541.
sahiplenme yolu 'tek vicdani' görev gibi duruyor.
yoksa barınakta sağlıklı-mutlu-canlı olmak mümkün görünmüyor.
kurum ve apartmanlara köpek sahiplenme zorunluluğu getirilse nasıl olur?
yoksa barınakta sağlıklı-mutlu-canlı olmak mümkün görünmüyor.
kurum ve apartmanlara köpek sahiplenme zorunluluğu getirilse nasıl olur?
devamını gör...
542.
etrafın sarıldı, teslim ol. haliç. haliç'i ben eklemiş olabilirim. lanet gelsin, klonlar arasında kaldım. pü. yat yat.
devamını gör...
543.
"biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını,
lakin aç idik yedik karanfil parasını."
yılmaz güney.
lakin aç idik yedik karanfil parasını."
yılmaz güney.
devamını gör...
544.
''baba dediğin zor zamanında kucaklar çocuğunu, çünkü baba ile çocuk emanettir birbirine tanrıdan.
anne dediğin çocuğa hayat verir.
sonra çocuk küçük elleriyle tutar babanın ellerini ve çocuk babaya hayat verir..
ve bir baba kızına elini uzatırsa,
kızı onu cehenneme kadar takip eder.''
anne dediğin çocuğa hayat verir.
sonra çocuk küçük elleriyle tutar babanın ellerini ve çocuk babaya hayat verir..
ve bir baba kızına elini uzatırsa,
kızı onu cehenneme kadar takip eder.''
devamını gör...
545.
her çocuk kendi masalında pijamalarıyla militan.”
devamını gör...
546.
“içi izmarit dolu bir küçük şişe, külleri içime içime savruluyor, izliyorken saçlarım hala kara, akı içime düştü. gözlerime dünya oldukça aydınlık, karanlıktan doğan körlüğü kalbim sindirdi. dilimden binlerce sözcük dökülüyor, beynim anlamlarını yitirdi. yazgısı belirsiz kader, ağlarını ruhumda tersinden ördü. güzelliğim dillerce hep övüldü çünkü bütün çirkinlikler onlarca içime işledi.”
devamını gör...
547.
"eğer tanrı birinin kendi iradesiyle kötüyü seçeceğini ve bu yüzden de cehennemde sonsuz işkencelerle cezalandıracağını önceden biliyorsa, onu neden yaratır?"
yuval noah harari/ hayvanlardan tanrılara: sapiens
yuval noah harari/ hayvanlardan tanrılara: sapiens
devamını gör...
548.

"bir çoğu artık hayatta değil... hâlâ burada olanlar ise epeyce yaşlandılar."
40-50-60'larda doğduk...
50 li 60 li 70 li yıllarda büyüdük.
60-70-80'lerde okuduk.
70-80-90'larda beraberdik.
evlendik... belki de hiç evlenmedik...
dünyayı 70-80-90 larda keşfettik.
80'ler ve 90'lar macera gibiydi...
2000'lerde durulduk,
2010'larda akıllandık.
şimdiyse
2020 ve ötesine doğru
güçlü bir şekilde gidiyoruz.
meğer sekiz farklı on yıl geçirmişiz...
iki farklı yüzyıl...
iki farklı milenyum...
dünya çapında uzun mesafeli aramalar, ödemeli kabinler, görüntülü aramalar için operatörle telefon görüşmeleri yaptık.
slaytlardan youtube'a, vinillerden, çevrimiçi müziğe, el yazısı mektuplardan, e-postalara
ve sonra whatsapp'a geçtik.
radyoda canlı oyunlar, siyah beyaz tv, renkli tv, sonra da hd ve 3d tv...
bir zamanlar videocuya giderdik...
şimdiyse netflix izliyoruz.
ilk bilgisayarları, kartları, disketleri görmüşlüğümüz var
ve şimdi akıllı telefonlarımızda gigabayt ve megabayt kavramları ile tanıştık.
çocukluğumuz boyunca şort giydik, sonra pantolon, ep pantolon veya mini etek, oxfords, clarks, filistin şalları, tulum ve kot pantolonlar giydik.
çocukluk felci, menenjit, poliomiyelit, tüberküloz, domuz gribi ve yakın zamanda covıd-19'dan kaçındık.
paten, kay kay, üç tekerlekli bisiklet, bisiklet, moped, benzinli veya dizel araçlara binerken şimdi melez veya elektrikli araçlar sürüyoruz.
küçüklerle oynadık...
atlar ve dama, devekuşu ve bilyeler, 1000 eşik ve tekel, şimdi akıllı telefonlarımızda candy crush...
okuduk... hem de çok...
ve okul arkadaşlarımızın dini,
bir mesele değildi bizler için...
musluk suyunu ve limonatayı cam şişelerde içerdik, tabağımızdaki sebzeler hep tazeydi, bugünse yemekler artık eve teslim.
evet... neler yaşadık, neler!!!
ama ne güzel bir hayatımız oldu...
50'li yılların dünyasında doğmuş, analog çocukluk ve dijital yetişkinlik yaşamış insanlar bizi "eski nesil" olarak tanımlayabilirler.
tanık olduğumuz biyolojik devrimden de bahsetmeliyiz. 1960 yılında biyoloji çok fazla tanımlayıcı idi. sonra moleküler biyoloji olayına şahit olduk: yaşamın molekülleri keşfedildi: dna, rna vs... ondan sonra gelen her şeyi de gördük tabii: gen terapisi, gen parmak izi ve diğerleri... bunlar oldukça hatırı sayılır gelişmelerdi.
şöyle diyelim:
biz bir anlamda"her şeyi" gördük!!!
bizim kuşağımız, hayatın her boyutunda gerçek anlamda yaşadı ve çok şeylere şahit oldu...
kelimenin tam anlamıyla "değişime" adapte olmuş bir nesildir bizim nesil.
"eşsiz olarak tanımlanabilecek bu çok özel neslin tüm üyelerine kocaman tebrikler... "
devamını gör...
549.
ne de olsa tek bir doğru cevap vardı. kendi kendine düşünerek bulduğu cevap, o anın doğru cevabıydı. youngju hayatın doğru cevaplarla sarılarak yaşamak, kimi zaman o cevapla çarpışıp, o cevabı deneyimlemekten ibaret olduğunu biliyordu. derken bunca zaman boyunca kucakladığımız doğru cevabın aslında yanlış olduğunu fark ettiğimiz an gelir. o zaman, tekrar bir başka doğru cevaba tutunup yaşamaya devam ederdik. işte bu bizim küçük, sıradan yaşamımızdı. böyle böyle doğru cevaplarımız sürekli değişime uğrardı.
hwang bo-reum - hyunam-dong kitabevi
hwang bo-reum - hyunam-dong kitabevi
devamını gör...
550.
birini daha çok severek onun seni sevmesini sağlayamazsın
devamını gör...
551.
ben çiçeklileri, renklileri, delileri severim, bir de delilikleri.
özdemir asaf’ın çiçek senfonisi’nden
devamını gör...
552.
napalım hiç olmazsa birlikte oluruz anladın mı?
e yani insan sevdikleriyle birlikte olunca problemin büyüklüğü de önemli olmuyor biliyor musun? acılar daha katlanılır oluyor
e yani insan sevdikleriyle birlikte olunca problemin büyüklüğü de önemli olmuyor biliyor musun? acılar daha katlanılır oluyor
devamını gör...
553.
yildizlarin kuyruklari olmaz
no.1'in daha cikmamis olan sarkisindan
devamını gör...
554.
yanlış sevilmiş yalnız insanlar olduk.
bir türk dizisi adını bilmem ama tatlıtuğ - sarıkaya ikilisi vardı youtube shortta çıktıydı karşıma.
bence çok haklı kadın.
devamını gör...
555.
556.
ne tuhaf, zor anlarınızda size bir parça da olsa yakınlık gösteren insanları unutmuyorsunuz.
sevgi sabancı, adana’ da piç olmak
devamını gör...
557.
"o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler
demirin tuncuna insanın piçine kaldık..."
yaşar kemal.
demirin tuncuna insanın piçine kaldık..."
yaşar kemal.
devamını gör...
558.
âpâşikarsın ama gizlisin, can içindesin ama candan münezzehsin…
devamını gör...
559.
560.
"ölüm ve ötesi düşüncesine sahip olmak, hayattan mahrumluk anlamına gelmez. gün ışığını en çok çeken, siyah renktir. en çok reddeden de beyaz..."
sezai karakoç
sezai karakoç
devamını gör...
