521.
522.
ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. bu nefret falan değil...insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile...sadece bir yalnızlık ihtiyacı."
devamını gör...
523.
şimdi bir mağara bul kendine. şimdi kendine üç yüz yıllık bir uyku bul. besili bir buzağı bul ve kurban et. ortasından yürüyerek geçebileceğin bir deniz. göğe tırmanacak bir çarmıh. karnına gizlenebileceğin bir balık. sığınacak bir gemi.
devamını gör...
524.
insan asla karşısındaki için eğilmemeli ne olursa olsun. insan asla karşı tarafa taviz vermemeli. her verdiğin taviz karşısındaki için bir fırsattır.
devamını gör...
525.
insanlar kandırılmak istiyor. gerçeklikten, yaşamaktan korkuyorlar çünkü. bu yüzden hep televizyon izleyip fal baktırıyorlar. onlara yalan söylerseniz sizi severler, en çok sizi severler. gerçekleri hatırlatırsanız sizden uzaklaşırlar, bazen nefret bile ederler.
-charles bukowski
-charles bukowski
devamını gör...
526.
körler memleketinde görmek bir hastalık sayılır.
devamını gör...
527.
ruhunu yüzüne giyecek kadar cesur musun?
devamını gör...
528.
insanlar her zaman merak eder. bu merak karşı tarafın hayal ettikleri insan olmadığını anladıkları vakit sona erer.
devamını gör...
529.
bu dünya penceredir her gelen baktı geçti…
devamını gör...
530.
sana geldim . gelmeyecektim .yolda gelmemen için elli tane sebep saydım , ama sebepleri saydıkça fark ettim ne kadar çok gelmek istediğimi.
devamını gör...
531.
devamını gör...
532.
iki satır sözcük bir yudum kahve tonlarca tel beyaz saç, yıldızlar küsmüş ay ise yerini değiştirmiş, göz hizamdan az öte gitmiş, küstüm çiçeğinin mutluluğu yansımış dere kenarı su birikintisine, yaprağını sevince mutlu olmuş çiçek, içinde barındırmayan nefret tohumları.
devamını gör...
533.
güzel bi yere gidersin o da yanında olsun istersin, kendini güzel hissedersin keşke o da görseydi dersin, sevdiğin bir şey dinlersin ona da atmak istersin, iyi yemek pişirirsin o da tatsın istersin. sevmek budur, zamanın arta kalanında anımsamak değil.
devamını gör...
534.
"beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup adına aşk diyorsunuz." - william shakespeare
devamını gör...
535.
ah, uzaktan nazik görünen aşk
nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!
romeo ve juliet
william shakespeare
nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!
romeo ve juliet
william shakespeare
devamını gör...
536.
iyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. çünkü kadınlar, kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir." victor hugo
devamını gör...
537.
"hiçbir yere ait olmayanları iyi tanırım. her yere aitmiş gibi davranırlar."
kinyas ve kayra
kinyas ve kayra
devamını gör...
538.
539.
ben seni sevdiğim kadar duvarı sevseydim şimdiye çiçek açardı .sen bir yaprak bile vermedin. canın sağ olsun.
devamını gör...
540.
köpekler nasıl uyutulur?
bir barınak yöneticisinden sahipsiz köpeklerin nasıl uyutulduğu hakkında bir yazı...
''ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız.
öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar… hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.
az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya… büyüyüp de artık ‘küçük şirin köpek yavrusu’ olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu… peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin yüzde 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın… ister sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun… barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler.
en çok duyduğum bahane; ‘taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil.’ öyle mi gerçekten? ya da ‘büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu!’ bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? ‘ona fazla zaman ayıramıyoruz…’ öyle mi? ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu…
‘bahçeyi birbirine katıyor!..’ onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; ‘biz ona yeni bir yuva bulmak için uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek…’
hayır… büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak!..
bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?
anlatayım size isterseniz… siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa, ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.
köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terk eden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.
eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii.
eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten… bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar... ne kadar “şirin”, “akıllı” ya da “iyi huylu” olurlarsa olsunlar, fark etmez!..
eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılmadıysa, yeni geleceklere yer açmak için imha edilir.
eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi bir süre daha ertelenir.
çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.
köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.
size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?
önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o “oda”nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek…”
daha fazlasını yazmaya yüreğim el vermiyor.
değerli okurum,
ülkemizde çok daha iyi koşullara sahip barınaklar da var. ancak bunların sayıları yetersiz.
eğer küçük çocuğunuz varsa, bırakın “petshop”lara para kazandırmayı, hemen koşun bir barınağa… oradaki canlardan birini sahiplenerek hem onun canını kurtarın, hem de çocuğunuzun vicdanlı ve sevgi dolu bir birey olarak büyümesini sağlayacak sadık yoldaşını evinize götürün.
inanın yuvanızın mutluluğu eskiye oranla çok artacak.
biz çocuklarımızı böyle büyüttük ve hiç pişman olmadık.”
bir barınak yöneticisinden sahipsiz köpeklerin nasıl uyutulduğu hakkında bir yazı...
''ben bir barınak yöneticisiyim. sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum. umarım bu sesi duyarsınız.
öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar… hepiniz bir tek gün olsun bir barınakta çalışmalısınız. belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.
az önce sattığınız şu küçük şirin köpek yavrusu var ya… büyüyüp de artık ‘küçük şirin köpek yavrusu’ olmadığında büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek yolu… peki, bir barınağa bırakılan bir köpeğin yüzde 90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyor musunuz? ister safkan olsun, ister olmasın… ister sahibi tarafından terk edilmiş olsun, ister başıboş olsun… barınağıma gelen köpeklerin en az yarısı safkan köpekler.
en çok duyduğum bahane; ‘taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün değil.’ öyle mi gerçekten? ya da ‘büyüdüğünde bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu!’ bir alman çoban köpeğinin ne kadar olmasını bekliyordunuz ki? ‘ona fazla zaman ayıramıyoruz…’ öyle mi? ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince mümkün bu…
‘bahçeyi birbirine katıyor!..’ onu evinize alıp ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç? köpeklerini bana bırakırken hep söyledikleri de; ‘biz ona yeni bir yuva bulmak için uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek…’
hayır… büyük olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak!..
bir barınakta yaşamanın ne kadar zor ve gerilimli olduğunu bilir misiniz?
anlatayım size isterseniz… siz köpeğinizi barınağa bıraktıktan sonra yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. eğer barınakta yeterince boş yer varsa, ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. eğer üşütür ve nezle olursa oracıkta ölüverir.
köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. son derece depresif olacak ve kendisini terk eden aileyi düşünerek durmadan ağlayacaktır.
eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. eğer yeteri kadar gönüllü gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini ve dikkatini çekecek şansı bulamaz, kimse onun için bir şey yapamaz. kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii.
eğer köpeğiniz iri ve sert ırklardansa (pitbull, rottweiller, mastiff vb), neredeyse barınaktan içeri girdiği anda ölmüştür zaten… bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar... ne kadar “şirin”, “akıllı” ya da “iyi huylu” olurlarsa olsunlar, fark etmez!..
eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yuvalandırılmadıysa, yeni geleceklere yer açmak için imha edilir.
eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa ve köpeğiniz talep gören ırklardan birindense, imha süresi bir süre daha ertelenir.
çoğu köpek birkaç gün içinde yaşadığı bölmeyi aşırı koruyucu tavır geliştirir ve takındığı saldırgan tutum nedeniyle imha edilir. en masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.
köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarı çıkmadığı için birkaç günde öksürmeye başlayacak ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır. barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bir bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.
size köpeğinizin barınakta nasıl uyutulacağını da anlatmamı ister misiniz?
önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. o “oda”nın kapısına geldiğinde içeri girmek istemeyecek ve deliye dönecek…”
daha fazlasını yazmaya yüreğim el vermiyor.
değerli okurum,
ülkemizde çok daha iyi koşullara sahip barınaklar da var. ancak bunların sayıları yetersiz.
eğer küçük çocuğunuz varsa, bırakın “petshop”lara para kazandırmayı, hemen koşun bir barınağa… oradaki canlardan birini sahiplenerek hem onun canını kurtarın, hem de çocuğunuzun vicdanlı ve sevgi dolu bir birey olarak büyümesini sağlayacak sadık yoldaşını evinize götürün.
inanın yuvanızın mutluluğu eskiye oranla çok artacak.
biz çocuklarımızı böyle büyüttük ve hiç pişman olmadık.”
devamını gör...






