41.
yalnızlık eşittir çoğu zaman huzurdur.
devamını gör...
42.
yalnızlık bir çok insanın kalabalıktan sıyrılma ve kafa dinleme sebebiyle bilinçli olarak yaptıkları ve bazende çok hoş olan birşey iken bunun sebepsizce ve bir anda olanı velhasıl kelam sevdiğim dostum dediklerinin olmaması gibi de acı bir yönü vardır..
devamını gör...
43.
bir buz şarkısı.
devamını gör...
44.
bir sırt çantasına hayatını sığdırmaktır
tren garında ardından el sallayanın olmamasıdır,biletlerini tek kişilik almaktır.
huzurdur,sükunettir,kendin olabilmektir.
tren garında ardından el sallayanın olmamasıdır,biletlerini tek kişilik almaktır.
huzurdur,sükunettir,kendin olabilmektir.
devamını gör...
45.
sol gözünüzü kapatıp sağ gözünüzü açın. beyniniz sağ gözünüzden gelen sinyallere yoğunlaşacağı için sol gözünüzle ilgili hiçbir işlem yapmayacak. işte yalnızlık o sol gözdür.
devamını gör...
46.
h u z u r
devamını gör...
47.
başka bir yalnız ile köprü kurana dek yaşanılan durumdur. yalnızlık mecburiyet değil, tercih olmalıdır yoksa acı verebilme özelliği ile tanışmak an meselesi olabilir.
devamını gör...
48.
insanin kendisiyle başbaşa kalmasıdır. bazen mutluluk bazen hüzün getirir, bazen kalabalıklar içinde bazen kuytu bir köşede. gerçek yalnızlık hesapsızca gelir, hesaplı olanı seni yalnız bırakmalarını istemediklerine sessiz sitemindir.
devamını gör...
49.
yalnız olma durumu.
"en uzak mesafe
ne afrika'dır,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler,
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
en uzak mesafe
iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan..."
fiziksel olarak en yakınınızda bulunan kişi sizi anlamıyorsa, yalnızsınız demektir.
"en uzak mesafe
ne afrika'dır,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler,
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
en uzak mesafe
iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan..."
fiziksel olarak en yakınınızda bulunan kişi sizi anlamıyorsa, yalnızsınız demektir.
devamını gör...
50.
sebepsiz bir yalnızlık çekiyorum.ailem ve arkadaşlarım yanımdalar.arkadaşlarımla sık görüşmesemde varlıklarını hissediyorum ve aralıklı olarak görüşüyoruz.ailem üstüme titriyor benim için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar.sevgilerinden gram şüphem yok ancak içimde bir yalnızlık var.
birileriyle konuşmak dertleşmek istiyorum ama derdim yok.bazı sıkıntılar var ama dert denecek cinsten değil.bilemiyorum bu hissi dindiremiyorum.ne yapılır hiç bilmiyorum.
birileriyle konuşmak dertleşmek istiyorum ama derdim yok.bazı sıkıntılar var ama dert denecek cinsten değil.bilemiyorum bu hissi dindiremiyorum.ne yapılır hiç bilmiyorum.
devamını gör...
51.
yalnızlık güzeldir, tabii bir tercihse.
aksi ise tam tersidir.
aksi ise tam tersidir.
devamını gör...
52.
yalnızlık çaresizliktir. ne çok insanlar vardır yalnız olduğunun farkına varmazlar. çünkü etraflarında yalancı bi kalabalık vardır. o kalabalığın içinde yalnız yaşarlar ve günü gelince yine yalnız ölürler. ömür boyu taşırsınız. bazen artar, bazen azalır ama hiç bir zaman tam olarak geçmez.
devamını gör...
53.
en kötü zamanlarda en iyi arkadaştır
devamını gör...
54.
oldukça çarpıcı bir guy de maupassant öyküsünün adı.
"bana gelince, artık ruhumu kapattım. artık kimseye, neye inandığımı, ne düşündüğümü ve neyi sevdiğimi söylemiyorum. bu korkunç yalnızlığa mahkûm olduğumun bilincinde, herhangi bir fikir ileri süremeden bakıyorum olaylara. fikirler, kavgalar, zevkler, inançlar, hiçbiri umurumda değil! kimseyle bir şey paylaşmadığımdan, her şeye de ilgimi kaybettim. fikirlerimi göstermeden, keşfedilmeden yaşıyorum. günlük konuşmalar için sıradan cümlelerim ve konuşma ıstırabına bile katlanmak istemediğimde "evet" diyen gülüşüm hazır.
beni anlıyorsun ya?"
"bana gelince, artık ruhumu kapattım. artık kimseye, neye inandığımı, ne düşündüğümü ve neyi sevdiğimi söylemiyorum. bu korkunç yalnızlığa mahkûm olduğumun bilincinde, herhangi bir fikir ileri süremeden bakıyorum olaylara. fikirler, kavgalar, zevkler, inançlar, hiçbiri umurumda değil! kimseyle bir şey paylaşmadığımdan, her şeye de ilgimi kaybettim. fikirlerimi göstermeden, keşfedilmeden yaşıyorum. günlük konuşmalar için sıradan cümlelerim ve konuşma ıstırabına bile katlanmak istemediğimde "evet" diyen gülüşüm hazır.
beni anlıyorsun ya?"
devamını gör...
55.
benim için yalnızlık önceden dediğim gibi, öldüğümde kimsesizler mezarlığına gömülecek olmamdır.
devamını gör...
56.
çoğumuzun kabul edemediği bir gerçek.
devamını gör...
57.
mesela iş yerinde mesaiye sen kalırsın, arife günü çalışırsın. evinde seni bekleyen seçilmiş ailen yoktur. yalnızlık; insanlar evlerine gittiğinde iş yerinde nöbete kaldığında daha çok yüze vuruyor sanki.
devamını gör...
58.
uzun zamandır içinden çıkamadığım, artık beni yoran şey. yok, ben öyle etrafında gayet iş bitiren insanlar olduğu halde sevgilisi olmadığı için yalnızlık edebiyatı yapanlardan değilim. gerçekten yalnızlar anlar bunu.
hayatım boyunca çok sosyal biri oldum lakin bugün geldiğimiz noktada, inanılmaz bir yalnızlığın içine düşmüş vaziyetteyim. üniversite bittikten sonra hangi kapıyı çaldıysam bir nevi yüzüme kapandı. iş bulamadım ve sosyal çevremden yavaş yavaş koptum. her şeyin ilacı olan zaman, beni zehirledi. ilk zamanlardaki boşluk hissi, yerini depresyona bıraktı. depresyon, bende kendi kabuğuma çekilmek olarak tezahür ediyor.
hayatımın belirli dönemlerinde, özellikle babamın hastalandığı süreçte yine benzer şeyler yaşamıştım ancak hayatta bir amacımın olması, beni tekrar kendime getiriyordu. son kabuğuma çekilişim çevreme yıkım getirdi. resmen "kendine yazık ediyorsun, neden aramıyorsun, telefonlarımızı açmıyorsun" cümleleri arasında kayboldum. moral vermek isteyenlere de kapattım kapılarımı. ilacım kendimde dedim, çözerim dedim. ben hep kendi bacağımı kendim kesmiştim; "kimseye ihtiyacım yok" demiştim. ne büyüklenmişim öyle, ne kibir doluymuşum. ben ki yalnızlığı çok sever, her işi kendim yapardım. yalnız sinemaya gider, yalnız yemek yer, kitap okur, hayal kurardım.
ailevi sorunlarım aşılamaz noktaya geldi. babasızlık benim hayatıma ağır bir darbe vurdu. çünkü benim babam, hayatta bana her zaman yardımcı olmuş tek insandı. sorunlu bir ailem vardı ve reis gittikten sonra tüm yük bana kaldı. ne zormuş baba olmak, ne zormuş seni dinlemeyenleri yönetmeye çalışmak. her kafadan bir sesin çıktığı bir kaos ortamında, kalp kırmanın vicdani yükleriyle yüzleşmek ne zormuş. bugün hayatım öyle bir noktaya geldi ki beni bu kıskaçtan kurtaracak birilerini arıyorum adeta. rest çekip gidecek olsam, aylardır arayıp sormadığım dostlarımın kapısına gidecek yüzü bulamıyorum.
uyumamamak değil de uyuyamamak çok kötü bir şeydir. ben 4 senedir adam gibi uyuyamıyorum. bugün kaygılarım azalmadı, aksine arttı. üç sene önce "ya şunlar olursa nolur" diye düşünmekten uyuyamadığım ne varsa hepsi oldu. şimdi, ileride olabileceklere olan kaygımdan uyuyamıyorum. onlar da olacak gibime geliyor çünkü hayat bu, okumayı bilirseniz size yolu da yordamı da gösterir.
hayattaki en değerli şeyim, çalışma azmimi kaybettim. ortamların en zeki çocuğu, en fişek adamının bugün düştüğü duruma üzülüyorum. kendimi uzaktan seyrediyorum ve "bu adama bakıp içilir kardeşim" diyorum. bir kere şuradan uzaklaşıp, içip kafamı dinlesem motivasyonumu biraz olsun toparlayacakmışım gibi geliyor. tabii içmeye bile param yok. artık yanına sokulup "baba bana bir yüz lira ateşlesene" diyecek kimsenizin olmaması çok kötü bir şey. şimdi babadan kalan parayla evi ben geçindiriyorum ve kendime ayda 4 5 paket sigara alacak paradan başka bir şey ayıramıyorum.
koskoca bandini, arturo dominic bandini, öyle bir hale geldi ki büsbütün yaşamın kendisine kırgın. bir insan nasıl harcanabilir, göz göre göre nasıl yolunu kaybedebilir, nasıl boktan bir hayatın hikayesini yazabilir etine kemiğine bürünmüş haldeyim. bu entryi okuyan olursa; ben ki hiç tanımadığım insanların yazdıklarıma, konuştuklarıma hayranlık belirtip davetler ettiği insandım. ben ki birilerinin nüfuz sahibi olmak için yanında görmek istediği bir insandım. ben, öyle bir düşüşün her aşamasına şahit oldum ki hayatta hiçbir şeyin garantisi olmadığını size garani edebilirim.
ne varsa elinizde sizi mutlu eden, hayatınızı kolaylaştırmak için, sizin için çabalayan kim varsa adamakıllı değerini bilin. sadece sevginin, kan bağının, bilmem ne zaman içilmiş kahvenin, temelinde mecburiyet olmuş ilişkilerin arkasına sığınıp da yanınızda olanların, işler zorlaştığında uzaklaşacaklarını, uzaklaşmasalar da sadece derdinizi dinleyip geçeceklerini iyi bilin. ben kimsenin uzaklaşmasını beklemedim, kendim uzaklaştım. ancak insan bir zaman geçtiğinde daha iyi anlıyor neyin ne olduğunu.
önceleri az çok bahanelerin arkasına sığınıyor, her türlü rezilliğin, kepazeliğin bir özrünü icat edebiliyorduk. ne zaman ki yaşam iyi kötü hayatta kalabilmek için bizden neler alabileceğini ortaya koyduğunda daha iyi anlıyor insan; bir yaşamın özetini çıkarıyor, ayakları yere sağlam basıyor. bugünlerin kırgınlığı, kızgınlığı, elimizden kayıp giden gençliğin bir daha geri gelmeyeceğinin bilinci yıkımı daha da artırıyor. çözüm yok, çözüm ararsak yolumuz stefan zweig'e çıkar, aşık imami'ye çıkar.
yaşıyoruz bir şekilde ama kızgınız. celine'in dediği gibi şiirimizi tüketiyoruz, sıfıra sıfır elde var sıfır, işte yaşam!
hayatım boyunca çok sosyal biri oldum lakin bugün geldiğimiz noktada, inanılmaz bir yalnızlığın içine düşmüş vaziyetteyim. üniversite bittikten sonra hangi kapıyı çaldıysam bir nevi yüzüme kapandı. iş bulamadım ve sosyal çevremden yavaş yavaş koptum. her şeyin ilacı olan zaman, beni zehirledi. ilk zamanlardaki boşluk hissi, yerini depresyona bıraktı. depresyon, bende kendi kabuğuma çekilmek olarak tezahür ediyor.
hayatımın belirli dönemlerinde, özellikle babamın hastalandığı süreçte yine benzer şeyler yaşamıştım ancak hayatta bir amacımın olması, beni tekrar kendime getiriyordu. son kabuğuma çekilişim çevreme yıkım getirdi. resmen "kendine yazık ediyorsun, neden aramıyorsun, telefonlarımızı açmıyorsun" cümleleri arasında kayboldum. moral vermek isteyenlere de kapattım kapılarımı. ilacım kendimde dedim, çözerim dedim. ben hep kendi bacağımı kendim kesmiştim; "kimseye ihtiyacım yok" demiştim. ne büyüklenmişim öyle, ne kibir doluymuşum. ben ki yalnızlığı çok sever, her işi kendim yapardım. yalnız sinemaya gider, yalnız yemek yer, kitap okur, hayal kurardım.
ailevi sorunlarım aşılamaz noktaya geldi. babasızlık benim hayatıma ağır bir darbe vurdu. çünkü benim babam, hayatta bana her zaman yardımcı olmuş tek insandı. sorunlu bir ailem vardı ve reis gittikten sonra tüm yük bana kaldı. ne zormuş baba olmak, ne zormuş seni dinlemeyenleri yönetmeye çalışmak. her kafadan bir sesin çıktığı bir kaos ortamında, kalp kırmanın vicdani yükleriyle yüzleşmek ne zormuş. bugün hayatım öyle bir noktaya geldi ki beni bu kıskaçtan kurtaracak birilerini arıyorum adeta. rest çekip gidecek olsam, aylardır arayıp sormadığım dostlarımın kapısına gidecek yüzü bulamıyorum.
uyumamamak değil de uyuyamamak çok kötü bir şeydir. ben 4 senedir adam gibi uyuyamıyorum. bugün kaygılarım azalmadı, aksine arttı. üç sene önce "ya şunlar olursa nolur" diye düşünmekten uyuyamadığım ne varsa hepsi oldu. şimdi, ileride olabileceklere olan kaygımdan uyuyamıyorum. onlar da olacak gibime geliyor çünkü hayat bu, okumayı bilirseniz size yolu da yordamı da gösterir.
hayattaki en değerli şeyim, çalışma azmimi kaybettim. ortamların en zeki çocuğu, en fişek adamının bugün düştüğü duruma üzülüyorum. kendimi uzaktan seyrediyorum ve "bu adama bakıp içilir kardeşim" diyorum. bir kere şuradan uzaklaşıp, içip kafamı dinlesem motivasyonumu biraz olsun toparlayacakmışım gibi geliyor. tabii içmeye bile param yok. artık yanına sokulup "baba bana bir yüz lira ateşlesene" diyecek kimsenizin olmaması çok kötü bir şey. şimdi babadan kalan parayla evi ben geçindiriyorum ve kendime ayda 4 5 paket sigara alacak paradan başka bir şey ayıramıyorum.
koskoca bandini, arturo dominic bandini, öyle bir hale geldi ki büsbütün yaşamın kendisine kırgın. bir insan nasıl harcanabilir, göz göre göre nasıl yolunu kaybedebilir, nasıl boktan bir hayatın hikayesini yazabilir etine kemiğine bürünmüş haldeyim. bu entryi okuyan olursa; ben ki hiç tanımadığım insanların yazdıklarıma, konuştuklarıma hayranlık belirtip davetler ettiği insandım. ben ki birilerinin nüfuz sahibi olmak için yanında görmek istediği bir insandım. ben, öyle bir düşüşün her aşamasına şahit oldum ki hayatta hiçbir şeyin garantisi olmadığını size garani edebilirim.
ne varsa elinizde sizi mutlu eden, hayatınızı kolaylaştırmak için, sizin için çabalayan kim varsa adamakıllı değerini bilin. sadece sevginin, kan bağının, bilmem ne zaman içilmiş kahvenin, temelinde mecburiyet olmuş ilişkilerin arkasına sığınıp da yanınızda olanların, işler zorlaştığında uzaklaşacaklarını, uzaklaşmasalar da sadece derdinizi dinleyip geçeceklerini iyi bilin. ben kimsenin uzaklaşmasını beklemedim, kendim uzaklaştım. ancak insan bir zaman geçtiğinde daha iyi anlıyor neyin ne olduğunu.
önceleri az çok bahanelerin arkasına sığınıyor, her türlü rezilliğin, kepazeliğin bir özrünü icat edebiliyorduk. ne zaman ki yaşam iyi kötü hayatta kalabilmek için bizden neler alabileceğini ortaya koyduğunda daha iyi anlıyor insan; bir yaşamın özetini çıkarıyor, ayakları yere sağlam basıyor. bugünlerin kırgınlığı, kızgınlığı, elimizden kayıp giden gençliğin bir daha geri gelmeyeceğinin bilinci yıkımı daha da artırıyor. çözüm yok, çözüm ararsak yolumuz stefan zweig'e çıkar, aşık imami'ye çıkar.
yaşıyoruz bir şekilde ama kızgınız. celine'in dediği gibi şiirimizi tüketiyoruz, sıfıra sıfır elde var sıfır, işte yaşam!
devamını gör...
59.
devamını gör...
60.
çocukluktan beri yalnız kalmak kafa dinlemek isterdim. sonra bir yalnız kaldım hemde gurbette. zorunlu yalnızlığı yaşayınca anladım ki yalnızlık cidden kötü birşey. depresyona açılan kapılardan biri. şimdi yalnızlık isteyenlere gülümsüyorum aynı ölmeyi isteyenlere gülümsedigim gibi.
devamını gör...