talip apaydın
yücel'in çiçekleri'nden sadece biri; eğitimci yazar.
1926'da polatlı'ya bağlı ömerler köyünde doğar. gençliği cephelerde geçen bir çiftçinin oğludur. babası ibrahim onbaşı, suriye cephesinde hayatını kurtaran subayın adını vermiştir oğluna...
1938'de beypazarı ilkokulu'nu bitirdikten sonra; babasının topraklarında yarıcı olarak çalıştığı büyük toprak sahibi emin sazak'a çok yalvarır "ağam ayağını öpeyim beni okut, allah içki içmek dahil günahlarını bağışlasın" diye. ama cevap olumsuz olur. nihayet sınava girerek çifteler köy enstitüsü'ne kaydolur. 1943'te burayı bitirdikten sonra hasanoğlan'a yüksek köy enstitüsüne gider. 1946'da buradan da mezun olduktan sonra cılavuz köy enstitüsü'ne öğretmen olarak gider. yedi ay görev yaptıktan sonra da, köy enstitülerinde göreve başlayan tüm hasanoğlan mezunlarıyla beraber askere alınır, sakıncalı piyade çavuş olarak 2,5 yıl askerlik yapar. dönüşünde de eski görevine dönemez; tokat almus'a gezici başöğretmen olarak atanır. 1952'de ilk kitabı olan bozkırdaki günler yayınlanır.
gazi eğitim enstitüsü'nü bitirdikten sonra müzik öğretmeni olarak turhal'da, amasya ilköğretmen okulu'nda ve ankara bahçelievler ortaokulu'nda görev yaptıktan sonra 1979'da bakan müşaviri olarak emekli olur. bu yıllarda; varlık ve yeni ufuklar gibi dergilerde yayınladığı öykülerin üstüne romanlar yazmaya da başlar. ilk romanı olan sarı traktör'ü ortakçılar, yoz davar, yarbükü gibi, doğup büyüdüğü eskişehir köylerinde geçen ve köylülerin sorunlarına (toprak-su kavgaları, ağa-yarıcı ilişkileri, enstitü mezunu öğretmenlerin yaşadığı sıkıntılar, makinalaşma vs) eğilen romanları; birçok köy enstitülünün eserleri gibi kemal tahir'ce küçümsenir. "köy dediğin dört kerpiç duvar, ne olayı olacak" diyen, on yılda hapiste yattığı köylüleri ömrünün çoğunu onlarla geçirmiş bu genç yazarlardan iyi tanıdığını ifade eden kibirli kemal tahir'in, köylüleri gayet iyi tanıyan orhan kemal'le tartışmasında bulunan diğer üç romancıdan biridir talip apaydın (diğerleri fakir baykurt ve mahmut makal)*. ayrıca toz duman içinde/vatan dediler serisiyle de kurtuluş savaşı'ndaki köylüleri inceler.
birçok arkadaşı gibi ören'deki sunar sitesi'nin sakinlerinden olan talip apaydın; eylül 2014'te ankara'da vefat etti. geride eserleri kalarak...
hamiş: bu girdiyi girerken apaydın'ın otobiyografik metni "akan sulara karşı" ve fakir baykurt'un otobiyografisinin son cildi olan dost yüzleri'ndeki portreden faydalanılmıştır.
*: bu enteresan tartışma "beş romancı tartışıyor" başlığı altında pazar postası dergisinde yayınlanmış, bilahare tam metin 1960'da basılmış. bugüne hiçbir baskısı kalmayan eserden kısa bir part 2015'te t24'te yayınlanmıştır; kemal tahir egosu içerir.
1926'da polatlı'ya bağlı ömerler köyünde doğar. gençliği cephelerde geçen bir çiftçinin oğludur. babası ibrahim onbaşı, suriye cephesinde hayatını kurtaran subayın adını vermiştir oğluna...
1938'de beypazarı ilkokulu'nu bitirdikten sonra; babasının topraklarında yarıcı olarak çalıştığı büyük toprak sahibi emin sazak'a çok yalvarır "ağam ayağını öpeyim beni okut, allah içki içmek dahil günahlarını bağışlasın" diye. ama cevap olumsuz olur. nihayet sınava girerek çifteler köy enstitüsü'ne kaydolur. 1943'te burayı bitirdikten sonra hasanoğlan'a yüksek köy enstitüsüne gider. 1946'da buradan da mezun olduktan sonra cılavuz köy enstitüsü'ne öğretmen olarak gider. yedi ay görev yaptıktan sonra da, köy enstitülerinde göreve başlayan tüm hasanoğlan mezunlarıyla beraber askere alınır, sakıncalı piyade çavuş olarak 2,5 yıl askerlik yapar. dönüşünde de eski görevine dönemez; tokat almus'a gezici başöğretmen olarak atanır. 1952'de ilk kitabı olan bozkırdaki günler yayınlanır.
gazi eğitim enstitüsü'nü bitirdikten sonra müzik öğretmeni olarak turhal'da, amasya ilköğretmen okulu'nda ve ankara bahçelievler ortaokulu'nda görev yaptıktan sonra 1979'da bakan müşaviri olarak emekli olur. bu yıllarda; varlık ve yeni ufuklar gibi dergilerde yayınladığı öykülerin üstüne romanlar yazmaya da başlar. ilk romanı olan sarı traktör'ü ortakçılar, yoz davar, yarbükü gibi, doğup büyüdüğü eskişehir köylerinde geçen ve köylülerin sorunlarına (toprak-su kavgaları, ağa-yarıcı ilişkileri, enstitü mezunu öğretmenlerin yaşadığı sıkıntılar, makinalaşma vs) eğilen romanları; birçok köy enstitülünün eserleri gibi kemal tahir'ce küçümsenir. "köy dediğin dört kerpiç duvar, ne olayı olacak" diyen, on yılda hapiste yattığı köylüleri ömrünün çoğunu onlarla geçirmiş bu genç yazarlardan iyi tanıdığını ifade eden kibirli kemal tahir'in, köylüleri gayet iyi tanıyan orhan kemal'le tartışmasında bulunan diğer üç romancıdan biridir talip apaydın (diğerleri fakir baykurt ve mahmut makal)*. ayrıca toz duman içinde/vatan dediler serisiyle de kurtuluş savaşı'ndaki köylüleri inceler.
birçok arkadaşı gibi ören'deki sunar sitesi'nin sakinlerinden olan talip apaydın; eylül 2014'te ankara'da vefat etti. geride eserleri kalarak...
hamiş: bu girdiyi girerken apaydın'ın otobiyografik metni "akan sulara karşı" ve fakir baykurt'un otobiyografisinin son cildi olan dost yüzleri'ndeki portreden faydalanılmıştır.
*: bu enteresan tartışma "beş romancı tartışıyor" başlığı altında pazar postası dergisinde yayınlanmış, bilahare tam metin 1960'da basılmış. bugüne hiçbir baskısı kalmayan eserden kısa bir part 2015'te t24'te yayınlanmıştır; kemal tahir egosu içerir.
devamını gör...
sözlükten uzaklaşmak isteyen yazarı sözlük kapısında elinde terlikle bekleyen mod
tek nefeste yazdım! yazarlara karşı anaçlık duygusunu bastıramayan tatlı sert moddur. eli maşalı değildir ama 40 numara terliklidir. yine de siz bilirsiniz tabi.
devamını gör...
kobra etkisi
olay hindistan’ın başkenti delhi’de, o bölgenin ingiliz sömürgesi olduğu dönemde geçiyor.ingilizler hindistan'da egemenliği ele geçiriyorlar. ancak çok büyük bir sorunla karşılaşıyorlar. çok fazla kobra yılanı var ve ingiliz askerleri bu konuda nasıl korunacaklarını bilmedikleri için çok kayıp veriyorlar.
ingiliz hükümeti bu soruna nasıl bir çözüm bulabiliriz diye düşünürken akıllarına şöyle bir çözüm geliyor.
her kobra yılanı ölüsü getirene bir sterlin ödül verelim diyorlar.
bu hintliler tarafından inanılmaz ilgi görüyor. hintliler yılanları yakalayıp götürüyor karşılığında bir sterlin alıyorlar. yılanlar gittikçe azalmaya başlıyor. ancak bu noktada ingilizlerden daha dahiyane bir fikir hintlilerin aklına geliyor. biz bundan madem para kazanıyoruz öyleyse çiftlikler kuralım ve kobra yılanı üretimi yapalım . zaman geçiyor ingiliz hükümeti bu durumu fark ediyor, çünkü öde öde bitmiyor..
ve başlattıkları bu kampanyanın artık sona erdiğini duyuruyorlar.
bu defa da hintliler biz bu yılanlardan para kazanıyorduk şimdi çiftliklerde boşuna besliyoruz diyerek yılanları serbest bırakıyorlar...
sonuç olarak çözüme ulaşmadığı gibi iki katına çıkıyor sorun.
ingiliz hükümeti bu soruna nasıl bir çözüm bulabiliriz diye düşünürken akıllarına şöyle bir çözüm geliyor.
her kobra yılanı ölüsü getirene bir sterlin ödül verelim diyorlar.
bu hintliler tarafından inanılmaz ilgi görüyor. hintliler yılanları yakalayıp götürüyor karşılığında bir sterlin alıyorlar. yılanlar gittikçe azalmaya başlıyor. ancak bu noktada ingilizlerden daha dahiyane bir fikir hintlilerin aklına geliyor. biz bundan madem para kazanıyoruz öyleyse çiftlikler kuralım ve kobra yılanı üretimi yapalım . zaman geçiyor ingiliz hükümeti bu durumu fark ediyor, çünkü öde öde bitmiyor..
ve başlattıkları bu kampanyanın artık sona erdiğini duyuruyorlar.
bu defa da hintliler biz bu yılanlardan para kazanıyorduk şimdi çiftliklerde boşuna besliyoruz diyerek yılanları serbest bırakıyorlar...
sonuç olarak çözüme ulaşmadığı gibi iki katına çıkıyor sorun.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yine gelenler olmuş görüyorum
yazıyorlar çiziyorlar okuyorum
maalesef ki biraz işim var şimdi
bir izmirliden kötü dayak yiyorum
yoksa valla inanın yazardım
iş miş demez paso sallardım
okuyamadım bile çoğunu ama
vişne suyu içer tadına doyardım
yazıyorlar çiziyorlar okuyorum
maalesef ki biraz işim var şimdi
bir izmirliden kötü dayak yiyorum
yoksa valla inanın yazardım
iş miş demez paso sallardım
okuyamadım bile çoğunu ama
vişne suyu içer tadına doyardım
devamını gör...
doğum travması
otto rank, freud’un tilmizidir. viktoryen dönem psikanalistleri içinde, üniversitede eğitim almamış olan tek kişidir. freud, otto ile tanıştıktan sonra onu çok sevmiştir. otto rank’ın yoksulluğu, kent kültürüne tam olarak ayak uyduramayışı freud’u etkilemiştir. otto’ya ara ara maddi yardımda bulunmuştur. ancak yıllar içerisinde araları açılmıştır. otto’nun sapıttığını ve psikanalize yüz çevirdiğini düşünmüştür çünkü.
bu “doğum travması” meselesinin binlerce yıllık bir geçmiş vardır aslında. başka bir gün ayrıntılı olarak anlatırız belki.
bu “doğum travması” meselesinin binlerce yıllık bir geçmiş vardır aslında. başka bir gün ayrıntılı olarak anlatırız belki.
devamını gör...
hayat pahalılığını en çok hissettiren ürün
ürünlerin hepsi arkadaş. her ürün alınırken kendini hissettiriyor.
devamını gör...
müptelası olunan kokular
yağmur sonrası toprak kokusu.
devamını gör...
pangolin
bir tür karıncayiyen olan bu hayvan keskin koku yeteneği sayesinde toprak altındaki karınca ve termitleri bularak onlarla beslenir.
devamını gör...
klasik kitap önerileri
-yabancı
#muhteşem gatsby
#amok koşucusu
#oblomov
#küçük kadınlar
...
-türk edebiyatı
#felatun bey ile rakım efendi
#küçük şeyler
#acımak
#toprak ana
...
ilk aklıma gelenler.
#muhteşem gatsby
#amok koşucusu
#oblomov
#küçük kadınlar
...
-türk edebiyatı
#felatun bey ile rakım efendi
#küçük şeyler
#acımak
#toprak ana
...
ilk aklıma gelenler.
devamını gör...
çıplak uyumak
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
devamını gör...
iç çamaşırı satarken sütyeni üstüne giyen pazarcı
pazarlama tekniğidir. bende bile güzel duruyorsa gerisini siz düşünün anlamına gelir.
devamını gör...
aleksandr sergeyeviç puşkin
bugün doğumgünü olan büyük rus yazar ve şair.
"son çiçekler, hep en tatlısıdır,
ovaların süslü goncalarının.
onların da ardından anılar,
hep hüzünlü, ama canlı kalır.
bir acı ayrılığın anısının, bazen,
sevecen bir buluşmanınkinden,
çok daha canlı kalması gibi."
"son çiçekler, hep en tatlısıdır,
ovaların süslü goncalarının.
onların da ardından anılar,
hep hüzünlü, ama canlı kalır.
bir acı ayrılığın anısının, bazen,
sevecen bir buluşmanınkinden,
çok daha canlı kalması gibi."
devamını gör...
erkek yazar seri oylayınca gelinlik modellerine bakan kadın
gencecik, heyecanlı, aradığı kısmeti sözlükte bulacağına dair güçlü bir inancı olan kızceğizdir.
devamını gör...
hesabı erkek mi öder kadın mı öder sorunsalı
ne büyüttünüz şu konuyu ya ne kadar cimri var ülkede.
devamını gör...
rus gelmiş öldürüyormuş
virüs kelimesinin tek hecesini aklında tutan ve neden sokağa çıkılmadığı sorusuna rus gelmiş, öldürüyormuş cevabını veren anadolu insanının masumiyetini ifade eden söz.
devamını gör...
sorunlarla baş etme yöntemleri
genellikle baş edemem ve beynimi milyon kez zorlasam da mantıklı çözümler bulamam o an. bunun yerine sevdiğim insanlarla konuşurum, biraz onlardan tavsiye alırım ve hemen uyurum. hemen.
devamını gör...
normal sözlük beğeni şeması
t: bir beğeninin nelere kadir olabileceğini gösteren yazar beyanı.
neredeyse tüm tanımlara, aralıklı olarak yapılan bir beğeni türü de vardır. bu yazara "o kadar güzel yazmışsın ki; zamana böldüm, fırsat buldukça okuyorum" mesajını verir. adı "seni seçtim pikachu" beğenisidir.
şahsım birkaç gün evvel bunu yapmıştır. merak edin bakalım kim olduğunu. *
neredeyse tüm tanımlara, aralıklı olarak yapılan bir beğeni türü de vardır. bu yazara "o kadar güzel yazmışsın ki; zamana böldüm, fırsat buldukça okuyorum" mesajını verir. adı "seni seçtim pikachu" beğenisidir.
şahsım birkaç gün evvel bunu yapmıştır. merak edin bakalım kim olduğunu. *
devamını gör...

