961.
sevdiğim bir şarkıyı tekrar tekrar dinleyebilir, çok sevdiğim bir pantolon ya da gömleği giyilemez bir hal alana kadar giyebilir, sadece fincanda değil; türk kahvesini kocaman bir kupada da içebilir, sahiplenmenin cılkını çıkarabilir, her hangi birini kendim dahil her şeyin önüne koyabilirim. biliyorum sonunda kaybedebilirim!
ama ne yapalım ben böyleyim. zaten benim matematiğim okulda da iyi değildi, o gün sayılara, bugünse insanlara yanlış değer verdim.
oturdum sıfır!.
devamını gör...
962.
bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez

özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar...

aslı erdogan/ kabuk adam.
devamını gör...
963.
"gözlerim görmese de, seninle konuşacağım gene. ne denli ışıklı da olsan, karanlıklardan çıkıyorsun sen. ben ise, aydınlığa çıkan bir karanlığım; senden çıkan bir karanlığım!"
moby dick - herman melville
devamını gör...
964.
"kalp seçemez sadece sever."
"işte şiir bu yüzden güzel. bize neyin olmadığını söylüyor. neyin olmadığı, neyin olduğundan daha iyi. daha çok gerçeğe benziyor, 'seçemez, sadece sever' belki sevmemeyi ister, ama bu elinde olmaz."
ilk aşk- ivan turgenyev
devamını gör...
965.
“yüzünde o kadar dürüst bir ifade var ki; insanlar ne söylesen inanır. seninki gibi bir yüzüm olsaydı, dünyanın yarısını çalabilirdim”

kehanetin oyuncağı/belgariad birinci kitap.
devamını gör...
966.
"o günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlıklar zamanıydı. ışık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı; yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için hiçbir şey yoktu önümüzde; hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk.
kısacası o günler, tıpkı şimdiki gibi o kadar uzaktaydı ki, kimileri iyi ve kötü şeylerin üstünlük derecelerini karşılaştırdığında, o günlerin gelmiş geçmiş en iyi günler olduğunda ısrar ediyorlardı."
devamını gör...
967.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sahte krallık - leigh bardugo

birinin gölgesi olma fikri, günahlarının fiziksel olarak karşına dikilmesi garip ama bir o kadar da hoş bir düşünce bence.
devamını gör...
968.
“ya da iş çıkışı canından bezgin bindiğin taksi, trafiği bahane eder ve seni şehrin evvelden hiç geçmediğin sokaklarında dolandırırken, yol uzar da uzar, tam çileden çıkmak üzeresin, radyoda eski, tanıdık bir şarkı çalıverir, tatlı bir hatırayı peşi sıra sürükler, eve gitmekten vazgeçer, taksiden inip evvelden hiç geçmediğin o sokaklarda kaybolmak istersin. bir şey yapmıştır sana o şarkı. bir şeyin yerini değiştirmiştir içinde.”
devamını gör...
969.
bisiklete biniyordum. ve düştüm. kötü düştüm. bilindiği gibi
ormanda böyle şeyler oluyor. alan genellikle dar. bir patikada
ilerliyordum, yamaçtan inerken çalıların arasına dalıverdim, ön tekerlek
aniden iki taşın arasına sıkıştı. seleden uçtum, kalçamı bir ağaç köküne
vurdum; bu yetmezmiş gibi, bisiklet alnıma düştü.yattığım yerde
kalakaldım. başlarda canım çok yandı. kıpırdayamıyordum. sessizce
yatmaya devam ettim, zayıf bir rüzgârın titrettiği dalları seyrettim.
hayatımda, uzunca bir süredir ilk kez ortalık bu kadar sessizdi.
ağrılarım biraz dinince şahane bir huzur hissettim. sadece orman vardı.
binbir türlü duygudan, düşünceden, görev ve plandan oluşan her
zamanki karışım yok olmuştu. aniden, her şey ormandan ibaretti.

doppler
erlend loe
devamını gör...
970.

ne kadar yalnızsan o kadar uzağa gidersin. ne kadar terk edersen o kadar ölürsün.
devamını gör...
971.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
972.
"insan dostunu düşmanından daha zor affediyor."
"nietzsche ağladığında"
devamını gör...
973.
"allah'ın yarattığı ilk insana ne dediğini biliyorsunuz, 'yediğin ekmek alnın terinden olacak.' öyleyse saik abbas nasıl oluyor orada sizin alnınızın teriyle yoğrulmuş ekmeği yiyip, gözyaşlarınızın karıştığı şarabı içiyor? allah bu adamı annesinin karnındayken ayırıp efendi mi yapmış? sizi bilinmeyen günahlarınıza öfkelenip bu hayata toprağın meyvelerini toplayan ama vadinin dikenlerinden başka bir şey vermeyen köleler olarak mı göndermiş? yoksa zarif saraylar inşa edip de harap kulübelerde yaşayasınız diye mi? nasıralı isa'nın öğretilerini yayarken şunları söylediğini öğrendiniz, 'sahip olduklarınızdan kurtulun. kesenizde ne altın ne gümüş, ne bronz olsun.' öyleyse hangi öğretidir rahiplere ve keşişlere dualarını altın ve gümüş karşılığında satma iznini veren?" (s.155-157)

halil cibran, asi ruhlar, avrupa yakası yayınları.
devamını gör...
974.
cin ali, bak at.
bak cin ali bak. bu at.
baba, o atı bana al.
devamını gör...
975.
'insan her yerde bir düşman bulur, daimi bir çatışma içinde yaşar ve elinde silahıyla ölür.'

arthur schopenhauer, dünyanın ıstırabı üzerine.
devamını gör...
976.
kendi hayatı yanında insan hayatının nelerle dolu olduğu düşüncesi bütün çıplaklığıyla karşısına dikilince, içinde birikmiş meseleler uyanıp, karanlık bir harabeye giren gün ışığının ansızın ürküttüğü kuşlar gibi uçuşmaya başlayınca ilya ilyiç'i bir korku sardı.

ivan aleksandroviç gonçarov- oblomov
devamını gör...
977.
hayat , bu çetin ve karmaşık kudret , bütün heybetine rağmen , tesadüf denilen oyuncakların elinde ne aciz , ne önemsiz bir durumdadır.

mehmet rauf / define
devamını gör...
978.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
carl sagan - karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı, tübitak popüler bilim kitapları, 8. basım, şubat 2000, s.419
devamını gör...
979.
acı çekmek uzun süren bir andır. onu mevsimlere bölemeyiz. yalnızca ruh hallerini saptayıp yinelenişini kaydedebiliriz. bizim için zaman ilerlemez. döner. bir ıstırap merkezinin etrafında döner sanki. her ayrıntısı değişmez bir kalıba göre düzenlenmiş, yememizin, içmemizin, yürümemizin, uzanmamızın, dua etmemizin, hiç değilse dua için diz çökmemizin bile demirden bir formülün katı kurallarıyla belirlendiği bir yaşamın insanı felce uğratan durağanlığı; her korkunç günü en küçük ayrıntısına kadar bir öncekinin eşi kılan bu durağanlık niteliği, yaşama nedeni sürekli değişim olan dış güçlere kendini iletir sanki. ekimden, hasattan, mısırların üzerine eğilen çiftçilerden, asmaların arasında üzüm toplayan bağcılardan, meyve bahçelerinde yere düşen tomurcuklarla beyazlamış, meyvelerle kaplanmış çiçeklerden hiç haberimiz olmaz, olamaz. bizim için bir tek mevsim vardır, "keder" mevsimi. güneşle ay bile bizden uzaklaştırılmıştır sanki. dışarıda günün maviliği ve altın ışıltısı hüküm sürebilir; ama altında oturduğumuz küçük, demir parmaklıklı pencerenin kalın camından içeri süzülen ışık gri ve soluktur.

(bkz: de profundis)
devamını gör...
980.
"dünyanın -ve dolayısıyla insanın da- aslında hiç var olmaması gereken bir şey olduğu inancı, aslında bizleri birbirimize karşı anlayışlı olmaya yöneltir."

-schopenhauer, dünyanın ıstırabı üzerine, kafka kitap, s.24.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"okuduğun kitaptan bir alıntı bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim