gaga bulut'un tahliye olması
bu şahıs düpe düz reşit olmayan çocukları istismar ediyordu.
yine bu tarz hareketlerde bulunmayacağını anlamıştır umarım bu bireyin.
yine bu tarz hareketlerde bulunmayacağını anlamıştır umarım bu bireyin.
devamını gör...
1990'lı yıllar
karışık yıllar. bir kaset düşünün içinde zeki müren, tarkan, barış manço, cem karaca, aşık mahsuni, ahmet kaya, kubat, sezen aksu, ibrahim tatlises, ajda pekkan, ferdi tayfur, nilüfer, edip akbayram, neşet ertaş, özay gönlüm, kazancı bedih, kazım koyuncu, grup vitamin, kayahan, ümit besen hep beraber parçalarını söylüyor. o tarz bir ülke...
devamını gör...
yazarların kitaplığındaki kitap sayısı
şu an dolabımda 13 tane kitap var. niye bu kadar az? çünkü okuduğum kitapları ya kütüphaneye ya okullara ya da çevremdeki insanlara veriyorum. çünkü bir kitabın kitaplıkta yıllarca okunmadan durması hiçbir şeye yaramaz. en azından çevremizdekilere vererek onlarında kitap okumasını sağlayabiliriz.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
düşünerek az öz konuşması,arada kitap cümleleriyle konuşması.
devamını gör...
kadınların sarı veya kızıl saç merakı
kısmen katıldığım başlıktır. sarı tonlar ve kızıl tonlar her kadına yakışmaz. yazarımızın da dediği gibi yakışanı var yakışmayanı var. ya adamırezil eder ya da vezir. ama saçını bu ton aralıklarında boyatmadan yakışıp yakışmayacağını da bilemezsin. yıllarca kızıl tonlara boyatmış biri olarak sarı saç tonlarını ki (sadece açıcı ile uçlarına) uygulatmıştım. değişik bir hava kattığını ve yüzümün sert imajını kırıp yumuşattığını farkettim. ha bir daha sarı tonlarına boyar mıyım? orası muamma. ama bir şeyi denemeden yakışıp yakışmadığını anlamak pek mümkün olmuyor. ten rengi, yüz yapısı vs. gibi etkenler saç kesimini ve rengini belirlese de kesin hüküm vermek zor oluyor. asla yakışmaz dediğin saç modeli veya rengi bazılarına o kadar yakışıp arşa çıkarıyor ki veya kesin bu model sana yakışır bu saç rengi cildine gider dediğin kişide de hayalkırıklığı oluyor çürümüş muz gibi geziyorlar ortada. ayrıca şu her şeyi doğal güzelliğe bağlayıp kadının saç rengine, gönderme yapanlardan da gına geldi. allah aşkına kaçınız doğal güzellikteki birine ilgi duyuyorsunuz, beğeniyorsunuz? her şeyi doğala bağlamayın artık. kişi ne yapıyorsa kendi için yapmalı başkaları için değil.
devamını gör...
kışı güzel kılan detaylar
kar yağmasıdır.
devamını gör...
nerelisin diyen tip
sorduktan sonra beklediği cevabı alamayan yurdum insanı;
-olsun.
-olsun.
devamını gör...
imamoğlu'nun gazi yakınına seni bulurum demesi
bulunca ne yapacak acaba.
devamını gör...
astral seyahat
astral seyahat ruhun göbek kısmındaki bir kordon ile ayrılarak gerçek zamanlı olarak dolaşmasıdır. zamanında çok fazla araştırma yapmıştım, astral seyahat yapmak için beynin uyku durumuna geçmemesi ve ruhsal olarak çok sakin olmamız gerekiyormuş. söylenenlere göre astral boyutta uzaya bile çıkabiliyormuşuz. ve hz. mevlana'nın da astral seyahat yaptığı söyleniyor. ben ne kadar isteyerek yapmaya çalışsam da beceremedim. ama istemsiz olarak bir kere yaşadığım bir durumum vardı.
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.
ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.
sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.
kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.
neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.
sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
devamını gör...
sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez
sokratesin öğrencisi aristokles’e söylediği rivayet edilen söz.
aristokles hocasına yaşanmamış bir hayat da düşünmeye değmez diye cevap verdiği başka bir rivayettir.
aristokles hocasına yaşanmamış bir hayat da düşünmeye değmez diye cevap verdiği başka bir rivayettir.
devamını gör...
boston çay partisi
amerika'daki kolonistlerin büyük britanya'dan gelen yüksek vergili çayı ve büyük britanya'yı protesto etmek için 16 aralık 1773'te boston limanı'nda ingiliz gemilerindeki tonlarca çayı kızılderili kılığına girerek denize dökme eylemidir. bu eylem amerikan bağımsızlık savaşı'nı çıkartan kıvılcımlardan birisi olacaktır.
devamını gör...
crispr cas9 enzimi
canlıların genleri üzerinde daha detaylı araştırma ve değişiklik yapılabilmesi amacıyla, bakterilerin kendilerini virüslerden korumak için kullandığı yöntemlerin temel alındığı dna düzenleme teknolojisi. "düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri" terimindeki kelimelerin ingilizce karşılıklarının baş harflerinden türetilmiş bir isim.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
devamını gör...
save ralph
iki gündür bilinçsiz tüketici olduklarını bildiğim ne kadar insan varsa onlar tarafından sosyal medyada paylaşılan kısa film. tüm iyimserliğimle umarım bu kez biraz da olsa farkındalık kazanmışlardır diyorum.
devamını gör...
zayıflamak
ideal ölçülere gelmek için zayıflamak iyidir.
daha rahat nefes almak, daha az yorulmak, daha rahat uyumak gibi gelişmeler hasıl olur.
not: 40+ kilo veren biri.
daha rahat nefes almak, daha az yorulmak, daha rahat uyumak gibi gelişmeler hasıl olur.
not: 40+ kilo veren biri.
devamını gör...
yeni bile olsa eski duran şeyler
yırtık kot.
devamını gör...
insan genom projesi
orjinal açılımı human genom project (hgp). 1990 yilinda baslayip 2003 yilinda sonlandirilmistir. projenin amaci insani insa eden genetigimizin cozumlenmesi ve tedavisi bulunmayan kalitsal hastaliklara tedavi olanagi saglamak. ayrica sonuclar sadece tibbi alanda degil bir cok alanda (ozellikle evrim) soru isaretleri bulunduran bilinmezlikleri cozumlemeye yardimci olmustur denilebilir.
projeye baslamadan once bilim insanlari once planlamasini yaptilar ve projeyi bir kac asamaya bolduler. oncelik her irk ve cinsten belirlenen sayica insandan kan ve sperm ornegi alindi. proje surecinde dna'larin dizilimi belirlenip haritasi cikarildi. cikan sonuca gore de 20 bin kusure yakin insan geni bulundu ki bu sonuc aslinda tahmin edilen rakamin neredeyse yarisi kadar. projeye amerika, almanya, kanada, cin, rusya, japonya gibi 18 ulke katildi. yaklasik 200 milyon dolara yakin para harcandi.
proje bir cok alanda yarar sagladi dogru. alzheimer, kanser, diyabet, parkinson gibi bir cok hastaliga etkisi oldukca olumlu ama ilerleyen zamanlarda insan turu icin kotuye kullanimi da mumkun. insan genetiginin tamamiyle cozumlenmesi, ilerleyen nesillerin genetiginin oynanmasina neden olabilir. ismarlama bebekler gelistirilebilir ki simdiden bunun orneklerini gormekteyiz. daha zeki, daha guclu, daha guzel-yakisikli nesiller elde edilebilir. bu kulaga hos gelse de bundan yararlanacaklar elbette zengin kesim. yani insanlar arasindaki sinifsal farkliliklari daha da acabilir. olmayan irk ustunlukleri gerceklesebilir mesela, kotuye kullanimi oldukca acik kisacasi. o yuzden bu projeyi destekleyen kadar karsi cikan kesim de fazla.
kaynak www.genome.gov/human-genome...
projeye baslamadan once bilim insanlari once planlamasini yaptilar ve projeyi bir kac asamaya bolduler. oncelik her irk ve cinsten belirlenen sayica insandan kan ve sperm ornegi alindi. proje surecinde dna'larin dizilimi belirlenip haritasi cikarildi. cikan sonuca gore de 20 bin kusure yakin insan geni bulundu ki bu sonuc aslinda tahmin edilen rakamin neredeyse yarisi kadar. projeye amerika, almanya, kanada, cin, rusya, japonya gibi 18 ulke katildi. yaklasik 200 milyon dolara yakin para harcandi.
proje bir cok alanda yarar sagladi dogru. alzheimer, kanser, diyabet, parkinson gibi bir cok hastaliga etkisi oldukca olumlu ama ilerleyen zamanlarda insan turu icin kotuye kullanimi da mumkun. insan genetiginin tamamiyle cozumlenmesi, ilerleyen nesillerin genetiginin oynanmasina neden olabilir. ismarlama bebekler gelistirilebilir ki simdiden bunun orneklerini gormekteyiz. daha zeki, daha guclu, daha guzel-yakisikli nesiller elde edilebilir. bu kulaga hos gelse de bundan yararlanacaklar elbette zengin kesim. yani insanlar arasindaki sinifsal farkliliklari daha da acabilir. olmayan irk ustunlukleri gerceklesebilir mesela, kotuye kullanimi oldukca acik kisacasi. o yuzden bu projeyi destekleyen kadar karsi cikan kesim de fazla.
kaynak www.genome.gov/human-genome...
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
bal porsuğu, meja, ıvanmılınskı.
devamını gör...
nick üzerinden yürümeye çalışmak
yine iyi bak yürüyorlarmış size bana olmaz olsun senin gibi queen diyolar, queenliğin batsın diyolar, queen of the damned diyolar..
devamını gör...
virüsü ilişkiye girerek tedavi eden italyan jinekolog
bir kadın hastasına sende papiloma virüsü var, tedavi edilmezse kansere yol açar diyen doktordur.
tedavisinin ise aşılı birisiyle cinsel ilişkiye girmek olduğunu söyleyip kadını inandırmış ve hastasıyla cinsel ilişkiye girmiş.
kadın daha sonradan işe uyanıp sağa sola haber vermiş.
sapık jinekolog, farklı bir hastaya aynı muameleyi yaparken otelde suç üstü yakalanmış.
video ve haber
tedavisinin ise aşılı birisiyle cinsel ilişkiye girmek olduğunu söyleyip kadını inandırmış ve hastasıyla cinsel ilişkiye girmiş.
kadın daha sonradan işe uyanıp sağa sola haber vermiş.
sapık jinekolog, farklı bir hastaya aynı muameleyi yaparken otelde suç üstü yakalanmış.
video ve haber
devamını gör...
