küçük masa vardı da biz mi oturmadık ?
devamını gör...

şok marketten merak edip muz suyu gibi bişi aldım, hayatım boyunca içtiğim en kötü şey olabilir.
devamını gör...

bünyesinde var olan farklı tip yazarları aynı potada eritemediği sürece varlığını sürdüremeyecek olan sözlüklerin sahip olması gereken kültürdür.

99 senesinde deneysel denilebilecek bir platform olarak kurulan ekşi sözlük bu konuda örneği bulunmaz bir platformdur. kişilerin bilgi ve tecrübelerini anonim olarak aktarması ve gündeme dair gelişmeleri yine anonim olarak yorumlamasına izin veriyor oluşuyla ciddi bir ihtiyaca karşılık geliyordu. kişilerin yazdıklarını arşivleme ve daha sonrasında arayan kişiye ulaştırma imkanı tanıyordu. tabi bu tür bir hizmeti sağlarken var olan sosyal medya sitelerinden ayrılması için bir takım düzenlemeler ve oluşuma özel format gerekiyordu. zaman içerisinde kervanı yolda düzerek yazılanları bir standarda bağlamaya başardılar. bu format sonraları kurulan sözlükler içinde güzel bir örnek teşkil ederken bu kadar farklı insanı bir arada bulunduran ortamı izlerken iştahı kabaran büyük reklam şirketlerini peşinden sürükledi zira muhteşem bir gücü ellerinde barındırıyorlardı; halkın adamı kemal sunal edasıyla yazarlar tarafından övülen ürünler tüketiliyor, yerilen ürünler talep görmüyordu. hala bir çok kişi en ufak alış verişinde dahi ürünle ilgili bilgi sahibi olmak için ''tarafsız'' , ''senin benim gibi'' yazarların girdilerine şöööyle bir göz gezdiriyor. bu reklam şirketlerinin yada grupların gerek sunduğu imkanlarla gerek maddi yatırım ve ödediği reklam ücretleriyle oluşum başta bahsettiğimiz; ''kişinin anonim olarak kendini ifade edebileceği bir platform olma'' kaygısı ile bu grup ve büyük reklam şirketlerinin manipülasyon aracı olması arasında ezilmeye başladı. geldiğimiz noktada kişinin kendini ifade edebileceği bir ortamdan ziyade tahakküm kurmak isteyen grupların birbirini mızraklarla kovaladığı bir noktaya geldi. tabi ki oluşumun bu noktaya gelmesinin tek sebebi grupların manipülasyon çabaları olmadı; siyasi iklimin yarattığı ''o'' kişiler ve gruplara karşı yarattığı tahammülsüzlük ve hayali düşmanla savaşma politikasının tabanda nasıl karşılık bulduğunun bir göstergesi halini aldı. (bkz: imam osurursa cemaat sıçarmış)

bu zamanlarda bu mizojinik, manipülatif ve bipolar havadan bunalan kişilerce farklı bir soluk getirmek amacıyla farklı sözlükler kurulmaya başlandı. her birinin kuruluşunda alternatif oluşturma çabası yatıyordu ancak başta şikayetçi oldukları yukarıda bahsettiğim negatif durumlar karşısında ya kurucu ekipler mevzileri terk etti yada bu manipülatif grup ve reklam şirketlerinin baskısı altında seslerini çıkaramaz hale geldiler.

bugünlerde yine tüm bunlara muhalif ve yine benzer kaygılarla kurulmuş bir başka sözlükte yazıyor/okuyoruz. bu sözlüğünde akıbetinin öncekilere benzemesini istemiyoruz. elbette ayça_22'nin oturum açmadığını bildiğimiz gibi bu oluşumunda sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyoruz ancak var olduğu sürece daha okunabilir kalması için okunan girdileri yazan kişiler olarak elimizi önce vicdanımıza sonra taşın altına koymamız gerekiyor zira; ''armut piş ağzıma düş'' ile olmasını beklemek rüyadan öte gitmeyeceğini bilecek bilince sahip olduğumuzu umuyorum.*

peki sözlük kültürünü yaşatmak ve okunabilir bir sözlük için yazarlar ne yapabilir?

kafa sözlük formatı ve kuralları bakın burada gayet yazılmış şurayı bir okumak buranın nasıl bir oluşuma dönüştürülmek istendiği ile ilgili fikir veriyor. okumaktan üşenerek yazmak mümkün değil arkadaşlar okuyacağız ancak önce bulunduğumuz ortamın kurallarını okuyacağız sonra başlıkların altına öptün formatı eyledin viran şeklinde bakınız vermek zorunda kalıyoruz hoş olmuyor.

dipnot olarak ekleyeyim bu girdiyi moderasyonu övmek için falan yazdığım yok hee yanlış anlaşılmasın yoksa ''bugün en büyük düşmanım sensin yoldaş benjamin franklin'' şeklinde nickaltı girmem gerekir yazık. kendisinden pek hazzetmediğim doğrudur ama düşman değiliz, yoksa?*

bir diğer hususta 99 yılından itibaren kurulan sözlüklerin tamamında farklı gruplara ayırabileceğimiz yazar grupları oluşmaya başladı. bu yazarların oranları ve girdiği entrylerin nitelikleri kurulan sözlüklerin dinamiklerini ve jargonlarını oluşturmaya hizmet etti. başlıca yazar gruplarını şöyle kısa kısa incelemeye çalışırsak;

bilgi içerikli entry giren yazarlar ilk saflara katılan yazarlar oluyorlar ve genelde şuan okuduğunuz gibi manas destanı yazma konusunda bir miktar tecrübe sahibi oluyorlar ve her daim; ''format elden gideyah'', ''troller geliyeeh'' , ''sözlük bozuyeeh'' şeklinde ilk kurulduğu günden itibaren nazi subayı edasıyla gerek zaman zaman yazmayı bırakarak gerek uzun uzun entryler döşerek sözlükleri protesto ediyor. #597018 bakın aynısından bende yazdım mesela; ''format elden gidiyeh'' temalı. bu arkadaşlar genellikle zararsızdır ancak sözlükten el çekmeleri durumunda birçok sözlükte görülen kalitesiz troll istilaları ve mizojini daha fazla yer bulur oluyor. girdinin en başında bahsettiğim; bilgi ve tecrübelerini aktarma kısmını genellikle bu gruba dahil yazarlar üstleniyor. bu sebeplerle mevzileri terk etmemeleri oluşumların geleceği açısından önem arz ediyor. buradan ayrılan kafa sözlük yazarlarına bir çağrım olsun bu girdi; ''tülaaaaayy geri dön tülaayy''

troll yazarlar, bakın bunlar benim en sevdiğim yazar grubu çoğunu evime alıp içli köfteyle, lahmacunla, kebapla beslerim o derece* bu arkadaşlar stresli bunaltıcı gündem içerisinde bize nefes alacak, yer yer gülümsetecek yada sözlüğün kendi jargonunda yer alacak ifadeleri üretecek girdiler yazıyorlar. yer yer ''cahiller'' diyebilme potansiyelinde kibrinden gözü dönmüş farklı gruplarda ki yazarlara amiyane tabirle haddini bildirmekten çekinmiyorlar kaldı ki girdileri silinince banlanınca falanda ağlamıyorlar adamlar eğleniyor/eğlendiriyor. toplumun ikiyüzlülüğünü ayna gibi suratına çarpacak tespitlerini kahkaha attırarak okutuyorlar bu sebeple bu grup kıymetlidir sözlüklerden uzaklaştırılmaları ortamı bir anda buz wikipedia'ya dönüştürüyor. bu sebeple feed troll diyor ve kendilerinin kafalarına kalp fırlatıyorum.

bir diğer grup ise kimseye dalaşıp bulaşmayan hikaye/şiir yazan tayfa. bunlar usul usul yazarlık becerilerini geliştirip aynı zamanda yazdıklarını farklı insanlara sunma imkanı bulan kıymetli bir kitledir sözlüklere renk katarlar. sol frameden, trollerden, entellerden, fuları sararmışlardan, bomontisine sigara külü düşen kadıköy bebelerinden bunaldığınızda profillerini bir ziyaret eder bambaşka dünyalara yelken açarsınız. güzel etkileşim kurarsınız.

bak bunlar beni en yoran grup horasan'da otlayan keçiyle ilgili bile gündem başlığı açma potansiyeli olan arkadaşlar aynı zamanda bu arkadaşlar sismik g.tlü olduğu için hissettikleri 1.1 büyüklüğünde deprem ile ilgili bile başlık açabilirler, düşünün kandilli rasathanesinin haberi yok, öyle bir g.tten bahsediyoruz ancak üzerine konuşulması gereken, toplumu kutuplaştıran ve negatif olaylar karşısında insanların fikir alışverişi yapabileceği başlıkları açan arkadaşlarda yine bu gruba dahildirler. sözlüklerin olmazsa olmazı mihenk taşlarının öncülerindendir. yüksek duyarlılıkları sebebiyle zaman zaman bir sma hastalı çocuk için gerekli bağış toplanır yada bir başka sosyal sorumluluk projesi desteklenir bu kıymetli katkıları sebebiyle sismik g.tlü oluşları tölare edilebilmelidir.*

yukarıda elimden geldiğince anlatmaya çalıştım konunun özüne gelirsek; sözlüklerden bahsi geçen grupların birini dahi çıkarmak oranın sözlükten ziyade belirli bir amaca hizmet eden platforma yada foruma dönüşmesine sebebiyet verir. sözlüğü sözlük yapan temel prensip bu çok seslilikten gelir. bu sebeple tüm bu olumsuz iklime rağmen bir birimize anlayış göstermeye özen göstermek bu oluşumların devamlılığı ve niteliği açısından önem arz ediyor.

hep beraber ponçik ponçik yazalım, gitmeyelim, hepinizi seviyorum sözlük ***

evet, eyyorlamam bu kadar addio!
devamını gör...

düz adamlar candır
lütfen ezmeyelim radyo sorumlumuzu
devamını gör...

samimiyetsiz davranması
kaba olması
bedenine uygun kıyafet seçimi yapamaması
kibirli davranışı
ben çok güzelim havalarında olması
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tebdili mekanda ferahlık vardır demiş atalarımız. o yüzden birinden birini seçmek yerine belirli aralıklarla ikisinden de faydalanmak gerekir. hep evde çalışıyorsanız haftada bir-iki gün kütüphaneye gidin mesela. uzun süre çalışanları (bkz: sınav ögrencileri) hep aynı mekan bunaltacaktır bir yerden sonra.
devamını gör...

söylem yerine söylemde bulunanın kişiliğine yapılan saldırıyı tanımlayan safsata türüdür. en basit örneği sokak röportajında saçmalayan akpli dayıya karşı yoldan geçen kadının söylediği “sen önce dişlerini fırçala.” sözüdür. yani bazen hak edilebilir ehehe.
edit: imla
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eğer attığınız oyuncak bebek eve geldiğinizde odanızdaysa lütfen ülkeyi terk edin. tek kurtuluş yolunuz bu.

sözlük yazarı (bkz: rastrel) ukdesini doldurmak için el attığım başlıktır.
devamını gör...

fularımı taktım dinliyorum. keyifli yayınlar.
devamını gör...

azıcık vicdan varsa veya suçluysanız resmen narkoz olmadan göğsünüzü açıp ciğerinizi çıkaracak cümledir
devamını gör...

duman'ın insanları depresif ruh haline büründüren kül eden şarkısı.

bakma bana öyle derin
işim olmaz senle benim
hiç bu kadar sevilmedin
gözlerinden okuyorum
haberin yok ölüyorum vay
sorma bana nerelisin
ne içersin, ne giyersin?
derdim sana derman olsun
ben gönülden okuyorum
haberin yok ölüyorum vay
azdı yine deli gönül
üzerine geliyorum
geçti yine boş bi' ömür
gözlerinden öpüyorum
haberin yok ölüyorum vay
haberin yok ölüyorum vay
haberin yok ben ölüyorum
sen gelirken ben gidiyorum
dermanım yok ben ölüyorum
ayrılırken ben içiyorum
haberin yok ben ölüyorum
haberin yok ben ölüyorum
haberin yok ben ölüyorum
haberin yok ben ölüyorum
sen gelirken ben gidiyorum
dermanım yok ben ölüyorum
ayrılırken ben içiyorum
haberin yok ben ölüyorum
devamını gör...

iyi ki hayalinin peşinde koştun ve onu gerçekleştirdin.
devamını gör...

serdar ortaç eşliğindeki tüm ev işleri
devamını gör...

beğeni ve favoriye layık olmadığını iddia eden yazar beyanıdır. başka kim karşılık bekler ki?... kaldı ki mesaj kutum kapalı, kimseyi tanımam etmem, ben beğeni attım sen de at demem. hiçbir zaman da demedim. hiçbir gruba üye yahut katılmış değilim. ha katıl diyenler olmadı mı elbette oldu. meğer öyle bir şey de varmış, onu da öğrendim ama uygun görmedim, katılmadım. prensip meselesi.

evet beğeni ve favori konusunda eli açık bir yazar olduğum doğru bundan sonra olmayacağız demekki. lakin ilkokulda değiliz. kalkıp, hiçbir tanımı okumadan beğenmem. burada hiç kimseye kendimi açıklamak zorunda da değilim. fakat yazar bir de #1331557 bu tanımla edit yapmış... hangi akla hizmetse?.. bunu da sormak elzemdir.

sayın yazara topluluk kurallarını okuyup beğeni atıldığında buna karşılık vermek zorunda olmadığı bilgisini de buradan ben aktarayım ki kimseye bir daha sataşmasın.
iyi sözlükler.
devamını gör...

dolar an itibari ile tüm zamanların rekorunu kırdı. altın an itibari ile rekor kırdı. ikisi de aldı başını gitti ve ekonomi resmen bayır aşağı gidiyor.

ama tüm buna rağmen akp işi gücü bırakıp, troll ekibi ile twitter'da "güçlü türkiye" diye akıllara durgunluk veren bir heşteg ile propaganda yapıyor.

güçlü "türkiye" derken de içinde pek tabii türkiye'den ziyade rte ve akp geçiyor.

gerçekten inanılmaz. resmen bir distopya, ütopya veya ne bileyim simülasyonda yaşıyoruz.
devamını gör...

iskoç rock grubu travis'e ait 2016 tarihli 'everything at once' albümünde yer alan nispeten depresif bir şarkıdır. francis healy ve josephine oniyama burada harika bir performans sergilemiştir.
aynı zamanda 2006 yapımı amerikan müzikal filminin de adıdır.
devamını gör...

çok ikircikli bir kavram. özellikle sosyal açıdan.

hukuki açıdan bir değerlendirme yapmayacağım bu metinde. zaten haddime de değil. insan ilişkilerindeki adalet, ahlak-adalet kavramları arasındaki ilişki belki biraz da sosyal adalete değinmeye çalışacağım. bunun için hukuk bilmeye gerek yok. sanırım. aslında olabilir yaa, bilemedim. yazarak çalışmayı seviyorum.

kişinin kendini "yargılaması" ile ilgili çok düşünüyorum, okuyorum, çalışıyorum bu ara. terapistim düşmüyor yakamdan sağ olsun. vardır bir bildiği. kendime aldığım notlar, bu konudaki bakış açımı büyük ölçüde etkilemiş kimi feylesoflarımın (evet benim, çünkü anladığım kadarlar) metinleri ve yeni okumalar ile baya bildiğin mesai harcıyorum. bilgileri güncellemek iyidir. tgg. ama dikkat etmeli, oturmuş kavramlarınız için tehlike çanlarını çalar. bazen sil baştana bile götürür, yapacak bir şey yok. aslında tabi ki hala yoldayım ancak hala adalet kavramını, kişinin ne kadar aksi için uğraşsa da kendine yorduğu bir noktadan uzakta tutamayacağını bu yüzden de kendi ahlak anlayışıyla bu durum arasında oluşan ve her yeni gündemle açılan makasın açtığı boşlukta duvardan duvara vurmaya devam edeceğini düşünmeye devam ediyorum. doğrularınız, sizi insan yapan bencilliğinizle bitmek bilmeyen bir çelişkiler yumağının merkezi yaparken sizi ne kadar sakin ve vakur olabilirsiniz ki... bir noktada öfkelenmeye başlıyorsunuz. belki de yetmiyor bu kadar mesai, artırmalıyım; kendi sil baştanımın çok uzağındayım. hala bu kadar kızgın olduğuma göre kendime.

evet oturmuş bir ahlaki yapınız varsa adaleti sadece "kendinize kadar" şekilde tanımlamazsınız. bağırır çağırırsınız adalet için, hak için, eşitlik için. samimiyetle, içinizden gelerek, taşarak, en yüksek tonunuzdan! ama adaleti çoğu zaman kendimize kadar yaşamıyor muyuz, yaşatmıyor muyuz sahiden de bizi de kapsayan durumlarda arkadaşlar? içimizden bencil bir canavar taşıp ele geçirmiyor mu adil olmak işimize gelmediğinde benliğimizi? durun kızmayın, anlatıyorum. kendinizi eleştirmekten hatta bunu sizi seven, gözeten insanları kızdıracak kadar kendinize vurarak yapmaktan korkmayan bir insan olmanız adil olmanın yemediği durumlarda kendi ahlak anlayışınızı çöpe atmanıza engel olmuyor, olmayabiliyor. sevdiğiniz insanlar zarar görmesin, üzülmesin diye sokaktan geçen herhangi biri için yapmadığınız, yapmayacağınız şeyleri yapabiliyorsunuz. herkese eşit davranmıyorsunuz. kendi annenizi dünyadaki diğer annelerden daha çok seviyorsunuz. en çok kendi babanız öldüğünde yanıyorsunuz. tamam bunlar tabi ki çok uç örnekler. sevgi, bağlılık, fedakarlık, acı çekmek... tüm bunlar adaletten, herkese eşit mesafede olmaktan çok daha başka parametreler de içeriyor ama tümevarmak da gerekiyor bir yandan yanılıyor muyum? en temel noktalardan başlamalısınız bir konuda düşün, yaşam stili belirlemek için. en uç gibi görünen en çarpıcı örneklerden. onları da en azından bir ölçüde kapsamazsa bir bütünlükten, bir “her ihtimalde” durumundan söz edemezsiniz.
ben, ben, ben. ama ben'e bile adil olamıyorsunuz. herkese aynı mesafede durmak, herkes için her durumda aynı şeyi yapacak ya da yapmayacak kadar adil olmak mümkün mü sahiden? soru bu. size benzemeyen insanlar için de adalet isteyebiliyor ve bunu gerçekten hissederek savunabiliyorken siz adaletsizliği temsil edebiliyorsunuz özel yaşantınızda. ahlak anlayışınızın sizi emsalsiz şekilde yargılayabileceğini bildiğiniz durumlarda bile insanlara ve ben'e haksızlık yapabiliyorsunuz şartlar sizi buna mecbur hissettirdiğinde. çilem doğan'ın savunma metnini okuyup "o bir katil, çünkü haklılık katli meşru kılmaz" derken kendinizi zorlamanız gerekebiliyor. lgbti+ haklarını savunurken, evinizi 6 ay boyunca gay bir arkadaşınıza açarken gelecekteki çocuğum umarım bir kuir olmaz diyebiliyorsunuz.

iyi bir insan olmak çok zor. ama iyi. öylesine iyi değil.
devamını gör...

oldukça saçma olan durumdur. en iyisi evde kendi cipsinizi yapıp yemenizdir.

evde nasıl cips yapacağız diyorsanız da internette onlarca tariften birini kullanabilirsiniz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim