121.
sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.

sana gül bahçesi vadetmedim
- joanne greenberg
devamını gör...
122.
sürekli bir özgürleşmeden bahsediliyor ama bağları koparmadan bunun nasıl yapılacağını kimse konuşmuyor. ikili ilişkilerde artık kimse fedakarlık yapan taraf olmak istemiyor. küçük çatışmalar kolayca karşılıklı restleşmelere dönebiliyor. günümüz aşkları çok buyurgan ve talepkar. talep etmek, sahip olmak, yönetmek ve elde tutmak istiyor.
kemal sayar
devamını gör...
123.
+neden hep karalar giyersiniz siz?
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
devamını gör...
124.
sabahatin ali şöyle diyor; “şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz.”
devamını gör...
125.
“insanın sevdiği bir ev olunca, kendisine mahsus bir hayatı da olur.”

“acaba, hep alışkanlık mı ? hep yanımızdakileri mi seviyoruz ?”

ahmet hamdi tanpınar - huzur
devamını gör...
126.
+neden hep karalar giyersiniz siz?
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
devamını gör...
127.
whoever fights with monsters should see to it that he does not become a monster in the process. and when you gaze long into an abyss the abyss also gazes into you.''

(canavarlarla savaşan kişi, kendi de canavar olmamaya bakmalıdır. ve uzun süre uçuruma bakarsan uçurum da sana bakar.)

(bkz: nietzsche) - iyinin ve kötünün ötesinde
devamını gör...
128.
"bilmediğin şey yok, her şeyi sen biliyorsun.
herkes kendini bir bok, sen iki bok sanıyorsun.
"

aziz nesin
devamını gör...
129.
belki biz, seninle ben, kafamızdaki hürriyetle bir yerlere gidebilirdik.
tutunamayanlar - oğuz atay
devamını gör...
130.
'insanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.'
george orwell- 1984
devamını gör...
131.
sahtekârı aptal desteklediğinde, dürüst insana kollarını kavuşturmaktan başka yapacak bir şey kalmaz.

samuel beckett
devamını gör...
132.
"... dünyada gafil bir insan, kendisini bedeninden ibaret zanneder. dahası, bedeni sevk ve idare eden hakim ve bedene merbut fakat başka mahiyette bir kuvvetin mevcut bulunduğunu ve o kuvvetin kendisi olduğunu aklına bile getirmez. bu kanaat, onun için ne kadar doğal ise, teşevvüş halinde bulunan bir spatyom sakini için de aynı şekilde, yarattığı bedenine kendisini bağlı hissetmesi ve onun hakimiyeti altında bulunduğuna inanması o kadar doğaldır."

bedri ruhselman

/beni gece gece düşünmeye sevk eden bir alıntı oldu. sizi de düşündürsün...
devamını gör...
133.
pazar ayininin sonunda rahip haftalık vaazını şöyle bitirdi:
"demek ki, tanrı adına ne yapmamız lazım? düşmanlarımızı affetmemiz lazım. şimdi, bu sohbetimizden sonra, aranızdan kaçı düşmanlarını affetti?”
cemaatin yarıdan fazlası elini kaldırdı.
rahip sorusunu yineledi...
bu kez hepsinin elleri havadaydı, önlerindeki yaşlı teyze hariç.
rahip sordu:
"bayan neely? hayırdır? düşmanlarınızı affetmek size bu kadar mı zor geliyor?”
"düşmanım yok ki!” dedi bayan neely, o titrek ve son derece şeker haliyle...
cemaatten uğultular, şaşkınlık nidaları yükseldi, rahip devam etti.
"oooo! bu gerçekten inanılmaz güzel bir şey! kaç yaşındasınız bayan neely?”
“108!”
cemaat ayağa kalkıp gözyaşları içinde alkışlamaya başladı.
"bayan neely, lütfen, şöyle yanıma gelir misiniz? yavaş yavaş. aman dikkat... hah! tamammmmm. lütfen buradan cemaatimize bu işin sırrını söyler misiniz? nasıl oluyor da insanın 108 yıl gibi uzun bir ömür zarfında hiç düşmanı olmuyor?..”
yaşlı kadın, küçük ve titrek adımlarla rahibe sırtını dönüp, cemaate baktı...
"hepsi öldü şerefsizlerin..."
devamını gör...
134.

insanın kendi kabuğundan çıkabilmesi mümkün olsaydı eğer bunu tam o sırada yapardım, bir daha geri dönmemecesine. beni onun içinde tutan bir şey kalmamıştı.

gecenin sonuna yolculuk - louis ferdinand celine
devamını gör...
135.
+hani hayallerimizin peşine düşecektik?
-o eskidendi. artık büyük beklentilerim yok. yalnızca dünyayı susturup biraz kitap okumak istiyorum..o kadar.
devamını gör...
136.
-"ne alırdınız?"

-"biraz yalnızlık ve birazda sessizlik alayım. getirirken dökmeyin, mutsuzluğum eksilir" diyorum içimden.

-"sade bir kahve lütfen!"
devamını gör...
137.
"hadi anlat deseler anlatamam
bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi..."

(bkz: edip cansever)
devamını gör...
138.
gece gündüzü yakalayamazdı, insan da çoğu kez yaşamı..
devamını gör...
139.
"saatler boyunca başka saatleri bekleriz. "

(bkz: emil michel cioran)
devamını gör...
140.
(bkz: unutulmaya yüz tutmuş oyunlarımız)dan biriydi. yemekte tavuk olunca v şeklinde ki kemiği bulup karşılıklı çekerdik. çekerken yanlış hatırlamıyorsam;
-ladesin lades olsun mu?
-olsun!
-almayan gavur olsun mu?
-olsun !
tarzında bir konuşma yapar bir ödül koyardık ortaya, o andan itibaren amaç rakibin sizin elinizden bir şey almasını sağlamak.
aklımda diyerek alırsa sorun yok. ama aklımda demeden alırsa iddiayı kaybederdi.
biz böyle küçük oyunlardan bile mutlu olmasını bilen bir nesildik.

lades kemiği

gizli dileklerde bulunan iki kişi bir tavuğun kurumuş, v şeklindeki köprücük kemiğinin iki ucundan kuvvetle çeker. daha büyük parçayı kıranın dileği gerçek olur. hikayenin çıkış noktası:
şehir uygarlığı mö. 6. yüzyılda en yüksek noktasına ulaşmış i oldukça kültürlü olan etruryalılar , tavuk ve horozun kahin olduğuna inanırlardı.tavuk cıyaklayarak yumurtlayacağını söylüyordu; horoz da yeni günün doğuşunu haber veriyordu.
yere çizilen bir daire her biri etrurya alfabesini temsil etmek üzere yaklaşık 20 parçaya bölünürdü. her bir kısma mısır taneleri konur; dairenin orasındaki tavuğun mısırları yeme sırasına göre papazlar öngörülerde bulunurdu. modern ruh çağırma seansı gibi.
kutsal bir tavuk öldüğünde ;köprücük kemiği , güneşte kurumaya bırakılırdı. kahinin gücünden yararlanmak isteyen bir etruryalı'nın yapması gereken tek şey , bu kemiği alıp vurması ve dilekte bulunmasıydı; böylece kemiğin adı ' lades kemiği' oldu.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir alıntı bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim