okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
başlık "shenanigans" tarafından 15.11.2020 12:53 tarihinde açılmıştır.
901.
gene de bir tür acı duyuyordum, çünkü bir varlığın sayısız imgelerinden mutluluk duysam da, aynı zamanda onun yokluğunun acısını çekiyordum.
umberto eco, gülün adı, can yayınları, 36. baskı, s. 392
umberto eco, gülün adı, can yayınları, 36. baskı, s. 392
devamını gör...
902.
kitaplar çoğu kez başka kitaplardan söz ederler. çoğu kez bir kitap, tehlikeli bir kitapta çiçeklenen zararsız bir tohum gibidir; ya da tam tersine, acı bir tohum gibidir; albertus’u okurken, tomasso’nun ne söylemiş olabileceğini anlayamaz mısın? ya da tomasso’yu okurken, ibn rüşd’ün ne söylemiş olacağını?
umberto eco, gülün adı, can yayınları, 36. baskı, s.402
umberto eco, gülün adı, can yayınları, 36. baskı, s.402
devamını gör...
903.
doktora göre ancak yalnızca kendilerini düşünen insanlar delirirlerdi. delilik, bencilliğin cezasıydı.
(bkz: körleşme)
(bkz: körleşme)
devamını gör...
904.
*
"hey komşu, o kadar kasılma bakayım! al da şunun tadına bak bir!" "bal gibi. ne kadar şıra yapıyorsunuz?"
"iki fıçı hepsi. ama ne şıra!"
"yaz ortasında fazla şıra yapmak da iyi değil, sirkeleşir, araya gider sonra!"
bu yıl da, dır dır söylenip duran birkaç huysuz yaşlı, her zamanki gibi dolanıp duruyordu ortalıkta; kendilerinin hanidir şıra yaptığı yoktu ama her şeyi herkesten iyi biliyor, meyvenin, nerdeyse sudan ucuza alındığı eski günlerden söz açıyorlardı: her şey çok daha ucuzdu bugünkünden, şıraya su katmak kimin aklına gelirdi, zaten ağaçlar da ağaçtı, meyve verirdi o zaman, meyve!
"öyle, eskiden başkaydı. benim bir ağacım vardı, beş yüz kilo elma verirdi tek başına."
hermann hesse
"hey komşu, o kadar kasılma bakayım! al da şunun tadına bak bir!" "bal gibi. ne kadar şıra yapıyorsunuz?"
"iki fıçı hepsi. ama ne şıra!"
"yaz ortasında fazla şıra yapmak da iyi değil, sirkeleşir, araya gider sonra!"
bu yıl da, dır dır söylenip duran birkaç huysuz yaşlı, her zamanki gibi dolanıp duruyordu ortalıkta; kendilerinin hanidir şıra yaptığı yoktu ama her şeyi herkesten iyi biliyor, meyvenin, nerdeyse sudan ucuza alındığı eski günlerden söz açıyorlardı: her şey çok daha ucuzdu bugünkünden, şıraya su katmak kimin aklına gelirdi, zaten ağaçlar da ağaçtı, meyve verirdi o zaman, meyve!
"öyle, eskiden başkaydı. benim bir ağacım vardı, beş yüz kilo elma verirdi tek başına."
hermann hesse
devamını gör...
905.
"şarap için ey insanlar! şarap için ve aklınızdan sıyrılın, tanrı, kral, baba, hepsini boş verin, yasaklara kulak asmayın, yüreğinizin ve bedeninizin sesini dinleyin, kendiniz olun, kendiniz gibi yaşayın. şarap için ey insanlar, ne tanrılardan korkun ne kendinize acıyın, aşk, şiir, müzik, dans sizi bekliyor. şarap için, dans ederek, şarkı söyleyerek, sevişerek doğaya dönün..."
ahmet ümit - kayıp tanrılar ülkesi
devamını gör...
906.
"babasız çocuklar tanrıya sığınırlar, ama o tanrı olmayı seçmiş."*
devamını gör...
907.
“ hitlercilerin milyonlarca insanları öldürmelerinden sonra, kalkmış onları asıyorsun. bu cinayetler işlenirken sen neredeydin peki, o vakit ne düşünüyordun? düzinelerce ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? insani duygularının kıpırdaması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? ”
(dinle, küçük adam; wilhelm reich
(dinle, küçük adam; wilhelm reich
devamını gör...
908.
bir ressamın paletinde birbirine karışan iki renk gibiydiler. kalpleri birbirleri için çarpıyordu.
(tom isbell-av)
(tom isbell-av)
devamını gör...
909.
"...benden daha fazla vermiş olamazsın."
"benim para birimim daha nüfuzlu diyelim."
"para paradır."
"ben bilgi alıp satıyorum, geels. adamların kimsenin bakmadığını sandıklarında yaptıkları şeyleri biliyorum. utanç paradan daha kıymetlidir."
kargalar meclisi - leigh bardugo
"benim para birimim daha nüfuzlu diyelim."
"para paradır."
"ben bilgi alıp satıyorum, geels. adamların kimsenin bakmadığını sandıklarında yaptıkları şeyleri biliyorum. utanç paradan daha kıymetlidir."
kargalar meclisi - leigh bardugo
devamını gör...
910.
maksim gorki - ana
annesinin yanına geldi;
"cinayetten başka bir şey değil bu, anne! milyonlarca insanın iğrenç bir şekilde katledilmesi, ruhlarının öldürülmesi! anlıyorsun, değil mi? ruhlarının öldürülmesi! bizimle onların arasındaki farkı görüyor musun? birine yumruk attığı için nasıl utanç duyuyor bizi arkadaşımız, nasıl acı çekiyor! en önemlisi de böyle bir şeyi nasıl iğrenç buluyor! onlarsa binlerce insanı kılları bile kıpırdamadan öldürebiliyorlar! en ufak bir acıma duymak şurda dursun, böyle bir şeyden zevk alabiliyorlar. ve yalnızca altınlarını, gümüşlerini, insanları baskı altında tutmalarını sağlayan acınası birtakım kağıtlarını korumak adına insanları nasıl da eziyor, soluksuz bırakıyorlar! dikkatini çekerim: insanları ezmeleri, öldürmeleri, ruhlarında derin yaralar açmaları kendilerini savunmak, korunmak için değil; sahip oldukları zenginlikleri korumak için!"
annesinin ellerini tutup havada silkeleyerek sürdürdü:
"bütün bu alçaklığı, bu utanç verici kokuşmuşluğu bir anlayabilseydin, bizim gerçeğimizi, bu gerçeğin ne denli yüce ve aydınlık olduğunu da anlayabilirdin!"
annesinin yanına geldi;
"cinayetten başka bir şey değil bu, anne! milyonlarca insanın iğrenç bir şekilde katledilmesi, ruhlarının öldürülmesi! anlıyorsun, değil mi? ruhlarının öldürülmesi! bizimle onların arasındaki farkı görüyor musun? birine yumruk attığı için nasıl utanç duyuyor bizi arkadaşımız, nasıl acı çekiyor! en önemlisi de böyle bir şeyi nasıl iğrenç buluyor! onlarsa binlerce insanı kılları bile kıpırdamadan öldürebiliyorlar! en ufak bir acıma duymak şurda dursun, böyle bir şeyden zevk alabiliyorlar. ve yalnızca altınlarını, gümüşlerini, insanları baskı altında tutmalarını sağlayan acınası birtakım kağıtlarını korumak adına insanları nasıl da eziyor, soluksuz bırakıyorlar! dikkatini çekerim: insanları ezmeleri, öldürmeleri, ruhlarında derin yaralar açmaları kendilerini savunmak, korunmak için değil; sahip oldukları zenginlikleri korumak için!"
annesinin ellerini tutup havada silkeleyerek sürdürdü:
"bütün bu alçaklığı, bu utanç verici kokuşmuşluğu bir anlayabilseydin, bizim gerçeğimizi, bu gerçeğin ne denli yüce ve aydınlık olduğunu da anlayabilirdin!"
devamını gör...
911.
"biz en temelde, kabuklarını kırıp çiğ istiridyeleri yemek için fazlaca evrimleşmiş büyük hayvanlarız; fakat artık bizden beklenen, üç yüz adet kardashian kardeşin ve sekiz yüz aden baldwin biraderin kaydını tutmamız."
chuck palahniuk - uydurma bir şeyler
chuck palahniuk - uydurma bir şeyler
devamını gör...
912.
913.
bu his, bu acılar, tanıdıktı; hepsi ruhuma kazanmışken ben ruhumu kaybetmiş gibi hissediyordum.
geçmiş - didem öztepe
geçmiş - didem öztepe
devamını gör...
914.
“ölüler. ah bir uyansalar, bir yaşama dönseler, bir görseler kefenlerine dökülmüş gözyaşlarının çoktan kuruduğunu, boğuk hıçkırıkların dindiğini, çökmüş yüzlere kan geldiğini, nasıl da tiksinirler gözyaşları dökerek ayrıldıkları bu hayattan. bakın görün o zaman nasıl da şevkle dönerler sessiz ve yalansız hiçliğe.”
devamını gör...
915.
dereler akabilmek için bir yatağa, ruhlar özgürlüğe kavuşabilmek için kadere ihtiyaç duyarlar.
devamını gör...
916.
ilgisine muhtaç olduğun birinin ilgisizliğinde cehennemde değil midir insan ? - aden
devamını gör...
917.
ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda.
bir yakınım öldü mü( ölünce)
behçet necatigil/şiirleri.
bir yakınım öldü mü( ölünce)
behçet necatigil/şiirleri.
devamını gör...
918.
bütün güzel insanlar öldü ve ölecekler.
k.i
her şey ayrı yazılır/.
k.i
her şey ayrı yazılır/.
devamını gör...
919.
920.
çünkü bilir misiniz en ağırıdır bu insani duyguların; insanın kendine acıması.
al lidar-büyük kederler küçük öyküler
al lidar-büyük kederler küçük öyküler
devamını gör...

