821.
cennete kim gidecek?
… sevişmeyi yasaklayan, ortodoksları doğramış katolikler.
… işgal ettikleri topraklarda çocukları vuran yahudiler.
… masumların kafasını kesen cihatçı islamcılar.
… dini bütün protestan amerikan askerleri.
… ve ordusunun kanlı pençelerini dünyaya atmış kapitalistler.
peki cennette neden bu kadar çok nehir var?
… din uğruna birbirini kesen bu yobazlar, kanlı ellerini yıkasınlar diye..
alein kentigerna
tanrı'nın psikopat çocukları
devamını gör...
822.
"öyle bir an gelir, acı kendiliğinden duyulmaz olur."
devamını gör...
823.
yıllar önce türkçe olarak okuduğum sartrenin bulantısını bu aralar ingilizce okuyorum. daha ilk sayfalarda karşıma çıkan şu paragraf resmen beynimden vurdu resmen beni. çok fenayım sözlük, yalnızım, depresyondayım, umutsuzum.


now ı think of no one any more. ı don't even bother looking for words. ıt flows in me, more or less quickly. ı fix nothing, ı let it go. through the lack of attaching myself to words, my thoughts remain nebulous most of the time. they sketch vague, pleasant shapes and then are swallowed up: ı forget them almost immediately. ı marvel at these young people: drinking their coffee, they tell clear, plausible stories. ıf they are asked what they did yesterday, they aren't embarrassed: they bring you up to date in a few words. ıf ı were in their place, ı'd fall over myself. ıt's true that no one has bothered about how ı spend my time for a long while. when you live alone you no longer know what it is to tell something: the plausible disappears at the same time as the friends.
devamını gör...
824.
steve goodier "termostat ve termometre arasında bir fark vardır." der. "termometre sıcaklık ölçer ama yaptığı ölçü ile ilgili hiçbir şey yapmaz. oysa termostat sıcaklığı ölçmekle kalmaz, ona göre tepki verir. sıcaklık yüksekse ısıtma işlemine son verir, sıcaklık düşükse ısıtma işlemini yeniden başlatır. termometre edilgin, termostat ise etkin bir aygıttır. ikisinin konusunun da ısı olmasına karşın, ısı konusunda yalnızca termostat tepki verir."

kimi kişiler termometre gibidirler; kendilerine zarar verecek şeylere bile karışmazlar. karşılaştıkları sorun ve zorlukları fark etmenin ötesinde bir şey yapmazlar, bir çözüm bulmaya çalışmazlar, yaşamı yalnızca seyrederler. kendilerini her zaman güçsüz hissederler.
kimi kişiler ise termostat gibidirler. onlar güçlüklerle karşılaşır karşılaşmaz harekete geçerler. daima bir çözüm yolunun bulunduğuna inanırlar. tepki gösterir, kararlar alır, harekete geçerler.

siz hangisisiniz acaba; termometre mi, termostat mı?

ben ülkedeki insanları, üzerinde "beni yıka" yazan arabalara benzetiyorum.

hele bazılarımızın üzeri öyle toz tutmuş ki; roka ekseniz yetişir.
devamını gör...
825.
müslümanlar ne giyerlerse giysinler! burkalardan ona ne? peçeler öfkelendiriyor onu. yo,öfke sözcüğü az kalır.

(bkz: cumartesi)
(bkz: ıan mcewan)
devamını gör...
826.
"saf ve kutsal olana karşı bir özlem ruhumu sarmıştı."

-herman hesse - demian
devamını gör...
827.
şöyle bir bakıyorum da eciş bücüş bi arkadaşlıktı bizimkisi. ama arkadaşlıktı yani. her şeye rağmen olması gerekenden az değildi. paramızı paylaşıyoruz, yemeğimizi paylaşıyoruz daha ne olsun. aynı düşünceleri ve aynı hisleri paylaşmıyor olabiliriz belki ama bir fikir ayrılığı sebebiyle saatlerce kavga etsek ve birimiz yorgun düşüp uyuyakalsa bir diğeri gidip onun üstünü örterdi yetmez mi?

olduğu kadar - feyyaz yiğit
devamını gör...
828.
"sepet diğerlerinin yerini aldı. onundan sekizi hazır. dışta kalan ayağa basınca levha aşağı inecek. her gün on ikiden on sekize kadar. b-g bekliyor olacak. ama nerede? acil cevap bekleniyor. merak etme, arkadaşın seni koruyacak."
arsen lüpen-kibar hırsız, maurice leblanc
herkes felsefi şeyler yazarken benim bunu yazmam garip olacak ama o kadar havalı bulup ezberlemişim, bir havamı atmayayım mı?
devamını gör...
829.
"iyilerin iyi tohumları, kötülerin kötü tohumları vardı. ama tohumları kolayca göremezsiniz. içlerinden biri uyanma hevesine kapılana kadar toprağın derinliklerinde öylece uyurlar. günü gelince küçük tohum gerinir ve güneşe doğru ürkek, sevimli bir filiz sürer. bir gül fidanının yada bir turpun filizi söz konusuysa istediği gibi gelişip serpilmesine karışmasak da olur. ama kötü bir bitkiyse görür görmez kökünden söküp atmalıyız onu."
antoine de saint-exupery*
devamını gör...
830.
'içinden ağlamak geliyordu, oysa gülmesi şarttı.'*
devamını gör...
831.
hiç öğrencilere bahsettiniz mi bundan , hayatın en önemli denkleminden ? kim olursanız olun , ölüm karşısında eşitsiniz dediniz mi hiç ? nerde ! büyük eşitleyici nedir pek sayın öğretmen ? ölüm. ölümün önünde etkisiz eleman gibi kalakalacaksın.

mustafa ulusoy / hayat apartmanı
devamını gör...
832.
"acaba şu anda o ne düşünüyor? herhalde beni değil... niçin?.. onun kafasında bir müddet yaşamak için neleri feda etmem ki?.. her şeyi.."
devamını gör...
833.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
834.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(insan düşüncelerinde allah / murtaza mutahharî)
felsefecileri seviyorum.
devamını gör...
835.
"fakat her şey geçer,her şey unutulur.kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur.insan birazcık da kalender olmalıdır. "

– kuyucaklı yusuf (sabahattin ali)
devamını gör...
836.
yaşamak mı zor çince mi?
osman konuk
/ tehlikeli belki
şiir
devamını gör...
837.
söz saf büyüdür. söz biz insanların sahip olduğu en güçlü armağandır. ve sözü kendimize karşı kullanıp duruyoruz. sözle intikam planı yapıyor , sözle dünyada karmaşa yaratıyoruz. sözü ırklar, ülkeler, insanlar, aileler arasında nefret yaratmak için kullanıyoruz.
sözü o kadar sık yanlışa kötüye kullanıyoruz ki sürekli cehennem rüyasını yaratıp bu rüyada yaşamaya devam ediyoruz. sözün kötüye kullanımıyla birbirimize aşağıya doğru çekiyor, birbirimizi korku ve şüphe kıskacında hapsediyoruz.
söz büyüdür.insan sözü kullanma yetkisine sahip bir büyücüdür. sözün gücünü yanlış biçimde kullanarak sürekli kara büyü yaptığımız söylenebilir. sözün büyü olduğunun farkında bile olmaksızın.
devamını gör...
838.
"-sayın başkan beni bağışlasın, ona edilen hakaret devlete edilmiş demektir.
-müfettiş javert, diye karşılık verdi, ilk adalet vicdandır. bu kadını dinledim. ne yaptığımın farkındayım." sefiller - victor hugo
devamını gör...
839.

sanki hayat önlerinden bütün sıradanlığı ile kayar gibi geçiyordu da o geçerken insan kendinin de geçmesine aldırmıyor, hatta hadi ben de artık geçeyim diyordu. dert, sanki bir manzarayı ve hayat parçasını, başkasının resmini geçmiyor, sabit ve daim zannetmekti.
devamını gör...
840.
fırtınanın ardından havada bu ne inandırıcı güç! yaptığım iyi işler karşıma çıkıp üzerime çullanıyor: doğrusu, benim de buna karşı koyduğum söylenemez.

yolu tutmuş gidiyorum: yürüyüş tempom sokağın bu başında, bu sokakta, bu semtte genellikle söz konusu tempodur. kapılara ve masalar üzerine indirilen tüm yumruklardan, kadeh tokuşturulurken savrulan tüm nüktelerden, yataklardaki sevgili çiftlerinden, yeni yapılmakta olan binalardaki iskelelerden, evlerin duvarları arasında sıkışıp kalmış karanlık sokaklardan, genelevlerdeki sedirlerden haklı olarak ben sorumluyum.

geçmişimi geleceğimle karşılaştırıyorum: ama ikisini de kusursuz buluyor, birini ötekisine üstün göremiyor, benim işte öylesine yüzüme gülen talihin adaletsizliğine atıp tutmaktan kendimi alamıyorum.

ancak odama girince, biraz düşünceye kaptırıyorum kendimi: ama merdivenleri çıkarken üzerinde düşünmeye değer bir şey ele geçirdiğim için değil. pencereyi ardına kadar açmamın ve bahçeli gazinoların birinde hala çalan müziğin pek bir yararı olmuyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"okuduğun kitaptan bir alıntı bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim