801.
"iç savaş vardı zihnimde, uyutmayan.
zincirli tutsak olmaktan beterdi."

hamlet, shakespeare.
s.175 (kırmızı kedi klasikler)
devamını gör...
802.
geçmişte yaşanmış olayları değiştirmemizin mümkün olmadığını ve bunları değiştirmemize gerek de olmadığını anlamamız gerekiyor. yaşanmış travmaya ait semptomlar ilgili enerji örnekleri ve kaybedilmiş derslerdir. şimdiki zamanda var olmayı öğrendiğimizde, geçmiş sorun olmaktan çıkar, içinde bulunulan her an yeni ve yaratıcıdır. yapmamız gereken tek şey şimdiki zamanda var olan semptomlarımızı iyileştirmek ve ilerlemeye devam etmek. iyileştiren bir an, ileriye ve geriye doğru dalga dalga yayılır ve yeniden sağlığımıza kavuşuruz.

kaplanı uyandırmak
devamını gör...
803.
“savaşların psikolojik kurbanları vardı, ama bunların sayısı stres, tekdüzelik, doğuştan gelen hastalıklar, yalnızlık, dışlanmak gibi sorunların kurbanlarından çok daha azdı. bir toplum, savaş, hiperenflasyon, salgın hastalık ve benzeri ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunda intihar sayısında hafif bir artış görülse de, depresyon, paranoya, psikoz vakalarında belirgin bir düşüş kaydediliyordu. söz konusu sorun çözümlendiğinde vakalar gene normal düzeye dönüyordu. dr. igor’a göre bu şu anlama geliyordu: insanlar ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptiler.”
(bkz: veronika ölmek istiyor)
devamını gör...
804.
şu an okuduğum bir kitaptan değil. aslında okumadım da bu cümleyi. az önce televizyonda akp yönetimini eleştiren birinden duydum.

beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.*
devamını gör...
805.
birinci ağızdan öyküler yazmaya ilk başladığınızda bunlar insanları inandıracak kadar gerçekçi olursa okuyanlar, hemen her zaman öyküde olup bitenlerin gerçekten sizin başınızdan geçtiğini düşünürler. bu doğaldır çünkü olayları yaratırken, onları anlatan kişinin başından geçirmeniz gerekmiştir. eğer bunu yeterince başarılı bir şekilde yapabilirseniz, okur, olayların kendi başına da geldiğine inanır. bunu yapabilirseniz, uğruna çabaladığınız şeye ulaşmaya başlamışsınız demektir; öykünüz herhangi bir gerçekliğin ötesinde öylesine gerçektir ki okurunuzun deneyiminin ve hafızasının bir parçası olmuştur. okurun, öyküyü ya da romanı okurken farkına varmadığı, hafızasına ve yaşantısına girip hayatının bir parçası haline gelen şeyler olmalıdır. bunu yapmak kolay değildir.

ernest hemingway - yazma üzerine
devamını gör...
806.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
807.
bildiğini sanmak, hiç bilmemekten daha koyu cehalettir.
devamını gör...
808.
"unutmak ile affetmek arasında ne fark var ?"
insan affedince her şeyi unutur .ama sadece unutursa çoğu zaman sonradan o seyler su yüzüne çıkar.
devamını gör...
809.
yanıtı olmayan bir soru olarak geldim dünyaya. ve sorusu olmayan bir yanıt gibi de gidiyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
810.
en uzun kelime nedir olric?
nedir efendimiz?
özlemek olric.
tutunamayanlar- oğuz atay
devamını gör...
811.
daha başka neler almalıyım yanıma diye düşündüm.
hayat için, aşk için, sevilmek için, dayanmak, vae olabilmek, unutmak için, ağrı-sancı-sızı için ve ağrıyı durdurmak için neler almalıyım yanıma?
insan olmak için, kadın olmak için, onur için, haysiyet için, ölmemek, rüya görebilmek, esnemek, uyumak, uyuşmak, yürümek, gülebilmek, sevişmek, (düzüşmek değil, canla ruhla sevişmek) sonunda intihar etmek ya da etmemek için neler almalıyım yanıma?
yeşil peri gecesi - ayfer tunç
devamını gör...
812.
dünyanın en çaresiz çocuklarına en büyük hayalleri kurduran, umut denilen o doğal felaketten nefret ediyordum!

hakan günday / daha
devamını gör...
813.
"size fena şeyler söyleyebilir miyim?.. sizi sevdiğimi, deli gibi, ölecek gibi sevdiğimi söylemek fena bir şey mi? şaşırmayın... ihtimal kulaklarınız böyle sözlere alışık değil... fakat yalnız kulaklarınız... kendinize itiraf etmeseniz bile, ruhunuzun bu sözlerime yabancı olmadığını tasdik edeceksiniz... bakın bağırmıyorsunuz... yanımdan kaçmıyorsunuz... yüzünüz nefret ifade etmiyor... beni anlıyorsunuz!.. sonuna kadar, en küçük noktasına, en gizli köşesine kadar ruhumu görüyorsunuz ve ve bunlar size yabancı gelmiyor... değil mi?

sabahattin ali - içimizdeki şeytan
devamını gör...
814.
kitabı bilenin ibana 500 tele tirink.
"ilginç olan şudur ki, türkler eski anadolu'da yaşamış olan halkların varisi ve akrabası olduklarını iddia etmelerine rağmen, bizans ile bağları hususunda hiçbir iddiada bulunmamışlardır. zira bizanslılar yunan kökenli ve hristiyandılar, daha da önemlisi diğer halklar gibi silinip gitmemişlerdi ve bu nedenle sözü edilen amaç itibariyle üç kat sakıncalıydılar."
devamını gör...
815.
“istenildiği gibi olan ya da olmayan şeylere üzülmekle o kadar zaman harcıyoruz ki treni kaçırıyoruz. hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. sadece yaşa ve bırak olsun gitsin.”
devamını gör...
816.

zi_intizâr-ı ma'nî-i rengîn be-çeşmem gül fütâd
ey kalem fikrî be-hâlem kün ki kâr ez-dest reft

taze mana beklemekten anlam aramaktan gözlerime ak düştü.
ey kalem halimi bir düşün elimden bir iş gelmiyor.
devamını gör...
817.
cennete kim gidecek?
… sevişmeyi yasaklayan, ortodoksları doğramış katolikler.
… işgal ettikleri topraklarda çocukları vuran yahudiler.
… masumların kafasını kesen cihatçı islamcılar.
… dini bütün protestan amerikan askerleri.
… ve ordusunun kanlı pençelerini dünyaya atmış kapitalistler.
peki cennette neden bu kadar çok nehir var?
… din uğruna birbirini kesen bu yobazlar, kanlı ellerini yıkasınlar diye..
alein kentigerna
tanrı'nın psikopat çocukları
devamını gör...
818.
"öyle bir an gelir, acı kendiliğinden duyulmaz olur."
devamını gör...
819.
yıllar önce türkçe olarak okuduğum sartrenin bulantısını bu aralar ingilizce okuyorum. daha ilk sayfalarda karşıma çıkan şu paragraf resmen beynimden vurdu resmen beni. çok fenayım sözlük, yalnızım, depresyondayım, umutsuzum.


now ı think of no one any more. ı don't even bother looking for words. ıt flows in me, more or less quickly. ı fix nothing, ı let it go. through the lack of attaching myself to words, my thoughts remain nebulous most of the time. they sketch vague, pleasant shapes and then are swallowed up: ı forget them almost immediately. ı marvel at these young people: drinking their coffee, they tell clear, plausible stories. ıf they are asked what they did yesterday, they aren't embarrassed: they bring you up to date in a few words. ıf ı were in their place, ı'd fall over myself. ıt's true that no one has bothered about how ı spend my time for a long while. when you live alone you no longer know what it is to tell something: the plausible disappears at the same time as the friends.
devamını gör...
820.
steve goodier "termostat ve termometre arasında bir fark vardır." der. "termometre sıcaklık ölçer ama yaptığı ölçü ile ilgili hiçbir şey yapmaz. oysa termostat sıcaklığı ölçmekle kalmaz, ona göre tepki verir. sıcaklık yüksekse ısıtma işlemine son verir, sıcaklık düşükse ısıtma işlemini yeniden başlatır. termometre edilgin, termostat ise etkin bir aygıttır. ikisinin konusunun da ısı olmasına karşın, ısı konusunda yalnızca termostat tepki verir."

kimi kişiler termometre gibidirler; kendilerine zarar verecek şeylere bile karışmazlar. karşılaştıkları sorun ve zorlukları fark etmenin ötesinde bir şey yapmazlar, bir çözüm bulmaya çalışmazlar, yaşamı yalnızca seyrederler. kendilerini her zaman güçsüz hissederler.
kimi kişiler ise termostat gibidirler. onlar güçlüklerle karşılaşır karşılaşmaz harekete geçerler. daima bir çözüm yolunun bulunduğuna inanırlar. tepki gösterir, kararlar alır, harekete geçerler.

siz hangisisiniz acaba; termometre mi, termostat mı?

ben ülkedeki insanları, üzerinde "beni yıka" yazan arabalara benzetiyorum.

hele bazılarımızın üzeri öyle toz tutmuş ki; roka ekseniz yetişir.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"okuduğun kitaptan bir alıntı bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim