sinem ataklı'nın 2417 üçlemesinin ilk kitabı olan bilim kurgu ve distopik türündeki romanıdır.

geçmişi bugünden ayıran tek şey, iyi bir gelecek ihtimaliydi. roman 2417 yılının istanbul'unu anlatıyor. yazara göre o tarihteki istanbul, şu ankinden daha da farklı ve ölümsüzlük deneyleri üzerine uğraşan bilim insanları ile doluydu. sistem bu ölümsüzlük deneylerini desteklemek üzere askerler yetiştiriyordu. istanbul'da yaşayan herkes için ölümsüzlük deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. bu en sahte vaatti ve asla gerçekleşmeyecekti. ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirecekti.

proje ekibinden 2100'lü yıllarda bir bilim insanı "şeytanın gözyaşı" adlı güçlü bir madde keşfediyor. bir süre sonra maddenin kontrolü kaybediliyor ve büyük bir patlama sonucunda amerika kıtası ve avrupa'nın büyük bir bölümü yok oluyor. türk ve çinli bilim insanları ortak bir çalışma ile bu maddeyi kontrol altına almayı başarıyor ve bununla yaşlanmayı bir süre durdurabiliyorlar. 2300'lü yıllarda ise güç savaşları içerisinde insanlığın en çok istediği şeyi 'ölümsüzlüğü' bulmak için deneyler yapıyor. bu deneyler için ise zengin ve güç sahibi olanlar destek olup para verirken, zayıf halk bu deneylerin kurbanları olup hayatlarını feda etmek zorunda kalıyor. proje ise tam da bu noktada ortaya çıkıyor işte bu olayları bitirmek için uzun yıllar detaylı ve programlı planlar yapılarak hazırlanan bir baş kaldırış, yok etme projesi.
ervin altan, bu sistemin içinde yetişmiş, kast sisteminin zirvesinde doğmuş ve tüm bunların dehşetini iliklerine kadar hisseden bir karakter. temelleri kanla atılmış bu ülkenin önemli bir pilotu, savaşçısı olarak yaşıyor. aynı zamanda devrim amaçlayan köklü bir proje'ye hizmet ediyor.
hikâyenin ana kahramanı olan, aynı zamanda bahsi geçen ölümsüzlük deneyleri'nin karşıtı olan asker ervin altan'ın ağzından:

"yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. tarih sayfalarına göre hikâyem böyle bitti.
gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün bu hikâyenin başladığı yerdi.
bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı o gün başlattım.
yok ettiklerini sandıkları tüm insanları o gün kurtardım. o gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
bugün o sistemi devirecek olan düşmanım."



kuzey hanlı'nın başından beri serra'nın gerçek kimliğini bildiğini düşünüyorum. hera'ya takıntısı var bu kesin, ama aşk ya da sevgi değil. daha karmaşık bir şey. proje'ye bile bile göz yumduğunu düşünüyorum bazı yerlerde. sırf onu tek ele geçirebilmek için. tabii kuzey'in şefkatli bir yönü de var ama onun tarafından korkunç işkencelere maruz kalacak gibi geliyor ervin. kuzey bunu yapacak, diğer kişilikleri ölsün ve geriye hera kalsın diye.
devamını gör...

nickaltı kelimesinin ayrı yazılmadığını bilmeyen tiptir. *

nickaltı dediğimiz olay yazarın karakteri hakkında değil, yazdıkları, düşündükleri hakkında bilgi verir. *
tanımaktan kasıt nedir bilmiyorum ama illa tanımak gerekiyorsa gider entrylerini okurum, tanırım. bu kadar da basittir.

babayani'nin dediği gibi; nickaltı girsin diye sözlüğe kolu komşu akrabayı mı getireceğiz?
devamını gör...

yaptıkları iyiliklerin farkında olmamaları. yani iyilik yapıyorlar ve bunu iyilik yapmak için yapmıyorlar.

onlar için iyilik olması gereken bir şey. iyilik normali o insanların.
devamını gör...

bir şey yapmadan, sabit duramayan insan davranışıdır. diş fırçalarken aynanın karşısında sabit duruyorsam sanki saatler geçiriyormuşum gibi geliyor orada, illa dikkatimi dağıtacak bir şey olması lazım ya da hareket halinde olmalıyım aksi takdirde dediğim gibi zaman geçmiyor.
devamını gör...

bugün yıldönümü hiçbir insanın cesedi katır sırtında taşınacak hale gelmemeli. battaniyelerin içinde o kadar insanı yan yana dizmişler römorkun içinde üst üste bırakmışlar yazarken kötü oldum.
"oğlumu cesetlerin arasında aradım, en kısa olanını gösterdiler. oğlum uzun boyludur dedim, beni öperken hep eğilirdi” demiş vefat edenlerden birinin annesi. tarifisiz bir acı!
devamını gör...

yeni mi yeni yazarımız. aynı zamanda sözlüğün en küçük yazarlarındann. çok ççoookkk sevimli ve komik birisi.* çok da güzel bir kedisi var.* yazmaya devam ediniz efenim. keyifli sözlükleerr.*
devamını gör...

hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını her hatırlayışımda:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

z kuşağı, toplumun geleceğidir. gazi paşa, "bütün ümidim gençliktedir" demiştir. "gençliğe hitap" etmiştir. z kuşağı içinde çıkıntılık yapanlar olduğu gibi x kuşağını cebinden çıkaracak olanlar da çoktur. olması gereken, z kuşağından çıkıntılık yapanları eğitmek ve ıslah etmektir. z kuşağını toplumdan, okuldan, sözlük'ten, hayattan çıkararak, sosyalleşmelerini engelleyerek varılabilecek bir liman yoktur.

t: asıl yasaklanması gereken, yasakçı zihniyettir. benim de ümidim gençliktedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“ağlama,
ağlamak
biraz öteye kaçmaktır
ağlamak,
hüzünle anlaşmak,
ve kucaklaşmaktır.

ağlamak
sığınmaktır ne olsa,
avuç açmaktır
uzak da olsa, yakın da olsa
biraz onu öteye itmektir
kişinin en kolay mutsuzluğu
ağlamaktır, geçiştirir umutsuzluğu.”

özdemir asaf
devamını gör...

yadsımak, çocukluk dönemlerinde travmatik olaylara maruz kalmış ve bununla baş edebilmenin tek yolunun “yokmuş” , “olmamış” gibi davranmak durumunda kaldığı dönemlerde başlangıç gösterip, bireyin yetişkinlik döneminde de baş edemeyeceğini düşündüğü olaylarlarda bir kaçış mekanizması olarak kullandığı ve ciddi olumsuz sonuçlar verebilecek bir durumdur. çevresi tarafından çoğunlukla algılanmayabilir. var olan durumu önemsemediği ya da “numara” yaptığı oyun oynadığı düşünülebilir. aslında birey bunu yaptığının farkında değildir ve dışardan yapılan hatırlatmalara olumsuz tepkiler verebilir.
devamını gör...

-nasılsın?
+iyiyim, sen nasılsın?
-ben de iyiyim.
devamını gör...

birey, bu zorlu hayat şartlarında, kendini sevip sayıp , değer verip ve sağlığına dikkat ediyorsa ne mutlu ona. göstermelik yaşamamak adına kendi iyiliği için bu önemli.
devamını gör...

tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
(bkz: sabahattin ali) (bkz: kürk mantolu madonna)
devamını gör...

fişne fişne suyu ukdesidir.

hepimizin kalite anlayışı farklı. bir gün seçilenler sana uyar, diğer gün bana. görecelilik, zevk, renk meselesine göre değişkenlik gösterir efendim.
devamını gör...

hokey benzeri bir oyun. hokeyde sürüklediğin topu burada fileli bir sopa ile taşıyorsun.
devamını gör...

"çivi fısıldıyor bana: kalbini del, çıkacak azıcık kan seni ürkütmemeli."
devamını gör...

oysa ki hepimiz çemenlenip, orkidelenip kırlarda elimizde mcdonaldslarla tartinilerle koşacağıydık. akşam vakti olunca ateşin etrafına toplanıp gelin evi izleyecektik. yazıklar olsun şu resimdeki gibi olamadık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

çizgilere basmadan yürümeye çalışmak.. yapınca gülüyorlar
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim