atatürk’ün alışveriş metası haline gelmesi
hayatımda bir sürü farklı duyar gördüm de bundan iyisini görmemiştim.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
kevin carter tarafından sudan'da çekilmiş olan, birçoğumuzun daha önce görmüş olduğu son derece trajik fotoğraf: akbaba ve küçük kız.

görselin kaynağı
kızın anne ve babası, birleşmiş milletler'e ait yiyecek dağıtılan merkezlerden birine giderken küçük kızı kısa süreliğine oraya bırakırlar. bu sırada kızın arkasına konan bir akbaba, büyük ihtimalle küçük kızı yemek niyetindedir. carter önce birkaç fotoğraf çeker ve ardından akbabayı kovalar oradan. daha sonra kızı orada bırakarak yiyecek merkezine gider.
***
fotoğraf, 1993 yılında çekildi ve the new york times adlı gazeteye verildi. ardından birçok insan, çocuğun hayatta olup olmadığını öğrenmek için gazeteyi telefon yağmuruna tuttu.
o dönemde carter ağır eleştirilere maruz kaldı. akbabayı kovmuş olsa da, bunu yapmadan önce fotoğraf çekmekle uğraşarak zaman kaybettiği ve küçük kıza yardım etmediği için aşırı derecede eleştirildi. ancak carter'a söylenen, kıtlık kurbanlarından hastalık yayıldığı ve onlara kesinlikle dokunmaması gerektiğiydi. buna rağmen carter'ın kendisi de kıza yardım etmediği için pişmandı ve bunu birkaç kez dile getirmişti.
1 yıl sonra bu fotoğraf carter'a pulitzer ödülü'nü * kazandırdı. ancak carter aynı yıl intihar ederek hayatını kaybetti. intihar notunda depresyonda olduğunu belirtmiş, hem parasızlıktan ve zor durumda olduğundan bahsetmiş hem de "açlıktan ölmek üzere olan çocukların", "insanları infaz etmekten keyif alan adamların" canlı hatıraları nedeniyle son derece rahatsız olduğunu yazmıştı.

(görsel, miro.medium. com'dan alıntıdır.)
edit: bozuk görsel linki düzeltildi.

görselin kaynağı
kızın anne ve babası, birleşmiş milletler'e ait yiyecek dağıtılan merkezlerden birine giderken küçük kızı kısa süreliğine oraya bırakırlar. bu sırada kızın arkasına konan bir akbaba, büyük ihtimalle küçük kızı yemek niyetindedir. carter önce birkaç fotoğraf çeker ve ardından akbabayı kovalar oradan. daha sonra kızı orada bırakarak yiyecek merkezine gider.
***
fotoğraf, 1993 yılında çekildi ve the new york times adlı gazeteye verildi. ardından birçok insan, çocuğun hayatta olup olmadığını öğrenmek için gazeteyi telefon yağmuruna tuttu.
o dönemde carter ağır eleştirilere maruz kaldı. akbabayı kovmuş olsa da, bunu yapmadan önce fotoğraf çekmekle uğraşarak zaman kaybettiği ve küçük kıza yardım etmediği için aşırı derecede eleştirildi. ancak carter'a söylenen, kıtlık kurbanlarından hastalık yayıldığı ve onlara kesinlikle dokunmaması gerektiğiydi. buna rağmen carter'ın kendisi de kıza yardım etmediği için pişmandı ve bunu birkaç kez dile getirmişti.
1 yıl sonra bu fotoğraf carter'a pulitzer ödülü'nü * kazandırdı. ancak carter aynı yıl intihar ederek hayatını kaybetti. intihar notunda depresyonda olduğunu belirtmiş, hem parasızlıktan ve zor durumda olduğundan bahsetmiş hem de "açlıktan ölmek üzere olan çocukların", "insanları infaz etmekten keyif alan adamların" canlı hatıraları nedeniyle son derece rahatsız olduğunu yazmıştı.

(görsel, miro.medium. com'dan alıntıdır.)
edit: bozuk görsel linki düzeltildi.
devamını gör...
sözlük radyosunda yayınlanacak ilk program
kesinlikle dinleyeceğim program.*
devamını gör...
sabah nemrutluğu
fazlasının hayat akışına adapte olamamış, yaşamı ile barışık olmayan insanda olduğuna inanıyorum.
devamını gör...
izu yarımadası
ızu yarımadası, japonya'nın honshū adası'nda bulunan bir yarımadadır. yarımada, pasifik okyanusu kıyısında shizuoka prefektörlüğü sınırları içerisinde yer almakta olup derin girintili kıyılara sahip dağlık bir yapıya sahiptir. yarımadanın yüzölçümü 1,421.24 km² olup nüfusu 2005 yılı itibarı ile 473,942'dir.
izu yarımadası'na adanan gezi rehberi vardır ve bu 3 bölümdür;
ilki dağ'a: (link: www.japondan.com/2015/06/14...)
ikincisi okyanus'a: (link: www.japondan.com/2015/07/02...)
üçüncüsü de kültüre adanan: (link: www.japondan.com/2015/12/19...).
izu yarımadası'na adanan gezi rehberi vardır ve bu 3 bölümdür;
ilki dağ'a: (link: www.japondan.com/2015/06/14...)
ikincisi okyanus'a: (link: www.japondan.com/2015/07/02...)
üçüncüsü de kültüre adanan: (link: www.japondan.com/2015/12/19...).
devamını gör...
bütün erkekler aynısınız diyen kadın
beyinlerinde kıvrım pek bulunmayan, patates gibi bir beyne sahip kadınların söylediği klişe laf. terbiyeli, sakin, efendi erkekler dururken(ben gibi(u: bgv)) nerede it-kopuk erkek varsa gidip bulmuştur kendisi. gelen erkek çelme takmış, giden erkek tokat atmıştır buna. bu da kendi seçimlerini sorgulamadan tüm erkeklere çamur atmakla meşguldür. hem benim ne suçum var kızım ben evde televizyon izliyoom.
devamını gör...
new jersey eyaletinde aşı olana bedava bira kampanyası
bizim eyalette aşı olmak isteyip olamayana birayı parayla satın almak yasak.
devamını gör...
yazarların aile evindeki adı
agraaasiiif**
devamını gör...
kadıköy beyfendisi’ne veda kesiti
kortkortkort!
guldururken burun diregi sizlatan bir kesit ile veda eden kadıköy beyfendisi’ne tesekkuru bir borc bilirim. sag salim efenim.
pelusuma iyi bak, buralar bizde.
guldururken burun diregi sizlatan bir kesit ile veda eden kadıköy beyfendisi’ne tesekkuru bir borc bilirim. sag salim efenim.
pelusuma iyi bak, buralar bizde.
devamını gör...
bakire olmayan kadınla evlenmek
bu başlık açılırken bir gezegen daha keşfedildi. orta doğunun bu iğrenç zihniyeti var oldukça, biz milim öteye gidemeyiz.
devamını gör...
havlulardaki işlemelerin gereksizliği
tam yüzünü yıkamış ve pamuk gibi olmuşsun, ''bursa hatırası'' gelip yüzüne çizik atıyor.
devamını gör...
ilk kez gidilen bir anadolu şehrinde otelde tek başına gecelemek
büyük kentlerden pek çıkmamış kişiler için depresif ve travmatik bir tecrübedir. soyulma ve darp edilme korkusu yaşanır. sokaklar fazla karanlık ve sessizdir. otel personeli genelde prezantabl olmaz.
devamını gör...
visual studio
intellij idea'ya ya göre ya da rider'a göre daha kötü olduğunu düşündüğüm büyük projelerde açılması bile sıkıntı yaşatan bir ide.
hala 64 bit desteği olmayan bir ide niye böyle olduğunun sorusuna yanıt olarak performans için olduğu söyleniyor. çünkü pointerların 32 bit yerine 64 bit olmasından kaynaklı cache miss oranının artması ve işlemcinin daha büyük boyutu işlemesinden kaynaklanan performans sıkıntısını öne sürmekteler. ama bana çok mantıklı gelmiyor. gerçekten 32 bit olduğu için 2gb limiti var olmakta ve bu büyük bir sıkıntı. bunun savunması da şu şekilde: gerekli processler ayrı olarak 64 bit çalışıyor bu bir limite neden olmuyor olarak söyleniyor. ama bu geçerli olmayabileceğini düşünüyorum. çünkü büyük projelerde gerçekte çok yavaşlıyor. ayrıca proje büyüse bile uygun ram olsa bile ram kullanımını arttıramıyor.
bunun tradeoff'un karlı olduğunu söylebilmenin tek bir yolu var. iki sürümünü çıkartıp benchmark yapmak. diğer her şekilde yanılzca spekülasyon yapmaktan pek ileri gitmiyor gibi.
büyük ihtimalle aşırı derece windows apilerine bağlı bir ide. çünkü microsoft'un aşikar şekilde diğer ortamlara özellikle mac os'a ide geliştirme isteği var. bunun için mono develop yeniden visual studio for mac olarak markalanarak dağıtılıyor. visual studio'yu mac'e taşımak yerine 2 farklı ide'yi geliştirme maliyetine katlanılıyor.
hala 64 bit desteği olmayan bir ide niye böyle olduğunun sorusuna yanıt olarak performans için olduğu söyleniyor. çünkü pointerların 32 bit yerine 64 bit olmasından kaynaklı cache miss oranının artması ve işlemcinin daha büyük boyutu işlemesinden kaynaklanan performans sıkıntısını öne sürmekteler. ama bana çok mantıklı gelmiyor. gerçekten 32 bit olduğu için 2gb limiti var olmakta ve bu büyük bir sıkıntı. bunun savunması da şu şekilde: gerekli processler ayrı olarak 64 bit çalışıyor bu bir limite neden olmuyor olarak söyleniyor. ama bu geçerli olmayabileceğini düşünüyorum. çünkü büyük projelerde gerçekte çok yavaşlıyor. ayrıca proje büyüse bile uygun ram olsa bile ram kullanımını arttıramıyor.
bunun tradeoff'un karlı olduğunu söylebilmenin tek bir yolu var. iki sürümünü çıkartıp benchmark yapmak. diğer her şekilde yanılzca spekülasyon yapmaktan pek ileri gitmiyor gibi.
büyük ihtimalle aşırı derece windows apilerine bağlı bir ide. çünkü microsoft'un aşikar şekilde diğer ortamlara özellikle mac os'a ide geliştirme isteği var. bunun için mono develop yeniden visual studio for mac olarak markalanarak dağıtılıyor. visual studio'yu mac'e taşımak yerine 2 farklı ide'yi geliştirme maliyetine katlanılıyor.
devamını gör...
oral b elektrikli diş fırçası
gerçekten iyi ki almışım dediğim ürün. başlığının ufak olması, en arkalara rahatça girebilmesi de çok sevdiğim özelliklerinden. 2 dakikayı 30'ar saniyelik periyotlar halinde çeneyi 4 parçaya bölerek fırçalamaya programlanmış dolayısıyla her 30 saniyede titreşimli uyarılar vererek diğer tarafa geçmenizi sağlıyor. f/p olarak düşünüldüğünde gayet mantıklı ve işlevsel bir ürün olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
her gencin yurt dışı hayalinin olması
sadece gençler için değil herkes için geçerli olmaya başlayan bir durum. burada büyük bir yazılım şirketinde gmy olarak çalışan bir kişinin yurt dışında kıdemli yazılım mühendisi olarak çalışmayı tercih eden kişi tanıyorum. maddi imkanlar yurt dışında daha iyi olması tek bir neden değil. ayrıca daha yaşanılası bir ortam olması da önemli. burası kötü insanların olduğu, yapılan işe değer vermeyen, küçümseyen, yetersiz, aptal, herkese karışabilen bunu hak gören insanların olduğu ve daha toksik bir ortam var. çünkü başımızda kötü insanlar ve buna inanan ki inanması kötü değil ancak sorgulamadan eleştirmeden, daha iyisi olabileceğini düşünmeden inanan insanlar var. öyle kötü ve inatçılar ki açlıktan ölmek bile sorun değil.
bu arada boş gezenin boş kalfası değilseniz gördüğüm kadarıyla gidenler daha başarılı ve mutlu oluyor(mesleğinizin uluslararası geçerliliği olması da önemli). ama araştırmalar gidenlerin her zaman belirli bir süre depresyon yaşadığını söylüyor. eğer arada büyük bir fark yoksa yurt dışına çıkmak yerine ülke için çalışmak daha iyi gibi. hem daha tatminkar hem ne olursa olsun yurt dışında göçmen statüsündesiniz. hem de kültür ve tanıdıkları bırakmak aileni bırakmak çok da basit bir iş değil.
bu arada boş gezenin boş kalfası değilseniz gördüğüm kadarıyla gidenler daha başarılı ve mutlu oluyor(mesleğinizin uluslararası geçerliliği olması da önemli). ama araştırmalar gidenlerin her zaman belirli bir süre depresyon yaşadığını söylüyor. eğer arada büyük bir fark yoksa yurt dışına çıkmak yerine ülke için çalışmak daha iyi gibi. hem daha tatminkar hem ne olursa olsun yurt dışında göçmen statüsündesiniz. hem de kültür ve tanıdıkları bırakmak aileni bırakmak çok da basit bir iş değil.
devamını gör...
aramızda kalacaksa sana bir şey söyleyeceğim
hayatta duymaktan en çok nefret ettiğim cümlelerden biri. türevlerinden de nefret ediyorum. ısrarla söylenmesinden de nefret ediyorum.
bak güzel kardeşim, eğer bu kadar önemliyse ve bana güvenmiyorsan söyleme. zaten bu cümleyi duyduğum an sana büyük büyük ihtimalle "boşver anlatma ben herkese söylerim" şeklinde bir cevap vermişimdir. anlatma ya anlatma. nolur anlatma.
bak güzel kardeşim, eğer bu kadar önemliyse ve bana güvenmiyorsan söyleme. zaten bu cümleyi duyduğum an sana büyük büyük ihtimalle "boşver anlatma ben herkese söylerim" şeklinde bir cevap vermişimdir. anlatma ya anlatma. nolur anlatma.
devamını gör...
stagnan hipoksi
iskemik hipoksi olarak da bilinen oksijen basıncı ve hemoglobin seviyesin normal iken kan akımının yetersiz olmasına bağlı dokulara oksijen ulaşamaması ile karakterize hipoksi türüdür.
devamını gör...
islamda kadına verilen değer
erkekle aynıdır. ancak yaradılış diye bir şey var. bu realiteyi de ıskalamaz islam dini. eşitlikle adaletin aynı şey olmadığını insanlar ne zaman idrak edebilecek acaba?
devamını gör...
kahve içmeye çağıran erkeğin nescafe 3'ü 1 arada yapması
balığa çağırılan arkadaşa ton balığı çıkarmak gibidir.
devamını gör...
geçmişle yaşamak
geçmişle yaşayanın geleceğe umudu olmaz derler. yaşadıklarımızı tecrübe/ders olarak algılayıp hayatımıza devam etmek en doğru olanıdır. geçmişi geleceğe taşıyıp geleceğe odaklanamamak kişiye çok büyük zararlar vermekle beraber psikolojik sorunlara yol açmaktadır. yaşadığımız ne kadar kötü durum olursa olsun önemli olanın geleceğe umutla bakabilmektir.
devamını gör...