurdu bilmiyorum. şu an bunları yazarken bile o olmayan okuma ihtimalin beni korkutuyor. çünkü.. bilirsin. hadi açık olalım, biz birbirimizi hep yaralarımızdan vurduk. ve sen artık benim en büyük yaramın kendin olduğunu biliyorsun.
çoğu zaman uykunda sayıklıyorsun, genellikle de bağırıyorsun. kafanın içinde neler dönüyor bilmiyorum ama sana daha çok köstek olduğumun farkındayım. üç yıl önce bir dört duvar arasında kaybettim seni. o gün benim miladımdı ve sen de bunu çok iyi biliyordun. tahmini bu zamanlardı değil mi? hem seni hem de kendimi kaybetmemin yıl dönümü...

yaklaşık bir haftadır seninle hiçbir diyaloğa girmedim. sanırım ikimiz için de olması gereken en iyi şey bu. ben ve sana benzer kişiliğim, bu hayatı sana cehennem etti. senin de bize dünyayı dar ettiğin gibi.

o kadar alışık değilim ki seninle konuşmaya yine parça parça anlattım kendimi. bir gün, her şey bittiğinde gurur duyacağın bir ben olmasa da seninle her şeyi konuşmak isterim. saçımı okşamaz, dizine yatırmazsın belki ama ileride bir gün dinlersin beni değil mi? özür dilerim. ben nasıl iyi biri olacağımı bilemedim. özür dilerim, istediğin gibi biri hiç olmadım.

belki beni seversin diye küçükken senin isteklerini yerine getirme çabam da boşunaydı. bunu bu yaşımda anladım. özür dilerim, seni hayal kırıklığına uğrattım.

özür dilerim...
devamını gör...
1878.
okuyorum okuyorum, hadi yaz.
devamını gör...
1879.
+18

utanmadan tıkladın. sapık olma ihtimalin üzerine bu gece kendinle derin hasbihaller yap
devamını gör...
1880.
ben seninle birlikteyken hep yalnızdım. kendimi hep yalnız hissettim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"diyelim ki o bunu okuyor" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim