101.
"kalbin kör olursa hiçbir şey göremezsin. kötülük yaptığını da göremezsin."
devamını gör...
102.
çevresine bakındı. yoktu. oturma odasını da aradı.
orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken , bir sigara küllüğü yoktu. kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu...
(bkz: aylak adam)
orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken , bir sigara küllüğü yoktu. kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu...
(bkz: aylak adam)
devamını gör...
103.
bi orman doğrulttum bu belimden,
şehirler büküldü.. kağıda çekti evren tasavvuru...
can b.
şehirler büküldü.. kağıda çekti evren tasavvuru...
can b.
devamını gör...
104.
'siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.'
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.'
devamını gör...
105.
‘güzel günler göreceğiz çocuklar
motorları maviliklere süreceğiz
çocuklar inanın inanın çocuklar
güzel günler göreceğiz güneşli günler’
motorları maviliklere süreceğiz
çocuklar inanın inanın çocuklar
güzel günler göreceğiz güneşli günler’
devamını gör...
106.
biliyor musun sebastian, bazen tanrıyı hiç anlamıyorum.
- tanrı mı efendim? hangi tanrı?
- o ne demek öyle sebastian? kaç tane tanrı var ki?
- bilmiyorum efendim. sizce kaç tane var?
- elbette bir tane var sebastian. o da bildiğimiz tanrı. hani şu adaleti sağlayan.
- adalet mi efendim? hangi adalet?
- yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette sebastian.
- efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- saçmalama sebastian. elbette yeryüzünde adalet var.
- bence yok efendim.
- neden böyle düşünüyorsun sebastian?
- çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- saçmalama sebastian! o fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- o zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- neden böyle söyledin sebastian?
- çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- seni anlamıyorum sebastian. ne söylemeye çalışıyorsun?
- sadece gerçekleri efendim.
- sen delirmişsin olmalısın sebastian. tanrı sana akıl versin.
- hangi tanrı efendim? adalet dağıtan mı? yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- ne saçmalıyorsun sen? sadece bir tane tanrı var. tanımıyor musun onu?
- ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. zaten fazla bir tanıdığım da yok. yan köşkün uşağı olan meslektaşım filip, bizim köyün nalburu moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. ama hiç tanrı tanımıyorum. siz tanıyor musunuz?
- ?..
pis moruğun notları-charles bukowski
- tanrı mı efendim? hangi tanrı?
- o ne demek öyle sebastian? kaç tane tanrı var ki?
- bilmiyorum efendim. sizce kaç tane var?
- elbette bir tane var sebastian. o da bildiğimiz tanrı. hani şu adaleti sağlayan.
- adalet mi efendim? hangi adalet?
- yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette sebastian.
- efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum.
- saçmalama sebastian. elbette yeryüzünde adalet var.
- bence yok efendim.
- neden böyle düşünüyorsun sebastian?
- çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü.
- saçmalama sebastian! o fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi.
- o zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim.
- neden böyle söyledin sebastian?
- çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim.
- seni anlamıyorum sebastian. ne söylemeye çalışıyorsun?
- sadece gerçekleri efendim.
- sen delirmişsin olmalısın sebastian. tanrı sana akıl versin.
- hangi tanrı efendim? adalet dağıtan mı? yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı?
- ne saçmalıyorsun sen? sadece bir tane tanrı var. tanımıyor musun onu?
- ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. zaten fazla bir tanıdığım da yok. yan köşkün uşağı olan meslektaşım filip, bizim köyün nalburu moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. ama hiç tanrı tanımıyorum. siz tanıyor musunuz?
- ?..
pis moruğun notları-charles bukowski
devamını gör...
107.
karl max, eşine yazdığı mektubu şöyle sonlandırıyor: "dünyada çok kadın var. kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hayatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim."
devamını gör...
108.
109.
üst kata taşınan iki öğrenciden tedirgindi adam. daha sonra oğlanlardan biri kayboldu, onun yerine eve bir kızın yerleştiği gözümlendi.
- olmaz ki!
dedi adam.
- ne olmaz ki?
dedi karısı.
- oğlanlardan biri kayboldu, eve bir kız geldi, yerleşti.
- sana ne?
- olur mu canım? genelev mi burası?
- özel ev! herkesin özel evi, sana ne üst kattakilerden?
- durumu polise bildirmek lazım.
- niçin?
- söyledi ya başbakan; kız erkek birlikte oturamaz, dedi. öyle komşularınız varsa, hemen polise ihbar edin, dedi. ben derhal karakola gidiyorum.
diyerek ayaklandı adam.
- bırak allahaşkına, ne işin var karakolda! üst kattakilerin bize bir rahatsızlık verdiği yok.
dedi karısı.
- hayır hayır, onların birlikte oturduğu ortaya çıkar, biz ihbar etmediğimiz için suçlu duruma düşeriz!
diyerek çıktı evden adam. karakola gidip durumu bildirdi, adres verdi.
talimatlı polis dayandı üst katta oturan oğlanın kapısına. oğlan kapıyı aralarken daldılar içeri. kız masada oturmuş ders çalışıyordu.
- bu evin kiracısı sen misin?
diye sordu polis.
- evet.
dedi oğlan.
bu kız kim?
diye sordu polis.
- canan.
diye yanıtladı oğlan.
- birlikte mi oturuyorsunuz?
- evet.
diye yanıtladı canan.
- oturamazsınız.
deyince polis;
biz evliyiz memur bey.
dedi oğlan. polis duraladı, sonra:
- evlilik cüzdanı görebilir miyim?
dedi.
- cüzdan yok memur bey. biz imam nikahlıyız!
dedi canan gülümseyerek.
polisler özür dileyip gittiler. giderken alt katın kapısını çalıp, muhbir vatandaşa, dini bütün insanları rahatsız ettiği için fırça çekmeyi de ihmal etmediler.
ferhan şensoy
- olmaz ki!
dedi adam.
- ne olmaz ki?
dedi karısı.
- oğlanlardan biri kayboldu, eve bir kız geldi, yerleşti.
- sana ne?
- olur mu canım? genelev mi burası?
- özel ev! herkesin özel evi, sana ne üst kattakilerden?
- durumu polise bildirmek lazım.
- niçin?
- söyledi ya başbakan; kız erkek birlikte oturamaz, dedi. öyle komşularınız varsa, hemen polise ihbar edin, dedi. ben derhal karakola gidiyorum.
diyerek ayaklandı adam.
- bırak allahaşkına, ne işin var karakolda! üst kattakilerin bize bir rahatsızlık verdiği yok.
dedi karısı.
- hayır hayır, onların birlikte oturduğu ortaya çıkar, biz ihbar etmediğimiz için suçlu duruma düşeriz!
diyerek çıktı evden adam. karakola gidip durumu bildirdi, adres verdi.
talimatlı polis dayandı üst katta oturan oğlanın kapısına. oğlan kapıyı aralarken daldılar içeri. kız masada oturmuş ders çalışıyordu.
- bu evin kiracısı sen misin?
diye sordu polis.
- evet.
dedi oğlan.
bu kız kim?
diye sordu polis.
- canan.
diye yanıtladı oğlan.
- birlikte mi oturuyorsunuz?
- evet.
diye yanıtladı canan.
- oturamazsınız.
deyince polis;
biz evliyiz memur bey.
dedi oğlan. polis duraladı, sonra:
- evlilik cüzdanı görebilir miyim?
dedi.
- cüzdan yok memur bey. biz imam nikahlıyız!
dedi canan gülümseyerek.
polisler özür dileyip gittiler. giderken alt katın kapısını çalıp, muhbir vatandaşa, dini bütün insanları rahatsız ettiği için fırça çekmeyi de ihmal etmediler.
ferhan şensoy
devamını gör...
110.
"birinin bana sabahları ne giyeceğimi söylemesini istiyorum. ne yiyeceğimi, neyi seveceğimi, neyden nefret edeceğimi, neye kızacağımı, neyi dinleyeceğimi, hangi müzik grubunu seveceğimi, ne biletleri alacağımı, neyin şakasını yapıp neyinkini yapamayacağımı...
birinin bana neye inanacağımı, kime oy vereceğimi, kime aşık olacağımı ve bunu onlara nasıl söyleyeceğimi söylemesini istiyorum.
sadece birinin bana hayatımı nasıl yaşayacağımı söylemesini istiyorum peder. çünkü bugüne kadar ben hayatı yanlış yaşadım. ve biliyorum ki insanlar kendi hayatlarının içinde sevilmek istiyorlar. çünkü sen onlara nasıl yapacaklarını söylüyorsun. onlara ne yapacağını söylüyorsun. ve sonunda neyle karşılaşacaklarını da. ve her ne kadar senin inandığın saçmalığa inanmasam da ve bilimsel olarak yaptıklarım hiçbir şey fark ettirmese de, hala korkuyorum, neden hala korkuyorum. bana ne yapacağımı söyle, lütfen bana ne yapacağımı söyle peder."
fleabag
devamını gör...
111.
sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmanda yardımcı olabilirim. sana sunduğum tek gerçeklik savaşım.
sana gül bahçesi vadetmedim
- joanne greenberg
sana gül bahçesi vadetmedim
- joanne greenberg
devamını gör...
112.
sürekli bir özgürleşmeden bahsediliyor ama bağları koparmadan bunun nasıl yapılacağını kimse konuşmuyor. ikili ilişkilerde artık kimse fedakarlık yapan taraf olmak istemiyor. küçük çatışmalar kolayca karşılıklı restleşmelere dönebiliyor. günümüz aşkları çok buyurgan ve talepkar. talep etmek, sahip olmak, yönetmek ve elde tutmak istiyor.
kemal sayar
kemal sayar
devamını gör...
113.
+neden hep karalar giyersiniz siz?
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
devamını gör...
114.
“insanın sevdiği bir ev olunca, kendisine mahsus bir hayatı da olur.”
“acaba, hep alışkanlık mı ? hep yanımızdakileri mi seviyoruz ?”
ahmet hamdi tanpınar - huzur
“acaba, hep alışkanlık mı ? hep yanımızdakileri mi seviyoruz ?”
ahmet hamdi tanpınar - huzur
devamını gör...
115.
+neden hep karalar giyersiniz siz?
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
-hayatımın yasını tutuyorum. mutsuzum.
devamını gör...
116.
"bilmediğin şey yok, her şeyi sen biliyorsun.
herkes kendini bir bok, sen iki bok sanıyorsun."
aziz nesin
herkes kendini bir bok, sen iki bok sanıyorsun."
aziz nesin
devamını gör...
117.
belki biz, seninle ben, kafamızdaki hürriyetle bir yerlere gidebilirdik.
tutunamayanlar - oğuz atay
tutunamayanlar - oğuz atay
devamını gör...
118.
'insanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.'
george orwell- 1984
george orwell- 1984
devamını gör...
119.
sahtekârı aptal desteklediğinde, dürüst insana kollarını kavuşturmaktan başka yapacak bir şey kalmaz.
samuel beckett
samuel beckett
devamını gör...
120.
"... dünyada gafil bir insan, kendisini bedeninden ibaret zanneder. dahası, bedeni sevk ve idare eden hakim ve bedene merbut fakat başka mahiyette bir kuvvetin mevcut bulunduğunu ve o kuvvetin kendisi olduğunu aklına bile getirmez. bu kanaat, onun için ne kadar doğal ise, teşevvüş halinde bulunan bir spatyom sakini için de aynı şekilde, yarattığı bedenine kendisini bağlı hissetmesi ve onun hakimiyeti altında bulunduğuna inanması o kadar doğaldır."
bedri ruhselman
/beni gece gece düşünmeye sevk eden bir alıntı oldu. sizi de düşündürsün...
bedri ruhselman
/beni gece gece düşünmeye sevk eden bir alıntı oldu. sizi de düşündürsün...
devamını gör...
